Ve niçe bin bî-tâb u bî-mecâl kalmış muharrâ tiryâkîler ileri gitmeğe
mecâli
kalmayup refîklerine eydür "Birâder, Allahu a‘lem bizim asker bozulursa dîn kur …
Ve niçe bin bî-tâb u bî-mecâl kalmış muharrâ tiryâkîler ileri gitmeğe mecâli kalmayup refîklerine eydür "Birâder, Allahu a‘lem bizim asker bozulursa dîn kurnaz ve burnaz koknaz" İhtimâlcileri miskînler mezâristânı sedlerinde seng-i mezârlar üzre ferrâcelerin altlarına koyup kimi gemi meymûnu gibi oturur, kimi kazığa urulmuş gibi ayakların sarkıdup oturur ve âyende vü revendeye ta‘n-âmîz nükteler ile zebân-dırâzlık edüp gözüne kestirdiği cenge giden âdemlere ve niçe a‘yân [u] eşrâfa "Ağa uğurlar olsun ve gâzânız kutlu olsun. Bolay kim evine oğlanın ile bir baş göndereydin" der. Biri dahi "Ağa sen bunun sözüne bakma ve tehlikeye kendini atma. Bu cenk yerinde baş çok olacakdır. Bir baş satın alup ehline geçüp bir baş ile var", der. Ba‘zısı "Ağa gâzân kutlu olsun. Bolay kim şu gazâda sana şehâdet müyesser ola". Ba‘zısı garîb âdemdir, "Allah versin şehîdliği", der. Ve kimi dahi "Ağa bu silâhı bît bâzârından âriyetî mi aldın" der. Biri "Yok şirdenzâdeden ödünç aldı," der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… in ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olur kim nutka
mecâli
kalmamış zann olunur. Yine böyle iken at binüp kılıç kuşanup sayd [u] şikâra ve …
Sitâyiş-i reng-i rûy-ı pîr u cüvân: Bu şehrin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olur kim nutka mecâli kalmamış zann olunur. Yine böyle iken at binüp kılıç kuşanup sayd [u] şikâra ve gûnâ-gûn ticârete giderler ve tabî‘îleri altmışa ve yetmişe yetmiş olup ömr-i girân-mâye-i dırâzları yüz seneye bâliğ olup reng-i rûyları dâ’imâ humret üzre ten-dürüst âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… mizâc-ı nâzik-zücâcları âteş-pâre olup fevka'l-had şikeste-hâtır idi kim nutka
mecâli
yok idi. Ammâ yine böyle iken cümle asâkir-i İslâma kuvvet-i kalb olmağiçün iki …
Meğer fakîr meddâhın medh-i âharı hânda tamâm olmuş, şâtır Alî'ye paşa bir işâret edüp dahi fakîr herîf hân şöyle der, derken ayağ üzre kellesi ibrişim haliçeler üzre rîzân oldu. Gerçi paşa bir dil şeklinde çaşıtlığa gelüp hânı medh etdiğinden paşa-yı âkıbet-endîş hânın ne mertebe askeri var idiğin bilirdi, ammâ hânın askeri çokluğundan asla mütegayyır u muğber-i hâtır u melâl tarafın göstermedi ve bir ferd-i âferîdeye keşf-i râz etmedi. Ve müteveccih-i savb-ı merâm olup elzem-i levâzımından eşyalara mukayyed olurdu. Zîrâ Koca Melek Paşa Bağdâd sulhunda Derne ve Derteng hudûdlarında ve Sincâr'ın Saçlı dağında ve Bozcaada'yı küffâr donanması muhâsara etdikde ve Varna kal‘asın ve Özü kal‘asın Kazak-ı Âk basduğu cenglerde Koca Melek çok kişver-küşlük edüp adüv-keşlik etmiş bir vezîr-i dilîr olduğundan değme düşmanın kesret-i vefretinden bâk [ü] pervâsı yok idi. Lâkin ol günde hikmet-i Hudâ ol kadar şiddet-i harâret olup paşaya te’sîr etdi kim tâb-ı teb ile paşanın tâb [u] tüvânı kalmayup mizâc-ı nâzik-zücâcları âteş-pâre olup fevka'l-had şikeste-hâtır idi kim nutka mecâli yok idi. Ammâ yine böyle iken cümle asâkir-i İslâma kuvvet-i kalb olmağiçün iki yerden gayret kuşağın kuşanup uluvvü'l-himme mine'l-îmân deyüp bu ebyâtı terennüm ederdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a ·
metinde göster ·
… ğuna delîldir kim bir âdem ne kadar mağmûm u pür-gussa vü müte’ellim olup nutka
mecâli
olmasa bir kerre ziyâret edince cemî‘i gıll u gışdan ve gam u gussa ve evhâm-ı …
Muhassal-ı merâm âdem müşk ü amber-i hâm-ı hoş-bûdan sermest ü hayrân ve gûyâ bî-ser ü sâmân olur. Ve müstecâbü'd-da‘ve misilli olduğuna delîldir kim bir âdem ne kadar mağmûm u pür-gussa vü müte’ellim olup nutka mecâli olmasa bir kerre ziyâret edince cemî‘i gıll u gışdan ve gam u gussa ve evhâm-ı mühlikden ve vesvâs-ı düllîden ârî olup bir gûne inşirâh-ı sadr-ı zevk-i derûn hâsıl olup âdeme bir gûne cevelân u tab‘ u zekâvet hâsıl olur. Ve her kim emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olsa bu İmâm Hüseyin âsitânesine yedi gün müdâvemet edüp yüz sürse bi-emrillahi Ta‘âlâ rahm-i mâderden henüz müştakk olmuş gibi vücûdunda bir illet kalmayup zinde olur. Tâ bu mertebe dâru'ş-şifâ-yı kûy-ı yâr-ı Hüseyni'ş-şehîdi'r-rızâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
"Vallâhi cânım, ben Rûmeli beğlerbeğisiyem. Üç bin askerle ener binerim. Lâkin sizler ‘hisâbsız bu kadar askerle paşayı besleyemeziz’ deyü korkarsız. Ve ‘âyâ bu kadar askerle vilâyetimize niçün girir’ deyü havf idersiz. Anıniçün beş yüz altmış âdemle geldim. Korkman bizden emîn olun. Pâdişâh devletinde Tuna üzre yigirmi gemi ve bu kadar yüz araba yükü zahîrem gelir" deyü elçi {paşa} tercümânıyla bu gûne kelimât edince kâfirin nutka mecâli kalmayup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… azametimle diyemez de sen ikide birde azametiyle dersin", dedikde kâfirin nutka
mecâli
kalmayup âlem-i hayretde gaşş olup kaldıkda Meykel tercümân eydir:
"Vallâhi mel‘ûn ve bî-dîn bir dahi senin ağzından çâsâr azametiyle şöyle buyurdu lafzını işitmeyem, yohsa seni hançer kabzasıyla depelerim. Azamet bir Allâh'a mahsûsdur. Bizim Mekke ve Medîne pâdişâhı bile azametimle diyemez de sen ikide birde azametiyle dersin", dedikde kâfirin nutka mecâli kalmayup âlem-i hayretde gaşş olup kaldıkda Meykel tercümân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… eder. Mukaddemâ Le‘âlî imiş. Hâlâ bî-zebândır. Kimesne ile kelimât etmeğe nutka
mecâli
yokdur. Ammâ kilk-i cevâhirin ele alup ser-i kalemden bilâ-tasîh niçe beyt ve k …
Ammâ Lâlî Çelebi mukaddemâ şîrîn kelâm-ı sühân-perdâz ve kelimât-ı fesâhatde hümâ-pervâz ve hoşgûy ehl-i fazl kimesne imiş. Ba‘dehu kendüye ağrı hastalığı ârız olup hikmet-i Hudâ zebânında bir lüknet hâsıl olup Lâlî tahallus eder. Mukaddemâ Le‘âlî imiş. Hâlâ bî-zebândır. Kimesne ile kelimât etmeğe nutka mecâli yokdur. Ammâ kilk-i cevâhirin ele alup ser-i kalemden bilâ-tasîh niçe beyt ve kasâ‘id ve târîhler eder kim Hassân ve İmrü'l-kays misilli tasavvufâne dürr-i meknûnlar tahrîr eder. Hâlâ bir müdevven dîvânı vardır ve hüsniyyât [u] hicviyyâtı dahi memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
… t çokdur. İçen âdemi semîn eder. Ammâ her bâr içse semizliğinden hareket etmeğe
mecâli
kalmaz. Ve yine buna karîb,
Bi’r-i Urve bin Zübeyr derler, bir çâh-ı mâ vardır. Lezzetde âb-ı Zemzem gibidir. Hâsıyyeti gâyet çokdur. İçen âdemi semîn eder. Ammâ her bâr içse semizliğinden hareket etmeğe mecâli kalmaz. Ve yine buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301a ·
metinde göster ·
… p ağzı köpürüp, allâhümme âfinâ, ağzı kulağına ermiş, iki elleri kurumuş, nutka
mecâli
olmayup kalmış, lisân-ı hâl ile çakşırın gösterir. Derhâl türbedârın biri ve ha …
Derhâl âsitâne kapusu dibinde halk ürküp bizim yanımıza geldiler. Cümlemiz ileri vardık. Bir siyâh abâlı gözü sürmeli eli tesbîhli bir müşekkel nûrânî âdem, depesi üzre âsitâneye düşüp ağzı köpürüp, allâhümme âfinâ, ağzı kulağına ermiş, iki elleri kurumuş, nutka mecâli olmayup kalmış, lisân-ı hâl ile çakşırın gösterir. Derhâl türbedârın biri ve hakîrin bir fetâ memlûkü herîfin vücûdun kapudan taşra çıkarmağa cidd ü cehd etdükce herîfin esbâbları kopup herîfin vücûdu kapudan taşra çıkmak mümkin olmaduğı ecilden herîfi âsitâne içine çekince bilâ-usret girüp(?)Q 274bP 271b bin altunu hemyan kesici herîfin çakşırından çıkarup sâhibine verdiler. Altun sâhibi hemân hareme çıkup on hâfıza birer altun verüp İbrâhîm-i Dessûkî rûhiyçün hatm-i şerîf tilâvet etdirüp yüz altun dahi haremde fukarâya tasadduk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302a ·
metinde göster ·