… ü garâ’ib pâk musallî sâhib-i vera‘ ârif-i billah cânları var. Ve niçe âfitâb-ı
mehtâb
pâ-bürehne ve ser-bürehne köçekleri var. Meydâncı Dede fermânıyla cümle köçekle …
Andan yine mü’eddebâne taşra çıkup fukarâ meydânında yüz elli mikdârı pîr ü cüvân cân-ı cânânları ile öpüşüp görüşüp hakîri posta geçirdiler. Bu dahi tahtânî meydân-ı dervîşândır kim cânib-i erba‘ası kurbân postlarıyla döşelidir ammâ acâ’ib ü garâ’ib pâk musallî sâhib-i vera‘ ârif-i billah cânları var. Ve niçe âfitâb-ı mehtâb pâ-bürehne ve ser-bürehne köçekleri var. Meydâncı Dede fermânıyla cümle köçekler meydân-ı muhabbete gelüp kimi müfredât ve kimi dü-beyt ve kimi müselles ü murabba‘ ve muhammes ü müseddes u müsebba‘ ve müsemmen ve mu‘aşşer ü müstezâd ve çâr-ender-çâr u tercî‘-i bend ve mersiye ü kasâyid ve reddü'l-acz ale's-sadr misilli eş‘âr ve bahr-i tavîl ü mukatta‘ât (---)(---)(---)(---) Ve letâ’ife müte‘allık tekerlemeleri tilâvet edüp birbirlerine nazîreler ile bu köçek {köçek} abdallar fasıllar eylemişlerdir kim ol demimiz gûyâ Hüseyin-i Baykara demi olup andan meydân-ı muhabbete deste hân gelüp bir sommât-ı Muhammedî çekildi kim ta‘bîr olunmaz. 129a Ba‘de't-ta‘âm cümle fukarâ-yı Bektâşiyân iki yüzden mütecâviz hâzır olup hakîri bâb-ı selâma durgurup "Es-selâmü aleyke yâ ehl-i şerî‘at ve ehl-i tarîkat ve ehl-i hakîkat ve ehl-i ma‘rifet!" deyüp huzzâr-ı meclise dörd kapu selâmın verüp cümle huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm ey âşık-ı billah!" deyüp bir bir selâmımız aldıklarında hakîr eyitdik "Ey sâhib-i nazar olan, hamd-i Hudâ bu âsitâne-i sultâna yüz sürüp siz erenlerin mübârek cemâllerin görüp nân u nemek hakkı müyesser oldu. Sizlerden temennâmız oldur kim bu hakîre bir gülbang-ı Muhammedî çekesiz kim cenâb-ı Bârî yarı kılup dünyâda sıhhat-i beden, seyâhat-i tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede" deyü gülbang-ı Nebî ricâ etdiğimizde cümle âşıkân-ı sâdıkân-ı dervîş-i dil-rîşân ve fukarâ-yı zî-şân-ı pür-nişân ve gayri huzzâr-ı meclis-i pîr u cüvân el açup Allah deyüp cemî‘i hayr murâdâtımız hâsılıyçün gülbâng-ı Muhammedî çekilüp cümlesiyle dest-bûs edüp vedâlaşup meydâncı dede ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128b–129a ·
metinde göster ·
… rgerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı
meh-tâb
gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çeh …
Evvelâ bu mezkûr Alî Paşa çârşûsunun ardında Sarrâchâne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ hâcegîler ile ve mahbûbu'l-kulûb çâkerânlarıyla müzeyyen dekâkînleri pîrâstedir. Bâzâr-ı attârân-ı fahhâmîn hakkâ ki niçe kerre yüz bin elvân ahşâb ıtriyyât-ı edviye râyihâsından seyrân eden kimesnenin bînîsi mu‘attar-meşâm olur. Bâzâr-ı sûk-ı tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i sanâyi‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı dünya böyle olagelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… a mu‘teber at ve on aded bâkire-i nâ-şüküfte ve on aded gılmân-ı cennât misilli
meh-tâb
çâkerler verdiler kim gûyâ her biri birer mirzâ-yı şehbâzlar idi. Ve gayrı ser- …
Bu takdîrce ordu-yı İslâm'da Diyârbekir ve Van eyâletinden cümle paşa askeriyle seksen yedi bin ma‘dûd müsellah ve mükemmel asker olup paşanın tuğları Bitlîs vilâyeti üzre gitmekle üç bin askeriyle kal‘a-i Mefârikîn üzre gitdikde Bitlîs Hânı Abdâl Hân tarafında Hakkarî Monlâ Muhammed ve Zerikî Monlâ Cebrâ’il ve Mudikî Alî Ağa ve Fettâhdereli Alî Ağa ve'l-hâsıl yetmiş aded benâm mu‘temed-i hümâm kimesneler Bitlîs hânı ile paşa mâbeynin ıslâha gelüp hadîs Arapça deyüp paşaya seksen kise harcırâh ve on katar-ı katır kumaş ve zırh-ı zireh-külâh ve altı tavla mu‘teber at ve on aded bâkire-i nâ-şüküfte ve on aded gılmân-ı cennât misilli meh-tâb çâkerler verdiler kim gûyâ her biri birer mirzâ-yı şehbâzlar idi. Ve gayrı ser-i kârda olan paşa ağavâtlarına ve sâ’ir nüdemâ-yı hâslarına ol kadar hedâyâlar verdiler kim Bitlîs hânı hedâyâları Melek Ahmed Paşa ordusunda olan ağavâtları bây edüp cümle mesrûr olup hamd-i Hudâ seferden halâs olduk derken ol gice paşa konakçısına Bitlîs hânı üzre gitmeden ferâğat haberin gönderüp ol ân on bin asker ile Şemsî Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa'yı serdâr edüp gûşuna mengûş olmak içün Mehemmed Emîn Paşa'nın kulağına yemîn billah ile birkaç kelâmlar söyleyüp, "Yürü Allah mu‘în ve zahîrin ola!", deyü bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî kırâ’at edüp Mehemmed Emîn Paşa yine Şatt-ı Diyârbekir cânibine ubûr edüp gâ’ib oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214a ·
metinde göster ·
gulâmları var kim görenin aklı gider, ammâ görmeden aklı olmayanın nesi gider, …
Bu elli kadar marâlî vü gazâlî gözlü, şirîn sözlü ve münevver yüzlü pençe-i âfitâb yüzleri gûyâ mehtâb gulâmları var kim görenin aklı gider, ammâ görmeden aklı olmayanın nesi gider, ussı gider demişler. Hakkâ ki yerinde sükker yemişler. Mezkûr cüvânlardan mâ‘adâ iki bin aded pâk müsellah güzîde Türkmandan Dümbülî nökerleri var kim her biri bir kağan arslana mânend fetâlardır. Ve bu şehrin kadı ve müftî ve dizçöken ağası ve yasavul ağası ve kelenteri var ve altı yüz kadar kal‘a nökerâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298a ·
metinde göster ·
… ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı
mehtâb
verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâm …
Evvelâ Tebrîz hânından bu hakîr bir kise guruş harcırâh ve bir kat esvâb (---) ve iki re’s bisâtıyla kara çubuk atlarından mu‘teber at ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâme varaklar verdi kim hândan hâna ve sultândan sultâna mu‘azzez ve mükerrem ubûr idevüz ve elli aded kişi kendi nökerlerinden refîk verüp bizimle elli âdem kalup mâ‘adâsın Van'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola, bir sebük-rûh ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş kim anlar dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâra gezmeğe azîmet etdiğimizde aslâ tereddüd-i kelâm etmeyüp evvelâ Bismillah ile Tebrîz hânıyla vedâlaşup Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde beş fersah ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
… bir katar-ı katır me’kûlât [u] meşrûbât verüp hakîre dahi bir at ve bir gulâm-ı
mehtâb
ve üç yüz guruş ihsân edüp hân ile vedâlaşup,
Şehr-i Cizre'yi alâ kadri'l-imkân seyr [ü] temâşâ edüp Murtezâ Paşa kethudâsı karındaşımız ile Cizre hânından me’zûn olduğumuz mahalde Murtezâ Paşa kethudâsından karz-ı hasen aldığı mâlı Cizre hânı verüp ve bin guruş harcırâh ve beş re’s küheylân at ve beş aded Gürcî gulâmı ve bir katar-ı katır me’kûlât [u] meşrûbât verüp hakîre dahi bir at ve bir gulâm-ı mehtâb ve üç yüz guruş ihsân edüp hân ile vedâlaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… ammâ pederinden sonra on dörd yaşında garîb ve bî-kes kalup bir pençe-i âfitâb
mehtâb
bir mahbûb şâh-ı cem-cenâb idi kim ol asırda cihân-ârâ bir melek-sîmâ sultân-ı …
Âhir-i kâr elli sekiz yaşında kendüye de rütbe-i şehâdet müyesser oldu, ammâ pederinden sonra on dörd yaşında garîb ve bî-kes kalup bir pençe-i âfitâb mehtâb bir mahbûb şâh-ı cem-cenâb idi kim ol asırda cihân-ârâ bir melek-sîmâ sultân-ı cüvânân idi. Rûznâmeci İbrâhîm Efendi ve Süleymâniyye'de sâkin Uzun Hüseyin Ağa ve Defterdâr Ömer Efendi ve Sıdkı Efendi nâm be-nâm-ı hümâm kimesneler bu Mehemmed Beğ'in pederi huddâmlarından oldukları cihetden bu Mehemmed Beğ'i gözedüp ecnebî ve enâyîden hıfz [u] hırâset etdiler. Tâ ki yigirmi beş seneye bâliğ olup müzellef zakan(?) oldukda dîvân hâceliklerinden taşra kâğız emâneti hidmetine istihdâm etdirüp niçe sene mutasarrıf olup niçe manâsıb-ı dîvân zabt edüp âhir-i kâr cülûs-ı İbrâhîm Hânî'de Anadolu muhâsebecisi olup niçe zamân ana da mutasarrıf olup ba‘dehû silihdâr ağalığı hidmetine me’mûr olup ol asırda Sâlih Paşa defterdâr iken vezîria‘zam oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b ·
metinde göster ·
… ler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze …
Mukaddemâ bu şehr-i azîm bâlâda memdûhdur, ammâ şimdi bunda cümle asâkir-i İslâma meştâ fermân olunup dellâllar nidâ etdikde el-azametullâh Erdel diyârında alınan mâl-ı ganâ’imler meydân-ı mahabbete çıkup envâ‘-ı sîm ve zerrîn âvânları ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ve rûh-ı musavver pençe-i âfitâb muğpîçeler ve dûşîze ve şûrîze kâlim nisvân-ı sâhib-isyânlar bâzâr-ı Belgrad'da bey‘u şirâ olundu kim hadd [ü] hasırdan efzûn idi ve serdâr-ı muzafferimizin fermânıyla şarbatak kal‘asına ve Sekelhit kal‘aları üzre sefere gitmek içün kal‘a-i Vârat'dan çıkan polad-ı Nahçivânî olan mezkûr putları top dökmek içün bir putu Ferhâdî külünkler ile yüz bin renc-i anâ çekerek kırup âteşe bırağup eritmek mümkün olmayup âhir-i kâr âteşden çıkarup ferâgat etdiler. Tâ bu mertebe böyle bir garîb ü acîbe me‘âdin-i ibret-nümâ iken Façatlı Alî Ağa'nın dest [ü] bâzûsuna kuvvet kim böyle bir polad-ı Nahçivânîyi bir tîğ-i bürrân ile iki pâre eden Alî Ağa'ya hezâr ahsend ve sadlek ve kez lek bâr[ek] Allâh. Ba‘dehû Belgrad'dan yine cânib-i cenûba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… : Cemî‘i sıbyânları on yaşına girdikde tâ otuz yaşına girince pençe-i âfitâb ve
mehtâb
mahbûbları olur, zîrâ âb-ı hoş-güvârının hükmü oldur kim âdemin etini şahme-mis …
Der-fasl-ı sitâyiş-i mahbûb [ü] mahbûbân: Cemî‘i sıbyânları on yaşına girdikde tâ otuz yaşına girince pençe-i âfitâb ve mehtâb mahbûbları olur, zîrâ âb-ı hoş-güvârının hükmü oldur kim âdemin etini şahme-misâl yumuşak edüp ser-i mûdan eser geç hâsıl olup sıbyânları genç olurlar. Ve cümlesi hüsn ü cemâl ve hüsn ü hulk ve hüsn ü ülfet hüsn-i kelâm ile muttasıf mahbûbları var. Gâyet mümtâz ve ser-firâz ve ser-bülend ve dilârâm mahbûbları olur kim herbesa(?) ta‘bîr etdikleri gılmân-ı cüvânânları birer Yûsuf-ı Sânî olduklarından gayrı nehr-i Milaçka'nın te’sîriyle cümle gulâmları huddâmân olup garîb-dost olurlar. Cemî‘i büldânların evsâfından bunun dilberânı evsâfı meşhûrdur, zîrâ hâlâ bu asrın avâm-ı nâsı ve ehl-i irfân-ı rind-i kallâşânı bu şehre dilber kânı derler. Hattâ Fâtih Sultân Mehemmed Hân Bosna diyârın feth etdikde latîfe-âmîz olmak içün Hersekzâde Ahmed Paşa'ya hitâben buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… üç gün üç gece nehb u gâret ve hasâret eyleyüp bin altmış aded pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
duhter-i pâkîze-ahterler ile nûr-ı mücessem muğpîçeler alınmışdır kim her biri …
Bundan mâ‘adâ enhâr-ı sagîreler cümle Venedik körfezine mahlût olur, ammâ yine Alman'dan bir nehir çıkup bu Dodoşka vilâyetinde Bundukanî körfezine mahlût olur. Nehr-i Duşka derler âb-ı hayâtdır. Mezkûr nehirden öte İşpaniye ve Nemse hudûdudur. Venedik hükmünde değildir. Nemse ile sulha mugâyir iş olmasın içün hemân Venedik'e tâbi‘ Dodoşka vilâyetin üç gün üç gece nehb u gâret ve hasâret eyleyüp bin altmış aded pençe-i âfitâb-ı mehtâb duhter-i pâkîze-ahterler ile nûr-ı mücessem muğpîçeler alınmışdır kim her biri birer Rûm harâcı değer, ammâ niçe bin küffâr gemilere binüp Körfez deryâsındaki adalara firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141b ·
metinde göster ·
… sağîr ü kebîr üsârâlardan paşaya hemân (---)(---)(---) aded pençe-i âfitâb ve
mehtâb
gulâm ve bintân ve nisvân 148a ve yedi aded kapudan kefereleri penc-i yek düş …
Andan cümle mîrîye müte‘allık cebehâne makûlesi eşyâları paşa-yı âdil Hilevne kal‘ası cebehânesine gönderüp cümle guzât mâbeyninde cemî‘i mâl-ı ganâ’im fürûht olup cümle tahsîl olan mâlın cemî‘i guzât-ı müslimîn bayrak ve bayrak karındaş payı berâber edüp öşr-i sultânîsin kanûnları üzre Melek Ahmed Paşa'ya hisse verdiler. şundan ma‘lûm ola kim ne kadar mâl Melek Paşa'ya öşr-i pençik verildi denirse cümle sağîr ü kebîr üsârâlardan paşaya hemân (---)(---)(---) aded pençe-i âfitâb ve mehtâb gulâm ve bintân ve nisvân 148a ve yedi aded kapudan kefereleri penc-i yek düşdü ve âlet-i silâh ve akmişe-i fâhire ve harîr-i nâdire ve sîm ve nühâs âvânî mâllarından paşaya öşr-i Hazret-i Ömer dokuz kîse vâsıl oldu. Ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147b–148a ·
metinde göster ·
… inde olan kırk aded pâk ve pâkîze duhter-i nâ-şükefte-i nâçîze pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
kızları ve pençe-i âfitâb gulâmları ve pençe-i nâziş-i dûşiz avretleri ve bu ka …
Ba‘de't-tilâvet-i Fâtiha piyâdelerimizi Tatarların boş atlarına bindirüp üç yüz süvârî bahâdır olup ol gün seğirdüp dağ içinde on sekiz aded münakkaş ve billûr câmlı hınto arabalar ile üç yüz mikdârı Macar-ı füccâr kaçarken yetişüp bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kılıç urduk. Ve beş sâ‘at kâmil ceng edüp on sekiz hıntovu ikişer atlarıyla ve içinde olan kırk aded pâk ve pâkîze duhter-i nâ-şükefte-i nâçîze pençe-i âfitâb-ı mehtâb kızları ve pençe-i âfitâb gulâmları ve pençe-i nâziş-i dûşiz avretleri ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle cümle yüz otuz bir aded esîrleri dest-ber-kafâ bağlayup kimisi ağlayup kimi ciğer dâğlayup "Zanca Türk" deyerek elleri cenge kâsır kâfirlerin birkaçların kelle ve paça edüp niçesi dağlara firâr edüp anlara ığmâz-ı ayn edüp halâs oldular. Ve bizden ancak bir âdem şehîd olup arabaya koduk. Ve iki âdem dahi mecrûh olup cengden halâs olup selâmet tarafına sâlimîn ü gânimîn gelirken cânib-i erba‘adan sekiz yüz sığır ve altı yüz koyun sürüp yetmiş aded ganîmet atlara Tata[r] gâzîlerimiz ve bazı kefere esîrlerimiz bindirüp ol gece yürüyüp nısfu'l-leylde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
gulâmlar alındı, zîrâ küffâr askeri arabalarıyla cümle ehl [ü] iyâllerin bile g …
Hüsn-i cemâl sâhibi kızlar ve pençe-i âfitâb-ı mehtâb gulâmlar alındı, zîrâ küffâr askeri arabalarıyla cümle ehl [ü] iyâllerin bile getirüp ol kadar çârpâ makûlesi devâbbât ve ol kadar sîm ü zerrîn âvânî eşyâ-yı zî-kıymetler alındı kim diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olmaz deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… kbâline çıkan Serdâr Ali Paşa yan yana at başı berâber olup bu pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
şehzâdeyi miyânına alup yağ u balı kelimât ederek Hânzâde dahi iki cânibine sel …
Ve bu şehzâdenin istikbâline çıkan Serdâr Ali Paşa yan yana at başı berâber olup bu pençe-i âfitâb-ı mehtâb şehzâdeyi miyânına alup yağ u balı kelimât ederek Hânzâde dahi iki cânibine selâm vererek ve Ali Paşa'nın mehterhânesin çalarak Hânzâde'nin beş yüz aded gök demire müstağrak olmuş sadaklı ve şıdaklı pençe-i âfitâb Kırım cüvânlarından mümtâz [ü] müstesnâ iç gulâmlarıyla ubûr etdiler. Bunların ardlarınca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… sfaç kralı kızından tevellüd etmiş bir nûr-ı mahz pençe-i âftâb Yovahim nâm bir
mehtâb
gulâm-ı bî-savâbdır. Sikke sâhibidir, bir müdevver altunu ve talar nâm bir sîm- …
Ve kralları İsfaç kralı kızından tevellüd etmiş bir nûr-ı mahz pençe-i âftâb Yovahim nâm bir mehtâb gulâm-ı bî-savâbdır. Sikke sâhibidir, bir müdevver altunu ve talar nâm bir sîm-i hâlis guruşu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… i girüp temâşâ etmeğe murâd edindiğimde bir muğân-pîçe-i rûh-ı musavver gulâm-ı
mehtâb
hakîri mezkûr savma‘aya komadığından hâtıra bu ebyât hutûr etdi. Beyt:
Andan içeri bir savma‘a var, ana dahi girüp temâşâ etmeğe murâd edindiğimde bir muğân-pîçe-i rûh-ı musavver gulâm-ı mehtâb hakîri mezkûr savma‘aya komadığından hâtıra bu ebyât hutûr etdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 142a ·
metinde göster ·
… d ü hasrı yok mâl-ı firâvân ile ve tokuz bin koyun ve altı yüz pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
esîrler getirüp bunlar hem Hırvadca ve hem lisân-ı Arnavudca bilir kavm idiler.
Ol gün anlar da nâhiye-i Zatarnak'ı gâret etdiler, ammâ hadd ü hasrı yok mâl-ı firâvân ile ve tokuz bin koyun ve altı yüz pençe-i âfitâb-ı mehtâb esîrler getirüp bunlar hem Hırvadca ve hem lisân-ı Arnavudca bilir kavm idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158b ·
metinde göster ·
… arı içine vezîr oğulları ve sultân oğulları kim her biri birer pençe-i âfitâb u
mehtâb
gulâmlar iç ağaları içinde kaldılar.
Andan sakâlar meşklerin ve atların gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendüleri siyâh meşin dolama esbâbları ile ubûr ederken kırbalarında mümessek bal şerbetlerin iki cânibinde olan temâşâcı küffârlara bezl ederek ubûr ederek bu tertîb-i alay-ı pâdişâhî üzre Süleymân Hân otağı bâğçesi önüne varıldıkda başvezîri olan Rudolfoş nâm kraldan paşaya bir cevâhir eğerli küheylân at getirüp paşanın göğsün öpüp ve gayri sultânzâdeler ve vezîrzâdeler ve gayriler cümle atlarından enüp paşanın dâmenin bûs edüp paşa dahi yüz bin nâz u istiğnâ ile kralın gönderdiği ata süvâr olup sehel gidüp yine atdan nüzûl etdi, zîrâ mel‘ûn küffârlar bed hûy at getirmişler. Yine paşa kendü atına binüp cümle gelen kâfirler bizim alayımızdan ileri gidüp vezîr dahi çâsâra gidüp ancak bizim alayımızda paşa yedekleri önünde altı vezîr ile altı aded kâfir borusu çalınup hâh nâ-hâh paşa iç ağaları içine vezîr oğulları ve sultân oğulları kim her biri birer pençe-i âfitâb u mehtâb gulâmlar iç ağaları içinde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
Sonra gördüm bu pençe-i âfitâb muğ-pîçe kendü sidiğiyle yüzün ve gözün yaykar. Bildim ki bu gulâmı bûs etdikde leblerime nemekîn lezzeti gelen sidik imiş. Gayri mahbûb u mahbûbelerin âlüfte ve âşüftelik sebebiyle bûs etmeden ferâğat etdim. Anıniçün bu diyâr kefereleri ve mahbûbları saruya mâ’il beyâzsı çehre-i zerdleri vardır, ammâ sidikle yüzlerin yaykadıklarından gâyet vücûdları nerm ü râm olurlar. Bir zamân Nemse çâsârının beş altı yüz aded mümtâz müstesnâ pençe-i âfitâb mehtâb misilli mûğzâde pîçe mahbûb-ı bî-hicâb cüvân Alman-ı bî-îmânlar ile gönül eğleyüp tesellî-i hâtır bulurduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… olsun" buyurup tayalara verüp perveriş ederek kemâlin bulup bir pençe-i âfitâb
mehtâb
gulâm-ı reşîd oldu. Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur.
"Bu ma‘sûm gulâmın ismi Necâtî olsun" buyurup tayalara verüp perveriş ederek kemâlin bulup bir pençe-i âfitâb mehtâb gulâm-ı reşîd oldu. Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
… hem-celîs ü hem-enîsi ve mûnis gam-güsâr ve gam-horları bir niçe pençe-i âfitâb
mehtâb
mahbûb u mahbûbe Çerkes ve Abaza ve Gürcî cüvânlarından üstâd-ı kül hânende ve …
Ammâ sohbet-i hâssında "Meclis emânetdir" deyüp hem-celîs ü hem-enîsi ve mûnis gam-güsâr ve gam-horları bir niçe pençe-i âfitâb mehtâb mahbûb u mahbûbe Çerkes ve Abaza ve Gürcî cüvânlarından üstâd-ı kül hânende ve sâzendeler dâ’ire ve tanbûr ve santûr ve ceng ve rebâbların ellerine alup ilm-i mûsîkârdan ilm-i edvâr kavli üzre kaviller okuyup darb-ı feth ve nîm-devr [ve] nîm-sakîl usûllerinde aslı ve fer‘i ile on iki makâmı ve yigirmi dörd usûlü ve kırk sekiz terkîbi icrâ edüp Hüseyin Baykara fasılları etdiklerinde müstemi‘ olan yârânlar engüşt ber-dehen edüp dem-beste hayrân kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
… ânûn üzre dâ’ireden çıkmayup sâz dil-nüvâz sözler ile nevâ-sâzlık edüp rakkâs-ı
mehtâb
gulâmlar meydân-ı mahabbetde bedr-i mübîn gibi deverân u seyerân etdiklerinde g …
Hânendeleri hüsn-âvâz hoş-elhân ile kâr ve nakş ve savt ve zecel ve amel ve tasnîfâtları kânûn üzre dâ’ireden çıkmayup sâz dil-nüvâz sözler ile nevâ-sâzlık edüp rakkâs-ı mehtâb gulâmlar meydân-ı mahabbetde bedr-i mübîn gibi deverân u seyerân etdiklerinde gûyâ zühre raks eder. Hattâ bu hakîr meclis-i hâslarından bir ân münfek 129b olmayup hergiz tek ü tenhâlarında nedîm-i hâslarıyla âlem ağyârdan bî-haber iken âlem tâb ve âdem harâb olmadan bilâ fısık velâ nısık şeb-i yeldâlarda Hüseyin Baykara sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a–129b ·
metinde göster ·
… . Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb
mehtâb
gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râ …
Der-medh-i sıfat-ı mahbûbe [vü] mahbûbân: Hevâsının letâfetinden gılmân [u] nisvân-ı bintânları gâyet hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u] bintânları olur kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine cân ü dil ile akıdırlar. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri var kim hakkâk desti değmemiş bir dürr-i yektâlardır. Ve dâmenlerine hâr ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râm ve nâzük-endâm gulâm-ı mehpâreleri olur kim mahbûb-dost gulâmpâre bürâderlerimiz bu mâhpâreleri gördüklerinde pâre pâre olurlar. Hattâ Kavâflar bâzârı yanında her sabâh esîr bâzârı durur, bunda olan dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve müflis mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethânesine âh-ı dâğ-ı derûn çekerek gider. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… gûne bir dürr-i nâ-süfte ve her biri birer gonca-i nâ-şüküfte pençe-i âfitâb-ı
mehtâb
kızlar pîşkeş verdiler kim her biri birer Mısır hazînesi değer.
Ez-în-cânib yine sadede gelelim. Çünki bu Şağake Çerkeslerinin tulû‘ları ibtidâ bu yüzden olup bu hâk-i pâklarde tavattun edinüp âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri gâyet çokdur. Hattâ Mehemmed Geray Hân hazretleri efendimize müsâfirimizsin deyü iki re’s bânû-peyker ve melek-manzar duhter-i pâkîze-ahter bâkire kızlar verdiler kim henüz her biri birer gûne bir dürr-i nâ-süfte ve her biri birer gonca-i nâ-şüküfte pençe-i âfitâb-ı mehtâb kızlar pîşkeş verdiler kim her biri birer Mısır hazînesi değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… n dördü erkek ve dördü dişi tasvîr olunmuşdur. Erkekleri pençe-i âfitâb gulâm-ı
mehtâb
çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve kara …
Ve sekiz rûzgârın dördü erkek ve dördü dişi tasvîr olunmuşdur. Erkekleri pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâb çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve karayel ve gündoğusu rûzgârların erkek sıfatında tasvîr etmiş, ammâ lodosu ve batı ve inbatı ve keşişlemeyi avret sûretinde etmişdir. Ammâ hakkâ sihr-i i‘câz timsâller etmişdir kim yine her biri rûzgârlarına nâzır olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… şr bir havz-ı pâkdir, nâ-pâki pâk eder. Ve cemî‘i dellâkları pençe-i âfitâb [ü]
mehtâb
dilberândır.
Cümle dilberân bu hammâmlarda âşıkânları ile bilâ-vâsıta ve bilâ-fûta birbirlerin dirâgûş edüp ba‘dehu gusl ederler. Bir ferd-i âferîde bu gusle mâni‘ olamazlar. Zîrâ İmâm Şafi‘î kavli üzre aşren fe-aşr bir havz-ı pâkdir, nâ-pâki pâk eder. Ve cemî‘i dellâkları pençe-i âfitâb [ü] mehtâb dilberândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
… yüz bin meş‘al ve fânûs ve şem‘-i rîhler ile çerâğân olup leyle-i zulmetde âlem
mehtâb
olup zemîn münevver oldu. Ba‘dehu sabâh olup 8 sâ‘at,
Ve kal‘adan taşra yetmiş seksen mahâzinler ve bir kaç dükkânçeler vardır. Mâl-â-mâl zahâyir-i gûnâ-gûn ile memlûdur. Bunda dahi huccâc ganî olup bâr-ı zevâyidlerin bu kal‘ada bırağup bir sâ‘atden sonra nefîrlere demler urulup yola revâne olundukda yine paşa tarafından alay çavuşları kol kol "hâzırbâş Y 268a olun" deyü tenbîh edüp meymene ve meysere zü'l-cenâh-vâr asker-i İslâm huccâcı ortaya alup ol şeb-i zulmetde niçe kerre yüz bin meş‘al ve fânûs ve şem‘-i rîhler ile çerâğân olup leyle-i zulmetde âlem mehtâb olup zemîn münevver oldu. Ba‘dehu sabâh olup 8 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b–Y268a ·
metinde göster ·
Alay-ı musâhib-i Sultân Ağagân-ı Tavâşiyân: Bunlar pâdişâh lalalığından mu‘tak olup Mısır'da dörder beşer yüz akçe ulûfeleri var, kimi dârü's-sa‘âde ağalığından, kimi hazînedârbaşılıkdan, kimi şeyhü'l-haremlikden ve kimi musâhiblikden âzâd olup koltuk vüzerâlarıdır, bunlar bin mikdârı muhteşem ağalardır kim her biri pâdişâhâne zer [ü] zîvere müstağrak olurlar. Bunların alayı gibi eğer Mısır'da ve İslâmbol'da böyle mu‘azzam u muhteşemâne alay yokdur. Zîrâ bunların her biri Âsitâne-i sa‘âdetde otuzar kırkar sene hizmet edüp niçe bin kîse ile ve bî-hisâb cevâhir ile âzâd olup Mısır'da böyle bir alay günlerinde bir dârât [u] azamet ile ubûr ederler kim tarîk-ı âm üzre temâşâcı âdemlerin demâğları bunların müşk [ü] anber râyihasından mu‘attar olur. Ve herbirinin ensesinde yetmişer seksener pençe-i âfitâb mehtâb memâlik-i çerkâb tîrkeşli gulâmlar ile ubûr ederler, gâyet müzeyyen alaydır. P 212a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y152a ·
metinde göster ·