… edüp Şeyh Maksûd bu mezâristânın içinde bir azîm seng-i hârâ üzre celî hat ile
mübârek dest-i
hatları olmak üzre râyegân u ayân bir manzûm hattır kim böyle tahrîr olunmuşdur …
Ve niçe bin mevtâları kayıklar ile İslâmbol'un şimâlî cânibinde 22b medfen-i kadîm olan Tershâne ardı demek ile ma‘rûf cebbâne-i kadîmde kehf-i azîmler ve tâk-ı kadîmler içre Ömer ibn Abdül‘azîz hazretleri asrından berü niçe bin sahâbe-i kirâm İslâmbol ve Galata'dan cümle ol mezâristânda medfûnlar idi. Şeyh Maksûd dahi kayıklarla cümle şühedâyı bu garâfe-i kadîmde defn edüp Şeyh Maksûd cümle mevtâyı maksûdlarına vâsıl edüp Şeyh Maksûd bu mezâristânın içinde bir azîm seng-i hârâ üzre celî hat ile mübârek dest-i hatları olmak üzre râyegân u ayân bir manzûm hattır kim böyle tahrîr olunmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a–22b ·
metinde göster ·
… beyâzı çok idi ve kitifleri vâsi‘ ve mübârek miyânı rakîk ve bâzûları kalın ve
mübârek dest-i
şerîfleri şîrâne pençe idi.
Hîn-i hilye-i Sultân Murâd Hân: Kâmetleri bülend-bâlâ ve vücûd-ı şerîfleri cesîm ü şahîm ve vech-i hüsnleri müdevver ve lihye-i şerîfleri siyâha mâ’il ve açık kaşlu ve âlâ gözlü beyâzı çok idi ve kitifleri vâsi‘ ve mübârek miyânı rakîk ve bâzûları kalın ve mübârek dest-i şerîfleri şîrâne pençe idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… ahl düşdü. Anda Binyâz nâm bir pehlivânı pâdişâh üzerine musallat edüp kendüler
mübârek dest-i
şerîfleri ile Orta Câmi‘ mihrâbının sol cânibindeki pençereye mübârek kolların …
Beytü'l-mâl-ı müslimînden yedi bin kîse hebâya gidüp niçe kerre yüz bin re‘âyâ ve berâyâ pârekende ve perîşân olup bir habbe değer iş görülmeyüp pâdişâh-ı İslâma beyne'l-akrân bu kadar bed-nâmlık olup sa‘âdetle İslâmbol'a gelüp ol pâdişâh-ı azîmü'ş-şânın üzerine niçe kerre gulû-yı âmm edüp pâdişâh dahi anların etdiklerine kalmayup ocaklarına ayağıla varup dahl düştükde bu kadar itâle-i lisân ve bu kadar şütûm-ı fâhiş ile ağa kapularından Osmân Hân'ı kovup andan yeniçeri odaları içre Orta Câmi‘e varup anda dahi dahl düşdü. Anda Binyâz nâm bir pehlivânı pâdişâh üzerine musallat edüp kendüler mübârek dest-i şerîfleri ile Orta Câmi‘ mihrâbının sol cânibindeki pençereye mübârek kolların geçirüp sarılmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
"Bu kürk sana uzundur babana gönder, bizi hayır du‘âdan ferâmûş etmesin" deyü bir gayrı kürk hakîre ihsân eyledi ve mübârek dest-i şerîfiyle serime bir semmûr kalpak geydirdiler. Niçe zamân Tatar-pîçe-misâl kalpak ile gezerdim. Andan buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70a ·
metinde göster ·
şerîfleri ile çarpup zemîne düşdükde pur-putur olup yatırken,
"Ey nefs murâdın üzre işte paça geldi, eğer hâcetinse çık tenâvül eyle" deyince ol ân mübârek ağzından hemân gelincik-misâl iki gözü kör bir mahlûk çıkup sahanın kenârına çıkup kelb-i akûr gibi paça suyundan nûş edüp def‘-i cû‘dan sonra yine ol mahlûk Bâyezîd-i Velî'nin hırka-i şerîfine pertâb edüp yine dehân-ı şerîfinde içeri girmek kasdında olunca mübârek dest-i şerîfleri ile çarpup zemîne düşdükde pur-putur olup yatırken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
… du‘â ederdi. Anıniçün huddâmları ber-hordâr-ı ömr olurlar. Ve bizzât Ebü'l-feth
mübârek dest-i
şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn …
Ve bunda hizmet eden bostâncılar cümle sâhib-i sülûk sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir ve elbette ber-hordâr olurlar. Zîrâ İslâmbol feth olunca Akşemseddîn hazretleri bu câ-yı dil-küşâda sâkin olup cümle merdân ve erba‘în çıkarırdı ve hidmet edenlere hayr du‘â ederdi. Anıniçün huddâmları ber-hordâr-ı ömr olurlar. Ve bizzât Ebü'l-feth mübârek dest-i şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn serv(er)lerdir. Ve bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri} mübârek dest-i şerîfleri ile diküp hâsıl etmişdir. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim serv dırahtı sebiz-gûn olur. Ammâ bu serviyi Akşemseddîn dikmek ile ak serv hâsıl olmuşdur. Hâlâ zamânımızda temâşâgâhdır kim Çimşîrlik havzının kurbünde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… ûn u hemvâr sebiz-gûn serv(er)lerdir. Ve bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri}
mübârek dest-i
şerîfleri ile diküp hâsıl etmişdir. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ âdetullâh bunun üzerine …
Ve bunda hizmet eden bostâncılar cümle sâhib-i sülûk sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir ve elbette ber-hordâr olurlar. Zîrâ İslâmbol feth olunca Akşemseddîn hazretleri bu câ-yı dil-küşâda sâkin olup cümle merdân ve erba‘în çıkarırdı ve hidmet edenlere hayr du‘â ederdi. Anıniçün huddâmları ber-hordâr-ı ömr olurlar. Ve bizzât Ebü'l-feth mübârek dest-i şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn serv(er)lerdir. Ve bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri} mübârek dest-i şerîfleri ile diküp hâsıl etmişdir. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim serv dırahtı sebiz-gûn olur. Ammâ bu serviyi Akşemseddîn dikmek ile ak serv hâsıl olmuşdur. Hâlâ zamânımızda temâşâgâhdır kim Çimşîrlik havzının kurbünde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… ayup cereyân eder. Hazret-i Emîr bu ferah-fezâya varup tecdîd-i vuzû‘ edindikde
mübârek dest-i
şerîflerindeki asâyile zemîne dürtüp bir âb-ı hayât zâhir olur kim âb-ı hayâtda …
Ve ziyâretgâh-ı Ayn-ı Asâ: Şehrin cânib-i şarkîsi hâricinde nîm sâ‘at ba‘îd zeyl-i Cebel-i Râhib'de kestanelik ormanı içre bir aynü'l-hayat kaynayup cereyân eder. Hazret-i Emîr bu ferah-fezâya varup tecdîd-i vuzû‘ edindikde mübârek dest-i şerîflerindeki asâyile zemîne dürtüp bir âb-ı hayât zâhir olur kim âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hoş-güvârdır. Anınçün asâ suyu nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ve Emîr Sultânın ma‘bedhâne soffası var bir çemenzâr yerdir. Gâyet iri kestânesi olur. Cümle aş[ı]lama şecerlerdir kim dânesi kırkar dirhem kestânesi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri
mübârek dest-i
şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi a …
Andan ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn eş-Şeyh Hazret-i Veled Efendi Bahâ'eddîn ibn Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe olup bunların zamânında büyük vâlideleri ya‘nî Hazret-i Mevlânâ'nın vâlide-i müşfikaları Konya şehrinin kıble cânibine bir menzil dırâz [u] ba‘îd Lârende şehrinde sâkin idi. Bu Sultân Veled Efendi'nin vâkı‘asına büyük vâlidesi girüp "Yetiş yâ veledî, hâlet-i nez‘imdir. Beni defn eyle" deyü menâmında görüp ol ân Sultân Veled bîdâr olup tayy-ı mekân ile Lârende'de bulunup pederi vâlidesinin hâlet-i nez‘inde yetişüp büyük vâlidesini binâ etdüğü Lârende Mevlevîhânesinde defn edüp yine tayy-ı mekân ile Konya'ya gelüp bu keşf [u] kerâmetini ifşâ etdiklerinde âhir sene isnâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen dokuz sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri mübârek dest-i şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14b–15a ·
metinde göster ·
… finin bir cânibin seyl-i âb münhedim edüp cesed-i Hazret-i Şîs'in sağ cânibinde
mübârek dest-i
şerîfleri ve uylukları keşf olup ter ü tâze altı bin yedi yüz elli seneden berü …
Diğer menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Sene (---) târîhinde Sultân Süleymân asrında Dervîş Paşa vâlî-i Şâm iken sahrâ-yı Bukâ‘'da bir bârân-ı rahmet nâzil olur kim yedi gün yedi gice niçe büleydeler ve niçe dağlarda kayalar pâre pâre olup seyl-i matar deryâ gibi tenevvüc edüp bu Hazret-i Şîs'in kabr-i şerîfinin bir cânibin seyl-i âb münhedim edüp cesed-i Hazret-i Şîs'in sağ cânibinde mübârek dest-i şerîfleri ve uylukları keşf olup ter ü tâze altı bin yedi yüz elli seneden berü zâhir olunca Şâm Vâlîsi Dervîş Paşa'ya ılgâr ile haber edüp bir günde anlar dahi gelüp niçe yüz bin âdem na‘ş-ı Resûl Şîs'i görüp İslâm îmân [u] i’tikâdları dahi ziyâde olup niçe bin münkirîn tecdîd-i îmân ederler. Ba‘dehû Dervîş Paşa cümle 37b a‘yân [u] kibârı cem‘ edüp Hazret-i Şîs'in sağ cânibi vücûd-ı şerîfin tevhîd [ü] tezkîr ile gülâb ve müşk-i anber-i hâm râyihalarıyla gasl edüp bu mahalle defn ederler. Ba‘dehû ol seyl harâb etdüğü mahalle bir rasîf-i kavî inşâ edüp âsitânesin imâr eder. Bu ahvâl karîbü'l-ahd olmağıla mahkeme-i Bukâ‘'da ve Zeydâniyye ve Ba‘albek sicillâtlarında mastûrdur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Cüvânapucubaşı Şâm vâlîsiyken Sultân İbrâhîm Hân'ın sadrıa‘zamı olup bu âsitâne-i Şîs Nebî'yi imâr edüp kabr-i tavîli üzre beşyüz zirâ‘ yeşil çuka setr etmişdi. Hakîr ziyâret etdikde ol mestûr çuka hâzır idi. Hakîr bu kabr-i münevver üzre cümle gubârı süyürüp hizmet-i Resûl'de bulunup hasbeten lillah bir hatm-i şerîfe şürû‘ edüp ba‘dehû ziyâret-i vedâ‘ ile yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Kerk-i Nûh kal‘ası dibinde ordu-yı İslâm'a gelüp vâsıl olduk. Ertesi gün kûs-ı rıhletler çalınup deryâ-misâl asker ile cânib-i garba Bukâ‘ sahrâsı içre (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a–37b ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Süheyb: Bir gün bu Abdülvahhâb, Hazret'e eydür, "Yâ Resûl! Bu gice vâkı‘amda mübârek dest-i şerîfinizle yedi kerre {benim agzıma} beyâz daru doldurdunuz" der. Hazret-i Habîb buyurdular kim "Yâ Süheyb! Müjde sana kim cihân-ârâ ulemâ-yı mütebahhirînden müfessir ve muhaddis ve musannif olup Ebü'l-Me'âl olursun" buyurdular. Andan sonra bu Süheyb-i Rûmî lâ-nazîr ulemâ olup tâ Hazret-i İmâm-ı A‘zam ve Hümâm-ı Akdem'e gelince mu‘ammer olup İmâm-ı Hümâm ile mübâhase-i ilm edüp İmâm bunlardan şerâ‘it-i vuzû‘ ve guslü ve tertîb-i rükû‘ [u] sücûdu sünnet-i Resûlullâh üzre bunlardan ahz eylemişdir ve Hazret asrında bu Süheyb 78b eyle şâ‘ir u mâhir ü meddâh-ı Resûl ve meddâh-ı gazavât-ı Hazret-i Hamza oldu kim gûyâ Ebü'l-Me’âl-i Kayserî oldu. Zamânında anınla mübâhase-i ilm ve imtihân-ı fenn-i şi‘ir etmeğe İmrü'l-Kays ve Hassân ve Razvî-i Belhî kâdir değiller idi. {Ve Hazret-i Resûl huzûrunda ve cümle ashâb-ı güzîn beyninde kıssa-hânlık edüp cümle meddâhların silsilesi ana çıkar}. Ashâb-ı güzîn ta‘accüb edüp vâkı‘asında Hazret-i Resûl Süheyb'in ağzına darı doldurduğu rü’yâsı te’sîridir derlerdi. Hazret-i Resûl intikâlinden sonra Çâryâr-ı Güzîn'in hilâfetlerinde hizmet edüp Hazret-i Alî'den sonra hilâfet Mu‘âviye'ye değüp anlar hasîs u le’îm u ekûl olduğundan anlar ile ülfet etmeyüp âlem-i seyâhata çıkdı. Hattâ Yezîd ibn Mu‘âviye asrında deşt-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin tarafından bulunup ol hâdise-i pür-melâlde dibelik dâğ-ı derûn hâsıl edüp Basra'ya firâr edüp anda dahi karâr edemeyüp diyâr-ı Acem'de çok seyâhat edüp âhir vatan-ı aslîsi olan şehr-i Sivas-ı Rûm'a gelüp anda hâlâ kabri olan kaya üzre bir gâr-ı kadîm içre halkdan münzevî olup tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl iken kayser-i Rûm kızı buna âşık olup ol dahi ana meyl [ü] muhabbet edüp mürted oldu derler. Hâşâ sümme hâşâ! Ol kızı ve kızın babasını ve üç bin aded âdemlerin cümle İslâm ile müşerref edüp ba‘dehû yüz on sene dahi mu‘ammer olup niçe müctehidîn bunlardan ve Baba Rüten-i Hindî'den mesâ’il-i şer‘iyyeler ahz etmişlerdir. Zîrâ Baba-yı Rüten dahi ashâb-ı güzînden olup cümle müddet-i ömrü sekiz yüz sene olmuşdur, zîrâ arkasın Hazret-i Resûl sığamışdır. Ammâ bu Süheyb Baba Rüten kadar mu‘ammer olmadı. Ammâ bahr-i ma‘ârif [ü] ummân-ı hakîkî olup âhir murğ-ı dili bâz-ı ecelden halâs olmayup dâm-ı gûra düşüp hâric-i Sivas'da mezkûr kaya üzre bir ulu âsitâne-i kübrâda medfûndur. Bunların hakkında Hazret-i Habîb-i Hudâ buyururlar kim hadîs-i şerîfdir kim Firdevsü'l-Ahbâr'da mestûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78a–78b ·
metinde göster ·
… r" deyüp sa‘âdetlü pâdişâh derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü
mübârek dest-i
şerîfiyle mühr-i şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giy …
Cevâb-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Pâdişâh-ı Cem-kişver eydür: "Bak a lala! Bu dergâhda niçe Celâlî ve Cemâlî ve zorba ve aşkıyâların kelleleri galtan-ı por-potur olmuşdur. İnşâallah an-karîbi‘z-zamân anların da haklarından gelinüp murâd [u] merâmın üzre cemî‘i ibâdullah anların şûr [u] şerlerinden halâs olur" deyüp sa‘âdetlü pâdişâh derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü mübârek dest-i şerîfiyle mühr-i şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giydirüp eydür: "Yürü Allahu Te‘âlâ her umûrunda Bârî [vü] yârî ola. Ve her işinde cenâb-ı Bârî mu‘în u zahîrin ola. Ve her kârında Rabbü'l-izzet tevfîkin mukadder refîk etmiş ola. Göreyim seni her umûr-ı dîn-i mübîn içün niçe sa‘y-i himmet edersin. Ve uğur-ı hümâyûnuma niçe bezl-i kudret edersin. Hazîne cem‘ine takayyüd edüp cemî‘i birden bine, binden yüz bine varınca vazîfe-hârân kullarıma mevâciblerin niçe verirsin, göreyim seni!" deyü du‘â vü senâ-yı firâvân edince her taraafdan "Allah mübârek eyleye!" deyü cümle a‘yân mübârek-bâd deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâh, efendimize bir semmûr lipâçe dahi giydirüp ol gün iki kürk oldu. Ammâ paşa koynuna mührü kodu ammâ gûyâ bir akreb-i Kâşiyân koynuna girüp aslâ hazz etmeyüp muğber-hâtır oldu. Zîrâ mâl ü hazîne tedâhülün fikr edüp "Mevâcibe on gün var. Bâb-ı hümâyûnda ancak on yedi kîse var ve bahr-i Sefîd'de cümle cezîrelere küffâr-ı bed-kirdârın istilâsı var. Beri tarafda mühimmât [u] levâzımât-ı Tershâne-i âmire var ve Anadolu'da Celâlî ve Cemâlî haşerâtının zulm-i sarîhi var. Ol taraflardan bir filûs-i ahmer gelmemesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
… a içün bu diyâr halkı Hazret-i Alî Düldül'ün bu kayaya bağlamak murâd edindikde
mübârek dest-i
şerîfiyle bu kayayı delüp Düldül'ün bağladıklarından Deliklikaya derler, deyü h …
Karye-i Deliklitaş: Ercîş hâkinde leb-i deryâya karîb iki yüz hâneli Ermenî köyüdür ve ze‘âmetdir. Hatta bu delikli kaya içün bu diyâr halkı Hazret-i Alî Düldül'ün bu kayaya bağlamak murâd edindikde mübârek dest-i şerîfiyle bu kayayı delüp Düldül'ün bağladıklarından Deliklikaya derler, deyü hikâye etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
şerîflerin pederimiz cemî‘î uzvumuza sürüp cemî‘î vücûduma sürüp cümle endâmıma …
Ve mübârek dest-i şerîflerin pederimiz cemî‘î uzvumuza sürüp cemî‘î vücûduma sürüp cümle endâmıma üfürdüler. Ve yine pederimiz gûşumu berk çeküp mekteb-i tıfl-ı ebcedhân gibi enseme bir sille-i pehlivânî eyle urdu kim kâse-i serim pûlâd-ı Nahcivânî gibi çın çın sadâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2b ·
metinde göster ·
… at edüp müyesser olursa yine geliriz" demiş idim. Hikmet-i Hudâ vâkı‘amda görüp
mübârek dest-i
şerîfleri ile elime yapışup,
"İnşâallâh dahi gayri şehirleri seyâhat edüp müyesser olursa yine geliriz" demiş idim. Hikmet-i Hudâ vâkı‘amda görüp mübârek dest-i şerîfleri ile elime yapışup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25a ·
metinde göster ·
… usûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp
mübârek dest-i
şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir g …
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
… âmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü
mübârek dest-i
şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" d …
"Bâdem getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" deyüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… âs gibi çukurdur. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe su bulunmayup
mübârek dest-i
şerîfleri ile yeri hafr edüp ol dıraht-ı Alî sâyesinden bir âb-ı hayât tulû‘ ed …
Ve bu dıraht zâhir olduğu gibi Hazret-i Alî Düldül'ün şecere bağlayup zât-ı şerîfleri sâyesinde istirâhat edüp ser-i sa‘âdetlerin kodukları yerde bir taş tâs gibi çukurdur. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe su bulunmayup mübârek dest-i şerîfleri ile yeri hafr edüp ol dıraht-ı Alî sâyesinden bir âb-ı hayât tulû‘ edüp tecdîd-i vuzû‘ eder. Hâlâ Ayn-ı Alî ismile müsemmâ turna aynına benzer aynı bir ayn-ı zülâldir. Âyende vü revendelerin atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir taşa Düldül'ün ayakları te’sîr edüp hâlâ nişândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i bi’r-i Hazret-i Ya‘kûb: A‘mâ olmazdan evvel (---) sâkinler idi.
Mübârek dest-i
Q 89b şerîfleri ile bu bi’r-i cân-perveri kazmışlardır. Hâlâ âb-ı Zemzem lezz …
Ziyâret-i bi’r-i Hazret-i Ya‘kûb: A‘mâ olmazdan evvel (---) sâkinler idi. Mübârek dest-i Q 89b şerîfleri ile bu bi’r-i cân-perveri kazmışlardır. Hâlâ âb-ı Zemzem lezzetine müşâbeheti vardır. Cümle ahâlî-i vilâyet ve sulehâ-i ümmet kimesneler emrâz-ı muhtelifeye mübtelâlar P 89b kırk elli gün nûş edüp bi-emrillâh şifâ bulurlar. Ve bu mahalle karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207a ·
metinde göster ·
… . Ve Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Busrâ şehrine ticâret ile giderken bizzât
mübârek dest-i
şerîfleri ile eşdiği eşme kal‘a içinde kaynar bir âb-ı zülâl-i cân-perverîdîr. …
Bu kal‘a içre şâm yeniçeriyânından bir çorbacıyla iki yüz neferâtı vardır. Topçu ve cebeciyânı ve mükellef topları ve cebehânesi vardır. Bu kal‘a içre iki yüz mikdâr hücreleri vardır. Ve bir mescid ve bir hammâm-ı sağîresi var. Ve Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Busrâ şehrine ticâret ile giderken bizzât mübârek dest-i şerîfleri ile eşdiği eşme kal‘a içinde kaynar bir âb-ı zülâl-i cân-perverîdîr. Ve huccâcdan ishâl marazına mübtelâ olan nûş etse bi-emrillâh şifâ bulur. Mu‘cize-i Resûlullâh'dır. Anıniçün Peygamber Eşmesi derler. Ve bu kal‘a ol şerefiyyet içün binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267a ·
metinde göster ·
şerîfleri ile bu kumsal yeri eşüp üç aded yerden uyûn-ı zülâl zâhir olur kim hâ …
"Yâ Muhammed! Biz etdikse, sen etme, zîrâ sen rahmeten li'l-âlemînsin. Iyâlimiz ile kifâf kifâyetimiz kalmadı. Suyumuz yokdur. Bize rahmet du‘âsı eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup derhâl mübârek dest-i şerîfleri ile bu kumsal yeri eşüp üç aded yerden uyûn-ı zülâl zâhir olur kim hâlâ cümle huccâc andan def‘-i atşân ederler. P 112b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
… aklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh
mübârek dest-i
şerîfleri ile dikmişlerdir. Ve hâlâ yanında bi-emrillâh bir hurmâ fidanı dahi h …
Ve bu yağ kubbesi önünde çâr-kûşe bir soffacık vardır. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh mübârek dest-i şerîfleri ile dikmişlerdir. Ve hâlâ yanında bi-emrillâh bir hurmâ fidanı dahi hâsıl oluyor. Bu hurmâ mahalli Hazret-i Eyyûb'un hânesi havlısı idi. şimdi harem-i şerîf olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
şerîfleri ile dikdikleri hurmâ nahilleri ve bir nabıka dırahtı var, gâyet büyük …
Ve harem içre Hazret-i Risâlet'in mübârek dest-i şerîfleri ile dikdikleri hurmâ nahilleri ve bir nabıka dırahtı var, gâyet büyükdür. Ve bu dıraht-ı nabıka dibinde bir âb-ı hayât kuyu vardır. Âb-ı Zemzemden nişân verir, gâyet lezîzdir. Hazret-i Risâlet-penâh cümle Sahâbe-i kirâmlara kazdırmışlardır. Bu haremden câmi‘e girüp Hazret-i Resûl mihrâbında iki rek‘at hâcet namâzı kılup du‘â ede, cemî‘i hayr murâdâtı hâsıl olur. Böyle bir du‘â müstecâb olacak câmi‘-i atîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300b ·
metinde göster ·
şerîfleri ile dikdiği hurmâ ağaçlarıdır. İkisi de evc-i âsumâna ser çekmiş nahl …
Ziyâret-i Nahleteyn: Hazret mübârek dest-i şerîfleri ile dikdiği hurmâ ağaçlarıdır. İkisi de evc-i âsumâna ser çekmiş nahl-i serâmedlerdir. Tahtında iki rek‘at namâz kılup du‘â etmek gerek. Ve yine bu Medîne bâğları içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… -i Ömer bunda mevlûd-ı Nebî'nin sene 23 târîhinde vücûda geldi. Bu hâneyi sonra
mübârek dest-i
şerîfiyle çamur yoğurup binâ etmişlerdir. Hâlâ ma‘mûrdur, içinde âdemler sâkind …
Beyt-i Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattâb: Gâyet küçük hânedir. Hazret-i Ömer bunda mevlûd-ı Nebî'nin sene 23 târîhinde vücûda geldi. Bu hâneyi sonra mübârek dest-i şerîfiyle çamur yoğurup binâ etmişlerdir. Hâlâ ma‘mûrdur, içinde âdemler sâkindir. Mescid-i Ömer bir münevver câmi‘dir (---)(---)(---) üzredir, ammâ cemâ‘ati yokdur. Ve bu cebelden dahi şehr-i Mekke dürüst temâşâ olunur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y353a ·
metinde göster ·
… a. Ammâ yoldan ba‘îddir. Ayn-ı Za‘ferâniyye derler Hazret-i Mûsâ koyun güderken
mübârek dest-i
şerîfleri ile kazmışdır, derler.
Ve etrâf kurâlardan cümle fukarâ metâ‘ların ve bu karyeden me’kulât [u] meşrûbâtların ve âbdâr lezîz ineblerin getirüp huccâcı ganîmet ederler. Ve bu Mısır yolunda bu sudan lezîz su yokdur. Meğer mâ-i Za‘ferâniyye ola. Ammâ yoldan ba‘îddir. Ayn-ı Za‘ferâniyye derler Hazret-i Mûsâ koyun güderken mübârek dest-i şerîfleri ile kazmışdır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377b ·
metinde göster ·
Ve mâ-tekaddem bu bâğda belsem ve belisân ağacları var imiş. Hazret-i Îsâ
mübârek dest-i
şerîfleri ile dikmiş. Mısır'dan gayrı diyârda olmaz imiş. Yağın çıkarup teberrü …
Ve mâ-tekaddem bu bâğda belsem ve belisân ağacları var imiş. Hazret-i Îsâ mübârek dest-i şerîfleri ile dikmiş. Mısır'dan gayrı diyârda olmaz imiş. Yağın çıkarup teberrüken pâdişâhlar hazînesinde hıfz ederlerdi. Ve âdem zehir yese andan bir kırat tenâvül etse halâs olur. Ve bir âdemi akreb yılan ve çıyan ve bö ısırsa sokduğu yere belisânı dürtseler ve yedirseler halâs olur ve sızıya sürseler şifâ bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a ·
metinde göster ·