… in Fütüvvetnâme-i Muhammedî üzre niçe bin su’âlleri ve cevâbları vardır ammâ bu
mahalde bu
kadar ile iktifâ edüp inşâ’allâh seyecî’ü ehl-i hırefin fütüvvetleri ve kânûn [ …
Bu bâlâda tahrîr olan cümle ehl-i tarîk ve ehl-i sanâyi‘in Fütüvvetnâme-i Muhammedî üzre niçe bin su’âlleri ve cevâbları vardır ammâ bu mahalde bu kadar ile iktifâ edüp inşâ’allâh seyecî’ü ehl-i hırefin fütüvvetleri ve kânûn [u] kâ‘ideleri üzre ale't-tertîb alayları ve pîr-perverleri ile tahrîr ü tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151b ·
metinde göster ·
… sîregâh: Cümle yetmiş aded mesîregâhları vardır. Evvelâ, Kanlıpınar, Ferhâda bu
mahalde bu
fertûte-i sâhire vü mekkâre avret, "Şîrîn öldü. Dahi ne çalışırsın" deyü Şîrîn …
Der-beyân-ı teferrücgâh [u] mesîregâh: Cümle yetmiş aded mesîregâhları vardır. Evvelâ, Kanlıpınar, Ferhâda bu mahalde bu fertûte-i sâhire vü mekkâre avret, "Şîrîn öldü. Dahi ne çalışırsın" deyü Şîrîn lokmasın getirdiği sâ‘at Ferhâd külüngün hevâya atup başına düşüp merhûm olduğiçün Kanlıbınar derler. Ve mesîregâh-ı Sovukpına[r] ve Kurukavak ve mesîregâh-ı Ilıca.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
… ib-i kıbleye bir sâ‘at gidüp nehr-i Aras ile nehr-i Jan birbirine mahlût olduğu
mahalde bu
nehreyni niçe bin belâ ile ubûr etdik. Bu nehreynler dahi Van'ın Penyanişi ve B …
Evsâf-ı şehr-i Karabağ-ı Küçük: Azerbaycân şehirlerinden ibtidâ bânisi (---) şâhdır. Kal‘asın sene (---) târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed vezîrlerinden serdâr-ı mu‘azzam Koca Ferhâd Paşa münhedim etmişdir. Hâlâ câ-be-câ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ol asrdan sonra imâr olup sene (---) târihinde Murâd Hân-ı Râbi‘ Van'ı feth edüp bu diyâra geldikde yine bu şehri hârâb u yebâb edüp hâlâ henüz imâr olmadadır. Tebrîz hudûdında başka sultânlıkdır. Bin askere mâlikdir. Kelenteri ve darûgası ve münşîsi ve binbaşısı ve dizçöken ağası vardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâda bâğ-ı İrem-misâl üç bin hâneli ve yedi câmi‘li ve yedi hammâmlı ve üç hânlı ve altı yüz sûk-ı sultânîli şehr-i şîrîndir kim vilâyet-i vâsi‘-i ma‘mûrdur. Buk‘aları hûb u mergûbdur. Zenâne ve gılmânları mahbûb u matlûbdur. Mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtı mütekâsir bir büleyde-i ma‘mûredir. Âb [u] hevâsı latîf ve enhâr-ı firâvânı nazîf ve bâb-ı rakîk-i uyûn-ı câriyeleri vardır. Ve bâğ u besâtînleri, deşt [u] sahrâ-yı bî-pâyânı zeyn etmiş. Ve bu şehrin dahi me‘kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından duvâzde-elvân, âbdâr [u] la‘l-gûn engûrları olur. Ve şarâb-ı nâbı ve vişnâbı ve âb-ı şüllesi ve on sekiz gûne alûsı ve abdâr şehribân narı-misâl rummanı olur. Bâ-husûs âdem kellesi kadar ayvası meşhûrdır. Ve câ-be-câ suları zîr-i zemînden kehrîzler ile cereyân edüp mâh-ı temmûzda yah-pâre-misâl âb-ı zülâlleri vardır. Ve kâr-ı kadîm cevâmi‘ u mesâcidlerinin kıbâbları sivri sivri binâ olunup sünbül ve silu ve nîlgûn Kâşîler ile mestûr kubâblardır. Ve cümle on bir minâre nümâyân idi. Ammâ sâkinân-ı bilâdı "Yetmiş mihrâbdır" deyü cevâb etdiler. Bu şehr ahâlîsi bu şehri imar etmeleri şartıyla cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellemlerdir. Ancak İrân-zemîn şâhına beher sene yüz deve bârı ordubârı ve melçe ve Abbâsî armudu kurusu ve aluncara ve zerdâlü ve kaysâlu ve encâlu ve huşk-ı engür ve niçe müsmirrât makûlesi hedâyâ getirirlermiş. El-hâsıl Azerbaycân vilâyetinde üç aded Karabâğlar var kim her biri hadîka-i ravza-i rıdvân-ı cinândan nişân verir. Bu şehrden dahi kalkup cânib-i kıbleye bir sâ‘at gidüp nehr-i Aras ile nehr-i Jan birbirine mahlût olduğu mahalde bu nehreyni niçe bin belâ ile ubûr etdik. Bu nehreynler dahi Van'ın Penyanişi ve Biredus ve Abağay dağlarından gelüp cem‘ olup bu mahalden güzer edüp sahrâ-yı Nahçivân'dan üç merhale aşağı nehr-i Zengî'ye, Zengî nehr-i Araz'a, Araz nehr-i Kür’e, Kür nehr-i Türk'e, Türk Bahr-i Haraz ki bahr-i Gîlân dahi derler, ana munsab olur. Ez-în-cânib bu nehr-i Aras'ı ve nehr-i Jan'ı geçüp 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b ·
metinde göster ·
… iz sâhilinde kal‘a-i Gönye dibinde deryâ-misâl olup Karadeniz'e mahlût olur. Ol
mahalde bu
nehr-i azîm içre niçe yüz pâre zârbûne gemisi ve Lazların meneksile nâm gemiler …
Bu nehr-i aynu'l-hayât bu şehre cânib-i şarkından cereyân ederek kal‘a kayaları dibinden geçüp niçe kılâ‘ ve kasabâtlara uğrayup Tarabefzûn kurbunda Karadeniz sâhilinde kal‘a-i Gönye dibinde deryâ-misâl olup Karadeniz'e mahlût olur. Ol mahalde bu nehr-i azîm içre niçe yüz pâre zârbûne gemisi ve Lazların meneksile nâm gemileri girüp bu nehr ile tâ Mikrilistân'a ve Gürcîstân'a bâzârgânlar gidüp esîr alup Rûm'a götürürler, bir nehr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328a ·
metinde göster ·
… Server-i Kâ’inât ve Mefhâr-i Mevcûdât: Kaçan kim bu ni‘meteynlerde tâhir olduğu
mahalde, bu
cây-ı ma‘hûde kaya üzre ibâdet etdikleri mahalde ser-i sa‘âdetlerinin secdeye g …
Makâm-ı Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhâr-i Mevcûdât: Kaçan kim bu ni‘meteynlerde tâhir olduğu mahalde, bu cây-ı ma‘hûde kaya üzre ibâdet etdikleri mahalde ser-i sa‘âdetlerinin secdeye geldüği kayaya te’sir etdüğü mahal zâhir ü bâhirdir. Bunda dahi ibâdet olunur bir musallâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
nehr-i Furât'ın tulû‘ı olan kaya ki Erzurûm'un iki menzil cânib-i şimâlinde Gür …
Bâlâda Erzurûm cânibine seyâhat etdiğimiz mahalde bu nehr-i Furât'ın tulû‘ı olan kaya ki Erzurûm'un iki menzil cânib-i şimâlinde Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân Âsitânesi kayasında bir mağârâdan 54a hurûc etdüğü ve Erzurûm sahrâsından ubûr edüp kal‘a-i Kemah'a ve Ekrâd-ı İzoli'ye ve niçe kılâ‘ u nevâhîlere uğrayup Malâtiyye kurbuna geldikde Bingöl yaylasından nehr-i Murâd tulû‘ edüp Muş sahrâsında Çanlı Kilisa kurbunda ve eski Muş'dan geçüp Palu önünden ve (---)(---)(---)(---)(---) Malâtiyye geçidinden geçüp bu kal‘a-i Birecik'e gelince kâmil yetmiş bir aded geçit vermez nehr-i azîmler mahlût olduğu inşâallah mahalliyle cümle tahrîr olunur. Âb-ı zülâlden nişân verir nehr-i azîmdir kim Kur'ân-ı azîmde sûre-i Mürselât'da Arapça âyeti bu âb-ı hayvânın hakkında nâzil olmuşdur, deyü cemî‘i müfessirîn bu nehirdir, derler. Ve Ebû Hüreyre'den Müslim rivâyet eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b–54a ·
metinde göster ·
… brâhîm'de olan mâhîler bir diyârda iki pâdişâh birbirile ceng-i azîm edecekleri
mahalde bu
uyûn-ı câriye içre bir dâne semek kalmayıp gâ’ib olur. Niçe zamândan sonra cüml …
Alâmet-i hikmet-i Hudâ: Âsitâne-i Halîlu'r-Rahmân'ın içinden cereyân eden Ayn-i İbrâhîm'de olan mâhîler bir diyârda iki pâdişâh birbirile ceng-i azîm edecekleri mahalde bu uyûn-ı câriye içre bir dâne semek kalmayıp gâ’ib olur. Niçe zamândan sonra cümle mâhîler nümâyân olup kanları akarak ve ciğerleri çıkarak gelüp kimi ölür kimi solur kimi eski eşin bulur ve kimi ölmeden halâs olup za‘îf ve nahîf gezerler. Aceb hikmet-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58a ·
metinde göster ·
… a edüp cümle mütehassın olan guzât-ı müslimîni şehîd edüp kal‘ayı istilâ edecek
mahalde bu
kal‘anın cânib-i (---) ensesine havâle olan cebelden bir azîm asker nîl alemler …
İbtidâ bânîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında kayser Ercîş'dir. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Hazret-i Ömer hilâfetinde kayser Melik Harkil ta‘mîr ü termîm edüp gâh bunda sâkin olurdu ve gâh Konya'da bâğ-ı Merâm faslı ederdi. Harkil'in bir karındaşı kayser Cimcime Mar‘aş'ı binâ etdi. Bir karındaşı kayser Sives kal‘a-i Sivas'ı inşâ edüp birbirine mu‘âdil şehr-i azîmler idi kim ol asırda Mısır ve Şâm ve Irâk'dan sonra bu bilâd-ı selâse nazîre şehir yok idi, ammâ bu Kayseriyye Mar‘aş ve Sivas'dan ziyâde ma‘mûr u müzeyyen ve metânet üzre mebnî idi. Ve kayseri deryâ-misâl askere mâlik idi kim cümle cünûdu tâ’ife-i Rûm idi. Anın içün bu şehr bilâd-ı Rûm'dandır. Ve hâsıl Hazret-i Ömer radıyallahu anh bizzât Kudüs'ü feth edüp seksen bin askere Hâlid ibn Velîd hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp hicret-i Nebeviyyenin sene (---) târîhinde bu Kayseriyye'yi feth edüp içine kifâyet mikdârı asker-i azebân koyup Hâlid Medîne'ye gidüp yine küffâr-i kayser-zemîn cünûd-ı cünûbiyle gelüp bu kal‘ayı muhâsara edüp cümle mütehassın olan guzât-ı müslimîni şehîd edüp kal‘ayı istilâ edecek mahalde bu kal‘anın cânib-i (---) ensesine havâle olan cebelden bir azîm asker nîl alemlerle zâhir olup cümle küffârı kırarlar, ammâ cemî‘i küffârın lâşe-i murdârlarında alât-ı silâhdan bir zahm bulunmayup ancak cümle fecerelerin dudaklarının sağ tarafları mecrûh olup mürd olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b ·
metinde göster ·
kal‘a-i Bor'a küffâr istilâ edüp Bûr iken bî-nûr oldu. Ba‘dehû sene (---) târîh …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---) fâtihi Âl-i Selçukiyân'dan Kılıç Arslan İzzeddîn ibn Mes‘ûd sene tis‘a ve sittîn ve hamse-mi’e târîhinde Âl-i Dânişmend'in i‘ânetiyle bu şehr-i Rûm Yunaniyân elinden dest-i kahr ile feth etmişdir. Ba‘dehû Antâlî'den küffâr hurûc edüp Selçukiyân'ın inkırâz bulduğu mahalde bu kal‘a-i Bor'a küffâr istilâ edüp Bûr iken bî-nûr oldu. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmân'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî i‘ânetiyle feth etdi. Ba‘de'l-Orhân Gâzî Karamânoğlu İbrâhîm Beğ bu şehre mutasarrıf oldu. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân dest-i kahr ile alup ilâ'l-ân dest-i Âl-i Osmân'dadır. Ammâ Süleymân Hân tahrîri üzre Konya eyâletinde Niğde beği sancağı hükmünde yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle 13 aded kurâdır. Kadılara senevî bir yük akçe hâsıl olur. Taraf-ı pâdişâhîden hâkimi vâlide kethüdâsıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâzdır. {Hâlâ şehrden altmış bin akçe hâsıl olup vâlide sultânlara gider. Ammâ mukaddemâ bu şehr içre cereyân eden Hemâm çayı üzre olan barud-ı siyâh değirmânlarına hâss idi. Hâlâ ref‘ olup vâlide voyvâdâsı zâbt eder}. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır, ammâ müftî ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ tarafeyninde şehr-i Niğde ve şehr-i Aksarây dahi ba‘îdce şehr-i Kayseriyye mütfîlerine mürâca‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69a ·
metinde göster ·
… e vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz
mahalde bu
Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz …
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a–88b ·
metinde göster ·
Bu târîhleri pederimizden istima‘ etdiğimiz üzre mazbûtumuz olup kırk bir sene mürûrundan sonra bu seyâhat ile Edirne şehrine gelüp bu câmi‘-i rûşen-âbâdı temâşâ etdiğimiz mahalde bu târîhleri derveze-i âlî seng atabe-i ulyâsı üzre mastûr bulup pederimizin kelâm-ı dürerbârına mutâbık geldi. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 156a ·
metinde göster ·
… inde Melek Ahmed Paşa efendimizle mühürden ma‘zûl olup Özi eyâletine gitdiğimiz
mahalde bu
Burgaz'a uğrayıp cemî‘i âsâr-ı binâları ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur. Ol maha …
Menzil-i kasaba-i pürnâz ya‘nî büleyde-i Burgaz: Lisân-ı Yunan'da burgaz, kal‘a ismi olduğu ve bânîsi ve fâtihi ve kal‘asının sebeb-i inhidâmı ve ba‘dehû Süleymân Hân asrında Sokullu Mehemmed Paşa'nın imâr edüp hâlâ İbrâhîm Hânoğulları nezâretinde evkâf-ı azîm olduğu bâlâda sene 1061 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle mühürden ma‘zûl olup Özi eyâletine gitdiğimiz mahalde bu Burgaz'a uğrayıp cemî‘i âsâr-ı binâları ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur. Ol mahalle nazar oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b ·
metinde göster ·
Bir nehir dahi nehr-i İsâ'dır, ammâ Kûfe diyârı içinde Vehmâ nâm bir mahalde bu nehr-i İsâ nehr-i Furât'dan ayrılmışdır. "El-Melik İsâ tur‘ası" derler, nehr-i azîmdir, nehr-i Şatt'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205b ·
metinde göster ·
… evver-i Hazret-i Muhammedü'l-Hanefî, bu nehr-i Dîr'in Şatt'dan müteşâ‘ib olduğu
mahalde bu
ayn-ı Dîr'in sâhilinde ulu ziyâretgâhlı bir âsitâne-i azîmdir kim hemân âsitâne …
Nehr-i sânî Dîr: Bu nehr-i Şatt'ın cânib-i garbîsinden çıkup arz-ı Irâk'ı saky edüp çölde gâ’ib olur. Ve ziyâret-i kabr-i münevver-i Hazret-i Muhammedü'l-Hanefî, bu nehr-i Dîr'in Şatt'dan müteşâ‘ib olduğu mahalde bu ayn-ı Dîr'in sâhilinde ulu ziyâretgâhlı bir âsitâne-i azîmdir kim hemân âsitâne-i İmâm Alî gibidir. Bin hâneli bir kasaba-i ma‘mûredir kim ekseriyyâ ahâlîleri Teberrâ’î ve Râfızî ve Şî‘îlerdir. Bu tâ’ife-i mezmûmdan biri fevt olsa akreb-i akrebleri ol merhûmu bu âsitâne cenbinde defn edüp cümle mâlını Muhammed Hanefî'ye vakf ederler ve bu nehr-i Dîr ile nehr-i Mürre'nin mâbeynehümâsı dörd menzil mesâfe-i garîbedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… terler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm
mahalde bu
kavme mesken verüp bir senede toprakdan mebnî bir şehr-i kavî ederler kim ol za …
Herkes birer yumurta alup gitdiklerinde sâhib-i sülûk olan kişiler eyitdiler kim "Benim beyzam küçük idi, bana büyük beyza vermişler, kimisi dahi benim beyzam büyük idi küçüğün aldım" deyü birbirleri mâbeyninde bir hây hûy güft [ü] gûyâ düşdüklerinde âkıbet-endîşleri eyitdi: "Biz şimden gerü biribirimizin hakk-ı sarîhlerin yedik. Bu şehirden bed ve berekât kalkup bu şehir harâb u yebâb olmasına bu beyzalar sebeb olur." deyüp bize ne gûne belâ nâzil olur, diyerek havfe düşdüler. Âhir bunlara bir tâ‘ûn müstevlî olup bir gice on iki bin oba evcik âmedânî kalkup kat‘-ı menâzil ederek şehr-i Mısır'da Âl-i Abbâsiyân'dan Kal‘atü'l-Kepş sâhibi Sultân el-Müstekfî Billah'a gelüp bir yurd isterler. Halîfe-i Mısır bunlara Mısır'ın cânib-i şarkîsinde Kayıtbay yaylası nâm mahalde bu kavme mesken verüp bir senede toprakdan mebnî bir şehr-i kavî ederler kim ol zamâne dek Mısır diyârında kireçden dîvâr ve türâbdan sütûh imâr görülmemiş idi. Hâlâ Mısır'ın şarkında Tophâne tarafında Ahlad Mahallesi derler niçe bin hâne-i harâb zîr-i türâb olup yatur. Niçe bininin âsâr-ı binâları ve hâne-i câmi‘leri esâsları {hâlâ} zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238b ·
metinde göster ·
… i pâkîze ahteri tahsîl-i mizâc içün Irâk-ı Arab'dan İşnuviye yaylağına gelüp bu
mahalde bu
şehri inşâ eder. Ba‘dehû Moğol tâ’ifesi harâb eder. Ba‘dehû sene 882 de Uzun Ha …
Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze ahteri tahsîl-i mizâc içün Irâk-ı Arab'dan İşnuviye yaylağına gelüp bu mahalde bu şehri inşâ eder. Ba‘dehû Moğol tâ’ifesi harâb eder. Ba‘dehû sene 882 de Uzun Hasan Şâh imâr eder. Âzerbaycân şehirlerinden Dümbülî hâkimi hükmünde başka sultânlıkdır kim iki bin askere mâlikdir. Kal‘ası harâbdır. Şehrezûl ve Harîr ve Ardalân Ekrâdlarının havflerinden şehrinin dâ’iren-mâdâr etrâfında hafirler kazılmıştır. Köşebendlerde tedribeler vaz‘ olunup ma‘mûr u mazbût şehirdir. Dâ’iren-mâdâr etrâfı dokuz bin adım ihâta eder. Cümle hâneleri pespâye kâr olunmuşdur. Şehr-i Rûmiyye'nin cânib-i garbîsi ve cenûbîsine meyyâlce vâki‘ olmuşdur ve mezkûr kûh-ı İşnuviye şehr-i Rûmiyye ve şehr-i İşnuviye mâbeynine vâki‘ olmuşdur kim Rûmiyye ve Dümbülî hudûdudur. Ve İşnuviye'den cânib-i şimâle iki günde serî‘an Rûmiyye şehrine varılır ammâ Dümdümî hilâf kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
… lah inşâ etdiği Kasr-ı Ca‘ferî nâm karyeden çıkup diyâr-ı Irâk'ı reyy ederek bu
mahalde bu
nehre Katol nehri demezler, nehr-i Van derler, andan niçe yüz kurâları saky ede …
Evvelâ nehr-i Katol-ı a‘lâ, bu nehrin ibtidâ-i tulû‘ı Melik el-Mütevekkil Alallah inşâ etdiği Kasr-ı Ca‘ferî nâm karyeden çıkup diyâr-ı Irâk'ı reyy ederek bu mahalde bu nehre Katol nehri demezler, nehr-i Van derler, andan niçe yüz kurâları saky ederek karye-i Cercerâbâd'ın aşağı yine Şatt'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… ücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz
mahalde bu
nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsı …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… â hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Ancak bu
mahalde bu
kadarca ile iktifâ olundu.
Bâlâda Bağdâd ziyâretlerinde bu Âl-i Abâ hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Ancak bu mahalde bu kadarca ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
kal‘a-i Mardin'e geldiğimizde Mardin hâkimi Diyârbekirli Bakkaloğlu Muhammed Ağ …
Bu mahalde bu kal‘a-i Mardin'e geldiğimizde Mardin hâkimi Diyârbekirli Bakkaloğlu Muhammed Ağa sarâyında mihmân olup üç gün tekâ‘üd edüp cân sohbetleri etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390b ·
metinde göster ·
… arvar Alî Paşa ile bu mahalde İpşir Paşa elinde bozulup kırılup firâr etdiğimiz
mahalde bu
kasaba ve ceng etdiğimiz cümle ta‘rîf ü tavsîf olunmuşdur. Andan (---) sâ‘atde
Menzil-i kasaba-i Çerkeş: Sene 1057 târîhinde Varvar Alî Paşa ile bu mahalde İpşir Paşa elinde bozulup kırılup firâr etdiğimiz mahalde bu kasaba ve ceng etdiğimiz cümle ta‘rîf ü tavsîf olunmuşdur. Andan (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… Da‘vete icâbet gerek. El-emrü emrüküm" deyüp, Hân ale's-sabâh atlanacak olup bu
mahalde bu
hakîr Hân'dan me’zûn olup yigirmi re’s esîrimle ve kırk yedi alaşa atlarımla ve …
Hân eydir: "Da‘vete icâbet gerek. El-emrü emrüküm" deyüp, Hân ale's-sabâh atlanacak olup bu mahalde bu hakîr Hân'dan me’zûn olup yigirmi re’s esîrimle ve kırk yedi alaşa atlarımla ve yedi kîse nakid mâlım ve yedi semmûr kürk ve kırk yedi aded Macar tüfengleri ve üç talika araba kelepür-esbâbımla Akkirmân altında çadırımda sâ’ir 50b huddâmlarım hayâtda bulup hemân atımla ve sadağ ve kıyâfetimle Melek Ahmed Paşa efendimin huzûruna varup ta‘aşşukumdan bükâ-âlûd olup dest bûs ile şerefyâb olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a–50b ·
metinde göster ·
kal‘ayı binâ etdi. Sebebi oldur kim bu mahal Akdeniz boğazının ağzıdır. Bunda i …
Sene 1068 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vâlide-i müşfikası gayret [ü] hamiyyet-i dîn-i Muhammedî içün hasbeten lillâh mâlın bezl edüp bu mahalde bu kal‘ayı binâ etdi. Sebebi oldur kim bu mahal Akdeniz boğazının ağzıdır. Bunda içeri kâfir gemileriyle tâ zikr olunan kal‘aların top ermez yerlerinde lenger-endâz olup bî-bâk u bî-pervâ yatup İslâmbol'dan donanma-yı Âl-i Osmân geldikde akındı üzre gelüp kâfirle yaka yakaya olup elbette gemilerimizi alırdı. Niçe kerre böyle edüp donanmamız münhezim oldu. Âhir Vâlide Sultân bu kal‘ayı binâ edüp azîm toplar koyup küffâr bir dahi bu kal‘adan içeri giremeyüp Âl-i Osmân donanması Akdeniz'de murâd edindiği cezîre vilâyetlere gider oldu. Hakkâ ki bu kal‘a-i Sultâniyye ilhâm-ı Rabbânî ile binâ olunup Vâlide Sultân binâsı olduğundan nâmına Sultâniyye kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… gördükde henüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri kalmış idi. Bu
mahalde bu
karye bir boğaz ağzına vâki‘ olup bir tarafı Akdeniz'dir ve bir tarafı Akdeniz' …
Mâ-tekaddem kasaba-misâl bir ma‘mûr karye imiş. Hakîr gördükde henüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri kalmış idi. Bu mahalde bu karye bir boğaz ağzına vâki‘ olup bir tarafı Akdeniz'dir ve bir tarafı Akdeniz'den girmiş Enez körfezidir kim tûlu kâmil seksen mîldir. İki tarafı zamân-ı kadîmde amâr kal‘alar imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ selef kralları bu Kavak nâm köy mahallinden kesüp Akdeniz'i Enez körfezine karışdırmağa sa‘y [u] ihtimâm etdikleri mahall-i ma‘hûdelerin âsârı aşikâredir. Eğer eylece olsa Gelibolu ve Bolayır ve Kavak ve kal‘a-i Ekşimil ve gayrı büleyde ve kılâ‘lar bu cezîrede kalmış olurdu, ammâ ihtimâldir "Edirne ve Dimetoka ve Malkara şehirlerine küffâr gemileri gelmesi karîb olur" deyü bu Kavak boğazın kesmeden ferâgat etmişler. Hakkâ ki re’y [ü] tedbîr etmişler. Andan karye-i Kavak kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… mâbeyninde nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu
mahalde bu
nehr üzre bir göz bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her …
Mezkûr nehr-i serî‘ü's-seyr Alacahisâr dağları ve Rodnik kasabası ve Çaçka kasabası ve şehr-i Öziçe dağlarından gelüp cem‘ olarak bu mahalden ubûr edüp nehr-i Tuna kenârında kal‘a-i Güvercinlik ile kal‘a-i Köylüc mâbeyninde nehr-i azîm Tuna'ya mahlût olup nehr-i Tuna dahi büyük olur, ammâ bu mahalde bu nehr üzre bir göz bir cisr-i azîm olsa hayrât-ı azîm olur, zîrâ dîvâne akup her bâr ağaç cisri götürüp âyende vü revende gemilerle ubûr ederken gâyetü'l-gâye usret çekerler. Hay bir sâhib-i hayrât-ı Hâtem-i Tayy [ve] Ca‘fer-i Bermekî olsa bu cisr amâr olup inkırâzi'd-deverân sâhibü'l-hayrâtın rûhu yâd u şâd olurdu. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 110b ·
metinde göster ·
… inde Ken‘ân Paşa ve Hasan Paşa münhezimen firâr etdiklerinde Elçi Hasan Paşa bu
mahalde bu
kadar bin asker-i İslâm ile nehr-i Moroş'a gark olup hakîr bu mahalden geçerken …
Andan 6 sâ‘atde gâh nehr-i Moroş kenârınca giderken bu mahalde Erdel Kralı Rakofçi nâm la‘în isyân edüp üzerine Budin vezîri Kırçıl Ken‘ân Paşa ve Elçi Hasan Paşa ta‘yîn olunup ceng etdiklerinde Ken‘ân Paşa ve Hasan Paşa münhezimen firâr etdiklerinde Elçi Hasan Paşa bu mahalde bu kadar bin asker-i İslâm ile nehr-i Moroş'a gark olup hakîr bu mahalden geçerken cemî‘i şühedâların kabr-i şerîflerin ziyâret ederek yine gâh nehr-i Moroş kenârıyla ve gâh ormanlık içre 6 sâ‘atde gidüp bir çemenzârda sehel istirâhat edüp, andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120a ·
metinde göster ·
… tarafların sûr içine alup diyâr-ı Ungurus ile diyâr-ı Erdel'e hudûd vaz‘ etdiği
mahalde bu
Demirkapu vâkı‘ olmuşdur, ammâ mürûr-ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs- …
Bu hisâb üzre diyâr-ı Erdel'in garbî ve cenûbî tarafların sûr içine alup diyâr-ı Ungurus ile diyâr-ı Erdel'e hudûd vaz‘ etdiği mahalde bu Demirkapu vâkı‘ olmuşdur, ammâ mürûr-ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs-ı binâlarından sedd-i İskender-vâr âsâr-ı binâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2a ·
metinde göster ·
… r kâse semm-i helâhil zehrâb içmek bir katre âb-ı nâb içmek kadar değil idi. Ol
mahalde bu
abd-i za‘îf eyle müşâhede etdim ki bir âşık ma‘şûku uğruna ölmek hayât-ı câvidâ …
Merhûmun vefâtı hakîre bir kesel vermişdi kim kıtımda bir kâse semm-i helâhil zehrâb içmek bir katre âb-ı nâb içmek kadar değil idi. Ol mahalde bu abd-i za‘îf eyle müşâhede etdim ki bir âşık ma‘şûku uğruna ölmek hayât-ı câvidân imiş, zîrâ merhûma karâbetimizden mâ‘adâ yigirmi bir sene hidmet-i şerîfinde olup nazar-kerdesi idim ve bu kadar seyâhatimize sebeb olup bu kadar gazâlarda bulunup gazâlar da etdik, bu kadar senede hakîre bir kec nazar etmeyüp bir şütûm-ı galîzasın istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… kt-i gurûbda yumurtladığı sehel küçükdür ve yumşakdır ve pişirüp tenâvül olduğu
mahalde bu
yumurtalar misk gibi kokarlar.
Bu mezkûr hayvânâtlar cümle beher yevm ikişer yumurta yumurtlarlar. Sabâh yumurtladığı beyza-i beyâz pekdir ve büyükdür. Vakt-i gurûbda yumurtladığı sehel küçükdür ve yumşakdır ve pişirüp tenâvül olduğu mahalde bu yumurtalar misk gibi kokarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… mâ bu şehr-i ma‘mûra sene 1069 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimize geldiğimiz
mahalde bu
şehir ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur.
Menzil-i şehr-i azîm sarây-ı tahtgâh-ı Bosna: Bu şehre dâhil olunca hâne-i bî-minnetimiz olan Musli Efendizâdelerin sarâyında mihmân olup üç gün sohbet-i hâslar etdik. Mukaddemâ bu şehr-i ma‘mûra sene 1069 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimize geldiğimiz mahalde bu şehir ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167b ·
metinde göster ·
… ırağup Eflak diyârın ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imler ile niçe bin esîrler aldığımız
mahalde bu
Tirkoviş şehrin dahi Konakçı Kara Alî Paşa ile Dobruca ve Deliorman askerleri b …
Mâ-tekaddem bir şehr-i azîm imiş. Bu diyâr-ı hurrem-âbâdda çok tek-i pûmuz vardır, ammâ bu şehri görmemişidim. Hâlâ şimdi vîrân buldum, henüz amâr etmededirler. Meğer sene 1071 târîhinde Eflak beği olan Mihne Cüvan Beğ isyân etdikde cümle bâzergân-ı ümmet-i Muhammed'i kırup mâlların alup Yergöğü kal‘asında Serdâr Fazlı Paşa'yı ve üç vezîri kapadup ceng ederken bu hakîr Boğdan vilâyetinde Yaş şehrinde Tatar askeriyle Burunsuz Kostantin nâm kefereyi Yaş altında bozup kırdığımızdan sonra Eflak diyârında akın ve çapul bırağup Eflak diyârın ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imler ile niçe bin esîrler aldığımız mahalde bu Tirkoviş şehrin dahi Konakçı Kara Alî Paşa ile Dobruca ve Deliorman askerleri bu Tirkoviş şehrin ale'l-gafle basup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı menâllerin alup şehrini ihrâk bi'n-nâr etmişler. Hâlâ beş yüz kadar şindire tahta ve saz örtülü evleri henüz amâr olmadadır. Ancak cümle tokuz aded kal‘a-misâl kârgîr manastırları kalmış ve bâğ u bâğçeleri dahi vîrân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… ldir. Hemân ol âdem at ayakları altında pâymâl-i rimâl olup şehîd olur, zîrâ ol
mahalde bu
kavm-i Tatar ardlarına ve izlerine bakmak de’bleri değillerdir, zîrâ onar ve on …
Bu kavim ol kavm-i sâ‘ıka-i ra‘d-vârdır kim tahmînen küffâr bir iki merhale yerlerde kalınca cemî‘i Tatar'a çapul bırakmak, ya‘nî ılgar ile gitmek fermân olundukda cümle kavm-i Tatar mukaddemâ arpaya bağlanmış ve yaranmış ve kızaklanmış ağırmak küheylân atlarına ol gün süvâr olup seğirdirler. Allâh ırağ eylesün ol mahalde bir âdem atdan tekerlense aslâ halâs mümkin değildir. Hemân ol âdem at ayakları altında pâymâl-i rimâl olup şehîd olur, zîrâ ol mahalde bu kavm-i Tatar ardlarına ve izlerine bakmak de’bleri değillerdir, zîrâ onar ve on beşer kadar atlar birbirlerinin kuyruklarına arkanlarla bağlı olup cümle atlar birbirlerin keşân ber-keşân çekerler. Eyle ana baba gününde bir at dahi yıkılsa ol at bir dahi davranmayup atların ayakları altlarında helâk olur, değil ki benî âdem atdan yıkılup halâs ola. Ol at dahi zîr-i pây-i semendde ve benî âdem dahi atların ayakları altlarında herse ve ma‘cûn ve lahm-ı acîn gibi olur Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
Çerâkise aslı ve fer‘i ve haseb [ü] nesebleri kavm-i Kureyş Arabından olup fırk …
İşte bu mahalde bu Çerâkise aslı ve fer‘i ve haseb [ü] nesebleri kavm-i Kureyş Arabından olup fırka fırka olup hikmet-i Rabbü'l-İzzet ile tahrîr olunan diyârlara bu yüzden müyesser oldukları alâ kadri't-tâka bu gûne tahrîr oldu. Temmet.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… düp âyîn-i bâtılları üzre ağaca tapınırlar. Ve dahi elbette her Çerkes gideceği
mahalde bu
ağacın sîne-i pür-kînesine bî-hadd ü bî-hisâb ol kadar âlet-i harbe müte‘allık …
Temâşâ-yı ibret-i azîm: Her sene bu dırahtın altına gelüp bey‘ [u] şirâ edüp gidilir. Elbette bu ağacın cânib-i etrâfında elbette niçe kerre yüz bin balmûmları ve yel mûmları yakup her gece çerâğân edüp âyîn-i bâtılları üzre ağaca tapınırlar. Ve dahi elbette her Çerkes gideceği mahalde bu ağacın sîne-i pür-kînesine bî-hadd ü bî-hisâb ol kadar âlet-i harbe müte‘allık demir pâreleri ve ekser ve na‘l ve mıh ve'l-hâsıl cihânda ne kadar bin gûne demir pâreleri mıhlıdır kim niçe bin yıldan berü bu ağacın cüssesi demirden polad-ı Nahcevâniyyeye dutunup hadîd-i gûnâ-gûna müstağrak olmuşdur. Ol zu‘m-ı bâtılları üzre bu ağaca demirleri kakarlar kim her kimin bu ağaca bir alâmeti olursa ağaç bu âdemi unutmayup cehennem azâbına komaya. Yâhûd şefâ‘at edüp kurtara.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
Bu varoşda câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yokdur. Lâkin nehr-i Ten kenârında buz mahzenleri çokdur. Şiddet-i şitâda nehr-i Ten'den beyâz billûr gibi buzları kesüp bu mahzenlere doldurup mâh-ı Temmûz'da safâsın ederler. Ve bu buzhâne mahzenleri kurbunda kırk aded donanma firkateleri var. Hîn-i mahalde bu gemileri karadan nehr-i Ten'e endirüp guzât-ı müslimînler süvâr olup kâfiristânı nehb ü gâret etmeğe giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… arka cereyân ederek Akdeniz'e Beşikler kasabaları kurbunda mahlût olur, ammâ ol
mahalde bu
nehri gemilerle ubûr ederler. El-hâsıl bu Siroz sahrâsında hakîr-i pür-taksîr ü …
Ale's-sabâh şehr-i Siroz'da cümle ahbâb ile vedâ‘laşup cânib-i cenûba sahrâ-yı Siroz içre gidüp Demirhisâr nehrin ağaç cisr-i azîmden geçüp bu nehir tâ şimâl cânibinde Samakov ve İştib ve Köstendil dağlarından ve Koçana ve Dobniçse kasabası bellerinden cem‘ olup niçe yüz aded kurâlara ve niçe kasabâtlara uğrayup bu Siroz sahrâlarından ubûr edüp cenûb tarafından cânib-i şarka cereyân ederek Akdeniz'e Beşikler kasabaları kurbunda mahlût olur, ammâ ol mahalde bu nehri gemilerle ubûr ederler. El-hâsıl bu Siroz sahrâsında hakîr-i pür-taksîr üç yerden ağaç cisrler ile sular geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b ·
metinde göster ·
… ığır derilerin dilim dilim edüp kalın gemi palamarı ipleri gibi örmüşler. Hîn-i
mahalde bu
ipleri tuçdan makaralara geçirüp ol örme urganların uçlarına yine kalın ipden b …
Tırhala tarafına bir sivri kaya burnu vardır. Anda zamân-ı kadîmde küffârlar âdem gevdesi kalınlığı demir kollar uzadup uçlarına tuç makaralar bağlayup câmûs ve sığır derilerin dilim dilim edüp kalın gemi palamarı ipleri gibi örmüşler. Hîn-i mahalde bu ipleri tuçdan makaralara geçirüp ol örme urganların uçlarına yine kalın ipden balık ağı gibi örülmüş beşer onar âdem alur zenbîl-misâl şeyleri aşağı sarkıdup yukaru çekecek zahîreleri ve koyunları ve sığırları ve'l-hâsıl her ne var ise postlara(?) aşağıda koyup yukaru kayanın tâ zirve-i a‘lâsındaki tuç makaraların yanlarında dollâb-ı çarh-ı musanna‘lar vardır, ol dollâbların hidmetine on aded papaslar dâ’imâ me’mûr olup dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… mmâ nehr-i azîmdir, kâh atlar ile ve kâh gemiler ile ubûr olunur. Lâkin tuğyânı
mahalde bu
nehirden içeri Manya firkateleri girüp etrâf sahrâda olan köyleri nehb [ü] gâre …
Nehr-i Aksu: Atlar ile gücile ubûr etdik. Bu nehr-i ayn-ı zülâ[l] tâ taraf-ı şimâlde Taraboliçse şehri dağlarından gelüp Mizistre sahrâsı içre gidüp bu Eloz sahrâsı nihâyetinde Akdeniz'e karışır. Ammâ nehr-i azîmdir, kâh atlar ile ve kâh gemiler ile ubûr olunur. Lâkin tuğyânı mahalde bu nehirden içeri Manya firkateleri girüp etrâf sahrâda olan köyleri nehb [ü] gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276a ·
metinde göster ·
… ze Kızılelma papası bu kadar zamân imdâd etmeyüp şimdi biz size kal‘ayı verecek
mahalde bu
on pâre kadırga ile papa bayrağın göndermiş. Papaya rağmen biz de anın bayrağın …
"Nesne yokdur. Eğer sulha muğâyir bir şey’imiz var ise bizi pâre pâre eylen. Ancak kal‘adan bugün çıkup size teslîm etdiğimiz mahalde bizim Sanmarka sancağı ile kal‘ayı teslîm etmeğe nâmûs edüp bize Kızılelma papası bu kadar zamân imdâd etmeyüp şimdi biz size kal‘ayı verecek mahalde bu on pâre kadırga ile papa bayrağın göndermiş. Papaya rağmen biz de anın bayrağın size karşu diküp top şenlikleri edüp anın bayrağıyla size kal‘ayı vere deyü bayrak dikdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303b ·
metinde göster ·
… iş-i Küçük kal‘a: Bu dahi sene 1077 küffârın donanmasın bu mahalde kaçırdığımız
mahalde bu
kal‘a evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur.
Der-fütûhât-ı sitâyiş-i Küçük kal‘a: Bu dahi sene 1077 küffârın donanmasın bu mahalde kaçırdığımız mahalde bu kal‘a evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a ·
metinde göster ·
Kal‘a-i Todoriler: Kal‘a-misâl iki aded ma‘mûr kilisalardır kim fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa merhûm efendimiz ile ceng-i azîm ederek bu kal‘aları feth edüp cümle donanmayı bunun limanına koyup tarfetü'l-ayn içre asker-i İslâmı gemilerden taşra döküp andan kal‘a-i Hanya'ya sarıldığımız mahalde bu kal‘a-i Todoriler'in evsâfları merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a ·
metinde göster ·
Ol mahalde bu istiye limanı ağzına kal‘a-misâl bir tabya-i azîm binâ edüp kırk pâre top-ı kal‘a-kûp koyup bin beş yüz aded asker ile Tırhala beği (---) Paşa[yı] koyup bir oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu ve bir sancak zeytûn sipâhîsi koyup Mısır'dan ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Hilâl vilâyetlerinden gelüp giden gemilere cây-ı amân oldu. Ve bu istiye limanından Kandiye'ye iki günde varılır, ammâ yolları el-ıyâzen billâh gûyâ 323a sakar yokuşlarıdır kim niçe bin at ve katırlar ve eşekler dağlardan uçup helâk olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b–323a ·
metinde göster ·
… stırdır. Keferenin zu‘m-ı bâtıllarınca İskender'in ibâdetgâhıdır, derler. Ve bu
mahalde bu
deyre i‘tibâr-eser bir mahalle kefere hâneleri vardır. Cümle Rûmlardır. Ammâ as …
Ammâ bir deyr-i ma‘mûru var kim cemî‘i kefereler i‘tibâr edüp dib Frengistân'dan me’kûlât [u] meşrûbât nezerâtları gelir ibret-nümâ manastırdır. Keferenin zu‘m-ı bâtıllarınca İskender'in ibâdetgâhıdır, derler. Ve bu mahalde bu deyre i‘tibâr-eser bir mahalle kefere hâneleri vardır. Cümle Rûmlardır. Ammâ aslâ Türkçe bilmezler, cümle lisân-ı Arabî tekellüm ederler ve Urumca dahi bilmez[ler]. Yemîn eyleseler Vahhedallâhu bi-sırrı şem‘ûn derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196a ·
metinde göster ·
… dir. Cümle yüz ocakdır. Havlısı bin at alur. şimâle nâzır bir kapusu vardır. Bu
mahalde bu
hân ve mesâcidden gayri imâret yokdur.
Ve bu mescidin sol cânibi dîvârına muttasıl kal‘a-misâl bir hân-ı kebîredir. Cümle yüz ocakdır. Havlısı bin at alur. şimâle nâzır bir kapusu vardır. Bu mahalde bu hân ve mesâcidden gayri imâret yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237a ·
metinde göster ·
kal‘a elzem-ı levâzımından olmağile binâ etmişdir. Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile cü …
Bu mahalde bu kal‘a elzem-ı levâzımından olmağile binâ etmişdir. Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile cüz’î harâbe yüz dutup sene (---) târîhinde (---) Hâtûn ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y259b ·
metinde göster ·
… dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm
mahalde bu
dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl [ü] erzâkdan ayrılup ve niçe huccâc so …
Ve şâm'da geri kalan huccâc-ı müslimînden kul kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl [ü] erzâkdan ayrılup ve niçe huccâc sovukdan helâk olup yetmiş bin renc [ü] anâ çekerek salt cânların halâs edüp ordu-yı İslâma dâhil oldular. Ammâ bir meks edecek cây-ı râhat yok. Âhir paşa bunları otağına aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·