… îmde dâ’iren-mâdâr handakı varmış. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ
Manyas
kullesinden tâ Zindân kullesine varınca Tabahâne câniblerinde handak içinden Ar …
Dördüncü rüknünde cânib-i şarka nâzır Üçşerîfeli kurbunda Ekmekçiler köşesinde Makedone kullesi, bu cümleden kebîr ü kavî kulle-i serâmeddir. Bu çâr-kûşede olan kulle-i azîmlerden mâ‘adâ sağîr ü kebîr çâr-kûşe binâ kulle-i ra‘nâberdir. Ve cümle etrâfı on iki bin aded dendân-ı bedendir. Ve her bedende birer mazgal deliği mukarrerdir. Ve zamân-ı kadîmde dâ’iren-mâdâr handakı varmış. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ Manyas kullesinden tâ Zindân kullesine varınca Tabahâne câniblerinde handak içinden Arda ve Tunca ve Meriç nehirleri handak içre cereyân edermiş. Ammâ hâlâ dest-ı Âl-i Osmân'da iç il olmağıla havf [u] haşyetden berî olup ığmâz-ı ayn ede ede handak-i amîklerine mezbele ve rimâl ve türâb doldurarak handakı nâ-ma‘lûm olup üzerine dekâkinler ve hân ve imâretler ihdâs edüp kal‘anın iki tarafı imâristândan görünmez olup illâ Zindân kapusu tarafı ve Ağaçbâzârı semtinde iki taraf kal‘a dîvârları nümâyândır. Ammâ sehel meremmât ister bir kal‘a-i köhne-âbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… usu, ikinci yine cânib-i şarka İğneciler kapusu, üçüncü Zindân kapusu, dördüncü
Manyas
kapusu, bu iki bâblar cânib-i cenûba Meriç kenarına mekşûfdur kim nehr-i Meriç' …
Ve devr-i sûrunda cümle altı aded kapulardır. Evvelâ maşrık tarafına Balıkbâzârı kapusu, ikinci yine cânib-i şarka İğneciler kapusu, üçüncü Zindân kapusu, dördüncü Manyas kapusu, bu iki bâblar cânib-i cenûba Meriç kenarına mekşûfdur kim nehr-i Meriç'den su alınır. Beşinci kapu Mihal kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Bu bâb-ı izdihâmların cümlesi ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir. Ammâ dâ’iren-mâdâr kal‘a bir kat hisâr-ı üstüvârdır. Sâ’ir kılâ‘lar gibi ikişer üçer kat değildir. Ammâ bu kapulardan mâ‘adâ ba‘dehû kal‘anın niçe divârın nakb edüp uğrun kapular etmişler. Meselâ biri Alî Paşa çârsûsu içre Uğrun kapudur. Ve kal‘a-i Edirne dâ’iren-mâdâr kâmil altı bin adımdır. Selânik kadar büyük kal‘a değildir. Ve bu cirmde olan kal‘a içinde cümle on dörd mahalledir. Güleşciler tekyesi kurbunda üç aded mahall-i müslimîn vardır. Ve bir mahalle-i muvahhidîn Topkapusu iç yüzündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… ây: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr'ın ibtidâ-i fethde binâsıdır. Kefere kralı
Manyas
Kapusu kurbunda sâkinlerimiş. Ba‘dehû bu Eski Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıld …
Eski sarây: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr'ın ibtidâ-i fethde binâsıdır. Kefere kralı Manyas Kapusu kurbunda sâkinlerimiş. Ba‘dehû bu Eski Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıldırım Hân tevsî‘ edüp kal‘a-misâl burc [u] bârûsun bir sûr-ı azîm seng-binâ bir sarâyı ra‘nâ etdi. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin adım ihâta eder. Şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir mihmânsarây-ı sultândır. Dîvârlarının kaddi yigirmi zirâ‘dır. Cânib-i şimâle bir aded hadîd bâb-ı hümâyûnu vardır. Ba‘dehû Süleymân Hân Engürüs seferlerine rağbet etmeğile bu sarây ve yeniçeri odalarını imâr edüp kırk bin yeniçeri âmâde ve altı bin gılmân-ı hâssa bu sarâyda karâr-dâde olmağıçün bu sarây-ı atîkde dîvânhâne-i âlîler ve hâsoda ve büyük ve küçük ve hazîne ve kilâr ve doğancılar ve seferliler odalarıyla âbâdan etdi. Ammâ bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin âb [u] hevâsı bir mürtefî‘ zemînde olmağıla latîf ü mu‘tedil hevâdır. Târîh-i binâsı sene 767. Âsitâne-i kadîm olmağın bunda neşv ü nemâ bulup perveriş olan gılmân-ı hâssa ve sâ’ir huddâmân-ı enderûn [u] bîrûnlar elbette ve elbette berhûrdâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olurlar. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu sarây-ı kadîmde üç bin gulâm-ı hâs tâ‘at u ibâdâta meşgûl olup tekmîl-i fünûn edüp üç senede bir yollarıyla Âsitâne-i sa‘âdete gelüp mertebelerince Yeni Sarây'a girüp hizmet-i şehriyârîde olurlar. Sarây-ı Atîk-i Edirne böyle bir nazargâh-ı selâtîndir. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b ·
metinde göster ·
… şlık bâzârı ve Bâyezîd Hân bâzârı ve Yıldırım Hân bâzârı ve Mihalbaşı bâzârı ve
Manyas
bâzârı ve Tabahâne Çârsûsu, rub‘-ı meskûnda yokdur. Beş bin Âh-ı Evrân köçeği f …
Evvelâ Küçük bâzâr ve Sarrâchâne bâzârı ve Muradiyye bâzârı ve Kıyık bâzârı ve Taşlık bâzârı ve Bâyezîd Hân bâzârı ve Yıldırım Hân bâzârı ve Mihalbaşı bâzârı ve Manyas bâzârı ve Tabahâne Çârsûsu, rub‘-ı meskûnda yokdur. Beş bin Âh-ı Evrân köçeği fetâ-yı tüvânâ serbâz u şehbâz yiğitleri çıkar, kanlı varsa hâkime vermezler, ammâ kâtil dahi anlardan halâs olamayup köpek necisinde girdimân edüp emân ile debâğat edüp pâk idip her şeyden tâ’ib u tâhir olup üstâd-ı kâmil olur. Nehr-i Meriç'in kenarına vâki‘ 163a olmuş bir kârhâne-i azîm debbâğhânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b–163a ·
metinde göster ·
… zî Mihâl Beğ feth eylediğiyçün Mihâlic derler ve şehr-i Mihâlic Ilıbat gölü ile
Manyas
gölü ortasında vâki‘ olmuşdur.
Evsâf-ı külliyât-ı şehr-i Mühâlic: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Gâzî Mihâl Beğ feth eylediğiyçün Mihâlic derler ve şehr-i Mihâlic Ilıbat gölü ile Manyas gölü ortasında vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
Menzil-i sahrâ-yı Manyas gölü: Kenârında sa‘âdetlü pâdişâh serâperde-i Âl-i Osmânîsin kurup meks etmiş. Biz dahi Köpürlü vezîria‘zam dâ’iresinde meks edüp yine cümle yârân-ı bâ-safâlar ile müşerref olup seyâhat edüp temâşâ etdiğimiz ibret-nümâları su’âl etdiklerinde cevâb verirdik, ammâ yine her gün her menzilde Hasan Paşalı kelleleri ve dilleri gelüp kelle paça olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… da her gece kuğu ve kaz ve angıt sadâsından ve kanatları şakırdısından sahrâ-yı
Manyas
lerzenâk olur. Bu murgânların dahi avcıları mîrî mâl verirler, maktû‘dur.
Ve dahi vakt-i şitâda bunda olan kaz ve ördek ve angıt ve kuğu ve karabatak ve bozbakkal ve sürhâb ve yeşilbaş ve martı ve saka kuşu ve gayrı niçe yüz elvân hûş [u] tuyûr ile bu buhayrede mâl-â-mâl oldukda her gece kuğu ve kaz ve angıt sadâsından ve kanatları şakırdısından sahrâ-yı Manyas lerzenâk olur. Bu murgânların dahi avcıları mîrî mâl verirler, maktû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… r kim su âteşin zıddıdır. Âteş üzre su döksen âteş söner, ammâ hikmet-i Hudâ bu
Manyas
gölünde hâsıl olur bir gûne pembe kökü-misâl kav biter. Su içinden koparup çakm …
İbret-nümâ-yı sırr-ı garîbe vü acîbe: Bir sırr-ı İlahîdir kim bu kâra akıllar çâk âdetullâh eyledir kim su âteşin zıddıdır. Âteş üzre su döksen âteş söner, ammâ hikmet-i Hudâ bu Manyas gölünde hâsıl olur bir gûne pembe kökü-misâl kav biter. Su içinden koparup çakmak taşı üzre koyup çakmak demiriyle ursan bi-emr-i Hayy-ı Kadîr sudan çıkmış yaş şeyden âteş zâhir olup tütün yakmağa ve her şey’e istîmâl olunur, ammâ mezkûr kavı kurudup çaksan âteş dutmaz. Meşhûr-ı âfâk bir gûne kavdır. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
gölünün kenârlarında serâmed sazları hâsıl olup bu buhayre etrâfında olan re‘ây …
Ve bu Manyas gölünün kenârlarında serâmed sazları hâsıl olup bu buhayre etrâfında olan re‘âyâ vü berâyâ ol sazları mevsiminde koparup ve terbiye etdikden sonra gûnâ-gûn münakkaş hasırdan seccâdeler ve mak‘adlar ve döşemeler dokurlar kim âdem hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
gölü kurbunda Bolcaağaç nâm bin hâneli köyde haftada bir bâzâr-ı azîm durup Tir …
Ve bu Manyas gölü kurbunda Bolcaağaç nâm bin hâneli köyde haftada bir bâzâr-ı azîm durup Tire ve Mağnisa ve Balıkesri ve Karesi ve Kirmastı ve (---) şehirlerinden kırk elli bin cân cem‘ olup germâ-germ bey‘ ü şirâlar olup cemî‘i zî-kıymet metâ‘lar anda bî-kıymet bulunur. Andan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·