… â’ir kılâ‘-ı metîneler gibi etrâfında metîn kulleler ve tabyalar ve fosticse ve
mazgallar
yokdur. Ancak Hudâyî bir kal‘a-i kudretdir.
Ve bu kal‘anın etrâfında asla handak yokdur handağa ihtiyâc değildir. Zîrâ her cânibi esfel dereleridir. Ve sâ’ir kılâ‘-ı metîneler gibi etrâfında metîn kulleler ve tabyalar ve fosticse ve mazgallar yokdur. Ancak Hudâyî bir kal‘a-i kudretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… rıhtım olup câ-be-câ kulleleri var, lâkin çit dolma tabyalardır. Ve niçe yerde
mazgallar
dirsekleri vardır ve niçe yerde şâhî topları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, …
Sitâyiş-i taşra varoş: Bu aşağı kal‘anın taşrasında cânib-i şarkîsinde bir kat şehir varoşu var. Bunun dahi etrâfı bir kat handaklı ve şarampav dîvârlı palanka hisârdır, ammâ gâyet metîn ve dolma rıhtım olup câ-be-câ kulleleri var, lâkin çit dolma tabyalardır. Ve niçe yerde mazgallar dirsekleri vardır ve niçe yerde şâhî topları [v]ar, ammâ topa muhtâc değildir, zîrâ aşağı kal‘a kullenin topları cümle bu varoşu korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
… rları üzre nev-peydâ cümle on iki bin yedi yüz yetmiş aded dendân-ı bedenler ve
mazgallar
ve top delikleri binâ etdirüp kal‘anın cümle rûy-ı dîvârların beyâz kuğu gibi a …
Mezkûr olan cümle tokuz aded kal‘a dîvârında olan tabyalar ve makaslar ve dahi dirsekler üzre elzem-i levâzımından olan mahal köşe başlarında cümle yüz elli aded yerde kârgîr binâ küçücük kullecikler var kim anlara karavulhâneler derler. Her birinin birer gûne nâmları vardır. Cümle kârgîr kubâblar ile ârâste olmuş şîrîn ve serâmed ve musanna‘ kulleciklerdir. Her birinde beşer altışar âdem sığup ahşamdan tâ sabâha dek hâlâ üç bin aded nigâhbânlar bu karavulhânelerde "Allâh yeğdir yeğ" deyüp feryâd ederek gülbâng-ı Muhammedî çeküp nevbet beklerler. Hattâ ba‘de'l-feth Sadrıa‘zam hazretleri bu Kandiye kal‘ası dîvârları üzre nev-peydâ cümle on iki bin yedi yüz yetmiş aded dendân-ı bedenler ve mazgallar ve top delikleri binâ etdirüp kal‘anın cümle rûy-ı dîvârların beyâz kuğu gibi ağardup hamd-i Hudâ henüz kal‘a-i Kandiye dürr-i beyz-âsâ olup mânend-i gevher oldu. Târîh-i münâsib:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·
… linde peşm ü hâye değildir. Bunda olan metânet ve şîvekâr san‘atlar ve gûnâ-gûn
mazgallar
ve girih girih köşebendler ve sernigûn bacalar ve şekl-i müsemmen kûçeler bir s …
Ve bu aşağı kal‘anın leb-i Y 140a deryâda limana nâzır Kızkullesi demekle meşhûr sekiz köşe ve sekiz kat vâcibü's-seyrdir kim im‘an-ı nazar ile nazar olunsa âdem vâlih [ü] hayrân olur. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i âlî-i musanna‘dır kim Rodos'daki Arab kullesi anın zeylinde peşm ü hâye değildir. Bunda olan metânet ve şîvekâr san‘atlar ve gûnâ-gûn mazgallar ve girih girih köşebendler ve sernigûn bacalar ve şekl-i müsemmen kûçeler bir serhad kal‘alarında yokdur. Hîn-i muhâsarada iki bin âdem alur bir serâmed mendirekdir. Ve Sultân Alâeddîn'in binâsıdır. Ve cümle taşlar musaykal ve mücellâ beyâz mermerdir. Ve tâ zirve-i a‘lâsında serv-misâl tahta çam ve cümle revzenleri çam örtülü bir ibret-nümâ kulle-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b–Y140a ·
metinde göster ·