olup deryâ-misâl asker ile İslâmbol üzre varup hâh-nâ-hâh devletleri ber-geşte …
Mâlik-i Dımışk, Hırkîl kaysere Arz-ı Mukaddes'de bir câ-yı menâs kalmayup âhir karârı firâra mübeddel olup deryâ-misâl asker ile İslâmbol üzre varup hâh-nâ-hâh devletleri ber-geşte olmuş Yûnâniyân elinden Hırkîl kayser şehr-i Kostantîn'i alup müstakil kıral-ı dâll olup bu dahi amâr etmeğe mübâşeret etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19b ·
metinde göster ·
Def‘a-i sânîde Serdâr Cüvân Kapucubaşı sene-i âtîde yine deryâ-misâl askeri Azak deryâsında şinâverlik edecek üç yüz pâre firkate asker-i İslâm doldurup ke'l-evvel kânûn üzre donanma-yı hümâyûn ile berren ve bahren bu kadar yüz bin asker kal‘a-i Azağ'ı ihâta edüp küffârdan bir sît [ü] sadâ olmayup cümle Kazak-ı âk'ın karârları firâra mübeddel olup kal‘anın esâsın hâli üzre bırağup dâr-ı nîrâna gitmişler. Hamd-i Hudâ bilâ-ceng [ü] cidâl kal‘a-i Azak dest-i Âl-i Osmân'a bu takrîb ile girdi. Hâlâ darb-ı meseldir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
… p u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra
mübeddel
olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve g …
{Müşâvere-i kefere-i Kazak-ı Azak}: "Sene-i mâzîde güç ile Âl-i Osmân elinden kurtulduk. Bu kış bize Tatar göz açdırmayup bir tarafdan imdâdımız gelmedi ve bir cânibden kış bizi helâk etdi. Bir tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp akrabâ ve ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu kışda kal‘adan taşra baş çıkarmağa dermânımız olmayup kal‘ayı ta‘mîr u termîm edemeyüp cebehâneden bir vukıyye barudumuz kalmayup sâ’ir âlât-ı silâh ve mühimmâtdan dahi bir şey kalmayup cümle on bin Hıristiyan kaldık. İşte şimdi yine Âl-i Osmân donanmasıyla deryâ-misâl asker ile gelmede. Azak balığı yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. Hemân Tatar ve Âl-i Osmân kal‘ayı muhâsara etmeden bırağalım, yohsa Osmânlının bu gelişinden halâs olmak yokdur", deyüp bir gün kal‘ayı bırağup cümle top u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra mübeddel olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve gayrı kal‘a-i dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Beri cânibden Tatar Hân ile Kal‘a-i Azak altına giderken nehr-i Süd kenarında bir kaç Kazak-ı Ak keferesi dil dutulup Azak Kal‘asından küffârın firâr etdüğün anlardan istimâ‘ edüp ol gün ol gice çapula seğirdir gibi ılgar edüp mâh-ı (---) günü Kal‘a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve kutta ve kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i dîvârından ancak bir Ceneviz kullesi kalmış. Bu ahvâl-i pür-meserreti bahren Âsitâne tarafına Tatar Hân arz edüp on birinci gün Moskov kralının çâşıtları Âsitâne tarafından gelirken Tatarlar giriftâr-ı bend edüp Hân huzûrunda fesâhat üzre bî-bâk ü bî-pervâ dediler kim "Biz kırk kimesne ile der-i devletde çâşıdız. Deryâ-misâl asker ile Âl-i Osmân geliyor. Kal‘ayı bırağup kaçasız. Sâ’ir zamâna kıyâs etmeyesiz deyü haber gönderdik. Biz dahi kal‘aya gelirken Tatar'a giriftâr olduk. Emr hânındır" dedikde üçünün dahi şirb-kelle ve pâf-gövde (?) olup cân-ber-cehennem gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b ·
metinde göster ·
… nd-i cünûb-ı Yezîd kâfirler dağıstân ve çengelistâna yüz dutup karârları firâra
mübeddel
olup dâğları giydiler. Hemân Defterdârzâde efendimizin baş bayrağı alem-i ejdeh …
Menzil-i Zârçayırı: Batum sancağı ile Mikrilistân mâbeyninde bir çemenzâr [u] mahsûldârlı hâmûndır. Deryâ-misâl asker meks edüp cümle atların ol gice şikemleri tabl-ı semengâna dönüp istirâhat etdiler. Andan ale's-sabâh asker-i mûr, mâr-misâl ol menzilden kalkup Çoruğ nehri geçidinden Sefer Paşa Gürcîstân askeriyle geçüp Mikrilistân'ın Dadonya nâhiyesin nehb ü gârete başladı. Andan beri tarafda asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi Mikrilistân'a göz açdırmağa amân vermeyüp bu hâl-i pür-melâli Mikril-i la‘în ü racîm ve anîd-i pelîd ve cünd-i cünûb-ı Yezîd kâfirler dağıstân ve çengelistâna yüz dutup karârları firâra mübeddel olup dâğları giydiler. Hemân Defterdârzâde efendimizin baş bayrağı alem-i ejdehâ-peykerin yigirmi iki bölük başı bayraklarıyla iki bin iki yüz sarı sarıca arı, akûr-ı kelb-i sarîh gibi Mikrilin sarp çengelistân içre becenelerine sarılup bir yaylım kurguşunlar serpüp becene içre mütehassın olan Mikriller dahi kudurmuş yılanlar gibi gıjgırup anlar dahi derûn-ı beceneden kurşumlar serpüp tâ vakt-i zuhra dek tarafeynden ceng-i azîm olup âhir-i kâr becene feth olup içinden yedi yüz ma‘dûd esîr-i Mikril çıkup içinden pençe-i âfitâb bâkireler ve mahbûb-ı zamân gılmânlar ile ibtidâ sekbân ve sarıca askeri muğtenim oldular. Ancak guzâtdan yedi yiğit şehîd oldu. Ol gün bu mahalde ikâmet olunup dağlar içre sadâ-yı Allah Allah evce peyveste olup gûyâ Mikrilistân'da rûz-ı kıyâmet zemzemesi velvelesi olup rûz-ı kıyâmetden bir nişân oldu. Ve himmet-i Seydî Ahmed Paşa ile ol gün Bâkî Paşa dahi mâl-ı ganâ’imle bây olup rdu-yı İslâm'a dâhil olunca sâ’ir guzât-ı müslimîne dahi destûr olup gürûh gürûh olup vesîleler ile dağlara ve bellere ve becenelere düşdüler. Tâ kim kal‘a-i Marava altına asker-i İslâm varup hemân Mikril küffârı kal‘anın iki kanatlı kapusun küşâde kılup içerden pâ-bürehne ve ser-bürehne ve küffâr-ı hîlekâr-ı dûzah-karâr dal-tîğ-ı Dahhâk olup cünd-i şeyâtîn-i la‘în esnâf-ı hakkâk gibi asker-i İslâmın vücûdların zeyl-i hisârdan hakk etmeğe sa‘y-ı belîğ etmeğe cidd ü cehd edüp üç buçuk sâ‘at keşâkeş, yaka çâk, savaş-ı perhâş ederken Avnik kal‘ası Beği Alî Beğ ve Velî Beğ ve Nakışlı Bölükbaşı kal‘anın cânib-i garbîsi tarafı hâlî iken üç bayrak yiğitler birer takrîb ile ve kemend-i müstemendler ile ankebût-vâr resen-bâzânlar gibi taraf taraf şehbâzlar kal‘aya urûc edince kal‘anın burc [u] bârûları üzre ezânlar okutup kal‘a içinde olan küffâra kılıç urarak kal‘a kapusun kabza-i tasarrufa alup taşra çıkan küffâr içeri giremeyüp cümlesi guzât-ı müslimîn içre tu‘me-i şemşîr oldular. Bakiyyetü's-seyfi esîr-i kayd-bend oldular. Ve'l-hâsıl bu cengde kâmil yetmiş âdam şerbet-i şehâdeti nûş edüp üç yüz kâfir esîr ve yedi yüz fecere katl olunup cesed-i murdârları dâr-ı bevârları önünde 332a püşte püşte oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olup derûn-ı kal‘ada olan zî-kıymet esbâb u eskâli ve bakır-âvânî ve bisâtları kal‘adan ıhrâc edüp cümle der-i dîvâr-ı dârların harâb edüp sâ’ir binâların âteş ile tûrâb etdiler. Bu ceng-i zafer-me’serde yedi yüz kadar Aznavur gavur esîr ve beş yüz mikdârı nisvân-ı pür-isyan esîre ve iki yüz aded dûşîze-i nâçîze ve üç yüz kadar nâ-şüküfte duhter-i bed-ahter ve altı yüz mikdârı giysûdâr-ı murdâr-gulâmları serdâr-ı zafer-şi‘âra teslîm etdiler. Andan yine cânib-i şimâle 12 sâ‘at gidüp nehb [u] gâret ederek tâ Gürcîstân hudûdunun mutî‘ [u] münkâd olan yerlerine dek varup esîr alup geldiler. Andan kalkup yine ormanlık içre çimşirlik dırahtistânın seyr ederek 9 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 331b–332a ·
metinde göster ·
… ânî gördük bu hakirin olduğu dağa doğru at boynuna düşüp gelerek karârı firâra
mübeddel
ederek gelmede. Hemân İpşir askeri Varvar'ın akabine düşdüler ve Çerkeş ensesin …
mazmûnunca İpşir Paşa hîle ve hud‘aya sâlik olup Varvar Alî Paşa askerine hâb [u] hargûş verüp ale'l-gafle basup ömürleri kemânın yasup Varvar askerin kırmağa başladılar. Ammâ Varvar nefsinde hayli bahâdır, dilâver, server-i hünerver [ve] merd-i meydân gürbüz er idi. Bu hâli görüp üç yüz iç ağalarıyla Allah deyüp İpşir askerinin bir cânibinden kılıç urup koyuldu. Ammâ çi-fâ’ide, ba‘de harâbu'l-Basra der-ceng-i evvel gâfilâne cümle kafadâr serdârları ve cengâver erleri sa‘îd ü şehîd ve kimi cânib-i erba‘aya mûr-ı mâr-misâl târumâr olup Varvar, İpşir askeri içinde deryâda katre ve güneşde zerre-misâl kalup yine var kuvveti bâzûya getirüp ura kıra kırılarak, İpşirliyi allak bullak ederek bir siyâh kaytas at-ı sâfinât ile İpşir askerin söküp kendünün târumâr olmuş ordusu içinden çıkup ânî gördük bu hakirin olduğu dağa doğru at boynuna düşüp gelerek karârı firâra mübeddel ederek gelmede. Hemân İpşir askeri Varvar'ın akabine düşdüler ve Çerkeş ensesindeki dağda yetişüp Varvar'ın başına üşdüler. Fakir Varvar ol mahalde dahi urba kuşak ile beyâz sâde giymiş dal kılıç olup niçesin atdan aktardılar. Âhir bir mel‘ûn bir hışt urup mecrûhan atdan yıkup atın aldılar ve bir kaç tevâbi‘in paşa üzre ceng ederken şehîd etdiler. Âhir paşayı bir gayrı ata bindirüp İpşir Paşa huzûruna götürmede. Varvar'ın askerin İpşirli kovmada ve kırmada ve yağma ve alan ve talân etmede ve soymada ve katl etmede. Gûyâ ol gün mahşerden bir nişân oldu. Ânî gördük, bir niçe yüz Varvar askeri kümelenüp bizim temâşâ etdiğimiz dağ cânibine doğru firâr edüp gelirler. Akîblerince İpşirli kovup gelirler. Hemân hakîr "Bre meded! İki asker mâbeyninde kalırız, bre yârânlar aşağı şehre inelim" deyü Çerkeş ahâlîsinin a‘yân [u] kudâtıyla atlarımıza süvâr olup aşağı indik. Çerkeş hânının cânib-i erba‘asında leş leşe çitilmiş kimin soyarlar ve kimin kırarlar, bir vâveylâ ve mâtem "Bre meded mahkemeye varalım" deyüp mahkemeye geldikde kadı mahkeme kapusun sedd edüp bizi mahkemeye komak istemez. Hele mukaddemâ içerde emânet duran huddâmlarımız "Bizim Efendi geldi" deyü kadıya haber edüp Kadı Nesîmî Efendi, havfinden kendüsü kapuya gelüp "Evliyâ Efendi, birâder-i cân-berâberim, siz misiz?" deyince "Belî, biziz" deyüp güç ile kapuyu açup mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne girüp hıfz [u] emânda olup mahkeme pencerelerinden bu Çerkeş sahrâsında olan hengâme yedi sâ‘at kâmil ceng [ü] cidâli ve harb [u] kıtâli seyr [u] temâşâ edüp âlem-i hayretde kaldık. Eğer bu rüsvâ-yı âmlığı ve bu gûne fezâhat u bed-nâmlığı tahrîr eylesek başka bir sergüzeştnâme olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a ·
metinde göster ·
olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… ileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra
mübeddel
edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir …
Tedbîr-i hâmis [sâdis]: Kapudan Alî Paşa cezîre-i Girid'den mansûr [u] muzaffer selâmetle gelüp tershâne-i âmirede yüz pâre kadırga ve elli pâre galyon inşa etmeğe mübâşeret olunup Ereğli'de ve Sinop ve Amasra'da ve Bartın'da ve Çayağzı'nda ve Balıklağa ve Varna'da ve Üsküdar ve Tophâne ve Bâğçekapusu'nda ve Sinân Paşa Köşkü'nde ve Tershâne'de ve Şâhkulı İskelesi'nde, bu cümle zikr olunan leb-i deryâda kalyonlar yapılup İslâmbol ve Galata ve Kâsımpaşa'da velvele ve gulgule-i Rûm olup deryâ-misâl asker cem‘ olup cemî‘i Anadolu ve Rûmeli'ne asker sürücüler gidüp asâkir-i İslâm'ı İslâmbol'a ve Boğazhisârlara ve Sakız karşusında Çeşme ve Mora cezîresinde kal‘a-i Benefşe'de niçe bin asker âmâde etdiler. Andan Vâlide Sultân iki galyon ve Bektâş Ağa bir galyon ve Kara Çavuş bir galyon ve Çelebi Kethüdâ bir galyon ve efendimiz Melek Ahmed Paşa Bâğçekapusu'nda bir galyon-ı azîm, dörd anbarlı idi, binâ edüp temâm oldukda sû-i tedbîr ile deryâya nüzûl etdirirken galyon gark olup yüz elli mikdârı âdem gark olup hâh-nâ-hâh yine bu gark olan galyonı ka‘r-ı deryâdan çıkarup cemî‘i galyon ve kadırgaları mükellef ve mükemmel edüp Beşiktaş'da lenger endâht olup sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtların görüp Tophâne'de bin altmış aded sağîr ü kebîr toplar dökülüp cümle gemileri pür-silâh edüp kırk üç bin askerle yüz seksen pâre kalyon kadırga ve üç yüz pâre mühimmât gemilerinden şayka ve karamürsel ve pinek ve kalyonlar ümmet-i Muhammed ile pür olup cümlesi beş yüz aded yelken olup elli bin asker-i pür-silâh, cengâver olup du‘â-i hayr [u] senâ ile Beşiktaş'dan muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile Boğazhisâr'a varup anda dahi Rûmeli ve Anadolu askerlerin cümle keştîlere leb-ber-leb edüp cümle seksen bin aded cengâver, dilâver, asâkir-i hünerver gemilerde hâzırbâş olup Cezâyirli ve Tunuslu ve Tarabuluslu dahi kırk pâre gemiyle on bin şecî‘ ve dilâver, bahâdır erler gelüp kapudan paşa Bismillah ile eyyâm-ı muvâfık ile bâdbanların küşâde edüp küffâr-ı hâksâr-ı dûzâh-karâr "Ha şunda ve ha bunda" diyerek iş bu sene (---) mâh-ı (---) gününde (---) nâm mahalde Venedik donanmasına Âl-i Osmân donanması râst gelüp eyle bir ceng-i sultânî olmuşdur kim diller ile tahrîr 97b ve kalemler ile tahrîr olunmaz. Zîrâ bu Melek Ahmed Paşa donanması Âl-i Osmân devrinden berü böyle bir donanma ve böyle bir güzîde isdekli asker cem‘ olmamışdır. Hulâsa-i kelâm küffârdan bir kalyon ve iki kadırga alınup yedi pâre gemi anlardan gark olup vakt-i gurûba dek tarafeynden eyle savaş-ı perhâş olup rûy-ı deryâ hûn-ı insân ile la‘l-gûn olup temevvüc eder. Küffâr-ı bedgirdâr-ı nâ-sezâ-murdâr bu hâl-i pür-melâli görüp {vakt-ı} gurûbda âlem şeb-i zulmetde iken "Firâren an tevâli'l-kesürât deyüp ibtidâ Duka gemileri ba‘dehû Malta gemileri, ba‘dehû Mesina gemileri birer birer karârı firâra mübeddel edüp ba‘dehû Venedik donanması dahi dârü'l-bevârları taraflarına firâr edüp bir yirde doç karâr edüp meşveret-i bed-gümân edüp çaşıt gönderirler. Bizim Âl-i Osmân donanması "Küffâr firâr edüp meydân bizde kaldı", deyü mağrûr olup kal‘a-i Nakşa nâm mahalde limana girüp lenger-endâht olup yatarlar. Cümle asâkir-i nusret-me’ser gemilerden taşra çıkup bâğlara ve bâğçelere gidüp perîşân olurlar. Kimi esbâb yıkayup her biri bir işgâl-i kârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97a–97b ·
metinde göster ·
… nda saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra
mübeddel
edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… an gürûh-ı mekrûh-ı Urbân-ı uryân mûr-ı mâr-misâl târ-mâr olup kararları firâra
mübeddel
olup deşt-i hâmûnlara gitdiler. Niçe bini "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp T …
Bu hâl-i pür-melâli Firârî Paşa görüp vâlih [ü] hayrân olup "Sallata'llahu (el-)kelbe(hû) ale'l-hınzîr" deyüp âsûde-hâl durdu. Hulâsa-i kelâm bu arbede-i ibret-nümâ kâmil üç sâ‘at mütemâdî olup anı gördük, sahrânın şimâlîsi tarafında olan gürûh-ı mekrûh-ı Urbân-ı uryân mûr-ı mâr-misâl târ-mâr olup kararları firâra mübeddel olup deşt-i hâmûnlara gitdiler. Niçe bini "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp Tilhovar kal‘ası altında bizim Firârî Paşa askeri içine gelüp "Dahilek yâ asker-i sultân" deyü cân atup dahl düşdüler. Meğer paşaya tâbi‘ olup, imdâdıma yetiş deyü haber gönderen Şeyh Alî Fâris bu arbedede şehîd olup askeri münhezim olmuş. Hemân Mustafâ Paşa "Fursat ganîmetdir." deyüp münhezim olan Alî Fâris askerine i‘ânet edüp anlar ile bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup kırk elli bin asker ile yedi koldan çöl pâdişâhı Emîr (---)(---) üzre at bırakdıkda anlar hod Alî Fâris'in ganâ’imine tama‘ edüp sahrâ-yı Tilhovar içre pârekende vü perîşân olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm kırk gün kırk gice ceng-i İskender-i Kübrâ olunca kırkıncı gün kal‘anın kayaları zeylinde bir gâr deliğinden bir gürûh zenbûr zâhir olur kim her biri serçe-i sanâfîr kadar sarı arı bu asker-i İskender'in içine müstevlî olup İskender askerinin cümle hayvânâtları demlerin hotas-vâr edüp cümle üştür ü ester ve at ""Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp cümle hayvânât [u] insânât "Meded yâ sahrâ-yı Heyhât!" deyüp kararları firâra mübeddel oldu. Fakîr İskender-i Zülkarneyn karnına dermân ararken burundan kulakdan çıkayazdı. Âhir-ı kâr İskender dahi cânından bezdi ve sahrâ-yı Muş'a doğru gezdi. Hemân derûn-ı kal‘adan hazînedâr Bedlîs bî-hisâb mâl-ı firâvân ile lâ-yu‘âd u lâ-yuhsâ girân-bahâ tuhaf u tefâruk ile kal‘anın miftâhların mücevher zarf içre koyup doğru İskender'in pây-ı semendine yüz sürüp kal‘a miftâhların huzûr-ı İskender'e koyup zemîn bûs eder. İskender eydür: "Bre mel‘ûn, niçün bana âsî olup bu kadar askerim helâk eyledin?" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b ·
metinde göster ·
olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirm …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… e yapışup ol gece ve sabâhısı şehr-i Eyyûb içre sür[ûr] u şâdumân feza‘ ü çeza‘
mübeddel
olup Paşa'nın ve cemî‘i tevâbi‘ [u] levâhıkın başına kıyâmetler kopup Sultân'ı …
Amma, Hikmet-i Bârî yârî kılmayup ana rahminde son ta‘bîr etdikleri ma‘sûmlar tevellüd edince mezkûr son dahi akabince rahimden inüp ana masdarından taşra çıkar, ammâ bu Kaya lahm u şahm sâhibi olmağile rahm içre son kalup Sultân'ın yüreğine yapışup ol gece ve sabâhısı şehr-i Eyyûb içre sür[ûr] u şâdumân feza‘ ü çeza‘ mübeddel olup Paşa'nın ve cemî‘i tevâbi‘ [u] levâhıkın başına kıyâmetler kopup Sultân'ı kilimler içre koyup çalkaya çalkaya tamâm etdiler ve baş aşağı Sultân'ı iki kerre asdılar ve bir bal fıçısı içre leb-ber-leb çiçek suyu koyup Sultân'ı fıçı içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… i Tatar âteşe urdukda kâfirin yeri dârü'l-bevâra dönüp şehirde karârları firâra
mübeddel
olup şehir ile karşu Galata mâbeyninde olan göl üzre kalın buz donmuşdu.
Ol ân bizim asker ile kırk bin Bucak Tatarları kâfirin akîbince kova kova kıra kâfiri Yaş şehrine dıkdıkda, etrâf-ı şehri Tatar âteşe urdukda kâfirin yeri dârü'l-bevâra dönüp şehirde karârları firâra mübeddel olup şehir ile karşu Galata mâbeyninde olan göl üzre kalın buz donmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102a ·
metinde göster ·
… up şarik nâm mel‘ûn kâmil bir sâ‘at dilîrâne ceng edüp âhir-i kâr karârı firâra
mübeddel
olup zîr-i kal‘ada birkaç kayık ve firkateler var idi. Anlara süvâr olup alarka …
Hikmet-i Hudâ küffâr cengde iken iki yüz mikdârı Hırvat yiğitleri soyunup deryâda yüzerek kal‘a dibindeki kayıkların üç dâne kebîrlerinden uğurlayup beri bizim tarafa getirdiler, ammâ içinde şarâb ve ekmek ve peynirden gayrı bir şey yok. Hemân bu gâzîlere Yûsuf Kethüdâ beşer altun ihsân edince bu gâzîler gemilerin direkleri ve küreklerini gemilerin ipleriyle beş on aded nerdübânlar edüp ve bâğlarda büyük şarâb fıçıların âşikâre yuvarlayup kal‘a altına getirdiler, zîrâ kurşumun yağmur gibi yağdığından kal‘adan küffâr aslâ baş gösteremezler idi. Anıniçün cümle guzât bî-bâk u bî-pervâ fıçıları ve mezkûr nerdübânları kal‘aya dayayup hâh-nâ-hâh kal‘a üzre çıkup şarik nâm mel‘ûn kâmil bir sâ‘at dilîrâne ceng edüp âhir-i kâr karârı firâra mübeddel olup zîr-i kal‘ada birkaç kayık ve firkateler var idi. Anlara süvâr olup alarka olurken kal‘a üstünden gâzîler bunların gemilerine eyle kurşum urdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
… azîm (...) olup hamd-i Hudâ küffâr-ı dûzah-karâr münhezim olup karârları firâra
mübeddel
olup yigirmi binden mütecâviz küffâr-ı hâksâr kellesi ve yigirmi bin katana küf …
Dördüncü gazâmız yine ol sene-i mezbûrede bahâr eyyâmında yine Erdel vilâyeti içre Kolojvâr nâm kal‘a-i be-nâm zeylinde Rakofçi Kral ile mukâbil olup yine seksen sekiz bin askeriyle on dörd bin aded Seydî Ahmed Paşa askeri Rakofçi Kral askeriyle kâmil yedi sâ‘at ceng-i azîm (...) olup hamd-i Hudâ küffâr-ı dûzah-karâr münhezim olup karârları firâra mübeddel olup yigirmi binden mütecâviz küffâr-ı hâksâr kellesi ve yigirmi bin katana küffâr esîr ve (...) olup bakıyyetü's-suyûfları mecrûhen firâr edüp Rakofçi Kral-ı dâl dahi mecrûhen firâr edüp Vârat kal‘asına varup anda dahi havfinden karâr edemeyüp andan nehr-i Tisa kurbunda Namin kal‘ası nâm sûr-ı be-nâma varup anda mürd (...) beri tarafda küffârın ordusunu cemî‘i guzât-ı müslimîn yağmâ ve gâret ve (...) edüp yüz elli pâre alay topların ve on yedi pâre balyemez topların ve bu kadar bin araba yükü cebehâne ve sâ’ir mühimmât u levâzımâtların cümle guzât-ı müslimîn ahz u kabz edüp hamd-i Hudâ bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile diyâr-ı Erdelistân'dan mansûr [u] muzaffer yine Tımışvâr sahrâsına selâmet çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187b ·
metinde göster ·
… ydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Rakofçi la‘în istimâ‘ edüp karârı firâra
mübeddel
olup licâm-ı mahabbetin Demirkapu'dan içeride çekip anda dahi havfından bir tab …
Bu mahalde Rakofçi Kral, Seydî Ahmed Paşa ile ceng etmek içün bu Eski Tabur yerin yeniden handak-ı azîm kazup cenge âmâde olup dururdu. Gâzî Seydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Rakofçi la‘în istimâ‘ edüp karârı firâra mübeddel olup licâm-ı mahabbetin Demirkapu'dan içeride çekip anda dahi havfından bir tabur-ı azîm kazdı. Ve bu mahalde sa‘âdetlü padişâhdan bir haseki ağa ile hatt-ı şerîf gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… -ı hâksâr münhezim olup seg ber sahrâ bakıyyetü's-süyûflarının karârları firâra
mübeddel
olup cümle bin altmış kelle ve üç yüz aded müsellah kâfirleri esîr edüp sadlek …
Hamd-i Hudâ bir sâ‘at-i nücûmîde asâkir-i muvahhidînimiz üzre zulmet gidüp nesîm-i zafer İslâm üzre esüp küffâr-ı hâksâr münhezim olup seg ber sahrâ bakıyyetü's-süyûflarının karârları firâra mübeddel olup cümle bin altmış kelle ve üç yüz aded müsellah kâfirleri esîr edüp sadlek şükr-i Hudâ küheylân atlarımızın gıjgırup fışırdadıklarından cümlemiz hâzır-bâş olup askerimiz mansûr u muzaffer oldu. Bu hakîr ol cengden berü bildim, ki benî Âdemden sonra eşref-i mahlûk küheylân atlardır. Sad şükr-i Hudâ cemî‘i zamânda küheylân atlar beslemeden hâlî olmamışızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
Ve küffâr âteşi söndürmeğe iktidârları kalmayup karârları firâra
mübeddel
olup cümle büyük tabura girüp kamandılar ve ceng-âşûba başlayup henüz taburda k …
Ve küffâr âteşi söndürmeğe iktidârları kalmayup karârları firâra mübeddel olup cümle büyük tabura girüp kamandılar ve ceng-âşûba başlayup henüz taburda kapanlar bi-emrillâhi Ta‘âlâ taşra kırıntıların âteşleri büyük taburun çam ağaçlarına yapışup tabur dahi yer yer yanmağa başladı. Ve derûn-ı taburdan küffâr bu hâli görüp şaşdı, ammâ var kuvveti bâzûya getirüp tarafeynden ceng-i azîm olunup toplarımız küffâra göz açdırmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
Bu minvâl üzre bu tabur-ı azîmde kâmil üç sâ‘at ceng [ü] savaş-ı perhâş ve bu kadar küffâr esîr ve baş alındıkda taburun iç yüzünde maşrık tarafında dağlar içre bir sadâ-yı Allâh Allâh ile gülbâng-ı Muhammedî istimâ‘ olunup küffâr-ı hâksâr bu sadâ-yı Allâh Allâh'ı işidüp gerüye dönüp bakdı kim kendülerinin Seykel vilâyetleri içinden berü yeşil alav alav sancağ u bayraklı İslâm askeri ve bir tarafdan Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr askeri Allâh Allâh deyüp berk-ı hâtif gibi gelerek hemân küffâr gördü kim tabur üzre Osmânlı da çıkmış ve cânib-i erba‘asından hücûm-ı bî-hadd [ü] bî-pâyânı görüp karâr edecek yerlerinde karârları kalmayup karârları firâra mübeddel olup cümle küffâr taburların bırağup hûk-ı beyâbânî-misâl kendüleri dağlara düşdü. Ve niçe bini akılları gidüp şaşdı. Ve esîr-i giriftâr-ı bend-i hicrân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21a ·
metinde göster ·
olup diyâr-i menhûslarına gitdikleri haberi Serdâr Ali Paşa-yi gayyûra bu haber …
"Budin serhadleri boşdur, andan muhâfız olan asker bize mukâvemete kâdir değildir" deyü anların serhadlerine müşâ olan kal‘alarımız üzre Nemse ve Donkarkız ve Danimarka ve Çeh ve Leh ve İsfaç ve Korol ve İslovin ve Hırvat keferelerinden kâmil elli bin cünûd-ı cünüb asker-i küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr cem‘ edüp Budin kurbu serhadlerinden kal‘a-i Hamza Beğ, Erçin, Penteli, Cânkurtaran, Cânbeğ, Val, Kızılhisâr, Polta, Çavka, Began, Nadaj nâm palanka ve kılâ‘-ı metînelere ve sâ’ir kurâ vü kasabât-ı İslâmiyyenin tedmîrlerine ve Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve Kettanoğlu nâm hersek kâfirlerin başbuğ edüp mezkûr kal‘aları meymene ve meysere alâ mehil bî-bâk ü bî-pervâ döğe döğe kal‘alara istîlâ edüp bu kadar mâl-ı hazâ’in ve defâin ve üsârâ-yı ümmet-i Muhammed'i alup koyun sürüsü gibi bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı sürü sürü sürüp kal‘a-i Belgrad ve kal‘a-i Çakatornalarına gönderüp cümle kılâ‘-ı mezbûrelerimizin cümle cebehâne ve topların alup hamu kal‘aları âteş-i Nemrûd ile ihrâk bi'n-nâr edüp karâr-dâde olamayup karârlari firâra mübeddel olup diyâr-i menhûslarına gitdikleri haberi Serdâr Ali Paşa-yi gayyûra bu haber-i mûhiş gelince hemân ol ânda kendüde tâb [u] tüvân kalmayup gayretinden gûyâ bî-cân olup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp ol demde dem çekmeyüp dâmen der-miyân edüp dîvân-i pâdişâhîye Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'yi katina kiğirdup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26a ·
metinde göster ·
… r olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra
mübeddel
olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav …
Âhir efendimiz Melek Ahmed Paşa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda meks etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde bahâdır serdengeçdi yazup cümlesi uryân kılıçları ağızlarına alup varoş dibinde nehr-i şamos'u ubûr [u] hubûr edüp karşu varoşa bu kadar uryân yiğitler uryân sâtûrlarıyla varoşda bî-bâk ü bî-pervâ duran küffâr-ı hâksâra bir seyf-i uryân ururken küffâr bu çıplak uryân ve biryân ve şallak ve mallak ve cellâk âdemleri görünce "Bire meded Türk deli olmuş" deyüp dem-beste hayretde iken bu keferelere deli çatlak gâzîler bir sâtûr-ı uryân urdular kim niçe kâfirler kendülerin nehre urup kimi beri tarafa çıkup esîr olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’imler alınup topdan alarka guzât-ı uryân su kenârına gelüp gûnâ-gûn ahşâbâtlar ve fıçılar ile aldıkları esîrleri ve eşyâ-yı kelepürleri beri ordu tarafına selâmete geçirüp ol varoş-ı müzeyyen âteş-i gâziyân ile çerâğân oldu. Ve ba‘zı fetâlarımız yine karşu 27b geçüp yine şikârlar alup nehirden şinâverlikler ederek sâlimîn ü gânimîn İslâm tarafına güzer etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a–27b ·
metinde göster ·
Küffâr bu hâl-i pür-melâli görüp görse kim henüz dahi pâdişâh tarafında olan ve Şâm ve Haleb ve Mar‘aş askerleri dahi yerli yerlerinde âmâde dururlar. Ve ağırlık yanında kara dağlar gibi duran askeri görürler. Hemân gerüye dönüp "Lasinçe dağına arka verelim" deyince içlerine Rûmeli askeri girüp kıra kıra başladıklarında kâfirler de fır-a-fıra başlayup karârları firâra mübeddel olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
olunca hemân cümle gâziyân-ı Peşte ve Budin küffâr-ı hâksârın akîbine düşüp tâ …
Hemân Kara Hersek "Hay krala ne cevâb verem?" deyü yine cidd [ü] ihtimâm edüp azharun mine'ş-şems meterise girirlerken karşu kal‘a-i Budin'den ve kal‘a-i Peşte'den bin beş yüz pâre toplara âteş edüp cemî‘i küffârı top gülleleri kâfirin kellelerin kırup yigirmi bin mikdârı küffâr cân ber-cehennem yerleri dârü'l-bevâr olup hikmet-i Hudâ ol mahalde bir top güllesi Kara Hersek nâm serdâr-ı benâmın belinden gülle iki pâre edüp nîrân-ı sa‘îre gitdikde cümle küffârın ölüsü dirisine binüp karârları firâra mübeddel olunca hemân cümle gâziyân-ı Peşte ve Budin küffâr-ı hâksârın akîbine düşüp tâ kal‘a-i Novigrad'a ve kal‘a-i Leve'ye ve kal‘a-i Litre'ye ve kal‘a-i Uyvar'a varınca kıra kıra ol kadar mâl-ı ganâ’im-i firâvânlar ile cümle gâziyân muğtenim olup sâlimîn ü gânimîn kal‘a-i Peşte'ye gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90a ·
metinde göster ·
… haber gelince cümle küffâr-ı dûzah-karârın karârları kalmayup karârları firâra
mübeddel
olup kal‘a-i Uyvar altında Murtazâ Paşa'yı yalnız koyup giderler. Kara Murtazâ …
Ba‘dehu sene 1035 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kara Murtazâ Paşa vâlî-i Budin iken Erdel Kralı Betlen Gabor ile ve Kaşa kal‘ası banı Kurs ban ile ve Orta Macar banı Palatinuş ile yüz bin asker gelüp Uyvar'ı yetmiş gün muhâsara etdiklerinde {asâkir-i İslâma imdâda gelen} cümle küffâra İrim Papa'dan haber gelince cümle küffâr-ı dûzah-karârın karârları kalmayup karârları firâra mübeddel olup kal‘a-i Uyvar altında Murtazâ Paşa'yı yalnız koyup giderler. Kara Murtazâ Paşa bu hâl-i pür-melâli görüp Leve ve Novigrad ve Vaç kal‘ası üzre cümle cebehâne ve bârhânesiyle kal‘a-i Budin'e gelüp karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
olup kal‘a-i Peçoy'un taşra hisârından çıkup iç kal‘ası kalup Bobofça ve Bereze …
Andan beş günde Gürcî Mehemmed Paşa'nın başına altmış bin güzîde Âl-i Osmân askeri ve yüz yigirmi yedi bin Kırım askeri ve Yalı Tatarı askeri cem‘ olup dahi Ösek cisri ıhrâk olmuşken cümle asker-i İslâm Gürcî Mehemmed Paşa ile Kanije ve Seğitvar ve gayri diyâr kılâ‘larının imdâdlarına teveccüh etdiklerin küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr istimâ‘ edüp karârları firâra mübeddel olup kal‘a-i Peçoy'un taşra hisârından çıkup iç kal‘ası kalup Bobofça ve Berezense kal‘aların dahi bırağup ve Seğitvar ve Kanije kal‘aları altından geçüp kaça kaça nehr-i Morava kenârında Keckivar kal‘asına, ya‘nî Yenikal‘asında karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
… ann edüp sehel hareketcik ederken içlerine kılıç girince hemân karârları firâra
mübeddel
olup kimisi Perast kal‘asına ve kimisi Kotur kal‘asına cân atdılar.
Anı gördük küffâr mevc ü mevc ve sâf u sâf olup bu kadar esîr ve avret ve oğlanı ve bu kadar mâl-ı ganâ’imi ve bî-hisâb koyun ve kuzu ve sığır ve at ve katır hayvânâtları cümle önüne katup "Artık kal‘alarımız altına geldik" deyü sancağ ve haçlı peykerin açarak ve tabl u torompete boruların çalarak ve birer yaylım tüfeng şâdumânları edüp geçdiklerinde hemân tüfengleri boşanmış iken Sührâb Paşa kethudâsı ve Hersek gâzîleri hemân bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup cümle guzât-ı muvahhidîn ejdehâlar garından çıkar gibi gâzîler pusudan dal uryân kılıç olup küffâr üzre çıkdıklarında ve bir yaylım kurşum küffâr üzre bârân-ı la‘net gibi yağdırdıklarında hemân küffâr-ı hâksâr yerlere alak ve bulak ve domuz topu olup "Sâbit-kadem 157a olam" deyü zann edüp sehel hareketcik ederken içlerine kılıç girince hemân karârları firâra mübeddel olup kimisi Perast kal‘asına ve kimisi Kotur kal‘asına cân atdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156b–157a ·
metinde göster ·
… -i zincîr olup hâ’ib ü hâsir olup bir vecih ile zafer bulmayup karârları firâra
mübeddel
olmuşdur. Hudâ-yı müte‘âl bu kulle-i metîni ve içinde olan gâzîleri âfât-ı seme …
Ve bu boğazdan taşra elli mîl alarka deryâ içre İşpanya vilâyetinin Pulya cezîresidir kim bu kullenin tâ alemi dibinde gözcü köşkü vardır, cezîre-i Pulya andan nümâyândır. Ve bu kullenin nehr-i Neretva aşrısı hâlâ isyânda olan Loboşka nâhiyemiz kâfirleri sâkinlerdir. Ve bu kulle kâfire böğür igi olduğundan niçe kerre bu kulle üzre onar on beşer bin küffâr ale'l-gafle gelüp bir ceng [ü] cidâle âheng etdikleri gibi kal‘adan bir top atılınca cânib-i erba‘asında olan kurâ vü kasabâtlardan yigirmi otuz bin âdem ân-ı vâhidde cem‘ olup küffâra niçe kerre kılıç urup niçe bini tu‘me-i şemşîr ve niçe bini esîr-i bend-i zincîr olup hâ’ib ü hâsir olup bir vecih ile zafer bulmayup karârları firâra mübeddel olmuşdur. Hudâ-yı müte‘âl bu kulle-i metîni ve içinde olan gâzîleri âfât-ı semeviyye ve âfât-ı araziyyeden masûn ve mahfûz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
… r yaylım kurşumu yeyüp yüz yetmiş kadar küffâr hâke düşüp âhir karârları firâra
mübeddel
olup dağlara firâr edüp yerleri dârü'l-bevâr olup gâzîlerimiz küffârı kova kova …
Hemân küffâr bir yaylım kurşumu yeyüp yüz yetmiş kadar küffâr hâke düşüp âhir karârları firâra mübeddel olup dağlara firâr edüp yerleri dârü'l-bevâr olup gâzîlerimiz küffârı kova kova yetmiş kadarın esîr ve elli kadar dahi kelle paça edüp ancak yedi aded fetâlarımız şehd-i şehâdet câmın nûş edüp îd-i (---) ta‘âmın halâs etdiğimiz (---)(---) kurâsında yeyüp yine sâlimîn ü gânimîn vakt-i asrda sürûr [u] şâdumânlar ederek niçe bin tüfengler atarak esîrlerimizle ve kelleleri ârâyiş-i nîze ederek alay-ı azîm ile şehr-i Mostar'a girüp henüz ol gün îd-ı haccu'l-ekber oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… ta ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra
mübeddel
olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ …
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve Began ve Nadaj ve Kettanoğulları'nın taburları gâyet büyükdür. Hattâ hakîr bu taburu at ile iki sâ‘atde gücile dolaşup temâşâ etdim. Ve bu taburda küffâr meymene ve meysere durup bî-bâk ü bî-pervâ Kanije'yi döğerken Sadrıa‘zamın toplar ata ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra mübeddel olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… ûb olup Keysû dâğ-ı derûnundan bir gece cemî‘i kabâ’iliyle karârı 149b firâra
mübeddel
olup yerine Arab Ban hâkim-i müstakil oldukda ale's-sabâh gördüler kim Keysû Ba …
El-hâsıl bu zikr olunan Mısır cezîresi içre bu karalar vilâyetlerin kabza-i tasarrufa alup hükm-i hükûmât ederlerken hikmet-i Hudâ Hazret-i Ömer vak‘ası cenginde şeyhü'l-arab Beşe nâm hümâm-ı benâmı Hazret-i Ömer radıyallâhu anh ile Beşe Şeyh'i şehîd etdiklerinde sahâbe-i kirâm içre bir velvele ve bir gulgule olup cemî‘i memâlik-i mahrûselerde hâkimü'l-vakt olanlar birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâle başlayup bu merhûm-ı mezbûr Şeyh Beşe'nin dahi evlâdları birbirleri üzre seferler edüp âhır-ı kâr bir kaçı bir yere cem‘ olup ferzend-i ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri Keysû ile hilâfet içün ceng-i azîm edüp Emîr Ar[ab] gâlib ve Emîr Keysû mağlûb olup Keysû dâğ-ı derûnundan bir gece cemî‘i kabâ’iliyle karârı 149b firâra mübeddel olup yerine Arab Ban hâkim-i müstakil oldukda ale's-sabâh gördüler kim Keysû Ban firâr etdiğinden "Serâ Keysû" dediler, ya‘nî Keysû melik kaçdı, dediler. Hâlâ nâmları Serâ Keysû oldu. Giderek terhîm ile Serâ Keys dediler. Andan dahi (galat) galat-ı kelâm olup Çerâkese deyü şöhret verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a–149b ·
metinde göster ·
… kartları atlarından çuval gibi yere düşdüler. Ve gayrilerinin karârları firâra
mübeddel
oldular ve niçe yüzü mürd oldular.
Hemân cümle Kalmık suyun karşu tarafında Azak tilkisi gibi uluşarak dururken hemân beri Mehemmed Paşa askerinin elleri ve ayakları dutar gâzîleri kırkar ve ellişer dirhem dalyan tüfengler ve Nevrûz kal‘asından serâmed şâhî toplar ile bu Kalmık askerine bir yaylım top ve bir yaylım tüfeng kurşumları serpince bir anda niçe yüz Kalmık orman içinde kar üzre hâk-i mezellete düşdüler. Ve yetmiş beş Kalmık kartları atlarından çuval gibi yere düşdüler. Ve gayrilerinin karârları firâra mübeddel oldular ve niçe yüzü mürd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
… in pür-silâh âteş-feşân Âl-i Osmân askeri olduğun istimâ‘ edüp karârları firâra
mübeddel
olup Bâğçesarây'ı urma tedbîrlerin takdîr-i Hudâ bozup "Evdeki hisâb bâzâra uym …
Ve Ammârzâde Kapudan Paşa dahi iki bin askeriyle hândan kerem ummak içün Bâğçesarây'da mevcûd idi. Ve on bin güzîde asker ile Mansûrlu Kaya Beğ geldi. Ve hâna yeniden baş urup kul olunca Karasu şehrinde cem‘iyyet-i kübrâ eden Şîrînli askeri bu hânın yanında yüz elli bin pür-silâh âteş-feşân Âl-i Osmân askeri olduğun istimâ‘ edüp karârları firâra mübeddel olup Bâğçesarây'ı urma tedbîrlerin takdîr-i Hudâ bozup "Evdeki hisâb bâzâra uymaz" darb-ı meselin îrâd edüp cümlesi târumâr olup hânedânlarına revâne olduklarının haberi hân-ı âlîşâna gelince hemân Hazret-i Risâlet-penâhın alem-i şerîfi nişânesin du‘â ve senâ ile hazîneden çıkarup yüz kîse mâl dahi bilesince alup "Her kim mü’min ü muvahhid ve müslim tâbi‘ ise Hazret'in sancağı dibine gelsin" dedikde el-azametullâh ol mü’min ve mu‘tekid Tatar halkı şukka-i(?) alem-i Resûlullâh'ı görünce deryâ-misâl asker bir yere cem‘ olup gürûh gürûh ve asâkir-i Tatar sâf sâf olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… na bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra
mübeddel
olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çata …
Nâhiye-i Nakşivân 197a ya‘nî ülke-i Şîrînli hudûduna bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra mübeddel olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çatal atlı Tatarlarıyla cümle Şîrîn beğleri ehl [ü] ıyâlleri ve mâl [u] menâl-i firâvânların Mehemmed Geray Hân gibi bırağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda Arbat geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân kurtarup firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı kavîleri olan Mansûrlu'dan ve karaçı halkından üç bin aded zor batır yiğitleri Sasıklık nâm geçitden anlar dahi geçüp Heyhât sahrâsı içre Şîrînli'yi kova kova ol Şîrînliler ile bile firâr eden üç yüz aded Kalmıklara Mansûrlular râst gelüp cümlesin kırarlar. Ammâ Şîrînliler yahşı koşkol çatal atlılar ile kal‘a-i Azak'da Süleymân Paşa'ya ve Monla Ganî Paşa'ya varup cân atup halâs oldular, ammâ birer at ile kalup mâl u menâlden ayrıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b–197a ·
metinde göster ·
olup bu kal‘a-i Koron'a gelüp limanına lenger-endâz olup ol ân taşra cenûb cenb …
Lâkin bu kal‘a-i gevher-nigîn otuz beş sene dest-i İslâmda durup Süleymân Hân Kızılelma-yı Alman üzre Beç'de ve Prak'da ve Budin-i sedd-i îmân kal‘aları tarafında ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken yine Alman kralı olan Ferdinand kral-ı dâll-ı pür-tadlîlin ığvâ ve tahrîk (...)etiyle Venedik Pirinc-pirimi sene 940 târîhinde altmış pâre kadırgalarıyla ol Moton kal‘asını muhâsara etmek sadedinde iken gâziyân-ı Moton kitâbı metinden görmüş gibi küffârı mezkûr balyemez topları endâht edüp küffârın altı pâre mavunaların Sıpanca adası önünde gark edüp küffâr-ı dûzah-karârın karârları firâra mübeddel olup bu kal‘a-i Koron'a gelüp limanına lenger-endâz olup ol ân taşra cenûb cenbin döğüp cümle etrâf re‘âyâların yetmiş bin gûne dâm [u] tezvîr-i hiyel [ü] şeytânat hulf-ı va‘deler ile re‘âyâları kendülerine râm edüp murâd [u] merâmları üzre kal‘a-i Koron'u muhâsara ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270b ·
metinde göster ·
… -ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları firâra
mübeddel
olup cân ber-cehennem gitdiklerinde ahâlî-i vilâyet hâl-i diyer-gûnların der-i …
Sebeb-i binâsı oldur kim sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân asrında bu kal‘a-i Benefşe'nin varoşu etrâfında rabât-ı ma‘mûresi olmadığı ecilden Venedik kâfiri donanma-i menhûsuyla yüz pâre keştî deryâdan ve Manya ve Malta küffârları karadan gelüp bu varoşu üç ay on gün muhâsara edüp yüz bin aded top gülleleri urup bir taş koparamayup hâ’ib ü hâsir olup kal‘a fethinden me’yûs oldukları mahalde karadan kırk bin aded güzîde asker-i İslâm imdâd yetişüp küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı ale'l-gafle basup küffârı kıra kıra deryâya döküp niçe bin 277b aded kefere [vü] fecereler gark-ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları firâra mübeddel olup cân ber-cehennem gitdiklerinde ahâlî-i vilâyet hâl-i diyer-gûnların der-i devlet-medâra arz etdiklerinde donanma-i hümâyûn ile sene (---) târîhinde Kapudan Fazlı Paşa ve on iki eyâlet askeri ve yetmiş bin re‘âyâ vü berâyâ ve ummâl ve bennâlar cem‘ olup mezkû[r] iç kal‘a kayasının nısfından üstâd-ı bennâ bölüp tâ deryâya varınca ve leb-i deryâ ile tâ iç kal‘a kayasının deryâ içindeki burnuna varınca bir hisâr-ı şekl-i müselles etmişlerdir kim henüz kal‘a-i Benefşe tâze cân bulup bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a–277b ·
metinde göster ·
… erûn-ı kal‘aya düşdüğün küffâr-ı hâksâr görüp Kızıl tabya üzre karârları firâra
mübeddel
olup cümle küffâr ol tarafları bırağup cemî‘isi tâ limana varınca kaçup anda li …
Vakt-i sâ‘ati gelince el-azametullâh Kızıl tabyanın beri bizden cânibi üstünde olan balyemez toplarıyla ve beş bin aded küffârlarıyla Kızıl tabyanın yüz kulaç dîvârı evc-i âsımâna urûc edüp cemî‘i küffârları rûy-ı hevâda tuyûr-ı cahîm gibi uçarak kimi bizim meterisler içine ve niçe bini deryâya ve kimi enderûn-ı kal‘aya düşdüğün küffâr-ı hâksâr görüp Kızıl tabya üzre karârları firâra mübeddel olup cümle küffâr ol tarafları bırağup cemî‘isi tâ limana varınca kaçup anda limana karîb yeniden binâ etdiği kal‘asına kapanup deryâda yatan kalyonlarına fişekler atup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294b ·
metinde göster ·
… d-kâr içre gemilerinde bir vâveylâ ve vâveledâlar sadâsı kopup karârları firâra
mübeddel
olup cümle küffâr gemileri leb-i deryâdan alarka olunca hemân beride bizim asâk …
âyet-i şerîfi mazmûnu üzre gemileri ihrâk bi'n-nâr olup cümle küffârları gark-ı âb olup küffâr-ı bed-kâr içre gemilerinde bir vâveylâ ve vâveledâlar sadâsı kopup karârları firâra mübeddel olup cümle küffâr gemileri leb-i deryâdan alarka olunca hemân beride bizim asâkir-i nusret-me’ser tarafından bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup taraf taraf ve kol kol cemî‘i guzât-ı müslimînin gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp kal‘anın münhedim olan yerlerinden kemendbâzlık ve kemândârlık ve şemşîrbâzlık ve şehbâz u şehnâzlık ederek enderûn-ı kal‘adan ve Yeni dîvâr kal‘asının domuz hânelerinden koca kırçıl domuzların kellelerin galtân edüp alâ mele’i'n-nâs azîm yüz aklıkları olup iki yüz kelle ve yetmiş nefer yüzbaşı nâm kâfirleri başbuğuyla huzûr-ı sadr-ı Âsafa getirüp cümle serbâzânlara beleğan mâ-belağ surre ve atiyyeler ihsân [u] in‘âm olunup hulûs-ı hâl ile sûre-i Nebe'de Arapça mekâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı dûzah-karârın i‘timâd eyledikleri kal‘alarından derûn-ı dilden ve cân u gönülden henüz meyûs olup içerden taşra küffâr dahi ziyâde gürûh gürûh dilber kapudanzâdeleri çıkmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup …
makâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı sakar-karârın i‘timâd eyledikleri metânet ve istihkâmı ademden ma‘dûd edüp yevmen fe-yevmen nakl-i toprak ile meterisler yürütüp handaka karîb a‘dâ-yı dînin sedd-i râh içün ihdâs eyledüğü zîr-i hâkde iri iri ağaçlardan çatma şaranpav tabyalarına karîb varıldıkda düşman cevânib-i erba‘ada mânend-i katarât-ı bârân top ve kumbara ve havân taşları yağdırup zîr-i hâkde olan tabyalardan lâ-yenkatı‘ tüfengler ve el kumbaraları atup ve lağım püskürmeleri ve âlât-ı hiyel ü şeytânat-ı garîbeler ile âteşler saçup bu minvâl üzre asâkir-i İslâmın şeş cihetleri âteş-i Nemrûd iken uğur-ı dîn-i mübînde bezl-i vücûd-ı nâzenîn-i cân-ı azîz edüp semender-vâr-ı nâ’ire-i ceng ü peykârda sarf-ı miknet ve ikdâm-ı iktidâr ile handakdan hâric olan tabyalarının ba‘zıların nakl-i toprak ile basdırup ve ba‘zıların lağımlar ile hedm edüp ve ba‘zıların top-ı kûp kazan kumbaralar ile nâbûd edüp ve niçelerin şîrân-ı dilîrân-ı meydân-ı veğâlar yürüyüş ile ahz ü kabz edüp handakı ve leb-i deryâda Kızıl tabyaya mülâhık olan mevâni‘leri balyemez toplar ile hedm edüp asıl dîvâr-ı kal‘ada olan Kızıl tabyaya dest-res edüp altına niçe yerden üçer dörder hazîneli lağımlar olunup burc-ı bârûsun ejder-sıfat toplar ile berâber turâb edüp ve esâs-ı bünyâdın lağımlar ile harâb [u] yebâb edüp kezâlik Göllük cânibinde olan meterisler dahi vech-i meşrûh üzre nakl-i toprak ile asâkir-i İslâmı yürüdüp dâ’ire-i tasavvurdan hâric mukâtele ve muhârebeler ile kal‘adan munfasıl zîr-i hâkde tabyaların ve sedd-i râh olan parmaklıkların ve cümle mevâni‘ olan şaranpav nâm hıyel ü şeytânatların ahz ü kabz u hedm edüp ma‘rûf olan Kum[lu] tabya kurbunda asıl kal‘a dîvârına lağımlar olunup tersâhânenin dîvârın yıkan demâr toplar ile hâk ile berâber kılup ve'l-hâsıl iki koldan kal‘aya gedikler ve gûnâ-gûn rahneler olup arûs-ı feth ü zafer-me’ser zuhûra cilve-ger olmak müşâhedesinde iken levâyih-i aliyye ve sevânih-i lâriye hâlâtı mukârenetiyle olan zafer ve vusûl-ı ayn-ı(?) hülûl ve ebvâb-ı feth u duhûl meşrûh olduğu nümâyân-ı ulu'l-ebsâr ve mefhûmu kerîmi, Arapça be-dîdâr olmağile vech-i sâbık üzre mürûr-ı şitâ edüp i‘tidâl-i hevâ olunca zabt olunan gediklerinde meks ü karâr olunup bu hâl-i nusret-me’âl üzre melâ‘în ü hâsirîn kal‘anın metânet ve istihkâmına kemâl mertebe i‘timâd etdikleri yerlerden gedikler açılup neheng âheng toplar (toplar) ile limana gemileri hurûc ve duhûlde men‘ u mesdûd olmak ile kal‘a-i metîneleri ellerinden çıkacağın mukarrer bilüp lâkin temerrüd-i şeytânîleri üzre inâd-ı vesvâsı ve hîle ve hannâsı ellerinden fürunihâde etmeyüp mürûr-ı şiddet-i şitâ edince hedm-i hâkile yeksân olan dîvârların bâ-husûs Kızıl tabya verâsında amîk handaklar hafr edüp ve lağım kuyuları açup müceddeden bir dîvâr-ı azîm medd-i sedd edüp Kızıl tabya altına mülâsık ve leb-i deryâ ile vâki‘ olan sengistânı süfte ve zemîn-i hâke lağımlar etdirüp zîr-i sengistânda dörd tarafa lağımlar hâzırlayup kal‘anın Kızıl tabya câniblerinin iç tarafında kal‘anın rub‘ hissesine varınca muttasıl parmaklıklar ve şaranpavlar ve zîr-i zemînde cengci tabyaları edüp iç tarafda dahi dörd tarafa kol kol mühlik lağımlar edüp intihâsında dahi bir cedîd mîl-i hadîd kal‘a dîvârı çeküp üzerine elli adedden ziyâde balyemez toplar vaz‘ edüp dahi ilerisine meterisler ve sıçan yolları edüp niçe bin şeytânatlar ile her şeylerin hâzır ve âmâde edü[p] i‘tidâl-i hevâ olunca düşman-ı dîn açılan gediklerin verâsında dürlü dürlü hiyel ü şeytânatlar ve envâ‘-ı istihkâmlar ve metânet üzre her tedâriklerin görüp hâzır-bâş oldular. Ve Göllük cânibinde olan zemîn alçak ve [bâ]rân seyli(?) ve emvâc-ı deryânın karârgâhı ve mahalli dahi teng olduğundan gayri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde ve tersâhâneden ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların ve kumbaralar ve taş atar havân topların meterislere havâle edüp 327b leyl ü nehâr lâ-yenkatı‘ topların atup mülûk-ı nasârâdan dahi imdâdları gelüp bâ-husûs vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ ve kesret-i emtâr olmağile seyl-i bî-girân cümle meterisleri cümle su basup emvâc-ı deryâdan zîr ü zeber olup pây-ı guzât pâydâr olmayup şeb [ü] rûz usretler çekilüp her cânib meterislerinin hıfz [u] hırâsetleri müşkil iken yine cünûd-ı muvahhidîn ve kümât-i zafer-karîn bu mahalde emvâc-ı deryânın karârgâhında uğur-ı dîn-i mübînde mebrak-ı mekînde(?) ve meşakkat ü zahmetin ihtiyâr eden a‘dâ-yı dîn ile leyl ü nehâr kâr-ı zârdan bir ân hâlî olmayup lâkin meterisler böyle teng mahalde olmağın küffâr ikide birde taşra meterisleri basmak fikrinde olup birkaç kerre taşra çıkup meterisleri zabt etmeden hâlî olmayup husûsan Fransa la‘înden kalyonlar ile imdâdı gelmekle Göllük'de olan meterisleri basmağa kasdı tedâriklerinden guzât-ı müslimîn haberdâr olup Göllük kolunda serdâr-ı mu‘azzam olan Haleb Vâlîsi Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa-yı hûrşîd-i münîr hazretleri Göllük koluna me’mûr olan mîr-i mîrân-ı zevi'l-ihtirâmlara ve Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm kullarına tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân olundukda küffâr-ı şekâvet-şi‘ârın hurûcuna cümle guzât müterakkıblar iken sene (---) mâh-ı (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde derûn-ı kal‘ada mahsûr olan a‘dâ-yı makar-sa‘îr-i bed-tedbîr-i hezîmet-gîrleri üzre kal‘adan tulû‘ edüp üç koldan hurûc ve meterisler üzre hücûm-ı mehcûm eyledikde dahi Şâfi‘î vaktinde göz gözü görmez iken asâkir-i İslâm mânend-i süreyyâ-nizâm tekbîr ü gülbâng-ı Muhammedî getirüp meterislerden bi'l-müvâcehe küffâra karşu varılup tüfeng ü tîr ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile üç sâ‘at mikdârı harb ü darb olup inâyet-i Bârî yârî kılup nesîm-i feth [u] zafer taraf-ı cünûd-ı nusret-karînden vezân ve kesr ü hezîmet-eser leşker-i müşrikînde nümâyân olmağile a‘dâ-yı bed-girdâr füccâr-ı murdâr kal‘aya firâr ve kırkdan mütecâviz beğzâde ve kapudanları ve (---) den ziyâde kefereleri âteş-i harb ile ittisâl-i nîrân kılınup cümle (---) binden mütecâviz küffârları esîr-i bend-i zencîr olunduklarından mâ‘adâ bizzât serdârları olan Fransa şehzâdesi savaş-ı perhâşda gâ’ib olup lillâhi'l-hamd ve'l-minne böyle sa‘b yerde ve böyle teng mahall-i şâfi‘îde böyle gazâ-yı ekber asâkir-i nusret-me’sere nasîb olup böyle yüz aklık ve a‘dâ-yı dîne böyle rû-siyâhlık tafsîli emr-i muhâl olup bu ma‘reke-i nusret-encâmdan sonra melâ‘în-i hâsirîn bir dahi kal‘adan baş göstermeğe kâdir olmayup verâ-yı cidârda püskürme nâm lağımlar atmağa cidd [ü] ihtimâma başlayup âlât-ı âteş-bâzlıklar ile ceng ederek şiddet-i sermâ da mürûr ve i‘tidâl-i hevâ hulûl etmeğile asâkir-i İslâm-ı nusret-encâm pây-ı ikdâma hareket ve Kızıl tabyanın hedm olunmasına rağbet edüp niçe yerlerden kal‘aya duhûl olmak üzre meterislere mübâşeret ve niçe ceng [ü] harb ile ve i‘mâl-i lağımlar ile Kızıl tabyanın tâ bâlâsına urûc etmek üzre iken a‘dâ-yı dînin mukaddemâ Kızıl tabyaya mülâsık ve leb-i deryâda meterisler yolunda vâki‘ olup süfte eyledüğü yerlü kayalarda lağımlara âteşler eyledikde umûmen kal‘a ve meterisler mütezelzil ve şiddet-i lağımlardan mânend-i kulle-i kûh yerlü kayalar mevzı‘larından mübeddel ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup bu mertebede lağımlara efârît-i Süleymânî tâkat getirmek emr-i muhâl iken inâyet-i Bârî yârî kılup mu‘cizât-ı Resûl-i Kibriyâ aleyhi efdalü's-salavât ve't-tahiyyât ile asâkir-i zafer-me’sere aslâ fütûr gelmeyüp ve aslâ bir şey ârız olmayup derkâr oldukları üzre Kızıl tabyanın münhedim olmuş yokuşlarından meterisler yürüdüp tavsîf ü ta‘rîfden hâric harb ü ceng [ü] cidâller ile Kızıl tabyanın üzerinden mürûr edüp verâsında a‘dâ-yı dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra henüz mukârin oldukda zabt [u] rabtı müyesser olan Kızıl tabyanın üzerinde ve leb-i deryâda toplar içün müte‘addid âlî tabyalar binâ olunup üzerlerine kırk adedden mütecâviz balyemez serâmed toplar koyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın nev binâ etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dînin müceddeden hafr eyledüğü handakları cümle guzât memlû edüp ihdâs eyledüğü içerdeki yeni dîvârı münhedim edüp üzerinde vaz‘ eyledüğü topları cümle münkesir edüp ve'l-hâsıl asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmın topları heybetinden ve kazgan kumbara ve havân taşları vefretinden ve îsâl-i merk eden tüfeng-endâzların tegerg-misâl kesretinden ve Rüstem-vâr dilâverlerin ve serdengeçdilerin ve salıcı ve varıcı nâmâ[n] bahâdır yiğitlerin hareket ve hamlelerinden a‘dâ-yı dîn verâ-yı cidârdan ve zîr-i hâkde 328a olan tabyalardan baş göstermeğe iktidârları olmayup mânend-i haffâş muhtefî olup dürlü dürlü hiyel ü âteş ile muhârebeler edüp bu minvâl üzre ceng-âşûblar ile yeni dîvârları ki küffâra sakar-karâr olmuşdu, anı dahi hedm edüp derûn-ı kal‘aya duhûl müyesser olunca Kızıl tabyada vâki‘ olan ceng ü neberd ferâmûş olup bu yeni kal‘a dîvârı savaşları eyle oldu kim cemî‘i gâziyân-ı mücâhidân âteş-i Nemrûd içinde olup dilâverân-ı fetâyân gazanfer-vâr cünbüş ü merdân edüp cümle aldıkları diller ve başlar ve eyledikleri yüz aklıkları ve dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân edüp vücûda getirdikleri hünerverliklerinden binde biri takrîr olunmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 327a–328a ·
metinde göster ·
… ed Hân-ı Ebü'l-feth asrında Venedik küffârının derûn-ı kal‘ada karârları firâra
mübeddel
olup feth olmuşdur kim hâli üzre bırakmışlardır. Kal‘ası Pireveze deryâsı kenâr …
Rûm kralları binâsıdır. Sene (---) târîhinde Gâzî Evrenos Sultân Mehemmed Hân-ı Ebü'l-feth asrında Venedik küffârının derûn-ı kal‘ada karârları firâra mübeddel olup feth olmuşdur kim hâli üzre bırakmışlardır. Kal‘ası Pireveze deryâsı kenârında bir topraklı bayır üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâ olup dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır ammâ taşrası vîrândır. Lâkin iç kal‘ası ma‘mûrdur, ammâ dizdârı ve neferâtları yokdur. Ancak içinde bir kaç ma‘mûr çiftlikleri vardır kim bu çiftliklerde âzâdlı siyâh zengî Arablar sâkin olurlar. Bu kal‘a dahi Yanya sancağı hudûdu olup bu kal‘anın şark tarafına iki bin adım karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·
olu[r]. Cümle tevâbi‘âtlarıyla Akdeniz cezîrelerine fir[â]r ederler.
Ba‘dehu bu Cebel-i Elheme'nin bir oymağı Mekke'den firâr edüp Gazze'de Hazret-i Resûl'ün ammisi Arabü'l-Hâşim'in yanında gelüp kavm-i Hâşimî olurlar. Ba‘dehu Hazret-i Ömer, Cebel-i Elheme'nin Hırkîl kral yanına firâr edüp mürted olduğun istimâ‘ etdikde Ömer ibn Abdülazîz'i ve Hâlid ibn Velîd'i ve Esved ibn Mikdâd'ı kırk bin asâkir-i İslâma bunları serdâr edüp ceng-i azîm etdiklerinde Cebel-i Elheme Cebeliyye'de binâ etdiği kal‘ada karâr edemeyüp karârı firâ[r]a mübeddel olu[r]. Cümle tevâbi‘âtlarıyla Akdeniz cezîrelerine fir[â]r ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353a ·
metinde göster ·
… r-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr ta‘yîn olunca Ma‘nisa'da karârı firâra
mübeddel
olup cümle askeriyle ve hemşîremiz ile bu Bergama'da mutahassın olunca peder cü …
Ammâ sene (---) târîhinde İlyâs Paşa Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âsî olup hakîrden uluca hemşîremiz anın nâmzâdında iken âsî olunca peder hemşîremizi vermede tereddüd edüp inâd [u] muhâlefet edince hemân Ellez Paşa Ma‘nisa şehrinden elli bayrak sekbân ve sarıca haşarât ile imâmın ve a‘yân-ı vilâyet ulemâların ve kethudâsın ılgar ile Kütâhiyye'ye gönderüp ale'l-gafle hânemiz basdırup peder bâğa firâr edüp ol sâ‘at hemşîreyi cümle cevâhir cihâziyle alup hemşîreyi arabalar ile götürüp Sandıklı sahrâsındaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu kısrak ve at ve gayri hayvânâtları alâ tarîki'l-cihâz Q 21aP 21a gasben alup Ma‘nisa'ya götürüp hemşîremiz nâmzâdı iken menkûhası olup Ellez Paşa'nın günden güne isyân [u] tuğyânı âşikâre olup Âsitâne tarafından ve gayri eyâletlerden üzerine asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr ta‘yîn olunca Ma‘nisa'da karârı firâra mübeddel olup cümle askeriyle ve hemşîremiz ile bu Bergama'da mutahassın olunca peder cümle ta‘allukâtıyla Kütâhiyye şehrinden hicret edüp hânemizi sultân-ı şu‘arâ akrabâmız Firâkî Efendi'ye verüp cümlemiz Bursa'da Eyne Beğ mahallesindeki hânemizde meks edüp pederimiz hakîri ve Mahmûd nâm bir birâderimiz dahi alup Bursa'dan üçüncü günde İslâmbol'a dâhil olup beyt-i kadîmimizde meks edüp ertesi peder Sultân Murâd'a buluşup İlyâs Paşa'dan şikâyet edüp kırkıncı günde İlyâs Paşa bu Bergama'da münhedim olup Küçük Ahmed Paşa'yı kayd [u] bend ile Sultân Murâd huzûruna Üsküdar'da İstavriz Bâğçesinde getirüp ol mahâlde peder dahi huzûr-ı pâdişâha çıkup Sultân Murâd İlyâs Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39b ·
metinde göster ·
… nûr-ı Hudâ'dır. Bu kal‘a-i metîn sebebi ile küffâr-ı hâksârın karârları firâra
mübeddel
oldu. Ammâ ki bu kal‘a-i emângâh olmasa cümle Cezâyirliyi kâfir alırdı. Hudâ hı …
Ve büyük limanı altı rûzgârdan mahfûzdur. Ammâ lodos ve keşişleme rûzgârından gâyet muhâlifdir, ammâ birkaç demir üzre a‘lâ yatakdır. Ve iki yüz pâre gemi alur. Hattâ sene (---) târîhinde Venedik donanması on yedi pâre Cezâyir galyonların bu limanda kapadup yedi gün yedi gece ceng-i sultânî olup ve kal‘aya niçe bin gülle ve kal‘adan kâfire birkaç balyemez urup küffârın iki pâre paturuna galyonu gark olup Cezâyir kalyonları halâs oldular. Ve gark olan küffârın keştîsin ba‘dehu cemî‘i cebehânesile lâşe-i keştîyi çıkarup mîrîye kabz olunup ol cengde ancak bir Cezâyir kapudanı şehîd olmuşdur. Büyük limanın garbında bir sivri kaya bir türbe-i âsitândır. Ve bir kubbe-i mehbat-ı nûr-ı Hudâ'dır. Bu kal‘a-i metîn sebebi ile küffâr-ı hâksârın karârları firâra mübeddel oldu. Ammâ ki bu kal‘a-i emângâh olmasa cümle Cezâyirliyi kâfir alırdı. Hudâ hıfz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103b ·
metinde göster ·
… elerin leşleri kapumuz önünde kalup almağa iktidârları olmayup karârları firâra
mübeddel
olup seg ber-sengistân gitdiler.
El-hâsıl sabâha dek bir ceng-i âlî olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz. Bizim pîrezen tarafından iki âdem şehîd ve yedi âdem mecrûh ve hakîrin bir atı âhûr deliğinden maktûl olup sûhtevâtdan on tokuz âdem mürd ve elli mikdârı âdem cümle mürd olup bu hâl üzre vakt-i sabâha dek sûhtelerin leşleri kapumuz önünde kalup almağa iktidârları olmayup karârları firâra mübeddel olup seg ber-sengistân gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150a ·
metinde göster ·