… ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz
mâbeyninde bu
kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya g …
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya gelmişdir. Ol havfdan kanarahâneler sâ’ir diyârlarda şehirlerin hâricinde olur bir alay kanlı kirli menhûslardır. Ammâ biz dâ’imâ İslâmbol'u cemî‘i hubûbât ile ganîme ederiz" dediler. Hemân kassâbların etdüği kanlar gözlerini bürüyüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… at kal‘asına uğrayıp andan Amasiyye önünden ubûr eder. Amasiyye ile Tokat halkı
mâbeyninde bu
latîfe-i yâve darb-ı mesel olmuşdur kim "Tokat sıçar, Amasiyye içer" derler. Zî …
Amasiyye şehri önünden cereyân eden Çehârşenbe bâzârı suyu bu Samsun'un cânib-i şarkîsinde Bahr-i siyâh'a mahlût olur, geçid vermez nehr-i azîmdir. Bu nehrin tulû‘u (---) sancağında (---) mahalden hurûc edüp Tokat kal‘asına uğrayıp andan Amasiyye önünden ubûr eder. Amasiyye ile Tokat halkı mâbeyninde bu latîfe-i yâve darb-ı mesel olmuşdur kim "Tokat sıçar, Amasiyye içer" derler. Zîrâ bu Çehârşenbe nehri, ibtidâ Tokat'a, andan Amasiyye'ye uğrayup niçe şehirlere dahi uğrayup andan Samsun dibinde Karadeniz'e katılır. Ve Samsun şehrinin suyuna Kanava vü geriz derler, mâ-i zülâldir. Bu şehr cümle (---) mahalle ve cümle (---) kiremitli bâğ u bâğçeli ve besâtînli hânelerdir ve cümle (---) mihrâbdır. Çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
… etmiş konak yer Kürdistân u sengistân add olunur kim Irâk-ı Arab ile Âl-i Osmân
mâbeyninde bu
kûh-ı bülendler içre altı bin aded aşâ’ir ü kabâ’il-i Ekrâd sedd-i sedîd olmasa …
Müverrih Mıkdısî kavli üzre ba‘de't-tûfân-ı Nûh, imar olan şehr-i Cûdî'dir, andan kal‘a-i Sincâr'dır, andan bu kal‘a-i Mefârikîn'dir ammâ şehr-i Cûdî sâhibi Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim altı yüz sene mu‘ammer olup Kürdistân diyârların geşt [ü] güzâr ederek bu Mefârikîn'e gelüp âb u hevâsından hazz edüp bu zemînde sâkin olup evlâd [u] ensâbı gâyet 219a çok olup lisân-ı İbrî'den indiyyât bir gayrı lisân-ı Turrehât peydâ etdi kim ne İbrî'dir, ne Arabî ve ne Pârisî ve ne lisân-ı Derî'dir ve lisân-ı Pehlevî'dir, ana hâlâ lisân-ı Kürdim derler. Bu diyâr-ı Mefârikîn'de peydâ olup hâlâ diyâr-ı Kürdistân'da isti‘mâl olunan lisân-ı Kürd Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır, ammâ vilâyet-i Kürdistân dağistân u sengistân bilâd-ı bî-pâyân olmağile on iki gûne lisân-ı Ekrâd vardır kim birbirlerine elfâzları ve lehce-i mahsûsaları muğâyirdir kim niçesi birbirlerinin kelimâtların tercümân ile anlarlar. Memâlik-i azîmdir, bir ucu cânib-i şimâlde diyâr-ı Erzurûm'dan diyâr-ı Van'dan diyâr-ı Hakkarî ve Cizre ve İmâdiyye ve Musul ve Şehrezûl ve Harîr ve Ardalân ve Bağdâd ve Derne ve Derteng ve ta Basra'ya varınca yetmiş konak yer Kürdistân u sengistân add olunur kim Irâk-ı Arab ile Âl-i Osmân mâbeyninde bu kûh-ı bülendler içre altı bin aded aşâ’ir ü kabâ’il-i Ekrâd sedd-i sedîd olmasa kavm-i Acem diyâr-ı Rûm'a istîlâ etmeleri emr-i sehl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a–219a ·
metinde göster ·
nehir cereyân edüp üzerinde haşeb cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olm …
Nehr-i Aşşâr: Derler. kal‘a-i Basra ile Rabât mâbeyninde bu nehir cereyân edüp üzerinde haşeb cisri vardır. Bu nehr-i Şatt'dan münşa‘ib olmağile bu da medd [ü] cezimdir kim bir temâşâ-yı sun‘-ı Lemyezel'dir. Ve biri dahi yine Basra'nın cânib-i cenûbîsi kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… yitdim: "Vallâhi beğlerim, bu dünyâda dervîşân gûnâ-gûndur. Ben dahi âvân-ı nâs
mâbeyninde bu
gûne atlı ve donlı ve bârhâne ve hidmetkârlı dervîşim. Ben umûr-ı dünyâ kaydınd …
Hemân hakîr eyitdim: "Vallâhi beğlerim, bu dünyâda dervîşân gûnâ-gûndur. Ben dahi âvân-ı nâs mâbeyninde bu gûne atlı ve donlı ve bârhâne ve hidmetkârlı dervîşim. Ben umûr-ı dünyâ kaydında değilim. Ceng oldu ve vilâyet harâb oldu ve gâret ü yebâb oldu. Ben anları bilmem. Ancak bu hakîr bir du‘âgûyunuzum ve kendi hânedânınıza gelmiş yigirmi yıldan berü müştak [u] garîbiniz idim. Hamd-i Hudâ bugünkü gün Hân-ı âlîşân hazretleri pederiniz boyahâne hüccetleri verüp çerâğ etdi. Dahi gayrı şân-ı şerîfinize ne lâyık ise anı eylen. Hâlâ bu âsitânenin müsâfiriyim. Size mahabbetimden gelüp âlüfte vü âşüftelik ederim" deyü vâfir tevâzu‘-âmîz kelimâtlar edüp tahta'l-kahve yerim, ammâ semm-i helâhil yeyüp ensemden geçer. Hemân Bedir Beğ mu‘ammer olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
… ılıç ve şeştüper ve şiş ile gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ cemî‘i serhad halkı
mâbeyninde bu
Peçoy halkı besbellidir.
Der-kıyâfet-i kabâ-yı merd-i meydân: Cümle halkı serhadli esvâbı gibi göğsü ve yenleri gümüş düğmeli çukadan kısacık dolamalar ve çuka sıkma kopçalı çakşırlar ve teybend harîr kuşaklar ve ökçesi bir sere yüksek kubâdî pâypûşlar ve başlarına cümle cümle beyâz çukadan semmûr kalpaklar geyüp kuşanup pür-silâh kortela kılıç ve şeştüper ve şiş ile gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ cemî‘i serhad halkı mâbeyninde bu Peçoy halkı besbellidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
… bi ve cümle iki yüz aded gâzî kal‘a neferâtları var. Budin ile kal‘a-i Üstürgon
mâbeyninde bu
kal‘a bir cây-ı amândır.
Derûn-ı hisârda yüz mikdârı tahta örtülü neferât hâneleri var, ammâ gâyet daracıkdır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Hammâmı yok, ammâ henüz Gürcî Mehemmed Paşa bir nev binâ bir hân-ı ra‘nâ etmeğe mübâşeret etdi. Ve hân kurbunda beş aded dükkânı var. Dizdârı ve Üstürgon kazâsı nâ’ibi ve cümle iki yüz aded gâzî kal‘a neferâtları var. Budin ile kal‘a-i Üstürgon mâbeyninde bu kal‘a bir cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… est-i İslâm'da bir nâmdâr kal‘a olur, zîrâ Peşte kal‘asıyla Novigrad kal‘asının
mâbeyninde bu
kal‘a-i Vaç bir cây-ı amândır.
Ba‘dehu Süleymân Hân sene 948 târîhinde Budin'e def‘a-i sâlisde cümleden milk-i mâlik ibtidâ Süleymân Paşa Budun vezîr[i] nasb olundukda ol sene-i mezbûrede bu kal‘a-i Vaç dahi feth olup Budin eyâletinde sancakbeği tahtı olup beğinin hâssı 340.000 ve erbâb-ı zu‘amâsı 33 ve erbâb-ı tîmârı 322 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşı ağaları ve üç bin aded müstahfızân-ı merdüm-i hisâra yigirmi aded bölük ağaları ve dizdâr ağa ve bir oda yeniçeri ve bir oda topçu ve bir oda cebeci ve üç bin asker dahi muhâfazacısı ile cümle askerî tâ’ifesi on bin aded pür-silâh güzîde asker olup kal‘a-i Vaç dest-i İslâm'da bir nâmdâr kal‘a olur, zîrâ Peşte kal‘asıyla Novigrad kal‘asının mâbeyninde bu kal‘a-i Vaç bir cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a ·
metinde göster ·
"Sulha muğâyir iş olur korkarız, deyü sûret-i hakdan görünüp eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîni yıkmak isterler, zîrâ bizim Varat kal‘amız kurbundadır, belkim anı da feth edeyiz ve Orta Macar'ı ve Erdel vilâyetin ol Sekelhit sebebiyle kabza-i tasarrufa alayız, deyü küffâr bu mülâhazayı edüp mukaddem târîh ile sulh mâbeyninde bu kal‘a-i Seykel'i yıktırmak ister" deyince hemân Sadrıa‘zam,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
… özedüp ol karanlık yere geldikde ol mahbûbların bûselerin aldıklarıyçün uşşâkân
mâbeyninde bu
kapuya "Şeftâlû kapusu" dediler. Hakkâ ki karanlık kapudur.
Andan tâ Karanlık kapuya varınca üç bin adım yerde olan kapular cümle mesdûddur, işlemeyüp hîn-i mahalde açılır. Ammâ Karanlık kapu cânib-i garba nâzır olup üç kat metîn kapulardır. Lâkin tabyaların kemerleri altından gidilüp gâyet karanlık yer olmak ile Karanlık kapu derler, gâyet muzlim yolları vardı[r]. Hattâ ba‘de'l-feth cümle halk bu karanlık yolların izdihâmında giderlerken niçe âdemler birbirlerine başların urup "Geri tur, ileri gel, sağa var, sakın yoldan" deyü giderlerken bu Karanlık kapu yollarında ba‘zı levendât makûlesi gâzîler ba‘zı dilberin ardı sıra gözedüp ol karanlık yere geldikde ol mahbûbların bûselerin aldıklarıyçün uşşâkân mâbeyninde bu kapuya "Şeftâlû kapusu" dediler. Hakkâ ki karanlık kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310a ·
metinde göster ·
… bu yaylayı teferrücgâh edinüp beş altı ay sâkin olurlar imiş. Müverrihân-ı Rûm
mâbeyninde bu
yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası" demek ile ma‘rûf yayladır.
Andan yine garba yokuş yukaru Şehzâde yaylasın aşup anda çadırımız bir âb-ı hayât kenârında kurup meks edüp yayla çobanlarından bir semiz kuzu alup bî-pâk [ü] bî-pervâ kebâb edüp zevk [u] safâ etdik. Ammâ garîb ü acîb yayladır. Hâlâ selâtîn-i seleflerin sarâyları ve kasr-ı âlîleri esâsları zâhirdir. Zîrâ mülûk-ı selef şehzâdeleri Ma‘nisa'da hâkimü'l-vakt iken bu yaylayı teferrücgâh edinüp beş altı ay sâkin olurlar imiş. Müverrihân-ı Rûm mâbeyninde bu yaylanın nâmına "Sûsen Dırâz yaylası" demek ile ma‘rûf yayladır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33a ·
metinde göster ·
İki yüz evli ve toprak örtülü müselmân köyüdür. Vilâyet-i Silifke ile Karaman mâbeyninde bu Firişke hudûddur. Nısfı Silifke paşasının hâssı voyadalığıdır. Nısf re‘âyâsı Karaman paşasının hükmünde güherçile re‘âyâsıdır. Ve nehr-i Firişke Karaman câniblerinden Firişke yaylalarından gelüp ve Başköy derelerinden cem‘ olup yine Silifke sancağında Kıbrıs iskelesi olan Köserelik nâm liman kurbunda Akdeniz'e deryâ-misâl mahlût olur, azîm âb-ı hayât nehir olur. Mezkûr Firişke karyesinin bâğçeleri içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141b ·
metinde göster ·
Ve âl-i Osmân ile Acem mâbeyninde bu Kürdistân seddi olmasa âl-i Osmân huzûr edemezdi. Zîrâ Acem hasm-ı kavî, şecî‘ u fetâdır. Mısır'a mâlik olanlar bu Ekrâd-ı Abbâsiyân'dandır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y25b ·
metinde göster ·
… yle-i Kadir olup destûr-ı şâhî olup avret ve oğlan bir yere cem‘ olup ve zurefâ
mâbeyninde bu
muhtesib alayına "alay-ı dilberân" derler. Zîrâ ol gece şehr-i Mısır içre ne ka …
Ve ol gece şehir içi sabâha dek eyle çerâğân olur kim leyle-i Kadir olup destûr-ı şâhî olup avret ve oğlan bir yere cem‘ olup ve zurefâ mâbeyninde bu muhtesib alayına "alay-ı dilberân" derler. Zîrâ ol gece şehr-i Mısır içre ne kadar mümtâz [u] müstesnâ güzîde dilberân var ise peder ü mâderinden ve mevlâsından ricâ ile âriyetî esbâb alup zer-ender-zere müstağrak olup küheylân atlar üzre esnâf şeyhlerinin oğulları ve akrabâsızları zî-kıymet mücevher raht ve eğerler üzre semmûr kürkler ile elbette her ehl-i hıref oğlu bir gûne libâslar ile başlarında sorguclar ile mehterhâneleri çalarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166b ·
metinde göster ·
… Mısır: Kânûn üzre alay alay mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh herbir alayın
mâbeyninde bu
kadar bin çerâğân ve kanâdîl ü meş‘al ile ubûr ederler. Ve her bir fırkanın içi …
Alay-ı askeriyân-ı Mısır: Kânûn üzre alay alay mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh herbir alayın mâbeyninde bu kadar bin çerâğân ve kanâdîl ü meş‘al ile ubûr ederler. Ve her bir fırkanın içinde piyâde çöğürcü ve şâ‘irler ve hânende ve sâzende fasıl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y175b ·
metinde göster ·
… ûd birkaç kîse mâla elhâsıl dâmâdın isti‘dâdına göre ol mahalde huzzâr-ı meclis
mâbeyninde bu
kadar eşyâya arûsu sulh edüp hâzırûn cümle şâhid olup Fâtiha tilâvet olunca hem …
Dâmâd dahi evinden kerr ü ferr ile gelince arûs dal hançer olup dâmâdın sakalına yapışup altına alup boğazlamak sadedinde iken mâbeyne muslıhîn girüp Y 244b arûsu bir eve yâhûd bir bâğa veyâhûd birkaç câriyeye veyâhûd birkaç kîse mâla elhâsıl dâmâdın isti‘dâdına göre ol mahalde huzzâr-ı meclis mâbeyninde bu kadar eşyâya arûsu sulh edüp hâzırûn cümle şâhid olup Fâtiha tilâvet olunca hemân dâmâd arûsu bu kadar âdemlerin mâbeyninden kapup bir odaya yâhûd bir haymeye veyâhûd bir köşede derhâl dâmâd kızı Fir‘avn tâciyle alt edüp bir a‘lâ salık çeküp Fir‘avn'ın tâcı ve tahtın târumâr edüp kızın bekâretin izâle eder. Derhâl kız kanın akıdarak yarakdan kurtulmuş gibi soluyarak babasına ve anasına ve bu kadar kavme kanın göstererek şikâyet-gûne kelimât eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a–Y244b ·
metinde göster ·
Kefere-i Kabâbıta mâbeyninde bu belede hayli i‘tibâr ederler. Zîrâ Kıbtî meliklerinden Melik Tavtîs'in maskat-ı re’si budur ve bunda bir deyrde medfûndur. Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürüp Kıbtî kızı Hâcer Ana'yı bu Melik Tavtîs hedâyâ gönderüp Hazret-i İsmâ‘îl andan tevellüd etmişdir. Ve Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı Kıbtî tasarrufundan alduğı Melik Mukavkıs dahi bu Tûh-ı Nasârâ'da doğmuşdur, deyü i‘tibâr edüp cümle Kıbtî senede bir kerre bu beledi ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y284a ·
metinde göster ·