… -ı zülâl nühûrlar cereyân edüp bu uyûn-ı câriyelerin yemîn ü yesârında gûnâ-gûn
müşebbek bostânlar
ve hadâyık u riyâz-ı ravza-i Rıdvân-misâl bâğistânlardır. (---)(---)(---) (-- …
El-hâsıl midhatinde lisân kâsırdır. Ve bu Aspuzu'nun cânib-i erba‘asında bâğ u bâğçeleri birbirine müşâ on beş aded bâğ-ı İrem-misâl ma‘ûr [u] âbâdân hân ve câmi‘ ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı kurâları var kim her biri birer gûne ürd-i behişt mahallesinden nişân verir. Her birinden niçe âb-ı zülâl nühûrlar cereyân edüp bu uyûn-ı câriyelerin yemîn ü yesârında gûnâ-gûn müşebbek bostânlar ve hadâyık u riyâz-ı ravza-i Rıdvân-misâl bâğistânlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b ·
metinde göster ·
… âsı kenârınca bir ucu üç günlük yol ile ta Ercîş kal‘asına varup bâğ u bâğçe ve
müşebbek bostânlar
birbirlerine çıt-a-çıt olup yaylaları Sübhân dağı idi.
Cemî‘i müverrihler bu şehr-i atîke Dâr-ı Büleh demişler. Ya‘nî Oğuz tâ’ifesi şehridir. Müverrihân-ı Acem bu şehr-i köhne-âbâda Erzen-i Ahlad demişler. Hakkâ ki erzeni, ya‘nî darısı çok olur, ammâ dest-i Âl-i Osmân'da Erzen nâmıyla meşhûr olan beş şehr-i azîmlerdir. Evvelâ biri diyâr-ı Acem'de Erzenbaycân'dır kim ana Acem müverrihleri Âzerbaycân derler, o kim şehr-i Tebrîz-i dilâvîz'dir kim sene 991 târîhinde dest-i Âl-i Osmân'da iken Şâh-ı Acem istîlâ edüp hâlâ niçe Acem'de kaldı. İkincisi Erzeni'r-rum'dur kim ana Erzurûm derler. Üçüncüsü yine Erzurûm kurbünde ara yatı menzilde şehr-i Erzincân'dır kim ana efvâh-ı nâsda Erzigân derler. Dördüncüsü Erzen-i Cezîre-i Dicle'dir kim nehr-i Şat ve nehr-i Furât mâbeyninde Erzen-i Dicle'dir. Beşincisi bu Erzen-i Ahlat'dır kim cümle erzenlerden kadîm ve şehr-i azîm idi. Niçe bin mülûkdan mülûka kalup ol kadar imâr oldu kim Van deryâsı kenârınca bir ucu üç günlük yol ile ta Ercîş kal‘asına varup bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlar birbirlerine çıt-a-çıt olup yaylaları Sübhân dağı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
… ran ve karye-i Tomar{ova'ya varınca cümle İshâkcı hâki serâpâ bâğ u bâğçeler ve
müşebbek bostânlar
ve merkûm köyler cümle ma‘mûr beşer yüz hâneli kefere köyleridir kim dükkânları …
Âb [u] havâsı latîf olduğundan bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır kim bu hâkde Tuna kenârına karîb karye-i Arakel ve karye-i Gavran ve karye-i Tomar{ova'ya varınca cümle İshâkcı hâki serâpâ bâğ u bâğçeler ve müşebbek bostânlar ve merkûm köyler cümle ma‘mûr beşer yüz hâneli kefere köyleridir kim dükkânları var}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
… l [ü] gülistân ve sünbül-i reyhânistân ravza-ı Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlar ve
müşebbek bostânlar
var kim ezhâr [u] evrâkları ve eşcârlarının hisâbın Bâğbân-ı Ezel ve Sannâ‘-ı L …
Ve bu şehr-i hâk-i ednâ'l-arzda niçe bin aded gül [ü] gülistân ve sünbül-i reyhânistân ravza-ı Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlar ve müşebbek bostânlar var kim ezhâr [u] evrâkları ve eşcârlarının hisâbın Bâğbân-ı Ezel ve Sannâ‘-ı Lem-yezel bilür, zîrâ bu şehrin zemîni bir [v]âsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr [u] diyârdır kim deyyâr-ı misli yokdur demek olmaz, meğer hâk-i pâk-i Irâk-ı Acem ola, zîrâ Belgrad'ın vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ ahâlîsi mesrûr buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr-ı berekâtları mütekâsir ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârînleri cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır. Hafazakellâh. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr u âbâdân olup her cânibi ikişer konak bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân ve
müşebbek bostânlar
ile müzeyyen bir amâristân bir diyâr-ı Firengistân'dır.
Ve bu şehr-i azîmin cânib-i kıblesi bir sahrâ-yı bî-pâyândır kim köy köy üstüne gâyet ma‘mûr u âbâdân olup her cânibi ikişer konak bâğ u bâğçe ve gül [ü] gülistân ve müşebbek bostânlar ile müzeyyen bir amâristân bir diyâr-ı Firengistân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… zamânda fevâkihesinin lezzetine aslâ tağayyür gelmezdir. Ve bu şehrin etrâfında
müşebbek bostânlar
ve bâğ ve hadîka-i gülistânlar içre cârî âb-ı revânları var ve her köşe-i iremi …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Vukin: Evvelâ bâğları ve bâğçeleri firâvândır. Eyle âbdâr meyveleri olur kim eriğini sâ’ir diyârlara götürseler henüz halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda fevâkihesinin lezzetine aslâ tağayyür gelmezdir. Ve bu şehrin etrâfında müşebbek bostânlar ve bâğ ve hadîka-i gülistânlar içre cârî âb-ı revânları var ve her köşe-i ireminde olan bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhân-ı asvât-ı hazînleri âdeme rûh-efzâ safâlar verir. Gerçi bâğları ma‘mûrdur, ammâ şehri ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir. Ve nehr-i Tuna'nın bu kal‘a önünde karşusu Baçka vilâyeti sahrâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33b ·
metinde göster ·
… tarafdadır, zîrâ bu mahal topraklıkdır, bataklık ve çataklık değildir. Ve cümle
müşebbek bostânlar
ve poyata evleridir. Ve cümle bâğ ve bâğçesi bu kal‘anın maşrık tarafına bir to …
Ve şehrin cümle mezâristân u cebbânesi bu tarafdadır, zîrâ bu mahal topraklıkdır, bataklık ve çataklık değildir. Ve cümle müşebbek bostânlar ve poyata evleridir. Ve cümle bâğ ve bâğçesi bu kal‘anın maşrık tarafına bir top menzili mesâfe-i ba‘îdede bir yüksek bayır üzre cümle bin mikdârı bâğlardır, ammâ karavulhâneleri vardır, zîrâ küffârdan havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a ·
metinde göster ·
… üp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve
müşebbek bostânlar
içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr ke …
Ba‘dehu küffâr bu varoşu ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve müşebbek bostânlar içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr kenîselerdir, ammâ kal‘ası nehr-i Tuna kenârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda bâc alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… râb u yebâb etmişler idi. Hamd-i Hudâ beş yılda yine müzeyyen bâğ u bâğçeler ve
müşebbek bostânlar
yetişmiş.
Ve bu varoşun cânib-i erba‘ası bâğdan ve bâğçeden görünmez olmuş, ammâ mukaddemâ asâkir-i İslâm bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde cümle bâğ u tağı ve hânedânları ve kal‘a bile yanup harâb u yebâb etmişler idi. Hamd-i Hudâ beş yılda yine müzeyyen bâğ u bâğçeler ve müşebbek bostânlar yetişmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
ve bâğçeler var kim gül-i gülistânları içre cârî âb-ı revânları kenârında kâh-ı …
Ve bu şehrin cânib-i etrâfı bâğlar ve müşebbek bostânlar ve bâğçeler var kim gül-i gülistânları içre cârî âb-ı revânları kenârında kâh-ı Havarnaklarda kesb-i tarâvet edüp bilâ teşvîş ayş [u] nûş edilir. Ol murğzâr bâğlar içre bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhân asvât-ı hazînleri âdeme rûh-efzâ safâlar verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
… tân ve sünbül-i reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinân-ı hasbîler ve
müşebbek bostânlar
var kim hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-İzze bilir, zîrâ bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü …
Der-zemîn-i mahsûldâr-ı mezâri‘ât: Bu şehr-i Sol‘ât-ı Kırım'ın her tarafında gül-i gülistân ve sünbül-i reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinân-ı hasbîler ve müşebbek bostânlar var kim hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-İzze bilir, zîrâ bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve dahi bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr edîm-i arzda mânendi yokdur, meğer diyâr-ı Şâm'da Havrân ovaları ola, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı düşmandan intikâm almak ile mesrûr âdemlerdir. Ve dahi nafakaları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-ünâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir niçe deşt-i Kıpçağ ve sahrâ-yı Heyhâtları nebâtât [u] giyâhât ile mahsûldâr hâmûnlar olup her tarafında sayd [u] şikârları bî-had ve bî-pâyân vilâyetdir. Gerçi fukarâları ve gâzî batır yiğitleri boza ve talkan ve kurut ve yazma ve lahşa çorbasıyla geçinirler, ammâ a‘yân-ı kibâr-ı kübbârlarının ni‘metleri firâvân ve Bâğçesarây'dan gayri dağ eteklerinde olan şehirlerinden uyûn-ı câriyeleri cârî ve revân bir şehr-i Bâğçesarây-ı âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… hammâmlara ve câmi‘lerin havz [u] şâzrevânlarına ve cemî‘i sarây hânedânlar ve
müşebbek bostânlar
ve niçe bin aded ravza-i rıdvân misilli cinîn ü gaytânlara cemî‘i âb-ı sâfî mur …
Cümle 200 aded ibret-nümâ-yı eser su dollâbları var kim Adana şehrinde ve Arabistân'da Hamâ şehrindeki gibi su dollâbları var. Şehrin ortasında cereyân eden nehr-i (---) yemîn [ü] yesârında sağîr ü kebîr dollâblar deverân edüp her birinden birer gûne sadâ peydâ olup başka bir gûne nağamât-ı makâmât-ı dollâbdır kim cümle hammâmlara ve câmi‘lerin havz [u] şâzrevânlarına ve cemî‘i sarây hânedânlar ve müşebbek bostânlar ve niçe bin aded ravza-i rıdvân misilli cinîn ü gaytânlara cemî‘i âb-ı sâfî muravvaklar bu dollâblardan tevzî‘ [ü] taksîm olup şehir bâğçeleri rey olur. Bir acâ’ibât [ü] garâ’ibâtdan dollâb-ı vâcibü's-seyrlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
… et latîfdir. Ammâ suları gâyet latîf olup niçe bin aded uyûnları firâvân ve her
müşebbek bostânlar
içre cereyân eder uyûn-ı hoş-güvârlardır.
Ve şehir içre cümle yetmiş aded su değirmenleri vardır. Ve cümle üç bin aded bâğ u bâğçe ve gül-i gülistânı ve limon ve turuncu ve inciri ve engûrü gâyet çokdur. Cemî‘i bâğları kal‘anın garb tarafında olan dağlar serâpâ bâğlar ve sahrâları cümle âb-ı revân sulu bâğçelerdir kim her biri gül-i gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlardır. Ammâ eyyâm-ı Temmûz'da hevâsı sehel sakîldir. Lâkin kışı gâyet latîfdir. Ammâ suları gâyet latîf olup niçe bin aded uyûnları firâvân ve her müşebbek bostânlar içre cereyân eder uyûn-ı hoş-güvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·