iken Maktûl İbrâhîm Paşa bu kapudan nihânîce duhûl ederdi. Cânib-i garba nâzır …
Andan Bâb-ı Süleymân Hân, bir gecede ihdâs edüp Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa bu kapudan nihânîce duhûl ederdi. Cânib-i garba nâzır bir küçük kapudur, hâlâ dâi’mâ mesdûd durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
On beşinci tılısmât: Atmeydânı'nda Milyonpar nâm amelî bir sütûn-ı âlîdir kim zirâ‘-ı bennâ ile kaddi yüz elli arşındır. Kostantîn zamân-ı hükûmetinde kabza-i tasarrufunda olan pâdişâhların dest-i hükûmetlerinde olan kılâ‘ların ve şehr-i azîmlerin adedince her pâdişâh-ı hâkimden ol kadar makbûl [u] mu‘teber reng-â-reng ahcâr-ı zî-kıymet taleb edüp geldikde Atmeydânı sahrâsında dağlar gibi yığılup tamâm oldukda hisâb [u] kitâb etdiler üç kerre yüz bin seng-i gûnâ-gûn gelmiş. Andan bildiler kim Kostantîn üç kerre yüz bin kal‘a ve şehre mâlik kıral imiş. Ba‘dehu bir üstâd-ı kâmil bu taşlar inkırâzu'd-devrân mü’ebbed durmak içün Atmeydânı'nda merkûm taşlardan kılâ‘ [u] büldânın nizâmı intizâmıyçün bir mîl minâre tılısm edüp mîlin tâ ortasında bir kalın demir mîl diküp cânib-i erba‘asına mezkûr taşları hendese üzre inşâ edüp mîlin tâ zirve-i a‘lâsında hammâm kubbesi kadar bir mıknatîs taşı koyup ol mîlin ortasına vaz‘ olunan hadîd mîli seng-i mıknatîs cezb edüp cümle seng-i gûnâ-gûnlar dahi birbiri üzre metânet buldu. Ve ol mîlin cemî‘i taşları ekâlîm-i seb‘a şehirlerinin herbirinden gelüp binâ olunduğıyçün milyonpar derler. Hâlâ sâbit dâ’im bir ibret-nümâ hezârân-pâre bir alâmetdir. Ve mi‘mârbaşı mîlin dibinde medfûndur kim Uryarin nâm bir üstâd-ı kâmildir. Ayasofya'yı binâ eden Ağnados mi‘mârın oğludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
Siyâvuş Paşa'ya bir sarây-ı azîm ve yeniçeri ağaları'na mahsûs bir sarây-ı kadî …
Ve Makbûl Siyâvuş Paşa'ya bir sarây-ı azîm ve yeniçeri ağaları'na mahsûs bir sarây-ı kadîm ve Lala Mustafâ Paşa içün bir sarây ve Pîr Mehemmed Paşa-yı Karamanî içün bir sarây ve Gegbizye'de câmi‘ sâhibi Mustafâ Paşa'ya bir sarây ve kızı ismehân Sultân'a bir sarây edüp câmi‘ huddâmlarıyçün bin aded mürtezika hücreleri inşâ edüp Eski Sarây'ın cânib-i erba‘asın tarîk-i âmm ile ârâste edüp ile'l-ân bir hâneye ittisâli yok bir sarây-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32b ·
metinde göster ·
… up Ahmed Paşa, Süleymân Hân cülûsunda isyân etmeğile Hâ’in nâmıyla şöhret bulup
Makbûl
iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a varmazdan mukaddem askerî tâ’ifesi Ah …
Mustafâ Paşa: Gegbizye'deki câmi‘i bunlar binâ edüp cümle zî-kıymet ruhâm-ı gûnâ-gûn hacerâtların Mısır'dan üstâdları ile getirdüp câmi‘ binâ etdi. Bunlar Mısır'dan ma‘zûl olup Şâm ihsân olunup Mısır Hâ’in Ahmed Paşa'ya ihsân olunup Ahmed Paşa, Süleymân Hân cülûsunda isyân etmeğile Hâ’in nâmıyla şöhret bulup Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a varmazdan mukaddem askerî tâ’ifesi Ahmed Paşa'yı hammâmda uryânen dutup Bâb-ı Züveyle'de salb edüp ba‘dehu İbrâhîm Paşa Mısır'a dâhil olup ma‘mûr [u] âbâdân etdiğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101a ·
metinde göster ·
… rı vardır ve cümlesi (---) neferdir. Senevî mevâcibleri (---) kîse olur, hâs ve
makbûl
askerdir.
Esnâf-ı dökücüyân: Cümle (---) bölükdür odabaşıları ve çorbacıları vardır ve cümlesi (---) neferdir. Senevî mevâcibleri (---) kîse olur, hâs ve makbûl askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı Tokat bâğçesi: Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu mahalde sayd [u] şikârda iken
Makbûl
Mahmûd Paşa Tokat kal‘asın feth etdüği {haberi} bu mahalde gelüp sürûrundan,
Evsâf-ı Tokat bâğçesi: Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu mahalde sayd [u] şikârda iken Makbûl Mahmûd Paşa Tokat kal‘asın feth etdüği {haberi} bu mahalde gelüp sürûrundan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… ba‘dehu pâdişâhlar ubûr eder. Ammâ bu alay-ı orduda ibtidâ elzem-i levâzımından
makbûl
olan askerî ve ulemâ-yı monlâ-orduyî(?) ve hukemâ ve kehhâl ve habbâzîn ve mahf …
Hakîkat ibtidâ askerin müfîd [ü] muhtasarı ubûr edüp giderek mankala ağalar ve mîrimîrânlar ve vüzerâlar ve şürefâlar ve ba‘dehu pâdişâhlar ubûr eder. Ammâ bu alay-ı orduda ibtidâ elzem-i levâzımından makbûl olan askerî ve ulemâ-yı monlâ-orduyî(?) ve hukemâ ve kehhâl ve habbâzîn ve mahfil-i Resûlullâh ve habbâzlara mensûb esnâf-ı keştîbân bu tertîb üzre ubûr edüp en nihâyetinde esnâf-ı muzahrafât ubûr etdiğiyçün her esnâf biri birinden mukaddem alay göstermeleriyçün gavgâ edüp pâdişâha arz edüp pâdişâh hatt-ı şerîfle mâbeynlerin ıslâh eder. Zîrâ âlât-ı silâha müstağrak kavm içre fesâd olmasın içün keştîbân-ı Bahr-i sefîd takaddüm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164b ·
metinde göster ·
, cümlesi pâk libâslar ile ve pâk müsellah ve müretteb saf saf ubûr edüp arabala …
Bu esnâf-ı makbûl, cümlesi pâk libâslar ile ve pâk müsellah ve müretteb saf saf ubûr edüp arabalar ve tahtırevânlar üzre orta peşkinli beşer altışar tancere ta‘âmlı ocaklar binâ edüp her dükkânları zer [u] zîvere gark edüp pâk dilberân huddâmlar el kavuşup her dükkânda zî-kıymet kâseler ve fağfûrî tabaklar ve mertebânî-i Gavrîler ve mutallâ leğen ve ibrîk ve harîr peşkîrler ve koknusu ve gücügen cenâhından yelpâzeler ile huddâmlar âmâde durup âşbâzlar ellerinde kepçeler ile ta‘âm kotararak giderken ba‘zı ehl-i cû‘ ol izdihâmda dükkâna girince âşcılar çavuşu feryâd edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
Tokuzuncu, evsâf-ı tuz emîni: Ekmekciyân takrîbiyle tahrîr olundu. Azîm
makbûl
askerdir. {Emîninin kârhânesi Zindânkapusu'yla Balıkbâzârıkapusu'nun arasında Ç …
Tokuzuncu, evsâf-ı tuz emîni: Ekmekciyân takrîbiyle tahrîr olundu. Azîm makbûl askerdir. {Emîninin kârhânesi Zindânkapusu'yla Balıkbâzârıkapusu'nun arasında Çiniciler başında evc-i semâya ser-çekmiş çâr-kûşe bir kulle-i azîmdir, emîn anda sâkindir. Nâ’ibleri ve kethudâları fermânıyla hâkimlerdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
emânetdir. Seferlerde bundan azîz emânet yokdur. Bir dahi nüzül emîni makbûldür …
Onuncu, evsâf-ı peksumât emîni: Dahi cümle esnâfıyla ekmekcibaşı neferâtıyla alayında tahrîr olundu, makbûl emânetdir. Seferlerde bundan azîz emânet yokdur. Bir dahi nüzül emîni makbûldür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
… inci, esnâf-ı nüzül emîni: Ağa bir, neferât yedi yüz, bu emîn, seferlerde gâyet
makbûl
emânetdir, cemî‘i vilâyetlerden asâkir-i İslâm içün gelen zahâyirleri buna tesl …
Yigirmi sekizinci, esnâf-ı nüzül emîni: Ağa bir, neferât yedi yüz, bu emîn, seferlerde gâyet makbûl emânetdir, cemî‘i vilâyetlerden asâkir-i İslâm içün gelen zahâyirleri buna teslîm edüp otağı önünde dağlar gibi yığılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı elmâs-bür ya‘nî hakkâk-i elmâs: Kârhâne yedi, neferât kırk beş adeddir. Bunların ma‘rifeti bir esnâfa benzemezdir. Kara taşdan elmâs-ı hâmları pâre pâre çıkarup her parçasın kurşumlu direfşler içine koyup âdem çevirir dollâblar üzre koyup yine kurşumdan çarhlarda elmâs bürâdeleri eğüp hâm elmâslar çarhlar üzre deverân ede ede berrâk olur. Ba‘dehu yine bir cânibin kurşuma koyup ol tarafı dahi pâk olur. Murâdı üzre çâr-kûşe mi ve bâdemî mi ve şeşhâne ederse edüp pâk eder görmeğe muhtâc bir çarh-ı dollâblı kârhânedir. Zîrâ elmâs ol kadar sengîn ve berkdir kim kurşum ne kadar nerm ise Cenâb-ı Bârî ana hasm halk edüp elmâsı kurşum hakk eder, aceb hikmetdir. Ve elmâsdan zî-kıymet cevher yokdur. Zîrâ (---) diyârda ma‘deni azdır. Âteşe girdikce berrâk olur. Altun dahi âteşde pâk olur. Anıniçün bu iki ma‘den "Yâ Azîz" ismine mazhar olup azîz [u] makbûl olmuşlardır. Ammâ sâ’ir cevâhirler âteşden cümle fenâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
taklabâz ve Bağdâdîdir kim bir âsitâna dahi varup âvâre olup lâne eylemez, âhir …
Ammâ bu bâlâda zikr olunan kebûterin cümlesinden makbûl taklabâz ve Bağdâdîdir kim bir âsitâna dahi varup âvâre olup lâne eylemez, âhir on sene mürûr ederse Bağdâdî Bağdâd'da ise de gelüp âşiyân-ı kadîmin bulur. Hakkâ yârânlarımızın bir kaçı kuşbâz idi, bir kaçın Bursa'ya götürüp Cum‘a namâzın kılup kafesden âzâd etdüğimiz gibi Bursa üzre bir pervâz urup evc-i âsumâne urûc edüp gâ’ib oldu. Ol ân İslâmbol'da lânesine varmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
Bunlar gûnâ-gûn semerleri arabalar üzre tahmîl edüp ve niçe hurde semerleri eşek sıpası ve koduğu üzre ve cinceve köçeği üzre ve keçiler üzre gönlü ve meşinli palânlar ve semerler edüp arz-ı metâ‘ ederler. Ammâ ordu-yı İslâm'da semerciler ve na‘lbandlar ve âşbâzlar ve berberler ve bozacılar kadar makbûl ehl-i hıref yokdur, azîm kâr edüp cümlesi pür-silâh geçüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194b ·
metinde göster ·
… ukallidîn ser-çeşmesi Hasanzâde-i şebbâz hâlâ cemî‘i ulemâ ve sulehâ mâbeyninde
makbûl
[ü] mergûb idi. Ve haftada iki gece Murâd Hân huzûrunda mukallidlik edüp evvel …
Anıniçün bu mukallidîn ser-çeşmesi Hasanzâde-i şebbâz hâlâ cemî‘i ulemâ ve sulehâ mâbeyninde makbûl [ü] mergûb idi. Ve haftada iki gece Murâd Hân huzûrunda mukallidlik edüp evvel özür dileyüp bu beyti terennüm ederdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… bîhârdır. İzmir'e ve Frengistân'a ve Arabistân'da, Mısır'da ve yedi iklîmde sûf
makbûl
olmağıla halkı seyâhat ile ticâret ederler. Ermenisi ve Yahûdîsi gâyet çokdur. …
Ve halkı ekseriyyâ tüccâr-ı berr [u] bîhârdır. İzmir'e ve Frengistân'a ve Arabistân'da, Mısır'da ve yedi iklîmde sûf makbûl olmağıla halkı seyâhat ile ticâret ederler. Ermenisi ve Yahûdîsi gâyet çokdur. On mahalle Ermeni ve iki cemâ‘at add olunur Yahûdîleri vardır. Ammâ Urum ve Kıptî azdır. Bâğı azdır ammâ bâğçeleri çokdur. Lâkin sahrâlarında kurâları ma‘mûr ve cümle ahâlîsi ankâ ve mesrûr buk‘aları hûb ve halkı garîb-dost ve mahbûb u mergûb kurâlarında mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir belde-i ma‘mûr [u] âbâdân kim kal‘ası ve şehri lâ-nazîrdir. Allahu Te‘âlâ inkırâzu'd-devrân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ide. Âmin, yâ Müste‘ân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358a ·
metinde göster ·
… da cemî‘i a‘yân-ı Şâm hedâyâlarıyla paşaya gelüp müşerref olup cümle hedâyâları
makbûl
olup yüz elli kadar hedâyâ gelen at ve kısrakları cümle ağavâtlarına ihsân eyle …
Menzil-i karye-i Harasta : Üç yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr (---) köydür. Burada cemî‘i a‘yân-ı Şâm hedâyâlarıyla paşaya gelüp müşerref olup cümle hedâyâları makbûl olup yüz elli kadar hedâyâ gelen at ve kısrakları cümle ağavâtlarına ihsân eyleyüp sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi pîşkeşler ile paşanın cümle askeri bây olup hakîre dahi Nâşifzâde'nin hedâyâ gelen atın cümle bisâtıyla ihsân eyledi. İrtesi ale's-sabâh el-azamet-i Hüdâ Şâm-ı cennet-meşâm askeri temevvüc-i deryâ-misâl cûş [u] hurûşa gelüp zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene ve gayri âlât-ı silâha müstağrak olup şah-râha iki cânibine kat-ender-kat selâma duranın cıda ve sinân ve hışt ve mızrâğından sahrâ-yı Şâm ormanistâna döndü ve yalman nîzeler şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hırelendirdi. Cümle a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân ü e’imme ü hutebâ vü mollalar ve sâdât-ı kirâmlar tevâbi‘leriyle atlar üzre selâma durup Emîr-i Hac Sinân Paşa başka asker-i alay gösterüp selâma durdu. Andan Türkmân oğulları İsâ ve Mûsâ Ağa ve Abdüllâm oğulları ve Sinân Paşa oğulları ve Kâsım Ağazâde ve Nasıfoğlu Mehemmed Efendi ve Şâm defterdârı ve Şâm kethüdâyeri ve Şâm çavuşlar kethüdâsı ve emîni ve kâtibi ve cümle (---) aded mücevvezeli ve ablak sorguçlu küheylân atlar üzre elbise-i fâhireye müstağrak olmuş çavuşlar selâma durdular ve Kör Abdüsselâm ve Rahtavân Mustafâ Ağa ve Keyvânoğulları ve Sıfet Hâkimi Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sâlih Ağa ve Hüseyin Ağa (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… rin Hazret-i Resûl kıra’at edüp Seb‘a-yı Mu‘allaka nâm mahalde sahîfesiyle asup
makbûl
şi‘r olmuş olurdu. Ammâ Hassân İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmın güzîdes …
Maşâd-ı şâ‘ir-i mâhir İmrü'l-Kays: Ol İmrü'l-Kays'dır kim Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı sa‘âdetlerinde fusahâ-yı büleğâ-yı Kureyş idi. Ol asırda ilm-i şi‘re rağbet olmağıla niçe bin sultân-ı şu‘arâlar var idi, ammâ cümleye mümtâz [u] müsellem Abdurrahmân Hassân ve bu İmrü'l-Kays idi. Pesendîde eş‘âr-ı belîğlerin Hazret-i Resûl kıra’at edüp Seb‘a-yı Mu‘allaka nâm mahalde sahîfesiyle asup makbûl şi‘r olmuş olurdu. Ammâ Hassân İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmın güzîdesi oldu. Hattâ Mısır'dan melik Mukavkıs-i Kıbtî Hazret'e Düldül katırı ve Zülfikâr kılıcı ve Mariya câriyeyi ve hemşîresin Hazret-i Zünnûn-ı Mısrî ile hedâ[yâ] gönderüp hedâya huzûr-ı Resûl'de makbûle geçdikde Düldül'ü ve Zülfikâr'ı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi ve Mariya câriyeyi hazret kendülere alıkoyup İbni'n-nebî İbrâhîm andan oldu. Mariya câriyenin hemşîresin bu Hassân şâ‘ire verüp sultân-ı şu‘âra oldu ve elçi Zünnûn-ı Mısrî dahi İslâm ile müşerref olup sahâbe-i kirâmdan olup cümle hükemâya pîr oldu. Ve Mısır'da medfûndur, ammâ bu İmrü'l-Kays Arapça 'dan olup İslâm ile müşerref olmadı. Zîrâ ilm-i nücûmda Ebû Leheb-i la‘înin telâmîzlerinden ve anın akrabâlarından idi. Hattâ bu İmrü'l-Kays hazret-i Kur’ân-ı azîm ve furkân-ı mecîd kıbel-i Hakkdan Cibrîl-i emîn vesâtatıyla resûl-i kibriyâya nâzil olmazdan yedi sene mukaddem Arapça lafz-ı dürer-bârın mukaddem târîhile İmrü'l-Kays manzûm etmişdir kim güfte-i İmrü'l-Kays:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 68a ·
metinde göster ·
… velde ol kadar imâr değil imiş. Lâkin sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında
makbûl
iken maktûl Şehîd İbrâhîm Paşa bu şehir hâkinden olmağıla imâr edüp beher yevm …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) kadîm-i evvelde ol kadar imâr değil imiş. Lâkin sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında makbûl iken maktûl Şehîd İbrâhîm Paşa bu şehir hâkinden olmağıla imâr edüp beher yevm imâristân ve bâğ [u] bostân, gül-i gülistân olmadadır. Özi eyâleti hâkînde Nigebolu sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethüdâsı vardır. Cümle on mahalle ve bin yedi yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu hânelerdir. Ekseriyyâ şındıra tahta ve kiremit örtülü seyrek seyrek hânelerdir. Ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden, makbûl iken maktûl olan İbrâhîm Paşa câmî‘idir kim diyâr-ı Rûmeli'nde böyle câmi‘-i selâtîn-misâl ma‘bedhâne-i musanna‘ yokdur. Kubbe-i nüh-tâkı tâk-i eflâke ser çekmiş gûyâ bir kubbe-i felekdir. Derûn-ı câmi‘ gâyet musanna‘ tasarruflar ile müzeyyendir kim misli meğer İslâmbol'da Rüstem Paşa câmi‘i ola. Ve bir minâre-i mevzûnu var. Ve haremi ve şadırvanı ve imâreti ve bir aded müderrisli dârü't-tedrîsi ve dârü'l-kurrâsı ve mekteb-i sıbyânı ve bir aded hammâmı 112a cümle makbûl İbrâhîm Paşa hayrâtıdır kim cümle imârâtları ve câmi‘ kıbâbları kurşum ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Ve tabahânda Sofu Mehemmed Paşa câmi‘i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b–112a ·
metinde göster ·
… kiremit örtülü seyrek seyrek hânelerdir. Ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden,
makbûl
iken maktûl olan İbrâhîm Paşa câmî‘idir kim diyâr-ı Rûmeli'nde böyle câmi‘-i se …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) kadîm-i evvelde ol kadar imâr değil imiş. Lâkin sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında makbûl iken maktûl Şehîd İbrâhîm Paşa bu şehir hâkinden olmağıla imâr edüp beher yevm imâristân ve bâğ [u] bostân, gül-i gülistân olmadadır. Özi eyâleti hâkînde Nigebolu sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethüdâsı vardır. Cümle on mahalle ve bin yedi yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu hânelerdir. Ekseriyyâ şındıra tahta ve kiremit örtülü seyrek seyrek hânelerdir. Ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden, makbûl iken maktûl olan İbrâhîm Paşa câmî‘idir kim diyâr-ı Rûmeli'nde böyle câmi‘-i selâtîn-misâl ma‘bedhâne-i musanna‘ yokdur. Kubbe-i nüh-tâkı tâk-i eflâke ser çekmiş gûyâ bir kubbe-i felekdir. Derûn-ı câmi‘ gâyet musanna‘ tasarruflar ile müzeyyendir kim misli meğer İslâmbol'da Rüstem Paşa câmi‘i ola. Ve bir minâre-i mevzûnu var. Ve haremi ve şadırvanı ve imâreti ve bir aded müderrisli dârü't-tedrîsi ve dârü'l-kurrâsı ve mekteb-i sıbyânı ve bir aded hammâmı 112a cümle makbûl İbrâhîm Paşa hayrâtıdır kim cümle imârâtları ve câmi‘ kıbâbları kurşum ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Ve tabahânda Sofu Mehemmed Paşa câmi‘i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b–112a ·
metinde göster ·
… -tedrîsi ve dârü'l-kurrâsı ve mekteb-i sıbyânı ve bir aded hammâmı 112a cümle
makbûl
İbrâhîm Paşa hayrâtıdır kim cümle imârâtları ve câmi‘ kıbâbları kurşum ile mest …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) kadîm-i evvelde ol kadar imâr değil imiş. Lâkin sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında makbûl iken maktûl Şehîd İbrâhîm Paşa bu şehir hâkinden olmağıla imâr edüp beher yevm imâristân ve bâğ [u] bostân, gül-i gülistân olmadadır. Özi eyâleti hâkînde Nigebolu sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethüdâsı vardır. Cümle on mahalle ve bin yedi yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu hânelerdir. Ekseriyyâ şındıra tahta ve kiremit örtülü seyrek seyrek hânelerdir. Ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden, makbûl iken maktûl olan İbrâhîm Paşa câmî‘idir kim diyâr-ı Rûmeli'nde böyle câmi‘-i selâtîn-misâl ma‘bedhâne-i musanna‘ yokdur. Kubbe-i nüh-tâkı tâk-i eflâke ser çekmiş gûyâ bir kubbe-i felekdir. Derûn-ı câmi‘ gâyet musanna‘ tasarruflar ile müzeyyendir kim misli meğer İslâmbol'da Rüstem Paşa câmi‘i ola. Ve bir minâre-i mevzûnu var. Ve haremi ve şadırvanı ve imâreti ve bir aded müderrisli dârü't-tedrîsi ve dârü'l-kurrâsı ve mekteb-i sıbyânı ve bir aded hammâmı 112a cümle makbûl İbrâhîm Paşa hayrâtıdır kim cümle imârâtları ve câmi‘ kıbâbları kurşum ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Ve tabahânda Sofu Mehemmed Paşa câmi‘i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b–112a ·
metinde göster ·
… yasofya ve Kızılelma ve Kudüs'de kamâme ve Beytü'l-lahm ve Budin Kızılelmasında
Makbûl
İbrâhîm Paşa'nın câmi‘ etdiği deyr-i azîm ve Üstürgon deyri kubbesi ve Üstolni- …
Ve bu şehirde bir deyr-i mu‘azzam var idi, gûyâ Ayasofya idi. Anda Andire Yoroz nâmında bıtrîk ü kıssîs papa ve ladika ve ruhbânlar var idi. Ol ser-çeşme-i palas pûşân-ı sâhib-i nâr-ı zünnâr Andire mel‘ûn ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibi olmağıla Hazret-i Resûl-i Hudâ, Muhammedü'l-Mustafâ'nın Mekke'de zuhûr edeceğin ve cemî‘i kamâme ve düyûr mutalsamâtların münhedim olacağın ta‘ayyün-i yevm, sâ‘at, derîce, dakîka ile demiş idi. Ve ol gün bu Avganda deyri yıkılır derken hikmet-i Hudâ Mekke'de Hazret-i Mustafâ vücûda geldikde Bağdâd'da tâk-i Kisrâ ve Irâk'da âteş-gede-i Nemrûd ve Ayasofya ve Kızılelma ve Kudüs'de kamâme ve Beytü'l-lahm ve Budin Kızılelmasında Makbûl İbrâhîm Paşa'nın câmi‘ etdiği deyr-i azîm ve Üstürgon deyri kubbesi ve Üstolni-Belgrad kubbesi ve Tarabefzûn'da ve Kostantiniyye'de Sarâyburnu'nda balık dalyanı tılsımâtları ve Mısır İskenderiyyesi'nde Âyine-i İskender ve Mısır'da Ehrâm dağları dibinde taşdan Ebü'l-hevl kellesi söylemez olup ve'l-hâsıl yedi bin aded tahrîr olunan kıbâb u âteş-gedeler cümle Hazret-i Risâlet rahm-i mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekede cümlesi kudûm-i Resûl edîm-i arza kadem basınca cümlesi münhedim olunca cemî‘i millet-i Mesîhiyye bildiler kim Muhammed-i Arabî rûy-ı arza kadem basdı. Hemân ol sâ‘at bu Zağra şehrindeki Avganda deyrinde olan mezkûr papas Andire Yoros "İşte bugün Muhammed dünyâya gelir" deyü müterakkib iken bir zelzele-i azîm zâhir olup deyr-i Avganda münhedim olup içinde Papa Andire mürd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
… a bu mahalle bir imâristân binâ olunması evlâ görünüp fermân-ı Süleymân Hân ile
makbûl
iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken bu büleydeyi imâr edüp kasaba-i mu‘azz …
Sitâyiş-i kasaba-i Tatarbâzârcığı: Filibe sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde Despot yaylası dâmenine karîb bir sahrâ-yı mahsûldârda vâki‘ olmuş bir kasaba-i ma‘mûrdur. Zamân-ı kadîmde bir karyecik idi. Lâkin Süleymân Hân asrında Alaman-ı bî-emân diyârlarına sefer-i firâvân olmağıla bu mahalle bir imâristân binâ olunması evlâ görünüp fermân-ı Süleymân Hân ile makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken bu büleydeyi imâr edüp kasaba-i mu‘azzam etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… eder bir mehîb sadâlı sâ‘atdir. Ammâ Allahu a‘lem sâhibü'l-hayrât İbrâhîm Paşa
makbûl
iken maktûl oldukda bu hân-ı sedd-i imân nâ-tamâm kalmışdır. Zîrâ demir kapusun …
Ba‘de'l-ışâ kârbânsarâyın mehterhânesi çalınup demir kapuları sedd ederler. Ale's-sabâh yine mehterhâne çalınup cümle yolcuları âgâh edüp kapuları meftûh ederler. Bu hân bir kârbânsarây-ı revândır kim gûyâ kal‘a-i Azerbaycân'dır. Her şeb gûnâ-gûn cân ile memlû bir hâne-i bî-minnetdir. Ve hânın taşra hareminin şimâl tarafı köşesinde haşeb tahta ile mebnî bir sâ‘at kullesi var. Evkât-ı hamse ve nısfu'l-leyli hemîşe i‘lân eder bir mehîb sadâlı sâ‘atdir. Ammâ Allahu a‘lem sâhibü'l-hayrât İbrâhîm Paşa makbûl iken maktûl oldukda bu hân-ı sedd-i imân nâ-tamâm kalmışdır. Zîrâ demir kapusunun atebe-i ulyâsı üzre târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
İbrâhîm Paşa sarâyı ve Beğlerbeği sarâyı ve Bülehnikli Hüseyin Paşa sarâyı ve Ş …
Andan Makbûl İbrâhîm Paşa sarâyı ve Beğlerbeği sarâyı ve Bülehnikli Hüseyin Paşa sarâyı ve Şakşakî Paşa sarâyı ve Ferrûh Paşa sarâyı ve Selîmiyye Mu‘temedi Mü’eyyed Paşa sarâyı ve Rüstem Paşa sarâyı ve Mahmûd Paşa sarâyı ve Mihal Beğ sarâyı ve Defterdâr İsmâ‘îl Efendi sarâyı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa sarâyı ve Zağanos Paşa sarâyı ve Halîl Paşa sarâyı ve İshâk Paşa sarâyı ve Mezîd Paşa sarâyı ve Kadı‘asker sarâyı ve Bostâncıbaşı Sinân Paşa sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… e şehrinde ve İslâmbol'da misli yokdur. İllâ Tatarbâzârcığı'nda İbrâhîm Paşa-yı
Makbûl
kârbânsarâyıdır.
Ve Selîmiyye kurbunda Yemişçi Hasan Paşa hânı, gâyet mu‘azzam kal‘a-misâl hân-ı azîmdir. Ve Rüstem Paşa hânı dahi binâ-yı metîndir. Ve Yemiş hânı ve Kapan hânı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa hânı ve Halîl Paşa hânı ve Pamuk hânı ve Tahtalkal‘a hânı ve Sücâh hânı ve İmâret hânı ve Mihal hânı ve Şehâbeddîn Paşa hânı. Ammâ bu merkûm kârbânsarâylardan azîm mihmânhâne-i hasbî Eşe Kadın hânı'dır. Zamân-ı Sultân Ahmed Hânî'de bir küçük hân imiş. Defterdâr Ekmekçioğlu Ahmed Paşa esâsından ol hân-ı sağîri münhedim edüp bir hân-ı mu‘azzam etmişdir kim Edirne şehrinde ve İslâmbol'da misli yokdur. İllâ Tatarbâzârcığı'nda İbrâhîm Paşa-yı Makbûl kârbânsarâyıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… hr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden
makbûl
[ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtü …
Sitâyiş-i tetimme-i külliyât-ı şehr-i Ahlat: Bu şehr-i Ahlat'ın kûh-ı bâlâlarında niçe bin elvân ma‘âdinler vardır, ammâ cümleden makbûl [ü] merğûb ma‘âdin-i zırnîh-ı ahmer, sabun ile halt olunsa vücûd-ı insâna dürtülse asla bir kıl komayup beden-i benî Âdemi pâk ü nerm eder kim gûyâ pembe gibi lahm-ı şahmı beyâz olur. Ve cüzzâm marazına mübtelâ olan bu nure (?) siyâh üzümle bir dank mikdârı tenâvül etse emrâz-ı kabadan ve barasdan ve firengiden ve cüzzâmdan ve dalasbatdan bi-emrillah halâs olur. Ve ma‘âdin-i zırnîh-ı asfer, bu dahi şehr-i Ahlat'ın şimâlî cânibindeki kûh-ı bülendlerde hâsıl olur. Türâb-ı tıbız gibi sakîl bir gûne sarı zırnîhdır kim Rûm u Arab u Acem'e ve Firengîstân'a bundan zırnîh gider, ammâ ehl-i kimyâ bu zırnîh-ı asferi nuhâs-ı hâssa koyup niçe eczâlar dahi idhâl edüp zer-i hâlis olur, derler. Anınçün Firengîstân'a bu zırnîhdan çok gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242a ·
metinde göster ·
… ahrîr-i Süleymân Hân üzre bu kal‘a-i Van eyâletdir. İbtidâ Süleymân Hân asrında
Makbûl
İbrâhîm Paşa fethinde Ulama Paşa'ya iki tuğ ile eyâleti ihsân oldu. Ba‘dehû sen …
Evvelâ kânûnnâme-i tahrîr-i Süleymân Hân üzre bu kal‘a-i Van eyâletdir. İbtidâ Süleymân Hân asrında Makbûl İbrâhîm Paşa fethinde Ulama Paşa'ya iki tuğ ile eyâleti ihsân oldu. Ba‘dehû sene 953 târîhinde Kızılbaş-ı bed-ma‘âş istîlâ edüp bizzât Süleymân Hân Van'ı muhâsara edüp be-dest-i Sadrıa‘zam Rüstem Paşa feth etdükde bir gazâ-yı garrâda bizzât Süleymân Hân feth-i Van-ı âlîşânda bulunmak ile ibtidâ hatt-ı şerîfleriyle eyâlet-i Van'ı ber-vech-i arpalık vezâret pâyesiyle Âsitâne-i sa‘âdetde orta defterdâr olan Çerkes İskender Paşa şecî‘ ü bahâdır ve er server-i dilâver olmağile eyâlet-i Van ana ihsân olunup taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu on bin kerre yüz bin ve otuz iki bin akçedir. Hâssına göre üç bin cebeli askeriyle me’mûr olduğu seferi eşer. Ve ber-vech-i adâlet cürm-i cinâyetiyle bâd-ı hevâsıyla beher sene paşasına kırk bin guruş hâsıl olur. Ammâ efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya bin kiseden ziyâde mâl hâsıl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
… ve muhtesibi vardır ammâ sipâh kethudayeri yokdur. Zîrâ bu diyârlarda sipâhlık
makbûl
değildir. Ammâ Bağdâd ve Tikrit ve Diyârbekir yakın olmağile kapukulu yeniçeril …
Evvelâ bu şehr-i kadîm Diyârbekir eyleti hâkinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin kânûn-ı Süleymân Hân üzre hâssı 200.000 yük akçedir ve yedi yüz askere mâlikdir ve taht-ı hükûmetinde ze‘âmet 12 ve timâr 105 ve cebelüleriyle cümle dokuz yüz asker olup alâybeği ve çeribaşısıyla sefer eşerler ammâ za‘îf askerdir. Zîrâ timârlarının kurâları Keys Urbânı ve Mevâl Urbânı ve Aşdı Ekrâdı aşkıyâları derdinden köyleri imâr olmayup bî-hâsıl olmağile erbâb-ı timârları müflislerdir ammâ şecî‘ ü bahâdır merd-i meydânlardır. Ve bir hâkimi dahi Âsitâne tarafından gelir yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı nâgehânîdir kim hakkâ senevî yüz elli guruş ancak hâsıl olur. Müftî ve nakîbi ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı kal‘a neferâtları ve şehir benderi ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır ammâ sipâh kethudayeri yokdur. Zîrâ bu diyârlarda sipâhlık makbûl değildir. Ammâ Bağdâd ve Tikrit ve Diyârbekir yakın olmağile kapukulu yeniçeriliği mu‘teberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b ·
metinde göster ·
… ecde etmemeden ise rû-gerdân olup kulağı üzre secde etse câ’izdir, zîrâ el-özrü
makbûl
inde kirâmi'n-nâs. Biz dahi tenhâmızda teheccüd ve işrâk-ı ebvâbın ve duhâ namâ …
Minkârîzâde fetvâsında buyurmuşlar kim, "Ol kimesneye taraf-ı Hak'dan burun büyüklüğü verilmiş, gurûriyyetinden değildir ve ol kişi burun büyüklüğüne göre sâhib-i hâlâtdır. şeytân gibi secde etmemeden ise rû-gerdân olup kulağı üzre secde etse câ’izdir, zîrâ el-özrü makbûl inde kirâmi'n-nâs. Biz dahi tenhâmızda teheccüd ve işrâk-ı ebvâbın ve duhâ namâzların kılarken kulağımız üzre secde edüp bu gûne güft [ü] gû su’âllerin işitmeziz, ammâ burun büyüklüğü ehl-i cehennem alâmetidir. Nakl-i Keşşâf."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
… revendegân-ı mihmân-sarâydır kim diyâr-ı Rûm'da misli meğer Tatarbâzârcığı'nda
makbûl
iken Maktûl İbrâhîm Paşa hânı ola (---)(---)
Ve cümle (---) aded kârbânsarây var, ammâ cümleden Sultân Süleymân asrında binâ olunan Husrev Kethüdâ'nın kârbânsarâyın Süleymân Hân mi‘mârı Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân bir mihmân-sarây-ı kârbân binâ etmiş kim gûyâ bir rabât-ı hısn-ı hasîn-i üstüvârdır. Cemî‘i kubâbları ve haremleri ve ıstablları ve devehâneleri serâpâ rasâs-ı nîlgûn ile örtülüdür. Üstâd-ı mermer-bür bu imâretin der [ü] dîvârlarına eyle Ferhâdî tîşeler urmuş kim vasfında lisân kâsır olup ta‘bîr ü tavsîfinden müberrâ bir âyende vü revendegân-ı mihmân-sarâydır kim diyâr-ı Rûm'da misli meğer Tatarbâzârcığı'nda makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa hânı ola (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98a ·
metinde göster ·
Ve ilm-i inşâya müte‘allık niçe dîvânları ve ilm-i şi‘rde cihân-ârâ Hamse Dîvânı var kim Hamse-i Nizâmî'den makbûl dîvândır. Âhir-i kâr Üsküb'de münzevî olup ekser evkâtı Üsküb kazâsıyla geçerdi ve âhirü'l-emr ömr-i girân-mâyesi dahi Üsküb'de geçdi ve ibtidâ kendüleri Üsküb kazâsı olduklarında Misâlî Çelebi târîh demişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… un sürmeden her siyâbları gül pembe-misâl beyâz olur. Anıniçün bu şehirde sabun
makbûl
değildir.
Sitâyiş-i buhayre-i Gölikesri: Bu buhayre-i âb-ı zülâlin dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil yigirmi dörd mîldir ve müdevverü'ş-şekilden tûlânîce şekl-i bâdemî vâki‘ olup umku elli kulacdan ekall fecci vardır, ammâ kenâreleri beşer onar kulaç yerleri vardır. Gâyetü'l-gâye şîrîn âb-ı hayâtdır kim İslâmbol'da gûyâ Kâğızhâne suyudur ve bunda cümle ehl-i beled esbâbların gasl edüp aslâ sabun sürmeden her siyâbları gül pembe-misâl beyâz olur. Anıniçün bu şehirde sabun makbûl değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… rı ibrişim münakkaş peşkirler ve havlı hammâm gömlekleri ve havlı makramalar ve
makbûl
harîr kenârlı rakîk gömlek bezi olur kim bir gömleği bir kamış masura içine koy …
Memdûhât-ı sanâyi‘âtından halkının ekseriyyâ kârları ibrişim münakkaş peşkirler ve havlı hammâm gömlekleri ve havlı makramalar ve makbûl harîr kenârlı rakîk gömlek bezi olur kim bir gömleği bir kamış masura içine koyup vilâyet vilâyet pâdişâhlara hedâyâ gider. Hattâ bir gömleği on dirhem gelir helâl bezleri olur ve beyâz çarşafları dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·