… 0b⟧ bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu
mahalde dahi
sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer v …
Menzil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh yerdir kim âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer vakıyye gelir. Nakş-ı bukalemun mâhîleri olur kim mânend-i Mâide-i Yûnus'dur ve bunda olan büged yerlerde ve halîclerde vakt-i şitâda âb-ı hayâtlar müncemid olup Âsitâne tarafından iki üç yüz neferâtıyla karcıbaşı gelüp bu halîclerden buz keserler, her pâresi gûya billûr ve necef ü morandır. Elmas-pâre gibi şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hıyrelendirir. Mâh-ı temmûzda karcıbaşı izniyle ahâlî-i Bursa, niçe bin ester yükü şehre yah pâreleri keçeler içre koyup taşıyup ahâlî-i Bursa andan def‘-i atşân ederler. Bundan mâ‘adâ beher yevm niçe yüz yük mîrî katar ile keçe torbalar ile kar ve buz taşıyup Mudanya İskelesin'de kar gemilerine tahmîl edüp Âsitâne-i Sa‘adet'de sa‘adetlü pâdişâhın matbahına ve helvahânesine ve harem-i hâssına ve gayrı hâssına ve sadrıa‘zama ve yedi vezîre ve şeyhülislâma ve kadı‘askerine ve'l-hâsıl kânûn-ı şehriyârî üzre ta‘ayyün olunan yerlere kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz bin yük kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a–230b ·
metinde göster ·
Azak kal‘asının cânib-i garbîsi mukâbilinde Azak denizine munsab olan nehr-i Ul …
Menzil-i Burabay nâm mahalde meks etdük. Bu mahalde dahi Azak kal‘asının cânib-i garbîsi mukâbilinde Azak denizine munsab olan nehr-i Ulu Tün'ün bir fırkası dahi cereyân edüp yine bahr-i Azağ'a munsab olur. Bu nehr-i azîm Moskov vilâyetinin (---) nâm şehrinin dağlarından gelüp üç yerden Azak denizine katılır. Sazlık ve kamışlık içinden gelmek ile ol kadar lezîz değildir. Ve bu nehrin sâhilinde olan kavmin ekseriyyâ reng-i rûları zerdî-rûdır. Ve boğazlarında kuşka ta‘bîr etdükleri bir lahm-ı zâ’id yumru şiş hâsıl olur ve bu nehr kenarında cümle Tatar-ı sabâ-reftâr askeriyle meks edüp bir çemenzâr ve şükûfezâr yer olmağıla bî-bâk u bî-pervâ alacıklarımızı kurup sekiz kerre yüz bin alaşa atlarımız çemenzâra cıvarup bir gice anda mihmân olup safâ edüp bu menzilde üç yüz at boğazlayup tenâvül olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… r ve Çerkeş ensesindeki dağda yetişüp Varvar'ın başına üşdüler. Fakir Varvar ol
mahalde dahi
urba kuşak ile beyâz sâde giymiş dal kılıç olup niçesin atdan aktardılar. Âhir …
mazmûnunca İpşir Paşa hîle ve hud‘aya sâlik olup Varvar Alî Paşa askerine hâb [u] hargûş verüp ale'l-gafle basup ömürleri kemânın yasup Varvar askerin kırmağa başladılar. Ammâ Varvar nefsinde hayli bahâdır, dilâver, server-i hünerver [ve] merd-i meydân gürbüz er idi. Bu hâli görüp üç yüz iç ağalarıyla Allah deyüp İpşir askerinin bir cânibinden kılıç urup koyuldu. Ammâ çi-fâ’ide, ba‘de harâbu'l-Basra der-ceng-i evvel gâfilâne cümle kafadâr serdârları ve cengâver erleri sa‘îd ü şehîd ve kimi cânib-i erba‘aya mûr-ı mâr-misâl târumâr olup Varvar, İpşir askeri içinde deryâda katre ve güneşde zerre-misâl kalup yine var kuvveti bâzûya getirüp ura kıra kırılarak, İpşirliyi allak bullak ederek bir siyâh kaytas at-ı sâfinât ile İpşir askerin söküp kendünün târumâr olmuş ordusu içinden çıkup ânî gördük bu hakirin olduğu dağa doğru at boynuna düşüp gelerek karârı firâra mübeddel ederek gelmede. Hemân İpşir askeri Varvar'ın akabine düşdüler ve Çerkeş ensesindeki dağda yetişüp Varvar'ın başına üşdüler. Fakir Varvar ol mahalde dahi urba kuşak ile beyâz sâde giymiş dal kılıç olup niçesin atdan aktardılar. Âhir bir mel‘ûn bir hışt urup mecrûhan atdan yıkup atın aldılar ve bir kaç tevâbi‘in paşa üzre ceng ederken şehîd etdiler. Âhir paşayı bir gayrı ata bindirüp İpşir Paşa huzûruna götürmede. Varvar'ın askerin İpşirli kovmada ve kırmada ve yağma ve alan ve talân etmede ve soymada ve katl etmede. Gûyâ ol gün mahşerden bir nişân oldu. Ânî gördük, bir niçe yüz Varvar askeri kümelenüp bizim temâşâ etdiğimiz dağ cânibine doğru firâr edüp gelirler. Akîblerince İpşirli kovup gelirler. Hemân hakîr "Bre meded! İki asker mâbeyninde kalırız, bre yârânlar aşağı şehre inelim" deyü Çerkeş ahâlîsinin a‘yân [u] kudâtıyla atlarımıza süvâr olup aşağı indik. Çerkeş hânının cânib-i erba‘asında leş leşe çitilmiş kimin soyarlar ve kimin kırarlar, bir vâveylâ ve mâtem "Bre meded mahkemeye varalım" deyüp mahkemeye geldikde kadı mahkeme kapusun sedd edüp bizi mahkemeye komak istemez. Hele mukaddemâ içerde emânet duran huddâmlarımız "Bizim Efendi geldi" deyü kadıya haber edüp Kadı Nesîmî Efendi, havfinden kendüsü kapuya gelüp "Evliyâ Efendi, birâder-i cân-berâberim, siz misiz?" deyince "Belî, biziz" deyüp güç ile kapuyu açup mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne girüp hıfz [u] emânda olup mahkeme pencerelerinden bu Çerkeş sahrâsında olan hengâme yedi sâ‘at kâmil ceng [ü] cidâli ve harb [u] kıtâli seyr [u] temâşâ edüp âlem-i hayretde kaldık. Eğer bu rüsvâ-yı âmlığı ve bu gûne fezâhat u bed-nâmlığı tahrîr eylesek başka bir sergüzeştnâme olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a ·
metinde göster ·
… urât ile nehr-i Âsî'den gayri ulu su yokdur. Ammâ bu kal‘a-i Divriği'ye geldüğü
mahalde dahi
ibtidâlarıdır, nehr-i azîm olmayup mâh-ı temmûzda at ile ubûr olunmak mümkündür …
Divriği kal‘asıyla bu Kestigân kal‘ası mâbeyninde nehr-i Furât cereyân edüp andan kal‘a-i Eğin'e, andan Arabkîr'e, andan kal‘a-i Çemişkezek'e varup anın kurbundan Çat nâm mahalde nehr-i Furât'a mahlût olup niçe kılâ‘lara uğrayup andan Birecik'e andan yigirmi konakda Basra kurbunda kal‘a-i Kurna dibinde nehr-i Şatt'a munsab olup Şattü'l-Arab olduğu nehr-i Furât'ın tulû‘u Erzurûm'da olduğu mahalde gurûbuna dek nehr-i Furât'ın evsâfı nass-ı kâtı‘la ve hadîs-i şerîf ile ve kelâm-i Alî mufassal tahrîr olunmuşdur. Zîrâ Arz-ı Mukaddes içre bu nehr-i Furât ile nehr-i Âsî'den gayri ulu su yokdur. Ammâ bu kal‘a-i Divriği'ye geldüğü mahalde dahi ibtidâlarıdır, nehr-i azîm olmayup mâh-ı temmûzda at ile ubûr olunmak mümkündür. Cümle Divriği halkı bu âb-ı hayâtdan nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80b ·
metinde göster ·
… erüp paşa kırâ‘at etmeğe başlayup hakîr istirâhat içün sehel hâb-âlûd oldum. Bu
mahalde dahi
İpşir Paşa gelince olan havâdisât-ı kelimâtları bir bir ayân eylesek bir mücell …
Menzil-i Gekbiziyye: Andan Üsküdar'ı ubûr edüp mâh-ı (---)(---)(---) gününde İslâmbol'a dâhil olup paşayı Tershâne'de Girid cezîresi mühimmâtın görürken bulup dest-i şerîflerin bûs edüp cümle mektûbları verüp paşa kırâ‘at etmeğe başlayup hakîr istirâhat içün sehel hâb-âlûd oldum. Bu mahalde dahi İpşir Paşa gelince olan havâdisât-ı kelimâtları bir bir ayân eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak İpşir Paşa'dan ve Kara Hasan Paşa'dan ve Tayyârzâde Ahmed Paşa'dan ve Cân İmirza Paşa'dan ve gayri a‘yândan mektûb-ı muhabbet-uslûb getirdiğim âdemler inşirâh-ı sadr-ı derûn bulup bu hakîre vâfir ihsân u in‘âmlar etdiler. Ammâ Defterdâr Moralı'ya bir kimesneden mektûb olmadığından gâyet müte’ellim olup her bâr hakîre "İpşir Paşa benim içün ne dedi" deyü su’âl ederdi. Âhir bu hakîr, hadîs
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… yetîmândan hurûc eder, ammâ bu dahi bir âb-ı sâfîdir kim gûyâ âb-ı Nil'dir. Bu
mahalde dahi
mesîregâh yerler vardır. Ahâlî-i Diyârbekir'in erbâb-ı safâsına ma‘lûmdur.
Re’s-i sâlis-i tulû‘-ı Şat: Üçüncü Şat başı Arganî ile Demirkapu mâbeyninde Çınarlı 205a dere nâm mahalde bir cibâl-i âlîde bir gâr-ı yetîmândan hurûc eder, ammâ bu dahi bir âb-ı sâfîdir kim gûyâ âb-ı Nil'dir. Bu mahalde dahi mesîregâh yerler vardır. Ahâlî-i Diyârbekir'in erbâb-ı safâsına ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b–205a ·
metinde göster ·
Bu mahalde dahi kal‘a dibinden nehr-i Kiriş cereyân edüp cânib-i erba‘ası dıraht-ı azîmler ile hıyâbân-ı bî-amân ve çengelistân yerlerdir. Bu menzîl-i mahûfda nehr-i Kiriş kenârında Serdâr-ı mu‘azzam Köse Alî Paşa efendimiz deryâ-misâl asker ile tınâb tınâba niçe bin aded hayme vü hargâh ile meks edüp cânib-i erba‘alarına ve dıraht-ı müntehâlar başlarına mesâfe-i ba‘îde ordu-yı İslâm'dan taşra karavullar koyup "Tatar Hân ve gayrı asâkir-i Âl-i Osmân cem‘ ola" deyü müterakkıblar iken bu hakîr ol menzilde Serdâr-ı mu‘azzam Alî Paşa efendimizin otağ-ı nüh-tâk-ı gerdûn vakârına 123a varup hâk-i pâyına yüzüm sürdükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b–123a ·
metinde göster ·
… ânı olduğundan bu mahalle Boşnaklar Virba korusu, ya‘nî Söğüd ormanı derler. Bu
mahalde dahi
üç bin aded müsellâh gâzîler paşa efendimizden me’zûn olup çeteye gitdiler.
Menzil-i koru-yı Virba: Bu mahal şibenik cenerallerinin sayd 144a[u] şikârgâhı bir söğüdlük orman hıyâbânı olduğundan bu mahalle Boşnaklar Virba korusu, ya‘nî Söğüd ormanı derler. Bu mahalde dahi üç bin aded müsellâh gâzîler paşa efendimizden me’zûn olup çeteye gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143b–144a ·
metinde göster ·
niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gib …
Bu mahalde dahi niçe yüz kâfirleri birer gûne yüzden dutdular ve niçesini bu batakda hınzîr gibi depelediler ve üç binini kayd-ı bend ile Sadrıa‘zama götürdüler. 105b Hemân ol ân Sadrıa‘zam amân u zamân vermeyüp otak önünde işlerin cellâdlar bitirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a–105b ·
metinde göster ·
… kethudâsı bir sâ‘at gerüde kalup korsa(?) asker-i İslâm'a dîdebânlık ederdi. Bu
mahalde dahi
hakîr gulâmlarımla ve birkaç refîklerimle bir ma‘mûr köğe girüp {mısra‘:
Andan cümle başsız ve buğsuz asker üç sâ‘at dahi Komaran tarafına sahrâ-yı giyâhât içre revâne olup kal‘a-i Komaran Tuna nehri içinde bir cezîre-i âbâdânda beyâz kuğu gibi nümâyân oldukda Gürcî Paşa kethudâsı da bir püşte üzre atından enüp mehterhânesin çalmadan fâriğ olup cümle paşalılar zîr-i zeber olup etrâf [u] eknâfa karavullar komadan nefîr-i hâba başladıklarında cümle derinti asker mûr [u] mâr gibi taraf taraf pârekende ve perîşân olup "Ota otluğa gideriz" deyü câ-be-câ kurâları nehb ü gâret etmeğe ve mâl-ı ganâ’im almağa ve mahsûlât dermeğe mukayyed olduklarında serdârımız kethudâsı bir sâ‘at gerüde kalup korsa(?) asker-i İslâm'a dîdebânlık ederdi. Bu mahalde dahi hakîr gulâmlarımla ve birkaç refîklerimle bir ma‘mûr köğe girüp {mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
… dan gelüp maşrık tarafına cereyân ederek nehr-i azîm Kuban'a munsab olur. Ve bu
mahalde dahi
Mamşuh ülkesi tamâm olur.
Andan 3 sâ‘atte nehr-i Vil, andan yine 2 sâ‘at gidüp yine nehr-i Serali, andan nehr-i Varp. Bu üç aded enhâr-ı lezîzler Abaza vilâyetinin Çağal dağından gelüp maşrık tarafına cereyân ederek nehr-i azîm Kuban'a munsab olur. Ve bu mahalde dahi Mamşuh ülkesi tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… örünüş dîvânından eksik değillerdir. Bunlar dahi dîvânhâneye görünüş derler. Bu
mahalde dahi
ülke sâhibi hânları dahi tamâm oldu. Ez-în-cânib,
Niçe boybeğleri birbirlerinden yeğleri vardır, ammâ hükûmet sâhibleri bunlardır. Her bâr Sultân Şamhal'ın görünüş dîvânından eksik değillerdir. Bunlar dahi dîvânhâneye görünüş derler. Bu mahalde dahi ülke sâhibi hânları dahi tamâm oldu. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162b ·
metinde göster ·
… azı kenârında bir bayır üzre azîm handakları ve ba‘zı alâmetleri nümâyândır. Bu
mahalde dahi
iki dâne yaban atları görünüp bunları kova kova yetişüp birine hakîr yedi dâne …
Zamân-ı kadîmde Ciniviz Frengi binâsı olup şehr-i mu‘azzam imiş. Ba‘dehu Timur Leng Hân harâb etmiş. 189b Bu kal‘a Azak deryâsından girmiş bir acı göl boğazı kenârında bir bayır üzre azîm handakları ve ba‘zı alâmetleri nümâyândır. Bu mahalde dahi iki dâne yaban atları görünüp bunları kova kova yetişüp birine hakîr yedi dâne ok urdum, aslâ yıkılmayup her urduğum oklar gûyâ yağ tulumuna girir gibi girüp oklar atın vücûdunda gâ’ib olup atlar kıçların serperek sahrâya kaçardı. Hele hakîr bu atın önün alup tâ gözüne bir hadeng-i Rûmî urunca at depesin yere diküp oku kırup kalkarken kılıçla atı kıç ayaklarından sinirleyüp artık davranmadan kaldı. Ve gerüden sâ’ir refîkler de yetişüp iki re’s atları derileriyle pâre pâre edüp niçe yüz kimesneler hisse-mend olup ol gece at etleri kebâbı fasılların etdik. Ve yine Azak'dan çıkardığımız pişmiş etler buz olmuş etleri ve ekmekleri yine ıssı edüp tenâvül etdik, zîrâ Azak'dan çıkalı azıklarımız yine tavuskan idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a–189b ·
metinde göster ·
… 'ın memer-i nâsıdır, ammâ sad şükr-i Hudâ bu mahalde Kalmıh'a râst gelmedik. Bu
mahalde dahi
asker-i İslâm sayd u şikâra çıkup iki yaban devesi ve iki asğul ya‘nî yaban sığ …
Bu mahalle kavm-i Tatar altı su boyu deyü cân verirler, zîrâ Azak deryâsından girme altı aded su kenârlarıdır kim yaz günlerinde bu altı aded suların kenârları ol kadar nebâtât u çerâgâh u giyâhâtlardır kim atlar ve develer niçe kerre yüz bin gûne şükûfezâr otlar içinde hayvânâtlar gâ’ib olur. Anıniçün kavm-i Tatar bu cây-ı fezâlara cân verirler. Ammâ Kalmık Tatarları kabza-i tasarrufa alup mesken-i dâru'l-bevâr edinmişlerdir. Anıniçün kış günleri bile bu mahalde karâr ederler, zîrâ Azağ'ın memer-i nâsıdır, ammâ sad şükr-i Hudâ bu mahalde Kalmıh'a râst gelmedik. Bu mahalde dahi asker-i İslâm sayd u şikâra çıkup iki yaban devesi ve iki asğul ya‘nî yaban sığınları urulup şikârlar alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… erte kara yelden cânibine teveccüh olunup izdin burnun üzleyüp gidilir. İşte bu
mahalde dahi
deryâ kapudan mellâh rübbânlarına fâ’ide olsun içün Ağrıboz ve Kızılhisâr liman …
Ve bu Kızılhisâr burnundan Atina şehri tarafında Ropoz burnuna varınca elli mîldir. Ammâ şimâl tarafına izdin burnu otuz mîldir, lâkin şimâl ile batının kerte kara yelden cânibine teveccüh olunup izdin burnun üzleyüp gidilir. İşte bu mahalde dahi deryâ kapudan mellâh rübbânlarına fâ’ide olsun içün Ağrıboz ve Kızılhisâr limanların dahi manzûrûmuz olduğu üzre tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… â bir kârhâne-i hayâl-i hâbdır. Hemân ârif-i billâh olan fânî dünyânın hâlin bu
mahalde dahi
anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe ve acîbe seyrângâh-ı c …
El-hâsıl bu kârhâne-i bâzârda herkese ne takdîr olundu ise anı kâr [u] kisb edüp kimisi yollarda mâldan ve başdan ayrılup bâkî kalanlar bu ıyd-ı adhâ-misâlden sonra herkes vatanlı vatanlarına gidüp bu cem‘iyyet yerinde bir âdem âdemî-zâd kalmayup suyu sovulmuş değirmene dönüp "Âyâ bu meydânda âdem ve âdemî-zâd var mıydı?" deyü âdem ibret alacakdır, gûyâ hemân bu dünyâ bir kârhâne-i hayâl-i hâbdır. Hemân ârif-i billâh olan fânî dünyânın hâlin bu mahalde dahi anlayup âlâyiş-i dünyâdan el çeker. Bir temâşâ-yı garîbe ve acîbe seyrângâh-ı cihândır kim amâristânı da böyledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… vâsi‘ meydândır, anı ubûr edüp bir kat kapu dahi vardır, şimâle nâzırdır. Ve bu
mahalde dahi
ibret-nümâ tasvîrler vardır. Ve bu kapunun solunda leb-i deryâda hîle ile kal‘a …
Ve bu kapudan içeri hisâr-pîçe mâbeyni bir vâsi‘ meydândır, anı ubûr edüp bir kat kapu dahi vardır, şimâle nâzırdır. Ve bu mahalde dahi ibret-nümâ tasvîrler vardır. Ve bu kapunun solunda leb-i deryâda hîle ile kal‘a binâ etmek içün Menteş Bay oğullarından bir bodurumluk yer isteyüp yapdığı mahzenlerdir. Ba‘dehu niçe sene mürûr edüp hîle ile çalılar içinde bu kal‘ayı binâ edüp bir gün çalılara ateş edüp kal‘a zuhûr edüp anıniçün Bodurum derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103a ·
metinde göster ·
… sından demâğları mu‘attar olup ol mahalle Amber beli deyü nefes etmişler. Ve ol
mahalde dahi
bir çay cereyân edüp anda dahi bir savma‘a ârâmgâh ederler.
Ve bunda Ayn-ı amber üzre bir çemenzâr nişîmen üzre bir namâzgâh binâ etmişdir. Âyende vü revendeye mihmângâh [u] ârâmgâhdır. Anı bir sâ‘atde ubûr edüp bir bel dahi ubûr edüp ol hıyâbân-ı kudret içre olan gûnâ-gûn eşcârâtlar ki dıraht-ı tefne ve ardıc ve servi ve karabuhûr ve ispenet ve karagünlük ağaçları râyihasından demâğları mu‘attar olup ol mahalle Amber beli deyü nefes etmişler. Ve ol mahalde dahi bir çay cereyân edüp anda dahi bir savma‘a ârâmgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110b ·
metinde göster ·
… ret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu
mahalde dahi
on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazîn …
Hazret-i Îsâ Beşiği: Bir seng-i ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazret-i Cibrîl-i Emîn bu beşik içre Hazret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde dahi on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… abr-i şerîfi üzre hâlâ mevtâlarımız gibi kıbleye doğrudur. El-ilmü indallâh. Bu
mahalde dahi
bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ba‘dehu bu haremin şa …
Ziyâret-i Hazret-i İsmâ‘îl ibn Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâm: Bunda âsûdedirler. Ammâ mezkûr seng kabr-i şerîfi üzre hâlâ mevtâlarımız gibi kıbleye doğrudur. El-ilmü indallâh. Bu mahalde dahi bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ba‘dehu bu haremin şark cânibinde olan bâbdan çıkup yol aşırı beş adım,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230b ·
metinde göster ·
… ve hadîka-i dilküşâ ile pîrâste cennet-âsâ bir cây-ı fezâdır. Ammerahu'llâh. Bu
mahalde dahi
Medîne-i münevvere evsâfı tamâm oldu.
Hâsıl-ı kelâm bu Medîne'nin cânib-i erba‘ası nahlistân ve gül [ü] gülistân ve mezâri‘ ve bâğ u bostân olmak ile hurmâsı kemâl-i halâvetde ve gayri müsmirât-ı âbdârı nihâyet-i letâfetde olup sâ’ir diyârın hurmâsından bu Medîne hurmâsı a‘lâ ve ahlâdır. Kesret-i hurmâ ile ârâste ve hadîka-i dilküşâ ile pîrâste cennet-âsâ bir cây-ı fezâdır. Ammerahu'llâh. Bu mahalde dahi Medîne-i münevvere evsâfı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295a ·
metinde göster ·
… yaları kırmızı kan gibidir. Gayri yerleri beyâz Y 303a ve kara kayalardır. Bu
mahalde dahi
iki rek‘at namâz kılup acele ile avdet etdik, zîrâ bî-emân yerdir.
Cebel-i Uhud: Evc-i semâya ser çekmiş kara kızıl kayalı çıplak evc-i semâya ser çekmiş mehîb dağlardır ve azîm gârlar vardır. Bu mahalde bir dere vardır, ana P 126b Maktel-i Hamza derler bir muzlim ü mahûf yerdir. Bu mahaldeki gâr-ı kemîngâhlardan küffâr hurûc edüp Hazret-i Hamza'yı bunda şehîd eylemişlerdir. Hâlâ ol mahallin kayaları kırmızı kan gibidir. Gayri yerleri beyâz Y 303a ve kara kayalardır. Bu mahalde dahi iki rek‘at namâz kılup acele ile avdet etdik, zîrâ bî-emân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302b–Y303a ·
metinde göster ·
… ş kaldırım döşelidir, gûyâ bu kubbenin cânib-i erba‘ası bir dehlîz soffadır. Bu
mahalde dahi
garba müteveccih bir mihrâb vardır ki ana mihrâb-ı Hazret-i Havvâ derler, bir k …
Andan bu kubbe-i âlînin taşrası dâ’iren-mâdâr bir gûne neftî taş kaldırım döşelidir, gûyâ bu kubbenin cânib-i erba‘ası bir dehlîz soffadır. Bu mahalde dahi garba müteveccih bir mihrâb vardır ki ana mihrâb-ı Hazret-i Havvâ derler, bir küçük mihrâbdır. Bunda dahi iki rek‘at namâz kılup vâlide-i müşfikası rûhuna hibe eyleyüp Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
nefîrler çalınup yine cânib-i garba leb-i deryâ ile yola revâne oldukda Ezlem b …
Bu mahalde dahi nefîrler çalınup yine cânib-i garba leb-i deryâ ile yola revâne oldukda Ezlem beği cümle askeri ile gerüde dündâr kaldı. Hasta ve bî-dermânları mîrî mahâfelere bindirüp sol tarafı deryâ ve sağ tarafı çölistân içre 14 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374b ·
metinde göster ·
… tıyyesi vardır. Bir muğaylânlı ve misvâklı ve baytarân şükûfeli bir vâdîdir. Bu
mahalde dahi
Mısır'dan ba‘zı karşıcılar hedâyâlar getirüp huccâcı ganîmet ederler. Ve âb-ı h …
Menzil-i şeref-i Benî Atıyye: Hûd Nebî kızlarından Atıyye nâm bir duhter-i münevver-ahter sülâlesinden vücûda gelmiş kimesneler sâkin olduğundan kabâyil-i Benî Atıyye derler. On binden mütecâviz küheylân atlı Urbân'dır. Tâ şâm nevâhîlerine dek müstevlî olmuşlardır. Bu mahaller dahi anların direğidir. Taraf-ı pâdişahîden Benî Atıyye'nin atıyyesi vardır. Bir muğaylânlı ve misvâklı ve baytarân şükûfeli bir vâdîdir. Bu mahalde dahi Mısır'dan ba‘zı karşıcılar hedâyâlar getirüp huccâcı ganîmet ederler. Ve âb-ı hayât sular getürirler. Zîrâ bu menzilin suyu (---)(---)(---). Bu menzilden dahi kalkup ol gece leb-i deryâ ile ve gâhîce deryâdan ba‘îd çölistân ile 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
… salt atlı ve heccânlılar giderler. Bu mahaller dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Bu
mahalde dahi
nefîrler çalınup vakt-i asırda azm-i râh-ı Mısır diyerek yine çöl [ü] çölistan …
Bir çöl yerde otsuz susuz hâr ve yâbis yerdir. Âbâdândan bir eser yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe bin deve yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı karşucılar dahi gelirler. Ba‘zı huccâc bunda konmayup bir baş Mısır'a giderler, ammâ salt atlı ve heccânlılar giderler. Bu mahaller dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Bu mahalde dahi nefîrler çalınup vakt-i asırda azm-i râh-ı Mısır diyerek yine çöl [ü] çölistan içre nısfu'l-leylde, Q 156a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386a ·
metinde göster ·
Abaza'nın on iki kavmi tamâm olmuşdur. Hakkâ ki mahbûb u mahbûbesi ve nâmdâr yi …
Bu mahalde dahi Abaza'nın on iki kavmi tamâm olmuşdur. Hakkâ ki mahbûb u mahbûbesi ve nâmdâr yiğitleri olur, şecî‘ kavimlerdir. Asılları yine Arabdır. Bu diyârlar Hazret-i Ömer hilâfetinde Ciniviz küffârı elinde idi. Bunlar Arabistân'dan isyân edüp Ciniviz'e gelüp ilticâ edüp bu diyârda sâkin olup Abaza lisânı peydâ etdiler. Ammâ bu Abaza'nın dağlar içinde on iki aşîreti dahi var, ammâ anları seyâhat etmedik, ammâ isimlerin istimâ‘ edüp âdemleriyle ihtilât etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y37b ·
metinde göster ·
Nîl-i mübârekin kat‘ı ve evsâfı ve havâssı ve donanması ve içinde olan haşerâtl …
Bu mahalde dahi Nîl-i mübârekin kat‘ı ve evsâfı ve havâssı ve donanması ve içinde olan haşerâtları ve havâssın ve alayların tamâm edüp gayrı alaylar beyân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
Kalûbiyye hudûdu tamâm olup gayrı Mısır hudûdudur. Ve mukâbelesinde Batnü'l-Bak …
Bâlâda tahrîr olmuşdur. Bu mahalde dahi Kalûbiyye hudûdu tamâm olup gayrı Mısır hudûdudur. Ve mukâbelesinde Batnü'l-Bakar nâm mahalde Menûfiyye haddi dahi tamâm oldu. Âhirü'l-haddi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y359b ·
metinde göster ·
… ab u Acem'de meşhûrdur. Şellâl-i evvelde bir hayli evsâfı tahrîr olunmuşdur. Bu
mahalde dahi
Nîl'in iki cânibi semâya münkalib olmuş boz kayalardır. Şâhîn ve zağanos ve kar …
Bu Şellâl boğazların Kolombo kal‘asından beri üç merhale yer temâşâ etmedeyiz. Lâkin bu şellâl-i azîmdir kim nihâyet-i Şellâl'dir, Rûm Arab u Acem'de meşhûrdur. Şellâl-i evvelde bir hayli evsâfı tahrîr olunmuşdur. Bu mahalde dahi Nîl'in iki cânibi semâya münkalib olmuş boz kayalardır. Şâhîn ve zağanos ve kartal ve ukkâb yuvaları vardır. Gâyet mahûf u mehîb cebellerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388b ·
metinde göster ·
… er. Hakîr Nîl kenârında bir dıraht sâyesinde haymemizde zevk u safâ eyledik. Bu
mahalde dahi
Nîl'in iki cânibinde yalçın kayalar olmağile gâyet dar boğazdır. Şellâlât gemil …
Bu mahalde hayme ve hargâhlarımızı sekiz yüz âdem ile kurup tınâb tınâba çatup meks etdik. Ve cânib-i erba‘amıza biner adım ba‘îd atlı karavullar koyup ol gece bu vâdîde mihmân olduk. Bir otlu ve mahsûllü sahrâ olduğundan Vâdî Halfa derler. Bu diyârda halfa, otluğa derler. Hakîr Nîl kenârında bir dıraht sâyesinde haymemizde zevk u safâ eyledik. Bu mahalde dahi Nîl'in iki cânibinde yalçın kayalar olmağile gâyet dar boğazdır. Şellâlât gemileri dahi bundan yukaruya gidemezler. Başka gûne tennâre gemileri vardır, anlar gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392b ·
metinde göster ·