ve turunc ve kübbât hâsıl olur. Ammâ âb [u] hevâsı latîf bir câ-yı sürûr zemînd …
Evvelâ bu belîde Hâsköy nâmıyla ma‘rûfdur ammâ bir şehr-i müzeyyen-misâldir. Zîrâ üç bin ma‘dûd kat-ender-kat ravza-i hadîkalı hâne-i zîbâlardır. Ba‘zı bâğlarında limon ve turunc ve kübbât hâsıl olur. Ammâ âb [u] hevâsı latîf bir câ-yı sürûr zemînde vâkı‘ olmuş deryâya nâzır kat-ender-kat evlerdir. Husûsan Yahûdî Küpeli oğulları ve Mürdehây ve Nisîm ve Kemâl Yahûdî nâmân cuhûdların hânelerinin amârı ve bâğ u bâğçelerinin bahârı ve gûnâ-gûn limonu ve lüffân nârı bir bâğda yokdur. Ve bu rabta Galata mevleviyyeti hükmünde niyâbetdir ve başka subaşısı ve yeniçeri çorbacısı kolluğu var hâkimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… ûdî nâmân cuhûdların hânelerinin amârı ve bâğ u bâğçelerinin bahârı ve gûnâ-gûn
limonu
ve lüffân nârı bir bâğda yokdur. Ve bu rabta Galata mevleviyyeti hükmünde niyâb …
Evvelâ bu belîde Hâsköy nâmıyla ma‘rûfdur ammâ bir şehr-i müzeyyen-misâldir. Zîrâ üç bin ma‘dûd kat-ender-kat ravza-i hadîkalı hâne-i zîbâlardır. Ba‘zı bâğlarında limon ve turunc ve kübbât hâsıl olur. Ammâ âb [u] hevâsı latîf bir câ-yı sürûr zemînde vâkı‘ olmuş deryâya nâzır kat-ender-kat evlerdir. Husûsan Yahûdî Küpeli oğulları ve Mürdehây ve Nisîm ve Kemâl Yahûdî nâmân cuhûdların hânelerinin amârı ve bâğ u bâğçelerinin bahârı ve gûnâ-gûn limonu ve lüffân nârı bir bâğda yokdur. Ve bu rabta Galata mevleviyyeti hükmünde niyâbetdir ve başka subaşısı ve yeniçeri çorbacısı kolluğu var hâkimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124a ·
metinde göster ·
… z kabuk içre zî-rûh bir mahlûkdur. Meyhor kimesneler zeyt yağıyla pişirüp yâhûd
limon
ile çiğce tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı tarabdır. Ammâ bâde içmeden de …
Ol mahallin deryâsında bir gûne deryâ mahlûku çıkar, başka sayyâdları vardır, istiridye derler, incü sadefi hurdesi-misâl beyâz kabuk içre zî-rûh bir mahlûkdur. Meyhor kimesneler zeyt yağıyla pişirüp yâhûd limon ile çiğce tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı tarabdır. Ammâ bâde içmeden de bir âdem beş on gün ol istiridyeden tenâvül etse her gece ehliyle ve nâ-ehliyle beşer onar kerre cimâ‘ eder. Bu gûne bir mahlûkdur kim Tershâne bâğçesi önünde hâsıl olan gâyet memdûhdur. Bâğçe üstâdına sayyâdları senevî on bin akçe avâ’id verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… îm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın
limon
ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp i …
Dükkân 1007, neferât 3000, bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve elma ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre azîm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın limon ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre limon ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… p köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre
limon
ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Dükkân 1007, neferât 3000, bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve elma ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre azîm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın limon ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre limon ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… züp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve
limon
ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okur …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… Tamâm on beş amel etdikden sonra fevkânî ve tahtânî fâ’ideleri müşâhede olunup
limon
sulu ekşi çorba nûş edüp amelin kat‘ eder. Niçe fâ’ideleri ma‘lûm olur.
Evsâf-ı şurût-ı mâ-i İçme : Evvelâ üç gün aslâ tuzlu ve zîrûh kısmı yimeyüp perhîz ide. Dördüncü gün sabâh ve ahşam birer fincân su içe ama kendüyi ısıcak duta. Üç gün bu hâl ile vücûdın haberdâr edüp muğla (?) içmiş olur. Andan üç gün dahi üç nevbet sudan içüp tuzsuz piliç maslûkası suyu içe. Tamâm on beş amel etdikden sonra fevkânî ve tahtânî fâ’ideleri müşâhede olunup limon sulu ekşi çorba nûş edüp amelin kat‘ eder. Niçe fâ’ideleri ma‘lûm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… iri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan
limonının
gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur k …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… Erzurûm dağlarında kış ve kıyâmet, burda gül-i gülistân ve reyhân ve erğuvan ve
limon
ve turunç bahâr ve meyve vermededir ve iklîm-i hâmis olmağıla tûl-ı nehârî (--- …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden dağlarında çimşir dırahtı, bâğlarında servi [ve] cevîz-i Rûm dırahtları var. Aceb hikmetdir kim cânib-i kıblesinde diyâr-ı Erzurûm dağlarında kış ve kıyâmet, burda gül-i gülistân ve reyhân ve erğuvan ve limon ve turunç bahâr ve meyve vermededir ve iklîm-i hâmis olmağıla tûl-ı nehârî (---)(---) ve arz-ı beledî (---)(---) Kışı olmaz gâyet sevâhildir ve gâyet mu‘tedildir. Anınçün halkı dahi i‘tidâl üzre geçinirler. Halûk ve garîb-dost ve muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir. Ammâ Çiço ve Çağata ve Lezgi re‘âyâları gâyet lecûclardır. Bu mezkûr tâ’ifelerin başka lehçe ve ıstılahat [u] ibârât [u] kelimâtları vardır kim nefs-i şehr-i Tarabefzûn halkı ol kabîle halkının lisânların asla anlayamazlar, tercümâna muhtâclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
… mrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ
limon
ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz.
Sitâyiş-i envâ‘-ı müsmirrât Evvelâ bâğ-ı Merâm'ında Kamerü'd-devle nâm Kamereddîn derler iki gûne mışmış âlûsu olur kim Şâm'ın Hamâvî kaysısından lezîz ü âbdâr ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… nâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında
limon
ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘atta …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz deve dişi buğday ve beyâz çakıl ekmeği ve penbesi ve
limonu
ve turuncu ve şeker kamışı ve bâğçeleri ve nehr-i Âsî kenarında müşebbek bûstân …
Evsâf-ı memdûhât-ı mahsûlât [u] me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz deve dişi buğday ve beyâz çakıl ekmeği ve penbesi ve limonu ve turuncu ve şeker kamışı ve bâğçeleri ve nehr-i Âsî kenarında müşebbek bûstânları cümle su dollâblarıyla reyy olur bâğlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a ·
metinde göster ·
: Cümle asâkirle bir limonlu sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl …
Menzil-i karye-i Vâdî-i Limon: Cümle asâkirle bir limonlu sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl ederken Akye kal‘asından müsellem geldi: "Siz ma‘zûlsuz" dediklerinde Murtezâ Paşa efendimizin aklı başından gidüp düşman içinde iken gâyet müte’ellim olup kendüye telâş verüp ertesi sene 1059 târîhinde Âsitâne-i sa‘âdet tarafından İpşir Paşa'ya eyâlet-i Şâm ihsân olunup müsellemi Köse Bayrâm Ağa gelüp cümle a‘yân-ı Şâm ve monlâ-yı Sıfet ile gelüp Paşa'ya buluşdukda emr-i pâdişâhîleri ve hatt-ı şerîfleri ibrâz edüp kırâ‘et olundukda Murtezâ Paşa efendimiz eydür: "İpşir Paşa karındâşımıza Şâm eyaleti mübârek ola!" deyü Müsellem Bayrâm Ağa'ya bir yeşil çuka kaplu bir semmûr kürk ihsân etdükde Bayrâm Ağa "Sultânım! Sıfet mâlından tahsîl etdiğiniz cümle mâlı bize teslim eylen!" dedikde "Çık bre hınzır!" deyü Bayrâm Ağa'yı katl edeyazdı. Fakir Bayrâm Ağa, bayrâma iremeye yazup otak-ı nüh-tâkdan taşra bayrâm [u] seyrâna gitdi. Ertesi dîvân-ı pâdişâhî olup cemî‘i Dürüzî ve Timânî şeyhleri ve'l-hâsıl cümle mîrî bekâyâ mâl verenlere Murtezâ Paşa "Temessük vereyim, sizden şu kadar mâl aldım ve şu kadar bekâyâ mâl-ı pâdişâhî kaldı" dedikde cümle meşâyihân-ı Dürüzî [vü] Timânîyân "Var git Murtezâ, selâmetle! Biz sana bir akçe mâl-ı pâdişâhî vermedik. Bizim sana verdiğimiz cümle ücret-i kademdir. Cümle mâl-ı pâdişâhî hâlâ bizim zimmetimizdedir. Senden gayri görelim ne şekil vezîr gelüp Nakura Boğazın aşabilür. Hâlâ cümle mâl bizdedir" deyü bu kelâm-ı müşeyyihân sicillâta yazılup Murtezâ Paşa cümle şeyhlerden "Zimmetimizdedir" deyü temessükâtlar alup temessükler mûcebince Sıfet mollasından huccet-i şer‘iyye alup bin altı yüz kîseyi larkkıdak yudup tâze cân buldukda cümle Dürüzî şeyhlerine iki yüz hil‘at-ı fâhire ve bu kadar destâr-ı Muhammedî ve çuka ve kumâşlar ihsân edüp andan cümle vedâlaşıp bu mahalde cümle Şâm askeri me’zûn olup Şâm'a gitdiler. Paşa efendimiz Sıfet şehrinde Hazret-i Ya‘kûb evlâdların ve Beytü'l-hazen'i ziyâret etmeğe azîmet edüp cümle kendi askeriyle Vâdî-i limondan kalkup yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at sarp dağlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl ederken Akye kal‘asından mü …
Menzil-i karye-i Vâdî-i Limon: Cümle asâkirle bir limonlu sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl ederken Akye kal‘asından müsellem geldi: "Siz ma‘zûlsuz" dediklerinde Murtezâ Paşa efendimizin aklı başından gidüp düşman içinde iken gâyet müte’ellim olup kendüye telâş verüp ertesi sene 1059 târîhinde Âsitâne-i sa‘âdet tarafından İpşir Paşa'ya eyâlet-i Şâm ihsân olunup müsellemi Köse Bayrâm Ağa gelüp cümle a‘yân-ı Şâm ve monlâ-yı Sıfet ile gelüp Paşa'ya buluşdukda emr-i pâdişâhîleri ve hatt-ı şerîfleri ibrâz edüp kırâ‘et olundukda Murtezâ Paşa efendimiz eydür: "İpşir Paşa karındâşımıza Şâm eyaleti mübârek ola!" deyü Müsellem Bayrâm Ağa'ya bir yeşil çuka kaplu bir semmûr kürk ihsân etdükde Bayrâm Ağa "Sultânım! Sıfet mâlından tahsîl etdiğiniz cümle mâlı bize teslim eylen!" dedikde "Çık bre hınzır!" deyü Bayrâm Ağa'yı katl edeyazdı. Fakir Bayrâm Ağa, bayrâma iremeye yazup otak-ı nüh-tâkdan taşra bayrâm [u] seyrâna gitdi. Ertesi dîvân-ı pâdişâhî olup cemî‘i Dürüzî ve Timânî şeyhleri ve'l-hâsıl cümle mîrî bekâyâ mâl verenlere Murtezâ Paşa "Temessük vereyim, sizden şu kadar mâl aldım ve şu kadar bekâyâ mâl-ı pâdişâhî kaldı" dedikde cümle meşâyihân-ı Dürüzî [vü] Timânîyân "Var git Murtezâ, selâmetle! Biz sana bir akçe mâl-ı pâdişâhî vermedik. Bizim sana verdiğimiz cümle ücret-i kademdir. Cümle mâl-ı pâdişâhî hâlâ bizim zimmetimizdedir. Senden gayri görelim ne şekil vezîr gelüp Nakura Boğazın aşabilür. Hâlâ cümle mâl bizdedir" deyü bu kelâm-ı müşeyyihân sicillâta yazılup Murtezâ Paşa cümle şeyhlerden "Zimmetimizdedir" deyü temessükâtlar alup temessükler mûcebince Sıfet mollasından huccet-i şer‘iyye alup bin altı yüz kîseyi larkkıdak yudup tâze cân buldukda cümle Dürüzî şeyhlerine iki yüz hil‘at-ı fâhire ve bu kadar destâr-ı Muhammedî ve çuka ve kumâşlar ihsân edüp andan cümle vedâlaşıp bu mahalde cümle Şâm askeri me’zûn olup Şâm'a gitdiler. Paşa efendimiz Sıfet şehrinde Hazret-i Ya‘kûb evlâdların ve Beytü'l-hazen'i ziyâret etmeğe azîmet edüp cümle kendi askeriyle Vâdî-i limondan kalkup yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at sarp dağlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
… arın ve Beytü'l-hazen'i ziyâret etmeğe azîmet edüp cümle kendi askeriyle Vâdî-i
limondan
kalkup yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at sarp dağlar aşup,
Menzil-i karye-i Vâdî-i Limon: Cümle asâkirle bir limonlu sahrâda hayemâtlar ile meks olup bekâyâ mâlı tahsîl ederken Akye kal‘asından müsellem geldi: "Siz ma‘zûlsuz" dediklerinde Murtezâ Paşa efendimizin aklı başından gidüp düşman içinde iken gâyet müte’ellim olup kendüye telâş verüp ertesi sene 1059 târîhinde Âsitâne-i sa‘âdet tarafından İpşir Paşa'ya eyâlet-i Şâm ihsân olunup müsellemi Köse Bayrâm Ağa gelüp cümle a‘yân-ı Şâm ve monlâ-yı Sıfet ile gelüp Paşa'ya buluşdukda emr-i pâdişâhîleri ve hatt-ı şerîfleri ibrâz edüp kırâ‘et olundukda Murtezâ Paşa efendimiz eydür: "İpşir Paşa karındâşımıza Şâm eyaleti mübârek ola!" deyü Müsellem Bayrâm Ağa'ya bir yeşil çuka kaplu bir semmûr kürk ihsân etdükde Bayrâm Ağa "Sultânım! Sıfet mâlından tahsîl etdiğiniz cümle mâlı bize teslim eylen!" dedikde "Çık bre hınzır!" deyü Bayrâm Ağa'yı katl edeyazdı. Fakir Bayrâm Ağa, bayrâma iremeye yazup otak-ı nüh-tâkdan taşra bayrâm [u] seyrâna gitdi. Ertesi dîvân-ı pâdişâhî olup cemî‘i Dürüzî ve Timânî şeyhleri ve'l-hâsıl cümle mîrî bekâyâ mâl verenlere Murtezâ Paşa "Temessük vereyim, sizden şu kadar mâl aldım ve şu kadar bekâyâ mâl-ı pâdişâhî kaldı" dedikde cümle meşâyihân-ı Dürüzî [vü] Timânîyân "Var git Murtezâ, selâmetle! Biz sana bir akçe mâl-ı pâdişâhî vermedik. Bizim sana verdiğimiz cümle ücret-i kademdir. Cümle mâl-ı pâdişâhî hâlâ bizim zimmetimizdedir. Senden gayri görelim ne şekil vezîr gelüp Nakura Boğazın aşabilür. Hâlâ cümle mâl bizdedir" deyü bu kelâm-ı müşeyyihân sicillâta yazılup Murtezâ Paşa cümle şeyhlerden "Zimmetimizdedir" deyü temessükâtlar alup temessükler mûcebince Sıfet mollasından huccet-i şer‘iyye alup bin altı yüz kîseyi larkkıdak yudup tâze cân buldukda cümle Dürüzî şeyhlerine iki yüz hil‘at-ı fâhire ve bu kadar destâr-ı Muhammedî ve çuka ve kumâşlar ihsân edüp andan cümle vedâlaşıp bu mahalde cümle Şâm askeri me’zûn olup Şâm'a gitdiler. Paşa efendimiz Sıfet şehrinde Hazret-i Ya‘kûb evlâdların ve Beytü'l-hazen'i ziyâret etmeğe azîmet edüp cümle kendi askeriyle Vâdî-i limondan kalkup yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at sarp dağlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve
limonu
ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cih …
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… okdur. Yohsa cemî‘i eşcârât-ı gûnâ-gûn mevcûddur. Hatta ba‘zı pûçe ve kûşelerde
limon
ve turunc fidanları vardır. Vakt-i şitâda keçeler ile pinhân ederler. Ve bu hıy …
Hânın bu bâğ sarâyının haremi tarafında bir tirkeş oku menzili tûlen ve arzen bir hadîka-i Rıdvân var kim eğer deryâlar mürekkeb ve cemî‘i ağaçlar kalem ve cemî‘i hattâtlar cem‘ olup bu bâğın tavsîf [u] temdîhinde deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr edemeyeler. Ancak cemî‘i eşcâr-ı müsmirrâtları tertîb üzre dikilüp cümlesi meyân-beste dilber gibi bâd-ı sabâ te’sîrinden hırâmânî hırâmânî hareket ederler. Hemân hurma ve hummeyz ve muz ve serv yokdur. Yohsa cemî‘i eşcârât-ı gûnâ-gûn mevcûddur. Hatta ba‘zı pûçe ve kûşelerde limon ve turunc fidanları vardır. Vakt-i şitâda keçeler ile pinhân ederler. Ve bu hıyâbânda gûnâ-gûn ibret-nümâ vâcibü's-seyr kasr-ı âlîler var kim her biri birer hazîneye olmaz mülûkâne kasr-ı Havernaklar vardır. Hatta bir kasrın tarz-ı tavrı bir kasırda yokdur. Her biri birer diyârın üstâdları kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229a ·
metinde göster ·
… ı Buhârâsı ve Gîlân emrûdu nâm emrûdu memdûhdır. Ammâ engürü telh olur. Narı ve
limonu
ve turuncu ve inciri olur ammâ memdûh değildir.
Ve beyân-ı müsmirrât: Bâğvât-ı hadâyikâtları firâvân olduğundan kırk elvân sîbi ve âlûsu ve mışmışı ve âlû-yı Buhârâsı ve Gîlân emrûdu nâm emrûdu memdûhdır. Ammâ engürü telh olur. Narı ve limonu ve turuncu ve inciri olur ammâ memdûh değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… t sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve pirinc ü şeker kamışı olur ve
limonu
ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi dırahtı çokdur. Ammâ mahbûbu m …
Evsâf-ı Bender (---) âbâd: Şâh-ı İrân-zemîn Âzerbaycân hükmünde başka hânlıkdır. Yedi bin müsellah nökerâtla bu benderi hırâset eder. Zîrâ intihâ-yı serhadd-i Fireng-i bed-reng-i pür-ceng Portukal-ı dâlldır. Sene 925 târîhinde Şâh İsmâ‘îl çağında bu Benderçeye Portukal talâva vuranda bist-hezâr mürdamân-ı Acem esîr-bend-i hicrân hor-dem olanda Şâh İsmâ‘îl mu Benderçede bir hisâr-ı üstüvâr yasayupdır kim heze çâr köşesi Kahkahâ-âsâ hisâr-ı şâhîdir. Derûn-ı kirmânda endek dü-hezâr hâne-i çâr-kâr vardır ve niçe câmi‘ler ve hân u hammâm ve zâviye vü tekye vü mekteb ü medrese ve imâretleri ve çârsû-yı bâzâr-ı şâhîsi vardır ammâ hevâsı gâyet sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve pirinc ü şeker kamışı olur ve limonu ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi dırahtı çokdur. Ammâ mahbûbu memdûh değildir. Halkı ekseriyyâ Urbân-ı Cebrî mezhebinde melâhideden eşedd kavmi vardır ammâ hâkimi olan Hânkulu Hân nâm bir mest-i müdâm Gürcîyyü'l-asl bir benâm kimesne idi. Ammâ halûk u hoş-sohbet merdüm-i merd idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
… hadd [ü] hasrı yokdur ve cemî‘i meyvesi olur. İllâ hurma ve incir ve zeytûnu ve
limon
ve turuncu ve narı olmaz. Zîra kış kânıdır kim iklîm-i sâdisin vasatında vâki‘ …
Ve bâğçesinin hadd [ü] hasrı yokdur ve cemî‘i meyvesi olur. İllâ hurma ve incir ve zeytûnu ve limon ve turuncu ve narı olmaz. Zîra kış kânıdır kim iklîm-i sâdisin vasatında vâki‘ olmuşdur, lâkin âb [u] havâsı mu‘tedil olduğundan mahbûb u mahbûbelerine nihâyet yokdur. Cümle kızları açık başlı ve siyâh saçlı ve elvân harîr hil‘atlı ve fisdanlı ve kubâdî sarı pabuçlu kızları olur. Kefereleri semmûr kalpak-ı elvân geyüp cümle libâsları elvân çuka ve elvân güderi altun ve gümüş düğmeli dolamalar geyüp zünnâr kuşak ve teybend harîr kuşak kuşanır mülebbes pâk kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… mrûdu ve eriği gâyet çokdur, zîrâ sovuk vilâyet olmağile üzümü memdûh değildir.
Limonu
ve turuncu ve nârı ve zeytûnu aslâ olmaz ve yedi bin yerde çuka dezgâhlarında g …
Memdûhâtından evvelâ beyâz ekmeği ve fırancıla çöreği ve yabluka derler elması ve emrûdu ve eriği gâyet çokdur, zîrâ sovuk vilâyet olmağile üzümü memdûh değildir. Limonu ve turuncu ve nârı ve zeytûnu aslâ olmaz ve yedi bin yerde çuka dezgâhlarında gûnâ-gûn Leh çukası ve şayak ve dimi çukası işlenir kim işleyenler cümle Yahûdîlerdir, zîrâ bu şehirde cufûddan çok bir kavm yokdur ve Ermeni 46a dahi yokdur, ammâ Cingâne ve Hırvat kavimleri yokdur, lâkin bâzergânlardan Laz kavmi ve Acem ve Fireng ve Macar ve gayrı milel-i kesîre çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b–46a ·
metinde göster ·
… up eriği ve emrûdu ve elması ve lahanası ve purasa ve soğanı gâyet çokdur, ammâ
limon
ve turunç ve nar ve inciri ve pembesi yokdur, ammâ bu kal‘a etrâfında olan ceng …
Ve bâğçeleri bî-hisâb olup eriği ve emrûdu ve elması ve lahanası ve purasa ve soğanı gâyet çokdur, ammâ limon ve turunç ve nar ve inciri ve pembesi yokdur, ammâ bu kal‘a etrâfında olan ceng âlâtı içün muhîl [ü] şeytanatları ve çarh-ı felekleri ve paçarızları ve domuz ayakları ve su çarhların âdem görse hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47b ·
metinde göster ·
… ât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve
limon
ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûn …
Bu diyârda olmayan nebâtât [u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûne şeyler yokdur, ammâ Hersek'de ve Mostar'da ve leb-i deryâlarında hurmadan gayrı meyve var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… mmâ sehel sarı şekillidir. Ekseriyyâ fukarâlar bu suyu gûnâ-gûn çorbalara koyup
limon
suyundan ve gül sirkesinden lezîz ta‘m verir bir gûne lezzetde ekşi sudur. Bu a …
Ve bir ayn dahi var, ammâ sehel sarı şekillidir. Ekseriyyâ fukarâlar bu suyu gûnâ-gûn çorbalara koyup limon suyundan ve gül sirkesinden lezîz ta‘m verir bir gûne lezzetde ekşi sudur. Bu aynın ismiyle gayrı uyûnlara dahi ekşi su derler, ammâ her biri birer gûne lezzetdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… sahrâ-yı çemenzâr sevâhildir kim bu mahallin bâğ u besâtînlerinde olan gûnâ-gûn
limon
ve turunc ve nar ve nârenc meğer cezîre-i Sakız'da ve İstanköy'de ola. Bunda da …
Bir sahrâ-yı çemenzâr sevâhildir kim bu mahallin bâğ u besâtînlerinde olan gûnâ-gûn limon ve turunc ve nar ve nârenc meğer cezîre-i Sakız'da ve İstanköy'de ola. Bunda dahi teberdârân ve dilâverânlar cümle bâğları kırup geçirdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138b ·
metinde göster ·
… yyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve
limon
ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir.
Ve mahzenler kurbunda kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen dekâkînleri var. Cânib-i selâsında tâ Kilis dağlarına ve Solin kal‘ası bağlarına varınca yetmiş yedi bin bâğdır derler. Ekseriyyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… i ve elması ve emrûdu ve beyâz sipov ekmeği memdûh olur, ammâ inciri ve narı ve
limon
turuncu ve zeytûnu aslâ olmazdır, zîrâ iklîm-i hâmisin âhirinde bulunmuşdur. Ar …
Âb [u] hevâsı latîfdir. Anıniçün mahbûb u mahbûbesi cihân-ârâdır. Ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Üzümü hoş-hor olur, ammâ eriği ve elması ve emrûdu ve beyâz sipov ekmeği memdûh olur, ammâ inciri ve narı ve limon turuncu ve zeytûnu aslâ olmazdır, zîrâ iklîm-i hâmisin âhirinde bulunmuşdur. Arz-ı beledi (---)(---)(---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve derecedir. (---) Memdûhâtından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… vândır. Hattâ dağlarında birer ikişer karış ağaçda yer vişnesi hâsıl olur, ammâ
limon
ve turunç ve nar ve incir ve zeytûn ve fısdık misilli sevâhil meyveleri olmaz. …
Der-sun‘-ı Hudâ güzîde-i fevâkihât: Cümle meyvelerinden vefret üzre olan âbdâr hoş-hor engûrü ve eriği ve zerdâlûsü ve kiraz-ı hoş-güvârı ve vişnesi firâvândır. Hattâ dağlarında birer ikişer karış ağaçda yer vişnesi hâsıl olur, ammâ limon ve turunç ve nar ve incir ve zeytûn ve fısdık misilli sevâhil meyveleri olmaz. 88a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b–88a ·
metinde göster ·
… lîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve
limon
ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
Bu arâzî-i ma‘mûrenin cânib-i şarkîsi vilâyet-i Leh'de Korol vilâyeti hâkiyle müşâdır. Cenûbî tarafında Filimenk ile müşâdır ve kıble tarafında Nemse ile hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir gerçi iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir, ammâ havâsı sevâhil olduğundan
limonu
ve turuncu ve zeytûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve …
Ve bu şehir gerçi iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir, ammâ havâsı sevâhil olduğundan limonu ve turuncu ve zeytûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ servî dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… ik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup
limon
ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun env …
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve servî ve ka …
Hattâ kûhlarında ve kurâlarında incir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve servî ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâne ve gûnâ-gûn âlûları, ya‘nî erikleri ve kaysı ve zerdâlûleri olur kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Hattâ Tarabefzûn'da, ya‘nî Tırabzan şehrinde olan gibi karanfîlleri olur kim râyihasından âdemlerin dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… nevâhîlerinin âb [u] hevâsı sevâhildir. İnciri ve üzümü [ve] nârı ve zeytûnu ve
limonu
ve turuncu ve gûnâ-[gû]n meyve-i âbdârları olduğu Bâğçesarây evsâfı mahallinde …
Ammâ bu Tat eli nevâhîlerinin âb [u] hevâsı sevâhildir. İnciri ve üzümü [ve] nârı ve zeytûnu ve limonu ve turuncu ve gûnâ-[gû]n meyve-i âbdârları olduğu Bâğçesarây evsâfı mahallinde mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu dağların şimâl cânibleri sahrâlar olup cümle Tataristân'dır kim şiddet-i şitâsından ağaçları ve meyveleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… n şiddet-i şitâsı şedîd olup seksen günde gûnâ-gûn mahsûlâtları olup dağlarında
limon
ve turunc ve zeytûn incir ve nârdan gayri cümle meyve-i gûnâ-gûnları vardır. Am …
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Lâkin bâğ u bâğçeleri yokdur. Ve iklîm-i sâdisde olmağın şiddet-i şitâsı şedîd olup seksen günde gûnâ-gûn mahsûlâtları olup dağlarında limon ve turunc ve zeytûn incir ve nârdan gayri cümle meyve-i gûnâ-gûnları vardır. Ammâ bu diyâr kûh-ı Elburz dâmenleri olmak ile kışı mukaddem gelir, ammâ halkı ten-dürüstlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
ve turuncu ve zeytûnu ve anârı ve gayri gûnâ-gûn müsmirâtları çokdur.
Ve bu şehir içre cereyân eden nehr-i (---) yemîn [ü] yesârı böyle ma‘mû[r] büyût-ı müzeyyenelerdir. Âb [u] hevâsı sehildir. Bâğlarında limonu ve turuncu ve zeytûnu ve anârı ve gayri gûnâ-gûn müsmirâtları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243b ·
metinde göster ·
Ve şehri Hünkâr yaylağı dibine vâki‘ olup cümlesi 800 aded kârgîr ve kiremit örtü[lü] bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr ve müzeyyen hâne-i zîbâlardır. Bir yayla-yı azîm dâmeninde olmağın âb [u] hevâsı latîf kasabacıkdır. Lâkin limonu ve turuncu ve nârı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243b ·
metinde göster ·
Karye-i Filaboz: Bâğ-ı İrem-misâl bir gül-i gülistânlı ve
limon
ve turunçlu ve bostânlı bir şîrîn karyedir. Cümle şehir a‘yân [u] eşrâflarının …
Karye-i Filaboz: Bâğ-ı İrem-misâl bir gül-i gülistânlı ve limon ve turunçlu ve bostânlı bir şîrîn karyedir. Cümle şehir a‘yân [u] eşrâflarının bâğ u bâğçeleri bu köydedir. Vâlide sultânın Livadye şehri hâssına ilhâk olunmuş hâss-ı vâlide sultândır kim hâkimi Livadye ağası tarafından gelüp zabt eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… eleri var, gayrisi yokdur. Ammâ âb-ı hayât sularıyla bâğları çokdur. Zeytûnu ve
limonu
ve turuncunun hadd [ü] hasırları yokdur.
Sene (---) târîhinde Gâzî Ebü'l-feth'in fethidir. Venedik elinde iken küffârı itâ‘at etmişlerdi. Ba‘dehu Venedik ale'l-gafle donanmasıyla gelüp kal‘asının ba‘zı yerlerin münhedim etmişdir. Ammâ kal‘ası hâlâ cezîrenin şimâlinde vâki‘ olup şekl-i muhammes bir Şeddâdî seng binâ kal‘a-i ra‘nâcıkdır. İçinde olan kâfir ve müslim âdemler Girit cezîresi fethinden berü cümle ahâlî-i kal‘a milk-i emlâklerin bırağup karşu Atina hâkine göçmüşlerdir. Ammâ mâ-tekaddem Mesoya nâm kadılığın tahtgâhı ve kapudan paşanın eyâleti ve hâs kâ’immakâmı oturup hükm-i hükûmât ederlerdi. Hâlâ kadı ve kâ’immakâm dahi küffârın ısyân [u] tuğyânlarından kaçup Atina tarafındaki köylerinde gezüp fenâ kazâ oldu. Lâkin hâlâ bu kal‘a kurbunda cümle beş yüz aded kârgîr binâ evler ve yüz mikdârı müselmânlar olup bir câmi‘i var, gayri yokdur. Gayrisi kefere re‘âyâları ve beş aded kenîseleri var, gayrisi yokdur. Ammâ âb-ı hayât sularıyla bâğları çokdur. Zeytûnu ve limonu ve turuncunun hadd [ü] hasırları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257a ·
metinde göster ·
… dûhât-ı sun‘-ı Hudâ-yı güzîde-i müsmirât: Bâğ u bâğçelerinde serv dırahtları ve
limon
ve turuncu ve zeytûnu ve rümmânı ve inciri bî-hisâbdır, ammâ kübbâtı ve lezîz v …
Der-memdûhât-ı sun‘-ı Hudâ-yı güzîde-i müsmirât: Bâğ u bâğçelerinde serv dırahtları ve limon ve turuncu ve zeytûnu ve rümmânı ve inciri bî-hisâbdır, ammâ kübbâtı ve lezîz ve âbdâr nârenci meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258b ·
metinde göster ·
… mahbûbesi hûb u latîf ve merğûbdur. Lâkin hevâsı sermâ olduğundan bâğçelerinde
limonu
ve turuncu ve zeytûnu ve nârı ve inciri az olur. Ve sâ’ir meyveleri dahi nâdir …
Ammâ yaylak zemînde vâki‘ olmağın âb [u] hevâsı ve binâsı ve mahbûb u mahbûbesi hûb u latîf ve merğûbdur. Lâkin hevâsı sermâ olduğundan bâğçelerinde limonu ve turuncu ve zeytûnu ve nârı ve inciri az olur. Ve sâ’ir meyveleri dahi nâdir olur. Câ-be-câ bâğları vardır ammâ sâ’ir sebzevâtları cümle Vostiçse kasabasından gelir, gâyet mahsûlsüz yerdir. Anıniçün Rûm lisânınca Kalavrata der. (---)(---) demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259b ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehrin âb [u] hevâsı ol kadar memdûh değildir, zîrâ hevâsı sevâhildir.
Limonu
ve turuncu ve gûnâ-gûn müsmirâtları memdûhdur. Lâkin câ-be-câ âb-ı hayât suları …
Ammâ bu şehrin âb [u] hevâsı ol kadar memdûh değildir, zîrâ hevâsı sevâhildir. Limonu ve turuncu ve gûnâ-gûn müsmirâtları memdûhdur. Lâkin câ-be-câ âb-ı hayât suları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 261b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi bî-hisâb olup memdûhât-ı müsmirâtından
limonu
ve nârenci ve kebbâtı ve nârı ve inciri memdûhdur, ammâ zeytûnu hurmâ gibi tâze …
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi bî-hisâb olup memdûhât-ı müsmirâtından limonu ve nârenci ve kebbâtı ve nârı ve inciri memdûhdur, ammâ zeytûnu hurmâ gibi tâze iken tenâvül olunur, aslâ acı değildir. Ve pembesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
Bu âb-ı hayât gelen yerler ve kal‘a enseleri sâfî bâğ u bâğçelerdir kim 268a
limonu
ve nârenci ve kebbâtı ve rümmânı ve inciri ve sâ’ir müsmirâtları ve zeytûnu ve …
Bu âb-ı hayât gelen yerler ve kal‘a enseleri sâfî bâğ u bâğçelerdir kim 268a limonu ve nârenci ve kebbâtı ve rümmânı ve inciri ve sâ’ir müsmirâtları ve zeytûnu ve servi dırahtları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b–268a ·
metinde göster ·
… dır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur.
Limonu
ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
Der-beyân-ı taşra varoş-ı mahallât: Bu şehr-i rabât şîrîn müzeyyen-i İremezât Moton kal‘asının taşrasında yıldız cânibine bir ok menzili ba‘îd vâki‘ olup cümle iki yüz aded ma‘mûr u mükellef kârgîr binâlı ekseriyyâ tahtânî keferelerin menhûs hâneleridir. Aslâ bunda müselmân hâneleri yokdur. Lâkin bâğlarında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar için binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile mestûr dâr-ı fücûrlardır. Ve cümle bin aded merâm bâğavâtdır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… u Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan
limon
suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ geti …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğ …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı
limonu
dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi …
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… su değirmenleri vardır. Ve cümle üç bin aded bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânı ve
limon
ve turuncu ve inciri ve engûrü gâyet çokdur. Cemî‘i bâğları kal‘anın garb taraf …
Ve şehir içre cümle yetmiş aded su değirmenleri vardır. Ve cümle üç bin aded bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânı ve limon ve turuncu ve inciri ve engûrü gâyet çokdur. Cemî‘i bâğları kal‘anın garb tarafında olan dağlar serâpâ bâğlar ve sahrâları cümle âb-ı revân sulu bâğçelerdir kim her biri gül-i gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlardır. Ammâ eyyâm-ı Temmûz'da hevâsı sehel sakîldir. Lâkin kışı gâyet latîfdir. Ammâ suları gâyet latîf olup niçe bin aded uyûnları firâvân ve her müşebbek bostânlar içre cereyân eder uyûn-ı hoş-güvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·
… . Âb [u] hevâsı yaylak olmak ile latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olmak ile
limonu
ve turuncu ve nârı ve zeytûnu olmaz. Mor[a] iklîmi sevâhiline göre kışı şedîd o …
El-hâsıl gâyet ma‘mûr ve şîrîn şehr-i ra‘nâdır. Âb [u] hevâsı yaylak olmak ile latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olmak ile limonu ve turuncu ve nârı ve zeytûnu olmaz. Mor[a] iklîmi sevâhiline göre kışı şedîd olur. Lâkin mahbûbu ve mahbûbesi gâyet hûb cemâlli cüvânları olup cümle halkı tendürüstlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·