… ra (---) çârşûsu mükellef ü müzeyyen çârsûlardır. Ammâ kaymağı ve yoğurdu gâyet
lezîzdir
. Ve berber dükkânları dahi gâyet müzeyyendir. Her yevm-i cum‘ada bu Ebâ Eyyûb z …
Ve cümle bin seksen beş dükkândır. Gerçi bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Ammâ haffâf çârşûsu ve lebbân-ı hâlis çârşûsu ve ma‘sûmlara (---) çârşûsu mükellef ü müzeyyen çârsûlardır. Ammâ kaymağı ve yoğurdu gâyet lezîzdir. Ve berber dükkânları dahi gâyet müzeyyendir. Her yevm-i cum‘ada bu Ebâ Eyyûb ziyâretine niçe bin âdem gelüp çârsû-yı bâzârda âdem deryâsı olup kaymakcı dükkânlarının şâhnişînlerinde meks edüp leben-i hâlis ve kışta-yı ebyaz ve asel-i mussaffâ tenâvül edüp safâ ederler. (---)(---)(---)(---). Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… göz göz pişmiş Tophâne somunu, Sabanca somunundan ve Amasiyye Lâdiki ekmeğinden
lezîzdir
kim bu kârhâne sâhibi Îsâ Çelebi'ye bir dervîş du‘â edüp bir vefk vermiş, ol za …
Ehl-i hırefinin memdûh kârlarından nâzik kirde kebâbı ve kirdesi ve lezîz hoşâbı ve levendât içün darı bozası. Ve hâs u beyâz pembe-misâl sünger gibi göz göz pişmiş Tophâne somunu, Sabanca somunundan ve Amasiyye Lâdiki ekmeğinden lezîzdir kim bu kârhâne sâhibi Îsâ Çelebi'ye bir dervîş du‘â edüp bir vefk vermiş, ol zamândan berü Îsâ Çelebi'nin vefk-ı murâdı üzre felek müsâ‘ade edüp ekmeği cihân-ârâdır kim Acem şâhlarına bu Tophâne somunundan götürüp Rûm'dan Isfehân'a üç ayda varup aslâ müteğayyir olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı cümle yoğurdcıyân: Kârhâne 500, neferât 1600, bu tâ’ife Eyyûb'da yüz aded kârhâne-i münakkaşlardır kim ıydeynin üçüncü günlerinde niçe bin âdem cem‘ olup yoğurd ve kaymak tenâvül ederler. Bu lezîz yoğurd meğer Bingöl yaylasında ola, gâyet lezîzdir. Ba‘zı cânlar Eyyûb Sultân'ın kerâmetiyle lezîz olmuşdur, derler. Zîrâ anın şehrinde hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… deryâya bırağup şeb [u] rûz kaya balığı ve izmarid ve istavrid balıkları gâyet
lezîzdir
, anları sayd ederler.
Esnâf-ı düzenciyân: Çırnık 600, neferât 1000, bunlar yek-pâre ağaç çırnıklar ile liman liman olta sicimlerden deryâya bırağup şeb [u] rûz kaya balığı ve izmarid ve istavrid balıkları gâyet lezîzdir, anları sayd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı
lezîzdir
.
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe …
Mâhîlerinin memdûhâtların beyân eder: Evvelâ cümleden levrek balığı ve kefâl balığı gâyet kalaklı balıkdır ve kalkan balığının kalağı yokdur. Ammâ âh cânım kalkan balığı gâyet lezîzdir. Nisâ tâ’ifesi yiseler elbette hâmile kalır. Devr-i Âdem'den beri nef‘i tecrübe olunmadadır. Ve birer karışdan ziyâde kırmızı başlı kızılca tekir balığı kızılbaşlı olmağıla bu dahi lezizdir. Ve kaloz balığı ve erba‘înde uskumru balığı ve niçe bin elvân mâhîleri vardır. Ammâ memdûh olan zikr olunan balıklardır. Bunlardan ziyâde muhabbet edüp üzerine bin cân ile kurbân olup bey‘ [u] şirâsı mahallinde ceng [ü] cidâl edüp kan etdikleri mâhî cânım hapsi balığıdır. Rûz-ı hamsînde zâhir olduğiyçün hamsi balığı derler ve hamsîn gününde çıkmasının sebebi İskender-i Kübrâ asrında bir üstâd-ı kâmil gelüp ruhbân ve bıtrîklere gıda olsun içün Moloz kapusundan taşra derya içinde bir amûd üzre bir hamsi balığı sıfatında bir tuç balık tılsım edüp rûz-ı hamsînde ol mâhîden bir sadâ zâhir olunca Karadeniz'de olan cümle hamsi balıkları Tarabefzûn limanına gelüp sâhil-i bahre düşerler. Ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden rûy-ı dünyâya kadem basdıkda niçe bin mutalsamât u âteş-gede-i Nemrûd sönüp mutalsamlar münhedim olup bu hamsi tılsımı dahi yıkılup deryâya düşer. Lâkin deryâya müte‘allık tılsımât olmağıla hâlâ ameli nâfiz olup her sene yevm-i hamsînde hapsi mâhîleri karaya düşdükde yâhûd meneksile nâm kayıklarla mâl-â-mâl iskeleye geldikde balık dellâlları vardır, bu lisân ile nidâ eder: "Ey muhterûn, ey muhterûn. Esi çıfata zûn, den hurdesin, samur bâdâ taraşa, ey lefte karûn, ahnı kulup ipsarya, ala pamun, ey ümmet-i Muhammet ala pamun" deyüp bir gûne mürver ağacından boruları var. Bir kere sûr urunca azamet-i Hudâ eğer cemâ‘atle namâzı kılar istimâ‘ ederse ol ân namâzı bırağup hamsi balığına segirdirler. "Namâz bulunur ammâ hapsi bulunmaz" deyü câmi‘de imâm ve mü’ezzin dahi namâzı bozup "Ahçacuğumla bir makrama hapsi var" deyü ol nâzik sırmalı makramalara balığı koyup reftâr ederek balığın suyun akıdup giderken ba‘zılar balığın suyu akdığına acıyup "Bre palığın suyın ya ne akıdırsın, suyına bir pilavcık salsana" deyü birbirlerine 253a latîfe ederler. Yine murâd olan latîfedir. Bir kerre Çiço Hüseyin nâm bir kimesne ehliyle halet-i muhammışda ala-vere safâsında iken {balık dellâlının boru çalduğun istimâ‘ edüp} ehlinden balığın çeküp alıp uçkurun bağlayarak iskele başına gelüp hapsi balığı aldığı meşhûrdur, ammâ hakîr görmedim. Lâkin bir kerre balık meneksile borusu çalınınca (---)(---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerleri zâhir olur. Balıkçı bunlardan akçe isteyüp uryân âdemde akçe olmamağla balıkçıya kefîl vermiş. Balıkçı "Balık emîni kefîl ve yemîn almaz, hemân akçedür" deyince "Bre âdem, işte şu âdemler şâhid olsun imanım sana verdim" dermiş. Balıkçı da "Ben, kendim namâzlı îmânımdan bezdim, al benimki de senin olsun" demiş. Bu gûne hapsi balığı latîfeleri Tarabefzûn şehir oğlanları zurefâsı mâbeyninde darb-ı mesel olmuş latîfeler vardır. Ve yine Tarabuzun zurefâları Çiço re‘âyâlarına ulaşup derler kim, Tekerleme:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b–253a ·
metinde göster ·
… e dörd yüz büleyde ve kasabâtlara uğrar, ammâ Erzurûm sahrâsında ibtidâsı gâyet
lezîzdir
kim hakkında Cenâb-ı Bârî Kur’ân-ı azîminde ve Furkân-ı mecîdinde yâd eylemişdi …
{Evsâf-ı nehr-i azîm, mâ-i Furât: Bu nehrin evsâfı tâ Aşağı Eğerli dağ evsâfı başında yazıla} Erzurûm sahrâsının tâ ortasından nehr-i azîm mâ-i Furât cereyân eder kim Gürcîstân tarafının cânib-i şarkîsinde Dumlu Baba Sultân ziyâretgâhının kayası dibinden çıkup cânib-i garba cereyân ederek Erzurûm sahrâsında niçe batak ve halîc ve buhayre ve tar‘alar olup niçe kerre yüz bin Bağdâdî turnalara kân-ı mekân olup andan karye-i Kân dibinden geçüp ikinci konakda kal‘a-i Kemâh dibinden ubûr edüp andan İzolı Ekrâdı içre Bingöl yaylasından gelir nehr-i Murâd'a mahlût olup deryâ-misâl Malatiyye kurbundan cereyân eder ve kal‘a-i Semisat'a Kal‘atü'r-Rûm'a ve kal‘a-i Birecik'e ve Cisr-i Bombuç'a ve Bolis'e ve kal‘a-i Ca‘ber'e ve kal‘a-i Rakka'ya ve Rûhbese'ye ve Karkisa'ya ve Ane'ye ve Haddîşe'ye ve Hiyet'e ve Ebyâr'a ve Takuk'a ve Hılle'ye ve Kûfe'ye uğrayup andan Batâyıh'da Kurna kal‘ası dibinde Şattu'l-Arab'a mahlût olup deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim Basra önüne Hindistân gemileri gelir nehr-i deryâdır. Ammâ deverân [u] cereyânı, tulû‘ [u] gurûbu cümle dörd yüz fersah yerdir ve dörd yüz büleyde ve kasabâtlara uğrar, ammâ Erzurûm sahrâsında ibtidâsı gâyet lezîzdir kim hakkında Cenâb-ı Bârî Kur’ân-ı azîminde ve Furkân-ı mecîdinde yâd eylemişdir. Âyet; Sûre-i ve'l-Mürselât Arapça âyetin cümle müfessirîn bu Erzurûm suyuyla tefsir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
kim niçe kerre nûş etdik, bu hâlâ seyâhat edüp manzûrumuz olan Bahr-i Haraz zeh …
Andan bu zamân-ı seyâhatimize gelince Hicret-i Nebevî'den bin elli yedi sene olup İskender'den bu âna dek bin tokuz yüz otuz tokuz sene olmağıla mezkûr sedd-i İskender'in câ-be-câ yerleri münhedim olup niçe yerde burc [u] bârûları kalmışdır. Her biri birer sedd-i Kahkahâ-misâl nümâyândır. Ve handak-i amîkleri rimâl-i türâb ile mâl-â-mâl olmuşdur. Manzûru olanlara nihân değildir. Ammâ Târîh-i Tuhfe kavli üzre "Bu Bahr-i Haraz'dan İskender'in yetmiş günde ka‘r-ı zemînde hafr etdirdiği yerden Bahr-i Haraz yol bulup zîr-i zemînden cereyân ederek Faşa çayıyla Karadeniz'e munsab olur", demiş ammâ hakîr buna i‘tirâz etdim ki bin elli târîhinde Azak gazâsına giderken kal‘a-i Tarabefzûn'dan Mikrilistân'a ve andan Abaza diyârına giderken mezkûr Faşa çay-ı azîminin sâhilinde meks edüp, bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir kim niçe kerre nûş etdik, bu hâlâ seyâhat edüp manzûrumuz olan Bahr-i Haraz zehr-i mâr-misâl bir semm-i helâhîl-i Bahr-i Haraz'rdır, âdem tahâret etse avret yerini âteş-misâl yakar. Niçe zîr-i zemînden Faşa çayının âb-ı hayâtıyla Karadeniz'e mahlût olur, galat tefekkürdir. Zîrâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a ·
metinde göster ·
… den mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan
lezîzdir
. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdı …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
Ve bu buhayre içre bir gûne pullu balık olur gâyet
lezîzdir
ammâ tepesinde iki sivri kemiği olup anı kırıp ba‘dehû balığı pişirüp yerler, g …
Ve bu buhayre içre bir gûne pullu balık olur gâyet lezîzdir ammâ tepesinde iki sivri kemiği olup anı kırıp ba‘dehû balığı pişirüp yerler, gâyet mukavvîdir ve cimâ‘a gâyet takviyet verir. Eğer ol kemikleri çıkarmadan pişirseler balığın eti sebz-gûn olup balığı acı eder. Ol kemiği bir gayri diri balığa sancalar ol ân diri balığın vücûdu mahv olur. Anınçün bu buhayre balıkları bu kemik sâhibi olan balıkdan havf ederler ammâ gâyet lezîz balıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
Memdûhâtından, mâr mâhîsi ve mâhî-i pisisi ve mâhî-i yılaryası olur, gâyet
lezîzdir
. Bu kasabadan yine cânib-i cenûba cisr-i buhayre üstünden ubûr edüp (---) sâ‘at …
Memdûhâtından, mâr mâhîsi ve mâhî-i pisisi ve mâhî-i yılaryası olur, gâyet lezîzdir. Bu kasabadan yine cânib-i cenûba cisr-i buhayre üstünden ubûr edüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
… emiz ve lezîz olur. Ve şalgam-misâl bir gûne şey olur, ana alabaş derler, gâyet
lezîzdir
. Semiz et ile kalbe ederler, gâyet mukavvî ve serî'l-hazmdır. Şalgam lezzetine …
Me‘kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu: Beyâz ekmeği ve semiz kıvırcık koyun eti ve sığır eti gâyet semiz ve lezîz olur. Ve şalgam-misâl bir gûne şey olur, ana alabaş derler, gâyet lezîzdir. Semiz et ile kalbe ederler, gâyet mukavvî ve serî'l-hazmdır. Şalgam lezzetine müşâbeheti var ammâ reng-i rûyu alaca olduğundan alabaş derler. Hakkâ ki yine âdem başı kadar vardır. Ve Tuna mâhîlerinden morina balığı ve çığa balığı ve sazan balığı ve lom balığı (---) ve niçe yüz bin elvân mâ’ideleri vardır kim her biri bir ta‘amındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… a bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i
lezîzdir
" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği b …
{Vâkı‘a-i Melek Ahmed Paşa ve ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâlih}: İmdi Evliyâm bu vâkı‘anın ta‘bîri min kıbeli'l-Hak ilhâm ile eyledir kim Allahu a‘lem ve Resûluhû bu gice vâkı‘amda bu hakîre ekmek verüp "Bu ekmeği Kürdistân'da bir Kürd âdemîsi pişirir. Sana Van'ın iç kal‘asında verdiğim beyâz nân-pâre-i lezîzdir" dediği Allahu a‘lem bize sa‘âdetlü pâdişâh eyâlet-i Van'ı vere. Ve ol ekmeği bir kerre İpşir istedi, ekmeği pişiren Kürd, İpşir'e ekmeği vermedi, dediği saltanat-ı İbrâhîm Hân'da İpşir'e eyâlet-i Van'ı verdiler. Van ekrâdları İpşir'e ekmeği yedirmeyüp balyemez toplar ile şehre komayup hâ’ib u hâsır gelüp gitdi. Ve ekmekde olan kanlı pâre Kaya'ma gönder, yıkayup yesin, dediği Allahu a‘lem Kaya Sultân ehlim bir hâliyle kanlı şehîd olur. Ve Bitlis Hânı'na dahi ol kanlı ekmekden ver, yesin, dediği Allahu a‘lem ol dahi benim elimde şehîd ola. Zîrâ anın hakkında Sultân Murâd merkûm "Ahmed sana Diyârbekir'i verdim. Bolay kim Bitlis Hânı'ndan intikâm alasın. Zîrâ Revân'dan gelirken sarâyına konup yüz kîse ihsân etdim. Ve on yedi aded evlâdlarına serbeser ze‘âmetler in‘âm edüp Van kulunun Muş harâcın kendüye mü’ebbed ocaklık tarîkiyle hîbe eyledim. Bağdâd'a giderken ve gelirken gazân mübârek ola, demeğe istikbâlime gelmedi. Elbette Ahmed, Bitlis 182b Hânı'ndan intikâm al, demiş idi. Bu gice vâkı‘amda kanlı ekmekden Bitlis Hânına ver, dedüğü belki benim elimde hân şehîd ola, dedi. Ve vâkı‘amda Murâd Hân'ın "Sen de ol ekmekden ye" dediğü Allahu a‘lem ecel-i müsemmâmız tamâm olduğu günlerde biz de şehîd olmak görünür. Bu vâkı‘ayı Melek Paşa kendüsü görüp kendüsü ta‘bîr etdi. Hakîr eyitdim "Sultânım, bu vâkı‘ayı bana söylediniz. Eğer âfâkî ve eğer enfüsî ilhâm-ı Rabbânî ile yâhûd kavl-i İbn Sîrîn ta‘birnâmesi üzre ta‘bîr etmek bana düşerdi. Ammâ beni ta‘bîr etmeğe komayup yine kendiniz ta‘bîr edersüz" deyü gördüğü rü’yâ-yı sâlihaları bir gayri hüsn-i tevcîh ile ta‘bîr etdim. "Yok Evliyâm, bu vâkı‘a hüsn-i tevcîh kabûl etmez. Hemân min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile ta‘bîr etdim. Elbette biz Van ve yâhûd Erzurûm u Diyârbekir {valisi} olup Bitlis Hânına bir gûşmâl ederim ve Kaya Sultân da ol kanlı ekmekden yeyüp şehîd-i hurre olur. Ve ben de şehîd olurum. Bu vâkı‘anın ta‘bîri budur. Elbette olacak olur" deyüp bu beyti terennüm etdi, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a–182b ·
metinde göster ·
… ur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve
lezîzdir
ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… bağı Van'da tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır tabh olup gâyet
lezîzdir
ve teresi ve soğanı ve fûmı ve kırpısı ve harbuzası dahi memdûhdur.
Der-beyân-ı nebât-ı sebzevât: Evvelâ Van lahanası ekâlîm-i seb‘ada yokdur kim ikisi bir bâr-ı şütür lahanası olur kim her biri fil şikemi kadar olur ve gâyet rakîk varakları olur, gûyâ berk-i bândır ve ma‘denüvâzı ve kerefisi ve mevzûn su kabağı Van'da tenâvül olunur ve çiriş ta‘bîr ederler bir giyâhdır tabh olup gâyet lezîzdir ve teresi ve soğanı ve fûmı ve kırpısı ve harbuzası dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları bâdem gibi
lezîzdir
. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ammâ ulemâsı meşh …
Evvelâ yedi elvân gendümü olur kim gûyâ gılâl-ı Havrân-ı Şâm'dır ve şa‘îri gûyâ Sivas arpasıdır ve baklası ikişer dirhem gelir, danedâr fûli olur kim bir diyârda olmaz. Sâ’ir hubûbâtları dahi ana göre kıyâs oluna. Ve Kelenter kavli üzre yigirmi bin bâğdır, dedi. Cümleden âbdâr engürü Şâm'ın zeynî üzümüne ve Bozcaada'nın misket üzümüne ve İslâmbol kurbünde Bâzârköy kumla üzümünden lezîz ü âbdâr ve hoş-hor üzümü olur. Hatta efvâh-ı nâsda ve gayrı büldânda bir mahbûb-ı zamânı bir nâ-sezâ merd ile görseler "Şeledirende içre Rûmiyye engürü gibi yancılmış cüvândır." derler. Hâlâ elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuş bir mümessek âbdâr u ter engürü olur. Ve sâ’ir envâ‘-ı müsmirrâtından memdûh olan fâkihesi yetmiş gûnedir. Ammâ nebî emrûdu ve meleçe emrûdunun aslâ nazîri yokdur. Eyle âbdâr emrûdlardır kim şırası şır şır akar ve âlusı ve âluvı ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları bâdem gibi lezîzdir. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ammâ ulemâsı meşhûr değildir. Lâkin sulehâsı gâyet çokdur. Hatta nihânîce cemâ‘atle namâz kılar Sünnîleri dahi çokdur. Cümle tarîk-ı Hâcegân fukarâlarıdır kim âsitâne-i Koçağa sultândır. İklîm-i (---) bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve dericedir. Ve tâli‘-i imâreti sünbülede vâki‘ olup beyt-i Utarid-i turâbîdir, dimişler. Anınçün cümle hubûbâtının sünbülesi "Miete habbe." olup ezheriyyâtı Utarid-i ıtriyyât gibi dimâğ-ı insânı mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
… si ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet
lezîzdir
kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu …
Irâk-ı Acem'de hâk-i Gazvîn'de hâlâ sultânlıkdır kim bin nökere mâlik Pîr Yâr Sultân'dır. Bânîsi Âl-i Abbâsiyân'dan el-Müstekfî Billah'dır. Gazûb pâdişâh olmağile oğlu el-Müstemsik Billah'ı bu kende nefy-i beled edüp bu kal‘ayı evlâdı haps olmağiçün binâ edüp ismine anınçün Deylem dediler. Hâlâ Deylem-i Irâk derler, ya‘nî Irâk zindânıdır. Irâk-ı Arab deylemi Kudüs kurbünde kal‘a-i Kerek'dir. Rûm'da mahbeshâne kal‘a-i Rodos'dur. Diyâr-ı Acem'de deylem kal‘a-i Kahkahâ'dır, diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup'dur, diyâr-ı Leh'de kal‘a-i Kamaniçse'dir, diyâr-ı Budin'de Usturgon kal‘asıdır ve diyâr-ı Alman'da kal‘a-i Pojon'dur. Bu mezkûr kal‘alar cümle zikr olunan diyârların esfeli gibi sicin deylemleridir. Ammâ bu Deylem-i Irâk cümleden eşeddir. Gerçi sarp kayalı değildir ammâ binâ cihetinde Deylem-i Müstekfî deyü nâm-ı bed-nâm vermişdir. Lâkin cirimde Sorhbîd kal‘asına mânenddir. Kûh-ı Deylem dâmeninde bir pest-pâye püşte üzre nümâyişli bir kal‘a-i sicn-i Irâk'dır. Aşağı varoşu ancak iki bin hânedir ammâ binâları gâyet atîkdir. Halkı ulemâ olmağile her mülûka itâ‘at edüp şehri gâret olunmadığından köhne binâ hâne-i zîbâları vardır ve câmi‘ ü hân u hammâm u çârsû-yı şâhîsi vardır. Hevâsı gâyet latîf olduğundan necîb ü reşîd püserleri ve ders-i Aristo Şâfi‘îyyü'l-mezheb âdemleri vardır. Hatta Tefsîr-i Deylemî sâhibi (---)(---) hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu şehr-i imâr olduğiçün Tefsîr-i Deylemî derler. Bâğ u bâğçesi ve meyvesi firâvândır. Andan gendümü danedâr sorh-endâmdır. Lâkin nânı gâyet lezîzdir kim gûyâ nân-ı Hemedân'dır. En a‘lâ ve matîf gendümü Kal‘atü'l-Mut binâ olduğu Rudbâr nâhiyesinden gelir ammâ terbiye ile hûb nânı olur. Bu şehir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
… esesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim birbirlerinden
lezîzdir
. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lulub nâm b …
Kal‘a-i İmâdiyye içindeki âb-ı hayât kuyuları beyân eder: Cümle (---) aded âb-ı zülâlden nişân verir çâh-ı mâlardır. Evvelâ Hân Sarâyı içindeki kuyu seng-i hârâdan kesilmiş bir bi’r-i azîmdir. Vasfında lisân kâsırdır. Sâhibü'l-hayrât Sultân Hüseyin halîfe iken mâl-ı firâvân sarf edüp kazdırmışdır ve yetmiş arşın derindir ve âb-ı hayâtdır. Cümle atşân andan âb-ı bâridi nûş edüp sâhibü'l-hayra hayr du‘â ederler. Ve Kadı medresesi kurbünde dahi bir âb-ı nâblı kuyu vardır. Ol mahalle halkı andan nûş ederler. Ve mezâristân kurbünde mahkemeye karîb bir âb-ı rakîk bi’r-i mâ vardır. Ve Seyyid Hân medresesinde memdûh-ı âlem üç aded âb-ı hayât çâh-ı mâlar vardır kim birbirlerinden lezîzdir. Büyük kuyunun umku kâmil altmış zirâ‘dır. Ve Muzurî kapusu yanında Lulub nâm bir kuyu vardır, âb-ı kevserden nişân verir. Ve Hammâm kuyusu sehel şorcadır. Ve Ulucâmi‘ kuyusu, mâh-ı Temmuz'da yah-pâre-misâl bir âb-ı tahûrdur. Bu bi’r-i azîm dahi vâcibü's-seyr bir çâh-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i me’kûlât-ı Hasankeyf: Şalgamı gâyet büyükdür ve
lezîzdir
. Bir kerre Hasankeyfli bin sun‘-ı Hudâ şalgam-ı kebîri Sa‘îrd'e hedâyâ gönderir …
Sitâyiş-i me’kûlât-ı Hasankeyf: Şalgamı gâyet büyükdür ve lezîzdir. Bir kerre Hasankeyfli bin sun‘-ı Hudâ şalgam-ı kebîri Sa‘îrd'e hedâyâ gönderirler. Sa‘îrd'in pürçüklüsü ya‘nî kırmızı havucu büyük olmağile Hasankeyf'in şalgamın delüp Sa‘îrd havucu sokup Hasankeyf'e gönderirler. Hasankeyfli bundan bir nükte anlayup asker cem‘ edüp Sa‘îrdli ile bir havuç ve şalgam içün ceng-i azîm {etdiklerin hâlâ meşhûr olup mâbeynlerinde adâvetleri vardır}. 389b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389a–389b ·
metinde göster ·
… sâhilinde ve dahi ba‘îd yerde göl göl olup kara çam sakızları kaynar ammâ gâyet
lezîzdir
. Gûyâ mastaki sakızıdır ammâ esmerü'l-levndir. Ve bir gûne lezzeti vardır kim y …
Menzil-i Kargaçamı: Musul hâkinde Şat kenârında bir ma‘âdin-i sun‘-ı Hudâ'dır kim Rûm u Arab u Acem'de misli yokdur. Şatt sâhilinde ve dahi ba‘îd yerde göl göl olup kara çam sakızları kaynar ammâ gâyet lezîzdir. Gûyâ mastaki sakızıdır ammâ esmerü'l-levndir. Ve bir gûne lezzeti vardır kim yeyenin dimâğın mu‘attar eder. Ve her sabâh birer miskâl isti‘mâl edenin vücûdunda safrâ ve sevdâ ve balğam ve sâ’ir ahlâtı cümle mahv edüp batn-ı insânda olan solucanları cümle kırup tahtânî amel eder. Ve kuvvet-i basarı ziyâde edüp dendân-ı benî Âdemi dürdâne gibi pâk u mücellâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
Menzil-i cisr-i nehr-i Burut: Kenârında meks olup çitden örülmüş cisrini küffâr kesüp bu nehr-i azîmi karşu geçmede hayli usret çekilüp ibtidâ karşu cânibe sallar ve potlar on beş bin tüfeng-endâzân geçürüp anlar karşu tarafda fi'l-hâl tabur kazup mütehassın olduklarında bizler dahi bakıyye-i asker ile alâ mehel karşu tarafa ubûr etdikde hemân dağlar içinden bizim askere beş bin koyun ve beş yüz sığır ve yüz araba ekmek Boğdan'ın re‘âyâlarından geldikde cümle askere tevzî‘ olup azîm ganîmet surûr [u] şâdumân oldu, ammâ mezkûr nehr-i Burut geçit vermez, dîvâne akar bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir. İbtidâ tulû‘u tâ Leh vilâyetinden ve Erdel vilâyetinin Seykel dağlarından gelüp Boğdan diyârından cereyân ederek gelüp şehr-i İbrâ’il ile kal‘a-i Kalas mâbeyninde nehr-i Tuna'ya munsabb olur nehr-i ârizdir. Ba‘dehû bu nehr-i Burut'dan kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… ığır eti beş dinara, ammâ Sakız cezîresi sığırı gibi bunun dahi sığır eti gâyet
lezîzdir
. Ve cümle kefereleri koyun eti yemezler, cümle bakar lahmı yerler, zîrâ "Koyun …
Ve hakîkatü'l-hâl vilâyetleri taşlı yer olmak ile kaht u galâ yerdir. Bir at yemi elli akçeye ve bir vukiyye otluk dörd akçeye ve elli dirhem firancıla nâm beyâz kar gibi ekmek bir dinara ve bir vukiyye sığır eti beş dinara, ammâ Sakız cezîresi sığırı gibi bunun dahi sığır eti gâyet lezîzdir. Ve cümle kefereleri koyun eti yemezler, cümle bakar lahmı yerler, zîrâ "Koyun eti muzırdır, sığır eti nâfi‘dir kim âdemi rî edüp tabi‘at-ı insânı be-kavl-i hukemâ mu‘tedil dutar" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle
lezîzdir
kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâ …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
… dağları cümle bâğlardır. Hevâsının letâfetinden halkı sağlardır. La‘l-gûn üzümü
lezîzdir
, ammâ suyu sehel şorakçadır, ya‘nî geren acıdır. Ammâ halkı ankâ bâzergânlar ve …
Ve bu şehrin maşrık tarafı, tâ yukaru kal‘a-i köhneye varınca dağları cümle bâğlardır. Hevâsının letâfetinden halkı sağlardır. La‘l-gûn üzümü lezîzdir, ammâ suyu sehel şorakçadır, ya‘nî geren acıdır. Ammâ halkı ankâ bâzergânlar ve garîb-dostlardır. Ve gâyet ucuzluk ve ganîmet yerdir. Mahbûbu gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a ·
metinde göster ·
… p bu dahi bir buhayre-i azîmde hânlık büyük tuzladır kim milhi milh-i Ücâc gibi
lezîzdir
kim dağlar gibi kesile kesile tuzlar yığılıdır. Andan,
Evvelâ Gözlev'den maşrık tarafına 4 sâ‘at leb-i deryâ ile gidüp ve Gözlev emîni tuzlasın geçüp bu dahi bir buhayre-i azîmde hânlık büyük tuzladır kim milhi milh-i Ücâc gibi lezîzdir kim dağlar gibi kesile kesile tuzlar yığılıdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… lup tûl-ı zamânda rengine tağayyür gelmeyüp gûyâ şeceresinden henüz kopmuş gibi
lezîzdir
. Hulâsa-i kelâm Sudak elması gibi bir elma olmazdır. Hudâ ziyâde ede.
Elması rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ Malatiyye Aspuzu bâğının nâzlı elmasından ve Rûmeli'nde Köstendil bâğı elmasından bu Sudak tüffâhı meşhûr-ı âfâkdır kim misk-i amber gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Hattâ musannifîn ve mü’ellifînden (---)(---) kimesne 136b(---) nâm kitâbı dibâcesinde "Ve râhin râhı râhın misle tüffâh ve billâhi i‘tasım, ammâ yasım" dediği tüffâh bu Sudak bâğı elmasıdır kim İzmit sancağı müşâsında Kocaeli şehrinin misket elmasından lezîz ve hoşhor ve ho[ş]-lezzet bu Sudak yablokasıdır kim asfaru'l-levn sekizi bir vukıyye gelüp içinde çekirdeği çıkar(?) tüffâhdır kim tenâvül edenin dimâğları mu‘attar olup gâyet mukavvîdir. Hattâ beyâz kutular içinde pembelere bu elmaları sarup sarmalayup Kırım hânlarına ve sultânlar vüzerâlarına niçe yüz kutu elmayı hedâyâ götürürler. Husûsan niçe bin kutular ve niçe yüz sepetler ile pembeye sarılmış mümessek elmaları gemilerle tâ İslâmbol'da Âl-i Osmân pâdişâhına ve ulemâya ve vüzerâya hedâyâ götürürler. Henüz letâfeti ve halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda rengine tağayyür gelmeyüp gûyâ şeceresinden henüz kopmuş gibi lezîzdir. Hulâsa-i kelâm Sudak elması gibi bir elma olmazdır. Hudâ ziyâde ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a–136b ·
metinde göster ·
… -i Kuban'dır. Ve şark tarafı Kuban nehrinden azmış bir azîm sığlık göldür, ammâ
lezîzdir
.
Kal‘ası bir kumsal zemînde şekl-i murabba‘ kârgîr ve yalın kat dîvârlı sarp kal‘adır kim cirmi dörd yüz adımcıkdır. Her köşesinde birer kullesi var. Her burcları üstlerinde tahta örtülü kubbesi var, ammâ etrâfında handakı yokdur, zîrâ alçak ve kumsaldır. Bir karış kazsan su çıkar. Handak olmak mümkin değildir. Ve içinde cümle yüz aded toprak ile mestûr hâne-i ma‘mûrları vardır. Ve kıblesi tarafı nehr-i Kuban'dır. Ve şark tarafı Kuban nehrinden azmış bir azîm sığlık göldür, ammâ lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
… r sen yeme, eğer lezzetin bilmek istersen bir avredi bir kerre öp, gör ne kadar
lezîzdir
. Eğer âdem etin yersen lezzetinden hayât-ı câvidân bulup bizim gibi çok yaşarsı …
"Acıdır sen yeme, eğer lezzetin bilmek istersen bir avredi bir kerre öp, gör ne kadar lezîzdir. Eğer âdem etin yersen lezzetinden hayât-ı câvidân bulup bizim gibi çok yaşarsın" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
. Bu mahalde Azak'dan getirdiğimiz etler ve söğüşler ve ekmekler cümle sovukdan …
Menzil-i Cibilli: Bunda dahi kuyular vardır ammâ lezîzdir. Bu mahalde Azak'dan getirdiğimiz etler ve söğüşler ve ekmekler cümle sovukdan taş gibi olup yemeden kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… i olur. Ve bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr cirmi on üç mîldir. Ve âb-ı bâridi gâyet
lezîzdir
. Ve bu kasaba-i ma‘mûre bu buhayrenin sâhilinde vâki‘ olup cümle isti‘mâl etdik …
Bu gölde gûnâ-gûn semekler sayd etdik. Gâyet lezîz mâ’ideleri olur. Husûsan turna balığı ve sazan balığı ve niçe bin elvân mâhîleri olur. Ve bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr cirmi on üç mîldir. Ve âb-ı bâridi gâyet lezîzdir. Ve bu kasaba-i ma‘mûre bu buhayrenin sâhilinde vâki‘ olup cümle isti‘mâl etdikleri âb-ı rahmet bu göldendir. Cümle re‘âyâsı Rûm ve Bulgar kefereleridir, ammâ müselmânları azdır nasârâsı gâlibdir, zîrâ serbest vüzerâ hâssıdır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
… l-hayât: Bu şehrin iki yerden suları gelir ammâ ısıcakdır, ammâ Kâsım Paşa suyu
lezîzdir
. Biri dahi Eski Anabolı'dan gelir {ammâ sehel acıcadır.}
Der-uyûn-ı cân-perver-i aynı'l-hayât: Bu şehrin iki yerden suları gelir ammâ ısıcakdır, ammâ Kâsım Paşa suyu lezîzdir. Biri dahi Eski Anabolı'dan gelir {ammâ sehel acıcadır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
… sularında kükürd râyihası vardır, ammâ bunda aslâ eyle bir ta’am yokdur, gâyet
lezîzdir
. Ve cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâdır.
Ve şehirden nîm sâ‘at ba‘îd şimâl tarafında Germâb hammâmı. Yed-i kudret eyâlet-i Anatolu'da çok germâb ılıcalar vardır, ammâ bu Simav ılıcaları gibi rub‘-ı meskûnda yokdur. Ahâlî-i şehrin sâhib-i tab‘ olan kimesneleri bu âbdan getirdüp nûş ederler. Cemî‘i ılıca sularında kükürd râyihası vardır, ammâ bunda aslâ eyle bir ta’am yokdur, gâyet lezîzdir. Ve cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22a ·
metinde göster ·
… ‘ limonu var ve limon turş içinde yine kabuklu bir küçük limon dahi olur, gâyet
lezîzdir
. Arapça
Ve'l-hâsıl zerre ve şemme mikdârı kusûrdan müberrâ bir bâğ-ı Merâm'dır kim yetmiş gûne üzümü ve yigirmi elvân emrûdu ve yigirmi nev‘ limonu var ve limon turş içinde yine kabuklu bir küçük limon dahi olur, gâyet lezîzdir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54b ·
metinde göster ·
… dât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde
lezîzdir
ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Bala …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… iyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir. Ve bunun kuru incîri dahi pâk ve
lezîzdir
, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr içre mülâmma‘ olmuş rimâl-âlûd bû …
El-hâsıl bu Sultânhisârı incîrinin letâfeti ve ta‘mı gayri diyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir. Ve bunun kuru incîri dahi pâk ve lezîzdir, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr içre mülâmma‘ olmuş rimâl-âlûd bûriyâlar üzre kurudurlar. Ammâ bu Sultânhisârı'nda pâk sergiler üzre beyâz çârşefler üzre dâne dâne ale't-tertîb serüp şiddet-i hârda kemâlin bulunca hûş-ı tuyûrdan ve rîh-i gubârdan huddâmları hıfz ederler. Hevâda bir kesâfet olsa yine beyâz çarşaflar ile setr ederler. Anıniçün bu Nâzlı incîrinin kurusu makbûl-i hâs [u] âmdır ve gâyet latîf ve nerm tâmdır. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i şarka Q 46b Nâzlı sahrâsı içre iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… Ve hikmet-i Hudâ bir gûne limonu olur, içinde bir küçük limonu dahi var, gâyet
lezîzdir
. Aceb sun‘-ı Hudâ'dır ki taşrası ekşi içindeki tatlı
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç kavunu çokdur. Ve on bir gûne limonu olur. Ve hikmet-i Hudâ bir gûne limonu olur, içinde bir küçük limonu dahi var, gâyet lezîzdir. Aceb sun‘-ı Hudâ'dır ki taşrası ekşi içindeki tatlı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107a ·
metinde göster ·
… " deyü ricâ etse, ol ân bi-emrillâh yine ayn cereyân edüp nûş ederler. Bir âb-ı
lezîzdir
, "Alâ memerri's-sinîne ve'ş-şuhûr" dâ’imâ hilkati böyle olup bu hâl üzre cârîdi …
Ayn-ı Dilbiyye: Bir kayadan şâzrevân-misâl pertâb eder. On adım mikdârı cereyân edüp yine ol mahalde şeyh Mes‘ûd hazretleri bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Mezkûr nehir ol âsitânenin altına girüp gâyib olur. Ammâ bu aynın hâssası bir âdem hummâ marazına mübtelâ olsa ale's-sabâh üç gün girse halâs olur. Cenâbet âdem girse gâyib olur. Su içmek murâd edinen âdem aynın başına varup "Yâ şeyh Mes‘ûd iskınî atşânî" deyü ricâ etse, ol ân bi-emrillâh yine ayn cereyân edüp nûş ederler. Bir âb-ı lezîzdir, "Alâ memerri's-sinîne ve'ş-şuhûr" dâ’imâ hilkati böyle olup bu hâl üzre cârîdir. Ba‘zılar bu ayna Mes‘ûd Atşânî derler, ulu ziyâretgâh ve âb-ı nâbdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
… bîoğlu dağlarından gelüp yine Minye gölüne mahlût olur bur küçük ırmakdır, ammâ
lezîzdir
. Ve bu mahalde Taberistân kal‘ası Minye gölü kenârında bir azîm kal‘a imiş. Tim …
Ayn-ı Vâdî: Bu Türâbîoğlu dağlarından gelüp yine Minye gölüne mahlût olur bur küçük ırmakdır, ammâ lezîzdir. Ve bu mahalde Taberistân kal‘ası Minye gölü kenârında bir azîm kal‘a imiş. Timur-ı bî-nûr şâm'ı harâb etdükde bu kal‘ayı dahi esâsından münhedim edüp Kudüs'e varmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
. Ve dağı ve taşı zeytûndur. Hattâ müfessirîn aye[t]: Arapça âyet-i şerîfin ze …
Ve bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Ve me’kulât [u] meşrûbâtının memdûhâtından ve sanâyi‘âtından mevsûfu bunlardır: Evvelâ hâs ve beyâz çakıl ekmeği ve engûr-i gûnâ-gûnu ve mümessek sâbûnu ve ıtriyyât makûlesi buhûru. Ve sanâyi‘âtından pirinçden buhûrdânı ve gülâbdânı vilâyet vilâyet hedâyâ götürürler. Ve sengistân yerdir ammâ engûrü gâyet lezîzdir. Ve dağı ve taşı zeytûndur. Hattâ müfessirîn aye[t]: Arapça âyet-i şerîfin zeytûndan murâd Kudüs-i şerîf ve Tûr-ı Zeytâ'dır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… ayvası dahi meşhûrdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ammâ gâyet
lezîzdir
. Göbeğin oyup içine mastaki sakızı koyup nerm hâkister içre bişirüp isti‘mâl et …
Ve ayvası dahi meşhûrdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ammâ gâyet lezîzdir. Göbeğin oyup içine mastaki sakızı koyup nerm hâkister içre bişirüp isti‘mâl etsen kuvvet-i basarı ziyâde edüp tabî‘atı mu‘tedil eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b ·
metinde göster ·
… -ı nabıka dibinde bir âb-ı hayât kuyu vardır. Âb-ı Zemzemden nişân verir, gâyet
lezîzdir
. Hazret-i Risâlet-penâh cümle Sahâbe-i kirâmlara kazdırmışlardır. Bu haremden c …
Ve harem içre Hazret-i Risâlet'in mübârek dest-i şerîfleri ile dikdikleri hurmâ nahilleri ve bir nabıka dırahtı var, gâyet büyükdür. Ve bu dıraht-ı nabıka dibinde bir âb-ı hayât kuyu vardır. Âb-ı Zemzemden nişân verir, gâyet lezîzdir. Hazret-i Risâlet-penâh cümle Sahâbe-i kirâmlara kazdırmışlardır. Bu haremden câmi‘e girüp Hazret-i Resûl mihrâbında iki rek‘at hâcet namâzı kılup du‘â ede, cemî‘i hayr murâdâtı hâsıl olur. Böyle bir du‘â müstecâb olacak câmi‘-i atîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300b ·
metinde göster ·
. Ve hurmâsı dahi nazîf ü lezîzdir. Ve bahrinde mercân balığı ve misk balığı hak …
Ve âb [u] hevâsı latîfdir ve suyu lezîzdir. Ve hurmâsı dahi nazîf ü lezîzdir. Ve bahrinde mercân balığı ve misk balığı hakkâ ki nazîri yokdur. Ve limanına limanıdır limanıdır senede sağîr ü kebîr beş yüz pâre gemi gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·