… a ya er kişi, ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etdükde elbette ol gece mâbeynlerine
mahabbet
çivisi girüp bu tılısmı icrâ eden Aristetalis Hekîm'in rûhu şâd ve mahabbet ede …
Tokuzuncu tılısm-ı mudhik: Yine Altımermer'de bir amûd üzre tuçdan bir cüvân ve bir mahbûbe-i zamân birbirleri ile sîne-ber-sîne kucuşup dururlardı. Kaçan kim er ve avret hânelerinde birbirleriyle cidâl edüp bürûdet üzre olduklarında ya er kişi, ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etdükde elbette ol gece mâbeynlerine mahabbet çivisi girüp bu tılısmı icrâ eden Aristetalis Hekîm'in rûhu şâd ve mahabbet edenlerin gamgîn gönülleri âbâd olurdu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
… ine mahabbet çivisi girüp bu tılısmı icrâ eden Aristetalis Hekîm'in rûhu şâd ve
mahabbet
edenlerin gamgîn gönülleri âbâd olurdu. Ve,
Tokuzuncu tılısm-ı mudhik: Yine Altımermer'de bir amûd üzre tuçdan bir cüvân ve bir mahbûbe-i zamân birbirleri ile sîne-ber-sîne kucuşup dururlardı. Kaçan kim er ve avret hânelerinde birbirleriyle cidâl edüp bürûdet üzre olduklarında ya er kişi, ya zen kişi ol amûdu dirâgûş etdükde elbette ol gece mâbeynlerine mahabbet çivisi girüp bu tılısmı icrâ eden Aristetalis Hekîm'in rûhu şâd ve mahabbet edenlerin gamgîn gönülleri âbâd olurdu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16b ·
metinde göster ·
… n binâsıdır kim ciğer-kûşesi olan şehzâde-i cüvân-bahtı Şehzâd Mehemmed'e gâyet
mahabbet
edüp cümle seferlerde bir ân yanlarından münfek olmazdı.
Cemî‘i mühendisînler şekl-i müselles olan İslâmbol'un ortası sâ‘at ve hatve ve zirâ‘ hisâbınca bu Şehzâde câmi‘i zemînidir kim bir düz vâsi‘ sahrâya vâkı‘ olmuşdur, püşte üzre değildir. Altıncı câmi‘-i selâtîndir. Ammâ bu dahi Süleymân Hân'ın binâsıdır kim ciğer-kûşesi olan şehzâde-i cüvân-bahtı Şehzâd Mehemmed'e gâyet mahabbet edüp cümle seferlerde bir ân yanlarından münfek olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… ri Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî'dir. Mısır meliki Mukavkıs, Hazret-i Risâlet'e gâyet
mahabbet
edüp her bâr Hazret'e elçi gönderüp,
Birdir ve beş yüz akçe mevleviyyet ile hâkimdir. Örf-i izâfeti ve saçaklı abâyîsi ve muhzırları ve keçeli hünkâr kapucusu ve yeniçeri çukadârı ve yüz aded iç huddâmları vardır. Ve Tekirdağı şehri bu hekîmbaşılara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdur. Hukemâların pîrleri Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî'dir. Mısır meliki Mukavkıs, Hazret-i Risâlet'e gâyet mahabbet edüp her bâr Hazret'e elçi gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… ân anlar ol âdemi katl ederler. Soğana ve sarımsağa tâ bu mertebe ri‘âyet edüp
mahabbet
ederler.
Hukemâ kavlince çölistânda gezenlere sam yeli def‘iyçün gâyet lâzımdır. Ve Kur’ân-ı azîmde Arapça buyurmuşdur. Ammâ bir tevârîhde gördüm ibtidâ iblîs cennetden (---) diyâra kadem basdıkda [sol] ayağı basduğı türâbdan hâsıl oldu ve soğan, sağ ayağı basduğı yerde hâsıl oldu, demiş. Ammâ hakkâ ki ikisi de latîf ta‘âmdır. Anıniçün Bingöl'de ve Sincar'da Hâlitî ve Çekvânî ve Yezîdî ve Şeytânî Kürdleri vardır, dâ’imâ koyunlarında soğan ve sarımsak taşırlar. Eğer gözleri önünde soğanı yumruk ile urup pârelesen ol ân anlar ol âdemi katl ederler. Soğana ve sarımsağa tâ bu mertebe ri‘âyet edüp mahabbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… r. Zîrâ her Sahâbeye birer hüsn-i lakab korlardı. Bunlar kuttaya {ya‘nî kediye}
mahabbet
etdiklerinden Ebû Hüreyre lakab komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bi …
Hazret-i Risâlet bunlara Ebû Hüreyre künye kodular. Zîrâ her Sahâbeye birer hüsn-i lakab korlardı. Bunlar kuttaya {ya‘nî kediye} mahabbet etdiklerinden Ebû Hüreyre lakab komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olup yüz bin âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olup âsitânesinde niçe bin mır mırnâv der kediler vardır. Râvî-i hadîs ulu sultândır. Cild-i sânîmizde evsâf-ı ziyâretgâhda mevlûdu ve yerden âdem kemikleri zâhir olduğu mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
… -i Hudâ ümmet-i Muhammed'den böyle sâhib-kırânlar var imiş deyü kendüleri cenge
mahabbet
edüp mücâhidün fî-sebîlillâh olmağa bâ‘is olur.
Ve Hamza-i bâ-safânın yüz yetmiş sandaliyye sâhibi Hazret-i Sa‘d u Sa‘îd'i ve Hâlid ibn Velîd'i ve Ubeydetü'l-Cerrâh'ı ve Şeyh Sârî'yi ve Ma‘dî-Kereb'i ve Dîvâne Hurûm'u ve Lenduhâ ibn Sa‘dân'ı ve Sâhib-kırân Bedî‘üzzamân Veliyyü'l-akrân'ı ve Kâsım-ı la‘leyn-i Kubâ'yı ve teber-i müslimîsi elinde Hazret-i Peyk-i Resûl Baba Amr Ümeyye-i Zamîrî ve niçe yüz sâhib-kırânları zırh [u] zireh-külâh ve cebe ve cevşene müstağrak olup hüssân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara yedi pâre âlât-ı silâhlarıyla her bir pehlivânların sûretlerin mehâbet [u] salâbetleriyle yazarlar kim gören ümmî âdemler hamd-i Hudâ ümmet-i Muhammed'den böyle sâhib-kırânlar var imiş deyü kendüleri cenge mahabbet edüp mücâhidün fî-sebîlillâh olmağa bâ‘is olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… kim bir mukallid ana nazîre bir taklîd etmek mümkün değildir. Bir kere dinleyen
mahabbet
edüp elbette irşâd olması mukarrer idi. Zîrâ cemî‘i taklîdi tahkîk-i hakîkî olm …
Şeyh Şâzilî'den sonra hayâl-i zılla şöhret veren oldur. Hayâl-i zıl perdesi içinde bir küçük perde dahi kurup gâyet hurde tasvîrler ile hayâl-i zıl oynatmak anın te’lîfi idi. Ve gâyet zen-dost olmağile hayâl-i zılda cüvân-nigâr taklîdi ve hoppa taklîdi ve dilsizler taklîdi ve dilenci Arab ve Arnavud taklîdi ve Bekrî Mustafâ ile dilenci kör Arab taklîdi, mîrasyedi çelebi ve devrânî çelebiler ve üç aşkıyâ çelebiler ve cüvân-nigâr ve cüvân ile nigâr hammâma girüp Gâzî Boşnak hammâmda cüvân-nigârı basup Karagöz'ü kîrinden uryân bağlayup hammâmdan çıkarmasın ve Hacı ivad babası Şerbetcizâde taklîdin, ve'l-hâsıl hayâl-i zılde üç yüz pâre taklîdleri vardır kim bir mukallid ana nazîre bir taklîd etmek mümkün değildir. Bir kere dinleyen mahabbet edüp elbette irşâd olması mukarrer idi. Zîrâ cemî‘i taklîdi tahkîk-i hakîkî olmak üzre netîce-i kelâmları cümle tasavvuf idi, yine böyle iken âdem gülmeden bayılırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
uslûbunda eyle tahrîr etmişler kim, "Benim ömrüm karındaşım Evliyâ Efendi niçün …
Ve mektûb-ı mahabbet uslûbunda eyle tahrîr etmişler kim, "Benim ömrüm karındaşım Evliyâ Efendi niçün havfa düşüp bir gecede böyle firâr etdiniz? Bilmez miydiniz kim Kürdistân hâli eyle olagelmişdir? İşte boyahâne ihsân etdiğimizin mahsûlünden cenâbınıza iki yüz guruş gönderdim. Allâh ile ahdim olsun. Nitekim bu Abdâl Hân-ı za‘îf [ü] nâ-tüvân hayâtdadır. Her sene ebvâb-ı mahsûlâtın size vâsıl ederiz. Hemân bizi ve merhûm yâr-ı gârın oğlum Ziyâeddîn'im merhûmı hayr du‘âdan unutmayasın. Hamd-i Hudâ cümle aşâ’ir [ü] kabâ’ilim kavm-i Kürdistân cem‘-i vefîr ile ‘Hânımızı katl edeni de yerine katl ederiz. Emr-i şer‘ Resûl-i mübînindir’ deyü gulû-yı âm edüp kana kan taleb edüp oğlum Nûruddehr senin yanında karındaşı Ziyâeddîn'imi katl eylediği hâtıriyçün şer‘ile anı da katl etdiler. Elhükmilillâh üç günde iki şehzâde-i âzâde-i cüvân-baht nâzenîn ciğer-pârelerden ayrıldım" deyü tahrîr etmiş, ammâ "Elhükmilillâh", "Elhamdülillâh" yerine idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… ğil. Bir rumûz-ı künûz sâhibi velî mertebesinde bir vezîr-i meşâyihdir. Dibelik
mahabbet
edüp dâmenin elden komadım.
Andan bildim ki Koca Melek Ahmed Paşa tehî değil. Bir rumûz-ı künûz sâhibi velî mertebesinde bir vezîr-i meşâyihdir. Dibelik mahabbet edüp dâmenin elden komadım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
Evvelâ Namâzgâh'da sa‘âdetlü pâdişâhdan hatt-ı şerîf ile tuğrâ-yı garrâyı serdârlık sorgucu getiren kapucubaşıya on kîse ve on at ve bir semmûr kürk ihsân edüp mu‘tâd-ı kadîmesi üzre ağayı der-i devlete mektûb-ı mahabbet uslûblar ile Köpürlü vezîre yolladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
… ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i
mahabbet
edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
üzre varup gelüp cân sohbetleri etmede ve her gün Murtazâ Paşa'dan ve Kadrî Paş …
Ve her gün birbirlerine mahabbet üzre varup gelüp cân sohbetleri etmede ve her gün Murtazâ Paşa'dan ve Kadrî Paşa'dan ve Dutsak Alî Paşa'dan üç vezîre belağan mâ-belağ hedâyâlar ve meyveler gitmede, ammâ günden güne üç vezîrin ve bu kadar beğlerbeğilerin ve sâ’ir ümerâların askerleri nefîr-i âm havfinden ve paşalarının sıhhat [u] selâmetle Haleb'de mu‘azzez ü mükerrem olup günâhları afv olunmak içün Âsitâne'ye arz oldukların cümle sekbân u sarıcalar işidüp Haleb'e girmeyenler birer ikişer girirek gürûh gürûh ve bölük bölük pes u perdeden kal‘a-i Haleb'e ve taşra varoşa sepişüp derûn-ı Haleb nezâketle celâlî haşerâtlarıyla ıskarça oldular. Ve taşradan zahîre anların zulmünden gelmemek ile kaht [u] galâ etdiler. Ve re‘âyâ vü berâyâ eliyle gelen me’kûlât [u] meşrûbâtları ucuz bahâ ile sûret-i hakdan görünüp ale'l-gasb aldıklarından re‘âyâ metâ‘ getirmez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
… -i azîmdir. Hayr ola Sultânım. İnşâ’allâh Sultân ile çok mu‘ammer olup niçe yıl
mahabbet
üzre geçinüp,
İmâm Mehemmed Efendi ve Gınâyîzâde Alî Efendi eyitdiler: "Sultânım, aceb latîf ve meserretli vâkı‘a-i azîmdir. Hayr ola Sultânım. İnşâ’allâh Sultân ile çok mu‘ammer olup niçe yıl mahabbet üzre geçinüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a ·
metinde göster ·
Andan Kaya Sultân dokuz ay on gün sonra bir (---)(---) müştak olup ne öldü ve ne yüzünün nûru bozuldu. Âhir Paşa'ya mahabbet edüp cemî‘i musâhibe-i müfside avratları meclisinden kovup cemî‘i zamânda sohbeti Paşa ile idi, ammâ netîce-i kelâm "Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallâh" ammâ mukaddemâ istihrâc sâhibi üstâd-ı kâmiller,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
… n bâğ u bâğçelerine asker bir zarar isâbet etmediler. Anıniçün askere kefereler
mahabbet
edüp şarâb ile ziyâfet etdiler. Ve halkı dahi gâyet ankâlardır. Ve ganîmet şehr …
Temâşâ-yı acîbe: Hattâ bu şehrin kefereleri eyle oğuz ve bülühlerdir kim niçe sıbyân ve şebâbları asker-i İslâm'ın develerin görüp havflerinden ditreyüp mürd oldular. Ve bunların bâğ u bâğçelerine asker bir zarar isâbet etmediler. Anıniçün askere kefereler mahabbet edüp şarâb ile ziyâfet etdiler. Ve halkı dahi gâyet ankâlardır. Ve ganîmet şehr-i mu‘azzamdır kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26b ·
metinde göster ·
… ürlü Mehemmed Paşa çok vâlî olup cemî‘i kâfiristânı sındırup bu kal‘a-i Egre'ye
mahabbet
etdiğinden sadrıa‘zam oldukda bu Bârûthâne kal‘asın amâr etmişdir. Bâğ-ı İremde …
Sene 1068 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa binâ etdirmişdir, zîrâ bu eyâletde Köpürlü Mehemmed Paşa çok vâlî olup cemî‘i kâfiristânı sındırup bu kal‘a-i Egre'ye mahabbet etdiğinden sadrıa‘zam oldukda bu Bârûthâne kal‘asın amâr etmişdir. Bâğ-ı İremden nişân verir bir mesîregâh üç gözlü ve her gözleri beşer havânlı ve ibret-nümâ Macar çarhlı musanna‘ değirmenlerdir kim âdemin aklı erişmez bir gûne vâcibü's-seyr değirmenlerdir kim nehr-i Makla çevirir garîb temâşâgâh-ı Şeddâdî çâr-kûşe binâ altı kulleli ve bir demir kapulu kal‘a-i metîndir kim cirmi dâ’iren-mâdâr beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b ·
metinde göster ·
… er bâr Beç'e benim çaşıtlarım gidüp gelmededir, işidem ki kâfirin mâlına meyl-i
mahabbet
edüp sözünde sâbit-kadem olmayup ticârete ve kâfirin ta‘[y]înât u hedâyâ ve mâl …
"Baka âdem, Allâh sana bu mertebeyi ihsân etdi kim dîn uğuruna dîn düşmanları olan Nemse keferelerine varup hisset-i denâ’et edüp ırz-ı pâdişâhîye bir şe’n getiresin, her bâr Beç'e benim çaşıtlarım gidüp gelmededir, işidem ki kâfirin mâlına meyl-i mahabbet edüp sözünde sâbit-kadem olmayup ticârete ve kâfirin ta‘[y]înât u hedâyâ ve mâlına tama‘ edesin, Allâh hakkıyçün sen Beç'de otururken anda başını keserim, yerine kethudâmı gönderirim. Hemân tama‘a düşme. Beş yüz kîse mâl sarf edüp mâlın ve zahîren kalmazsa işte Budin yakındır, hemân bana bir haber gönder, yüz iki yüz kîse ve beş on gemi zahîre gönderirim. Ve Raba suyu cenginde meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, şekilli olup küffâr ikide bir anı söyleyüp yüklerin yukaru yığarlar. Hemân Sadrıa‘zamın defterinde ve hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnda ne yazmışsa ana göre amel edüp Uyvar'dan içeri ve nehr-i Raba'dan içeri tokuzar sâ‘at ileri kadem basdığımız yerler bizim hudûdumuz olursa anların elçisin bunda, sen anda git ve illâ aksi zuhûr edüp sulhu bu yüzden kabûl etmezlerse hemân bana haber gönder, Tatar askeri dağılmadan iş görelim. Olmaya illâ hayr, hemân basîret üzre olup eylece eyle" deyü Koca Gürcî {Paşa} elçi paşaya dîn-i mübîn ırzına yarar tenbîh ü te’kîdler edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… âna mutâbık olup mücâhidün fî-sebîlillâhsın" deyü Selîm Geray'a ta‘zîm ü tekrîm
mahabbet
ve meveddet edüp gûnâ-gûn zî-kıymet mücevher eşyâlar ve tuhaf âvânî kerevke küb …
Ve her bâr Hân-ı Cem-haşmet "Selîm'im hakkâ ki selîm olup ismin müsemmâna mutâbık olup mücâhidün fî-sebîlillâhsın" deyü Selîm Geray'a ta‘zîm ü tekrîm mahabbet ve meveddet edüp gûnâ-gûn zî-kıymet mücevher eşyâlar ve tuhaf âvânî kerevke kübeler, ya‘nî zırhlar ihsân eder. Hakkâ ki böyle bir pâdişâh-ı Cem-cenâbın iltifâtına mazhar olacak bir deryâ-dil bir pâdişâh-zâde-i kerîmü’ş-şândır kim kendüye ihsân olunan şeylerden yanında bir şey koymayup müstahiklerine bezl eder. Ve kendülerden cemî‘i zamânda bir efrâd-ı âferîde zerre mikdâr gücenmez. Ve bir pişşe ve mûr-ı za‘îf incitmez. Dâ’imâ erbâb-ı ma‘rifete ve bu fakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ’ya mâ’il olup rûz [u] şeb erbâb-ı dilân ve abdâlânlar ile üns-i ülfete kâyil olup, ya‘nî erbâb-ı hâlden olup âlüfte ve âşüfte-meşreb görünür bir sâhib-i sülûk ve bir kerem-kârî ve mülûk-ı sâhib-dil şâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
… ik her ne cânibe dest ursa düşmandan intikâm alır ve mesâkîn ü fukarâlara gâyet
mahabbet
edüp el-âye[t]:
El-hâsıl bu tabî‘atde bir Cem ü Cemşîd-sıfat ve bir Hâtem-i Tayy ve bir Ca‘fer-i Bermekî gibi sâhib-i kerem Âl-i Cingiziyândan böyle bir sâhib-i himem bir şehzâde-i cüvân-baht gelmemişdir. Hüsn-i hulku gibi münevver yüzlü ve şîr[în sö]zlü ve merâlî ve gazâlî gözlü vasatu'l-kâme dest-i keffi vâsi‘ kuvvet-i kudret pençesine mâlik her ne cânibe dest ursa düşmandan intikâm alır ve mesâkîn ü fukarâlara gâyet mahabbet edüp el-âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… edüp dil-nüvâzlıklar eder. Bu kârbân halkı da görürler kim kral bunlara meyl-i
mahabbet
ile mu‘âmele ederler. Hemân cümle kârbân halkı krala yalvarup,
Ol asırda Özbek pâdişâhının bir ülken oğlu ticâret tarîkıyla bir bârhâne-i azîm peydâ edüp bu Eski Kırım yurdunda meks eder. Hikmet-i Hudâ ol gece bu Özbek pâdişâhı kârbânı halkın, küffâr gelüp nehb [ü] gâret edüp bu kadar mâl-ı firâ[vâ]nlar ile küffâr-ı hâksâr bir tarafa gitmede. Pâdişâhzâde kayd-ı dünyâdan âzâde olup süfl-i yed kalır. Hemân şehzâde kârbân halkıyla Sudak kralına varup tazallum ederler. Derhâl kral-ı dâll-ı âdil bunların cümle nehb olunan mâlların tahsîl eyleyüp bunlara niçe ihsân [u] in‘âmlar edüp dil-nüvâzlıklar eder. Bu kârbân halkı da görürler kim kral bunlara meyl-i mahabbet ile mu‘âmele ederler. Hemân cümle kârbân halkı krala yalvarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
etmişsin. Bu elçiden sana icâzet alırım" deyüp ol ân hakîre yüz altun ve bir sâ …
"Bire yabana söyleme, Kâfiristânda geze geze kâfirlere mahabbet etmişsin. Bu elçiden sana icâzet alırım" deyüp ol ân hakîre yüz altun ve bir sâ‘at ve bir kat esvâb ve bir Azak cılkavası kırmızı kürk kontuş ve gulâmlara ve refîkânlara cümle esvâblar ve ihsânlar edüp andan elçiden Mehemmed Paşa hakîr içün izin alup fakîr elçi hayli müteellim olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187b ·
metinde göster ·
… lup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât okumazlar ve müselmâna
mahabbet
ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh …
Gerçi hâlâ İsevîler olup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât okumazlar ve müselmâna mahabbet ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri serdâr-ı mu‘azzam olup sene (---) târîhinde Mısır üzre geldikde Kıptî meliklerinden Mukavkıs Melik, Amr ibnü'l-Âs hazretlerine imdâd edüp Rûm keferesi ellerinden kal‘a-i İskenderiyye'yi ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i Dimyât'ı ve kal‘a-i Askalân'ı ve şehr-i Hâsân'ı ve şehr-i Yâfa ve şehr-i Mısır'ı Rûm elinden Amr ibnü'l-Âs'a feth etdirdiler, ya‘nî İslâm kavmine mahabbetleri vardır, ammâ kendileri hâlâ İsevîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… hâm-ı benî âdemden omuz omuzu sökmez olup kırk gün kırk gece germâ-germ bâzâr-ı
mahabbet
durup her eşyâ-yı metâ‘dan fürûht olunur.
Ve ol bâzâr günleri cemî‘i kurâ ve kasabât u şehirlerden cemî‘i esnâf-ı me’kûlât [u] meşrûbâtçılar ve habbâzîn ve tabbâhîn [ve] debbâğînler gelüp haymeleriyle niçe bin dükkânlar (...) gûyâ cemapur askeri ordusu olup izdihâm-ı benî âdemden omuz omuzu sökmez olup kırk gün kırk gece germâ-germ bâzâr-ı mahabbet durup her eşyâ-yı metâ‘dan fürûht olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 375b ·
metinde göster ·
… î ve bîd-i sernigûn dırahtlar ile müzeyyen olmuş bir namâzgâh vâdîsinde bâzâr-ı
mahabbet
olur. Ve aşren fe-aşr havz-ı azîmleri var. Bâzâr günleri bu havuzlar içre pîr u …
Karye-i Sinân Paşa: Mahkemede mihmân olduk. Karahisâr hâkinde Sıçanlı kadısı bunda sâkindir, zîrâ vilâyet ortasıdır. Yüz elli akçe kazâ-i âsumânîdir. Zîrâ halkı sıçan gibi muzır kavm-i Etrâk'dir. Ve Karahisâr paşasının voyvadalığı hükmündedir. Bir mesîregâh Y 18b ve çemenzâr ve giyâhâtlı fezâ içre iki yüz hâneli müselmân köyüdür. Cânib-i erba‘asındaki kurâlarda niçe bin âdem cem‘ olup haftada bir azîm bâzâr olur. Ve niçe bin çınâr-ı âlî ve bîd-i sernigûn dırahtlar ile müzeyyen olmuş bir namâzgâh vâdîsinde bâzâr-ı mahabbet olur. Ve aşren fe-aşr havz-ı azîmleri var. Bâzâr günleri bu havuzlar içre pîr u cüvân girüp şinâverlik ederler. Ve etrâf havuzlarda gûnâ-gûn müfîd [u] muhtasar maksûrelerde ahâlî-i bâzâr sohbet edüp hânende ve gûyendeler ve mutribler hoş nevâhat edüp herkes yârânları ile kol kol kavl ü karâr edüp ayş [u] işret ederler azîm mesîregâhdır. Bu mahallin amâristânı serâpâ Gâzî Sinân Paşa hayrâtı olmağile karye-i Sinân Paşa derler. Câmi‘-i azîminin kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18a–Y18b ·
metinde göster ·
içre cânib-i erba‘a kurâ ve kasabâtlarından kırk elli bin deryâ-misâl cemapur a …
Yevm-i cum‘ada bu bâzâr-ı mahabbet içre cânib-i erba‘a kurâ ve kasabâtlarından kırk elli bin deryâ-misâl cemapur askeri gibi kabâyil-i Etrâk kavm-i kabîlesiyle herkes metâ‘ın getirüp bir gün bir gece ol cem‘iyyet-i kübrâda ulu bâzergânlar yükler akd [ü] hall edüp niçe Mısır hazînesi mâl-ı firâvân fürûht olunup bâzâr-ı azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91b ·
metinde göster ·
… t erbâb-ı ma‘rifetden halîm ü selîm halkı vardır. Ve cümle kahvehânelerinde bir
mahabbet
ve meveddet üzre ihtilât ederler kim sâ’ir büldân kavmi anlara gıbta ederler. V …
Ve şîra-i şîrînlerin nûş etmeğile şîrîn kelâm garîb-dost erbâb-ı ma‘rifetden halîm ü selîm halkı vardır. Ve cümle kahvehânelerinde bir mahabbet ve meveddet üzre ihtilât ederler kim sâ’ir büldân kavmi anlara gıbta ederler. Ve dâ’imâ bâğ u bâğçe ayş ü işret ederler. Çoğu da erbâb-ı tevhîd olup "yâ hû" deyüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y165a ·
metinde göster ·
… rîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzilü mine's-semâ"dır. Ve dedesi gâyet
mahabbet
edüp kundağıyla kucağına alup gezdirirken,
Ba‘zı müverrihîn eyle yazmışlar kim Hazret-i Habîb-i Hudâ vücûda geldükde babası Abdullâh merhûm olmuşdu. Anıniçün efvâh-ı nâsda Muhammed-i Yetîm derlerdi. Ammâ dedesi Abdülmuttalib hayâtda idi. İsm-i şerîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzilü mine's-semâ"dır. Ve dedesi gâyet mahabbet edüp kundağıyla kucağına alup gezdirirken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b ·
metinde göster ·
… n müsâfirîne elbette bir şey ihsân eder. Hac şükrânesine cemî‘i ibâdullâhda bir
mahabbet
u meveddet ve sürûr [ü] şâdumânî vardır kim izdihâm-ı veled-i âdemden omuz omuz …
Ve her dükkâna bir âdem vardıkda elbette sâhib-i dükkân ol yârânın yüzüne gülâb ıtr-ı şâhî nisâr edüp buhûr yakar. Ve hüsn-i ülfet içün sâhib-i dükkân müsâfirîne elbette bir şey ihsân eder. Hac şükrânesine cemî‘i ibâdullâhda bir mahabbet u meveddet ve sürûr [ü] şâdumânî vardır kim izdihâm-ı veled-i âdemden omuz omuza halk çet-â-çet olup her şâhrâh âdem deryâsı gibi temevvüc edüp bir âdem bir âdemden dilgîr olmak ihtimâli yokdur. Herkesde safâ-yı hâtır vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
… er-leb olup nebâtât [u] giyâhât firâvân oldu. Cümle kabâyil-i Kureyş Muhammed'e
mahabbet
edüp Ka‘be'yi tecdîd etmeğe bezl-i himmet etdiler.
"Görün ey kavm-i Kureyş yağmur nice olur" deyince azametüllâh eyle bârân-ı rahmet nüzûl etdi kim tağ ve vâdîler matar-ı rahmet ile leb-ber-leb olup nebâtât [u] giyâhât firâvân oldu. Cümle kabâyil-i Kureyş Muhammed'e mahabbet edüp Ka‘be'yi tecdîd etmeğe bezl-i himmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
"Bu Arab kavmi bir kavimdir kim bizim Mukavkıs Melik'in mahabbet etdiği Muhammed-i Arabî askeridir. Anlar ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr [u] muzaffer olurlar" deyü meşveret ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·
… balığın etinden ya erde ya avretde bir pâresi olup yanında götürseler birbirine
mahabbet
edüp tâ ölünce birbirlerinden ayrılmaya. Bu balığın te’sîri sebebiyle niçe bin …
Hâssa-i diğer: Bu balığın etinden ya erde ya avretde bir pâresi olup yanında götürseler birbirine mahabbet edüp tâ ölünce birbirlerinden ayrılmaya. Bu balığın te’sîri sebebiyle niçe bin âdem Sa‘îd-i âlî vilâyetinde bir zenâne-i mekkâreye râst pâbend olup kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164a ·
metinde göster ·
… depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ ki pehlivânlıkdır. Böyle meydân-ı
mahabbet
alup meş‘alcibaşı olmağa müsta‘id olup ol alay günü yine paşadan hil‘at geyüp m …
Ammâ ba‘zı meş‘alci böyle seğirdirken çatlamışdır ve niçesi Mısır'a gelmeyüp yolda kalmışdır, bunlar kâmil bir ay itmân edüp sonra seğirdir. Ve paşadan hil‘at geyüp aşağı şehre enüp yine aslâ durmayup Mısır'ı deverân edüp ba‘de'l-gurûb hânesine varup ol gece zeyt yağlı esbâblar geydirüp huddâmları cemî‘i vücûdun ova ova râhat olup yine kalkup şiling depüp raks eder kim beli helâk olmaya. Hakkâ ki pehlivânlıkdır. Böyle meydân-ı mahabbet alup meş‘alcibaşı olmağa müsta‘id olup ol alay günü yine paşadan hil‘at geyüp mahmel-i şerîf önü sıra cümle meşâyih-i kirâm içre bu tertîb ile gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y203b ·
metinde göster ·
… ba‘de'l-mahabbe gidecek} gidecek mahalde paşa efendiye bir semmûr kürk geydirüp
mahabbet
ederler ve bir hil‘at-ı fâhire kethudâsına ve bir hil‘at muhzırbaşıya ve bir hi …
Andan elli çifte mülebbes küheylân atlar üzre mollâ dîvânına me’mûr mücevvezeli dîvân çavuşları, andan yigirmi dörd mahkeme nâ’ibleri mülebbes küheyl atlar üzre piyâde huddâmlarıyla, andan yerli muhzırlar piyâde, andan yüz aded başları üsküflü ve siyâh dolamalı başları otağalı yeniçeri mülâzımları, andan bir yeniçeri çorbacısı cümle neferâtlarıyla, andan mollâ kethudâsı perîşânî destârıyla ve yanında Âsitâne kapucularından zerdûz üsküflü kapucu muhzırbaşı, andan bâb nâ’ibi ve dîvân nâ’ibi yanyana atlar üzre, andan mezâhib-i erba‘a kadıları ile kassâm efendi, andan keçeli mülâzımların ardları sıra kadıasker küheylân at üzre başında örf-i izâfeti, ve yanında meneviş dolamalı ve zerdûz üsküflü çukadârı ve üç bâzâra gideni ve on aded piyâde çukadârları, ve ensesinde yigirmi aded mülebbes küheyl atlı mahbûbları eyle ubûr edüp sarâya vardıkda paşa dîvânhâneye karşu çıkup görüşürler. Ziyâfet-i azîmden sonra umûr-ı mu‘azzamaya müte‘allık niçe kelimâtlar olup ba‘de'l-mahabbe gidecek} gidecek mahalde paşa efendiye bir semmûr kürk geydirüp mahabbet ederler ve bir hil‘at-ı fâhire kethudâsına ve bir hil‘at muhzırbaşıya ve bir hil‘at bâb nâ’ibine geydirüp kahve ve buhûrdan sonra vedâlaşup yine tevâbi‘leri ile sarâyına revâne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212a ·
metinde göster ·
… girih girih pîç-ender-pîç uşşâk birbirlerine sarmaşup birbirlerin dirâgûş edüp
mahabbet
regleri germ-â-germ olup cemî‘i uşşâkân birbirlerini kemerlerinden zabt edüp ha …
Ve bir kol zâkirleri köçekler cem‘ edüp nikrîz ve şâhnâzı ohşayarak makâm-ı zengûlden geçüp gerdâniyye ederek kavl-i Isfahân üzre râst karâr edüp mâbeyninde on iki makâm üzre on iki burûcdan nişân verir on iki halka girih girih pîç-ender-pîç uşşâk birbirlerine sarmaşup birbirlerin dirâgûş edüp mahabbet regleri germ-â-germ olup cemî‘i uşşâkân birbirlerini kemerlerinden zabt edüp halka-i Gülşenî'de zikrullâha meşgûl olup tevhîd-i erre ile mest [ü] medhûş bî-hûş olup arsa-i mahabbetde vâlih [ü] hayrân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221a ·
metinde göster ·