"Bizzât şâh-ı bed-fi‘âli kayd [ü] bend ile pâye-i serîrime getirsen
makbûl-i
hümâyûnum değildir. Elbette sana başın gerek ise Bağdâd-ı Dârü'l-hilâfe'yi feth …
"Bizzât şâh-ı bed-fi‘âli kayd [ü] bend ile pâye-i serîrime getirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Elbette sana başın gerek ise Bağdâd-ı Dârü'l-hilâfe'yi feth edüp mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit olan imâm-ı A‘zam'ı ve Hazret-i eş-Şeyh Abdülkâdir el-Cîlânî hazretlerin Kızılbaş-ı bed-ma‘âş kallâş nâ-trâş-baş evbâş elinden ol sultânları halâs edesin" deyü hatları gelüp sene 1040 Saferü'l-muzafferinin yedinci günü Bağdâd metrisine girilüp kırk gün muhâsara olunup Acem diyâ[r]larına asker-i İslâm gâret etmeden ganîmet olup âhir şiddet-i şitâ gelmek ile Bağdâd'dan ferâğat edüp avdet etdiklerinde Hille kal‘asına asker konulup andan selâmetle Musul'a dâhil olup kal‘a-i Kahkahâ-misâl ta‘mîr edüp pâye-i serîre i‘lâm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67a ·
metinde göster ·
… eri gülle-misâl tabl [ü] nefîrlerin çalarak Âsitâne-i sa‘âdete getirdiler. Yine
makbûl-i
şehriyârî olmadı.
Seydî Paşa hazîneyi peydâ edüp bu kadar mâl [u] menâl ile hazîne-i pâdişâhî ve kapudanları ve niçe bin kelleleri gülle-misâl tabl [ü] nefîrlerin çalarak Âsitâne-i sa‘âdete getirdiler. Yine makbûl-i şehriyârî olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 84b ·
metinde göster ·
"Erdel kıralın ve Nemse çâsârın kayd [ü] bend ile huzûruma getirirsen
makbûl-i
hümâyûnum değildir. Anatolu vilâyetlerinde Kara Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa …
"Erdel kıralın ve Nemse çâsârın kayd [ü] bend ile huzûruma getirirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Anatolu vilâyetlerinde Kara Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyâroğlu Ahmed Paşa ve kırk aded mîrimîrân ve sâ’ir bî-imân bî-hisâb mîrilivâlar bana âsî olup deryâ-misâl asker ile taht-ı kadîmim Bursa üstüne gelmededirler. Elbette ve elbette Der-i devlete ale'l-acele gelesin" deyü Köpürlü'ye bu hatt-ı şerîf gelince meyyit-i müteharrik olup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 84b ·
metinde göster ·
… ınız ise adl-i adâlet ederim, deyü tâ Üsküdar'a {varmayınız}. Bu pendlerim eğer
makbûl-i
şerîfiniz olursa işte bu ciğeri pür-hûn ehl-i hâlim evlâdı ve kardaş yoldaşım o …
Nasîhatnâme-i netîce (---) Benim izzetli peder-i azîzîm! Eğer düşmandan suhûletle intikâm alup kelle kurtarmak murâdınız ise adl-i adâlet ederim, deyü tâ Üsküdar'a {varmayınız}. Bu pendlerim eğer makbûl-i şerîfiniz olursa işte bu ciğeri pür-hûn ehl-i hâlim evlâdı ve kardaş yoldaşım olan Vezîria‘zam Sâlih Paşa ve kethüdâsı İbrâhîm Paşa ve Sâlih Paşa karındaşı Murtazâ Paşa gibi veliy-yi ni‘am-ı akrân [u] emsâlden ayrılmış oğlun Mehemmed fakîr hâlâ on iki bin askerle Engürü altında Kütâhiyye'den ma‘zûl Küçük Çavuş Paşa ve Kethüdâzâde Bâkî Paşa ve Dede Osmân Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve niçe umerâlar hâlâ benimle inüp binerler. Engürü'ye kapanmak murâd etdim idi. "El‘abdü yüdebbirü vallahu yukaddiru" mazmûnunca hikmet-i Hudâ kal‘adan taşra bulunup kal‘ayı üzerime sedd edüp askerimi kırmağa nefîr-i am edüp ahır hamd-i Hudâ halâs olup Istanoz nâm kasabada Mustafâ Ağa nâm bir kapucubaşı emr-i pâdişâhîler getirüp bizi Kars'a göndermek isterler. Emirlerine ığmâz edüp hâlâ Murtatova nâm sahrâlarda serserî olup cenâb-ı şerîfinize intizâr çeküp gezeriz. Böyle olmadan ise ölmek nûrun alâ nûrdur. Hemân Eskişehir altına bu kadar deryâ-misâl asker ile varalım, uralım, yakalım, yıkalım, günden güne cem‘ olalım. Asalım, basalım, keselim, alalım, askere verelim. Kapularımız askeri bilsinler kim celâlî olup ısyân etdiğimiz cümlesi suçlu olup kümeden ayrılamayup cân baş ile hizmet ederler. Ammâ bir yumurta bir akçeye almak ile âdemin başına kafadâr âdem cem‘ olmaz. Eğer olursa iş başa düşünce yâr olmaz. Ammâ her hayme ve hargâhda avret ve oğlan mubâh gerekdir. Böyle olursa bir hayli devletimiz mümtedd olup inşâallah kellemiz kurtarup düşmanlarımızdan intikâmlar alup Âsitâne tarafında ahvâl-i devlet bergeşte olup emîndir kim fülk-i kec-reftâr vefk-i murâdımız üzerine deverân ide ve illâ bundan gayre ilâc yokdur. Ve illâ kendi askerinizle başınıza tedârikiniz görün. Eğer böyle olmaz derseniz mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz küstâhâne tahrîr olunmuşdur, dâmen-i afv ile setr edüp ale't-ta‘cîl yine mefhûmun bu cânibe mektûbumuz îsâl eden Evliyâ Çelebi kulunuz ile mefhûmun bu cânibe i‘lâm buyurasız. Bâkî olasız bâkî ve's-selâm, ale'l-kâmilîn el-âmilîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b ·
metinde göster ·
… ve yüz aded pîrûze ve elli aded zeberced ve elli kıt‘a onar kırat gelir elmas-ı
makbûl-i
inâs-ı âbdâr-ı âteş-tâb ve iki kıt‘a pîrûze hançer kabzası ve altı aded sandûka …
Paşa bu sandûkaları hanıma gönderüp niçe bî-kıymet eşyâlar fürûht olunup ba‘de'l-asr dîvân ber-taraf olup ba‘de'l-letî ve'lletâ nısfu'l-leyl olup âlem ağyârdan bî-haber iken hanım tarafından on bâğça-i gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ve ibrişim kenârlı serâvîl ü kamîsler ve üç kise bundukânî altun ve Kaya Sultân içün bir tâc-ı Keyânî ve bir tâc-ı murassa‘ ve yedi çarkâb mücevher haftân ve kırk kıt‘a yâkût ve yüz kıt‘a la‘l-i Bedahşân ve yüz aded pîrûze ve elli aded zeberced ve elli kıt‘a onar kırat gelir elmas-ı makbûl-i inâs-ı âbdâr-ı âteş-tâb ve iki kıt‘a pîrûze hançer kabzası ve altı aded sandûkacıklarla cümle ud-ı Mâverdî geldi. Hatta bu levha sandûkanın biri uddan idi ve kâmil kırk vukiyye müşk-i Hoten ve kâmil iki yüz şemmâme amber idi. Amber Ağa ile geldi ve üç pîrûze fincân ve üç aded kâse-i Yemenî ve bir zümürrüd fincân ve üç aded Seylân tabak ve zerdûz kâr-ı Usta Fîrûz otak perdesi geldi kim gûyâ serâperde-i Süleymânî idi. Ve Kaya Sultân içün bir cevâhir kemer-i münevver idi kim kırk bin guruş bahâ takdîr etdiler ve yine Kaya Sultân içün bir hınnâ kutusu içre zer-i hâlisden mücevher ü murassa‘ tarz-ı Horasânî bilezik ve bir halhal-ı Arabî ve altı aded menkûş kebânî geldi ve bir sorguc-ı hümâ ve bir murassa‘ tılsım-ı İskender ve niçe kaleme gelmez bî-hisâb zî-kıymet eşyâlar geldi kim hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278a ·
metinde göster ·
… kalmayup min muhabbetillahi Ta‘âlâ dest-i kudret ile o da şehîd oldu ve cemî‘i
makbûl-i
Hudâ olanlar huzûr-ı Hakk'a şehâdetle varırlar. Ben de eyle gitdim ve siz de ey …
Hemândem Hasan u Hüseyin pederlerinin ayağına düşdüklerinde Hazret-i Alî eydür: "Ey oğullar, dedeniz Muhammedü'l-Mustafâ'ya Cenâb-ı Kibriyâ, habîbim ‘Arş [u] Kürsî ve Levh u Kalemi senin içün yaratdım.’ demişken bu fânî cihânda bir harman yeri kalmayup min muhabbetillahi Ta‘âlâ dest-i kudret ile o da şehîd oldu ve cemî‘i makbûl-i Hudâ olanlar huzûr-ı Hakk'a şehâdetle varırlar. Ben de eyle gitdim ve siz de eyle gidersiz. Benim kabrimden sakının su’âl etmen. Zamân ola kim kabrimi nûrumdan müşâhede edeler." deyü niçe bin kelimâtlar edüp yine deve ile tabutu Hazret-i Alî Urbân şeklinde götürüp çölde gâ’ib oldu. İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin Kûfe'ye gelüp niçe zamân kendi umûrlarına mukayyed oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355a ·
metinde göster ·
"Elbette lalam Erdel kralı ve Nemse çâsârlarını kayd [u] bend ile huzûruma getirirsen, makbûl-i hümâyûnum değildir. Anlar kâfir değiller. Hemân der-i devletime gelüp müselmân şeklinde Kara Hasan Abaza kâfirlerinden intikâm alasın" deyü hatt-ı şerîf ile Zenceflioğlu Köpürlü Mehemmed Paşa vezîre vardıkda hatt-ı şerîfi verüp Köpürlü vezîr hatt-ı şerîfi okuyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu celâlîlerin halâsı içün Der-i Devlet'e arz [u] mahzarlar gideli yigirmi altı gün olmuşdu. Arzlar huzûr-ı pâdişâhîde zerre kadar makbûl-i şehriyârî olmayup sa‘âdetlü {pâdişâh} hasekisi yigirmi yedinci günde cümle celâlîlerin katlleriyçün "Ya başları, ya başlarınız" deyü Murtazâ Paşa'ya ve Kadrî Paşa'ya ve Çetrefil Paşa'ya ve Dutsak Alî Paşa'ya ve niçe beğlerbeğilere mü’ekked hatt-ı şerîfler geldi, ammâ hikmet-i Lem-yezel hatt-ı şerîfden yedi gün evvel celâlîleri Kara Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Dutsak Paşa cümlesin kelle edüp hâzırlamışlar idi. Hemân ol gün Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Dutsak Alî Paşa ve Çetrefilzâde Hüseyin Paşa ve gayrı mîr-i mîrânlar ve ümerâlar ve a‘yân-ı kibâr ulemâ ve sulehâ-yı meşâyihân ve molla ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları cümle arz [u] mahzarlara mühürler urup cümle kibâr Der-i Devlet'e mekâtibler yazup üç vezîr tarafından ve yedi aded beğlerbeğiler tarafından âdemler ile üç celâlî vezîr başı ve (---) aded mîr-i mîrânlar başı ve sâ’ir ümerâlar başların tuzlayup kutular içre arz [u] mahzarlar ile cümle (---) aded kelle paçaları ulaklıkla Âsitâne-i sa‘âdet'e gönderüp Murtazâ Paşa Diyârbekir'e ve Kadrî Paşa şâm'a ve Çetrefilzâde Musul'a ve sâ’ir mîr-i mîrânlar mansıblı mansıblarına gidüp Dutsak Alî Paşa Haleb mansıbında kalup etrâf [u] eknâfda cümle celâlîleri kırmağa henüz başladılar ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75a ·
metinde göster ·
… içün bir murassa‘ zeynli ve iki re’s sâde çul dîbâ ile atlar gelüp arz kılınup
makbûl-i
hümâyûn oldu, ammâ gâyet küheylân ve hoş hırâm atlar idi. Musâhiblerden bir mun …
Menzil-i (---): Bunda dahi on bir âdem ve bir sancakbeği katl olunup sadrıa‘zamdan pâdişâha hafta hedâyâsı içün bir murassa‘ zeynli ve iki re’s sâde çul dîbâ ile atlar gelüp arz kılınup makbûl-i hümâyûn oldu, ammâ gâyet küheylân ve hoş hırâm atlar idi. Musâhiblerden bir muntazamü'l-kelâm ve sühan-ârâ-yı be-nâm fasîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyân olan Leh Hasan Ağa'ya ihsân olunup ol ân huzûr-ı pâdişâhîde süvâr olup çevelân etdi. Andan kalkılup 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
"Elbette lalacığım, Erdel kralın kayd [u] bend ile benim huzûruma getirirsen
makbûl-i
hümâyûnum değildir. Hemân Der-i devletime gelüp bu Celâlî Hasan Paşa hakkından …
"Elbette lalacığım, Erdel kralın kayd [u] bend ile benim huzûruma getirirsen makbûl-i hümâyûnum değildir. Hemân Der-i devletime gelüp bu Celâlî Hasan Paşa hakkından gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
Veysî Çelebi eyitdi: "İnşâ’allâh sultânım bu necîb ve reşîd ma‘sûmdan çok ma‘nâ zâhir olup makbûl-i dü-cihân ola" deyü hayır du‘âlar edüp hamd-i Hudâ anların da hüsn-i nazarlarına nâ’il olup, elli seneden sonra şimdi Melek Ahmed Paşa efendimizle Bosnasarâyı mansıbından ma‘zûl olup Rûmeli mansıbına gelirken bu Üsküb nevâhîlerinden Kaçanik nâm kasabaya geldikde Veysîzâde Çelebi ile görüşmek müyesser olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî kadirdir kim bu Çelebi'nin pederi Veysî Efendi her ne kadar cihân-ârâ mütebahhirînden füsehâ-yı bulegâ-yı erbâb-ı ma‘ârifden fuzelâ-yı dehr kimesne ise oğlu Çelebi Efendi'nin o kadar aksi bir kelâma kâdir değil, gûyâ mecâzibûndan bir oğuz bülh çelebi idi. Melek Paşa ile görüşmek oldukda hemân samûd abdâlı gibi epsem dururdu. Tâ bu mertebe bir Oğuzcakdır kim müddet-i medîd ömrlerinde kendü pâbûşların bilmek ihtimâli yokdur. Hattâ bir ayağına na‘lın ve bir ayağına 172b çizme geyüp gezer ve gâhîce bir yanına sarı ve bir yanına kırmızı papuç geyüp "Bu şey benim kaydımda(?) olmamışdır" ve selâm verseler, "Ya ben ne diyeyim?" deyü yanındaki huddâmlarına su’âl eder ve ismini su’âl edenlere rub‘ sâ‘atde cevâb verir, ammâ yine ulemâ şeklinde pâk libâslar ile mülebbes bir vecîhü'l-manzar ve müşekkel ak sakallı çelebidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a–172b ·
metinde göster ·
… îye irtihâl eden cânlara hayr du‘â lâzımdır kim hayr du‘â Allâhu Ta‘âlâ katında
makbûl-i
dergâh olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır. E …
İmdi fânîden bâkîye irtihâl eden cânlara hayr du‘â lâzımdır kim hayr du‘â Allâhu Ta‘âlâ katında makbûl-i dergâh olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır. Eyle olsa rûh-ı Melek Paşa hayr ile yâd olmağiçün deryâda katre ve güneşde zerre kadar hüsn-i hâli ve halîm ve selîm ve dil-nüv[â]zlığın yâd ede. Eğerçi cemî‘i ahvâlâtların ta‘rîf ü tavsîf ve tahrîr etsek bir tomar-ı müdevven olur, ammâ bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr fakîr paşa-yı merhûma akrabâlığımız hasebiyle ve ihtilât-ı küllîmiz olmak niçe niçe esrârlarına vakıf olduğumuz mertebe ba‘zı menâkıb-ı hüsn-i hâllerin bu Seyâhatnâme'mize tahrîr edelim. Ümîzdir kim kırâat eden yârân-ı zevi'l-ihtirâmlar merhûm Melek Paşa rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edeler. Ve billâhi't-tevfîk, âh el-firâk el-firâk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… olsa yine beyâz çarşaflar ile setr ederler. Anıniçün bu Nâzlı incîrinin kurusu
makbûl-i
hâs [u] âmdır ve gâyet latîf ve nerm tâmdır. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i şarka …
El-hâsıl bu Sultânhisârı incîrinin letâfeti ve ta‘mı gayri diyârın incîrlerine tercîh olur tîn-i mübîndir. Ve bunun kuru incîri dahi pâk ve lezîzdir, zîrâ sâ’ir diyârlarda incîrleri gird-i gubâr içre mülâmma‘ olmuş rimâl-âlûd bûriyâlar üzre kurudurlar. Ammâ bu Sultânhisârı'nda pâk sergiler üzre beyâz çârşefler üzre dâne dâne ale't-tertîb serüp şiddet-i hârda kemâlin bulunca hûş-ı tuyûrdan ve rîh-i gubârdan huddâmları hıfz ederler. Hevâda bir kesâfet olsa yine beyâz çarşaflar ile setr ederler. Anıniçün bu Nâzlı incîrinin kurusu makbûl-i hâs [u] âmdır ve gâyet latîf ve nerm tâmdır. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i şarka Q 46b Nâzlı sahrâsı içre iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… slimîndir. Serdârı Şişli Hacı demek ile ma‘rûf bir ehl-i vukûf sâhib-i kelâm ve
makbûl-i
hâs [u] âm kimesnedir kim hâs [u] âmma sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. Andan gar …
Kazâ-i Vakf-ı karye-i Kızılca Börklü: Yüz elli akçe kazâdır. Aydın sancağı hükmündedir ammâ Menteşe hâkinde vâki‘ olmuşdur. Ve yüz elli türâb örtülü bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ve hammâm esvâksız bir belde-i müslimîndir. Serdârı Şişli Hacı demek ile ma‘rûf bir ehl-i vukûf sâhib-i kelâm ve makbûl-i hâs [u] âm kimesnedir kim hâs [u] âmma sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. Andan garb tarafına 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96b ·
metinde göster ·
… apça⟧ âyetin Kudüs ile ve bu Tûr-ı Zeytâ ile tefsîr etmişlerdir ki min-indillâh
makbûl-i
Hudâ bir Tûr-ı Zeytâ'dır kim yüz yigirmi dörd bin peygamberin münâcât etdikleri …
Müfessirîn Arapça âyetin Kudüs ile ve bu Tûr-ı Zeytâ ile tefsîr etmişlerdir ki min-indillâh makbûl-i Hudâ bir Tûr-ı Zeytâ'dır kim yüz yigirmi dörd bin peygamberin münâcât etdikleri nazargâh-ı enbiyâ-i zîşânların ma‘bedgâhları idi. Hâlâ yine ziyâretgâh-ı hâs u âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b ·
metinde göster ·
… 'den ve lisân-ı Latin ve Yûnânî'den cem‘ olmuş bir mu‘teber tevârîhdir kim hâlâ
makbûl-i
hâss [u] âmdır. Ve,
Evvelâ Tevârîh-i Hıtat-ı Makrîsî gâyet makbûl sahîh tevârîhdir kim lisân-ı Kıbtîden ve lisân-ı İbrî ve Süryânî'den ve lisân-ı Dehlevî ve Moğolî'den ve lisân-ı Latin ve Yûnânî'den cem‘ olmuş bir mu‘teber tevârîhdir kim hâlâ makbûl-i hâss [u] âmdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y2b ·
metinde göster ·
Meyve-i hıyârşenbe: Ceviz ağacları gibi şecereleri olur. Bergleri dahi ana karîbdir. Ve sarı çiçekleri olur. Meyvesi birer zirâ‘ ikişer zirâ‘ uzun kamçı gibi meyvesi olur. Bir tarafdan Y 237a bahârıdır, bir tarafdan meyvesidir. Yılan gibi uzun uzun temâşâ meyvedir. İbtidâsı yeşildir, kemâlinde siyâh siyâh olur. İçinde yine boğum boğum siyâh balı olur. Hukemâlar ma‘âcinlere korlar, gâyet müshildir. Ve latîf reçeli olur, müshil gülbeşeker kadar nef‘i vardır, gâyet makbûl u mu‘teber edviyedir. Sarı çiçeğin dahi hamîre ve reçel ederler, gâyet makbûl-i hâs [u] âmdır. Ammâ cümle ağacları mîrîdir, sâhibi bir hıyârşenbe koparmağa kâdir değildir. Başka emânetdir, mîrîdir, sâhiblerine on yedi yük akçe verilüp meyveleri zabt olunup mülûk içün Âsitâne'ye gider ve mîrîden fürûht ederler. Meyvesi her ağacda tâze iken birer birer add edüp deftere kayd ederler, biri nâkıs olsa, bâğ sâhibin tecrîm edüp hakkından gelirler. P 244a Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236b–Y237a ·
metinde göster ·
şehriyârî oldu. Ba‘dehu tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm niyyetine Mısır vâlîsi Hâyin …
Meşhed-i el-Mevlâ Zahîreddîn-i Erdebilî: Selîm Hân-ı Evvel asrında Tebrîz'den Rûm'a gelüp makbûl-i şehriyârî oldu. Ba‘dehu tavâf-ı Beytullâhi'l-harâm niyyetine Mısır vâlîsi Hâyin Ahmed Paşa ile Mısır'a vardıkda Ahmed Paşa Mısır kal‘asına kapanup hâyin olıcak ol vak‘ada Hâyin Ahmed Paşa ile bir yerde katl olup Karâfe-i kübrâda ikisi bir soffa üzre medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274b ·
metinde göster ·