. Hemân ol sâ‘at akîbimizce on aded telli çavuş ellerinde emirleriyle gelüp "Elb …
Hâne-i bîminnetimiz olan Kaya Sultân yalısında meks etdik. Hemân ol sâ‘at akîbimizce on aded telli çavuş ellerinde emirleriyle gelüp "Elbette bu ân ılgar ile diyâr-ı Van'a revân olursuz" deyü paşaya ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ-yutâk etdiler. Paşa-yı gayyûr bunlara onar guruş verüp cümlesin bir kayığa koyup akıntıyla bunları kayıkçısız İslâmbol'a yolladıkda bunlar rûy-ı deryâda küreksiz Mevlevî-vâr semâ‘ ederek tâ Ahûrkapu'ya düşdüler. Çavuşlar bu hâli İpşir'e bildirdiklerinde on aded şedîd ve yüzsüz ve bî-edeb çavuşlar gelüp paşayı kaldırmak murâd edindiklerinde paşa bunlara deyenek deyüp cümle firâr eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
… . Bu kal‘a ağası istikbâle çıkup haymelerimizle zîr-i kal‘ada bir bâğ-ı İrem'de
meks etdik
. Bu kal‘a Rûmiyye eyâletinde Rûmiyye buhayresi kenârında Kahkahâ-misâl bir kal‘ …
İbtidâ bânîsi Yezdcürd Şâh'dır. Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu kal‘a kayası Rûmiyye deryâsı kenârında vâki‘ olmağile talattum-ı deryâ bu kal‘a kayaları mağaralarına urdukça Hüsrevânî küp gibi güm güm ve düm düm sadâ verdiğinden Dümdüm kayası derler. Bir rivâyette Hazret-i Süleymân bunda Dümdüm nâm bir dîv-i benâmı habs edip anın düm düm sadâsı istimâ‘ olduğundan Dümdüm kayası derler. Hâlâ ol sadâ istimâ‘ olunur. Ammâ talattum-ı deryâdan olsa ba‘îd olmaya. Bu kal‘a ağası istikbâle çıkup haymelerimizle zîr-i kal‘ada bir bâğ-ı İrem'de meks etdik. Bu kal‘a Rûmiyye eyâletinde Rûmiyye buhayresi kenârında Kahkahâ-misâl bir kal‘a-i bâlâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Cânib-i şimâle bir demir kapusu var ve etrâfında handakı yokdur. Ammâ gâyet sarpdır ve bir tarafdan aslâ havâlesi yokdur. Bir cânibinden zafer 297b mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a–297b ·
metinde göster ·
… le hakîr atbaşı berâber olup niçe kelimâtlar ederek yine sahrâ-yı Podhayiçse'de
meks etdik
.
Bir sabâh vaktinde ol havâle olan dağlar tarafından bir toz evc-i âsumâna zâhir olup tarfetü'l-ayn içre anı gördük. Nûreddîn Sultân kırk bin Kırım askeriyle nümâyân olunca biz dahi kırk yedi bin aded Bucak Tatarıyla atlanup istikbâle çıkup fi'l-hâl iki asker bir yere cem‘ olup yalı ağası ve hakîr atlarımızdan piyâde olup Nûreddîn Sultân'ın pây-ı semendine yüzler sürüp yine atlarımıza süvâr olup sultân ile hakîr atbaşı berâber olup niçe kelimâtlar ederek yine sahrâ-yı Podhayiçse'de meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… imdi vardığımızda Bursa sahrâsı içre Köpürlü vezîria‘zam dâ’iresinde haymemizle
meks etdik
. Henüz sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh Bursa'ya gelmeyüp sadrıa‘zamın ve pâdişâh …
Sene (---) târîhinde Seyâhâtnâmemizin cild-i evvelinde gâyet mufassal memdûh olunmuşdur ve niçe kerre dahi teferrüc olunmuş bir şehr-i azîmdir, ammâ şimdi vardığımızda Bursa sahrâsı içre Köpürlü vezîria‘zam dâ’iresinde haymemizle meks etdik. Henüz sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh Bursa'ya gelmeyüp sadrıa‘zamın ve pâdişâh-ı Cem-karînin hayme-i Efrâsiyâb çetr-i mülemma‘ları kurulmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84b ·
metinde göster ·
… ildi, zîrâ dahi çok sular mahlût olmamışdır. Bu nehrin kenârında haymelerimizle
meks etdik
, ammâ ol gece gâyet basîret üzre olduk, zîrâ hakîrde on bir yük akçe var idi. A …
Andan kalkup yine semt-i şimâle (---) sâ‘at gidüp nehr-i Morava'yı ayakdan atlar ile geçildi, zîrâ dahi çok sular mahlût olmamışdır. Bu nehrin kenârında haymelerimizle meks etdik, ammâ ol gece gâyet basîret üzre olduk, zîrâ hakîrde on bir yük akçe var idi. Andan yine ale's-sabâh cânib-i şimâle nehr-i Morava kenârıyla gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… ok. Âhir-i kâr Tatar Hân askerinin gelmesine muntazır olup sahrâ-yı Tımışvâr'da
meks etdik
, ve's-selâm.
deyüp serdâr-ı âlî-tebâr [u] âlî-vakâr Alî Paşa'nın tuğları Erdel vilâyet[i] cânibine gitmeğe âmâde oldu, ammâ asâkir-i İslâm içinde Seydî Ahmed Paşa gibi bir nâmdâr müdebbir vezîr-i sâhib-i vakâr yok. Âhir-i kâr Tatar Hân askerinin gelmesine muntazır olup sahrâ-yı Tımışvâr'da meks etdik, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187b ·
metinde göster ·
… rafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda
meks etdik
. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde …
Âhir efendimiz Melek Ahmed Paşa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda meks etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde bahâdır serdengeçdi yazup cümlesi uryân kılıçları ağızlarına alup varoş dibinde nehr-i şamos'u ubûr [u] hubûr edüp karşu varoşa bu kadar uryân yiğitler uryân sâtûrlarıyla varoşda bî-bâk ü bî-pervâ duran küffâr-ı hâksâra bir seyf-i uryân ururken küffâr bu çıplak uryân ve biryân ve şallak ve mallak ve cellâk âdemleri görünce "Bire meded Türk deli olmuş" deyüp dem-beste hayretde iken bu keferelere deli çatlak gâzîler bir sâtûr-ı uryân urdular kim niçe kâfirler kendülerin nehre urup kimi beri tarafa çıkup esîr olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’imler alınup topdan alarka guzât-ı uryân su kenârına gelüp gûnâ-gûn ahşâbâtlar ve fıçılar ile aldıkları esîrleri ve eşyâ-yı kelepürleri beri ordu tarafına selâmete geçirüp ol varoş-ı müzeyyen âteş-i gâziyân ile çerâğân oldu. Ve ba‘zı fetâlarımız yine karşu 27b geçüp yine şikârlar alup nehirden şinâverlikler ederek sâlimîn ü gânimîn İslâm tarafına güzer etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a–27b ·
metinde göster ·
… asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir varoşuna kondurup
meks etdik
. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp hayme vü hargâhlarıyl …
Lisân-ı Saz Macarınca (---)(---) demekdir. "Bânîsi Adom nâm kral-ı Saz binâsıdır" deyü esîrlerim nakl etdi. Erdel krallarının hükmündedir, ammâ Saz Macarı irşeklerinin tahtgâhlarıdır kim cemî‘i 28a zamânda bu kavm-i Saz Macarı'ndan Âl-i Osmân'a isyânları zâhir olmamışdır. Bir alay âkıl ve müdebbir ve munsıf ve ehl-i ırz ve âkıbet-endîş ankâ bâzergân keferelerdir. Bu kal‘a-i Praşo kapudanları ve şagları ve birovları ve jodojları ve birovları cümle pür-silâh atlar üzre ellerinde gümüş asâlarıyla alay edüp bizim askere istikbâle çıkup bizi şehir varoşuna kondurup meks etdik. Gayri asâkirimize şehrin cânib-i garbîsinde yer gösterüp hayme vü hargâhlarıyla anlar dahi konup dörd bin askerimiz der-ân defter edüp âdem başına nîm vukiyye et ve birer vukiyye sipov beyâz ekmek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât envâ‘larından bal ve yağ ve pirinç ve şeker ve kahve ve büber ve darçın ve karanfile varınca her gün bir bir ve araba araba ta‘yînâtları getirüp teslîm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b–28a ·
metinde göster ·
… nehr-i Vak'ı atlar ile ayakdan geçüp ol gün ılgarup giderek nehr-i Vak başında
meks etdik
.
Evvelâ Mehemmed Giray Hânzâde Ahmed Giray Sultân efendim fermân-ı Sadrıa‘zam ile kırk bin Tatar'a Yalı ağası (---) Ağa'yı serdâr edüp cümle iki kerre yüz bin ma‘dûd koş kol atlarıyla âmâde olduklarında hemân hakîrin karârı kalmayup İbrâhîm Kethudâ'dan ve Defterdâr Ahmed Paşa'dan me’zûn olup salt [u] sebükbâr Tatar-vâr üç gulâmımla ve altı re’s atlarımla "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp Uyvar'dan 126a cânib-i garba kal‘a-i Nitre'yi ubûr edüp andan nehr-i Vak'ı atlar ile ayakdan geçüp ol gün ılgarup giderek nehr-i Vak başında meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b–126a ·
metinde göster ·
, ammâ dîdebân kâfirler aslâ bizi gezdirmezler idi. Ve ahşamdan sonra paşa ağala …
Bu hakîri dahi cümle tevâbi‘imizle anlara karîb bir sarâya kondurup bir soltat ağası üzerimize gözcü ta‘yîn eyleyüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtımızı beleğan mâ-belağ verüp hânemizde meks etdik, ammâ dîdebân kâfirler aslâ bizi gezdirmezler idi. Ve ahşamdan sonra paşa ağalarının ve bizim üzerimize kapuları kaparlardı ve sabâh yine açarlardı, başka dîdebânlarımız var idi aceb mel‘ûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
… cânib-i erba‘ası bataklık olmağile nehb ü gâret etmek mümkin olmayup sahrâsında
meks etdik
.
Evvel ve âhir dest-i düşman değmemiş bir şehr-i azîmdir kim Alaman diyârında Nemse çâsârının hükmünde olup cânib-i erba‘ası bataklık olmağile nehb ü gâret etmek mümkin olmayup sahrâsında meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
. Şimdi Kanije'ye esîrlerimizle gelirken bu kal‘ayı mesâfe-i ba‘îdeden görüp dağ …
Altında meks etdik. Şimdi Kanije'ye esîrlerimizle gelirken bu kal‘ayı mesâfe-i ba‘îdeden görüp dağlar içre yatmış idik, ammâ şimdi yanında meks edüp temâşâ etdik, hâlâ Nemse çâsârı hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7a ·
metinde göster ·
… etimiz olan Hacı Paşa'nın sarâyında yine Hünkâr hasekisi Bostâncı Hasan Ağa ile
meks etdik
. Ammâ Belgrad fezâsında yedi sekiz bin hayme ve hargâh u bâr [u] büngâh ile mek …
Ve bu kal‘a-i Began'dan Ustolni-Belgrad nümâyân olmağile erbâb-ı dîvândan mâ‘adâ kim var ise Belgrad'a gidüp serâperde-i vezîr-i dilîr etrâfında herkes kânûn üzre merkeslerinde meks edüp hakîr yine hânedân-ı bî-minnetimiz olan Hacı Paşa'nın sarâyında yine Hünkâr hasekisi Bostâncı Hasan Ağa ile meks etdik. Ammâ Belgrad fezâsında yedi sekiz bin hayme ve hargâh u bâr [u] büngâh ile meks etmiş yetmiş seksen bin asker var. Meğer bunlar Raba nehri seferine yetişemeyenlerden (---) vâlîsi Kanbur Mustafa Paşa ve Defterdâr-ı sâbık Siyâvuş Paşa hazînedârı Arnavud Hüseyin Paşa (---)(---) Paşa ve yigirmi yedi aded mîr-i livâlar ve yetmiş aded alaybeğiler askerleriyle vâdî-i Belgrad'da meks etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
… iye-i Beleşo Sonloğ'un bir cânibinde meks etmişdik. Şimdi karye-i Frav kurbunda
meks etdik
. Lafz-ı Frav kral avretlerinin ismidir. Bu karye kral avreti hâssı olmağile Fra …
Mukaddemâ asker-i İslâm ile yigirmi gün mukaddem bu nâhiye-i Beleşo Sonloğ'un bir cânibinde meks etmişdik. Şimdi karye-i Frav kurbunda meks etdik. Lafz-ı Frav kral avretlerinin ismidir. Bu karye kral avreti hâssı olmağile Frav köyü derler, gâyet ma‘mûr köydür kim Erdel'e tâbi‘dir. Ve bu mahalde bizim Varat kal‘asına tâbi‘ köyler tamâm ve dahi Varat'dan berü ubûr etdiğimiz el vilâyet cümle Erdelistân'dır, ammâ re‘âyâları ve niçe bin kurâları Varat eyâletine ze‘âmet ve tîmâr ve hâss-ı vüzerâ ve hâss-ı defterdâr ve defter emîni hâsları kayd olunmuşdur. Andan cânib-i şarka 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
Nehr-i Küçübek: Ubûr edüp karşu kenârında bir çemenzâr yerde
meks etdik
, ammâ ol gece sovuk azâb-ı elîmin çekdik, ammâ âteşler kenârında kebâblar çevir …
Nehr-i Küçübek: Ubûr edüp karşu kenârında bir çemenzâr yerde meks etdik, ammâ ol gece sovuk azâb-ı elîmin çekdik, ammâ âteşler kenârında kebâblar çevirüp yine sehel zevk etdik. Bu nehir dahi kûh-ı Elburz'dan gelüp gider. Bu mahal dahi Tavustân hudûdudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a ·
metinde göster ·
… ârında bir kamışlı ve sazlı yerde Kalmık Tatarı havfinden arabaları tabur çatup
meks etdik
. Hikmet-i Bârî bu mahalde şiddet-i şitâdan dörd yerden güneş doğdu. Âdetullâh ü …
Menzil-i nehr-i Güğemli kenârında bir kamışlı ve sazlı yerde Kalmık Tatarı havfinden arabaları tabur çatup meks etdik. Hikmet-i Bârî bu mahalde şiddet-i şitâdan dörd yerden güneş doğdu. Âdetullâh üzre cânib-i şarkdan tulû‘ eden âfitâb-ı âlem-tâb kankısı idiği nâ-ma‘lûm idi. Cümle bizimle olan Azak ihtiyârları kırk elli yıldan berü böyle dörd yerden güneş doğduğun görmedik, dediler. Sebebi oldur kim gâyet şiddet-i şitâdan bu Heyhât sahrâsı üzre güneş te’sîr etmeyüp sâ’ir sevâhil olan vilâyetler üzre zulumâtlar olmayup ol vilâyetler üzre evc-i âsumânda güneşler nümâyân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
. Bu mahal nehr-i Kuban cezîrelerinden bir ormanlı azîm cezîredir. Kavm-i Noğay …
Menzil-i Çatal Özek nâm mahalle varup meks etdik. Bu mahal nehr-i Kuban cezîrelerinden bir ormanlı azîm cezîredir. Kavm-i Noğay bu adaya Çatal Özek derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192a ·
metinde göster ·
… ğaz-ı menhûsdur. Hamd-i Hudâ bizler selâmetle ubûr edüp iki gün kal‘a-i Kerç'de
meks etdik
. Bu kal‘anın evsâfı ve tarh-ı tarzı Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân'a gitmezden …
Ve bu bugün ubûr etdiğimiz Çoçka ve Kilisecik burnu boğazı ol boğaz-ı muhâlifdir kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında bâlâda konup evsâfın tahrîr etdiğimiz nehr-i Edil kenârında Türk Or'u nâm handakı Sokollu Mehemmed Paşa fermânıyla kazup asker kışa kalup oru kazmadan ferâğat edüp Heyhât sahrâsında bizim geldiğimiz gibi şiddet-i şitâda bu boğaza cümle asker-i İslâm gelüp bizim gibi bu boğazdan buz üzre beri Kırım'a geçerken buz bozulup on binden mütecâviz asker-i İslâm buz altında gark olduğu boğaz-ı menhûsdur. Hamd-i Hudâ bizler selâmetle ubûr edüp iki gün kal‘a-i Kerç'de meks etdik. Bu kal‘anın evsâfı ve tarh-ı tarzı Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân'a gitmezden mukaddem bâlâda mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
… âları defter ile çeribaşılara ve yüzbaşılara teslîm edüp haymemizle dâ’iremizde
meks etdik
.
Ammâ şimdi hikmet-i Hudâ hakîr vardıkda Serdâr-ı zafer-şi‘âr Alî Paşa Kalamata sahrâsında meks etmeğe gelirken Kalamata kal‘asının dizdârı ve Kapudan Paşa hâs ağası ve kadısı ve cümle şehir a‘yânı ve cümle kal‘a neferâtları serdârın istikbâline alay-ı azîm ile çıkdıklarında hakîr dahi bile varup kal‘adan azîm top şâdımânları olup Alî Paşa zîr-i kal‘ada meks etdikde hakîr bulunup cümle tahsîl etdiğimiz salâhor ve çerâhor re‘âyâları defter ile çeribaşılara ve yüzbaşılara teslîm edüp haymemizle dâ’iremizde meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
Tokar yaylası: Anda bir dıraht-ı müntehânın sâyesinde yükleri yıkup
meks etdik
. Ve Türkmânlar bize bir hayli i‘zâz ü kerem edüp ol gece refîklerimiz ile cân s …
Tokar yaylası: Anda bir dıraht-ı müntehânın sâyesinde yükleri yıkup meks etdik. Ve Türkmânlar bize bir hayli i‘zâz ü kerem edüp ol gece refîklerimiz ile cân sohbeti etdik. Ale's-sabâh yine şarka eniş aşağı çengelistân dağlar ubûr ederek 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141b ·
metinde göster ·
Bu mahalde hayme ve hargâhlarımızı sekiz yüz âdem ile kurup tınâb tınâba çatup
meks etdik
. Ve cânib-i erba‘amıza biner adım ba‘îd atlı karavullar koyup ol gece bu vâdîde …
Bu mahalde hayme ve hargâhlarımızı sekiz yüz âdem ile kurup tınâb tınâba çatup meks etdik. Ve cânib-i erba‘amıza biner adım ba‘îd atlı karavullar koyup ol gece bu vâdîde mihmân olduk. Bir otlu ve mahsûllü sahrâ olduğundan Vâdî Halfa derler. Bu diyârda halfa, otluğa derler. Hakîr Nîl kenârında bir dıraht sâyesinde haymemizde zevk u safâ eyledik. Bu mahalde dahi Nîl'in iki cânibinde yalçın kayalar olmağile gâyet dar boğazdır. Şellâlât gemileri dahi bundan yukaruya gidemezler. Başka gûne tennâre gemileri vardır, anlar gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392b ·
metinde göster ·
… rı olmaz imiş, lâkin gâyet müskirdir. Hakîr varup Habeşli Kara Nâ’ib ile bir ay
meks etdik
, ol şarâbı görmedim ve işitmedim, ammâ Sây şehrinde içenleri gördüm.}
Hâlâ Sây şehrinin Sâbiyye tarafındaki dağlarda asferü'l-levn bir gûne müdevver taş olur, ismine Aynü's-sanem derler, müdevver ü mücellâ ve musaykal taşlardır. Rehven-i Hindî kavminin yapdığı putların gözleridir derler. Hâlâ ol diyâr kavmi ol müdevver taşları bulup bir cerre suya koyup tarfetü'l-ayn içre ol sudan nûş eden su hamr keyfiyyetini bulur. Kavm-i Künûz Urbânı Y 395a ol şarâbdan nûş edüp serhoş olurlar, Ammâ ol diyâr halkı nakli üzre mezkûr Aynü's-sanem nâm taş diyâr-ı Habeşistân'da Tennîs şehri dağlarında olur olup suya kosalar şarâb olup olur. Portakal küffârları Tennîs şarâbı deyü nice vilâyetlere hedâyâ götürürler. Ammâ zerre kadar humârı olmaz imiş, lâkin gâyet müskirdir. Hakîr varup Habeşli Kara Nâ’ib ile bir ay meks etdik, ol şarâbı görmedim ve işitmedim, ammâ Sây şehrinde içenleri gördüm.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394b–Y395a ·
metinde göster ·
… p kal‘adan azîm toplar atup kal‘ada hâkimü'd-diyâr Kör Hüseyin Beğ'in sarâyında
meks etdik
.
Mukaddemâ ileri âdem gönderdik, kâyimmakâmı Kan Dâyimüddîn bin mikdârı atlı ile istikbâle çıkup kal‘a-i Hafîr-i kebîr mukâbelesine gelüp niçe yüz pâre gemiler ile şarkdan garba geçüp kal‘adan azîm toplar atup kal‘ada hâkimü'd-diyâr Kör Hüseyin Beğ'in sarâyında meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i levâzımâtları ta‘yîn eyleyüp kendü dâyiresinde
meks etdik
. Elinde bir şemâme anber var imiş, hakîre verdi. Bu kemterin dahi koynunda bir …
Ve cemî‘i levâzımâtları ta‘yîn eyleyüp kendü dâyiresinde meks etdik. Elinde bir şemâme anber var imiş, hakîre verdi. Bu kemterin dahi koynunda bir şerbetî musanna‘ zerdûz Kaya Sultân makramasi var idi, anı verdim. Fi'l-hâl başında geysûlarına bağlayup taylesân-ı Muhammedî-vâr sarkıtdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y399a ·
metinde göster ·
. Habeş eyâletidir. Bu vâdîde Yesrî Urbânı konar. On bin kara çadırlı kara Zengî …
dâmeninde meks etdik. Habeş eyâletidir. Bu vâdîde Yesrî Urbânı konar. On bin kara çadırlı kara Zengî kavmdirler ve Ca‘ferî mezhebindendirler. Bu sahrâda dahi eşme kuyular kazdık, âb-ı hayât Y 435a suları çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434b–Y435a ·
metinde göster ·