… ûde olduğundan kendüye cünûn galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında
makyûd
olup şarâb-ı asâ ile aklı başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
el-Mevlâ Cünûnî İsmâ‘îl Efendi: Fâzıl u kâmil ü âlim ve şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan kendüye cünûn galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında makyûd olup şarâb-ı asâ ile aklı başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109a ·
metinde göster ·
… punun bir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile
makyûd
bir esed tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu res …
Bu dahi Ebü'l-feth ve Bâyezîd ve Süleymân Hân binâsıdır. Dökmeciyân âsitânesine yan yana muttasıl leb-i deryâya karîb kal‘a-misâl bir âsitânedir. Bir kapusu leb-i deryâda kıbleye nâzır, bir kapusu şimâle nâzırdır, ammâ deryâya nâzır kapusu gûnâ-gûn maslûbât-ı ibret-nümûnlar ile müzeyyen bir bâb-ı âlîdir. Ve kapunun bir cânibinde bir esed, bir âhûyu şikâr etmiş ve bir tarafında zencîr ile makyûd bir esed tasvîri var kim ibret-nümâdır. Ba‘zı ressâmlar temâşâ edüp Şâhkulu resmidir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ ol Evsâf-ı İslâmbol Arzı'n alup sûreti bu mahalle
makyûd
[u] murakkam olundu kim ol sûret budur.
Hikmet-i Hudâ ol asırda efendimiz Melek Ahmed Paşa Murâd Hân Gâzî'nin silihdârlığı hidmetiyle şeref-yâb olmuşdu. Ba‘de'l-feth-i Bağdâd, Diyârbekir vâlîliğiyle behre-mend oldukda Evsâf-ı Kostantıniyye nâm tahrîrât Melek Ahmed Paşa'da kalup anlardan hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ ol Evsâf-ı İslâmbol Arzı'n alup sûreti bu mahalle makyûd [u] murakkam olundu kim ol sûret budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152b ·
metinde göster ·
… Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve
makyûd
bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muh …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… idi. Gâyet tevârîh-şinâs bir kefere-i fecere idi. Andan istimâ‘ edüp bu mahalle
makyûd
u murakkam olundu.
Evvel ve âhir Venedik destindedir. Aslâ bir şîr-i nahçîrin pençesine girmemişdir ve bir düşman handakın görmemişdir. Hattâ sene (---) târîhinde yedi yüz pâre keştîler ile İşpaniye bu kal‘ayı muhâsara edem zann edüp bu kal‘a altına gelüp karaya asker döküp top-ı kûplar ile döğüp sarılam zann eder. Etrâf-ı kal‘ada olan cümle Hırvad ve Islovin kâfirleri İşpaniye keferelerin ele alup Zadra kal‘ası bir top atmadan yüz elli bin aded İşpaniye kâfirlerin kırup esîr edüp bakıyyetü's-seyfleri cümle deryâya dökülüp gark olurlar ve deryâda olan gemilerine kal‘adan niçe bin top urup yüz elli pâre İşpaniye gemileri gark olup hâ’ib u hâsir gitdiklerin Venedik kâfiri tevârîhlerinde yazup, bu hakîrin bir esîri var idi. Gâyet tevârîh-şinâs bir kefere-i fecere idi. Andan istimâ‘ edüp bu mahalle makyûd u murakkam olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
… n yanlarında firâdâ firâdâ tahrîr eyleyüp Ordu Monlası Ünsî Efendi sicillâtında
makyûd
ve murakkam olup Dergâh-ı âlî cebecibaşısı Ali Ağa kethudâlarından ikinci kethu …
Bu cebehâneyi Sadrıa‘zam gelüp niçe vüzerâlar ile seyr [ü] temâşâ etdikde cümle âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen edüp cümle mühimmât [u] levâzımâtları sâ’ir vüzerâların yanlarında firâdâ firâdâ tahrîr eyleyüp Ordu Monlası Ünsî Efendi sicillâtında makyûd ve murakkam olup Dergâh-ı âlî cebecibaşısı Ali Ağa kethudâlarından ikinci kethudâ Mustafâ Ağa'yı bu cebehâne-i emânetullâh üzre cebecibaşı edüp hil‘at-i fâhire ihsân olundu. Ve sekiz oda cebeciler çorbacıları dahi nâzıru'n-nuzzâr ta‘yîn olunup vakt-i hâcetde bu cebehâne açıldıkda bu çorbacıların ma‘rifetiyle açılup bir zerre şey bu çorbacıların izinleriyle sarf oluna ve bir şey serîka olunmasın deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
Ve cümle re‘âyâ vü berâyâya Âl-i Osmân'ın kırk dörd aded tekâlîfinden ancak dördü Girid re‘âyâsına fermân olunup Hazret-i Ömer radıyallâhu anh tahrîri üzre kovan hakkı ve senede bir buğday öşrü ve bâğ dölüm hakkı ve bostân hakkı ve re’s-i harâc-ı bâliğ mâ’adâ tekâlîflerden re’âyâ-yı Girid mu’âf olalar deyü sa’âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâhdan hatt-ı şerîfler gelüp sicillât-ı şer‘-i Resûl-i mübîne makyûd u terkîm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325b ·
metinde göster ·
… üzre cümle on bin yetmiş bâğçe ve yedi bin dölüm hakkı verir voyvada defterinde
makyûd
bâğlar vardır. Ve cümle a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâr Y 95b cümle bâğçeler …
Ve bu şehrin bâğ u bâğçesi mahkeme sicillâtları tahrîri üzre ve şârbenderi takrîri üzre cümle on bin yetmiş bâğçe ve yedi bin dölüm hakkı verir voyvada defterinde makyûd bâğlar vardır. Ve cümle a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâr Y 95b cümle bâğçelerinde sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95a–Y95b ·
metinde göster ·
… benin ortasında bir sâyebân vardır. Cânib-i erba‘asındaki amûdlara tınâblar ile
makyûd
bir münakkaş ve zî-kıymet zer-ender-zer bir cibinlikdir.
Ve bu kubbenin ortasında bir sâyebân vardır. Cânib-i erba‘asındaki amûdlara tınâblar ile makyûd bir münakkaş ve zî-kıymet zer-ender-zer bir cibinlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… crelerde havz u şâzrevânlı hücreler içre şîr gibi der-gerden halka-i zencîr ile
makyûd
olup ba‘zısı ra‘d-âsâ gürler, ba‘zısı âsûde-hâl durur.
Ve bu kâ‘aların tâ nihâyetinde ikişer âdem kaddi bâlâ selsebîller vardır, seylâbvâr revân olup bu soffaların ortasında cereyân edüp haremin ortasındaki havuza munsab olur. Dörd kâ‘a dahi bu tertîb üzre binâ olunup soffalar üzre bîmâr-ı gamhârlar yine câmehâblar ve harîr yorkanlar içre yatırlar. Ba‘zı bîmâr ifâkate karîb olunca ol cereyân eden selsebîllerin kenârında istirâhat ederler ve huddâmları pervâne-vâr hizmet ederler. Ammâ deli bürâderlerimizin ba‘zısı muzlim küncde ve ba‘zısı küşâde hücrelerde havz u şâzrevânlı hücreler içre şîr gibi der-gerden halka-i zencîr ile makyûd olup ba‘zısı ra‘d-âsâ gürler, ba‘zısı âsûde-hâl durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119b ·
metinde göster ·
… inin defteriyle beş kerre yüz bin koyun ve sığır ve câmûs ve deve kurbân olduğu
makyûd
u murakkamdır. Tâ bu mertebe âdem deryâsı şehr-i mu‘azzamdır ve böyle bir ıyd-ı …
Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır mütevellîsi iken koyun emîninin defteriyle beş kerre yüz bin koyun ve sığır ve câmûs ve deve kurbân olduğu makyûd u murakkamdır. Tâ bu mertebe âdem deryâsı şehr-i mu‘azzamdır ve böyle bir ıyd-ı adhâdır, sürûr [u] şâdumânı Ramazân ıydından ziyâde olur kim dillerle ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184a ·
metinde göster ·
… â kal‘anın sol cânibinde beyâz çâr köşe mermer-i hâm üzre celî hattile bu târîh
makyûd
olunmuşdur:
Evvelâ bâb-ı Reşîd kal‘anın cânib-i şarkîsinde bir rükne vâki‘ olmuş iki kat demir kapu-yı âlîdir kim gûyâ kûh-ı Demâvend bâbıdır. Bu kapudan içeri girirken iki adım iki âdem kaddi bâlâ kal‘anın sol cânibinde beyâz çâr köşe mermer-i hâm üzre celî hattile bu târîh makyûd olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319b ·
metinde göster ·
… küçük kasaba-i ma‘mûredir. Sanabû kazâsı nâhiyesidir. Mekke ve Medîne gılâline
makyûd
Mısır'da sâdât hazretlerinin iltizâmında iki câmi‘li ve altı zâviyeli ve iki ka …
Circe hükmünde sekiz yüz hâneli bir küçük kasaba-i ma‘mûredir. Sanabû kazâsı nâhiyesidir. Mekke ve Medîne gılâline makyûd Mısır'da sâdât hazretlerinin iltizâmında iki câmi‘li ve altı zâviyeli ve iki kahveli ve sekiz(?) dükkânlı ma‘mûr kasabadır. Feyyûm'da Yûsuf deryâsının Nîl'den müteferrika olan tur‘a bu mahaldendir. Hazret-i Yûsuf dest-i şerîfleriyle kazarken Hazret-i Cibrîl-i Emîn dahi kanadıyla yarup imdâd etdüği mahaller nümâyândır. Nazargâh-ı Nebî olduğundan bu tur‘a aslâ cerf [ü] hafr olmadan berîdir. Ammâ ekâlîm-i Mısır'da ne kadar bin halîc ve tur‘a var ise her sene niçe kerre yüz bin benî âdem ve câmûs ve sığır cem‘ olup tathîr ederler. Ammâ Dârûd tur‘ası Feyyûm şehrine varınca aslâ cerf olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·
… r. Ve misk kedisi ve maymunlar birbirleri ile üns ülfet edüp boş gezerler, aslâ
makyûd
değillerdir, ve evlerde yavru hâsıl ederler, garîb temâşâdır. Hakîre bunlar yig …
Ve evlerinde niçe kerre yüz bin misk kedisi ve gûnâ-gûn maymun-ı mudhikler beslerler. Ve misk kedisi ve maymunlar birbirleri ile üns ülfet edüp boş gezerler, aslâ makyûd değillerdir, ve evlerde yavru hâsıl ederler, garîb temâşâdır. Hakîre bunlar yigirmi, yigirmi beş maymun-ı gûnâ-gûn ve misk kedisi yavruları verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·