… -i Çîn ile mebnî bir câmi‘-i rûşendir. Diller ile ta‘bîr olunmaz. Altında cümle
mahzenler
ve dekâkînlerdir. Kıble kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---) …
Rüstem Paşa câmi‘i: Süleymân Hân vezîridir. Tahte'l-kal‘a'nın kurbünde fevkânî serâpâ kâşî-i Çîn ile mebnî bir câmi‘-i rûşendir. Diller ile ta‘bîr olunmaz. Altında cümle mahzenler ve dekâkînlerdir. Kıble kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89b ·
metinde göster ·
… dhâne {kullesi ve yetmiş kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu
mahzenler
ve dîvânhâne-i cedîd cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve …
Evsâf-ı Tershâne-i Âmire: (---) göz Süleymân Hân binâsıdır. Bârûdhâne {kullesi ve yetmiş kapudan mahzenleri} ve kürekhâne ve yedi aded kurşumlu mahzenler ve dîvânhâne-i cedîd cümle Süleymân Hân'ın hayrâtıdır. Ve San Pavla zindânı ve Cirid meydânı kasrı ve Şâhkulukapusu ve Meyyit iskelesikapusu cümle Süleymân Hân'ındır. Ve Kapudan Paşa'ya on iki bin azebistân askeri ve yüz elli kapudan-ı enderûn ve yüz elli kapudan-ı bîrûn cezîrelerde ve yetmiş alem ve tuğ sâhibi azebistân ağası ve kırk sancak yerde re‘âyâ ve berâyâdan kürek-keşân azebistân gelmek kânûn-ı Süleymânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… ve vüzerâ ve a‘yânın mâlları bundadır kim zîr-i zemîninde niçe yüz demir kapulu
mahzenler
vardır. Sene 857 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân binâsıdır kim gûyâ şe …
İslâmbol'un iz[di]hâm ve güzîde yerinde Âl-i Osmân'ın hazîne-i azîmi bir bezzâzistândır kim gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Cemî‘i erbâb-ı seferlerin ve vüzerâ ve a‘yânın mâlları bundadır kim zîr-i zemîninde niçe yüz demir kapulu mahzenler vardır. Sene 857 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân binâsıdır kim gûyâ şeddâdî binâdır. Cânib-i erba‘ası taşrasında keçeciler ve sahhâf ve takyacılar ve boğasıcılar ve kılabdan u sırmacılar ve kuyumcular ve incücüler ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… ir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan
mahzenler
ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Aza …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… nde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm
mahzenler
vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paş …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… âr kal‘aya urûc etmede usret çekerler. Derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve cebehâne ve
mahzenler
ve su sarnıçları vardır. Nehr-i Murâd'a nüzûl eder kayalar içre mestûr bir su y …
Der-eşkâl-i kal‘a-i Palu: Murâd nehri kenarında hakkâ ki mânend-i Kahkahâ eflâke ser çekmiş bir seng-binâ bir küçük kal‘adır. Ammâ bir tarafdan havâlesi olmamağıla bir vechile zafer mümkin değildir. Hattâ Timur görüp aslâ mukayyed olmayup ubûr etmişdir. Derûn-ı kal‘ada İbrâhîm Beğ'den gayri askeriyle sâkin olur bir ferd-i âferîde yokdur. Ve sâkin olmak da mümkin değildir, zîrâ her bâr kal‘aya urûc etmede usret çekerler. Derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve cebehâne ve mahzenler ve su sarnıçları vardır. Nehr-i Murâd'a nüzûl eder kayalar içre mestûr bir su yolu vardır. Cemî‘i burc [u] bârûları gâyet metânet üzredir ve cânib-i (---) bir demir kavî bâb-ı metîni var.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b ·
metinde göster ·
… z kaya üzre olmağıla derûn-ı kal‘ada imâristândan bir nişân yokdur. Ancak ba‘zı
mahzenler
ve zîr-i zemînler ve buğday anbarları vardır. Cânib-i (---)(---) kapusu mekşûf …
Rûm târîhleri üzre Filboz kral binâsı olmağıla Filiboz'dan galat-ı meşhûr Filibe derler. Hâlâ kal‘ası şehrin ortasında bir boz kaya üzre olmağıla derûn-ı kal‘ada imâristândan bir nişân yokdur. Ancak ba‘zı mahzenler ve zîr-i zemînler ve buğday anbarları vardır. Cânib-i (---)(---) kapusu mekşûfdur. Aslâ handakı yokdur. Zîrâ cânib-i erba‘ası yalçın kayalar üzredir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Dizdârı ve mehterhânesi ve neferâtları yokdur. Zîrâ İç il olmağıla cebehâne ve neferât lâzım değildir. Ancak ıydeyn-i mübârekeynde i‘lân içün iki şâhî topları vardır. Filibe Nâzırı Mehemmed Ağa tarafından atlarda imâr olsa şîrîn binâ kal‘a-i zibâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… kademe harem-i azîmdir. Cânib-i etrâfında bîmâristân ve dârü'l-it‘âm ve kilâr ü
mahzenler
ve tâbhâne ü kitâbhâne dârü't-tedrîsler ile ma‘mûr u müzeyyen haremdir.
Ve bu haremden taşra harem-i kebîrin hâk-i pâkinde niçe bin dud ağaçları ile müzeyyen bir haremdir kim tûlen ve arzan yedişer yüz kademe harem-i azîmdir. Cânib-i etrâfında bîmâristân ve dârü'l-it‘âm ve kilâr ü mahzenler ve tâbhâne ü kitâbhâne dârü't-tedrîsler ile ma‘mûr u müzeyyen haremdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154a ·
metinde göster ·
… al‘ada dizdâr ve imâm ve mü’ezzinlerden gayrı olmaz, zîrâ hazîne ve cebehâne ve
mahzenler
bu hisârdadır. Bu Nârin kal‘a Lipova'nın bâğları olan Varva bayırının dibine vâ …
Bu Nârin kal‘ada dizdâr ve imâm ve mü’ezzinlerden gayrı olmaz, zîrâ hazîne ve cebehâne ve mahzenler bu hisârdadır. Bu Nârin kal‘a Lipova'nın bâğları olan Varva bayırının dibine vâki‘ olmuş havâleli yerdedir, ammâ ol püşteden bu sûra aslâ zarar gelmez, zîrâ ol havâle bayır bu kal‘anın hılâfına vâki‘ olmuşdur, ammâ yine emîn zemîn değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
kurbunda kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen dekâkînleri var. Cânib-i selâsında tâ …
Ve mahzenler kurbunda kârgîr binâlı ma‘mûr u müzeyyen dekâkînleri var. Cânib-i selâsında tâ Kilis dağlarına ve Solin kal‘ası bağlarına varınca yetmiş yedi bin bâğdır derler. Ekseriyyâ zeytûnu hıyâbân-ı Acem olup cihânı dutmuşdur ve inciri ve narı ve emrûdu ve limon ve turuncu ve kebbâtı zemîni zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
ve bârûdhâne çarhları olan kârhânelerdir, gayri âsâr-ı binâ yokdur. Kal‘anın bu …
Bu kal‘a içre aslâ müte’ehhil kimesnelerin hâneleri yokdur. Hemân kal‘a etrâfında dîvâr[a] muttasıl kârgîr binâlı mahzenler ve bârûdhâne çarhları olan kârhânelerdir, gayri âsâr-ı binâ yokdur. Kal‘anın bundan gayri yeri cümle gül [ü] gülistân ve bâğ [u] bostân ve murgzâr u lâlezâr bir mesîregâh u teferrücgâh kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88b ·
metinde göster ·
… r. Bu cisrin karşu tarafı Tuna içinde bir cezîre gibidir. Bu cezîrecikde birkaç
mahzenler
ve yigirmi kadar saz örtülü evleri var. Bu cezîrede bu imâretlerden mâ‘adâ bir …
Ve bu kapudan taşra Tuna kenârında on aded cümle kassâb dükkânları var ve bu kapudan alarka bir handak dahi var, ammâ alçacıkdır. İçinden nehr-i Tuna cereyân edüp bu ark üzre kazıklar ile mebnî bir cisr-i metîni var. Bu cisrin karşu tarafı Tuna içinde bir cezîre gibidir. Bu cezîrecikde birkaç mahzenler ve yigirmi kadar saz örtülü evleri var. Bu cezîrede bu imâretlerden mâ‘adâ bir şey olmayup cümle bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânları vardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
… âkimleri yokdur, ammâ Dobra-Venedik'den gemilerle tuz gelüp iskele başında azîm
mahzenler
içre tuzu yığup taraf-ı pâdişâhîden bir tuz emîni hâkimi var ve bir emîn dahi k …
Evsâf-ı kasaba-i Gabele: Hersek sancağında paşa hâssı voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve gayri hâkimleri yokdur, ammâ Dobra-Venedik'den gemilerle tuz gelüp iskele başında azîm mahzenler içre tuzu yığup taraf-ı pâdişâhîden bir tuz emîni hâkimi var ve bir emîn dahi kefere tarafındandır. Bu diyârda tuz gâyet makbûl olduğundan tâ Bosna ve Öziçe ve Belgrad'a varınca tuz gidüp lezîz milhi olur. Ve bir emîn dahi Gabele kulu tarafından oturup nâzıru'n-nuzzârdır, ammâ bu kasaba ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir, lâkin zamân-ı kadîmde şehr-i mu‘azzam imiş. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhir olup Venedik küffârı isyân u tuğyân edeli harâb olmuş, ammâ el-hâletü hâzihî cümle yüz elli aded kayağan örtülü fukarâ hânelerinde câ-be-câ bâğçeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
… e direk salları ve şindire tahtaların salları bu mahalde gümrük önünde niçe yüz
mahzenler
vardır, anda yanaşırlar. Dörd kerre yüz bin altun hâsıl olur gümrük emânetidir.
Ve Tuna kenârı sâfî iskeledir kim cümle transa gemileri bunda yanaşup kayıklar ve çırnıklar ve balıkçılar ve cümle odun salları ve direk salları ve şindire tahtaların salları bu mahalde gümrük önünde niçe yüz mahzenler vardır, anda yanaşırlar. Dörd kerre yüz bin altun hâsıl olur gümrük emânetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… p bir iskele kapusu ve bir uğrın kapusu ve iskele başında bir hânı ve elli aded
mahzenler
ve bir kenîseden vely olunmuş bir ma‘mûr câmi‘i ve bir medrese ve üç mekteb ve …
Kal‘ası nehr-i Tise kenârında çâr-kûşe bir tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâcıkdır kim gird-â-gird cirmi beş yüz aded hatve ihâta eder. Handakı içre Tise nehri cereyân edüp bir iskele kapusu ve bir uğrın kapusu ve iskele başında bir hânı ve elli aded mahzenler ve bir kenîseden vely olunmuş bir ma‘mûr câmi‘i ve bir medrese ve üç mekteb ve bir tekyesi ve bir hammâmı ve kırk aded dükkânı ve cümle yüz aded kiremitli ve saz ö[r]tülü tahtânî evleri var. İskele-i azîm olmağile halkı ekseriyyâ tuz ve balık bâzergânlarıdır kim ankâ ve hânedân sâhibi garîb-dost âdemleri ekseriyyâ hacılardır. Cümle serhadli esbâbı gibi kalpak geyerler. Bir hayli şîrîn ve ma‘mûr kasabadır, ammâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Bundan dahi yoklama-bahâ alup cânib-i şarka sahrâlarda ma‘mûr kurâları 6 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
ve cümle on aded kahvehâneler ve cümle yigirmi aded bozahânelerdir kim kân-ı le …
Ve cümle altmış sekiz aded kârgîr mahzenler ve cümle on aded kahvehâneler ve cümle yigirmi aded bozahânelerdir kim kân-ı levendâtdır. Bunlara sehel ruhsat verdiler kim askerî tâ’ifesine ârâmgâh ola, ammâ meyhânelere izin verilmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
Ve cümle tahtânî ve fevkânî altmış aded hücreler olup altları cümle
mahzenler
ve bu mahalden baş yukaru tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca kâmil bin iki yüz a …
Ve cümle tahtânî ve fevkânî altmış aded hücreler olup altları cümle mahzenler ve bu mahalden baş yukaru tâ Vâlide Sultân câmi‘ine varınca kâmil bin iki yüz adım yolu bir sâ‘atlik yerdir kim bu şâhrâhın iki cânibleri serâpâ dükkân ve (...) ler dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… i taşralı fevkânî sarây-ı âlîdir ve kurbunda Tershâne mühimmâtı ile leb-ber-leb
mahzenler
vardır.
Ve bu Kadırga limanı taşrasında yine poyraz cânibine bir kat azîm liman dahi vardır. Ammâ anda kadırga yatamaz, zîrâ ağzı poyraza ve yıldıza açıkdır, kom gelir. Ammâ kalyon ve şayka bir demir üzre yatır. Ve Kadırga limanına bu limandan girilir. Kadırga limanına bu liman siper olmuşdur. Ve bu limanların bu tarafı ağzında Mendirek kal‘asına mukâbil birer kulle-i metîn vardır. Ve bu Kadırga limanı beş yüz pâre gemi alur ve taşra liman bin pâre gemi alur. Ammâ sehel açıkdır. Ve bu limanlar Rodos kal‘asının poyraz cânibine vâki‘ olmuş koltuk limandır ve gâyet meşhûr-ı âfâk limanlardır. Ve bu Kadırga limanında Tershâne gözlerinde Süleymân Şâh'ın bindiği Yeşil Melek kadırgası felenkler üzre karada durur. Ve bu mahalde liman kenârında Rodos paşası sarâyı içli taşralı fevkânî sarây-ı âlîdir ve kurbunda Tershâne mühimmâtı ile leb-ber-leb mahzenler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117a ·
metinde göster ·
Ve bu şehir içinde yol üzerlerinde üç yüz altmış altı
mahzenler
vardır. Küffâr zamanında bu mahzenlerde mâl-â-mâl buğday dururmuş. Rûz-merre bi …
Ve bu şehir içinde yol üzerlerinde üç yüz altmış altı mahzenler vardır. Küffâr zamanında bu mahzenlerde mâl-â-mâl buğday dururmuş. Rûz-merre bir müd buğday yeyüp bir sene müstevfâ yetişir imiş. Hâlâ ol mahzenler boşdur ve ağızı mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y120b ·
metinde göster ·
… ururmuş. Rûz-merre bir müd buğday yeyüp bir sene müstevfâ yetişir imiş. Hâlâ ol
mahzenler
boşdur ve ağızı mesdûddur.
Ve bu şehir içinde yol üzerlerinde üç yüz altmış altı mahzenler vardır. Küffâr zamanında bu mahzenlerde mâl-â-mâl buğday dururmuş. Rûz-merre bir müd buğday yeyüp bir sene müstevfâ yetişir imiş. Hâlâ ol mahzenler boşdur ve ağızı mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y120b ·
metinde göster ·
… Kıbrıs iskelesi olmak ile şenlikli yerdir. Ve kal‘adan taşra leb-i deryâda azîm
mahzenler
vardır. Cümle mün‘im bâzergânlar anda metâ‘ların koyup mihmân olurlar.
Ve Kıbrıs iskelesi olmak ile şenlikli yerdir. Ve kal‘adan taşra leb-i deryâda azîm mahzenler vardır. Cümle mün‘im bâzergânlar anda metâ‘ların koyup mihmân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149a ·
metinde göster ·
… sâkin olacak bir teferrücgâh yerdir ve iskele başıdır. Ve bu mahalde kırk elli
mahzenler
vardır. Ve üzerleri bâzergân odalarıdır. Niçe kerre yüz bin guruşa mâlik Mısır …
Ve kal‘a içinde yedi havlısız hurde evler vardır. Ve bir mescidi var. Ve mezkûr cisir başında bir kasr-ı latîf gümrük emînleri sâkin olacak bir teferrücgâh yerdir ve iskele başıdır. Ve bu mahalde kırk elli mahzenler vardır. Ve üzerleri bâzergân odalarıdır. Niçe kerre yüz bin guruşa mâlik Mısır ve Frengistân bâzergânları sâkindir ve metâ‘ları mahzenlerinde mâl-â-mâldir. Ve bu mahalde aslâ müte’ehhil kimesne olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y177b ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘e karîb câmi‘-i Mu‘allak. Altı boş olup
mahzenler
olmağile câmi‘-i Mu‘allak derler. İki tarafdan yedişer ayak taş nerdübân ile çı …
Ve bu câmi‘e karîb câmi‘-i Mu‘allak. Altı boş olup mahzenler olmağile câmi‘-i Mu‘allak derler. İki tarafdan yedişer ayak taş nerdübân ile çıkılır azîm câmi‘-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y199a ·
metinde göster ·
… â handakı yokdur. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Ve içinde yedi hâne ve gayri
mahzenler
ve bir mescid var. Dizdârı ve yetmiş nefer merdüm-i hisârı vardır. Ve Kerek nâh …
Kal‘ası bir çölistânda şekl-i murabba‘ bir küçük sengîn bünyâd kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr üç yüz adımdır ammâ handakı yokdur. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Ve içinde yedi hâne ve gayri mahzenler ve bir mescid var. Dizdârı ve yetmiş nefer merdüm-i hisârı vardır. Ve Kerek nâhiyesinden zahîre getirüp bunda huccâca füruht edüp azîm kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264b ·
metinde göster ·
… nbîl hûrmâ ve sâ’ir me’kûlât kısmından tahsîl edüp Reşîd şehrinde bir azîm mîrî
mahzenler
vardır, cümlesin mâl-â-mâl yığarlar.
Bu hazîne-i pâdişâhî tahsîlinde Mısır askerîsinin alayı yokdur, ancak Mısır vezîri ümerâ-yı Mısır'ın bir eşbehine hil‘at-ı fâhire geydirüp kilâr-ı pâdişâhî beği eder, gayrı sefere ve gayrı kullara me’mûr olmaz, ancak kendüsi beş yüz âdem ile eyâlet-i Mısır'da kazâ-i Fereskûr'den ve Menzil şehrinden ve bender-i Dimyât'dan ve kazâ-i Birimbâl'dan ve bender-i Reşîd'den ve sâ’ir pirinc hâsıl olan yerlerden beş kerre yüz bin erdeb pirinci ve iki bin kafes sükkeri ve mî‘âdı ve üç yüz ferde kahve ve iki yüz bin erdeb mercimek ve iki yüz bin erdeb nohud ve yüz katma kınâ ve beş yüz zenbîl hûrmâ ve sâ’ir me’kûlât kısmından tahsîl edüp Reşîd şehrinde bir azîm mîrî mahzenler vardır, cümlesin mâl-â-mâl yığarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a ·
metinde göster ·
… âb üzre bu varoş üç bin yedi yüz adımdır. Ve bu varoşda leb-i deryâda gümrük ve
mahzenler
ve Mendilzâde Mustafâ Ağa hânı ve Sinân Paşa hânı ve Mustafâ Paşa hânı ve Hüsey …
Ve bu varoşun Kadırga limanı kenârı cânibi kâmil bin yedi yüz adım varoşdur. Ve Tershâne dibinden Galyon limanı önüne varınca iki bin adım varoşdur. Bu hisâb üzre bu varoş üç bin yedi yüz adımdır. Ve bu varoşda leb-i deryâda gümrük ve mahzenler ve Mendilzâde Mustafâ Ağa hânı ve Sinân Paşa hânı ve Mustafâ Paşa hânı ve Hüseyin Paşa hânı ve Vîs Paşa hânı ve Hâce Mehemmed hânı vardır, gâyet ma‘mûr u metîn hânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y324a ·
metinde göster ·
… rafdan yigirmişer kademe Y 334a taş nerdübân ile çıkılır câmi‘-i âlîdir. Altı
mahzenler
ve dükkânlar ve tarîk-ı âmdır. Derûn-ı câmi‘de on iki mermer sütûn üzre münakka …
el-Hacı Cemâleddîn Ağa câmi‘i: Fevkânîdir. İki tarafdan yigirmişer kademe Y 334a taş nerdübân ile çıkılır câmi‘-i âlîdir. Altı mahzenler ve dükkânlar ve tarîk-ı âmdır. Derûn-ı câmi‘de on iki mermer sütûn üzre münakkaş tavandır. Ve iki kapusu vardır. İki kapu üzre bu târîh merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333b–Y334a ·
metinde göster ·
… yokdur. Ve iskele başında kâyimmakâm sarâyı gümrükhânedir. Ve kırk elli mikdârı
mahzenler
vardır, cümle tüccârların metâ‘ları ile mâl-â-mâldir.
Bu şehr içre cümle altı yüz hâne vardır, temelleri nısfına dek taşdır, andan yukarusı çalaşdır ve üstleri cümle toprak ve şaşdır. Ve birkaç dükkânları ve mahzenleri ve bir câmi‘i ve mesâcidleri vardır. Lâkin evleri dardır. Bâğ u bâğçeleri yokdur. Ve iskele başında kâyimmakâm sarâyı gümrükhânedir. Ve kırk elli mikdârı mahzenler vardır, cümle tüccârların metâ‘ları ile mâl-â-mâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437a ·
metinde göster ·
… rde bulunur. Hattâ misk ü amber ve kakule-i kebîr yük ile pâymâl yatır. Zîrâ bu
mahzenler
Şeddâdî taş-binâ olmağile emîn mahzenlerdir. Ve bu cezîrede aslâ bâğ u bâğçe yo …
Bu âsârlardan gayrı hân hammâm ve medrese ve imâret ve sebîl ve çeşme misilli binâlar yokdur. Ve cümle yüz kadar dükkânları vardır. Cemî‘i zî-kıymet Hind ü Sind tefârûkları anda bî-kıymet bulunur. Ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve iskele başında yüz mikdârı hân gibi Banyân mahzenleri vardır. Cemî‘i girânbahâ eşyâlar bu mahzenlerde bulunur. Hattâ misk ü amber ve kakule-i kebîr yük ile pâymâl yatır. Zîrâ bu mahzenler Şeddâdî taş-binâ olmağile emîn mahzenlerdir. Ve bu cezîrede aslâ bâğ u bâğçe yokdur. Ammâ altun ve guruş gâyet çokdur. Hudâ hakkı Q 336aP 333a mahzenlerde cevâhir murassa‘ât ve altun guruş kîsesi yığın yığın yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·