… üp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i devlete gelem derken, gelme dinilüp ve bir
mansıb
ihsân olunmayup başına kasd ideler. Ol dahi cânı havfine düşüp bu kadar bin haş …
Netice-i mâ-vaka‘a âlâm-ı şedâ’idi beyân eder: Evvelâ der-i devlet-masîrde ser-i kârda olan vü[ze]râ ve vükelâ bî-garaz kimse gerekdir kim hazz-ı nefsîçün bir vezîri ve sâ’ir mîr-i livâyı ve sâ’ir mîr-i mîrânları şiddet-i şitâda bî-mûcib senesi temâm olmadan ol şiddet-i şitâda azl edüp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i devlete gelem derken, gelme dinilüp ve bir mansıb ihsân olunmayup başına kasd ideler. Ol dahi cânı havfine düşüp bu kadar bin haşerâtı başına cem‘ edüp beş on ay re‘âyâ vü berâyâ üzre konup göçerek, yiyüp içerek cây-ı menâs arar. Bir vezîr dahi anın mansıbına ol şitâda gidüp ol râh üzre pâymâl olan re‘âyânın ve gark-ı âb olan devâbât [u] benî Âdemin günâhları ulü'l-emr üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b ·
metinde göster ·
… yı fukarâdan seni az var sakın / Sakınan yol bulamaz kim ede hâli i‘lâm / Şahsa
mansıb
mı gerek, masıba âdem mi gerek / Budurur sâfa-i dîni bozan ey fahr-i ızâm
Dinle ey pâdişâhım nâfi‘ olan sözlerimiHabl-i Kur‘ân ile sâbit-kadem ol bi'l-ikrâmKutb-ı ervâh-ı mukaddes sana mâyil olalarBulalar cümle ta‘alluk edeler hubb-ı kirâmBî-garaz kimselere sormayıcak taşra işinMaslahat bitmez ebed olsa ne denlü ikdâmBed-du‘a-yı fukarâdan seni az var sakınSakınan yol bulamaz kim ede hâli i‘lâmŞahsa mansıb mı gerek, masıba âdem mi gerekBudurur sâfa-i dîni bozan ey fahr-i ızâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53a ·
metinde göster ·
… cürd atlı ve üç bin tüfengli tarabans askerleriyle sefer eşmek ve beğleri yeni
mansıb
olsa pâdişâha bin beş yüz kîse ve yüz elli kîse her sene kul mevâcibine ve matb …
Ba‘dehû niçe kerre isyân edüp haklarından gelindi, ammâ sene (---) târîhinde feth olunup Mekke ve Medîne'ye vakf olunup on senede bir vilâyetlerin Tatar nehb u gâret etmek ve beğlerinin azl [u] nasbı Âl-i Osmân elinde olmak ve tuğ ve sancağ u bayrağ ve tabl [u] alem sâhibi olup sancaklarında sığır başı tasvîri yazup sancağı taşımak ve hîn-i seferlerde Âl-i Osmân ile yigirmi bin cürd atlı ve üç bin tüfengli tarabans askerleriyle sefer eşmek ve beğleri yeni mansıb olsa pâdişâha bin beş yüz kîse ve yüz elli kîse her sene kul mevâcibine ve matbah-ı pâdişâhîye ve yeniçeriler meydânına senede kırkar bin koyun vermek ve Tershâne-i Âmire'ye kadırgalar yağlamak içün beher sene biner fıçı don yağı ve ve yüz fıçı asel-i musaffâ ve yüz kantar şem‘-i asel ve bin aded {sığır gönü} ve her sene Özü paşasına kırk kîse vermeği cümle Sultân Süleymân kanûn edüp ahd-i şart edelden berü yine gâhice mâl-ı firâvân kuvvetiyle isyân ederler, ammâ der-akab haklarından gelüp elleri ve vilâyetleri böyle harâb ü yebâb ve kefereleri esîr-i kebâb olurlar, aleyhi mâyestahik, ammâ Kanûn-ı Süleymân Hân üzre beğlerinin kerr u fer ü dâratları bayağı mîr-i mîrânlar gibi müselmân mataracılar ve tüfengciler ve 105b altun taslı elleri teberli müselmân şâtırları ve Âl-i Osmân tarzı altışar kat mehterhânesi ve dîvân efendisi ve on iki müslim kapucubaşılar ve on iki ağa dahi Tatar Hân tarafından Tatar ağaları var. Hâna müte‘allık olan maslahatı anlar görüp her sene hânlara elli fıçı bal ve elli fıçı yağı ve yüz re’s bârgîr hânlara hedâyâ gitmeğe cümle Süleymân Hân kanûn edüp hâlâ kanûn-ı Süleymân Hân cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a–105b ·
metinde göster ·
mukaddemâ Seydî Paşa'nın idi. Bize verdikleri mansıb anın minberi idi. ‘Benim m …
"Bu mansıb mukaddemâ Seydî Paşa'nın idi. Bize verdikleri mansıb anın minberi idi. ‘Benim minberime çıkmak hüner değildir. Beni Köprülü'den kurtar’, dediği Köpürlü'den havf etdiğidir ve ‘Seni Köprülü'den kurtarırız’ dediğiniz Allâhu a‘lem dünyâ köprüsünden geçer halâs olur ve Budin'de kal‘ayı amâr eyle dediğiniz şimden gerü dîn ü îmân ve mezhebin amâr eyle dediğinizdir ve minberi mansıbında hükm-i hükûmât etdiğinizdir kim bir dahi Seydî mansıb-ı Bosna'ya tâlib olup minbere çıkmak murâd edinüp minberden tekerlenüp öldüğü mansıb-ı Bosna ana müyesser olmayup Allâhu a‘lem hınzîr gibi düşmanları anı mecrûh edüp şehîd etmeleridir ve Allâhu a‘lem bu bizim askerimiz içine küffâr kara hınzîr gibi bir şebhûn edüp girir, ammâ inşâ’allâh cümlesini dendâ[n]-ı tîğ-i bürrândan geçirüp yerleri dâr-ı cahîm olur" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
"Bu mansıb mukaddemâ Seydî Paşa'nın idi. Bize verdikleri
mansıb
anın minberi idi. ‘Benim minberime çıkmak hüner değildir. Beni Köprülü'den kurt …
"Bu mansıb mukaddemâ Seydî Paşa'nın idi. Bize verdikleri mansıb anın minberi idi. ‘Benim minberime çıkmak hüner değildir. Beni Köprülü'den kurtar’, dediği Köpürlü'den havf etdiğidir ve ‘Seni Köprülü'den kurtarırız’ dediğiniz Allâhu a‘lem dünyâ köprüsünden geçer halâs olur ve Budin'de kal‘ayı amâr eyle dediğiniz şimden gerü dîn ü îmân ve mezhebin amâr eyle dediğinizdir ve minberi mansıbında hükm-i hükûmât etdiğinizdir kim bir dahi Seydî mansıb-ı Bosna'ya tâlib olup minbere çıkmak murâd edinüp minberden tekerlenüp öldüğü mansıb-ı Bosna ana müyesser olmayup Allâhu a‘lem hınzîr gibi düşmanları anı mecrûh edüp şehîd etmeleridir ve Allâhu a‘lem bu bizim askerimiz içine küffâr kara hınzîr gibi bir şebhûn edüp girir, ammâ inşâ’allâh cümlesini dendâ[n]-ı tîğ-i bürrândan geçirüp yerleri dâr-ı cahîm olur" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i zamânda irtişâ almayup aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda
mansıb
dahi almayup mânde azil kabûl ederdi, ammâ yine rikâb-ı hümâyûna ve sâ’ir vüzer …
Ve cemî‘i zamânda irtişâ almayup aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda mansıb dahi almayup mânde azil kabûl ederdi, ammâ yine rikâb-ı hümâyûna ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâlara alâ tarîki'l-hedâye mutasarrıf olduğu diyârın memdûhâtlarından ba‘zı eşyâlar ve küheylân atlar pîşkeş gönderirdi. Yine bu hâl üzre Âl-i Osmân'ın memâlik-i mahrûselerinde zabt [u] rabt etmed[iğ]i menâsıb-ı âlîler kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
… cî Mehemmed Paşa Seğitvar'da kışladı. Ve Sührâb Mehemmed Paşa'ya Hersek sancağı
mansıb
ihsân olunup gitdi. Ve Tatar Hânzâde'ye Sombor ve Baçka sancakları kışla verilü …
Ve Gürcî Mehemmed Paşa Seğitvar'da kışladı. Ve Sührâb Mehemmed Paşa'ya Hersek sancağı mansıb ihsân olunup gitdi. Ve Tatar Hânzâde'ye Sombor ve Baçka sancakları kışla verilüp Hânzâde {vezîr ile kaldı}. Ve'l-hâsıl cümle asâkir-i İslâm'a kışlalar ta‘yîn olunup Sadrıa‘zam Belgrad'a teveccüh edüp yine alay-ı azîm ile azm-i râh-ı Belgrad etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136b ·
metinde göster ·
… olur. Yohsa anda Alî-zâde ve Hâşim-zâde ve Memik-zâde misilli ahmak çelebilere
mansıb
vermezler.
Kadıaskerîsi şamhalın alt yanında oturur. Bizzât nakîbü'l-eşrâfı şamhalın karşusunda oturur. Ve vezîri Takî Hân karşusunda ayak üzre hizmetde olur. Vezîri üç bin askere mâlikdir. Müftîsi ve nakîbi ve kadıları Rûm gibi üç yüz akçe ve yüz elli akçe kazâ pâyesi demek yokdur. Her kim ehl-i şer‘ ve ulemâ-yı mütebahhirînden ise müftî ve kadıasker olur. Yohsa anda Alî-zâde ve Hâşim-zâde ve Memik-zâde misilli ahmak çelebilere mansıb vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… hmed Paşa kethudâlığından çıkma Hasan Paşa Mora paşası olup muhassıllık ile âlî
mansıb
olup Benefşe kal‘asın muhâfaza edüp cezîre-i Girid'e asker geçirmeği me’mûrdur.
Hâss-ı hümâyûnu ve erbâb-ı tîmârı ve erbâb-ı ze‘âmeti ve alaybeğisi ve çeribaşıları cümle Ebü'l-feth'in kânûnu üzre Gördüs kal‘asında tahrîr olunmuşdur, ammâ bu Süleymân Hân asrında Mora paşalarına taht olmuşdur, ammâ mâl defterdârı ve muhassılı ve defter kethudâsı ve tîmâr defterdârı hâlâ Girid yılından berü cümle Mora askerîsi ile kapudan paşa ile erbâb-ı tîmârları sefer eşerler, zîrâ cümle Mora eyâleti askeri deryâ seferine me’mûrlardır. Ancak Mora Paşası Ankebût Ahmed Paşa kethudâlığından çıkma Hasan Paşa Mora paşası olup muhassıllık ile âlî mansıb olup Benefşe kal‘asın muhâfaza edüp cezîre-i Girid'e asker geçirmeği me’mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 260b ·
metinde göster ·
kahvesi: şâm'ın tâ vasatından cereyân eden Kanâtü'l-mîze sâhilinde bir kahvehân …
Andan Mansıb kahvesi: şâm'ın tâ vasatından cereyân eden Kanâtü'l-mîze sâhilinde bir kahvehâne-i azîmdir. On bin âdem alup kâmil üç yüz tabisi vardır. Ammâ sâ’ir kahâvîler gibi kârgîr kubâb kahve değildir. Dıraht-ı müntehâlar ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde külbe-i berk pûşîde kahvesidir. Çâr yerde kahve tabh olunup her birinin tabileri başkadır, zîrâ kesret-i nâsdan bir ocak iki ocak kahve kifâyet etmeyüp huccâc şâm'a geldikde yevmiyye birer deve yükü kahve sürülür. Ammâ altı ay işler, şitâ vakti işlemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a ·
metinde göster ·
yokdur. Niçe kerre beş yüz akçe ile mevleviyyet zabt eden mollâlara sadaka olun …
Ve bir hâkimü'ş-şer‘ dahi kadısıdır. Q 298b Mansıbı sitte-i evvelin evvelidir. Diyâr-ı Mısır'dan bundan âlî mansıb yokdur. Niçe kerre beş yüz akçe ile mevleviyyet zabt eden mollâlara sadaka olunmuşdur. Ammâ dâ’imâ dörd yüz toksan tokuz akçe ile ihsân olunmak kânûndur. Bir müddeti kırk kîse olur, tâli‘i olursa elli kîse de olur. Ve nâhiyesi kurâları P 295b üç yüz yetmiş pâre karyedir. Nâhiye-i Semennût ve nâhiye-i şirbîn ve nâhiye-i Bîrûn ve nâhiye-i Enderûn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
… -hemvâr ve nâ-şer‘î işim gücüm ve bir zellem sâdır olmadı. Pâdişâh Mısır'ı bana
mansıb
ihsân etdi, şimdi ben aşağı enüp mansıbım ferâgat etsem sonra pâdişâha ne cevâb …
"Yâ ihtiyârlar, bu ne hâldir? Biz Mısır'a gireli elli yedi gün oldu, benim dahi bir nâ-hemvâr ve nâ-şer‘î işim gücüm ve bir zellem sâdır olmadı. Pâdişâh Mısır'ı bana mansıb ihsân etdi, şimdi ben aşağı enüp mansıbım ferâgat etsem sonra pâdişâha ne cevâb vereyim? Pâdişâhdan mu‘âteb mu‘azzeb olurum ve sizlere sonra ikâb olur. Ben enmem" deyü cür’et edemeyüp şehir havâlesinin ve birkaç cühmel mühmellerin re’yiyle iki eteklerin dermiyân edüp ata süvâr olunca cümle eşirrâ-yı Mısır atlı ve piyâde paşanın (---)(---) ardına düşüp "acıyla [?açıla?] yoldaşlar, tüfeng atman kardaşlar, ayıbdır, gerüye dur alarka" diyerek paşayı (---)(---) oradan çıkarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·