Hattâ merhûm u mağfûrun leh sâhibü'l-hayrât Bâyezîd Hân, hastalara şifâ ve derdlilere devâ ve dîvânelerin rûhuna gıdâ ve def‘-i sevdâ olmak içün on aded hânende ve sâzendegândan gulâm-ı şâdî-misâl üç hânende ve bir neyzen ve bir kemânî ve bir musikârî ve bir sıntûrî ve bir çengî 166a ü santûrî ve bir ûdî ta‘yîn edüp haftada üç kerre gelüp bu on aded üstâd-ı hânende ü sâzendegânlar hastalara ve deli birâderlere fasl çalarlar. Hâlâ bu mutrıbân dâ’imdir. Bu fasıllardan dâ-i devâ bulmayan dîvânelere bîmârhâneci babalar ol kadar kızılcık hoş-âbı kütüğü çalarlar kim her biri deyenek darbından Ahfeş keçisi yâhûd Deli Mehemmed maymunları gibi perende atarlar. Bi-emri Hayy [u] Kadîr niçesi âvâz-ı sâzdan hoş-hâl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 165b–166a ·
metinde göster ·
… ille gemi gâyet meşhûrdur. Her kankı at serkeşlik etse Hille gemi ol serkeş atı
maymun gibi
raks etdirir.
Ve hânları ve hammâmı ve kifâyet mikdârı üç yüz kadar dükkânları vardır ammâ bezzâzistânı yokdur, ammâ her hânda ehl-i hırefi çokdur ve Hille gemi gâyet meşhûrdur. Her kankı at serkeşlik etse Hille gemi ol serkeş atı maymun gibi raks etdirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352b ·
metinde göster ·
… idi. Yılanbâz bu yılanları birkaç günde eyle ta‘lîm etmiş kim Rûmeli meydânında
maymun gibi
raks ederlerdi. Bu sayyâdlarda ne acîb ü garîb efsûn ve sihr-i füsûn vardır, Al …
Birkaç günden sonra Rûmeli meydânına vardık. Meğer sayyâd yılanları Rûmeli meydânında on bir yılanı yılanbâzlara on bir guruşa vermiş. Ammâ Hudâ âlimdir, her biri birer evren-misâl mehîb ü mefret yılanlar idi. Yılanbâz bu yılanları birkaç günde eyle ta‘lîm etmiş kim Rûmeli meydânında maymun gibi raks ederlerdi. Bu sayyâdlarda ne acîb ü garîb efsûn ve sihr-i füsûn vardır, Allâhu a‘lem kerâmât-ı evliyâ ile anlara verilmişdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a ·
metinde göster ·
… misâl bâzû kalınlığı mefret ü mahûf yılanları ve fârûk ankereklerin bu meydânda
maymun gibi
oynadırlar.
Bu hakîr bu meydân-ı Mel‘abe'de temâşâ etdiğimiz bâzbâzânın cümlesine aşk olup hezâr ahsend olsun, ammâ cümleden mârbâza ya‘nî yalancı yılancıya pesend edüp sad lek âferîn edüp pesend etdim. Hudâ hakkıyçün evren-misâl bâzû kalınlığı mefret ü mahûf yılanları ve fârûk ankereklerin bu meydânda maymun gibi oynadırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·
mudhik ü müdrik mahlûk halk etmemişdir. Ammâ menhûsdur; gerçi temâşâsı def‘-i g …
içre giderek dağı ve taşı ve sahrâ-yı bî-ma‘âşı gûnâ-gûn maymunlar ve şebekler ve sa‘dânlar ve zankalalar dutmuş. Herbiri birer gûne masharalık edüp ağaçlarda bizi temâşâ edüp kimi ‘ah ‘ah kimi kah kah kimi vah vah deyü takla ve perendebâzlık ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık ederlerdi. Meşakkat-i râhı bunları temâşâ etmekden ferâmûş etdik. El-hâsıl-ı kelâm Hallâk-ı âlem hayvânâtlarda maymun gibi mudhik ü müdrik mahlûk halk etmemişdir. Ammâ menhûsdur; gerçi temâşâsı def‘-i gam eder, ammâ beslemede mûris-i fakr alâmeti vardır; lâkin temâşâsında âlem vardır. Fîl dahi müdrik hayvândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y435a ·
metinde göster ·