… ın cümle imâretleri râyegândır. {Bu kulle üç fersah yerden nümâyândır ve şekl-i
müdevverdir}
.
Ba‘zı kulleleri seksener zirâ‘-ı mekkîdir. Ammâ Ebü'l-feth'in binâ etdüği Kalata Kullesi yüz on sekiz zirâ‘-ı bennâdır kim eflâke ser-çekmişdir, tâ zirve-i a‘lâsı rusâs-ı hâs ile mestûrdur. İslâmbol kal‘ası bir yerden dâ’iren-mâdâr nümâyân değildir, illâ bu Galata Kullesinden şekl-i müsellesi râyegândır. Ve küşâde hevâda Bursa'ya hâ’il cebel-i Ruhbân bi'l-müşâhede nümâyândır, dûrbîn ile Bursa'nın cümle imâretleri râyegândır. {Bu kulle üç fersah yerden nümâyândır ve şekl-i müdevverdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
… al‘a-i Ahâr itâ‘at etdi, be-dest-i Sefer Paşa. Bir püşte üzre bir küçük kal‘a-i
müdevverdir
. Enûşirvân oğlu Hürmüz-i tâcdâr binâsı imiş. Hûrde topları var ammâ ahâlîsi cen …
Nâhiye-i Pernâk ve nâhiye-i Selsel ve nâhiye-i Perkân ve nâhiye-i Penâk ve nâhiye-i Kümle ve nâhiye-i Samarga ve kal‘a-i Ahâr altında meks olunup üç gün üç gicede cümle âsî olan Gürcî ve Mikrilistân nevâhîleri nehb u gâret olup kal‘a-i Ahâr itâ‘at etdi, be-dest-i Sefer Paşa. Bir püşte üzre bir küçük kal‘a-i müdevverdir. Enûşirvân oğlu Hürmüz-i tâcdâr binâsı imiş. Hûrde topları var ammâ ahâlîsi cengâver değildir. Lâkin hırsızlıkda semâ meleğinden per, felekden nücûm-ı fer serîka etmeğe kâdir Gürcî kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a ·
metinde göster ·
… ûdî bir sûr-ı metîn kal‘a-i âlîdir. Her taşı fil cüssesi kadar vardır ve şekl-i
müdevverdir
. Gâyet hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîn-âsâ bir rıbât-ı bî-hem …
Bu kal‘a ensesinde, Damlacık nâm bir kûh-ı bülend sengistândır kim Nemrûd-ı la‘înin yaylağ tahtgâhı idi. Kal‘a bu cebel-i bülendin nısfında eflâke kadd-ı Kehkeşân çekmiş yalçın püşte üzre seng-i azîmler ile mebnî bir kâr-ı Nemrûdî bir sûr-ı metîn kal‘a-i âlîdir. Her taşı fil cüssesi kadar vardır ve şekl-i müdevverdir. Gâyet hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîn-âsâ bir rıbât-ı bî-hemtâ iç kal‘adır. Burc [u] bârûları sa‘b u metîn ü müstahkemdir. Cümle (---) aded kulledir. Etrâfında handakı yokdur. Zîrâ cânib-i erba‘ası yalçın kaya-yı gayyâlardır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i garba mekşûf bir kavî ve metîn bâb-ı hadîdi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55a ·
metinde göster ·
… yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm
müdevverdir
. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın c …
Nehr-i azîm Tuna sâhilinde seng-trâş ile mebnî şekl-i mukavves sûr-ı metîndir. Gûyâ yay gibi yayılmışdır. Yayın çille tarafı Tuna kenarı vâkı‘ olmuşdur kim azîm seng-i kebîrler ile inşâ olunmuşdur. Gûyâ yayın çille başlarında Tuna'ya nâzır metîn kulle-i kebîrleri vardır. Ve cânib-i garba meyyâl dîvâr (---)(---) dır. Dâ’imâ bu tarafı Tuna içindedir kim Tuna'nın girdâbı mahallidir kim bu mahalde azîm gümiler üzre yetmiş seksen aded un değirmânları var kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ve bu kal‘anın kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm müdevverdir. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın cânib-i garbından girüp cânib-i şarkından hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş nerdübân ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki kat metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur. Her gece kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar ile çeküp kal‘a kapusuna sedd edüp kal‘a nehr-i Tuna içre gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre âyende vü revendeye ârâmgâh olmak içün bir tahta binâ bir maksûre-i ra‘nâsı var. Ve bu kapudan içeri orta kapunun atebe-i ulyâsı üzre ay ve güneş tasvîrin üstâd-ı kâmil beyâz mermer üzre tahrîr etmiş. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Sihr-i helâ şems [ü] kamer göstermiş kim bu felek-i atlasda eyle bir mâh-ı âfitâb resmin bir ressâm-ı kâmil kemâliyle etmemişdir kim gûyâ kamer bedr-i münîr olmuş, güneş âleme pertev urmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a ·
metinde göster ·
… i dîv-dest ve Ferhâd-vârlardır ammâ fârisü'l-hayl değillerdir. Gözleri siyâh ve
müdevverdir
ve kaşları gâyet gürdür. Bunlara sâ’ir Ekrâdlar sekiz bıyıklı derler. Zîrâ iki …
Ekseriyyâ halkı kasîrü'l-kâme ve başı kelem-ser ve gerdeni yok, hemân başı gûyâ omuzundan bitmişdir ammâ omuzları vâsi‘ ve sîne-i pür-kîneleri arîz ü kemerleri kalın, bâzûları ve baldırları yoğun ve ayakları vâsi‘, gerçi dîv-dest ve Ferhâd-vârlardır ammâ fârisü'l-hayl değillerdir. Gözleri siyâh ve müdevverdir ve kaşları gâyet gürdür. Bunlara sâ’ir Ekrâdlar sekiz bıyıklı derler. Zîrâ iki bıyığı ve iki kaşı ve iki burnu deliğinden ve iki kulağı deliklerinden cümle bıyık gibi kıllar bittiğinden beyne'l-ekrâd bu kavme sekiz bıyıklı derler ve cemî‘i vücûdları kara koyun pöstekisi gibidir ve ağızlarına pabuç sığar at dişli âdemlerdir. Hakîkat-i kelâm bir garîbü'l-heykel turfe ve acîbe-likâ mehîb ü dîv-çehre herîflerdir, ammâ gulâmları on seneye bâliğ olunca nâ-bâliğ körpedir, ammâ on yaşından güzer etse yigirmisinde güzeşte imiş yiğit gibi tüğlü Yezîd-çehre olurlar ve gâyet kâtillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215b ·
metinde göster ·
… ur. Hemân bu kubbe-i azîm cümle amûd-ı müntehâlar üzre vaz‘ olunmuş bir kubbe-i
müdevverdir
ve ol amûdların mâbeynleri cümle tahta tahta ibret-nümâ billûr ve necef u moran …
Ammâ 230a bunun kubbe-i mînâsı kâşî ile rengîndir ve niçe bin âvîzeler ile müzeyyen olmuş bir kubbe-i metîndir. Andan içeri hammâm-ı germâbdır kim âdem dâhil olsa gûyâ nûr içre girmiş olur. Zîrâ eflâke ser çekmiş kubbe-i âlîsinin etrâfında aslâ der-i dîvârdan eser yokdur. Hemân bu kubbe-i azîm cümle amûd-ı müntehâlar üzre vaz‘ olunmuş bir kubbe-i müdevverdir ve ol amûdların mâbeynleri cümle tahta tahta ibret-nümâ billûr ve necef u moran berrâk ve mücellâ câmlardır kim bu câmlara âfitâb-ı âlem-tâb urdukda hammâm içi nûrun alâ nûr olur. Ve bu hammâmlardan taşra cümle bâğ-ı İrem'dir kim niçe bin hezârın hezârân nâle ve feryâdları istimâ‘ olunup âdem gasl ederken bülbüller pençelerine gıd urduğu temâşâ olunur ve cemî‘i dırahtların şükûfeleri ve mürğân-ı hoş-elhân-ı hoş-nevânın âşiyânları seyr olunur. Zemîninde olan nebâtât-ı giyâhât ve sâ’ir şükûfelerin kadd-i kâmet-i renkleri temâşâ olunur. Ve bu hammâmın ortasında bir havz-ı azîmi var, cânib-i erba‘asında fevvâreler pertâb edüp ortadaki fıskiyye ta kubbedeki tasda nihâyet bulup andan aşağı ser-nigûn mâ-i germâ havz içre dökülür. Bu havz içre la‘l-gûn gül varakları ve karanfil bergleri gâsilîn vücûdlarına yapışup râyiha-i tayyibeden bîni-i insân mu‘attar olur. Ve her halvetde dahi kulleteynler mukarrerdir ve bu dahi eyle musanna‘ ruhâm döşenmişdir kim âdemin çeşmi hîrelenir. Zîrâ kuş gözü misâl yeşim ve pîrûze ve balgamî ve kehribâ ve aynu's-semek ve akîk ve yemenî ve silân makûlesi taşlar ile ruhâm olmuş ibret-nümâ bir hammâm-ı rûşenâdır. Ve mezkûr camlar mâbeyninde olan amûdlarda muttasıl balgamîden ve somakîden ve seng-i yarekandan ve seng-i ferahdan ve fağfûr-ı Çîn'den kurnalar var kim her üstâd-ı mermer-bür her birinde birer gûne tîşe-kârlık etmiş kim âdem hayrân olur. Cümle lüleleri altun ve gümüşdür ve taslar kezâlik ve fevvâreler dahi cümle sîm-i hâlisdendir. Ve âb u hevâsı ol kadar latîfdir kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve gûnâ-gûn âvîzelere ve çarhlara ve tıhtab-ı maslûb tas-ı ser-nigûnlara şadırvânlar isâbet etdikçe ol dollâb-ı musanna‘âtlar deverân etmededir. Bu dahi bir temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b–230a ·
metinde göster ·
… lesi kadar olanı su kabağı gibi bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i
müdevverdir
. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, …
Sitâyiş-i nahl-i hurma: Müverrihân-ı kudemâ-yı müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim bu nahl-i hurmayı Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet dest-i kudretiyle tahmîr etdüği Hazret-i Âdem'in tînından ziyâde kalın tîn-ı pâkden kil-i ser nâm bir şecere-i tayyibeyi halk etdi kim hâlâ Hind cezîrelerinde bî-hisâb hâsıl olur. Bu dırahtın kil-i ser nâm bir cevizi olur. Rûm'a Hind'den getirüp içinde yağlı meyvesin yeyüp gâyet mukavvîdir. Ba‘dehû kabuğun biber koyacak hokka ve fincân ve kâse ve kaşık yaparlar, âdem kellesi kadar olanı su kabağı gibi bir musanna‘ şey yaparlar siyâh-reng bir cevz-i müdevverdir. Bi-emri Hudâ ağzı ve burnu ve kaşları ve gözleri ve saçı ve bıyıkları vardır, azîm temâşâ-yı sun‘-ı Hudâ'dır. Bu mezkûr kil-i serün şeceresi tîn-i Âdem'den hâsıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… ümle kesme kayadır. Gûyâ üstâd Ferhâd bu kuyuyu çarh ile oymuş. Öyle mücellâ ve
müdevverdir
kim akl-ı benî Âdem hayretde kalır.
Bânîsi Betlen G[ab]or Kral'dır. Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---). Anıniçün Solmoş derler ve bu kal‘a içinde bir çâh-ı mâsı var kim cümle kesme kayadır. Gûyâ üstâd Ferhâd bu kuyuyu çarh ile oymuş. Öyle mücellâ ve müdevverdir kim akl-ı benî Âdem hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121b ·
metinde göster ·
… ı gerçi alçakdır, ammâ gâyet arîz ve içinde leb-ber-leb Tuna suyudur. Ve şekl-i
müdevverdir
. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem kulle …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Vidin: Nehr-i Tuna kenârında bir alçak çemenzâr havâlesiz zemînde seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır, ammâ küçükdür. Handak kenârınca cirmi beş yüz adımdır, ammâ levendâne germe adımdır, tiryâkî adımı gibi adım değildir, âdem adımıdır. Ve handakı gerçi alçakdır, ammâ gâyet arîz ve içinde leb-ber-leb Tuna suyudur. Ve şekl-i müdevverdir. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem kulleleri var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı hasîn-i azîmü'ş-şân bir sedd-i amândır. Bu üç kat dîvâr olan Tuna tarafında handakı yokdur, lâkin bu tara[fa] nâzır topları çokdur. Ve bu cânibi kâmil beş yüz germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr bin adım gelir kal‘a-i bâlâdır kim bennâ zirâ‘ıyla dîvârının kaddi kâmil yetmiş aded zirâ‘-ı melikî ve Mekkîdir. Ve şehir cânibi iki kat dîvârdır. Her katı birbirinden âlîdir. Ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘dır kim gûyâ lü’lü-yi Hürmüz gibi tertîb üzre dizilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… ârdır. Gird-â-girdi kâmil iki yüz aded ayak ihâta eder pâk ve pâkîze bir havz-ı
müdevverdir
. Kenâreleri havz içine enecek beş tabaka vâsi‘ nerdübânlardır kim her kişi kadd …
Tavsîf-i germâb-ı Yeşil Direkli: Tabahâne varoşu içinde nehr-i Tuna kenârında sekiz aded tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir âlî kemerler üzre bir serâmed kubbe-i müdevveri var, serâpâ la‘lgûn kırmızı kiremit örtü[lü] kubbe-i ser-nigûn-ı azîmdir kim mezheb-i Hanefî'den ziyâde aşren fe-aşren değil belki erba‘a işrîn kırât ziyâde bir şekl-i müdevver buheyre-vâr bir havz-ı dâr-ı medârdır. Gird-â-girdi kâmil iki yüz aded ayak ihâta eder pâk ve pâkîze bir havz-ı müdevverdir. Kenâreleri havz içine enecek beş tabaka vâsi‘ nerdübânlardır kim her kişi kaddine göre tabakalarda gasl eder. Gavvâs-ı bahr-i ma‘ârif olanlar havzın tâ ortasına pertâb edüp şinâverlik edüp herkes âşık ma‘şûk ve yârân-ı bâ-safâlarıyla kuç kucağ olup tâzelik çağlarında gülüşüp oynaşup zevk u safâlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… likdir. Kal‘ası bir sarp kaya üzre Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i metîn ve şekl-i
müdevverdir
. İçinde dizdârı ve üç yüz aded kurçı yasavulu vardır, gayri şey yokdur.
Evsâf-ı kal‘a-i Koyun: Kadîm-i evvelden Şamhal Şâhların hâssıdır. Emîr ve kadısı vardır. Hânı üç bin askere mâlikdir. Kal‘ası bir sarp kaya üzre Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i metîn ve şekl-i müdevverdir. İçinde dizdârı ve üç yüz aded kurçı yasavulu vardır, gayri şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… . Ammâ hâlâ üstâd mühendis destinden çıkmışdır. Ve bu binâ-yı zîbâdır ve şekl-i
müdevverdir
. Lâkin yukaru çıkup ne cirmde idüği ma‘lûmum değildir.
Sene 611 târîhinde Ramazânlı Ermen pâdişâhları elinden kabz u teshîre alup karîbü'l-ahd zulüm [ü] ta‘addî sebebiyle halkı perîşân olup kal‘a hâlî ve mu‘attal kalmışdır. Ammâ hâlâ üstâd mühendis destinden çıkmışdır. Ve bu binâ-yı zîbâdır ve şekl-i müdevverdir. Lâkin yukaru çıkup ne cirmde idüği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a ·
metinde göster ·
… ale's-sabâh kendü ta‘lîmleri ile inşâ olunan yek pâre mermer-i azîm bir havz-ı
müdevverdir
kim vech-i arzda misli yokdur. Bu harem-i azîmin Y 212a ortasına vâki‘ olmuş …
Mezkûr Mescid-i Aksâ'dan şimâl cânibine çemenzâr üzre andan Süleymân Hân'ın binâsı beyâz mermer-i hâm üzre kâmil iki yüz adım gidüp andan Süleymân Hân vâkı‘asında görüp ale's-sabâh kendü ta‘lîmleri ile inşâ olunan yek pâre mermer-i azîm bir havz-ı müdevverdir kim vech-i arzda misli yokdur. Bu harem-i azîmin Y 212a ortasına vâki‘ olmuş ibret-nümâ bir sun‘-ı Hudâ havz-ı ra‘nâdır. Anı ubûr edüp yine şimâle on iki adım gidüp Sahra-i şerîfin haremi nerdübânına kadem kadem sâhib-i ikdâm olup basılır, yigirmi iki ayak beyâz mermer nerdübândır. Ve yigirmi arşın vâsi‘dir. Bir yerden bin âdem çıksa izdihâm olmaz. Anı çıkup Sahra-i şerîf nümâyân olup bir beyâz mücellâ mermer döşeli harem-i azîmin tâ vasatında bir kasr-ı müşeyyed gibi berk urur gördükde bu du‘âyı tilâvet edeler. Du‘â:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b–Y212a ·
metinde göster ·
… rd yüz toprak örtülü Arab beytleridir. Bir kârgîr binâ câmi‘i var. Altı kubbe-i
müdevverdir
. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Ammâ minâresi yokdur. Hareminden Ayn-ı Zer …
Bir kumsal sahrâ içre dörd yüz toprak örtülü Arab beytleridir. Bir kârgîr binâ câmi‘i var. Altı kubbe-i müdevverdir. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. Ammâ minâresi yokdur. Hareminden Ayn-ı Zerka cereyân edüp câmi‘in sol cânibinde bir büyük birke vardır, anda cereyân edüp leb-ber-leb olur. Bu birkenin cânib-i kıblesinde bir kubbeli bir mescidi dahi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a ·
metinde göster ·
… âv" ve "Allâh" tahrîr olunmuşdur. Üç karış kalın kalemdir ve on zirâ‘ bir vâv-ı
müdevverdir
kim sihr-i i‘câz kalemdir. Ve haremin kıble kapusu sağında bir besmele dahi var …
Ve bu besmele cânibindeki dîvârda bir "vâv" ve "Allâh" tahrîr olunmuşdur. Üç karış kalın kalemdir ve on zirâ‘ bir vâv-ı müdevverdir kim sihr-i i‘câz kalemdir. Ve haremin kıble kapusu sağında bir besmele dahi vardır. Hemân evvelki besmele resmindedir, ammâ beyâz kalemdir. Bu dahi kırk adım tavîl serâmed besmele-i mümteddir. Lâkin Karahisârî Hasan Çelebisinin ketebesiyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92a ·
metinde göster ·
… n gûş-ı hûşlardır. Ve alnında bir karnı vardır, dibi gâyet kalındır ve ucu sehl
müdevverdir
, kaddi beş karışdır. Gözlerinin yanlarında bınar yerinden tâ burnuna gelince ya …
Rûm'da vüzerâların dâbbetü'l-arz-misâl dîvân atları var kim gâyetü'l-gâye lahm-ı şahmı yerinde cesîm ü semîn atlar vardır, gûyâ eyle bir esb-i kebîrdir. Cildi sığın mûyludur, lâkin kulağı dibinden ve zahrından dümmüne dek bir siyâh râdde serâmed mûyları vardır. Başı yine at başı gibidir. Gözleri elma gibi taşrada, müdevver ü mükahhal gözleri vardır. Ve at gibi iki kulakları var, ammâ kamışı mevzûn gûş-ı hûşlardır. Ve alnında bir karnı vardır, dibi gâyet kalındır ve ucu sehl müdevverdir, kaddi beş karışdır. Gözlerinin yanlarında bınar yerinden tâ burnuna gelince yarıkdır, beri tarafından öte tarafı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y411a ·
metinde göster ·