… e dediniz, ammâ kıbel-i Hak'dan derûnuma ilhâm-ı Rabbânîyle bir vecd hâsıl olup
medh-i
Nebî etdim Ve salli ala cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi Rabbi …
"Vallâhi siz Muhammed'i hicv eyle dediniz, ammâ kıbel-i Hak'dan derûnuma ilhâm-ı Rabbânîyle bir vecd hâsıl olup medh-i Nebî etdim Ve salli ala cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn" deyüp iki ellerin yüzüne sürünce hemân bi-emrillâh Bûsırî'nin iki gözleri açılup Hazret-i Risâlet'in huzûruna varup "Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlullâh" deyüp islâmile müşerref oldukda Selmân-ı Pâk belin bağlayup şu‘arâların kasâyid-perdâzlarına pîr olup ol sohbetde münkirînden yetmiş üç kişi İslâm ile müşerref oldular. Ba‘dehu Muhammed Bûsırî yetmiş yaşına intikâl edüp {Mısır'da} imâm eş-Şâfi‘î kurbünde bir harâbede medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210a ·
metinde göster ·
… ti zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur ve i‘tibârı olmayan nesnelerin
medhi
kelâmında melâmet vardır. Zîrâ kâr-ı dünyâ böyledir kim Hazret-i Dâvûd aleyhiss …
Bu şehr-i harâbı niçe gûne şerh etsem midhati zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur ve i‘tibârı olmayan nesnelerin medhi kelâmında melâmet vardır. Zîrâ kâr-ı dünyâ böyledir kim Hazret-i Dâvûd aleyhisselâm oğlu Hazret-i Süleymân'dan su‘âl eder kim "Ey oğul, bu dünyada ma‘mûr mu çokdur, harâb mı çokdur" Süleymân eydür "Baba, harâb çokdur kim cemî‘i imâristânlar dahi harâb olsa gerekdir" der. Hakîkatü'l-hâl Kur’ân-ı Azîm ile sâbitdir kim âyet Arapça nass-ı kâtı‘ı delîl-i bürhândır kim cümle imârlar harâb olsa gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
üstâd-ı cerrâhân: Bu şehrin halkı şecî‘ ü dilîr olduklarından şeb [u] rûz ceng …
Medh-i üstâd-ı cerrâhân: Bu şehrin halkı şecî‘ ü dilîr olduklarından şeb [u] rûz ceng [ü] cidâlleri eksik olmadığından üstâd-ı kâmil cerrâhları vardır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
âharı hânda tamâm olmuş, şâtır Alî'ye paşa bir işâret edüp dahi fakîr herîf hân …
Meğer fakîr meddâhın medh-i âharı hânda tamâm olmuş, şâtır Alî'ye paşa bir işâret edüp dahi fakîr herîf hân şöyle der, derken ayağ üzre kellesi ibrişim haliçeler üzre rîzân oldu. Gerçi paşa bir dil şeklinde çaşıtlığa gelüp hânı medh etdiğinden paşa-yı âkıbet-endîş hânın ne mertebe askeri var idiğin bilirdi, ammâ hânın askeri çokluğundan asla mütegayyır u muğber-i hâtır u melâl tarafın göstermedi ve bir ferd-i âferîdeye keşf-i râz etmedi. Ve müteveccih-i savb-ı merâm olup elzem-i levâzımından eşyalara mukayyed olurdu. Zîrâ Koca Melek Paşa Bağdâd sulhunda Derne ve Derteng hudûdlarında ve Sincâr'ın Saçlı dağında ve Bozcaada'yı küffâr donanması muhâsara etdikde ve Varna kal‘asın ve Özü kal‘asın Kazak-ı Âk basduğu cenglerde Koca Melek çok kişver-küşlük edüp adüv-keşlik etmiş bir vezîr-i dilîr olduğundan değme düşmanın kesret-i vefretinden bâk [ü] pervâsı yok idi. Lâkin ol günde hikmet-i Hudâ ol kadar şiddet-i harâret olup paşaya te’sîr etdi kim tâb-ı teb ile paşanın tâb [u] tüvânı kalmayup mizâc-ı nâzik-zücâcları âteş-pâre olup fevka'l-had şikeste-hâtır idi kim nutka mecâli yok idi. Ammâ yine böyle iken cümle asâkir-i İslâma kuvvet-i kalb olmağiçün iki yerden gayret kuşağın kuşanup uluvvü'l-himme mine'l-îmân deyüp bu ebyâtı terennüm ederdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a ·
metinde göster ·
me’kûlât: Evvelâ nânı Şeyh Safî menni ile üç men nân bir Kazbekîyedir. Kazbekî …
Ve medh-i me’kûlât: Evvelâ nânı Şeyh Safî menni ile üç men nân bir Kazbekîyedir. Kazbekî ki iki dirhem gelir mankırdır ve men ta‘bîr etdikleri iki yüz altmış dirhemdir ve üç men nân bir kazbekiyye olduğu hînde iki vukiyye ekmek bir mankıra gelir ammâ ekmeği siyâh-gûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… tavsîfinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve i‘tibârı olmayan nesnelerin
medhi
tatvîlinde melâlet vardır, ammâ bu kadar yıldır seyâhatimiz içre böyle bir âsâr …
Hulâsa-i kelâm bu deyr-i bed-nâmın bu mertebe ta‘rîf ü tavsîfinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve i‘tibârı olmayan nesnelerin medhi tatvîlinde melâlet vardır, ammâ bu kadar yıldır seyâhatimiz içre böyle bir âsâr-ı acîbe ve binâ-yı ibret-nümâ-yı garîbe görmediğimizden bu müsevvedât-ı küstâhânemiz içre bu kadarca tahrîr ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15a ·
metinde göster ·
… ruhbânlar haçlı sancağ u bayrağ ve erganonlarla kenîseden kenîseye giderken bu
medh-i
Îsâ'yı savt-ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı acîb ü g …
Bu tahrîr olunan cümle Hazret-i Îsâ aleyhi's-selâmın ve Meryem Ana aleyhânın medhidir. Hattâ cemî‘i ruhbânlar haçlı sancağ u bayrağ ve erganonlarla kenîseden kenîseye giderken bu medh-i Îsâ'yı savt-ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı acîb ü garîb ile bu medhi rehâvî makâmında okuduklarında istimâ‘ eden âdem mebhût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72a ·
metinde göster ·
… -ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı acîb ü garîb ile bu
medhi
rehâvî makâmında okuduklarında istimâ‘ eden âdem mebhût olur.
Bu tahrîr olunan cümle Hazret-i Îsâ aleyhi's-selâmın ve Meryem Ana aleyhânın medhidir. Hattâ cemî‘i ruhbânlar haçlı sancağ u bayrağ ve erganonlarla kenîseden kenîseye giderken bu medh-i Îsâ'yı savt-ı a‘lâ ile okuyup yollardan güzer ederler, ammâ bir tarz-ı acîb ü garîb ile bu medhi rehâvî makâmında okuduklarında istimâ‘ eden âdem mebhût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72a ·
metinde göster ·
… mede fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmayup ol kadar i‘tibârı olmayan nesnelerin
medhi
tatvîlinde melâlet vardır.
Ve bu harâbistânı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etmede fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmayup ol kadar i‘tibârı olmayan nesnelerin medhi tatvîlinde melâlet vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
şecere-i sakız: Zemînden birer âdem kaddi kadar pırnar çalısı ağacına müşâbih b …
Der medh-i şecere-i sakız: Zemînden birer âdem kaddi kadar pırnar çalısı ağacına müşâbih bir gûne şecereciklerdir. Zamânında re‘âyâ gelüp bu ağaçları keserler ile çendik çendik edüp keserler. Ol rahnedâr yerlerden mâh-ı Temmûz'da çekîde çekîde zemîne sakızı cereyân etdikçe şecere sâhibleri dağ bâğlarında âmâdedir. Derhâl arz-ı tâhirden sakızı cem‘ edüp hıfz ederler, gâyet amel-i kesîrdir. Ve bir ibret-nümâ cây-ı mu‘attar mekândır ki her dırahtın sâyesinde bir ân sâkin olan cân bin ân ömür sürmüş kadar hayât-ı cân bulup âdemin demâğı râyiha-i Y 62a mastakiden mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b–Y62a ·
metinde göster ·
… in ve gayri mü’ezzin bir dahi ol tarz üzre evsâf-ı Resûl etmeyüp gayri mükerrer
medh-i
Resûl ederler. Tâ ale's-sabâha dek de’bleri budur. Zîrâ fusahâ-yı bülegâ-yı Mek …
Ammâ temcîd-i evvel Bâb-ı Selâm minâresinde tilâvet olunur. Temcîd-i sânî yine bu Bâb-ı Umre minâresinde kırâ’at olunur. Kâmil üç sâ‘at-i nücûmî her minârenin tabakalarında mü’ezzinler birbirine hasmâne bülend âvâz-ı sûzinâk ile "Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Resûlallâh" deyü tarzıyye ve tasliye-i gûnâ-gûn ederler kim bir tarziyye-i Resûlü eden mü’ezzin ve gayri mü’ezzin bir dahi ol tarz üzre evsâf-ı Resûl etmeyüp gayri mükerrer medh-i Resûl ederler. Tâ ale's-sabâha dek de’bleri budur. Zîrâ fusahâ-yı bülegâ-yı Mekke meşhûrdur. Anıniçün minârelerde gûnâ-gûn "Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Rahmeten li'l-âlemîn ve yâ Şefî‘a'l-müznibîn" deyü bunun emsâli niçe bin emdâh-ı Nebî ederler. İstimâ‘ eden âşıkân-ı sâdıkân-ı Muhammedî zevk [ü] safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338a ·
metinde göster ·
… e murabba‘ ve muhammes ve müseddesler ve mu‘aşşer ve kasîde ve çâr-ender-çâr ve
medh-i
Nebî okuyup birbirlerine nazîre bu gûne eş‘âr-ı belîğ okurlar. Medh-i Nebî:
Andan tarîk-ı Hacı Bektaşiyân: Yeniçeri ocağına ri‘âyeten mahmel-i şerîfe yakın giderler. İki yüz pâk ü pâkîze beyâz hırkalı pâ-bürehne ve ser-bürehne cânların başlarında düvâzdeh imâmânın aşkına penbezâr dâğlar ile ve Çâryâr Haydar Alî ve Ömer Velî ve Osmân Celî ve Ebâbekr-i atîk-i Belî aşkına çârgül dâğlarla ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ aşkına bâzûlarında dâğlar ve sineçâklarında Maktelü'l-Hüseyn şerha şerha sırımların ayân ederek bî-pîre[hen] çeşmleri mükehhal ve cisimleri mükemmel, eli kolu kan, dilinde Hazret-i Kur’ân ve ciğerleri püryân, sîne-i bî-kîneleri uryân, bir alay âşıkân-ı sâdıkân dervîş-i dilrîşân, ism-i Celâl'e mazhar düşüp ubûr ederler. Ba‘zı köçekleri ellerinde zerdeste ve bellerinde pâleheng güldeste âfitâbelerin kec kılup çârsû-yı bâzâr içre ubûr ederken yek-beyit ve dü-beyit ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddesler ve mu‘aşşer ve kasîde ve çâr-ender-çâr ve medh-i Nebî okuyup birbirlerine nazîre bu gûne eş‘âr-ı belîğ okurlar. Medh-i Nebî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y202b ·
metinde göster ·
… er-çâr ve medh-i Nebî okuyup birbirlerine nazîre bu gûne eş‘âr-ı belîğ okurlar.
Medh-i
Nebî:
Andan tarîk-ı Hacı Bektaşiyân: Yeniçeri ocağına ri‘âyeten mahmel-i şerîfe yakın giderler. İki yüz pâk ü pâkîze beyâz hırkalı pâ-bürehne ve ser-bürehne cânların başlarında düvâzdeh imâmânın aşkına penbezâr dâğlar ile ve Çâryâr Haydar Alî ve Ömer Velî ve Osmân Celî ve Ebâbekr-i atîk-i Belî aşkına çârgül dâğlarla ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ aşkına bâzûlarında dâğlar ve sineçâklarında Maktelü'l-Hüseyn şerha şerha sırımların ayân ederek bî-pîre[hen] çeşmleri mükehhal ve cisimleri mükemmel, eli kolu kan, dilinde Hazret-i Kur’ân ve ciğerleri püryân, sîne-i bî-kîneleri uryân, bir alay âşıkân-ı sâdıkân dervîş-i dilrîşân, ism-i Celâl'e mazhar düşüp ubûr ederler. Ba‘zı köçekleri ellerinde zerdeste ve bellerinde pâleheng güldeste âfitâbelerin kec kılup çârsû-yı bâzâr içre ubûr ederken yek-beyit ve dü-beyit ve müselles ve murabba‘ ve muhammes ve müseddesler ve mu‘aşşer ve kasîde ve çâr-ender-çâr ve medh-i Nebî okuyup birbirlerine nazîre bu gûne eş‘âr-ı belîğ okurlar. Medh-i Nebî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y202b ·
metinde göster ·