… ya‘nî Bâyezîd-i Velî: Evvelâ çâr-pâye-i âlî üzre eflâke kad çekmiş bir kubbe-i
müdevver-i
âlîdir. Ve kıble tarafında mihrâb üzre ve kıble kapusu üzre nîm kubbeler dahi k …
Eşkâl-i câmi‘-i Bâyezîd Hân-ı Sânî ya‘nî Bâyezîd-i Velî: Evvelâ çâr-pâye-i âlî üzre eflâke kad çekmiş bir kubbe-i müdevver-i âlîdir. Ve kıble tarafında mihrâb üzre ve kıble kapusu üzre nîm kubbeler dahi kubbe-i kebîre zamîme olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
âb-ı zülâl ile leb-ber-leb olup etrâf uyûnlarından tecdîd-i vuzû’ ederler. Ve s …
Ve harem vasatında bir havz-ı müdevveri âb-ı zülâl ile leb-ber-leb olup etrâf uyûnlarından tecdîd-i vuzû’ ederler. Ve sekiz sütûn üzre bir serâmed kubbe-i 47a bâlâdır kim fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘ binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b–47a ·
metinde göster ·
… urbünde Ağakapusu köşesinde sebîlhânesi cenbinde yek-pâre mermerden bir kubbe-i
müdevveri
âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında gitmişdir. Ser-i sa‘âdetleri ö …
İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘i kurbünde Ağakapusu köşesinde sebîlhânesi cenbinde yek-pâre mermerden bir kubbe-i müdevveri âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında gitmişdir. Ser-i sa‘âdetleri önünde olan mermer üzre müzehheb hatt-ı celîler cümle Karahisârî Hasan Çelebisi hattıdır kim sihr-i bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 90b ·
metinde göster ·
… ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı
müdevveri
var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… ne penç-beyt ilâhiyâtları lisân-ı âşıkânda on iki makâm üzre tilâvet olunur bir
müdevveri
var. Ve tekye-i,
Ve cümle (---) aded tekye-i dervîşândır. Cümleden şehrin cânib-i şimâlinde bâğlar ve bâğçeler kenarında tekye-i Bektâşiyân var imiş. Görenler, bu dünyâda nazîri yok idi, deyü hikâye ederler. Hilâfet-i Ahmed Hânî'de Vezîr Nasıf Paşa münhedim etmiş. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir. Ammâ imâr olan Kastamonî Şa‘bân Efendi halîfelerinden Yeniçeri Pîrî Efendi tekyesi ulu âsitânedir. Ve Şeyh Pîrî aşk-ı İlâhî ile sermet bir ârif-i billahdır. Âşıkâne ve tasavvufâne penç-beyt ilâhiyâtları lisân-ı âşıkânda on iki makâm üzre tilâvet olunur bir müdevveri var. Ve tekye-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
… arında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i
müdevver-i
kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizd …
Sene 816 târîhinde ibtidâ bânîsi Çelebi Sultân Mehemmed'dir. Özi eyâleti sancağı hükmünde hâsdır. Ve yüz elli akçe başka kazâdır. Nevâhîleri ve kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘ası Tuna kenarında bir düz çemenzâr yerde şekl-i murabba‘ beyâz ahcâr ile mebnî bir kal‘a-i müdevver-i kavîdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir adımdır. İçinde Mehemmed Hân câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz neferâtı ve mehterânı ve cebehânesi 113a var. Ve sağîr ü kebîr şâhâne elli aded topları var. Ve cânib-i şarka bir demir kapusu var. Etrâfında handakı nehr-i Tuna ile mâl-â-mâl olup kapusu önünde zemberekli asma cisri var. Ve kal‘adan taşra varoşu etrâfında tabur handakı var. Ve kapusu önünde âyende vü revende mihmâna ârâmgâhı içün bir tahta ile mebnî bir kasrı var. Ve Tuna kenarında bir azîm limanı var. Hâlâ neferâtıyla başka kapudanı var. Tuna defterdârından vazîfe-i mu‘ayyeneleri var. Ve bu kal‘anın cânib-i şarkîsinde yine sâhil-i Tuna'da bir ma‘mûr varoşu var. Cümle altı yüz hâne bâğlı ve bâğçeli cümle şındıra tahta seksen aded esvâk-ı muhtasarı var. Lâkin cümle ahâlî-i re‘âyâsı Eflâk'dir ve varoş hüddâmları cümle Eflâkândır. Netîce-i merâm gâyetü'l-gâye intihâ-yı serhaddir. Niçe yüz kerre Eflâk kâfiri isyân edüp ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdüğü zamânımızda on kerre ma‘lûmumuzdur. Ammâ bu kal‘a gâyet kâr [u] kisb yeridir ve ankâ kimesneler vardır. Cümleden bây Yergöğülü Hüseyin Ağa, bin kiseye mâlik kimesnedir. Paşa anın hânesinde mihmân olup paşaya üç gün ziyâfet-i azîm edüp beher yevm birer at ve üçer kîse verüp ol kadar bal ve yağ verdi kim ta‘bîr olunmaz. Ve Eflâk Beği Mati'den yedi araba akmişe-i fâhire ve yüz araba zahîre ve bir hınto münakkaş ve mutalla‘ koçi araba hedâyâ gönderüp içinde seksen kîse-i Eflâkî var idi. Ve bir tavla çıpgın bârgîr ve bir tavla yorga cıbırtay at pîşkeş geldi. Ve sâ’ir ağavâtlara dahi yüz re’s bârgîr hedâyâ gelüp bir yorga bârgîr dahi bu hakîre değdi. (---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b–113a ·
metinde göster ·
… hânı mâbeyninde bir pâk kaldırım döşeli meydân-ı azîmin tâ ortasında bir havz-ı
müdevveri
var kim şazrevânlarından ve ejder ağızlarından âb-ı nâb havza cereyân edüp cemî …
Sitâyiş-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle dörd yüz elli aded dekâkîn-i ehl-i sanâyi‘i- üstâdândır. Bu çârsû-yı hüsn ile Küçük Emîr Sultân hânı mâbeyninde bir pâk kaldırım döşeli meydân-ı azîmin tâ ortasında bir havz-ı müdevveri var kim şazrevânlarından ve ejder ağızlarından âb-ı nâb havza cereyân edüp cemî‘i insân ve hayvân andan def‘-i atşân ederler kim şâfi‘î mezhebi üzre aşren fe-aşr bir pâk havz-ı musanna‘dır. Ve bu mahalle karîb serâpâ kurşum kubâbları âlî iki başı demir kapulu bir bezzâzistânı var kim cemî‘i ekâlîm-i seb‘anın zî-kıymet akmişe-i emti‘a-i kâlâ-yı vâlâ-yı kâmhâ ve hârâsı bu sûkda mevcûd olup ıtriyyât-ı tayyibenin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur, zîrâ bu diyâr halkı hoş-bûlara ve gûnâ-gûn ıtriyyâta mâillerdir. Ve mükellef kahvehâneleri dahi Emîr Efendi'nindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… da sekiz aded tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir âlî kemerler üzre bir serâmed kubbe-i
müdevveri
var, serâpâ la‘lgûn kırmızı kiremit örtü[lü] kubbe-i ser-nigûn-ı azîmdir kim me …
Tavsîf-i germâb-ı Yeşil Direkli: Tabahâne varoşu içinde nehr-i Tuna kenârında sekiz aded tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir âlî kemerler üzre bir serâmed kubbe-i müdevveri var, serâpâ la‘lgûn kırmızı kiremit örtü[lü] kubbe-i ser-nigûn-ı azîmdir kim mezheb-i Hanefî'den ziyâde aşren fe-aşren değil belki erba‘a işrîn kırât ziyâde bir şekl-i müdevver buheyre-vâr bir havz-ı dâr-ı medârdır. Gird-â-girdi kâmil iki yüz aded ayak ihâta eder pâk ve pâkîze bir havz-ı müdevverdir. Kenâreleri havz içine enecek beş tabaka vâsi‘ nerdübânlardır kim her kişi kaddine göre tabakalarda gasl eder. Gavvâs-ı bahr-i ma‘ârif olanlar havzın tâ ortasına pertâb edüp şinâverlik edüp herkes âşık ma‘şûk ve yârân-ı bâ-safâlarıyla kuç kucağ olup tâzelik çağlarında gülüşüp oynaşup zevk u safâlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85a ·
metinde göster ·
… ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tuna'dan gelme bir âb-ı hayât havz-ı
müdevveri
var ve bu havz içre gûnâ-gûn dollâblar var, cümle âletleri ile çarhları kalın m …
Evvelâ bu kal‘a-i Üstürgon'un 96b aşağı büyük varoşunun cânib-i garbîsi nihâyetindeki küçük kapunun iç yüzünde bir kârhâne-i mâ vardır. Üstü şindire tahta örtülü kubbesi var ve kubbe tahtadan mebnî olmak ile küşâde olmak içün ol tahta kubbede bir baca deliği var. Üstâd-ı zû-fünûn bu bacayı bir arz-ı ma‘rifet içün etmiş, mahalliyle tavsîf oluna, bu bacadan âfitâb-ı âlem-tâbın ziyâsı urup bu kârhâne içi bir münevver meydândır ve bu baca altında beş kulaç aşağı nehr-i Tuna'dan gelme bir âb-ı hayât havz-ı müdevveri var ve bu havz içre gûnâ-gûn dollâblar var, cümle âletleri ile çarhları kalın meşe ve pelîd ve santa ağaçlarından olup cümle Tuna içinde durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a–96b ·
metinde göster ·
ibret-nümûn etmiş kim misli meğer kubbe-i felek-i atlas-ı bûkalemûn ola.
Ve şehrin cümle câmi‘lerinden rûşen ve münevver olup şehre hüsün vermişdir. Gerçi küçük câmi‘dir, ammâ Rûm ve Arab u Acem'de memdûh bir câmi‘-i şîrîndir. Hattâ üstâd bennâ çâr-kûşe dîvâr üzre bir kâse-i nîlgûn kubbe-i müdevver-i ibret-nümûn etmiş kim misli meğer kubbe-i felek-i atlas-ı bûkalemûn ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… ve Macar hisârının cümle dâ’iren mâdâr cirmleri üç bin germe adımdır ve şekl-i
müdevveri
cümle on bir köşedir ve her köşesinde gûnâ-gûn tabyalar ve musanna‘ kulle ve eb …
Ve Freng hisârı ve Macar hisârının cümle dâ’iren mâdâr cirmleri üç bin germe adımdır ve şekl-i müdevveri cümle on bir köşedir ve her köşesinde gûnâ-gûn tabyalar ve musanna‘ kulle ve ebrâclar ve 37a(ve) dirsekler ve gûnâ-gûn mazgal delikleriyle ârâste olmuş birbirine muttasıl iki kal‘alardır, ammâ dizdârları ve neferâtları cümle başkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b–37a ·
metinde göster ·
yüz elli mîldir. Ve cezîre-i Mora'ya otuz mîl karîbdir kim Mora'nın cânib-i gar …
Şekl-i müdevveri yüz elli mîldir. Ve cezîre-i Mora'ya otuz mîl karîbdir kim Mora'nın cânib-i garbîsindedir. Ve Aya Mavra burnundaki incir limanı altı mîldir, mukâbelesine poyrazın kerte gün doğusundan cânibe gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
elli mîldir. Bu dahi bizim idi. Ayamavra ile mübâdele olunup hâlâ Venedik hükmü …
Cezîre-i Kefalonya: Müdevveri elli mîldir. Bu dahi bizim idi. Ayamavra ile mübâdele olunup hâlâ Venedik hükmünde bir ma‘mûr [u] âbâdân cezîredir. Limanı ve kal‘ası vardır. Hakîr buna Holumiç kal‘asından vere ile geçüp temâşâ etdik. Âdem deryâsı bâğ-ı İrem-misâl bir cezîredir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a ·
metinde göster ·
… ır. Bir çöl ü çölistân yerde şekl-i murabba‘ şeddâdî binâ-yı sengîndir ve dâr-ı
müdevveri
dörd yüz adımdır. Garba nâzır bir kapusu vardır. Beş ayak taş nerdübân ile urûc …
Evsâf-ı kal‘a-i Peygamber Eşmesi: Sene 56 târîhinde Hazret-i Mu‘âviye binâsıdır. Bir çöl ü çölistân yerde şekl-i murabba‘ şeddâdî binâ-yı sengîndir ve dâr-ı müdevveri dörd yüz adımdır. Garba nâzır bir kapusu vardır. Beş ayak taş nerdübân ile urûc olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267a ·
metinde göster ·
… yalçın kûh-ı bâlânın dâmeninde rükn-i murabba‘ bir metîn kal‘acıkdır. Ve dâr-ı
müdevveri
kâmil dörd yüz adımdır. İçinde bir şâm çorbacısı ve bir oda şâm yeniçerisi must …
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Haydar: Bu mahalde Haydarî Urbânı sâkindir. Anlar Hazret-i Haydar Alî sülâlesinden geçinirler. Anların kavli üzre ba‘de Hicreti'n-nebeviyye sene 47 târîhinde bu kal‘ayı Hazret-i Alî Haydar-i Kerrâr binâ etdiğinden kal‘a-i Haydar derler. Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde şâm vezîri Haydar Paşa müceddeden binâ etmişdir, derler. Hâsıl-ı kelâm üç dere dehânında bir yalçın kûh-ı bâlânın dâmeninde rükn-i murabba‘ bir metîn kal‘acıkdır. Ve dâr-ı müdevveri kâmil dörd yüz adımdır. İçinde bir şâm çorbacısı ve bir oda şâm yeniçerisi mustahfızândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268a ·
metinde göster ·
… âmi‘in Ömerü'l-Fârûk köşesine dek iki yüz adımdır. Bu hisâb üzre câmi‘in devr-i
müdevveri
bin adımdır.
Evvelâ harem ile câmi‘ dâ’iren-mâdâr taşradan sekiz yüz adımdır. Ammâ mihrâb tarafı dîvârı önü bâğçe ve mahalle içi olmak ile Bâb-ı Selâm'dan içeri girip tâ müvâcehe-i Resûl önünden mü’eddebâne ubûr edüp câmi‘in Ömerü'l-Fârûk köşesine dek iki yüz adımdır. Bu hisâb üzre câmi‘in devr-i müdevveri bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
… îye teşbîh etmişlerdir. Hakkâ ki Ka‘be-i şerîfin cümle der-i dîvâr-ı münevver-i
müdevveri
beyâz ve sebzgûn hacerler ile mebnîdir. Ammâ bu Hacerü'l-esved şark cânibinde M …
deyü ba‘zı şu‘arâ hâl-i mahbûb-ı hakîkîye teşbîh etmişlerdir. Hakkâ ki Ka‘be-i şerîfin cümle der-i dîvâr-ı münevver-i müdevveri beyâz ve sebzgûn hacerler ile mebnîdir. Ammâ bu Hacerü'l-esved şark cânibinde Mekke'ye şeref vermiş bir hâldir. Ammâ pâre pâre ve gâyet musaykal ve mücellâ yumru taşdır. Ve zahm-ı hurde olmasının sebebi oldur kim âyet ile müsbetdir kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343b ·
metinde göster ·
… nde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir taş P 157a binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâr-ı
müdevveri
üç yüz adımdır. Mısır müteferrikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır …
Menzil-i kal‘a-i Acrûd: Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır, be-dest-i (---) Paşa. Tîh sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir taş P 157a binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâr-ı müdevveri üç yüz adımdır. Mısır müteferrikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. İçinde ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var. Suyu ol kadar lezîz değildir. Ammâ zarûretde içilir. Ammâ hayvânlara latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384a ·
metinde göster ·