Der-sitâyiş-i kasaba-i Hersek: Sene 861 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzi Bosna diyârında Hersek kralının tahtı olan Bolagay kal‘asın muhâsara edüp fethinde usret çekerken içerden kralın oğlu kemend ile kal‘adan taşra nüzûl edüp Ebü'l-feth huzûrunda İslâm ile müşerref olup kal‘anın fethi mümkin olan yerlerin gösterüp bi-emrillah kal‘a feth olup mâl-ı ganâyimiyle ol kal‘ayı müselmân olan Hersek Kralı zâdesi Ahmed Beğ'e ber-vech-i sancak ihsân edüp ol taraflarda yetmiş altı pâre babasından kalmış kal‘aları feth edüp bilâd-ı İslâmiyeye zamîme olunduğu makbûl-ı şehriyârî olup mezkûr Ahmed Beğ'e Bosna eyâleti ihsân olunup andan vezîr-i âlîşân olduğu mahallerde gazâ mâlından bu Hersek kasabası yeri bir mahsûldâr arz-ı hâliye olup memerr-i nâs-ı huccâc-ı zevi'l-ihtiyâc olmağıla Hersekoğlu Ahmed Paşa bu cây-ı latîfe yedi yüz hâne re‘âyâ meks etdirüp cemî‘i tekâlîfden mu‘âf [u] müsellem olmağiçün ellerine hatt-ı şerîfler verüp ahâlî-i belde ve âyende vü revendeye ibâdethâne olmak içün bir minâreli ve vâsi‘ haremli ve cânib-i erba‘ası kıbâbları sütûnlar üzre ârâste iki kubbe-i âlî ile pîrâste ve mihrâb ve minber-i münîri ber tarz-ı kadîm bir müzeyyen câmi‘-i azîm binâ eder ve bir mescid ve bir medrese ve bir mekteb ve bir tekye ve iki hân ve bir hammâm ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm binâ edüp hâlâ cemî‘i âyende vü revende müsâfirîn ü mücâvirînleri mihmânsarâyda meks edüp mihmândârlar kârbânsarâyın her ocağına bir sini ta‘âm çobra ve âdem başına birer nân-pâre ve şem‘-i revgân getirirler ve her at ve deve başına birer tobra şa‘îr getirüp mihmândârlar hizmet ederler, evkâf-ı azîmdir. Ve cümle yetmiş aded dükkândır. Ve cümle sonradan ihdâs beş aded hânlardır kim cümle binâları kiremitlidir ammâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın bu kasaba içre cümle câmi‘ ve imâretleri kurşumlu binâ-yı azîmlerdir. Anınçün Hersek kasabası derler. Lâkin âb [u] hevâsı sakîldir, serçe ısıtma dutar. Cümle halkı asfaru'l-levn Etrâk âdemleridir, ammâ ankâlardır. Zîrâ gâyet kâr [u] kisb yeridir. Şehri bir kumsal düz yEre vâkı‘ olmuşdur. Andan cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
… asker-i İslâm'ı aşağı sahrâdan göçürüp cebel-i Sincâr üstünde olan bâğlar içre
meks etdirüp
herkes birer bâğ u bâğçeleri mülkiyyet üzre zabt edüp gûnâ-gûn külbe-i ahzânlar …
Âhir-ı kârları bu kavmin böyle gârlarda mütehassın olmakdır. Hatta Sultân Ahmed asrında Vezîr Nasûh Paşa'yı bu mel‘ûnlar bu dağda eyle kırmışlar kim hâlâ üstühân-ı Âl-i Osmân püşte püşte zâhir ü bâhir idi. Bu ahvâl-i pür-melâli hod Melek Ahmed Paşa efendimiz bilüp cân başına düşüp cümle asker-i İslâm'ı aşağı sahrâdan göçürüp cebel-i Sincâr üstünde olan bâğlar içre meks etdirüp herkes birer bâğ u bâğçeleri mülkiyyet üzre zabt edüp gûnâ-gûn külbe-i ahzânlar peydâ edüp sâkin oldular ve cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh olup sahrâda olan hubûbâtların demet sapların mağaralar önlerine dağlar gibi püşte püşte yığup siper eylediler ve niçe kerre yüz bin demet darı sapların mağaralar üzre koyup âteş edüp üzerlerine tulum tulum sarp sirkeler döküp pâre pâre sîlar (?) dökülüp üstad-ı kûhkenler Ferhâdî külünkler ile kayaları kırup niçe yerden delikler zâhir olup ol deliklerden içeri niçe bin darı demetlerine âteş edüp gârların içine ilkâ etdikçe derûn-ı gârda olan mel‘ûnların sağîr ü kebîr sıbyânları feryâd u fiğânlar etmeğe âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 215a ·
metinde göster ·
… ile behremend olup ol ân bu üç aded sancak beğlerin ordu-yı İslâm'ın etrâfında
meks etdirüp
asker-i İslâm'ın ota otluğa ve zahîreye gidenlere karavul ta‘yîn olunup Van'ın …
Ve bu mahalde Erzurûm eyâletinden Pasin beği güzîde askeriyle ve Avnik beği müsellah cüyûşuyla ve Kuzucân beği mükellef ü mükemmel cündîyle üç aded beğler kânûnları üzre mehterhânelerin döğerek alây-ı azîmler ile paşa huzûrundan ubûr edüp paşadan birer hil‘at-i fâhire ile behremend olup ol ân bu üç aded sancak beğlerin ordu-yı İslâm'ın etrâfında meks etdirüp asker-i İslâm'ın ota otluğa ve zahîreye gidenlere karavul ta‘yîn olunup Van'ın sağ ve solkol ağası yine kalb-i asker ta‘yîn olundu. Ve bu mahalde ota giden fetâlar ve otluğa ta‘yîn olunan Erzurûm beğleri kemîngâhlara âdemler koyup hân tarafından niçe yüz âdemler at ve it oğlanları üzre hücûm edüp kelle almak sadedinde iken hemân kemîngâhdan Erzurûm beğleri ve bahâdıranın Rûm beğleri hân askeri içre girüp bir arbede-i hâs edüp yetmiş kelle-i Rujikiyân ve yigirmi dördü Ekrâd-ı Yezîdiyân dil dutulup kelle ve diller ile Erzurûm beğleri alây ile gelüp paşadan hil‘atler ve serlerine çelengler sancılup cümle kelleleri otak önünde bırakdılar ve paşa dilleri birer birer söyledüp Yağcıoğlu nâm bir mükessirü'l-kelâm dilli dil-i bî-bâk ü bî-pervâ eydür: "Vallahi sultânım hâlâ hânın başında on bin tüfeng-endâz meterisdedir ve on bin atlı asker dahi âmâdedir. Ve elli bin eli harbeli ve çap tirkeşli ve tüfeng-endâz re‘âyâ vü berâyâlar Bitlîs şehrinin cânib-i erba‘asını beşer altışar kat kuşadup ol sengistân içre meterisler yapup hâlâ şehri ihâta edüp muhâfaza ederler ve kal‘aya Kara Alî Ağa nâm bir ağasın üç bin tüfeng-endâz Rujikî ve Haltî ve Çekvânî ve Celüv kavmleriyle kal‘a[y]ı pür edüp muhâfaza ederler. Ve hân dahi bâğında kendü askeriyle bâğını muhâfaza edüp anda dahi kâmil üç bin tüfeng-endâz mevcûddur ammâ sultânım siz sa‘âdetle Âdilcevâz kal‘asına gelen bu bizim Bitlîs şehri içre cemî‘i re‘âyâ vü berâyâ hân askeri zulmünden mâllarıyla dağlara ve taşlara firâr edüp avret u oğlan çekilmede ve evler gâret olunmada. Derûn-ı şehirde bir vâveyla vü figân vardır kim şeb [u] rûz mahşerden bir nişân olmadadır." dedikde paşa-yı müdebbir bu dilin bî-bâk dilinden hazz edüp "Dahi beri gel ne beğlerden imdâd geldi." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263a ·
metinde göster ·
… rganun ve dankiyoların çalarak alay-ı kerr u fer ile Hân'ı İlvov kal‘ası altına
meks etdirüp
Hân'a bir turfa otak içinde bir ziyâfet-i Mesîhî etdi kim diller ile ta‘bîr ü t …
Nâkûs-ı Erganun ve dankiyoların çalarak alay-ı kerr u fer ile Hân'ı İlvov kal‘ası altına meks etdirüp Hân'a bir turfa otak içinde bir ziyâfet-i Mesîhî etdi kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz, zîrâ İlvov Leh diyârının Mısr'ıdır kim gâyet ganîmet şehr-i âbâdândır, zîrâ zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr [u] diyârdır kim Leh diyârında deyyâr mânendi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a ·
metinde göster ·
… t-ı şerîf ile gelüp bir alay-ı azîm ile hasekiyi Serdâr Ali Paşa serâperdesinde
meks etdirüp
dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda me’âl-i kelâmı oldur kim,
Bu mahalde kal‘a-i Varat'ımız cânibinden hünkâr hasekisi hatt-ı şerîf ile gelüp bir alay-ı azîm ile hasekiyi Serdâr Ali Paşa serâperdesinde meks etdirüp dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda me’âl-i kelâmı oldur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… Dâvûd Paşa istikbâl edüp alay-ı azîm ile ecdâdları tahtı olan Kal‘atü'l-kepş'de
meks etdirüp
mesned-i hilâfete cülûs eder. Müddet-i hilâfet 23 sene.
Ammâ bu el-Mütevekkil Alallâh gâyet müsin halîfe idi. Hattâ fâtih-i Mısır Sultân Selîm Hân ile fetihde bile idiler. Ba‘de'l-feth Selîm Hân bunların sohbetinden hazz edüp İslâmbol'a götürüp Perî Paşa sarâyın müheyyâ etdiler. Bi-emri Hudâ Selîm Hân merhûm olup Süleymân Hân ile ülfet ederken el-Mütevekkil'in pederinin Mısır'dan fevti haberi gelüp Süleymân Hân izniyle Mısır'a halîfe olmağa me’zûn olup Ebussu‘ûd hazretleri huzûrunda dest-bûs edüp bir donanma-i azîm ile Pılak Mustafâ Paşa kapudan paşa olup el-Mütevekkil Alallâh'ı tevekkülen alallâh deyüp İslâmbol'dan yedi günde İskenderiyye'de lenger-endaht edüp andan iki günde Mısır'a dâhil olup vâlî-i Mısır Dâvûd Paşa istikbâl edüp alay-ı azîm ile ecdâdları tahtı olan Kal‘atü'l-kepş'de meks etdirüp mesned-i hilâfete cülûs eder. Müddet-i hilâfet 23 sene.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y267a ·
metinde göster ·