… e bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb,
mefret ve
azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve …
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b–163a ·
metinde göster ·
… m ve çim dolma palanka-i kadîmdir kim bir bârû-yı azîm ihâta edüp her tarafında
mefret ve
mehîb tabyaları vardır ve her rüknündeki dirseklerinde mazgal delikleri ile âmâ …
Bu varoşun etrâfı gâyet metîn rıhtım ve çim dolma palanka-i kadîmdir kim bir bârû-yı azîm ihâta edüp her tarafında mefret ve mehîb tabyaları vardır ve her rüknündeki dirseklerinde mazgal delikleri ile âmâde bir varoş-ı rabât-ı kebîrdir. Lâkin bu kal‘anın cirmine göre kulu azdır, ammâ uzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b ·
metinde göster ·
… ü] iyâl sademât-ı top-ı kûpdan emîn olurlar. Ve bu mağâralar içre handaka nâzır
mefret ve
azîm toplar var kim kirpi tüğü gibi zeyn olmuş toplar vardır kim her birinin iç …
Ve bu Nemse hisârının ve Macar hisârının cümle altları boşdur. Mağâra mağâra ve kemer kemer vâdîler olup içlerine niçe bin asker alur mahalle mahalle tâkler ve kâ‘alardır. Ve bunda dahi cebehâne-i pâdişâhînin envâ‘ları vardır kim bu kal‘a yüz ay muhâsara çekse bunda olan cebehâneler aslâ tükenmez. Ve hîn-i muhâsarada cemî‘i ahâlî-i vilâyet cümle ehl [ü] iyâllerin bu iki kal‘aların altında kehflere ve serdâb ve mahzenlere koyup cümle ehl [ü] iyâl sademât-ı top-ı kûpdan emîn olurlar. Ve bu mağâralar içre handaka nâzır mefret ve azîm toplar var kim kirpi tüğü gibi zeyn olmuş toplar vardır kim her birinin içine âdem sığar toplar var. Ve bunlardan mâ‘adâ niçe yüz aded yedek toplar kundakları ve arabaları ve sâ’ir mühimmâtları ile âmâde durur topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… n Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım saçak keçileri gibi yünleri ve
mefret ve
mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün sunkur ve toykunlar bu arslana pençe …
Bu Heyhât arslanı Bağdâd gazanferi gibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım saçak keçileri gibi yünleri ve mefret ve mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün sunkur ve toykunlar bu arslana pençe urmaz. Hattâ kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay bu Edil kuşlarının toykun ve sunkur ve gayri doğanların eyle öğredirler kim Tatar kavmi ana kuşa lâçîn derler. Hasmı olan âdem eyle bir sahrâda yâ bir yerde yalınız giderken iki dâne kuşları hasmına koyuverüp hâh nâ-hâh ne kadar Rüstem yiğit olsa bir beri bir beri çala çala ol âdemi atından yıkarlar. Ve ol mahalde hasmı yetişüp hasmından intikâm alır. İşde tâ bu mertebe âdeme sunar toykun ve sunkurları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
Evvelâ kıble tarafı köşesinde Vardar kal‘ası; leb-i deryâya nâzır on iki aded mazgal delikleri sâfî demir kapular ile ârâste ve her mazgalda birer aded âdem sığar şayka toplar ile pîrâste olup on aded balyemez topları dahi ejder-i heft-ser gibi dehânların açup deryâda gezen kâfir gemilerine gıjgırmağa âmâde topların cümlesi limanı korudup arabalar üzre hâzır ve müheyyâ mefret ve serâmed medfa‘lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224b ·
metinde göster ·
zeberdest maymunlar vardır. Gece gelüp haymelerimizden oğlan ve kız ve avret ka …
"Ve gâyet mehîb ü mefret ve zeberdest maymunlar vardır. Gece gelüp haymelerimizden oğlan ve kız ve avret kapup götürürler. Hâsıl-ı kelâm âcizmândeyiz" deyü azîm şikâyet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441b ·
metinde göster ·