cereyân eden ayn-ı zülâller Tuna nehrinden olduğuna isbâtımız oldur kim Tuna ne …
Ve bu takrîr etdüğimiz mahallerden cereyân eden ayn-ı zülâller Tuna nehrinden olduğuna isbâtımız oldur kim Tuna nehrinde hâsıl olan moruna balığı ve mersin balığı ve uştuka ve çıka balığı cümle {Tuna nehrine mahsûs iken} mezkûr uyûnlardan ve Çekmece halîclerinden çıkup sayyâdların dâmına düşdüğü hakîrin birkaç kerre Çekmece buhayresinde manzûru olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… âl kızıl kan gibi deryâya munsab olduğıyçün Kızılırmak derler. Deli nehrdir. Bu
mahallerden
yukaruda dağlar içre su kenarında yalçın kayalarda akîk-i Yemenî henüz zâhir ol …
Menzil-i Kızılırmak : Bu mahal (---) sancağı hududundadır. Dağlarında ma‘mûr kurâlardır. Nehr-i azim Kızılırmak bu mahalde deryâya mahlut olur. Bu nehrin tulû‘ı Engürü sancağında (---) dağından tulû‘ edüp Çaşnigîr köprüsünden Osmâncık kal‘asından ve Hacı Hamza'ya ve Tosya kurbundan ubûr edüp bu mahalde deryâ-misâl kızıl kan gibi deryâya munsab olduğıyçün Kızılırmak derler. Deli nehrdir. Bu mahallerden yukaruda dağlar içre su kenarında yalçın kayalarda akîk-i Yemenî henüz zâhir olup hançer ve bıçak kabzaları kadar parçalar bulunmağa başladı. Ve bu mahalde Kazak-ı Ak havfinden ma‘mûr kasaba yokdur. Andan (---) mil
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
Nehr-i Sandîl-i ekber: Şatt'dan ayrılup Basra nevâhîlerin saky eder. Bu
mahallerden
tâ Lahsa ve Ummân ve Tûc Mekrân ve Cezâyir vilâyetlerine varınca konup göçen Ur …
Nehr-i Sandîl-i ekber: Şatt'dan ayrılup Basra nevâhîlerin saky eder. Bu mahallerden tâ Lahsa ve Ummân ve Tûc Mekrân ve Cezâyir vilâyetlerine varınca konup göçen Urbân-ı bî-pâyânın şeyhine Şeyh Berrâvî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362b ·
metinde göster ·
kayaları oyup asker-i İslâm kal‘aya mûr mâra sarılır gibi kayalara sarılmağa ba …
Ve bu mahallerden kayaları oyup asker-i İslâm kal‘aya mûr mâra sarılır gibi kayalara sarılmağa başladı ve üç tarafdan kal‘a altına lağımlar işledi, ammâ darebât-ı topdan kal‘anın ol Şeddâdî ve metîn hâ’itleri peftere gibi havâya perrân olup yürüyüş etmeğe müstevfâ gedikleri nümâyân oldu, ammâ hemân küffâr-ı hîlekâr ol ân kal‘anın münhedim olan yerlerine dizme direkler dizüp içlerin esbâb [u] eskâl ve partal ve sartallarıyla doldurup yine cenge meşgûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… vâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan
mahallerden
bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar ken …
Evvelâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi ve cânib-i cenûbîsi tarafları köy köy üzre ma‘mûr u âbâdân sahrâ-yı mahsûldârın cânib-i garbîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve dereler ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… şalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu
mahallerden
taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. L …
Bu kal‘anın limanı yıldız rû[z]gârı tarafına vâki‘ olup amelî binâ eylemişdir. Yohsa hudâyî liman değildir. Kefere asrında yüz iki yüz pâre gemiler alırmış, ammâ şimdi el-hâlete hâzihi üzre mürûr-ı eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki kulaç olup iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koron kal‘asın liman tarafına dolaşırken sıkandil şakulası ile üç kulaç sudan taşra dolaşalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan suyu alup bî-zahmet yine sandallara girüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… nûb tarafında Karanlık kapusundan veyâ Panıgrad kapusundan ve Taşlı tabya nâmlı
mahallerden
bir top menzili ba‘îd yedi kol yerlerden kal‘aya meterislere şürû‘ olundukda bu …
Bu hâl-i pür-melâli sene 1077 Zilhiccesi'nden berü guzât meterise gireli bu şühedâları {böyle} göreli mu‘tâdları olmuş. Ve Hak Te‘âlâ guzâta kuvvet-i kâhireler vermiş. Hattâ ibtidâ meterisler kal‘a-i Kandiye'nin cenûb tarafında Karanlık kapusundan veyâ Panıgrad kapusundan ve Taşlı tabya nâmlı mahallerden bir top menzili ba‘îd yedi kol yerlerden kal‘aya meterislere şürû‘ olundukda bu kadar mesâfe-i ba‘îde iken ordu-yı İslâm içinde aslâ bir âdem baş göstermeğe kâdir olmayup kırk gün kırk gece rûz-ı mahşer-misâl kıyâmet kopup asker içinde bir feryâd u vâveylâ ve bir feza‘ u çeza‘ düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
… imdir ve benim re’y-i tedbîrimle yapılmışlardır. Eğer benim sözüm dutarsanız bu
mahallerden
bu kal‘ayı döğmeği ferâğat edin, zîrâ toprağında lağımları çokdur. Ammâ Kızıl t …
"Devletli vezîr, bu asâkir-i İslâmı iki yıldır bu Çufud tabyası ve Taşlı tabya ve Haçlı tabya ve Kanlı tabyaları önlerinde bu ümmet-i Muhammedi ne kırdırırsın. Bu mahaller ve bu sahrâlarda cümle altlarınız onar ve on ikişer kat lağımlardır. Bir yerden on lağım atar cümle lağımlar benim işlerimdir ve benim re’y-i tedbîrimle yapılmışlardır. Eğer benim sözüm dutarsanız bu mahallerden bu kal‘ayı döğmeği ferâğat edin, zîrâ toprağında lağımları çokdur. Ammâ Kızıl tabyadan tâ deryâ kenârına varınca cümle taşlık olup ol tarafda aslâ lağım yokdur. Hemân deryâ kenârına varın, eğer bu kal‘ayı oradan feth etmezseniz beni kebâb edin. Ve Göllük tarafında deryâ kenârında kum içinde meteris edüp tâ kal‘a dibine varsınlar, eğer 294a anda dahi lağım var ise beni lağım ile âteşe yakın" deyü meserret haberler verince Sadrıa‘zam âye[t] sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293b–294a ·
metinde göster ·
… Soffa soffasına andan Bâb-ı Cibrîl'den taşra, andan câmi‘ içre, bu zikr olunan
mahallerden
ihtiyâten birer kat handak dahi kazup niçe kerre yüz bin kantâr âdem beli kalın …
Bundan mâ‘adâ tâ Hazret-i Osmân binâ etdüği dîvâr dibinden tâ Erbâb-ı Soffa soffasına andan Bâb-ı Cibrîl'den taşra, andan câmi‘ içre, bu zikr olunan mahallerden ihtiyâten birer kat handak dahi kazup niçe kerre yüz bin kantâr âdem beli kalınlığı demir kafesler ve kârgîr metîn binâlar Y 286b ile inşâ edüp kat-ender-kat sedd-i İskender olup kabr-i şerîfleri üzre dahi tekrâr demir kafesler inşâ olunup kubbe-i âlîlerin binâ etmişlerdir kim mahall-i münâsebetiyle evsâfın tahrîr ederiz. Ve Nûreddîn-i şehîd Sultân bu binâ-yı azîme himmet edüp şehr-i Medîneyi ibtidâ kal‘a içine anlar alduğun Arab tevârîhlerinde tafsîl üzre tahrîr etmişlerdir. Ammâ bizim murâd [u] maksûd [u] merâmımız olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286a–Y286b ·
metinde göster ·