… salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ
mastaba
soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler i …
Ve mesîregâh-ı Abdâl Murâd Sultân: Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde bir püşte-i âlî üzre bir vâdîdir kim cümle şehr-i Bursa ferâde ferâde her âsâr-ı binâsı nümâyândır. Ve bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîni vardır kim sun‘-ı Perverdigâr ile arzı gûyâ yeşil dühâvî katîfe ile döşenmişdir. Ve bu âsitânede eflâke ser çekmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve servî dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet eder. Ba‘zı dırahtda yaban asmasından ve habl-i kavîden salıncaklar vardır. Yârân u dilberân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm âteşde kebâbı su çevirüp bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı yerinde hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a–229b ·
metinde göster ·
üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına ce …
Evsâf-ı menzil-i Âsitâne-i Çağırkanlı Sultân kuddise sırruhu: Sene (---) târîhinde (---) Hân meşâyihlerinden ulu sultânmış. Niçe yüz keşf [u] kerâmâtları zâhir u bâhir olmuşdur. Bir binâ-yı pür-envârın içinde medfûnlardır. Kabr-i şerîfinin etrâfında gûnâ-gûn şem‘dânlar ile çerâğdânlar ve buhûrdânlar ve gülâbdânlar ile zeyn olup niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup elbette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd-i Hudâ ziyâret edüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet etdik. Bu azîzin rûhâniyyeti sebebiyle kurâsı ma‘mûr olup dağlarında kırk bin koyun ve sığırı ve câmûsu ve kısrak ve taylakları vardır. Ve iki aded ma‘mûr çiftlikleri vardır. Selef pâdişâhlarından mu‘âf ve müsellem olmalariyçün her pâdişâhdan mu‘âfnâme hatt-ı şerîfleri vârid (---) üç yüz hâneli ma‘mûr köydür. Bir câmi‘i ve bir tekyesi vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cümle ahâlîsi pây-bürehne ve ser-bürehne ve giysûdâr dervîş-i dil-rîşân fukarâları vardır. Cümle evlâd-ı sığâr u kibârının ellerinde birer ağaç topuzları ve niçesinün birer eğri başlı demir asâları vardır. Paşaya cümle fukarâları hedâyâlarıyla ve evkâfnâmeleriyle gelüp hizmetde olup du‘â-i hayr niyâ[z] etdiler. Paşa-yı [sâhib]-re’y [u] tedbîr eyitdi: "Ey fukarâ! Bu kadar mu‘âf ve müsellem olmağa neden müstahak oldunuz?" deyince "Sultânım sehilce semâ‘hâne meydânımıza teşrîf buyurun" dediler. Paşa dahi da‘vete icâbet deyüp vardık. Bir meydân-ı muhabbete kırk elli araba mikdârı oduna âteşler urup cânib-i erba‘asında kırk aded kurbânları kebâb edüp niçe fukarâ çevirmede. Paşaya âteşden ba‘îde bir mastaba üzre yer gösterüp karâr edüp binden mütecâviz fukarâ-yı billah âteş kenarına cem‘ olup kat kat âteşi ihâta edüp tabl, def [ve] kudûmler ile zikrullaha meşgûl olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî âteş-i semender germâ-germ olup cümle fukarâlar dahi tevhîd-i erre ile mest ü medhûş olup yüz mikdârı fukarâ-yı billah uryân u büryân u giryân, dillerinde Hazret-i Kur‘ân tilâvet ederek evlâd-ı sağîrelerinin ellerine yapışup "Yâ Hayy" ismiyle hemân ol alev-ber-alev olmuş âteş-i Nemrûd içine girüp "Yâ Hayy, yâ Kayyûm" ismiyle semâ-ı safâ edüp âteşi depe depe nîm sâ‘at tevhîd edüp taşra çıkup ancak başlarında cümle saçları ve sakalları yanmış, bi-emrilllah rûhâniyyet-i pîr ile kendülere bir maraz isâbet etmemiş, bu hâl ile kimi paşa huzûruna geldi, kimi aslâ gelmeyüp savma‘asına gitdi. Paşa ve sâ’ir temâşâcılar âlem-i hayretde kalup ol mahalde paşaya bir ziyâfet-i azîm çekdiler kim Taban Ahmed Ağa ziyâfetine gâlib idi. Garâ’ib bunda kim paşa bu âsitâneye ale'l-gafle geldi. Zîrâ yoldan sapa dağlar içinde bir nihânî genc-i nihân gibi künc-i râhda kalmış bir âsitânedir. Bu kadar ta‘âmı bir sâ‘atde niçe yetişdirdiler, paşa hayrân kalup mu‘âfnâmeleri üzre buyurdı-ı şerîf verüp yüz altun, fukarâsına tasadduk edüp hayr du‘âlarıyla behre-mend olduk. Andan 12 sâ‘atde Tercân Ovası'na gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… k pilâv, köse pilâv, düvezde pilâv ve düvezde püryân ve sebzevât ve nemekdân ve
mastaba
çorbası ve latîf herîseleri tenâvül olunup cân sohbetleri etdik. Ba‘de'z-ziyâfe …
Menzil-i kal‘a-i Karış, ibtidâ-i vilâyet-i diyâr-ı Acem: Sene (---) târihinde Şâhrûh b. Timur Hân binâsıdır. Ba‘dehû Azerbaycân Sultânı Uzun Hasan hükmüne girdi. Hâlâ Revân hâkinde Azerbaycân şehirlerindendir. Kal‘ası bir püşte üzre evce ser çekmiş şahin ve zağanos yuvası misâl kal‘a-i Azerbaycân-ı pür-cândır ve şekl-i murabba‘ sengîn bünyâd bir kal‘a-i Ferâh-âbâd-misâl kal‘a-i üstüvârdır. Cümle taş binâ bir metîn ve müstahkem binâ-yı ra‘nâ kal‘a-i zîbâdır. İçinde bin dizçöken tülüngi dizçökenleri vardır. Ser-neferleri bizimle olan elçilere hedâyâlar getirdikde bize rağmen kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atup şâdmânlar etdi, ammâ hûrde topları var. Sadâ-yı top-ı kûpden cânib-i erba‘asındaki dere ve depeler ra‘d-vâr gür gür gürleyüp velvele verdi. Kal‘anın zîrinde haymelerimizle meks edüp âheste reviş aşağı rıbâtı seyr [ü] temâşâ etdik, ammâ ol kadar ma’mûr değildir. Mâ-tekaddem şehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm imiş. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘, Revân seferi üzre müteveccih oldukda Erzurûm, Ahıçka ve Kars ve Van kulları bir yire cem‘ olup bu Karış şehrin nehb [ü] gâret edüp karış karış edüp hânelerin harâb u yebâb ve halkın esîr [u] kebâb idelden berü ilâ yevminâ hâzâ aşağı şehri dahi ol kadar imâr değildir. Ancak yedi minâreli câmi‘leri ve üç hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Şehri nehr-i Karış kenarına vâki‘ olmuş, âb [u] hevâsı sehîl ve latîf, pirinç hâsıl olur mahsûldâr sahrâsı vardır. Bu nehrin tulû‘ı kûh-ı Sükûn'dan sökün edüp nehr-i Araz'a munsab olur. Kal‘a ağası elçi ile hakîri ziyâfete da‘vet edüp atlarımızla güç ile kal‘aya nîm sâ‘atde urûc edüp aşağıda cümle zemîn nakş-ı bukalemûn-nümâyân idi. Hemân şâhın dizçöken ağası serinde zûrzuvileli tâcı üzre alaca serbend üzre gûnâ-gûn otâğalar zeyn edüp ve ablak çığçığa telleri başına bend kılup yanımıza geldikde temennâ edüp "Hey kurbân, tû hayr-mukdem, yüz basa, göz basa gelüp safâ geldiniz" deyü hâne-i cihân-nümâsına da‘vet edüp yahşi 293b mihmândârlık edüp meydân-ı muhabbete sofra yerine kalemkârî çit destehân gelüp on bir gûne pilâvdan avşıla pilav, göğü pilav, muza‘fer pilâv, od pilâv, şille pilâv, hoş pilâv, çalav pilâv, mu‘ammer pilâv, sarmısak pilâv, köse pilâv, düvezde pilâv ve düvezde püryân ve sebzevât ve nemekdân ve mastaba çorbası ve latîf herîseleri tenâvül olunup cân sohbetleri etdik. Ba‘de'z-ziyâfe elçilere ve hakîre ve Alacaatlı Hasan Ağa'ya latîf vaşak postları hedâyâ verüp andan aşağı haymelerimize geldikde ardımız sıra elli koyun ve bin kadar beyâz ekmek ve yedi sekiz katır yükü meyve-i gûnâ-gûn ve avşıla şerbetleri kal‘a hâkimi sultândan gelüp ol gîce ıyd-ı ekber edüp iki gün meks edüp nehr-i Karış kenarında iki cânibde kasr-ı âlîleri temâşâ ederek hıyâbân [u] gülistân-ı İrem Kelenter bâğına varup anda dahi bir ziyâfet-i âli-i kal‘a-i sultânî edüp elçiye ve hakîre hedâyâ pârçeler verdi. Bâğdan gelirken Sultân Evhadullah Câmi‘in taşradan temâşâ etdik. Ammâ hakkâ kim bir minâre-i mevzûnlu câmi‘-i bî-bedeldir. Ve âna karîb Tâceddîn-i Münşî hammâmı ve yedi mihmân-sarâyı var. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin kudretden mükehhal karalı ve gazâlî gözleri var kim her biri uşşâka bir nigâh etdükde bin nikâh ihsân etmiş kadar câna safâ verir. Ertesi ale's-sabâh bu Karış şehrinden üç yüz baş kızılbaş-ı evbâş [u] kallâş-i Mâzenderânî esb-süvâr ile cânib-i şarka 12 sâ‘at kûh-ı bî-pâyânlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293a–293b ·
metinde göster ·
… ebâbı ve tavuk böreği ve kırk gûne mümessek ve mu‘amberîn pilavı ve herîsesi ve
mastaba
çobrası ve aşbâzlarında düzde büryânı ve pâlûde-i teri meşhûr ta‘âm-ı firâvânla …
Der-sitâyiş-i me’kûlât: Evvelâ hâs beyâz girdesi ve çakıl ekmeği ve safî somunu ve yağlı halkası ve katmer kâhîsi ve katmer yezd çöreği ve keklik kebâbı ve tavuk böreği ve kırk gûne mümessek ve mu‘amberîn pilavı ve herîsesi ve mastaba çobrası ve aşbâzlarında düzde büryânı ve pâlûde-i teri meşhûr ta‘âm-ı firâvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
… kden mîşe ağaçları yaprağı üzre yağar lâtif ü müshil halvâdır ve gendüme aşı ve
mastaba
aşı ve ulbe yoğurdu (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evvelâ beyâz çakıl ekmeği ve katmer kâhisi ve beyâz çöreği ve nân-ı mûz ta‘âmı ve dut balı ve gezengevüsi ya‘nî kudret helvâsı, gökden mîşe ağaçları yaprağı üzre yağar lâtif ü müshil halvâdır ve gendüme aşı ve mastaba aşı ve ulbe yoğurdu (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
vardır. Kürd bapırları teferrüc [ü] istirâhat içün ol soffada işret ederler. Am …
Anda bir mesîregâh mastaba vardır. Kürd bapırları teferrüc [ü] istirâhat içün ol soffada işret ederler. Ammâ Sincâr'ın bu mahallinden gayrı olan yerlerdeki akrep bir âdemi sançsa yedi sâ‘atde amân vermeyüp helâk eder. Diyâr-ı Acem'de Kâşân akrebi bu Sincâr akrebinin yanında pire-i Sincâr gibi sancar bir bî-muzır akrepdir ammâ bu Sincâr akrebi soksa ol âdem akrep yere varmadan akrep zehrinden merhûm olur. Ta bu mertebe şumûmiyyetli gejdümleri vardır kim ne‘ûzü-billah min zâlike.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… müşâvere ve dîvân etdiğinden Dehdîvân dahi derler. Hâlâ ol cây-ı mürtefi‘de bir
mastaba
esâsı vardır. Ehl-i beled andan gâfildir kim o cebelden cümle Van deryâsı ve Va …
Evvelâ kal‘anın hâ’ilinde Dehdîvân nâmıyla meşhûr bir kûh-ı bülend vardır, ol cebel-i âlî üzre İskender-i Zülkarneyn kal‘a-i Bitlîs'i hazînedârı olan Bedlîs elinden kal‘ayı feth etmek içün bu dağda on gün müşâvere ve dîvân etdiğinden Dehdîvân dahi derler. Hâlâ ol cây-ı mürtefi‘de bir mastaba esâsı vardır. Ehl-i beled andan gâfildir kim o cebelden cümle Van deryâsı ve Van kal‘ası ve Rahova sahrâsı ve Muş ovası ve Deliklikaya deresi el-hâsıl ol kadar eflâke ser çekmiş kûh-ı bî-hemtâ değil iken ana hâ’il olan kûh-ı bülend-i azîmin mâverâsında olan sahrâlar ve kurâ vü kasabâtlar cümle nümâyândır. Bu kûh-ı bülend üzre medfûn olan mutalsamâtların ilâ hâze'l-ân te’sîri ile her taraf böyle nümâyândır, ammâ halk bundan bî-haberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225b ·
metinde göster ·
… la pilav ve köfte pilav ve fısdık pilav ve kırma badem pilav ve kişmiş pilav ve
mastaba
çobra ve kırı çobra ve lakişe çobra niçe bunun emsâli çobraları var ammâ keklik …
Bu hammâmdan Paşa efendimiz çıkup kânûn [u] kâ’ide-i hân-ı âlîşân üzre paşaya mahsûs somât-ı Muhammedî meydân-ı muhabbete gelüp kâmil iki yüz gümüş lengerî ile ni‘met-i nefîse-i mümessekler meyân-ı meydâna zeyn oldukda ıtriyyât bûyundan âdemin dimâğı mu‘attar olur. Ammâ ekseriyyâ ta‘âmları kevkevila ve masfakar pilav ve çalav pilav ve düzda biryân pilav ve dûd pilav ve şılla pilav ve rummân pilav ve ud pilav ve anber pilav ve âbşıla pilav ve köfte pilav ve fısdık pilav ve kırma badem pilav ve kişmiş pilav ve mastaba çobra ve kırı çobra ve lakişe çobra niçe bunun emsâli çobraları var ammâ keklik pilavlarına ve nar pilavlarına ve gûnâ-gûn ter ü muharra kebâblarına aşk olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230a ·
metinde göster ·
… i ve katmer şeref çöreği ve mâhîcesi ve baklavası ve keklik böreği ve ışkını ve
mastaba
çobrası ve cacıhlı ve kızılı peyniri ve kaymağı ve gömeç balı ve keklik kebâbı …
Evvelâ beyâz ekmeği ve beyâz lavaşa yufkası ve beyâz gül-pembe-misâl çakıl ekmeği ve kahık halka çöreği ve katmer şeref çöreği ve mâhîcesi ve baklavası ve keklik böreği ve ışkını ve mastaba çobrası ve cacıhlı ve kızılı peyniri ve kaymağı ve gömeç balı ve keklik kebâbı ve lavaşalı keklik yahnisi ve keklik pilavı meşhûr ta‘âmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234a ·
metinde göster ·
… ayâtın tulû‘ etdüği kaya zeylinde bir çemenzâr ve lâle-ızâr zemînde bir hıyâbân
mastaba
inşâ etmişdir. Bâlâda evsâfı tahrîr olunup hâlâ bir şükûfezâr mesîregâhdır.
Dokuzuncu teferrücgâh: Kal‘a ardında ayn-ı İskender başıdır kim İskender'in boynuzu bu ayn-ı zülâlden nûş etmesi sebebiyle gâ’ib olduğiyçün bu ayn-ı hayâtın tulû‘ etdüği kaya zeylinde bir çemenzâr ve lâle-ızâr zemînde bir hıyâbân mastaba inşâ etmişdir. Bâlâda evsâfı tahrîr olunup hâlâ bir şükûfezâr mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… ve beyâz gül-i penbe-misâl yufka lavaşası ve katmer çöreği ve keklik böreği ve
mastaba
aşı ve karatlı aşı ve tüffâhiyesi ve karanfilli sefercesi bir diyârda yokdur.
Der-ayân-ı mahsûlât-ı me’kûlât: Evvelâ çörek otlu ve râziyâne sulu ve anisonlu hâs ve beyâz somunu bir diyârda yokdur illâ Amasiyye Ladik'inde ve İzmit kurbünde Sabanca'da ve İslâmbol'da Tophâne'nin İsâ Çelebi ekmeği ola ve beyâz gül-i penbe-misâl yufka lavaşası ve katmer çöreği ve keklik böreği ve mastaba aşı ve karatlı aşı ve tüffâhiyesi ve karanfilli sefercesi bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… akıl nânı ve lavaşa nânı ve kefk-i Hemedân'ı ve şilbe çöreği ve turaç böreği ve
mastaba
çobrası ve lahışbası ve parya bazlaması ve âşûra ve şîr erzeni bir diyârda yokd …
Der-vasf-ı me’kûlât: Evvelâ hâs ve beyâz gül-i pembe-misâl çakıl nânı ve lavaşa nânı ve kefk-i Hemedân'ı ve şilbe çöreği ve turaç böreği ve mastaba çobrası ve lahışbası ve parya bazlaması ve âşûra ve şîr erzeni bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… n zeyn olup görenin aklı gider. Bu ayn-ı câriyenin etrâfında gûnâ-gûn nişîmen ü
mastaba
ve dikke vü soffa ve maksûreler ile tezyîn olup cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif havz u ş …
Der-sitâyiş-i teferrücgâh-ı İremezâtu'l-İmâdiyye : Evvelâ kal‘anın hâricinde aşağı Kophan medresesi deresi kurbünde nehr-i Kehniyâsinçe kenârında bir hıyâbân u kûyâh gölgelik sâyesinde buhayre-misâl bir havz-ı azîm vardır kim niçe 381a bin âşıkân-ı sâdıkân-ı mahbûbân ol havz-ı azîmde şinâverlik edüp âşık ma‘şûk birbirleriyle bilâ vâsıta kuç kucağ ve bir künc-i puv bucağ olurlar, ayıb değildir. Ve bu hıyâbânda olan çınar u bîd-i ser-nigûn ve şimşâd ü serv-i ar‘ar ve gül-i gülistân zeyn olup görenin aklı gider. Bu ayn-ı câriyenin etrâfında gûnâ-gûn nişîmen ü mastaba ve dikke vü soffa ve maksûreler ile tezyîn olup cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif havz u şadırvân ve selsebîl ü fevvâreler kenârında cân sohbeti ederler. Niçe yüz bin elvân andelîb-i murgân-ı hoş-elhânın nevâhânlığı uşşâka makâm-ı uşşâkı âğâze etdirüp Bûselikde ve Gerdâniyye makâmın deverân ederek bedürüstî âlem-i ağyârdan bî-haber ise râst karâr eder. Tâ böyle sohbet-i hâs idecek cây-ı safâdır kim Arab u Acem'de ve cemî‘i Kürdistân'da hıyâbân-ı İmâdiyye Kopanhânı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380b–381a ·
metinde göster ·
… imâyesinde onar bin koyun sâyelenir. Taht-ı zıllinde yedi yerde kenîsecikler ve
mastaba
kârgîr soffacıklar ve üç yüzden mütecâviz meyhâne ve fâhişehâneler var.
Her şâhalarının zıll-ı himâyesinde onar bin koyun sâyelenir. Taht-ı zıllinde yedi yerde kenîsecikler ve mastaba kârgîr soffacıklar ve üç yüzden mütecâviz meyhâne ve fâhişehâneler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… lânî ve akîk u yemenî ve savvânî ve ebrî ahcâr-ı gûnâ-gûn ile mefrûş kâ‘alar ve
mastaba
ve soffalar ve görünüşler var kim her biri birer kral-ı dâllerin âsâr-ı ibret-n …
Ve cümle taşları yeşim ve harekânî ve yerekânî ve balgamî ve seng-i ferahî ve mermer ve somâkî ve zenbûrî ve seylânî ve akîk u yemenî ve savvânî ve ebrî ahcâr-ı gûnâ-gûn ile mefrûş kâ‘alar ve mastaba ve soffalar ve görünüşler var kim her biri birer kral-ı dâllerin âsâr-ı ibret-nümâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… uhâsarasında bulunup her gün asâkir-i İslâma pişmiş bir koyun başı ve bir çanak
mastaba
aşı ve bir çanak yoğurd ayranıyla cümle asâkir-i İslâmı doylarlar imiş. Çanakla …
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı kal‘a-i Azak: Evvelâ kıble cânibindeki mezkûr Noğay kavmi handakları içinde ziyâret-i Aşçı Baba ve ana karîb ziyâret-i Başçı Baba ve Yoğurdcu Baba: Bu sultânların üçü dahi karındaşlar imiş. Gedik Ahmed Paşa ile bu kal‘a muhâsarasında bulunup her gün asâkir-i İslâma pişmiş bir koyun başı ve bir çanak mastaba aşı ve bir çanak yoğurd ayranıyla cümle asâkir-i İslâmı doylarlar imiş. Çanakları aslâ boşanmaz imiş. kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı azîmlerdir. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve niçe
mastaba
ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı merâm teferrüc edüp …
Bu havzın etrâfında âsımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı merâm teferrüc edüp ayş u nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
üzre ceng etdikleri Oklu Çam nâm mahalde defn etmişlerdir. Hâlâ etrâfları çevri …
Ve yine Dervîş kendü keremlerinden katl etdüği harâmîleri dağa götürüp gasl edüp ale't-tertîb bir mastaba üzre ceng etdikleri Oklu Çam nâm mahalde defn etmişlerdir. Hâlâ etrâfları çevrilmiş alçacık dîvârlı mezârlıkdır. Ve kendü içün dahi bir kabir inşâ etdirüp ahâlî-i şehre vasiyyet edüp kırk sene mu‘ammer olup ba‘dehu âhirete intikâl edüp vasiyyetleri üzre cümle ahibbâ Dervîş'i harâmîlerin yanında cümleye ser-çeşme defn etmişlerdir. Hâlâ bu kûh-ı bâlâ içre "Oklu Dede" deyü âyende vü revendeye ziyâretgâhdır ve "Oklu Çam" deyü meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24a ·
metinde göster ·
üzre eş-şeyh Hayreddîn Hızır ibn el-imâm Ahmed el-Amâsî eş-şehîr be-Îcâdî Efend …
Ve yine bu mahalle karîb bir kârgîr binâ mastaba üzre eş-şeyh Hayreddîn Hızır ibn el-imâm Ahmed el-Amâsî eş-şehîr be-Îcâdî Efendi. Müfessirîn ve muhaddisînden ve fuzelâyi'd-dehirden büyük kimesne idi. Hazret-i Abbâs civârında ziyâretgâh-ı enâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300a ·
metinde göster ·
… e musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu
mastaba
üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şe …
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b ·
metinde göster ·
… z seyâhat-i Fûncistân'dan gelince bir çâh-ı mâ kazmışlar. Ve yanına bir neşîmen
mastaba
ve bir kasr-ı zîbâ inşâ etmişler. Görenlerin dillerinde dâsitân bir âb-ı hoş-gü …
Bu benderin mukaddemâ suyu bir günlük yoldan gelirdi. Abâbide şütürbânları suyu katra ile satarlardı. Hakîr bu kal‘aya geldikde ahâlî-i kal‘a atşândan şikâyet edüp, "Kal‘amıza karîb bir derede su alâmeti vardır, bir sâhibü'l-hayr olsa, sehl bahâne ile bir hayrât-ı azîm olurdu", deyü nakl etdiklerinde der-akab rızâ’en lillâh atlarımıza süvâr olup çeyrek sâ‘atde varup keşfetdik. Hakîkatü'l-hâl elbette bu mahal su kânıdır, deyü a‘yân-ı kal‘a ile Mısır vezîri İbrâhîm Paşa efendimize arz edüp arz mektûblarımız vusûl buldukda, "ale'r-re’s" deyüp mâlından on kîse ifrâz edüp mu‘temedün-aleyh bir ağasiyle bu kadar bennâ ve kûhken âdemler gelüp biz seyâhat-i Fûncistân'dan gelince bir çâh-ı mâ kazmışlar. Ve yanına bir neşîmen mastaba ve bir kasr-ı zîbâ inşâ etmişler. Görenlerin dillerinde dâsitân bir âb-ı hoş-güvâr imiş. Hamd-i Hudâ bu kemterin sa‘yi ile vücûda gelüp ehl-i kal‘a ve cümle âyende vü revende huccâc u züvvâr u tüccâr ihtiyâc-ı atşândan halâs oldular. İnşâallâhu te‘âlâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y381b ·
metinde göster ·
soffası ve bir mihrâb ve Şeyh Zındîk hazretleri üzre bu kubbeyi ta‘mîr ü termîm …
İsvân'dan Nûbe vilâyeti râhına müteveccih olundukda İsvân'dan rub‘ sâ‘at ba‘îd bir fezâ-yı çemenzârda bir şecer-i azîmdir. Sultân Kayıtbay Mısır'dan gelüp ziyâret etdükde sâyesinde bir mastaba soffası ve bir mihrâb ve Şeyh Zındîk hazretleri üzre bu kubbeyi ta‘mîr ü termîm edüp atebesi üzre sene (---)(---) tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·