… harmandan der-anbar olmuş hubûbâtlardır. Ve niçe yüz aded gârlarda ve şömne ve
mahzenlerde
ve hâsıllarda danedâr buğday ve şa‘îr ve gayrı hubûbâtlar der-mahzen olup âmâde …
Derûn-ı kal‘ada ol kadar mağaralar ve muzlim kemîngâhlar ve su sarnıçları var kim onar sene muhâsara olsa kifâyet eder su sarnıçları vardır ve cemî‘i püştelerin yalçın kayaları üzre bârân-ı rahmet nüzûl etdikde bir katre mâ-i rahmet hebâya gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, mîrî sarnıçlar vardır. Ve niçe yüz aded gâr-ı yetîmânlarda yedi sekiz yüz yıldan berü kızıl darı ve kara sûret darısı ve çeltikli pirinç mâl-â-mâldir kim gûyâ henüz harmandan der-anbar olmuş hubûbâtlardır. Ve niçe yüz aded gârlarda ve şömne ve mahzenlerde ve hâsıllarda danedâr buğday ve şa‘îr ve gayrı hubûbâtlar der-mahzen olup âmâdedir, ammâ her bu gendümleri re‘âyâ vü berâyâlar üzre taraf-ı şehriyârîden tevzî‘ edüp ba‘dehû yine cedîd gılâl ve hınta alup der-anbar ederler. Ve bu kal‘ada olan mühimmât ü levâzımât ve bî-hadd [ü] bilâ-gâyât cebehâne-i gûnâ-gûnlar var kim hesâbın Feyyâz-ı Mutlak bilür. Ve ol kadar şedde barûd-ı siyâh ve gülle ve kumbara ve top-ı kal‘a-kûplar var kim başka bir mücelled kitâb-ı cebehâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 211a ·
metinde göster ·
… în sayd [u] şikâr giriftâr etdikleri üsârâlardan haber alup zîr-i zemînlerde ve
mahzenlerde
ol kadar mâl-ı ganâ’im zî-kıymet ve kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire-i nâdireler …
Ve bu Erdel-i erzel küffârı memleketinin kefere ve fecereleri zemînî mezheb olmak ile cemî‘i zî-kıymet girân-bahâlı emti‘aların meşâdlarında ve bâğ [u] bostânlarında zemîne defn etdiklerin guzât-ı müslimîn sayd [u] şikâr giriftâr etdikleri üsârâlardan haber alup zîr-i zemînlerde ve mahzenlerde ol kadar mâl-ı ganâ’im zî-kıymet ve kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire-i nâdireleri bî-zahmet aldılar ve ol kadar bisât-ı bî-kıymet âvânî bulurlardı kim tahmîl-i bâr etmeden acz izhâr edüp düşmana kalmasın deyü ol girân-bahâ âvânîleri ıhrâk bi'n-nâr edüp niçesin sulara bırağırlardı. Ve guzât-ı müslimîn ol kadar üsârâ çıkarırlardı kim kesretinden âciz olup niçesin katl ederlerdi. Ve her gün zîr-i kal‘ada olan guzâta üç dörd yüz araba mâl-ı ganâ’im gelüp kal‘a-kûp olan cüyûş-ı muvahhidîne ganîmet olurdu. Ve cümle hayme vü hargâhda birer ve beşer ve onar nâ-şüküfte ve nev-izâle duhter-i pâkîze-ahter dişleri mevzûn ve meknûn kelimâtları mevzûn kızlara ve pençe-i âfitâb muğpîçehâ-yı duşak uşakları Macar ve Eflâk füccârları esîrlerinin hisâb [u] kitâbların Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
… â’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup
mahzenlerde
hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişn …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
Hattâ kefere zamânında bu şazrevânın dîv kellelerinden her bâzâr günleri ve her bed-nâm rûzlarında ve îd-i Nasârâ'da mü[me]ssek eşribeler cârî olup cümle küffâr nûş edüp def‘-i atşân ederlermiş. Hâlâ şeker şerbeti mahzenleri durur. Bu mahzenlerde gûnâ-gûn eşribeleri yapup aşağıda bu havzın fevvârelerinden pertâb edüp havzdan âyende vü revendegânlar nûş ederlermiş, ammâ yılda 82a bir kerre küffârın haçların suya bırakdıkları günler İsvet Nikola rûhiyçün bu havz [u] şazrevânlarından la‘lgûn bâde-i nâb pertâb edüp nûş edenler mest-i medhûş [u] bî-tâb olurlarmış. Ammâ bu havzdan hâlâ cereyân eden âb-ı sâfîler bu Sarây meydânı altındaki su sa[r]nıçlarına gidüp leb-ber-leb oldukda mâh-ı Temmûz'da nûş eden hayât-ı câvidân bulur, ammâ isrâf üzre sarf etmezler, zîrâ "Hîn-i muhâsarada ahâlî-i kal‘aya su lâzımdır" deyü imsâk üzre sarf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b–82a ·
metinde göster ·
… e vâveylâ kopup cümlesi giriftâr-ı kayd-ı bend oldular ve bakıyyetü's-seyf olup
mahzenlerde
kalanlar ıhrâk bi'n-nâr oldular. Ve bu yevm-i şûmun şeb-i zulmeti gidüp mâl [u] …
Ba‘dehu kal‘ayı yetmiş seksen yerden âteşe urduk. Meğer derûn-ı kal‘adaki zîr-i zemînlerde küffâr mâl-â-mâl imiş. Hemân küffâr-ı dûzah-karâr âteş-i Tatar'ı görünce cân havliy[l]e cümle evlâd [u] iyâlleriyle taşra çıkup âteş-i Nemrûd içinde bir feza‘ u çeza‘ ve vâveylâ kopup cümlesi giriftâr-ı kayd-ı bend oldular ve bakıyyetü's-seyf olup mahzenlerde kalanlar ıhrâk bi'n-nâr oldular. Ve bu yevm-i şûmun şeb-i zulmeti gidüp mâl [u] menâle mâlik olan gâzîlerimize leyle-i Kadr oldu, rûz-ı r[û]şenleri îd-i ekber oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
… içinde yol üzerlerinde üç yüz altmış altı mahzenler vardır. Küffâr zamanında bu
mahzenlerde
mâl-â-mâl buğday dururmuş. Rûz-merre bir müd buğday yeyüp bir sene müstevfâ yet …
Ve bu şehir içinde yol üzerlerinde üç yüz altmış altı mahzenler vardır. Küffâr zamanında bu mahzenlerde mâl-â-mâl buğday dururmuş. Rûz-merre bir müd buğday yeyüp bir sene müstevfâ yetişir imiş. Hâlâ ol mahzenler boşdur ve ağızı mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y120b ·
metinde göster ·
… âmbol'a Mısır'dan gider, sehel âteş ile sırçayı su gibi eridir. Mısır Bulağında
mahzenlerde
top toludur ve başka emânetdir, mîrî mâl verir.
Ma‘âdin-i natrûn: Bu dahi tuz gibi bir ma‘dendir. Mısır halkı ekseriyyâ ta‘âma tuz yerine bunu korlar, tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı hal edüp bişirir. Lâkin dahi ta‘âm çiğ iken eridüp hal eder. Anıniçün Y 177b Mısır ta‘âmında lezzet yokdur. Mısır'da odun az olduğundan ta‘âm tîz pişsin deyü bu natrûnu korlar. Ammâ çok isti‘mâl edenin hayâsı debe olup sidiğin dutmayup selesü'l-bevle mübtelâ olur. Ve şîşeciler isti‘mâl ederler, İslâmbol'a Mısır'dan gider, sehel âteş ile sırçayı su gibi eridir. Mısır Bulağında mahzenlerde top toludur ve başka emânetdir, mîrî mâl verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177a–Y177b ·
metinde göster ·
… d ile yakup mezkûr kül birbirine bitişüp top top olur. Ba‘dehu iskele başındaki
mahzenlerde
yâhûd taşrada köm köm yığup tüccârları kantâr urup alırlar. Mısır'a ve sâyir di …
Hâssa-i sânî: Bu gâsûl otun ahâlî-i beled dağlar gibi bir yere yığup ihrâk bi'n-nâr ederler. Ba‘dehu külün bir yere cem‘ edüp bir dahi germ-â-germ âteş-i Nemrûd ile yakup mezkûr kül birbirine bitişüp top top olur. Ba‘dehu iskele başındaki mahzenlerde yâhûd taşrada köm köm yığup tüccârları kantâr urup alırlar. Mısır'a ve sâyir diyârlara bâzergânları niçe kerre yüz bin kantâr ve kîle gâsûl hâkisterin alup Mısır'da ve gayrı diyârlarda değirmenlere çeküp ba‘dehu elekden geçirüp âteş-i germ-â-germde natrûn ile kal edüp gûnâ-gûn şîşeler ve kanâdîl ve câmlar yaparlar. Gâyet mücellâ ve berrâk billûr câmları olur kim görenler anı câm-ı Cem ve billûr-ı moran ve necef zann eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312b ·
metinde göster ·
… ında yüz mikdârı hân gibi Banyân mahzenleri vardır. Cemî‘i girânbahâ eşyâlar bu
mahzenlerde
bulunur. Hattâ misk ü amber ve kakule-i kebîr yük ile pâymâl yatır. Zîrâ bu mah …
Bu âsârlardan gayrı hân hammâm ve medrese ve imâret ve sebîl ve çeşme misilli binâlar yokdur. Ve cümle yüz kadar dükkânları vardır. Cemî‘i zî-kıymet Hind ü Sind tefârûkları anda bî-kıymet bulunur. Ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve iskele başında yüz mikdârı hân gibi Banyân mahzenleri vardır. Cemî‘i girânbahâ eşyâlar bu mahzenlerde bulunur. Hattâ misk ü amber ve kakule-i kebîr yük ile pâymâl yatır. Zîrâ bu mahzenler Şeddâdî taş-binâ olmağile emîn mahzenlerdir. Ve bu cezîrede aslâ bâğ u bâğçe yokdur. Ammâ altun ve guruş gâyet çokdur. Hudâ hakkı Q 336aP 333a mahzenlerde cevâhir murassa‘ât ve altun guruş kîsesi yığın yığın yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·
… u bâğçe yokdur. Ammâ altun ve guruş gâyet çokdur. Hudâ hakkı Q 336aP 333a
mahzenlerde
cevâhir murassa‘ât ve altun guruş kîsesi yığın yığın yatır.
Bu âsârlardan gayrı hân hammâm ve medrese ve imâret ve sebîl ve çeşme misilli binâlar yokdur. Ve cümle yüz kadar dükkânları vardır. Cemî‘i zî-kıymet Hind ü Sind tefârûkları anda bî-kıymet bulunur. Ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve iskele başında yüz mikdârı hân gibi Banyân mahzenleri vardır. Cemî‘i girânbahâ eşyâlar bu mahzenlerde bulunur. Hattâ misk ü amber ve kakule-i kebîr yük ile pâymâl yatır. Zîrâ bu mahzenler Şeddâdî taş-binâ olmağile emîn mahzenlerdir. Ve bu cezîrede aslâ bâğ u bâğçe yokdur. Ammâ altun ve guruş gâyet çokdur. Hudâ hakkı Q 336aP 333a mahzenlerde cevâhir murassa‘ât ve altun guruş kîsesi yığın yığın yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·