… âl edüp def‘a-i sânîde yine Yahyâ Efendi şeyhülislâm oldu ve ba‘dehu Receb Paşa
mekriyle
mütekâ‘id oldu.
Ba‘dehu 74a bin otuz ikide Yahyâ Efendi köşe-nişîn olup yine Es‘ad Efendi şeyhülislâm oldu ve sene 1034 Şa‘bân'ında intikâl edüp def‘a-i sânîde yine Yahyâ Efendi şeyhülislâm oldu ve ba‘dehu Receb Paşa mekriyle mütekâ‘id oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b–74a ·
metinde göster ·
… ubin'den Bosnavîü'l-asl idi sene (---) sadrıa‘zam olup Tezkireci Ahmed Paşa'nın
mekriyle
ma‘nûkan hürr-i şehîd etdiler.
Andan Sâlih Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Livâ-i Hersek'de kasaba-i Lubin'den Bosnavîü'l-asl idi sene (---) sadrıa‘zam olup Tezkireci Ahmed Paşa'nın mekriyle ma‘nûkan hürr-i şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
Hâkim-i şer‘ ü hâkim-i örf men‘ etmeğe kâdir değillerdir. Zîrâ men‘ine cümle ahâlî-i vilâyet râzî değillerdir. Hâlâ ki bu gûyendeler niçe hânedânları berbâd edüp sâhib-i hâneleri müflis mendebûr edüp kendülere hüddâm etmişlerdir. Bir alay arabalar ile göçer evli fâhişe-i cihân-ârâlardır. Ne‘ûzü billah bir gûne mekr-i şeytândır. Hulâsa-i kelâm ol fâhişe gûyendeler Karasu şehrine kadem basdıklarından ol kadar ma‘mûr şehir değildir. Allah ıslâh eyleye, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… mil üç sâ‘at mütemâdî olup anı gördük, sahrânın şimâlîsi tarafında olan gürûh-ı
mekrûh-ı
Urbân-ı uryân mûr-ı mâr-misâl târ-mâr olup kararları firâra mübeddel olup deşt- …
Bu hâl-i pür-melâli Firârî Paşa görüp vâlih [ü] hayrân olup "Sallata'llahu (el-)kelbe(hû) ale'l-hınzîr" deyüp âsûde-hâl durdu. Hulâsa-i kelâm bu arbede-i ibret-nümâ kâmil üç sâ‘at mütemâdî olup anı gördük, sahrânın şimâlîsi tarafında olan gürûh-ı mekrûh-ı Urbân-ı uryân mûr-ı mâr-misâl târ-mâr olup kararları firâra mübeddel olup deşt-i hâmûnlara gitdiler. Niçe bini "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyüp Tilhovar kal‘ası altında bizim Firârî Paşa askeri içine gelüp "Dahilek yâ asker-i sultân" deyü cân atup dahl düşdüler. Meğer paşaya tâbi‘ olup, imdâdıma yetiş deyü haber gönderen Şeyh Alî Fâris bu arbedede şehîd olup askeri münhezim olmuş. Hemân Mustafâ Paşa "Fursat ganîmetdir." deyüp münhezim olan Alî Fâris askerine i‘ânet edüp anlar ile bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup kırk elli bin asker ile yedi koldan çöl pâdişâhı Emîr (---)(---) üzre at bırakdıkda anlar hod Alî Fâris'in ganâ’imine tama‘ edüp sahrâ-yı Tilhovar içre pârekende vü perîşân olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
… serdengeçdi dilâverler yazup kal‘aya her tarafdan gemiler ile ve niçe hıyel [ü]
mekr
ile kal‘aya duhûl edüp derûn-ı kal‘aya istîlâ eden Ekrâd'a şemşîr-i Ahmedî urup …
Ba‘dehû Ahmed Ağa nâm bir gâzî-yi benâm-ı hümâm kendü mâlından üç bin aded serdengeçdi dilâverler yazup kal‘aya her tarafdan gemiler ile ve niçe hıyel [ü] mekr ile kal‘aya duhûl edüp derûn-ı kal‘aya istîlâ eden Ekrâd'a şemşîr-i Ahmedî urup niçe yüz Ekrâd kendüleri kal‘adan aşağı pertâb edüp pâre pâre olurlar. Mâ‘adâsını niçe bin eziyyet ile derilerin yüzüp kellelerin ârâyiş-i burc [u] bârû ederler. Bu ma‘reke Murâd Hân-ı Râbi‘de karîbü'l-ahd olmuşdur. Ol asırdan berü kal‘a-i Van'a on oda yeniçeri ağası ta‘yîn olunmuşdur. Anınçün ilâ yevminâ hâzâ Van kal‘asına bir sabî ve bir nâ-ma‘lûm avret komak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
… ûb u mahbûbe tasvîrâtların ol musanna‘ çehrelerin ve cümle libâsların ağzındaki
mekrûh
balgamı ve tükrüğüyle telvîs edüp böyle zî-kıymet kitâbın her varakın üstâd bir …
{Ve mine'l-acâ‘ib da‘vâ-yı udhike-i garîbe}: Bir mürâ’î muta‘assıbîn ü sabî-perest ya‘nî mahbûb-dostların Kadızâdeli fırkasından geçinen bir nâmerd-i zemmâm ü nemmâm ve fassâl u deccâl u ribâ-hor u cüvân-dost ve cüvân-merg afacan u mezmûm cehele-i cihân olan bir hümel ü mühmel ü müsta‘mel ve mânend-i nuhtâ-güm(?) tâ’ife-i münkerînden iken tama‘-ı hâma düşüp bir sihr-âsâr Şâhnâme'yi mezâd-ı sultânîde bey‘-i men-yezîd edüp bin altı yüz guruşa {Şâhnâme} alup üzerine yazılmışken {herîf-i zarîf} haymesine varup "Tasvîr harâmdır." deyüp cümle sahâyiflerde olan tasvîrâtları temâşâ ederken ba‘zı tasvîr-i sihr-âsârların gözlerin çıkarır şeklinde ol sûretlerin nergis gözlerin Etrâk bıçağıyla hakk ederken her varağı delik delik delmiş ve ba‘zı tasvîrleri bıçağıyla boğazladım zu‘mıyla boğazlarından çizmiş ve ba‘zı mahbûb u mahbûbe tasvîrâtların ol musanna‘ çehrelerin ve cümle libâsların ağzındaki mekrûh balgamı ve tükrüğüyle telvîs edüp böyle zî-kıymet kitâbın her varakın üstâd bir ayda hâsıl etmemişken bir ânda ağzı salyârıyla mülevves eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276b ·
metinde göster ·
… ya ârifâne eydür: "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve
Mekr-i
zenân nâm bir kitâb vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ v …
Hemân Van Defterdârı Paşa'ya ârifâne eydür: "Sultânım, bu Bitlîs şehrine biz ne kılıç urduk, bilirsin? Ve Mekr-i zenân nâm bir kitâb vardır, anı kırâ’at etmişsin? Biz bu ta‘âmdan şîr-i hurmâ ve katr-ı nebât-ı Hamevî dahi olsa yemenmiz" deyü gerüye çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
vesîleleri vardır. Ülke-i Osmânlı yağmacı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâra ben …
Kayser-zemînin niçe yüz bin gûne mekri vesîleleri vardır. Ülke-i Osmânlı yağmacı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâra benzer. Bir gün görürsün kim Bitlîs hânı üzre Hakkarî ve Pinyanişî üzre derken bizim Rûmiyye ve Salmas ve Hoy ve Merend ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar eder. İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ demişler. Ne dersin Evliyâ akam bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil midir?" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… şup kenz-i Kârûn küşâde etmeğe cidd ü ihtimâm-ı tâm edüp derbeder benâm olup bu
mekr
ile ifnâ-yı vücûd etmededirler. Ve bu kenz-küşâlığın bir kubhu dahi oldur kim, …
Temâşâ-yı garîbe: Hâlâ bu şehr-i Rey içre eyledir kim her sene elbette derûn-ı şehirde ve yahûd bîrûn-ı şehirde elbette her sâl birer ikişer defîne mâl çıkar. Ammâ bu künûzlar çıkması sebebiyle niçe bin mahlûk-ı Hudâ kâr u kisb pîşesinden âvâre olup şeb [u] rûz Ferhâd-vâr çalışup kenz-i Kârûn küşâde etmeğe cidd ü ihtimâm-ı tâm edüp derbeder benâm olup bu mekr ile ifnâ-yı vücûd etmededirler. Ve bu kenz-küşâlığın bir kubhu dahi oldur kim, bu mahalde bir kenz vardır deyü niçe yüz âdem hân tarafından ol hânedâna üşüp Ferhâdî tîşeler urup ilâ hâze'l-ân eyle şehr-i âbâdân eski mısır gibi harâb (---) olup bûm u gurâb u masasaya âşiyân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a ·
metinde göster ·
… e Alî Fâris'den ve'l-hâsıl Bağdâd çölistânından tâ Basra ve Ummân ve Cezâyir ve
Mekrân
ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Şâm ve Haleb ve Mardin çölistânları içre hoş-nişî …
Ba‘dehû çöl pâdişâhından ve Assâf'dan ve Midlic'den ve Mevâl'dan ve Keys'den ve Alî Fâris'den ve'l-hâsıl Bağdâd çölistânından tâ Basra ve Ummân ve Cezâyir ve Mekrân ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Şâm ve Haleb ve Mardin çölistânları içre hoş-nişîn olan kabâ’il-i Urbân'ın altı yüz kabâ’il şeyhü'l-emîr Arablarından küheylân at cılgıdan ve hedâyâ-yı firâvân ile kendileri gelüp cümlesine hil‘at-i pâdişâhîler giydirilüp şeyhü'l-Urbânlıkları cümle mukarrer olup hizmet-i Bağdâd'a her bâr gelmeğe me’mûr oldular kim hâlâ hükm-i Bağdâd'da altı yüz aded kabîle-i Urbân-ı uryân vardır kim dünyâyı dutmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338a ·
metinde göster ·
… deryâ nâmı kaldı. Bir tarafı Basra ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Ummân ve Kuc-i
Mekrân
hudûdlarına varır bir bahr-i azîm idi. İçinde niçe bin aded kelek gemiler ve ni …
Müverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre bu bahr-i azîm çölistân-ı Kûfe'de tâ Tûfân-ı Nûh'dan kalmışdır kim ibtidâ Tûfân suyu Kûfe şehrinde tennûr-ı Nûh'dan zâhir olup bu bahr-i Necef-i eşrefde karâr edüp ibtidâ keştî-i Nûh Necî bu bahr-i Necef'de şinâverlik edüp ba‘de't-Tûfân bu deryâ nâmı kaldı. Bir tarafı Basra ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Ummân ve Kuc-i Mekrân hudûdlarına varır bir bahr-i azîm idi. İçinde niçe bin aded kelek gemiler ve niçe yüz aded haşeb keştîler gezüp şinâverlik ederdi. Bi-emri Hudâ Hazret-i Alî'nin hûnu zemîne düşdüğü sâ‘at yevm be-yevm tenezzülde olup ilâ hâze'l-ân deryâdan bir katre âbdan nâm [u] nişân yokdur kim bir çöl ü çölistân ü berr ü beyâbândır. Ammâ niçe Arab u Urbân bu bahr-i rimâli içre ubûr ederken billûr u necef parçaları bulup Basra bâzergânlarına fürûht ederler. Anlar da ol billûr ve necefleri gözlük etdirüp ihtiyâr âdemler ol gözlükleri isti‘mâl etdiklerinde gözleri dûrbîn gibi görür. Ve necefden yüzük taşı ve bıçak sapı ve hançer kabzası yaparlar. Ve bu bahr-i Necef'de kavm-i Urbân niçe bin elvân cevâhir makûlesi gibi eşyâlar bulurlar. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… Habeş gemileri gelir. Ve paşası üç bin asker ile tâ Lahsa ve Yemen ve Ummân ve
Mekrân
ve Mekke ve Ane ve Seleme çöllerine varınca hükm eder. Ve Bağdâd ile müşâdır. V …
Basra paşasına beher sene bin kise hâsıl olur. Hemân beş yüz kise gümrüğünden hâsıl olur. Zîrâ beher sene iki yüz pâre Hindistân gemisi ve Firengîstân u Yemen ve Aden u Habeş gemileri gelir. Ve paşası üç bin asker ile tâ Lahsa ve Yemen ve Ummân ve Mekrân ve Mekke ve Ane ve Seleme çöllerine varınca hükm eder. Ve Bağdâd ile müşâdır. Ve Şattu'l-Arab karşusunda Gürdelen kal‘asından kal‘a-i Durak ve kal‘a-i Haviziye üç menzilde varınca Basra hâkimi Şatt aşrı mezkûr Acem kal‘alarıyla müşâdır. Ve cenûb tarafına yine Hürmüz diyârında Acem ile müşâdır. Tâ bu mertebe ülke-i azîmdir. Ve cümle (---) aded kal‘aya mâlikdir. Ve eyâletinde cümle yetmiş aded kös-i şâhî çalar ve kerrenây-ı Efrâsiyâb u tabl-ı Âl-i Osmân çalar. Sancak beğleri vardır ve iki yüz aded bî-tabl mîr-i aşâ’ir-i Arab u Urbân ve şeyh-i meşâyihleri vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360a ·
metinde göster ·
… an ayrılup Basra nevâhîlerin saky eder. Bu mahallerden tâ Lahsa ve Ummân ve Tûc
Mekrân
ve Cezâyir vilâyetlerine varınca konup göçen Urbân-ı bî-pâyânın şeyhine Şeyh Be …
Nehr-i Sandîl-i ekber: Şatt'dan ayrılup Basra nevâhîlerin saky eder. Bu mahallerden tâ Lahsa ve Ummân ve Tûc Mekrân ve Cezâyir vilâyetlerine varınca konup göçen Urbân-ı bî-pâyânın şeyhine Şeyh Berrâvî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Kapân: Sene 213 târîhinde Abâdân şâhlarından
Mekrân
Şâh binâ etmişdir. Kapân nâmıyla müsemmâ olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim …
Evsâf-ı kal‘a-i Kapân: Sene 213 târîhinde Abâdân şâhlarından Mekrân Şâh binâ etmişdir. Kapân nâmıyla müsemmâ olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim bu kal‘a Hürmüz deryâsı boğazında binâ olunup âyende vü revende keştîlerden bâc u kapân aldığıyçün kal‘a-i Kapân derler. Bu sûr-ı azîm Basra hâkinde nehr-i Şatt cezîresi sâhilinde Hürmüz bahri boğazı kurbünde şekl-i muhammes bir kal‘a-i muhannesdir. Zîrâ bir kerre ahâlîsi bu kal‘ayı Portukal küffârına verüp kefere-i fecere bu kal‘ayı esâsına varınca münhedim edüp ba‘dehû Melik Mansûr tula esâs üzre hâk-i pâk ile bir kal‘a inşâ etmişdir ammâ gâyet metânet üzre mebnîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adımdır ve iki kapusu var, biri cânib-i şarkda bahr-i Hürmüz kenârına mekşûfdur. Biri cânib-i garba Übülle hâkine meftûhdur. Cümle sazdan ve kamışdan üç bin kadar müfîd ü muhtasar hâne-i külbeleri vardır. Cümle halkı şiddet-i hârdan çuka esvâb geyemeyüp beyâz lekfûrî hil‘at giyerler. Fukarâları arkalarına birer futa ihrâm giyüp kâr ederler. Tâ bu mertebe şiddet-i hârı mü’essirdir. Ammâ hikmet-i Hudâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Ba‘de'l-asr ol kadar latîf hevâsı olur kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve her şeb bâd-ı nesîm bu diyârda esmesi mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
: Nâm bender kim şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bah …
Bender-i Mekrânâbâd: Nâm bender kim şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît bir olduğu mahalde Basra hükmünde Mekrânâbâd bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra hâkimi cânibinden yedi bin askere ve yetmiş pâre gemiye mâlik sekiz bin hâneli ve yetmiş mihrâblı ve hân u hammâm u imâret [ve] mescid ü medrese ve mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir ammâ cümle eser-i binâsı türâb u top ile mebnî beyt-i kavîlerdir. Ammâ sutûhları yine türâb-ı pâk iledir. Ve nahlistânı bî-hadd [ü] bî-pâyândır. Bu şehirde bir gice mihmân olup ertesi ale's-sabâh yedi pâre gemiler cümle refîklerimizle süvâr olup mütevekkilen alallah deyüp muvâfık eyyâm-ı sa‘d ile bir günde bahr-i Hürmüz'ü ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
… â-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît bir olduğu mahalde Basra hükmünde
Mekrânâbâd
bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra hâkimi cânibinden yedi bin askere ve yetmiş pâ …
Bender-i Mekrânâbâd: Nâm bender kim şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît bir olduğu mahalde Basra hükmünde Mekrânâbâd bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra hâkimi cânibinden yedi bin askere ve yetmiş pâre gemiye mâlik sekiz bin hâneli ve yetmiş mihrâblı ve hân u hammâm u imâret [ve] mescid ü medrese ve mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir ammâ cümle eser-i binâsı türâb u top ile mebnî beyt-i kavîlerdir. Ammâ sutûhları yine türâb-ı pâk iledir. Ve nahlistânı bî-hadd [ü] bî-pâyândır. Bu şehirde bir gice mihmân olup ertesi ale's-sabâh yedi pâre gemiler cümle refîklerimizle süvâr olup mütevekkilen alallah deyüp muvâfık eyyâm-ı sa‘d ile bir günde bahr-i Hürmüz'ü ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
… saba-i Kavak'a ve dahi kal‘a-i Enez'e ve dahi kal‘a-i Misine'ye ve dahi kal‘a-i
Mekri'ye
ve kal‘a-i Fere'ye ve kal‘a-i Kavala-i azîme ve Sidirkapsi ve Aynaroz ve dahi k …
Lâkin bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki ve kal‘a-i Bolayır'a ve dahi kal‘a-i Ekşimil'e, ya‘nî lisân-ı Rûmca altıncı kal‘aya ve kasaba-i Kavak'a ve dahi kal‘a-i Enez'e ve dahi kal‘a-i Misine'ye ve dahi kal‘a-i Mekri'ye ve kal‘a-i Fere'ye ve kal‘a-i Kavala-i azîme ve Sidirkapsi ve Aynaroz ve dahi kal‘a-i Selânik ve kal‘a-i Kesendire ve kal‘a-i Koloz ve kal‘a-i Ezdin ve kal‘a-i Kızılhisâr ve ana karîb kal‘a-i Eğriboz ve dahi kal‘a-i Atina ve'l-hâsıl bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki Rûmeli kıyılarında tâ Mora'nın yigirmi altı pâre kal‘alarına varınca sa‘âdetlü pâdişâh kal‘a-be-kal‘a emrler ile ulaklar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93b ·
metinde göster ·
… k muhâl olduğundan ol gece küffâr münhedim olan yerleri bir gecede niçe yüz bin
mekr
u hiyel ü şeytanat ve mekr [ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder imiş.
Ve bir küffâr baş gösterme değil baş barmağın "Amân" deyü kaldırsa hemân ol ân barmağın yeniçeriler kurşum ile ururlardı. Meğer küffâr taşra çıkup barmağın kelime-i şahâdet içün kaldıraydı, ana çün çerâ yok idi, ammâ yine böyle iken kal‘anın rahnedâr yerlerine varmak muhâl olduğundan ol gece küffâr münhedim olan yerleri bir gecede niçe yüz bin mekr u hiyel ü şeytanat ve mekr [ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… küffâr münhedim olan yerleri bir gecede niçe yüz bin mekr u hiyel ü şeytanat ve
mekr
[ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder imiş.
Ve bir küffâr baş gösterme değil baş barmağın "Amân" deyü kaldırsa hemân ol ân barmağın yeniçeriler kurşum ile ururlardı. Meğer küffâr taşra çıkup barmağın kelime-i şahâdet içün kaldıraydı, ana çün çerâ yok idi, ammâ yine böyle iken kal‘anın rahnedâr yerlerine varmak muhâl olduğundan ol gece küffâr münhedim olan yerleri bir gecede niçe yüz bin mekr u hiyel ü şeytanat ve mekr [ü] âl ile ta‘mîr ü termîm eder imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b ·
metinde göster ·
… tedbîrleri cümle hıyel ü şeytanat idiği Seydî'nin ma‘lûmu değil idi, zîrâ Seydî
mekr
ü hîleden müberrâ bir sâf-derûn bir mücellâ-dil idi. Serdârın her sözüne i‘timâ …
Merhûmun evzâ‘ [u] etvâr-ı gayrı marzıyyesi Serdâr Alî Paşa'nın kendüye hâb-ı harkûş verüp Seydî'nin katline gelen hatt-ı şerîfleri gösterdiğinde serdâra i‘timâd edüp beşer onar âdemle huzûr-ı serdâra gelmeğe başladı, zîrâ bir sâfdil gıll [u] gışdan berî pâk velî(?) idi ve yeniçeri ocağıyla bir ol deyü ilkâ etdiği re’y [u] tedbîrleri cümle hıyel ü şeytanat idiği Seydî'nin ma‘lûmu değil idi, zîrâ Seydî mekr ü hîleden müberrâ bir sâf-derûn bir mücellâ-dil idi. Serdârın her sözüne i‘timâd ederdi. Serdâr ise Köpürlü'ye nihânîce Seydî'nin aleyhine arz ederdi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
zenândan halâs olup şimden gerü pamuk bezi esbâblar geysin" deyü cilbendinden b …
"Vallâhi pâdişâhım, hâlâ İşpanya kâfiristânı erenlerinden size selâm getiririm. Cenâb-ı şerîfinize Balorna(?) irşek size selâm gönderüp bu mektûbu ve bu kitâbı size gönderüp buyurdular kim şimden gerü Melek Dede, Tarîkat-ı Muhammediyye kitâbın okuyup Budin mansıbıyla amel edüp mekr-i zenândan halâs olup şimden gerü pamuk bezi esbâblar geysin" deyü cilbendinden bir mikdâr pembe ve bir mikdâr iğne ve iplik ve buhûr ve aselbend ve kâfûr ve amber-i hâm vasleleri paşaya verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44b ·
metinde göster ·
… bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların
mekr-i
zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak te …
Kâr-ı vilâyet-i ahâlîsi: Cümle halkının kâr [u] kisbleri ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi âdemleri var kim efsâr-ı Vireca meşhûr-ı âfâkdır. Bu şehrin efsâr-ı fisâr-ı fitrâk yularları çok olmağile bu fisâr yularları bu şehrin fertûte-i mekkâre zenâneleri kocalarının başlarına yularlar geçirüp ellerin fitrâk, ya‘nî terki bağlarıyla bağlayup kocaların yularlar ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak tenbîhü'l-gâfilîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
zenân hîlelerine sâlik [ü] zâhib olup mukaddemâ kendüyi isteyen krallara ve tâc …
Âhir içerden melike avret zebûn olup mekr-i zenân hîlelerine sâlik [ü] zâhib olup mukaddemâ kendüyi isteyen krallara ve tâcı isteyen banlara nihânîce birer âdem gönderüp her bir kralın nâmelerinde birer gûne hulf va‘de-i dürûğlar yazup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
… r kim İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdemdir, anların kavl-i şerîfi üzre at eti yemek
mekrûhdur
, zîrâ [at] âlet-ı gazâdır, at yemeğe ruhsat verilse ihtimâldir atlar inkırâz bu …
Bu ulemâların izn-i şerîfleriyle cümle kavm-i Tatar at eti yerler. Hattâ Ebû Hanîfe ki Nu‘mân bin Sâbit'dir kim İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdemdir, anların kavl-i şerîfi üzre at eti yemek mekrûhdur, zîrâ [at] âlet-ı gazâdır, at yemeğe ruhsat verilse ihtimâldir atlar inkırâz bula. Ammâ İmâm Mâlik katında kerâhet tahrîmîdir. Lâkin İmâm Şâfi‘î ve İmâm Hanbel kavlleri üzre helâldir, zîrâ anlar Hazret-i Risâlet'den bu hadîs-i şerîfi sened edinmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… Doğan'dır kim her bâr sayd [u] şikâr gözedir. Târîhimize göre Hak Te‘âlâ dâ’imâ
mekr-i
a‘dâdan emîn ede âmîn.
Bu kal‘a Özü kal‘asına ve Bender kal‘asına ve Kırım cezîresi ağzında mezkûr Or kal‘asına üçer konak yerlerdir, ammâ her tarafı çöllerdir. Hemân bu kal‘a nehr-i Özü kenârında bir yalçın kaya püşte üzre bir burunda cezîre misâl doğan gibi konmuş ismi müsemmâsına mutâbık bir kal‘a-i Doğan'dır kim her bâr sayd [u] şikâr gözedir. Târîhimize göre Hak Te‘âlâ dâ’imâ mekr-i a‘dâdan emîn ede âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… tın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın
mekrûhâtını
ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını …
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde
mekrûh-ı
vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç …
"Allâh bir peygamber Muhammed hakkâ ki peygamberdir, inandım" dedikde Mu‘âz ibn Cebel ta‘assub edüp hacc-ı şerîfi ve zekerin sünnet etmeği ve salâtın sekiz şartını ve salâtın altı aded erkânını ve yedi aded vâcibâtlarını ve on dör[d] yerde salâtın sünnetlerini ve yigirmi beş yerde müstehibbâtlarını ve on iki yerde salâtın mekrûhâtını ve on dörd yerde salâtı fesâd eden sebebleri ve dörd yerde âbdestin farzlarını ve on yerde âbdestin sünnetlerini ve altı yerde âbdestin müstehibbâtlarını ve altı yerde vudû‘un âdâblarını ve yedi yerde vudû‘un nevâfillerini ve altı yerde mekrûh-ı vudû‘u ve beş yerde menhiyyât-ı vudû‘u ve yedi yerde nevâkız-ı vudû‘ları ve üç yerde guslün farzlarını ve altı yerde guslün sünnetlerini ve on iki yerde gusl îcâb eden sebebleri ve dörd yerde gusl etmenin sünnetlerin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… ş sofîleri vardır. Bıyıkların anıniçün tırâş ederler kim "Bozaya bulaşup bozayı
mekrûh
etmesin" deyü şevâriblerin ustura ile dibinden tırâş eder şekl-i garîbü'l-heyke …
Ve cümle üç tekye-i Halvetî Güleçli ve Çüyençili Mehemmed Efendi tekyelerinin başları misvâklı kalpak üzre sarıklı bıyıkları tırâş sofîleri vardır. Bıyıkların anıniçün tırâş ederler kim "Bozaya bulaşup bozayı mekrûh etmesin" deyü şevâriblerin ustura ile dibinden tırâş eder şekl-i garîbü'l-heykel kubh mazaralı sofîleri vardır. Hattâ bu hakîr birine su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133a ·
metinde göster ·
… k-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve
Mekrân
ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yü …
Andan kabâ’il-i memdûh Acem'dir kim ibtidâları kavm-i Tatar'dır kim bu iki kavimden edîm-i arz müzeyyen olup benî âdemle ma‘mûr olmuşdur. Anınçün Hazret-i Kevneyn'e "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" derler, zîrâ ibtidâ Arab'dan mâ‘adâ Tatar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve Heşdek ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Hind ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvilistân ve Bâbil ve Ermenistân u Mâzenderân ve Fâris ü Horâsân ve Kâşkar ve Hârizm ve Taberistân [ve] Türkistân ve Gîlân ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Mekrân ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem tesmiye olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm-ı dürer-bârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
Ve bir acâ’ib yel değirmeni var. Cümle Enez sahrâsında ve
Mekri
kal‘ası taraflarında ve Dimetoka taraflarından âdemler gelüp bu yel değirmenind …
Ve bir acâ’ib yel değirmeni var. Cümle Enez sahrâsında ve Mekri kal‘ası taraflarında ve Dimetoka taraflarından âdemler gelüp bu yel değirmeninde un öğüdürler. Garâ’ib anda kim bu kadar yüz yıldan berü bu değirmenin yerine rahne gelmeyüp taşı aslâ aşınmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… köy nâhiyesi dahi vakf-ı Bâyezîd Hân'dır kim hîn-i tahrîrde muharrirler şehr-i
Mekri
ile nâhiye kurâların cümle dörd yüz aded hâne tahrîr etmişler. Ammâ şehri cümle …
Ve hâkimi Bâyezîd-i Velî Hân mütevellîsi zâbıt u râbıtdır. Ve cümle on pâre köy nâhiyesi dahi vakf-ı Bâyezîd Hân'dır kim hîn-i tahrîrde muharrirler şehr-i Mekri ile nâhiye kurâların cümle dörd yüz aded hâne tahrîr etmişler. Ammâ şehri cümle iki yüz aded kiremitli tahtânî ve fevkânî cümle kârgîr binâlı Urûm evleridir. Müselmânları Urûmlardan azdır. Ancak elli hâne Müselmânları var ve yüz elli hânesi kefere-i menhûs hâneleridir. Ve cümle kefere evlerinin kapuları pençere gibi küçücük küçücük kapuları gâyet yüksekdedir kim "Atlı müsâfirler gelüp konak etmeyeler" deyü kapuların küçük ve yüksek muhâlif nerdübânlı kapular etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… çınâr-ı azîmin kökleri arasında kayalardan turna gözü-misâl kaynayup çıkar. Bu
Mekri
şehri bu su ile ve çınâr-ı azîm ile meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur.
Bu şehir içre olan on iki göz su değirmenleri bu su çevirüp andan evlere taksîm olur. Bu ayn-ı câriyenin menba‘ı yine kal‘a içinde bir çına[r]-ı müntehâ var kim rub‘-ı meskûnda bu dıraht-ı azîmin misli meğer Akdeniz içinde İstankö[y] cezîresindeki çınâr-ı azîm ola. Ol çınâr-ı azîmin kökleri arasında kayalardan turna gözü-misâl kaynayup çıkar. Bu Mekri şehri bu su ile ve çınâr-ı azîm ile meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… bu mahalle gelince zeytûn nâdirdir, zîrâ ol taraflar şiddet-i şitâdır, ammâ bu
Mekri
iklîm-i sâlisin vasatında bulunup hevâsı sehîldir. Anıniçün bu şehrin şimâl cân …
Ve bâğ u bâğçesinde nârı ve inciri ve dudu gâyet çokdur. Ve hevâsının sevâhilliğinden dağı ve taşı zeytûn ağacı ormanları cihânı dutmuşdur kim dânedâr Girid ve Moton ve Koron zeytûnu kadar latîf zeytûnu olur. İslâmbol'dan bu mahalle gelince zeytûn nâdirdir, zîrâ ol taraflar şiddet-i şitâdır, ammâ bu Mekri iklîm-i sâlisin vasatında bulunup hevâsı sehîldir. Anıniçün bu şehrin şimâl cânibindeki dağlar serâpâ bâğlardır, ahâlîsi tendürüst ve sağlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·