Sıhhat-i hikâyeyi beyân eder: Bu hakîrin pederi Sultân Süleymân Hân ile Belgrad ve Rodos ve Budin ve Ustolni-Belgrad fethlerinde bulunup hattâ Seğitvar gazâsında Süleymân Hân merhûm oldukda yine pederimiz ol gazâda bulunup Devlet-i Âl-i Osmân'a hidmeti sebkat etmiş bir pîr-i fânî idi. Dâ’imâ müsin âdemler ile ihtilât edüp mâcerâ-yı mâzîden söyleşirlerdi. Yâr-ı gâr-ı refîkinden yine bir pîr-i zâl güherâb var idi. Ammâ talâkat-ı lisânda fesâhat [u] belâğatına imri'l-kays ve Ebü'l-me‘âlî hempâ olamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
idi. Hattâ} Müftî's-sakaleyn Kemâl Paşazâde hazretlerinin telâmîzlerinden tekmî …
Zîrâ bu [Su]kemerli Mustafâ Çelebi {cümlesinden müsin idi. Hattâ} Müftî's-sakaleyn Kemâl Paşazâde hazretlerinin telâmîzlerinden tekmîl-i fünûn etmiş bir zû-fünûn müfessir ü muhaddis ü müverrih bir kimesne idi. Hattâ Kemâl Paşa huddâmı olmaları cihetiyle Sultân Selîm-i Evvel ile Mısır fethinde yigirmi beş yaşına bâliğ bir fetâ yiğit idim deyü Selîm Şâh'ın Sultân Gavrî ile Mercidâbık'da olan ceng-i azîmin ve Sahrâ-yı Kâkûn'da olan neberd-i kebîrin ve ol cengde Gavrî Sultân câm-ı eceli nûş edüp lezzetinin gavrine erüp cengde Gavrî'nin gâ’ib olduğun ve Mısır'da oğlu Sultân Muhammed pâdişâh olup sabîdir deyü kul yine hal‘ edüp yerine Sultân Tûmânbay Mısır'a pâdişâh olup tâ Mısır feth olunca Sultân Tûmânbay Selîm Hân ile yigirmi üç yerde ceng edüp Mısır nice feth olduğun kaçan kim [Su]kemerli Mustafâ Çelebi hikâye etdükde hakîr âlem-i hayretde kalırdım. Gâyet mü’min ü muvahhid ü mu‘temed âdem idi. Mezkûr Fransa kıralı kızının sergüzeşt [ü] serencâmların anların nakl-i sahîhinden istimâ‘ edüp tahrîr etmişizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28b ·
metinde göster ·
… yâde olup sonra feth olunan vilâyet hâkiminin üzerine takkaddüm ede. Ammâ ba‘zı
müsin
vüzerâya ber-vech-i arpalık sancaklar ihsân olunup Adana gibi eyâlet olmuşdur k …
Ve kânûn-ı Süleymân Hân böyledir kim her kankı memleket mukaddem feth olduysa anın vezîri ve paşasının hâssı ziyâde olup sonra feth olunan vilâyet hâkiminin üzerine takkaddüm ede. Ammâ ba‘zı müsin vüzerâya ber-vech-i arpalık sancaklar ihsân olunup Adana gibi eyâlet olmuşdur kim Sûhte Mahmûd Paşa'ya sadaka olundukda hâss-ı Adana on bir bin altı yüz bir akçe ile ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a ·
metinde göster ·
… çârşûsunda bir dükkânda sâkin Hoca Mehemmed Çelebi derlerdi, sulehâ-yı ümmetden
müsin
kimesne idi. Hattâ Süleymân Hân sohbetiyle müşerref olmuş bir zinde ihtiyâr idi …
Esnâf-ı fâlcıyân-ı musavver: Dükkân ve nefer birdir. Mahmûd Paşa çârşûsunda bir dükkânda sâkin Hoca Mehemmed Çelebi derlerdi, sulehâ-yı ümmetden müsin kimesne idi. Hattâ Süleymân Hân sohbetiyle müşerref olmuş bir zinde ihtiyâr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… mik ve kasaba-i Abdîher ve kal‘a-i sancak-ı Siverek ve kal‘a-i Rehbi ve kal‘a-i
Müsin
Ruha ve kasaba-i Karakayık ve şehr-i Gerger ve Çüngüş ve kal‘a-i Sofraz ve kasa …
Bu Erganî'den cânib-i şarka bir menzilde Sazlık yoluyla kal‘a-i Çermik ve kasaba-i Abdîher ve kal‘a-i sancak-ı Siverek ve kal‘a-i Rehbi ve kal‘a-i Müsin Ruha ve kasaba-i Karakayık ve şehr-i Gerger ve Çüngüş ve kal‘a-i Sofraz ve kasaba-i Sur ve kasaba-i Kahta ve kal‘a-i Hasan Mansûr ve kal‘a-i Sadırbaz, ya‘nî Besne ve kal‘a-i Mar‘aş'a varınca cümle on dörd kal‘a ve rabtalar ve kurâ ve şehr-i imârlar ile anların evsâfı cümle bin elli dokuz târîhinde bâlâda mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
… leri zîr-i binâgûşlarına ererken bir gecede mâ-i zırnîhın te’sîriyle ol gulâm-ı
müsin
on ikisin bâliğ-nâ-bâliğ kalmış gulâm-ı ma‘sûm olmuş görünür.
Ebyâtı üzre fakîr gulâmın şevâribleri zîr-i binâgûşlarına ererken bir gecede mâ-i zırnîhın te’sîriyle ol gulâm-ı müsin on ikisin bâliğ-nâ-bâliğ kalmış gulâm-ı ma‘sûm olmuş görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… r dudu ve yüz yetmiş elvân emrûdu sicillâtlarımızda mastûrdur" deyü mu‘temed ve
müsin
ve ihtiyâr âdemler nakl etdiler. Hakkâ ki tahkîkdir, zîrâ bu hakîr Seget kapusu …
Der-medh-i sun‘-ı Hudâ güzîde-i müsmirât: "Bu şehrin memdûhâtından kamerî kaysısı ve siyâh âbdâr dudu ve yüz yetmiş elvân emrûdu sicillâtlarımızda mastûrdur" deyü mu‘temed ve müsin ve ihtiyâr âdemler nakl etdiler. Hakkâ ki tahkîkdir, zîrâ bu hakîr Seget kapusu kurbunda (---) alaybeğ hânesinde birkaç gece mihmân olduğumuzda her yârân hânesinde bulunan emrûd-ı gûnâ-gûnlardan getirüp bir gece kırk yedi gûne emrûd yedik. Her biri birer gûne çâşnide ve âbdâr ve hoş-hor râyiha-i tayyibeli emrûdlar yedik ve her birinin beyne'l-irfân esmâları var. Anları da tahrîr etsek mecmû‘amız bir filâhatnâme-i bâğbâna döner. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
… m cemî‘i ocak halkıyla ve iş görmüş, eşmiş ve yortmuş ve tohtaşmış ve baş almış
müsin
ihtiyâr âdemler ile meşveret-i azîm edüp âhir netîce-i kelâmları ol oldu kim "M …
Hemân Sadrıa‘zam cemî‘i ocak halkıyla ve iş görmüş, eşmiş ve yortmuş ve tohtaşmış ve baş almış müsin ihtiyâr âdemler ile meşveret-i azîm edüp âhir netîce-i kelâmları ol oldu kim "Mezkûr üç aded kal‘alara üç vezîr ve yigirmi bin gâziyân-ı dilîr asker-i İslâm verilüp ve müstevfâ mühimmât [u] levâzımât tedârikleri görülüp üç aded kal‘ayı muhâsara edeler" deyü müşâvereye netîce verilüp Fâtiha-i şerîf kırâ’at olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… bulmuş mümtâz u müsellem cüvân yiğit olurlar. Ve dahi ricâl makûlesi ol mertebe
müsin
olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i vahdetde tâ‘at u ibâdete m …
Ammâ şehr-i Foça'nın âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Hattâ gılmânı yigirmi yaşına bâliğ olunca henüz kemâlin bulmuş mümtâz u müsellem cüvân yiğit olurlar. Ve dahi ricâl makûlesi ol mertebe müsin olurlar kim harekât [u] sekenât etmeden kalup künc-i vahdetde tâ‘at u ibâdete müdâvimetde olurlar, ammâ cümle pâk-i‘tikâd mü’min ü muvahhid âdemler ve sâhib-i vera‘ sulehâ kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… vîş Ömer-i Gülşenî ve niçe bunların emsâli pîr-i fânî vâcibü'r-ri‘âyâ umûr-dîde
müsin
ihtiyârları ma‘an Seğitvar seferine götürüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ed …
Ba‘dehu Süleymân Hân sene-i mezbûrda mâh-ı Şevvali'l-mükerremin onuncu gününde âdet-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîme-i şehinşâhîleri üzre Vezîr-i Sânî Ferhâd Paşa'yı ve Vezîr-i Râbi‘ Ahmed Paşa [ve] Vezîr-i Hâmis Kızıl Ahmedlü Mustafâ Paşa ve Şemsî Paşa'yı ve Kadıasker Hâmid Efendi'yi ve sâ’ir erbâb-ı dîvânları cümle götürüp hattâ müsinn ü ihtiyâr umûr-dîde musâhiblerden Matbah 172b Emîni Selîm Hânlı Abdî Efendi'yi ve Kuzu Ali Ağa'yı ve mütekâ‘id Yeniçeri ağası Ali Ağa'yı ve bu hakîr Evliyâ'nın pederi Kuyumcubaşı Dervîş Mehemmed Ağa'yı ve İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin başhalîfesi Ser-hânendegân Dervîş Ömer-i Gülşenî ve niçe bunların emsâli pîr-i fânî vâcibü'r-ri‘âyâ umûr-dîde müsin ihtiyârları ma‘an Seğitvar seferine götürüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek gitmede, ammâ mübârek vücûd-ı şerîflerine pîrlikden za‘af u fütûr ve derd-i belâ-yı nikrîs ile dâ’imâ rencûr olup dâ’imâ taht-ı revân ile râha revâne olarak kal‘a-i Belgrad'dan nehr-i Sava'yı ubûr edüp sahrâ-yı Zemon'da meks-i hıyâm buyurduklarında cümle asâkir-i İslâm deryâ-misâl cem‘ olup pâdişâh-ı gerdûn-vakâr deryâ-misâl asker ile Eğre gazâsına gidüp mukaddemâ Nemse çâsârı Ferdinand Kralın Erdel'de istîlâ etdiği Sakmar ve Tokay ve sâ’ir kılâ‘ları halâs etmeğe azm-i hümâyûnları oldukda hikmet-i Hudâ mukaddemâ Peçoy kal‘ası muhâfazasına ta‘yîn olunan üç aded sancakbeğleri Şikloş kal‘ası altında meks-i hıyâm edüp bârân-ı rahmetden bu beğler gözlerin açamayup herkes haymesinde başun hırkaya çeküp âlem ağyârdan bî-haberdir deyü hâb-ı nâzda iken ol gün Seğitvar kal‘ası banı olan Zirniski Mikloş nâm pelîd-i anîd beş bin atlı ve üç bin yaya küffârlar ile mezkûr beğleri ol yağmur ve kar mahallinde ale'l-gafle basup beğleri ve niçe yüz aded gâzîleri cümle şehîd edüp ve niçe yüzünü esîr-i bend-i zincîr edüp cümle guzâtın mâl-ı ganâ’imiyle kal‘a-i Seğitvar'a gidüp şâdumânlar ederek karâr-dâde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a–172b ·
metinde göster ·
… i sokup su gibi elbette bir cânibe meyyâl gâzîleri vardır. Koca ricâlleri gâyet
müsin
olup sıbyânları okuyup yazamazlar. Cümle asmak ve basmak ve kesme[k] dutmak ve …
Ve gâyet garîb-dost halîm ve selîmü't-tab‘ âdemleri var kim bir garîb bir sene hânesinde en ednâsının mihmânı olsa tatyîb-i hâtırıyla mukayyed olur, sofrası meydânda sâhib-i kerem ve şecî‘ ü muhterem gâzîleri vardır, ammâ zenâneleri aslâ kapudan taşra çıkamaz. Meğer merhûme olduklarında Arapça ile mezâristâna çıkarlar, ammâ hîn-i muhâsarada mâbeynlerinde avretler ayaklarına çizme geyüp başların örtüp eski püskü esbâb geyüp cengde imdâd etmeleri ayb değildir, tefâhür kesb ederler, zîrâ anların zu‘munca "Erkek arslan ola da, dişi arslan dahi arslan değil midir?" deyüp Râbi‘a-i Adeviyye-misâl havâtînleri dahi ceng günlerinde imdâd ederler, zîrâ be-kavl-i müneccimân bu 183a şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı akrebde ve beyt-i mirrîh-i mâ’îde bulunup cümle halkı cellâd gibi kâfire amân vermeyüp akreb gibi her kâfiri sokup su gibi elbette bir cânibe meyyâl gâzîleri vardır. Koca ricâlleri gâyet müsin olup sıbyânları okuyup yazamazlar. Cümle asmak ve basmak ve kesme[k] dutmak ve vurup kapmağa çalışır yiğit gulâmları olur, câ-be-câ mahbûbları da olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b–183a ·
metinde göster ·
… günü mahpûshâneden binden mütecâviz ümmeti Muhammed esîrleri çıkup hâlâ hayâtda
müsin
esîrlikden halâs olmuş ihtiyârlar bu kal‘a fethin nakl edüp "Bunda olan ceng-i …
Kanije'nin eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır, nâhiyesi cümle kâfiristândır. Hattâ küffâr bu kal‘ayı amân ile vermişken ahid-şikenlik edüp asâkir-i İslâm taşra kal‘aya duhûl etmişler iken cümle küffâr bu iç kal‘aya kapanup üç gün dahi germâ-germ ceng-i azîm olup yedi binden ziyâde kâfirler tîğ-i bürrândan geçüp iç kal‘ası kılıç ile feth olduğundan hâlâ şehir kadıları her Cum‘a hutbeyi kılıç ile tilâvet eder ve ol feth günü mahpûshâneden binden mütecâviz ümmeti Muhammed esîrleri çıkup hâlâ hayâtda müsin esîrlikden halâs olmuş ihtiyârlar bu kal‘a fethin nakl edüp "Bunda olan ceng-i Alî bir kal‘ada olmamışdır" derler. Hakkâ ki metîn kal‘a-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
Der-ihsân-ı âb [u] hevâ-yı câvidân: Suyu nehr-i Edil'dir ve gâyet serî‘u'l-hazmdır, ammâ hevâsı katı şedîd olduğundan halkının ekseri eğri belli büğrülerdir. Ve mahbûb u mahbûbelerinin reng-i rûyları humret üzre olup halkı gâyet müsin olurlar. Ammâ kefere askerîsi tâ’ifeleri ekseriyyâ kavm-i Mujikdir, bahâdır değillerdir. Eğer aralarında Heşdek Tatarları olmasa bu şehri Kalmık Tatarları çokdan almışdı. Anıniçün her sene bu vilâyete Maskov kralı onar bin kadar yeniden Mujik kavmi asker imdâd gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… olup "Mekke-i Mükerreme'den gayri Ka‘be olmaz" deyü bu câmi‘-i nûru ihrâk eder.
Müsin
olan kavm-i Heşdekler Tatarlarından(?) gördüklerinden rivâyet ederler.
Ammâ kal‘a taşrasında başka bir kal‘adır. Kaçan kim Timur Hân bu kal‘a-i Balu Hân'ı harâb etdikde bu câmi‘e kıyamayup alıkor. Hemân Hazret-i Hızır aleyhi's-selâm meğer Timur askeri içre imiş, hemân alâ melei'n-nâs zâhir olup "Mekke-i Mükerreme'den gayri Ka‘be olmaz" deyü bu câmi‘-i nûru ihrâk eder. Müsin olan kavm-i Heşdekler Tatarlarından(?) gördüklerinden rivâyet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… yle ahâlî-i Kırım'a böyle zulm-i fâhiş olduğun yüz ve yüz elli yaşında ve gâyet
müsin
âdemler Kırım'da çokdur, anlar eydir:
Ve min garâ’ibi's-sitem-i zulm-i sarîh: Çoban Geray Hân'ın vezîri Sefer Gâzî Ağazâde İslâm Ağa babasını Kırımlı katl etdikleri ecilden intikâm almak içün esîr tamga bahâsı bahânesiyle ahâlî-i Kırım'a böyle zulm-i fâhiş olduğun yüz ve yüz elli yaşında ve gâyet müsin âdemler Kırım'da çokdur, anlar eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·
… ymâl-i rimâl olup yatır. Hemân Ikrît kral cemî‘i ulemâ ve etıbbâ ve dûrbîn-fikr
müsin
ihtiyâr âdemleriyle müşâvere edüp cemî‘i nüdemâları ve hukemâları eydir:
Ba‘dehu İşpanya krallarından bir kral-ı dâllin ismi Ikrît imiş, iki bin pâre yelken gemiler ile Endülüs ve Afrika Arabı pâdişâhları üzre {sefere} giderken hikmet-i Bârî rûzgâr-ı zorkâr muhâlif olup bu cezîre-i Girid'de Suda limanına girüp lenger-endâz olup yatırlar. Görürler kim niçe bin aded âb-ı hayât enhârları cereyân edüp cemî‘i dağlarında bâğları mahsûldâr bir dâr-ı diyâr kim deyyâr mânendi olmayup âb [u] hevâsı latîf ve her meyveleri âbdâr [u] nazîf gül-i gülistân murğân-ı hoş-elhânlı yerler ve dağlarında karları vâfir ve cemî‘i nebâtâtları mütekâsir ammâ şehirleri ve kılâ‘ları harâb u yebâb pâymâl-i rimâl olup yatır. Hemân Ikrît kral cemî‘i ulemâ ve etıbbâ ve dûrbîn-fikr müsin ihtiyâr âdemleriyle müşâvere edüp cemî‘i nüdemâları ve hukemâları eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… -ı şerîfleri var kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın ırk-ı tâhirinden her kankı şerîf
müsin
ise ol hâkimü'l-vakt ola, deyü hatt-ı şerîfler ibrâz edüp hudûdnâmelerin kırâ’a …
İbtidâ şerîf hazretleri vekîl-i Âl-i Osmân olup seccâde-i [[(---) (---) (---)]] Resûl'e cülûs etdi. Q 136b Hulefâ’ü'r-Râşidîn'den ve Âl-i Emeviyyûn'dan ve Âl-i Abbâsiyân'dan ve her halîfeden ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın ırk-ı tâhirinden her kankı şerîf müsin ise ol hâkimü'l-vakt ola, deyü hatt-ı şerîfler ibrâz edüp hudûdnâmelerin kırâ’at edüp Fâtih-i Mısır Selîm Şâh {dahi} sene 923 târîhinde ahid-nâme verüp Mısır eyâleti olmak üzre ahid-name-i Selîm Şâh kırâ’at olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y332a ·
metinde göster ·
… --) (---)]] Zîrâ Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir pîr-i umûr-dîde
müsin
kimesne idi. İskender ile Zulemât'da bile idi. [[(---) (---) (---)]] Hâlâ zinde …
Hulâsa-i kelâm bu İskender Mısır'a varup İskenderiyye kal‘asın binâ etdi. Bu İskender sebebiyle Hazret-i Hızır [[(---) (---) (---)]] Zîrâ Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir pîr-i umûr-dîde müsin kimesne idi. İskender ile Zulemât'da bile idi. [[(---) (---) (---)]] Hâlâ zindedir, derler. Ammâ bunun dahi nübüvvetinde ihtilâf vardır. Lâkin Mısır'a geldüği Kur’ân-ı azîm ile müsbetdir. Âye[t]: [[(---) (---) (---)]] sene 601.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11a ·
metinde göster ·
… dîn['i] ziyâret edüp kabrin dahi zâhir ü ayân beyân edelim" deyü ahâlî-i Şâm'ın
müsin
âdemlerinden su’âl etdiler. Aslâ bir ferd-i âferîde haber vermeğe kâdir olmadıl …
"Efendi, Muhyiddîn['i] ziyâret edüp kabrin dahi zâhir ü ayân beyân edelim" deyü ahâlî-i Şâm'ın müsin âdemlerinden su’âl etdiler. Aslâ bir ferd-i âferîde haber vermeğe kâdir olmadılar. Kimi dedi: Bu rumûzâtından ma‘lûm olur kim Şâm etrâflarındandır, ammâ kabir nâ-ma‘lûm olduğundan azhar bi-merkadi'l-mîm buyurdukları oldur, deyü Selîm Hân hayli Y 49b müte’ellim olup ol gece menâmında görür kim Hazret-i Muhyiddîn gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49a–Y49b ·
metinde göster ·
… ân-hâl olup dörd beş aylık ma‘sûmlarının beynileri üstü çatlayup merhûm olur ve
müsin
âdemlerin dişine başına kaşına ve kuşuna inhidâr enüp kimi merhûm kimi halâs ol …
Ve bu günlerde tâ‘ûndan bezerler, hâl [ü] ahvâl-i pür-melâlleri perîşân-hâl olup dörd beş aylık ma‘sûmlarının beynileri üstü çatlayup merhûm olur ve müsin âdemlerin dişine başına kaşına ve kuşuna inhidâr enüp kimi merhûm kimi halâs olur. Hazret-i Mûsâ'nın kavm-i Fir‘avn'a bed-du‘â edüp elli gün belâ nâzil olan hamâsîn günleridir kim Mısır halkının,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135b ·
metinde göster ·
âdemleri hikâyet ederler kim yetmiş seksen sene mukaddem biz Mısır'da bâğ u bâğ …
Acîbe: Hakîkatü'l-hâl Mısır'ın müsin âdemleri hikâyet ederler kim yetmiş seksen sene mukaddem biz Mısır'da bâğ u bâğçe bilmezdik, ancak Kara Meydân'da Kayıtbay bâğçesi ve şehrin hâricinde câ-be-câ cümmeyz ve nâbıka ağaçları P 240b var idi, anlardan gayrı meyve bilmezdik. Hâlâ şimdi yigirmi gûne meyve hâsıl olur, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·
halîfe idi. Hattâ fâtih-i Mısır Sultân Selîm Hân ile fetihde bile idiler. Ba‘de …
Ammâ bu el-Mütevekkil Alallâh gâyet müsin halîfe idi. Hattâ fâtih-i Mısır Sultân Selîm Hân ile fetihde bile idiler. Ba‘de'l-feth Selîm Hân bunların sohbetinden hazz edüp İslâmbol'a götürüp Perî Paşa sarâyın müheyyâ etdiler. Bi-emri Hudâ Selîm Hân merhûm olup Süleymân Hân ile ülfet ederken el-Mütevekkil'in pederinin Mısır'dan fevti haberi gelüp Süleymân Hân izniyle Mısır'a halîfe olmağa me’zûn olup Ebussu‘ûd hazretleri huzûrunda dest-bûs edüp bir donanma-i azîm ile Pılak Mustafâ Paşa kapudan paşa olup el-Mütevekkil Alallâh'ı tevekkülen alallâh deyüp İslâmbol'dan yedi günde İskenderiyye'de lenger-endaht edüp andan iki günde Mısır'a dâhil olup vâlî-i Mısır Dâvûd Paşa istikbâl edüp alay-ı azîm ile ecdâdları tahtı olan Kal‘atü'l-kepş'de meks etdirüp mesned-i hilâfete cülûs eder. Müddet-i hilâfet 23 sene.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y267a ·
metinde göster ·
… im eyâlet-i Mısır'da nazîrleri yokdur, gâyet mücessem ve âlî nahillerdir. Ba‘zı
müsin
kimesneler nakl etdiler kim bu hûrmâları Fir‘avn'dan evvel Delûke diküp sâyesin …
Ulu Câmi‘: Cemâ‘at-ı kesîreye mâlikdir. Kırk amûd-ı müntehâ üzre münakkaş tavandır. Ve bir minâresi var. Ve câmi‘in üç kapusu var. Ve hareminde iki hûrmâ ağacları var kim eyâlet-i Mısır'da nazîrleri yokdur, gâyet mücessem ve âlî nahillerdir. Ba‘zı müsin kimesneler nakl etdiler kim bu hûrmâları Fir‘avn'dan evvel Delûke diküp sâyesinde dîvân edermiş, deyü nakl etdiler. Ve çârsû içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283b ·
metinde göster ·
kimesneler nakl ederler, "Âbâ vü ecdâdımızdan beri bu dırahtı böyle gördük, böy …
Ve müsin kimesneler nakl ederler, "Âbâ vü ecdâdımızdan beri bu dırahtı böyle gördük, böyle biliriz", deyü nakl ederler. Ammâ bin yaşından ziyâde olması mukarrerdir. Dalları aşağı eğilmişdir. Hulâsa-i kelâm akıl ermez bir temâşâgâh ve bir sun‘-ı Hudâ'dır kim ArapçaArapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ-yürîddir kim Fâ‘il-i Muhtârdır, işledüği işleri yine kendü bilir, zîrâ Arapça dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363b ·
metinde göster ·
ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetm …
Ve bu şehrin ricâl makûlesi ol kadar müsin ü mu‘ammer olur kim kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş ve tûl-i ömrü yetmişe yetmiş gitmiş ve çoğu yetmişi yüzü geçmiş musâhabet [ü] melâ‘ibden ve fesâhat [ü] belâgatden bi'l-külliye kalmış âdemleri olur. Gûyâ intikâl etmeğe tevbe etmişdir. Ve şebâb u fetâlarında zî-akl kimesneler dahi çokdur. Ve âb-ı hoş-havâsından Hazarî ve Havvârî mahbûbesi gâyet hüsn-i cemâlde ve lutf [u] i‘tidâlde olup ol diyârın lehce-i mahsûsları ile kelimâtları mevzûn ve dürdâne-misâl dişleri dürr-i meknûn akl-ı zû-fünûn nisvânları var kim geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm perîşân edüp reftâr etdükde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y377a ·
metinde göster ·