Bu hâli Ebrehe la‘în görüp inâdına musırr olup Hacerü'l-Esved'i kendi fil-i Mahmûdîsine yükledüp azm-i râh ederken Cenâb-ı Hak tarafından bir ra‘d u berk zâhir olup "Ebrehe ve pîli yanup Hacerü'l-Esved ol âteşden seng-i siyâh oldu." deyü niçe müverrihler eyle yazmışlar. Niçesi "Tûfân-ı Nûh'un azâb suyunda kaldığıyçün siyâh oldu." demişler. Niçe müverrihler "Hacerü'l-Esved'e âsîler yüzlerin sürdüğiyçün siyâh oldu." demişler. Ammâ be-kavli Muhammed ibn İshâk "Hacerü'l-Esved kable't-Tûfân Beyt-i Ma‘mûr'dan kalmış beyâz incü-misâl taş idi." demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
tahrîr etmişler ammâ bu hakîrin ol diyârlarda fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘d …
Ba‘dehû bir konak cereyân edüp nehr-i Habur kal‘a-i Karkaya nehrine mahlût olur ve nehr-i Sersâr ve nehr-i Habur-ı Karkaya üçüsü bir olup yine nehr-i Karkaya'nın bir fırkası yanındaki nehr-i azîm Furât'a mahlût olup kal‘a-i Hille ve kal‘a-i Rûmahiyye'yi geçüp kal‘a-i Kurna altında nehr-i Furât nehr-i Şattu'l-Arab'a dâhil olur ammâ be-kavl-i müverrihân-ı Irâk bu nehr-i Hermas'ı şehr-i Nasîbîn'e ve kal‘a-i Sincâr'a cereyân etdirüp üç aded nehirleri birbirlerine mahlût etdirüp "Hâk-i pâk-i Nasîbîn'i ve türâb-ı sancağ-ı Sincâr'ı reyy etdirüp hayrât eden melik-i Sincâr, Sencer Şâh'dır." deyü müverrihler eyle tahrîr etmişler ammâ bu hakîrin ol diyârlarda fâtih-i Bağdâd Murâd Hân-ı Râbi‘den sonra çok tek-i pûmuz olup ma‘lûmımız olduğu üzre Şattu'l-Arab'ın cânib-i şarkîsinde İmâdiyye hâkinde diyâr-ı Hakkarî'den berü cereyân edüp gelir nehr-i Habur-ı Sindiyân dahi vardır. Kal‘a-i Zaho dibinden cereyân edüp Cizre'nin şatt-ı şarkîsindeki toprağı hudûdunda nehr-i Şatt'a rîzân olur, buna nehr-i Habur-ı Sindiyân derler. Ammâ bu Nasîbîn sahrâlarından ve Karkaya kal‘ası dibinden cereyân eden nehre Habur-ı Karkaya derler ammâ bu nehir kenârında ve Nasîbîn içre Kâşiyân akrebi gibi kâtile akrebi olur kim gâyet ağuludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
tahrîr etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı imâretistânları taraf taraf zâhir ü bâhirdir ki …
Ve nehr-i Hermas ibtidâsı arz-ı Nasîbîn'den tulû‘ edüp çölistân içre cereyân ederek iki fırka olur. Ol fırkaya kavm-i Urbân-ı uryân-ı Mavâl nehr-i Sersâr derler. Bu nehir cezîre-i Dicle içre cereyân ederek şehr-i Beledü'l-Hatîb-i Vustâ'ya ve hâk-i Sincâr'a uğrayup andan cânib-i cenûba ve kâhîce taraf-ı şarka cereyân ederek bu kal‘a-i Tikrit kurbünde nehr-i Şatt'a munsabb olur. Ve bu Tikrit çölistânında dokuz yüz yigirmi bir tur‘alar var idi kim cümlesin Erdeşîr Bâbek hafr edüp cereyân etdirmişdi. "Ol asırda hâk-i Tikrit bâğ-ı İrem idi." deyü niçe müverrihler eyle tahrîr etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı imâretistânları taraf taraf zâhir ü bâhirdir kim târîh-i Acem'de diyâr-ı Nârenc derler.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
… ın ubûr edemedik. Gâyetü'l-gâye sevâd-ı mu‘azzam şehr imiş. Hattâ niçe mu‘temed
müverrihler eyle
tahrîr etmişler kim Hazret-i Mûsâ bin İmrân bu şehirde rahm-i mâderden müştak o …
Nîl'e karîb yüz evli, bir câmi‘li beleddir. Ahâlîsi gâyet musallî Şafi‘î-mezheb kavmdirler. Bu zamân-ı kadîmde eyle şehr-i mu‘azzam imiş kim bir günde âsâr-ı binâların ve acîb ü garîb ibret-nümâ kubâb ve kâ‘a ve sarâyların ubûr edemedik. Gâyetü'l-gâye sevâd-ı mu‘azzam şehr imiş. Hattâ niçe mu‘temed müverrihler eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Mûsâ bin İmrân bu şehirde rahm-i mâderden müştak olup Fir‘avn havfından Mûsâ'yı bir levha üzre bağlayup Nîl'e bırağırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y445a ·
metinde göster ·