… üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir
mühr-i
Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim …
Hattâ cümleden biri hünkâr mahfili üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir mühr-i Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her birinde mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. Ehl-i hurdedân, her biri birer Rûm harâcı değer deyü tahmîn etmişler. Ve buna mânend niçe zî-kıymet âvîze-i bî-mânendler ile ârâste ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
Zurnazan Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Arnavud asl Harem-i hâsda perveriş bulup (---)(---) lıkdan (---)(---)(---)(---) Melek Ahmed Paşa vezâretinde defterdâr olup tama‘-ı hâmından azl olunup niçe pes-pâye eyâlet ve sancaklara hâkim olup el-harîsu mahrûm mazmûnunca bir sâ‘at ya‘nî bir ân çâşnisi helâl lezzetin müşâhede etsin içün mührü verüp lezzeti demâğını mu‘attar etmeden bir sâ‘atde yine mührü alup Sipâhî Mehemmed nâm hâsekî mührü Deli Hüseyin Paşa'ya cezîre-i Girid'e götürüp Menekşe nâm mahalde eyyâm muhâlif olup Girid'e hâsekî geçmek sadedinde iken akîbince Âsitâne'den bir hâsekî dahi gelüp mühr-i şerîfi gerüye avdet etdirüp mührü Özü eyâletine mutasarrıf Siyâvuş Paşa'ya gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… nâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve
mühr-i
Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân v …
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… emânetdir. Dağlarda hâsıl olur. Şekl-i murabba‘ ve muhammes ve müseddes şekl-i
mühr-i
Süleymânî gibi taşlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar sirke …
Der-sitâyiş-i şeb-i Süleymânî: Kudret-i Perverdigâr ile dağlarında bir gûne ahmerü'l-levn şeb olduğundan Şebin Karahisâr derler. Cemî‘î diyârda kuyumculara bundan müstevlî olur. Yedi yük akçe emânetdir. Dağlarda hâsıl olur. Şekl-i murabba‘ ve muhammes ve müseddes şekl-i mühr-i Süleymânî gibi taşlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar sirke merhemine kor ve nasır olan yaraya şeb ekerler. Niçe yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… e karâr edüp "Melek lalam, yolun yakîn olup Bağdâd'a gitmeden halâs oldun. Sana
mühr-i
şerîfim ihsân edüp kabûl edesin. Vallahi böyledir kim bir ferdin ilkâsıyla ve b …
İşbu bin altmış Şa‘bân'ının evvelki günü, pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Çemensoffa nâm kasr-ı Havernâk'da cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ ve a‘yân [u] eşrâf ile Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre {müşâvere-i umûr edüp} Bağdâd-ı behişt-âbâd hâkimi Nogay oğlu Arslan Paşa merhûm olup "Eyâlet-i Bağdâd'ı kime tevcîh eylesek?" deyü müşâvere-i cem‘-i vefîr etdükde ale'l-umûr a‘yân [u] kibâr ve Sadrıa‘zam Murâd Paşa "Pâdişâhım, Melek Ahmed Paşa lalan henüz Bağdâd'dan gelmişdir ve Bağdâd'ın ahvâlin yahşı bilmişdir ve Acem ile yahşı geçinmişdir, ana ihsân eyleniz" dedikde "Tiz Melek Ahmed Paşa lalam gelsin" deyince Melek Ahmed Paşa huzûr-ı pâdişâhîye gelüp şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup hemân pâdişâh-ı Cem-cenâb eydür: "Melek Lala! Sana yine eyâlet-i Bağdâd'ı ihsân eyledim!" dedikde "Pâdişâhım kabûl etdim. Ammâ yeniçerilerin re‘âyâya zulm [u] ta‘addîleri hadden efzûn olup yeniçeri ağası, Bağdâd vezîrleri üzre takallüb etmişlerdir. Anların on aded zulmleri ref‘ olunmak içün hatt-ı şerîf ihsân eyle!" deyüp üç kise altın harc-ı râh ve elli zırh ve tüfenk ve elli katar deve ve elli katar katır ve bir cedîd otağ-ı nüh-tâk-i kâr-ı Irâk serâperde-i sultânî ile 96a serdârlık hatt-ı şerîfiyle bir hil‘at-ı fâhire ihsân edüp hemân dest-bûs-ı pâdişâhî edüp niçe va‘z u nasîhatdan sonra paşa, pâdişâh ile ve cümle vüzerâ ve a‘yân ile vedâlaşup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nden kayıklara süvâr olup Bismillah ile Bağdâd'a gitmeğe şehr-i Üsküdar'a ubûr olunup sarâyda meks olunup Kaya Sultân dahi göç edüp geldi. Hakîr ol gün Bağdâd'a gitmek içün Melek Ahmed Paşa efendimize intisâb edüp mü’ezzinbaşılığı ve musâhibliği hizmetinde olup Kudde Kethüdâ müsellim ve Zühdî Efendi Düceylân hâkimi olup hakîre Rûm nâhiye hâsı ihsân olunup ulaklığile hakîr Bağdâd'a gitmeğe karâr verüp tedâriklerimiz görmeğe şurû‘ edüp âmâde iken: Hikmet-i Hudâ bin altmış Şa‘bânu'l-mu‘azzamının sekizinci günü yevm-i Cum‘a idi, Hâsodabaşı Hasan Ağa bir bostâncı sandalıyla gelüp "Buyurun, sizi sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri ister!" dedikde paşa-yı melek-haslet eydür: "Ağa hayr mıdır?" dedikde Ağa: "Hayr, hayr. Müjdesi bizimdir!" dedükde paşa ile ikisi bir kayığa süvâr olup Sarâyburnu'na doğru rûy-ı deryâdan cereyân ederken Sarâyburnı'nda Sinân Paşa köşkünden bir kayık dahi avanta edüp gelmede; bizler varmada. Vasat-ı deryâda paşaya mülâkât oldukda meğer Dârüssa‘âde ağası (---) Ağa gelüp paşaya "Mübârek-bâd hayrdır!", dedi. Ammâ gayrı kelâm demeyüp Sarâyburnı'na vardıkda bostâncıbaşı ve gayri a‘yân-ı hâs-ı harem cümle paşaya istikbâle çıkup paşayı Hâsbâğçe'de Çemensoffa nâm mahalle götürüp cümle erbâb-ı dîvân ve yedi kubbe vezîri ve kadı‘askereyn ve şeyhülislâm ve gayrı a‘yân [u] kibâr ve musâhibîn ü mukarribîn anda mevcûd olup paşaya cümle i‘zâz [u] ikrâm-ı tâm etdiklerinden hakîr nakş aldum ve cânib-i erba‘aya nazar etdim. Anda Vezîria‘zam Murâd Paşa hâzır değil idi. Anı gördük sa‘âdetlü pâdişâh gelüp cümleye selâm verüp taht-ı âlîsinde karâr edüp "Melek lalam, yolun yakîn olup Bağdâd'a gitmeden halâs oldun. Sana mühr-i şerîfim ihsân edüp kabûl edesin. Vallahi böyledir kim bir ferdin ilkâsıyla ve bir merdin iltimâsıyla değil. Hâssaten kendü karîhamdan sana mührüm verüp vekîl-i mutlak etdim" derken Vezîr-i â‘zam Murâd Paşa'dan mührü alup dest-i şerîfiyle sa‘âdetlü pâdişâh mührü Melek Ahmed Paşa'ya verdi. Hemân Melek Paşa zemîn-bûs edüp eydür "Pâdişâhım! Nutk-ı dürerbârın kabûl olmak içün mührü aldım, kabûl etdim. Ammâ benim işime enderûn [u] bîrûndan bir kimesne mâni‘ olmayup kimesne bir habbelik şey ricâ edüp umûr-ı müslimîne bir ferd-i âferîde karışmasın ve benim arz [u] telhîsim olmadan bir iş olmasın. Ve hazîneden bin kise karz ihsân etdiniz. Bir azîm donanma çıkarup Venedik küffârından bir intikâm alup cezîre-i Girid'e mührile gidüp Kandiye'i feth edelim. Ümîddir kim pâdişâhıma hayr du‘â olup dîn-i mübîn gayretine niçe işler görüp yüz akları edelim" deyince pâdişâh eydür: "İşte Murâd Paşa lalamda bin kisem var, anı tahsîl edüp donanma mühimmâtına sarf eyle" deyince paşa eydür: "Pâdişâhım, ol bin kiseyi Murâd Paşa lalan kendü levâzımâtına mı sarf etti, yohsa dîn-i mübîn içün mi sarf etdi. Ol bin kiseyi ben pâdişâhıma vereyim. Murâd Paşa lalana Budin eyâletin ihsân eyle!" deyü ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Murâd Paşa'ya Budin in‘âm olunup Murâd Paşa tâze cân bulup bin kîse deynden halâs olup Budin sâhibi olup paşanın murâd [u] merâmı üzre cümle ricâları kabûl olunup paşanın bir işine kimesne mâni‘ olup ricâ etmemeleri içün yemîn billah ve kasem tallah edüp (edüp) Fâtiha tilâvet olunup paşa pâdişâhın destin bûs edüp iki semmûr hil‘at-i fâhire, biri biri üzre giyüp zemîn-bûs edüp alay-ı azîm ile sarâyına dâhil olup sarâyının atabe-i süflîsinde yüz aded kurbânlar kesilüp ibtidâ eyâlet-i Bağdâd'ı Şâtır Hüseyin Paşa'ya ihsân edüp cemî‘i eyâletlere kapucıbaşıları mukarrernâmeler götürüp hakîr dahi Kıbrıs eyâleti mukerreriyçün (---) Paşa kapu kethüdâsından on üç kîse alup hizmet-i vezîrde olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b–96a ·
metinde göster ·
… er gelince taraf-ı şehriyârîden bunların hakkına katl hatt-ı şerîfi gelüp Paşa "
Mühri
ferâgât ederim. Ben anların nâ-hak katllerine fermân etmem!" deyüp bu sadâ pinh …
Andan Bolu'ya varınca üç bin atlı olur. Osmâncık'a varınca beş bin asker olur. İpşir Paşa'ya varup İpşirle kırk elli bin asker olup der-i devlete haber gönderüp "Kul kethüdâsı ve Kara Çavuş'u ve Kudde Kethüdâ'yı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı ve filanı ve filanı istemezüz" deyü haber gelince taraf-ı şehriyârîden bunların hakkına katl hatt-ı şerîfi gelüp Paşa "Mühri ferâgât ederim. Ben anların nâ-hak katllerine fermân etmem!" deyüp bu sadâ pinhân oldu. Bu mahalde Siyâvuş Paşa dahi Budin'den ma‘zûlen gelüp kubbenişîn vezîr olup Abaza Hasan'dan ve İpşir'den kendüye nihânîce mektûblar gelüp pesüperdeden mührü almağa lağımlar etmeğe başladı. Sene 1061 Şa‘bân'ının nısfında.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a ·
metinde göster ·
… sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ
mühri
kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup …
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
… ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan
mühr-i
şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân M …
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
… b edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün
mühr-i
şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed …
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
… lup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup
mühr-i
Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyü …
Ba‘dehû cümle vüzerâ vü vükelâ ve ulemâ ü sulehâ ve kibâr-ı kübbâr cümle huzûr-ı pâdişâhîye varup müşâvere etdiler. "Ayâ mühri kime versek?" dediler. Ol mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi nümâyân olup atından nüzûl edüp menkale pehlivân-vâr pertâb ederek Çemensoffa nâm mahalde huzûr-ı pâdişâhîye gelüp Hâsodabaşı Rûm Hasan Ağa, paşanın önüne düşüp götürdükde, paşa zemîn-bûs etmek mu‘tâdı olmadığından "es-Selâmu aleyk pâdişâhım!" deyü du‘â vü senâ ederek pâdişâh-ı Cem-haşmet müvâcehesine varup şeref-i takbîl-i enâmil-i pâdişâhî ile şâdkâm olup muhassılu'l-merâma erüp sâ’ir vüzerâlar üzre tekaddüm edüp vaka‘-ı vekârıyla tâ saff-ı âlîde karâr edüp ber-karâr oldu. Derhâl sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlî-cenâb sa‘âdetle mü’eddebâne ber-zânû olup buyurdular kim "Bak a vüzerâlarım, benim hâssaten murad [u] merâmımdır. Bir merdin ilkâsıyla ve bir ferdin iltimâsıyla değil ancak kendi zâde-i tab‘-ı karîhamdan mühr-i şerîfim Melek Ahmed Paşa lalama sadâret-i uzmâmı ihsân etmişim" deyince hemân Melek Ahmed Paşa efendimiz üç kerre pertâb edüp dest ber-zemîn edüp eydür "Padişâhım, nutk-ı dürer-bârın cân bulsun içün mühr-i şerîfin aldım, kabûl eyledim. Ammâ nitekim Anadolu'da İpşir Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve Mirza Paşa ve Kara Hasan Paşa ve sâ’ir aşkıyâ ve Celâlî vü Cemâlîler ve zorba zorba sekbân u sarıca haşerâtları köğden köğe tavuk kırup lokmacılık edüp niçe bin ibâdullahı müte’ezzî edüp ehl [ü] ıyâl-ı re‘âya vü berâyâ pâymâl-i rimâl olup ili vilâyeti anlar harâb u yebâb ederlerken bir vezîrin mühre mâlik olup zabt u rabt edüp adl [u] adâlet edüp tahsîl-i mâl edemez. Mâh be-mâh cemî‘i 174a kullarun mevâcib taleb edüp Tershâne-i âmire mühimmâtı lâzım olup beher sene kırk yedi bin kîse-i Rûmî mesârif lâzım. Anadolu tarafından ise cemî‘i hâs-ı harâclardan bir akçe gelmeyüp cânib-i şark tavâ’if-i mülûke döndü. Pâdişâhım! Bu abd-i kemterin akl-ı kâsırı üzre ve benim hüsn-i rızâm, hüsn-i zannım üzre mühr-i şerîfi İpşir Paşa lalana ihsân eyle. Ale'l-acele der-i devlete gelsin. Anadolu'da cümle ibâdullah zalemelerin şûr-ı şerlerinden emîn olsun. Mâldâr u umûr-dîde bir vezîr-i atîkdir. Gelsin bir azîm donanma inşâ etsin. Anadolu ve Rûmeli'nden cezîr-i Girid'e âdem deryâsın sürüp kendüsü dahi serdâr-ı mu‘azzam olup cezîre-i Girid'i kal‘a-i Kandiyesi'yle feth edüp cezîre-i Korfoz'u ve kal‘a-i Zadra'yı feth edüp berr ü bahrde Mısır yolları emn [ü] emân olup sulh [u] salâhlar olsun. Ve İpşir Paşa lalan da bir kerre mühür sâhibi olup mühr-i Süleymânî ne ma‘nâ idüğün bilüp mührün çaşnisi ne lezzetde idüğün bilsin," deyüp bu mertebe kelâm-ı müşâvereden sonra hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173b–174a ·
metinde göster ·
… h derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü mübârek dest-i şerîfiyle
mühr-i
şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giydirüp eydür: "Yür …
Cevâb-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Pâdişâh-ı Cem-kişver eydür: "Bak a lala! Bu dergâhda niçe Celâlî ve Cemâlî ve zorba ve aşkıyâların kelleleri galtan-ı por-potur olmuşdur. İnşâallah an-karîbi‘z-zamân anların da haklarından gelinüp murâd [u] merâmın üzre cemî‘i ibâdullah anların şûr [u] şerlerinden halâs olur" deyüp sa‘âdetlü pâdişâh derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü mübârek dest-i şerîfiyle mühr-i şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giydirüp eydür: "Yürü Allahu Te‘âlâ her umûrunda Bârî [vü] yârî ola. Ve her işinde cenâb-ı Bârî mu‘în u zahîrin ola. Ve her kârında Rabbü'l-izzet tevfîkin mukadder refîk etmiş ola. Göreyim seni her umûr-ı dîn-i mübîn içün niçe sa‘y-i himmet edersin. Ve uğur-ı hümâyûnuma niçe bezl-i kudret edersin. Hazîne cem‘ine takayyüd edüp cemî‘i birden bine, binden yüz bine varınca vazîfe-hârân kullarıma mevâciblerin niçe verirsin, göreyim seni!" deyü du‘â vü senâ-yı firâvân edince her taraafdan "Allah mübârek eyleye!" deyü cümle a‘yân mübârek-bâd deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâh, efendimize bir semmûr lipâçe dahi giydirüp ol gün iki kürk oldu. Ammâ paşa koynuna mührü kodu ammâ gûyâ bir akreb-i Kâşiyân koynuna girüp aslâ hazz etmeyüp muğber-hâtır oldu. Zîrâ mâl ü hazîne tedâhülün fikr edüp "Mevâcibe on gün var. Bâb-ı hümâyûnda ancak on yedi kîse var ve bahr-i Sefîd'de cümle cezîrelere küffâr-ı bed-kirdârın istilâsı var. Beri tarafda mühimmât [u] levâzımât-ı Tershâne-i âmire var ve Anadolu'da Celâlî ve Cemâlî haşerâtının zulm-i sarîhi var. Ol taraflardan bir filûs-i ahmer gelmemesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
Bu mertebe-i dakîk üzre niçe bin gûne fikr-i fâside etmem diyemeyüp zemîn-bûs edüp cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve Şeyhülislâm Ebû Saîd Efendi ve nakîbü'l-eşrâf ve kadı‘askereynler ile ve dârüssa‘âde ağası ve Hâsodabaşı Hasan Ağa ve bostâncıbaşı sâ’ir musâhib-i şehriyârîler ile taşra arz odasına çıkup kâmil yedi sâ‘ad müşâvere-i tâm edüp vakt-i asrda tekrâr Çimşirlik nâm mahalde ale'l-ittifâk huzûr-ı pâdişâhîye girüp "Pâdişâhım mühri el-hâsıl İpşir Mustafâ Paşa lalana gitmeği re’y-i ahsen gördük" dediklerinde "Ne dersin Melek lala?" dedikde hemân Melek Ahmed Paşa eydür "Pâdişâhım. Vallahi bu re‘y-i ahsendir. Hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
… -) (---) gününde müstakil kâ’im-i makâm olup şad [u] handan paşa sarâyına gelüp
mühr-i
şerîfi dergâh-ı âlî (---)(---) Ağa İpşir Paşa'ya Haleb'e götürdü. Ve paşa efen …
dedükde paşadan mührü alıp hemân hazînenin bedel-i mihrin paşaya verüp "Tiz düstûr-ı mükerremim ve kâ’im-i makâm-ı a‘zamımsın" deyü paşaya bir semmur hil‘at-i fâhire-i semmûr giydirüp üç aded semmûr kürkü ol gün paşa giyüp sene (---) mâh-ı (---)(---) gününde müstakil kâ’im-i makâm olup şad [u] handan paşa sarâyına gelüp mühr-i şerîfi dergâh-ı âlî (---)(---) Ağa İpşir Paşa'ya Haleb'e götürdü. Ve paşa efendimiz dahi niçe hedâyâ-yı zî-kıymetler ile mübârek-bâd deyü Alî Ağa'yı İpşir Paşa'ya Haleb'e gönderdi. Ba‘dehû ol mâh-ı mübârekde Ayşe Sultân binti Ahmed Hân'ı İpşir Paşa'ya nikâh edüp müjdesi (---) ağa ile Haleb'e gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
… se verdiği sahih midir?" "Belî, merhûm Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa meflûc iken
mühri
taleb etdi. Ammâ sa‘âdetlü pâdişâh rızâ vermeyüp mührü karındaşın Melek Ahmed P …
deyüp seğirderek dest-i şerîfin bûs etdim. Hemân buyurdular kim "Evliyâ hoş geldin, biz seninle Varvar Alî Paşa senesinden berü görüşmedik. İslâmbol'dan çıkalı kaç gündür?" "Sultânım, beş gündür, ammâ gâyet kış çekdim" dedim. "Devlet tarafında ne var ne yok" dedikde, hakîr eyitdim "Bây u gedâ ve pîr u cüvân ve hâs u âmm sultânımın şeref-i kudûmiyle müşerref olmağa muntazırlardır. Husûsen Melek Ahmed Paşa karındâşınız, âh Sultânım Murâd efendimin çerâğ-ı efrûhtesi ve nazarkerdesi karındaşım gelse, deyü sultânımın intizârında olup sultânıma bu mektûbları gönderdi" deyü yetmiş aded atlas kîseli mekâtibleri verüp zemîn-bûs edüp gerüye çekildim. Hemân hazînedârına tenbîh edüp 177b "Evliyâ senin müsâfirindir, bir hoş gözedüp bir semmûr kürk ve bir kat esbâb ve bir kîse guruş hammâm akçesi ver" deyü tenbîh etdikde hazîne çadırına varup def‘-i cû‘ edüp bî-mecâl olduğumdan hâb-ı râhata vardım. Netîce-i merâm sahrâ-yı Konya'da İpşir Paşa ile yedi gün sohbet edüp "el-kelâmu yecürrü'l-kelâm" üzre yedi günde müşâvere ve mükâlemeleri birer birer takrîr etsem bir tomar-ı dırâz olur. Me’âl-i kelâm: Bir gün İpşir Paşa eydür: "Evliyâm, doğru söyle Murâd Paşa ve yeniçeri ocağı beni isterler mi?" yemin edüp "Belî cümle pâdişâh kulları ve vüzerâ vü vükelâları sultânıma muntazırlardır. Âh der-i devlete gelse de devlet-i Âl-i Osmân nizâm bulsa, derler. Ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve a‘yân [u] kibâr, Sultân Murâd çerâğıdır, Husrev Paşa revişindedir. Âh gelse de cemî‘i umûr-ı mu‘azzamayı görüp Venedik küffârından intikâm alup Mısır'ın deryâ yolları küffârdan emîn olsa, derler" dedim. "Yâ Evliyâ, doğru söyle, Moralı Defterdâr mühr içün iki bin kîse verdiği sahih midir?" "Belî, merhûm Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa meflûc iken mühri taleb etdi. Ammâ sa‘âdetlü pâdişâh rızâ vermeyüp mührü karındaşın Melek Ahmed Paşa'ya sadaka olunmasın re’y-i ahsen gördüler. Paşa karındaşınız 'Ben bir kerre mühr sâhibi olup lezzetin aldım. Pâdişâhım benim hüsn-i rızâm ile mühri elbette İpşir Paşa lalana ihsân eylen. Asker sâhibi vü müdebbir ü âkıl ü cerîdir. Mühr anın bin kez hakkıdır ve eski vezîrindir,' deyü bir sâ‘at ta‘rîf ve tavsîfinizde olup Şeyhülislâm Ebû Sa’îd ve kızlarağası ve (---)(---)(---)(---) cümlesi, "Pâdişâhım İpşir Paşa lalana mühr istihâldir" deyü Fâtiha tilâvet olunup mühr-i şerîfi sultânıma gönderdiler. Kâ’immakâmlığı Melek Paşa karındaşınıza ihsân etdiler. Ve yedinci günde anlar dahi var kuvveti bâzûya getirüp cümle ocağa ulûfe çıkardılar" deyü niçe bin kelimâtlar oldu kim tahrîri mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a–177b ·
metinde göster ·
… Ben bir kerre mühr sâhibi olup lezzetin aldım. Pâdişâhım benim hüsn-i rızâm ile
mühri
elbette İpşir Paşa lalana ihsân eylen. Asker sâhibi vü müdebbir ü âkıl ü cerîdi …
deyüp seğirderek dest-i şerîfin bûs etdim. Hemân buyurdular kim "Evliyâ hoş geldin, biz seninle Varvar Alî Paşa senesinden berü görüşmedik. İslâmbol'dan çıkalı kaç gündür?" "Sultânım, beş gündür, ammâ gâyet kış çekdim" dedim. "Devlet tarafında ne var ne yok" dedikde, hakîr eyitdim "Bây u gedâ ve pîr u cüvân ve hâs u âmm sultânımın şeref-i kudûmiyle müşerref olmağa muntazırlardır. Husûsen Melek Ahmed Paşa karındâşınız, âh Sultânım Murâd efendimin çerâğ-ı efrûhtesi ve nazarkerdesi karındaşım gelse, deyü sultânımın intizârında olup sultânıma bu mektûbları gönderdi" deyü yetmiş aded atlas kîseli mekâtibleri verüp zemîn-bûs edüp gerüye çekildim. Hemân hazînedârına tenbîh edüp 177b "Evliyâ senin müsâfirindir, bir hoş gözedüp bir semmûr kürk ve bir kat esbâb ve bir kîse guruş hammâm akçesi ver" deyü tenbîh etdikde hazîne çadırına varup def‘-i cû‘ edüp bî-mecâl olduğumdan hâb-ı râhata vardım. Netîce-i merâm sahrâ-yı Konya'da İpşir Paşa ile yedi gün sohbet edüp "el-kelâmu yecürrü'l-kelâm" üzre yedi günde müşâvere ve mükâlemeleri birer birer takrîr etsem bir tomar-ı dırâz olur. Me’âl-i kelâm: Bir gün İpşir Paşa eydür: "Evliyâm, doğru söyle Murâd Paşa ve yeniçeri ocağı beni isterler mi?" yemin edüp "Belî cümle pâdişâh kulları ve vüzerâ vü vükelâları sultânıma muntazırlardır. Âh der-i devlete gelse de devlet-i Âl-i Osmân nizâm bulsa, derler. Ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve a‘yân [u] kibâr, Sultân Murâd çerâğıdır, Husrev Paşa revişindedir. Âh gelse de cemî‘i umûr-ı mu‘azzamayı görüp Venedik küffârından intikâm alup Mısır'ın deryâ yolları küffârdan emîn olsa, derler" dedim. "Yâ Evliyâ, doğru söyle, Moralı Defterdâr mühr içün iki bin kîse verdiği sahih midir?" "Belî, merhûm Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa meflûc iken mühri taleb etdi. Ammâ sa‘âdetlü pâdişâh rızâ vermeyüp mührü karındaşın Melek Ahmed Paşa'ya sadaka olunmasın re’y-i ahsen gördüler. Paşa karındaşınız 'Ben bir kerre mühr sâhibi olup lezzetin aldım. Pâdişâhım benim hüsn-i rızâm ile mühri elbette İpşir Paşa lalana ihsân eylen. Asker sâhibi vü müdebbir ü âkıl ü cerîdir. Mühr anın bin kez hakkıdır ve eski vezîrindir,' deyü bir sâ‘at ta‘rîf ve tavsîfinizde olup Şeyhülislâm Ebû Sa’îd ve kızlarağası ve (---)(---)(---)(---) cümlesi, "Pâdişâhım İpşir Paşa lalana mühr istihâldir" deyü Fâtiha tilâvet olunup mühr-i şerîfi sultânıma gönderdiler. Kâ’immakâmlığı Melek Paşa karındaşınıza ihsân etdiler. Ve yedinci günde anlar dahi var kuvveti bâzûya getirüp cümle ocağa ulûfe çıkardılar" deyü niçe bin kelimâtlar oldu kim tahrîri mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a–177b ·
metinde göster ·
şerîfi sultânıma gönderdiler. Kâ’immakâmlığı Melek Paşa karındaşınıza ihsân etd …
deyüp seğirderek dest-i şerîfin bûs etdim. Hemân buyurdular kim "Evliyâ hoş geldin, biz seninle Varvar Alî Paşa senesinden berü görüşmedik. İslâmbol'dan çıkalı kaç gündür?" "Sultânım, beş gündür, ammâ gâyet kış çekdim" dedim. "Devlet tarafında ne var ne yok" dedikde, hakîr eyitdim "Bây u gedâ ve pîr u cüvân ve hâs u âmm sultânımın şeref-i kudûmiyle müşerref olmağa muntazırlardır. Husûsen Melek Ahmed Paşa karındâşınız, âh Sultânım Murâd efendimin çerâğ-ı efrûhtesi ve nazarkerdesi karındaşım gelse, deyü sultânımın intizârında olup sultânıma bu mektûbları gönderdi" deyü yetmiş aded atlas kîseli mekâtibleri verüp zemîn-bûs edüp gerüye çekildim. Hemân hazînedârına tenbîh edüp 177b "Evliyâ senin müsâfirindir, bir hoş gözedüp bir semmûr kürk ve bir kat esbâb ve bir kîse guruş hammâm akçesi ver" deyü tenbîh etdikde hazîne çadırına varup def‘-i cû‘ edüp bî-mecâl olduğumdan hâb-ı râhata vardım. Netîce-i merâm sahrâ-yı Konya'da İpşir Paşa ile yedi gün sohbet edüp "el-kelâmu yecürrü'l-kelâm" üzre yedi günde müşâvere ve mükâlemeleri birer birer takrîr etsem bir tomar-ı dırâz olur. Me’âl-i kelâm: Bir gün İpşir Paşa eydür: "Evliyâm, doğru söyle Murâd Paşa ve yeniçeri ocağı beni isterler mi?" yemin edüp "Belî cümle pâdişâh kulları ve vüzerâ vü vükelâları sultânıma muntazırlardır. Âh der-i devlete gelse de devlet-i Âl-i Osmân nizâm bulsa, derler. Ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve a‘yân [u] kibâr, Sultân Murâd çerâğıdır, Husrev Paşa revişindedir. Âh gelse de cemî‘i umûr-ı mu‘azzamayı görüp Venedik küffârından intikâm alup Mısır'ın deryâ yolları küffârdan emîn olsa, derler" dedim. "Yâ Evliyâ, doğru söyle, Moralı Defterdâr mühr içün iki bin kîse verdiği sahih midir?" "Belî, merhûm Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa meflûc iken mühri taleb etdi. Ammâ sa‘âdetlü pâdişâh rızâ vermeyüp mührü karındaşın Melek Ahmed Paşa'ya sadaka olunmasın re’y-i ahsen gördüler. Paşa karındaşınız 'Ben bir kerre mühr sâhibi olup lezzetin aldım. Pâdişâhım benim hüsn-i rızâm ile mühri elbette İpşir Paşa lalana ihsân eylen. Asker sâhibi vü müdebbir ü âkıl ü cerîdir. Mühr anın bin kez hakkıdır ve eski vezîrindir,' deyü bir sâ‘at ta‘rîf ve tavsîfinizde olup Şeyhülislâm Ebû Sa’îd ve kızlarağası ve (---)(---)(---)(---) cümlesi, "Pâdişâhım İpşir Paşa lalana mühr istihâldir" deyü Fâtiha tilâvet olunup mühr-i şerîfi sultânıma gönderdiler. Kâ’immakâmlığı Melek Paşa karındaşınıza ihsân etdiler. Ve yedinci günde anlar dahi var kuvveti bâzûya getirüp cümle ocağa ulûfe çıkardılar" deyü niçe bin kelimâtlar oldu kim tahrîri mümkün değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a–177b ·
metinde göster ·
… dâyâlarıyla ve ahidnâme-i Resûl-i mübîn ile gelüp paşa hatt-ı Hazret-i Osmân ve
mühr-i
Nübüvvet-i Resûlullah'ı yüzünü sürüp hamd-i Hudâ bizler de bu âsî yüzümüze küst …
Cümle papasları paşaya hedâyâlarıyla ve ahidnâme-i Resûl-i mübîn ile gelüp paşa hatt-ı Hazret-i Osmân ve mühr-i Nübüvvet-i Resûlullah'ı yüzünü sürüp hamd-i Hudâ bizler de bu âsî yüzümüze küstâhlık edüp muhabbaten sürdük ve paşa ellerinde olan Âzerbaycân şâhlarının ve Âl-i Osmân pâdişâhlarının hatt-ı şerîflerine nazar edüp paşa da anların mûcebince bir beyâz buyurdı ver[di] ve hedâyâları kabûl olundukda paşaya "Safâ geldiniz." deyü kal‘alarından yedi aded şâhî toplar atup cümle papaslar kayıklara binüp giderken hakîr dahi yedi aded huddâmımla bile kayıklarına süvâr olup varup temâşâ etdik. Yedi yüz adım cirminde bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i garba bir bâb-ı sağîri var. Derûn-ı kal‘ada mezkûr deyr-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
… oldur kim Mukaddemâ sene 1065 târîhinde İpşir Mustafâ Paşa'ya diyâr-ı Haleb'de
mühr-i
şerîf gitdikde Gürcî İpşir mahzûz oldu, ammâ mühr ile diyâr-ı İslâmbol gibi dâr …
Ertesi yedi katar-ı katır mâl ile beş yüz pür-silâh askere Ahmed Ağa'yı serdâr edüp Kaya Sultân'a hedâyâlar gönderirken Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Murâd Paşa'dan emr-i şerîfler ve mektûblar ile Benli Ömer Ağa nâm bir kapucubaşı-yı benâm gelüp dîvân-ı pâdişâhîde emr-i şerîfler alâ mele’i'n-nâs kırâ’at olunup mefhûm-ı kelâm-ı emr-i şerîf oldur kim Mukaddemâ sene 1065 târîhinde İpşir Mustafâ Paşa'ya diyâr-ı Haleb'de mühr-i şerîf gitdikde Gürcî İpşir mahzûz oldu, ammâ mühr ile diyâr-ı İslâmbol gibi dâr yere varmağa havf edüp Acem tarafına bir sefer açmağa tedârikler görüp beş ay kâmil Haleb'de oturup bu eyâlet-i Van'da mezkûr Pinyanişî beğlerine haber gönderüp elbette Kızılbaş'ın bir tarafını urup sulha muğâyir bir iş edüp ol tarafa serdârlığ ile varırsam sizin hâslarınız ve sancaklarınız dahi ziyâde ideyim." deyü İpşir Paşa Haleb'den bu Pinyanişî kavmine haber gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 284a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Hânım, kaçan kim Sultân Mehemmed Hân, İpşir'e
mühri
Haleb'e gönderip elbette ‘Tîz gelesin ve cezîre-i Malta üzre sefere gidesin’ de …
Hakîr eyitdim: "Hânım, kaçan kim Sultân Mehemmed Hân, İpşir'e mühri Haleb'e gönderip elbette ‘Tîz gelesin ve cezîre-i Malta üzre sefere gidesin’ deyü İpşir'e mühür Haleb'e vardıkda İpşir eydür, ‘Devlet kanare yeridir. Her varan vezîri İslâmbol'da katl ederler’ deyü yüz bin özr ü bahâne edüp Âsitâne-i sa‘âdete beş ay gitmeyüp bu Acem diyârına bir sefer açup Revân kal‘ası altında kendi Murâd Hân'ın imrahoriyken askeri kırılup kendi mecrûh olup ayağı topal olduğunun intikâmın Acem'den almak içün serdâr-ı mu‘azzamlık ile Revân üzre gelmeğe hiyel ü tedârikler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293a ·
metinde göster ·
… eğer kal‘a-i Rodos ola. Ammâ bu küçükdür. Bir püşte-i best üzre şekl-i müseddes
mühr-i
Süleymânî üzre tarh olunmuş bir kal‘a-i merğûbdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin a …
Bânîsi ekâsirelerden Melik Pervîz-i Cem-cenâb'dır. Anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ-yı musanna‘dır kim hakkâ ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i merğûbdur. Bunda olan hendese üzre tasarruflar vekâr-ı hurdekârlıklar ve gûnâ-gûn ebrâc-ı câmeliler biri biri içre tekellüflü seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i musanna‘ meğer kal‘a-i Rodos ola. Ammâ bu küçükdür. Bir püşte-i best üzre şekl-i müseddes mühr-i Süleymânî üzre tarh olunmuş bir kal‘a-i merğûbdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hânedir ve üç yüz tülüngi neferâtları vardır ve cânib-i Bağdâd'a nâzır bir dervezesi vardır. Ve başka hânlıkdır. İki bin nökere ve on iki hâkime hâkimdir. Zîr-i destinde yüz seksen pâre âbâdân rabtaları vardır. Ve zeyl-i sûrda bâğlı u bâğçeli ve âb-ı revânlı ve câmi‘ ve hân u hammâmlı ve bin aded hâk-i pâk ile mestûr kasaba-i ma‘mûru vardır. Bâzârı dahi ma‘mûrândır. Andan cânib-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313b ·
metinde göster ·
Ol asırda ecinne pâdişâhı ervâh-ı tayyibeden Melik Sırfeyâîl idi kim tâ Hazret-i Süleymân'dan berü mu‘ammer olup îmân getirmiş idi. Bu mezkûr Melik Sırfeyâîl mevlûd-ı Nebî'den sonra kırk yıl dahi Nasîbîn şehrine mutasarrıf olup Hazret-i Risâlet-penâh dahi kırk seneye bâliğ oldukda ol gün Hazret'e Cenâb-ı Kibriyâ tarafından Hazret-i Cibril-i Emîn vesâtatıyla sûre-i Ikra'da yarlığ-ı belîğ-i Rabbü'l-İzzet gelüp Arapça emriyle âmil olup {mühr-i nübüvvet sâhibi hâtemü'l-enbiyâ oldukda ibtidâ hadîs-i şerîfi bu olmuşdur: Arapça } şehr-i Mekke ile Mine bâzârı mâbeyninde Mescid-i Bî‘at'de ibtidâ nisâ tâ’ifesinden Hadîce-i Kübrâ îmân ile müşerref oldu kim zevce-i Resûlullah'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393a ·
metinde göster ·
… kıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i
mühr-i
Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
şehrin içinden cereyân eden (---) nehri Bingöl yaylasından tulû‘ edüp bu şehirde şiddet-i şitâdan kapanup kâmil bir ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her dânesi yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
Süleymânî ve sancağ-ı Resûlullâh ile Yanık kal‘ası üzre diyâr-ı Alman'a serdâr- …
"Pâdişâhım ecdâd-ı ızâmın Sultân Murâd Hân-ı Sâlis sene 1003 târîhinde Yanık kal‘asın be-dest-i Sinân Paşa feth etmişdi. Küffâr-ı dûzah-karâr bir hîle ile kal‘a-i Yanık'ı alup içinde olan cümle izâbı kırup hâlâ ol zamândan berü kal‘a-i Yanık dest-i kâfirde kalup câmi‘lerimiz hâlâ kenîse olmuşdur. Alaman kâfiri elinden câmi‘lerimizi kurtarmak pâdişâhıma lâzımdır" dediklerinde cümle iş erleri ve cümle ocak pîrleri Nemse çâsârından intikâm alınmasıyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet olunup Sarây meydânında serâperde-i hümâyûn önüne du‘â vü senâlar ile tuğ-ı şâhîleri diküp cemî‘i memâlik-i mahrûselere ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler asâkir-i İslâm sürmeğe gidüp cemî‘i sefer mühimmâtları görülüp şehr-i Edirne'de nâdîler nidâ etdikde sa‘âdetlü pâdişâh-ı kişver-güşâ izz ü şevket-i şehinşâhî cünbân ve nâmûs-ı saltanata munazzam olup sene (---) mâh-ı (---) günü serâperde-i hüsrevânîsinde cümle kullarına ziyâfet-i azîm edüp Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'yı mühr-i Süleymânî ve sancağ-ı Resûlullâh ile Yanık kal‘ası üzre diyâr-ı Alman'a serdâr-ı mu‘azzam edüp eğnine bir semmûr ve bir zerdûz hil‘at-i şâhî geydirüp bir alay-ı azîm ile vezîr-i müşterî dânâ serâperdesine revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… â havâlesiz şekl-i müseddes kârgîr binâ-yı Şeddâdî inşâ olunmuş ve zemînde gûyâ
mühr-i
Süleymân nakşı gibi temel konulmuş.
Ve bu kal‘a-i musanna‘ bir sahrâ-yı bî-pâyânın vasatında aslâ havâlesiz şekl-i müseddes kârgîr binâ-yı Şeddâdî inşâ olunmuş ve zemînde gûyâ mühr-i Süleymân nakşı gibi temel konulmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… âdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı
mühr-i
Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâ …
Ba‘dehu küffâr bu varoşu ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve müşebbek bostânlar içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr kenîselerdir, ammâ kal‘ası nehr-i Tuna kenârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda bâc alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
… lar bir amûd-ı somâkî dikilidir. Ayağı ucunda beyâz mermer sütûndur. Bu sütûnda
mühr-i
hattı gibi zemîn hatt-ı tarz-ı kadîm ile, "Kırk sene pâdişâh olup beş yüz yıl m …
Ziyâretgâh-ı Hûşeng Şâh: Bu diyâr kavminin müslimi ve gayr-ı müslimleri 170a cümle "Bu Hûşeng Şâh peygamberdir" deyü i‘tibâr edüp ziyâretgâh-ı kadîmdir. Cümle müslim Heşdek Tatarları dahi ziyâret ederler. Cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvâr-ı âlîdir. Hattâ kabrinin tûlu yetmiş adımdır. Başı ucunda üç âdem ancak kucaklar bir amûd-ı somâkî dikilidir. Ayağı ucunda beyâz mermer sütûndur. Bu sütûnda mühr-i hattı gibi zemîn hatt-ı tarz-ı kadîm ile, "Kırk sene pâdişâh olup beş yüz yıl mu‘ammer olup ibtidâ başına tâc geyen pâdişâh ben idim" deyü seng-i mezârında cemî‘i ahvâlâtların tahrîr etmişler, bir gûne hatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b–170a ·
metinde göster ·
… ken sol cânibinde iç kal‘a hemân bi't-teşbîh Uyvar kal‘ası gibi şekl-i müseddes
mühr-i
Süleymân gibi altı köşe kal‘adır. Ve her köşesinde birer tabya-i metîn olup alt …
Bu kapunun içerisine girirken sol cânibinde iç kal‘a hemân bi't-teşbîh Uyvar kal‘ası gibi şekl-i müseddes mühr-i Süleymân gibi altı köşe kal‘adır. Ve her köşesinde birer tabya-i metîn olup altı aded tabyalardır. Bu kal‘a-i ra‘nâ-yı musanna‘ sâfî tula ve taş ile mebnî bir sûr-ı kavîdir kim her taşı seng-i mutarraş olup her tabyası üzre birer aded kurşum örtülü kârgîr kubbe karavulhâneleri var, kal‘aya gâyet hüsn vermiş kubâb-ı müzeyyenelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i şâhrâhlarının kaldırımları gûnâ-gûn baklava nakşı kesimi
mühr-i
Süleymân gibi ve çarh-ı felek gibi ve biribirine girişmeli mermer-i hâm döşeli …
Ve cemî‘i şâhrâhlarının kaldırımları gûnâ-gûn baklava nakşı kesimi mühr-i Süleymân gibi ve çarh-ı felek gibi ve biribirine girişmeli mermer-i hâm döşeli serâpâ kaldırımlar ile pâk tarîk-ı âmları vardır. Kefere asrında bu kal‘a içre aslâ hayvânât makûlesi girmediğinden mâ‘adâ herkes kal‘a kapusunda babucun eline alup pâ-bürehne kal‘aya eyle dâhil olurmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58a ·
metinde göster ·
Ve dahi bunun üstünde bir müdevver dâ’ire içinde nakş-ı
mühr-i
Süleymân'da İhlâs-ı şerîf tahrîr olunmuş. Ammâ mihrâb ve minber tarz-ı kadîm ey …
Ve dahi bunun üstünde bir müdevver dâ’ire içinde nakş-ı mühr-i Süleymân'da İhlâs-ı şerîf tahrîr olunmuş. Ammâ mihrâb ve minber tarz-ı kadîm eyle musanna‘dır kim vasfında lisân kâsırdır. Ve mü’ezzinân mahfili gûyâ mühr-i nigîn-misâl bir kürsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
… kadîm eyle musanna‘dır kim vasfında lisân kâsırdır. Ve mü’ezzinân mahfili gûyâ
mühr-i
nigîn-misâl bir kürsîdir.
Ve dahi bunun üstünde bir müdevver dâ’ire içinde nakş-ı mühr-i Süleymân'da İhlâs-ı şerîf tahrîr olunmuş. Ammâ mihrâb ve minber tarz-ı kadîm eyle musanna‘dır kim vasfında lisân kâsırdır. Ve mü’ezzinân mahfili gûyâ mühr-i nigîn-misâl bir kürsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y171a ·
metinde göster ·
İlyâs: Bir bâğ-ı İrem içinde bir küçük deyrdir. Hâlâ ma‘mûr ve ruhbânları var. …
Deyr-i Mühr-i İlyâs: Bir bâğ-ı İrem içinde bir küçük deyrdir. Hâlâ ma‘mûr ve ruhbânları var. Bunda makâm-ı Hazret-i İlyâs vardır. İbâdet etdüği yerde mübârek re’s-i şerîfleri ve zânû-yı mübârekleri te’sîr etdüği mahal kaya üzre âşikâredir. Ve hatt-ı şerîfleri üstühân üzre vardır. Ve pûlâd üzre mühürleri bunda olduğiçün Mühr-i İlyâs derler. Anın kurbunda şâhrâh üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… e hatt-ı şerîfleri üstühân üzre vardır. Ve pûlâd üzre mühürleri bunda olduğiçün
Mühr-i
İlyâs derler. Anın kurbunda şâhrâh üzre,
Deyr-i Mühr-i İlyâs: Bir bâğ-ı İrem içinde bir küçük deyrdir. Hâlâ ma‘mûr ve ruhbânları var. Bunda makâm-ı Hazret-i İlyâs vardır. İbâdet etdüği yerde mübârek re’s-i şerîfleri ve zânû-yı mübârekleri te’sîr etdüği mahal kaya üzre âşikâredir. Ve hatt-ı şerîfleri üstühân üzre vardır. Ve pûlâd üzre mühürleri bunda olduğiçün Mühr-i İlyâs derler. Anın kurbunda şâhrâh üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… irke olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim
Mühr-i
İlyâs iskelesinden her sene gemilere üzüm ve incîr ve zeytûn ve zeyt yağın dold …
Ve cemî‘i halkı bâğbândır, zîrâ zirâ‘at yeri azdır. Ve bir gûne bir çekirdekli engûrü olur, İzmir ve Kuşadası ve Karabâğlarda ve İstanköy'de ve Acem Hoy Menendi'nde olmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ şarâb etseler sirke olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim Mühr-i İlyâs iskelesinden her sene gemilere üzüm ve incîr ve zeytûn ve zeyt yağın doldurup dib Frengistân'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
… desi olduğundan mâ‘adâ Hazret'e kemâl-i mahabbetinden zahr-ı Resûlullâh'da olan
mühr-i
nübüvveti öpmüşdür kim cemî‘i siyerlerde ne takrîb ile mühr-i nübüvveti bûs etd …
Ziyâret-i Hazret-i Ukkâşe radıyallâhu ta‘âlâ anh ki Sahâbe-i güzînin güzîdesi olduğundan mâ‘adâ Hazret'e kemâl-i mahabbetinden zahr-ı Resûlullâh'da olan mühr-i nübüvveti öpmüşdür kim cemî‘i siyerlerde ne takrîb ile mühr-i nübüvveti bûs etdüği mastûrdur. Ammâ bu âsitâne-i Ukkâşe bir acâyib hıyâbân ormanistân içre bir beyâz kubbe içinde medfûndur kim eser-i binâsı Abdülmelik ibn Mervân binâsıdır. Niçe fukarâları türbe-i pür-envârına hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238b ·
metinde göster ·
… esûlullâh'da olan mühr-i nübüvveti öpmüşdür kim cemî‘i siyerlerde ne takrîb ile
mühr-i
nübüvveti bûs etdüği mastûrdur. Ammâ bu âsitâne-i Ukkâşe bir acâyib hıyâbân orm …
Ziyâret-i Hazret-i Ukkâşe radıyallâhu ta‘âlâ anh ki Sahâbe-i güzînin güzîdesi olduğundan mâ‘adâ Hazret'e kemâl-i mahabbetinden zahr-ı Resûlullâh'da olan mühr-i nübüvveti öpmüşdür kim cemî‘i siyerlerde ne takrîb ile mühr-i nübüvveti bûs etdüği mastûrdur. Ammâ bu âsitâne-i Ukkâşe bir acâyib hıyâbân ormanistân içre bir beyâz kubbe içinde medfûndur kim eser-i binâsı Abdülmelik ibn Mervân binâsıdır. Niçe fukarâları türbe-i pür-envârına hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y238b ·
metinde göster ·
Ve Hâtem-i nübüvvete mâlik oldu. Cenâb-ı izzet zahrına
mühr-i
nübüvvet dest-i kudret ile yazmışdır kim gazâ-yı fî-sebîlullâh ile me’mûr olup …
Ve Hâtem-i nübüvvete mâlik oldu. Cenâb-ı izzet zahrına mühr-i nübüvvet dest-i kudret ile yazmışdır kim gazâ-yı fî-sebîlullâh ile me’mûr olup enbiyâ askerinin mansûr u muzaffer şâhı ve risâlet memleket-i ma‘mûrunun pâdişâhı efdal-i enbiyâ ve ekmel-i asfiyâdır. Gerçi cümle enbiyâdan âhirde geldi, ammâ min-indillâh cümleden evvel geldi. Hadîs Arapça buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b ·
metinde göster ·
… inin kıymetin Hudâ bilür. Niçe bin murassa‘ kanâdîl ve müşebbek altun toplar ve
mühr-i
Süleymânlar ve surâhî mücevher kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur kim gören âdeml …
Ve bu mahalde râyegân kubbe-i âlî içinde maslûbâtdan âvîzeler vardır kim her biri birer pâdişâhın yâdigârıdır kim her birinin kıymetin Hudâ bilür. Niçe bin murassa‘ kanâdîl ve müşebbek altun toplar ve mühr-i Süleymânlar ve surâhî mücevher kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur kim gören âdemler dembeste olur. Bu kubbe-i âlî içre bu P 122a âvîzelere yer kalmayup yetmiş seksen yerde bu müzeyyenâtları yetmiş seksen yere yine cevâhir zencîrleri ile kubbe-i nühtâkın ba‘zı köşelerine küme küme âvîze eylemişler. Andan sonra gelen musanna‘âtlar ile tezyîn etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291b ·
metinde göster ·
… ân halîfe iken teferrüce gelüp tecdîd-i vuzû‘ ederken Hazret-i Resâlet-penâh'ın
mühr-i
nübüvvetini bu kuyu içine düşürüp niçe bin cidd [ü] cehd edüp âhirü'l-emir bulu …
Ve bu kuyuya Hazret-i Osmân halîfe iken teferrüce gelüp tecdîd-i vuzû‘ ederken Hazret-i Resâlet-penâh'ın mühr-i nübüvvetini bu kuyu içine düşürüp niçe bin cidd [ü] cehd edüp âhirü'l-emir bulunmayup ferâğat etdiklerinde efvâh-ı nâsda şâyi‘ oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
Nebî elinden gitdi. Hayır değildir" deyü tefe’’ül etdiler. Kırkıncı gün Hazret- …
"Hazret-i Osmân'ın bahtı döndü. Mühr-i Nebî elinden gitdi. Hayır değildir" deyü tefe’’ül etdiler. Kırkıncı gün Hazret-i Osmân'ı şehîd etdiler. Bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Alî halîfe-i Nebî oldukda niçe yüz âdeme ihsânlar edüp bu çâh içre cidd [ü] cehd ile ol mührü aradılar, bulmayup ferâğat etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… zı işâre kanâdîlden servi ve nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve
mühr-i
Süleymân ve şemse şekilli eşkâlât-ı garîbe ve acîbeler ile her haymeyi tezyîn e …
Ve cemî‘i huccâcın haymelerinde niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden servi ve nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şekilli eşkâlât-ı garîbe ve acîbeler ile her haymeyi tezyîn edüp leyle-i muzlimden zulmet gidüp vâdî-i Mîne mihr-i âlem-tâb gibi münevver olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328b ·
metinde göster ·
… i direkleri üzre ikişer üçer bin kanâdîller eşâre îcâd edüp kanâdîlden şemse ve
mühr-i
Süleymân ve serv ve şâzrevân ve kasr ve şemse sûretleri edüp encüm-âsâ çerâğân …
Ve her şeb niçe bin çadırlardan niçe toplar ve tüfeng ü fişeng ve âteş-i pür-reng atılup zemîn [ü] âsumân dir dir ditrer. Ve her hayme ve otaklarda gemi direkleri üzre ikişer üçer bin kanâdîller eşâre îcâd edüp kanâdîlden şemse ve mühr-i Süleymân ve serv ve şâzrevân ve kasr ve şemse sûretleri edüp encüm-âsâ çerâğân olur. Ve paşanın otağı önünde ikişer gemi direkleri biri biri üzre bağlayup eflâke ser çekmiş, anın tâ zirve-i a‘lâsında gemi ipleri üzre kırk elli bin kanâdîller çerâğân ederler kim şeb-i zulmet rûz-ı rûşen olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
… end niçe bin yerlerde sagîr ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve
mühr-i
Süleymân ve şemse ve bardak ve kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp me …
Buna mânend niçe bin yerlerde sagîr ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve mühr-i Süleymân ve şemse ve bardak ve kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp meydân-ı melâhati nûr ederler. Ammâ bizim temâşâ etdiğimiz sene cemî‘i meşâyihân mevlûd-ı şerîf etmeğe me’zûn olmak içün İbrâhîm Paşa huzûruna vardıklarında paşa buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a ·
metinde göster ·