… elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu elma hakkındadır.
Lezzetde
gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması gibi râyiha-i tayyibeli …
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz ve hâs ekmeği ve çöreği ve böreği ve bâğlarında hezârî nâm bir gûne elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu elma hakkındadır. Lezzetde gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması gibi râyiha-i tayyibeli bir müdevver tüffâhdır. Dâ’imâ tenâvül eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden felâh bulur. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur ve hadîkalarında Agırbinik üzümü Şâm'ın Zeynî üzümünden ter ü lezîz engûrdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… sahrâ-yı Filibe şâhdâne hâs ve beyâz pirinci olur, bir nev‘i de ahmer-gûn ammâ
lezzetde
Mısır diyârının Feresgûr ve Menzile ve Birimbal ve Dimyât pirincinden ziyâde su …
Evsâf-ı imâret-i dârü'l-it‘âm : Evvelâ cisr başında Şehâbeddîn Paşa imâreti cemî‘i âyende vü revende muğ u gebr u tersâ ve Yahûd ve Kabâbıta ve Efrenc-i pürrenc ve mesâkîn-i bây [u] gedâya şeb [u] rûz sofra-yı pür-cûdu matbah-ı Keykâvûsdan bî-minnet mebzûldur. Andan Ulucâmi‘ imâreti kâhîce işleyüp ammâ her leyle-i Ramazân'da ni‘meti dâ’imdir. Mahsûlât-ı sahrâ-yı Filibe şâhdâne hâs ve beyâz pirinci olur, bir nev‘i de ahmer-gûn ammâ lezzetde Mısır diyârının Feresgûr ve Menzile ve Birimbal ve Dimyât pirincinden ziyâde su götürüp gâyet lezîz ve hoş-bûdur. Cenâb-ı Bârî bu Filibe sahrâsına eyle berekât vermişdir kim Mısır diyârından pirinç gelmese bu Filibe pirinci kifâyet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… erre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne
lezzetde
idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
… cümle hubûbât ve nebâtât kökleri. Mehemmed Efendi bi'z-zarûrî yerken görse kim
lezzetde
dahi dünyâ ta‘âmı lezzeti yok, ta‘accüb edüp ba‘de't-ta‘âm bunların serçeşmesi …
Sene 1032 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in henüz tahta cülûs etdiği sene Murâd Hân'dan ve müftî-i zamân Hüseyin Efendi'den ve Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Doğanî Efendi ve Kapânî Geysûdâr Mehemmed Efendi ve hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî'den me’zûn olup sıla-i rahm etmeğe Üsküdar'a geçüp taban kakup Bostâncıbaşı nâm cisre varup tecdîd-i vudû edüp vakt-i zuhur ezânın tilâvet edüp görse kim cisrin yemîn ü yesârında asker-i deryâ-misâl, asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Ammâ bir beğ ve paşa askerine ve benî Âdeme benzemez asker, Üsküdar tarafında beyâz çadırlı ve beyâz hil‘atli âdemler ammâ karşu tarafda siyâh haymeli ve siyâh çerde ve siyâh geysûlu ve eli hıştlı âdemlerdir. Bu Mehemmed Efendi {bunları görüp} "Sübhânallah ayâ bu ne asker ola." deyü ta‘accüb-künân olup vakt-i zuhuru edâ idem derken başına niçe âdem üşüp "Tiz bize imâmet eyle, bu kerre bu namâzı benî Âdem imâmetiyle kılmış olavuz." dediklerinde edâ-yı salâta mübâşeret mahallinde "Biz ehl-i seferiz, iki rek‘at kıl." derler. Mehemmed Efendi ben dahi ehl-i seferim deyü bunlar salât-ı zuhuru kılıverüp ba‘de's-salât ta‘âmları meydâna getirüp tenâvül mahallinde Armağanî görse kim aslâ bu dünyâ ta‘âmından değil, cümle hubûbât ve nebâtât kökleri. Mehemmed Efendi bi'z-zarûrî yerken görse kim lezzetde dahi dünyâ ta‘âmı lezzeti yok, ta‘accüb edüp ba‘de't-ta‘âm bunların serçeşmesi Melik Şiyam eydür: "Âdem sen eyi âdemsin, bizler tâ‘ûn askerinin ervâh-ı tayyibesiyiz. Bizim urduğumuz bi-emrillah halâs olur ammâ karşu kara çadırlılar ervâh-ı habîselerdir, anların urduğu şehîd olur." dedikde Mehemmed Efendi eydür: "Sultânım, şimdi İslâmbol'da uracak âdemler var mıdır?" dedikde, "Çok vardır, istersen uracağımız âdemleri defter eyle." dedikde Armağanî'nin cân başına sıçrayup derdest devât ve kalem alınca melik eydür "Tiz habîse meliğin dahi çağırın. Şehîd olacakları da yazasın." dedikde habîse meliği dahi gelüp kâmil ahşama dek tayyibe vü habîseden vurulacaklardan üç bin kırk yedi âdem tahrîr eder. Ol gice anda bunlar ile mihmân olup çîl aded âdem dahi tarafeynden yazup vakt-i sabâh olunca Armağanî bunlardan me’zûn olup defteriyle dosdoğru Murâd Hân'a gelüp "Beğim sana müjde olsun. İslâmbol içine yarın tâ‘ûn askeri girüp kıyâmet kopar ammâ senin hâsodanda Hazret-i Risâlet hırka-i şerîfi ve dendân-ı şerîfi vardır ve anda aslâ cimâ‘ olmadığından tâ‘ûn hâsodaya girmese gerek, ammâ yarınki gün bu şehr-i tayyıbeyene kıyâmet kopar!" deyü tâ‘ûn defterin Murâd Hân'ın eline verüp kaziyye-i sergüzeştin bir bir Murâd Hân'a nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396b ·
metinde göster ·
… gûn çorbalara koyup limon suyundan ve gül sirkesinden lezîz ta‘m verir bir gûne
lezzetde
ekşi sudur. Bu aynın ismiyle gayrı uyûnlara dahi ekşi su derler, ammâ her biri …
Ve bir ayn dahi var, ammâ sehel sarı şekillidir. Ekseriyyâ fukarâlar bu suyu gûnâ-gûn çorbalara koyup limon suyundan ve gül sirkesinden lezîz ta‘m verir bir gûne lezzetde ekşi sudur. Bu aynın ismiyle gayrı uyûnlara dahi ekşi su derler, ammâ her biri birer gûne lezzetdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… r gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ
lezzetde
hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi …
Ve memdûhât-ı meyvelerinden eyle ter ve lezîz ve âbdâr ve hoş-güvâr kirazı olur kim Rûm ve Arab u Acem'de nazîri yokdur. Hattâ Melek Ahmed Paşa efendimize bir sepet kiraz getirdiler. Her biri Anadolu'da terzi iğnesi peydâ olan Mudurnu şehri cevizi kadar {kirazı} vardır. Cümlemiz bu kiraz-ı âbdârlara ta‘accüb edüp birkaç dâne kirazı cümleden intihâb edüp terâzûnun bir keffine bir dâne kiraz ve bir keffine bir esedî koyup berâber geldi kim bir esedî sekiz dirhemden ağır gelir. Andan ma‘lûm ola kim Banyaluka kirazı ne kadar iri ve sakîl olur, ammâ lezzetde hoşhor ve âbdâr-ı terdir ve hâzımü'l-ifrâtdır ve ayvası ve hayevânî elması dahi memdûhdur. Ve kapuska ta‘bîr etdikleri lahanası kazan kadar kelle olup cemî‘i yaprakları güllâç varakı gibi terdir. Hattâ Boşnak kavmi bu lahana içün, "Âh dinum ve îmânum kapuska" deyü şehîd olunca lahana yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… geşt [ü] güzâr eyledim, ammâ bu buhayrenin mâhîleri gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ
lezzetde
ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul ile halk olunmuş alabalığı ve sazan …
Hattâ Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âlât-ı meclis içün bu mâhîlerden tuzlayup ılgar ile getirüp nakl-i meclis ederlerdi, zîrâ bu gölün mâhîleri misk gibi kokar, aslâ ve kat‘â balık râyihası yokdur. Ve cemî‘i hükemâ kavlince balık muzırdır, lâkin bu gölün balığın Fireng zahmına mübtelâ olanlar yese bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Bu balıkların kebâbı ve çorbası ve tavası gâyet lezîz ve latîfdir. Hattâ bu hakîr-i pür-taksîr bu felek-i kec-revde çok tek ü bûm olup çok dâr [u] diyâr geşt [ü] güzâr eyledim, ammâ bu buhayrenin mâhîleri gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ lezzetde ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul ile halk olunmuş alabalığı ve sazan ve levrek balıklarının her biri ellişer vukıyye gelir gûnâ-gûn mâhîlerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… başında Karasuyun yemîn ü yesârında bâğ u bâğçeler bî-hisâbdır, ammâ üzümü türş
lezzetde
olduğundan memdûh değildir, ammâ kirazı [ve] vişnesi ve eriği ve elması ve bir …
{Memdûhâtından}: Ve şehrin iki başında Karasuyun yemîn ü yesârında bâğ u bâğçeler bî-hisâbdır, ammâ üzümü türş lezzetde olduğundan memdûh değildir, ammâ kirazı [ve] vişnesi ve eriği ve elması ve bir buçuk vukıyye ak ekmeği bir akçeye ve bir vukıyye koyun eti iki akçeye ve sığır lahmı bir akçeyedir, ammâ "Kuzu eti dahi kâmil değildir" deyü Tatar kavmi kuzu eti yemezler, ammâ at eti üzre alırken gavga edüp şehîd olurlar, zîrâ at eti hem mukavvî ve hem hâzımu'l-ifrât bir lahm-ı mu‘tedildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… yedi kerre incîr verir. Hikmet-i Hudâ her bir ayda hâsıl olan incîri bir gayri
lezzetde
ve başka rengde ve başka tabî‘atde mâh-be-mâh birbirine muhâlif ve mugâyir incî …
Ve bir gûne incîri dahi olur Yedi Veren derler. Bu dahi cihân-ârâ bir incîrdir kim yeşil rengdir ve hurdedir. Tâ kışdan bir ay sonra incîri olur. Zîrâ bir senede yedi kerre incîr verir. Hikmet-i Hudâ her bir ayda hâsıl olan incîri bir gayri lezzetde ve başka rengde ve başka tabî‘atde mâh-be-mâh birbirine muhâlif ve mugâyir incîri hâsıl olur. Ve dırahtında berkleri bâd-ı hazândan fenâ bulup cemî‘i nihâlleri bî-berk kalup yine incîri hâsıl olmadadır. Ammâ âhir-i şitâda olan incîrleri ibtidâ mevsimindeki gibi nerm ü latîf Q 47bP 47b ve lezîz değildir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ altı sâ‘at med ve altı sâ‘at cezm bir ayn-ı hayâtdır. Gerçi lezzetde sehel şorcadır. Ammâ nûş edenin demâğını müşk [ü] amber-i hâm râyihası mu‘attar eder. Ve cemî‘i dünyâdan milel-i muhtelife gelüp bu âb-ı rahmetde yedi gün yâhûd kırk gün gasl edüp cümle emrâz-ı muhtelifeden halâs olup bir dahi hukemâ dükkânına varmaz. İllâ Hakîmü Lem-yezelü'l-ezel kapusuna varır. Ve bu ayn tuğyân etdükde tahte'l-edîmden halîc-i Sidrem'e munsabb olur. Hakîr teberrüken bu mâ’-i tâhirle gasl edüp tâ’ib ü tâhir oldum. Ve bu aynü'l-hayâta karîb beş yüz adım aşağı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a ·
metinde göster ·
Bi’r-i Urve bin Zübeyr derler, bir çâh-ı mâ vardır.
Lezzetde
âb-ı Zemzem gibidir. Hâsıyyeti gâyet çokdur. İçen âdemi semîn eder. Ammâ her bâ …
Bi’r-i Urve bin Zübeyr derler, bir çâh-ı mâ vardır. Lezzetde âb-ı Zemzem gibidir. Hâsıyyeti gâyet çokdur. İçen âdemi semîn eder. Ammâ her bâr içse semizliğinden hareket etmeğe mecâli kalmaz. Ve yine buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… ûm'da Kocaeli diyârında hâsıl olur. Altı çekirdekli alıç-misâl bir meyvedir. Ve
lezzetde
dahi eyledir. Ammâ çekirdeği birdir. Ammâ şükûfe-i gül ve nesrîn ve benefşe ve …
Ve Mu‘allâ'da Mevlevîhâne dahi bir mesîregâh bâğdır. Ve câ-be-câ servi dırahtları vardır. Ammâ Rûm eşcârâtından çınâr ve kavak sanavber ve şecer-i cevz ve kestâne ve üvez ve muşmula ve kiraz vişne ve emrûd bu makûle eşcâr-ı müsmirât olmaz. Ammâ bir senede dörd kerre mahsûl verir nâbıka derler bir meyve olur. Ba‘zı hânelerde firâvândır. Rûm'da Kocaeli diyârında hâsıl olur. Altı çekirdekli alıç-misâl bir meyvedir. Ve lezzetde dahi eyledir. Ammâ çekirdeği birdir. Ammâ şükûfe-i gül ve nesrîn ve benefşe ve reyhânı ve kâdîsi çokdur. Âb-ı kâdî Y 358a ve âb-ı gülâbı ve âb-ı buhûru ve âb-ı ıtr-ı şâhîsi rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ hammâmdan tulû‘ etdükde huddâmlar herkese mâ-i gülâb ve mâ-i kâdi nisâr etdiklerinde âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357b–Y358a ·
metinde göster ·
… an alacası-misâl alacadır. Ve içi yine kavun çekirdeği gibi çekirdeği var. Ammâ
lezzetde
sehel humûzeti var. Ve hikmet üzre tabî‘atı bürûdet üzredir, ammâ mesâne mecrâs …
Abdüllâvî: Bu dahi kavun ta‘mında abdüllâvî derler bir turfe şeydir. Ortası yumru, iki başları ikişer üçer karış P 244b sivri ve eğri ve büğrü ve bir tarafı büğrü yılan alacası-misâl alacadır. Ve içi yine kavun çekirdeği gibi çekirdeği var. Ammâ lezzetde sehel humûzeti var. Ve hikmet üzre tabî‘atı bürûdet üzredir, ammâ mesâne mecrâsına gâyet müdrirdir. Ammâ yılan eşkâlinde olmak ile tenâvül olunmada âdeme ikrâh gelür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·
… ûz'da bu mâ-i nem yem-i Kulzüm gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve
lezzetde
kibrît suyu ta‘amında olup cemî‘i sâhib-i maraz olanlar bundan bir kerre nûş ed …
Andan bu kırmızı kanlu yaş havz-ı azîm[e] dâhil olduğu demde ol dem dîde-i nem âb-ı rakîk beyâz mâ-i safî olur. Ve dâ’imâ bu havz leb-ber-leb durur. Mâh-ı Temmûz'da bu mâ-i nem yem-i Kulzüm gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve lezzetde kibrît suyu ta‘amında olup cemî‘i sâhib-i maraz olanlar bundan bir kerre nûş edüup yigirmi amel edüp cemî‘i ahlât-ı fâside-i tahtânî sürüp nûş edenin reng-i rûyine humret verir. Ve yine mâh-ı Temmûz'dan sonra ke'l-evvel ol âb-ı hayât olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·
… eyâz ve cirmde dahi ol kadar, ammâ bir tarafında kökü var, gûyâ şalgamdır. Ammâ
lezzetde
bir şeye müşâbeheti yokdur. Meğer bu beyzâ yerde bitermiş. Kabuğu beyâz, içi lâ …
Ve bir gûne yumurta getirdilerdi, tavuk yumurtası gibi beyâz ve cirmde dahi ol kadar, ammâ bir tarafında kökü var, gûyâ şalgamdır. Ammâ lezzetde bir şeye müşâbeheti yokdur. Meğer bu beyzâ yerde bitermiş. Kabuğu beyâz, içi lâ‘lpâre-misâl kırmızı. Dahi içinde fındık kadar bir çekirdeği var. Kabuğun kırup içinden cüllâb-ı zülâlin nûş edersin. Gûyâ bi-emrillâh süd lezzetindedir. Tereyağı içinde tabh olup yenilse dahi lezîz, dahi mukavvî olur. Zerhar derler bir gûne yer yumurtasıdır, aceb lezîz ta‘âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… â bu kim bu mezkûr suların cümlesi birbirlerine yakındır ve her birisi bir gûne
lezzetde
ve birer gûne tabî‘atde ve birer gûne hâssıyyetdedir. Âye[t]: Arapça bi-kudre …
Ve gûnâ-gûn suları vardır. Hemân bir âdem murâd edinse zemîni kazınca bir âb-ı hayât su çıkup kuyunun ağzından taşup önü sıra kazarak suyu her ne cânibe istersen bâğ [u] bâğçelere götürürsün. Âb-ı hayât suları çokdur. Ve ba‘zı mâları müshildir; ve ba‘zı âbları kabızdır; ve ba‘zısı sirke gibidir, çorbaya korlar, gâyet ekşidir; ve ba‘zı âbları gâyet tuzludur, yine ta‘âma idhâl ederler; ve ba‘zı suları kış günü kurur, Temmûz'da taşup kırmızı cereyân edüp içinden Nîl-i mübârek balıkları çıkar; ve ba‘zı suların yaralara ve berelere sürüp isti‘mâl ederler. Hikmet-i Hudâ bu kim bu mezkûr suların cümlesi birbirlerine yakındır ve her birisi bir gûne lezzetde ve birer gûne tabî‘atde ve birer gûne hâssıyyetdedir. Âye[t]: Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·