… ğe alup bir tarafda Âl-i Osmân tabılları bir tarafda esîrlerin tabl [u] erganûn
luturyanî boruları
çalınarak yine gemileri niçe bin levendât keşân-ber-keşân sadâ-yı "ya moli" ile …
Dûd-ı siyâh hevâya münkalib oldukdan sonra cümle guzât-ı müslimîn kâfir gemilerine dökülüp ganîmetler alup mahbûb Freng oğlanların şikâr alup gerdânlarından bûs ederek ve sakallı keferelerin kayd [u] bend ederek cümle küffârın haçlı bayrakların baş aşağı edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek kâfir gemilerin yedeğe alup bir tarafda Âl-i Osmân tabılları bir tarafda esîrlerin tabl [u] erganûn luturyanî boruları çalınarak yine gemileri niçe bin levendât keşân-ber-keşân sadâ-yı "ya moli" ile çeküp ardları sıra cümle kapudanlar üç bin aded idi ve bin kalyon ve altı yüz barça ve iki bin şayka ve karamürsel ve gayrı keştîler idi ve neferâtları cümle yigirmi bin idi. Bu cem‘iyyet-i keştîbân bir pâdişâh-ı Cem-cenâb asrında olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… d-i zincîr olup kal‘a-i Foğraş küffârlarına rağmen küffârın cemî‘i torompete ve
luturyanî boruları
ve tabılları ve erganon nâkûsların "Tabur tabur" deyü çalarak ve haçlı peykerle …
Hemân yüz yetmiş aded belli başlı kapudan esîr-i bend-i zincîr olup kal‘a-i Foğraş küffârlarına rağmen küffârın cemî‘i torompete ve luturyanî boruları ve tabılları ve erganon nâkûsların "Tabur tabur" deyü çalarak ve haçlı peykerlerin açarak bu kadar mâl-ı hazîne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil oldular kim belki bizim sekiz aydan berü tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâde üsârâ ve mâl-ı bî-nihâye getirüp bir esîr bir akçeye olup cümle mahbûb u mahbûbeleri Nemse cüvânları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… ümle arabalarımız sancağ u bayraklarımızla donadalım ve erganon ve torompete ve
luturyan boruları
ve mehterhânelerimiz çalarak gidelim" deyü vezîria‘zamdan destûr istediklerinde …
"Kal‘ada bir havân topu var, anı alalım ve iki bin Macar re‘âyâlarımız var, anları götürelim ve cümle arabalarımız sancağ u bayraklarımızla donadalım ve erganon ve torompete ve luturyan boruları ve mehterhânelerimiz çalarak gidelim" deyü vezîria‘zamdan destûr istediklerinde vezîr-i dilîr buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… karşu tarafda tans oynayup hora deperlerdi. Ve erganon ve torompete boruları ve
luturyan boruları
ve Galye nâkûsların çalarak alay alay ubûr ederlerdi, ammâ ne anlardan bize ve …
Bu hâl üzre yedi gün yedi gece bu âlâm-ı şedâ’idi çekerek nehr-i Raba'nın kenârında meks ederek yine küffâr karşu tarafda tans oynayup hora deperlerdi. Ve erganon ve torompete boruları ve luturyan boruları ve Galye nâkûsların çalarak alay alay ubûr ederlerdi, ammâ ne anlardan bize ve ne bizlerden anlara bir top u tüfeng atılmayup ba‘zı serhadliler ile küffâr su aşırı söyleşirlerdi, zîrâ Raba nehrinin arzı yüz adım kadar ancak enlidir, ammâ yağmurdan derin olup bir ensiz küçük sudur ve karşu cânibine geçmek emr-i asîr oldu ve herkes cânından bîzâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… rûh ve sürü sürü gelüp topları ve hınto arabaları çeküp erganon ve torompete ve
luturyanî boruları
ve nâkûs ve tablların çalarak ve ırlanda ır ırlayarak bilâ acele âheste âheste …
"Bire fursat bizimdir, Îsâ ve Meryem Ana ve Havâriyyûnlar ve Sarı Saltık ve İsvet Nikola ve Hızır-İlyâs ve Kâsım ve Avustos sultânlar bize imdâd etdiler. Şimdengerü devlet ve nusret ve izzet millet-i Mesîhiyye'nindir" deyü niçe bin gûne haçlı peykerlerin açup askerleri bayrakları akîbince gürûh gürûh ve sürü sürü gelüp topları ve hınto arabaları çeküp erganon ve torompete ve luturyanî boruları ve nâkûs ve tablların çalarak ve ırlanda ır ırlayarak bilâ acele âheste âheste reviş ile sürü sürü domuz topu olup asâkir-i İslâmı ta‘kîb ederek aslâ askerin kafâlarından ayrılmayup tâ nehr-i Raba kenârına gelüp kat-ender-kat olup durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… arafda konağımız olan köye gelüp andan ale's-sabâh yine kâfir İşpanya vezîrinin
luturyan boruları
çalınup andan kalkup nehr-i Tuna'yı dörd yerden çam direkleri üzre cisr-i azîml …
Bu Eski Beç'i ve taşra varoşu dahi temâşâ edüp yine bir kayığa süvâr olup beri tarafda konağımız olan köye gelüp andan ale's-sabâh yine kâfir İşpanya vezîrinin luturyan boruları çalınup andan kalkup nehr-i Tuna'yı dörd yerden çam direkleri üzre cisr-i azîmlerden geçüp her cisr beşer gözdür, ammâ Tuna'nın bir büyük iki kolu üzre olan cisir on bir göz cisr-i azîmdir. Ve bundan aşağı tâ Üstürgon'a ve Budin'e varınca Tuna üzre ağaçdan böyle cisirler olmak muhaldir. Hep gemi üzre cisir yapılır, zîrâ bu mahallerde Tuna'nın çıkduğu Alman dağı karîb olmak ile Tuna az olup direkler üzre köprüler yapmak mümkindir. Ve bu cisrlerin karşu cânibinde Uyvar hâkinde nev binâ oluyor:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… er diyârın sâzende ve mutrıbânları köşe be-köşe erganon ve nâkûs [ve] zümmer ve
luturyanî boruları
çalup niçe bin fâhişelere de sâzlı ve telli fasıllar çalup cân sohbetleri edüp …
Ammâ Eflak tarafında beş yüz aded dükkân ve Boğdan cânibinde hem-çünân beş yüz dükkân-ı kadîm olup anlarda dahi ke'l-evvel bey‘ [u] şirâlar olup zer-ender-zer zerdûz metâ‘lar anlarda bî-hadd [ü] bî-kıyâs bulunup kırk günün üç gün üç gecesi niçe yüz bin kanâdîl ve çerâğdân ve fânûs ve meş‘ale ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîhler ile çârsû-yı bâzârı çerâğân edüp gûnâ-gûn her diyârın sâzende ve mutrıbânları köşe be-köşe erganon ve nâkûs [ve] zümmer ve luturyanî boruları çalup niçe bin fâhişelere de sâzlı ve telli fasıllar çalup cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederler kim bir diyâra mahsûs değildir. Ve hakîr bunları üç gün üç gece temâşâ edüp Eflak vilâyetinden karşu geçüp Boğdan şehri boyarından refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… rabaların tabur ve küren çatarak top tüfenglerin atarak erganon ve torompete ve
luturyan boruları
ve nâkûsların çalarak üzerimize cemapur askeri gibi gelir, ammâ taburundan dahi …
Netîce-i kelâm küffâr-ı dûzah-karâr Tatar'ın bu yan verdiği hâlin görüp kaçdı mülâhazasında olup taburunun cümle kapuların küşâde kılup ölüsü dirisine binüp balyemez topların taşra çeküp iki bin kadar arabaların tabur ve küren çatarak top tüfenglerin atarak erganon ve torompete ve luturyan boruları ve nâkûsların çalarak üzerimize cemapur askeri gibi gelir, ammâ taburundan dahi çok alarka olmağa havf edüp âheste âheste gelerek bizim askerimizin meydân-ı ma‘rekede binden mütecâviz güzîdesi belki dahi ziyâdesi câm-ı eceli nûş edüp bî-hûş zîr-i zeber yatdıklarını küffâr görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… n cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup
luturyânî boruları
ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küff …
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… -endâht olup yatup ayş [u] nûş ve zevk u şevke başlayup erganon ve torompete ve
luturyan boruları
çalarak yatdıkların hakîr kal‘adan seyr [ü] temâşâ ederdik kim aslâ dûrbîn ile …
Mukaddemâ Küçük Kefalonya cezîresinin "Bire kalkın, şimdi donanmamız gelir" dediği gerçek imiş. Anı gördük, rûy-ı deryâda yigirmi altı pâre kalyon ve üç pâre kadırga ve on pâre firkate pupa yelkenlerin küşâde edüp vakt-i zuhurda top [u] tüfeng şâdımânları edüp haçlı peykerlerin açarak izakilse limanına cümle girüp lenger-endâht olup yatup ayş [u] nûş ve zevk u şevke başlayup erganon ve torompete ve luturyan boruları çalarak yatdıkların hakîr kal‘adan seyr [ü] temâşâ ederdik kim aslâ dûrbîn ile nazar etmek lâzım değil idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264b ·
metinde göster ·
… bân[g]hânelerinde ol kadar nâkûs ve erganon ve dankiyo ve dühül ve torompete ve
luturyanî boruları
çalup şâdımânlar etdi kim gûyâ deccâl-i dâl hurûc etdi.
Bu minvâl üzre kal‘anın cemî‘i ebrâcların zeyn edüp ale's-sabâh imdâdı geldiğini iş‘âr içün bir top ve tüfeng ve kumbara şâdımânları etmişdir kim sadâ-yı küffâr ka‘r-ı cahîmde velvele-ârâ olup kal‘a içre cemî‘i düyûrların çanhâne ve bân[g]hânelerinde ol kadar nâkûs ve erganon ve dankiyo ve dühül ve torompete ve luturyanî boruları çalup şâdımânlar etdi kim gûyâ deccâl-i dâl hurûc etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291b ·
metinde göster ·
… hevâdan ziyâdece yağdırmağa başladı. Ve gece ve gündüz çanları ve torompete ve
luturyan boruları
ve nâkûs u erganon gumâmelerin çalup her gece kal‘anın cemî‘i tabyaları ve burc …
Ammâ küffâr dahi lağımları ve kumbaraları ve havân taşların hevâdan ziyâdece yağdırmağa başladı. Ve gece ve gündüz çanları ve torompete ve luturyan boruları ve nâkûs u erganon gumâmelerin çalup her gece kal‘anın cemî‘i tabyaları ve burc-ı bârûları üzre niçe kerre yüz bin meş‘al ve neft ve katrân ile çerâğân edüp handaklarının içlerini asma zencîrli meş‘aller ile şeb-i muzlimi rûz-ı [rû]şen edüp kal‘anın rûy-ı dîvârı ve handakların içlerini ziyâdesiyle hıfz [u] hırâset etmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
… lınup şâdımânlar edüp sadâsından durulmazdı, ammâ bu mahallerde küffâr ol kadar
luturyan boruları
çalmayup şâdımânîler etmez oldu. Bizim cengî harbîler çalınmağa başlayınca aske …
Ve bu mahallerde fermân-ı serdâr-ı mükerrem sâdır olup yedi vezîr, yetmiş mîr-i mîrân ve yüz yigirmi aded mîr-i livâların cümlesi evkât-ı hamsede tabl ü nakkâre ve nefîr ü sûrnâ ve zîl [ü] bem ile gûnâ-gûn cengî harbîler her bâr henüz çalınmağa başladı, ammâ mukaddemâ aslâ bu kolda tablhâneler çalınmazdı, ammâ içerde küffâr her bâr gûnâ-gûn torompeteler ve erganon ve nâkûslar çalınup şâdımânlar edüp sadâsından durulmazdı, ammâ bu mahallerde küffâr ol kadar luturyan boruları çalmayup şâdımânîler etmez oldu. Bizim cengî harbîler çalınmağa başlayınca asker-i İslâm bildiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301a ·
metinde göster ·