… zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem.
Mena
ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup d …
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
… e iken anlardan ve gayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün
mena
teslîm edüp ve mena dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele …
"Menim hânım, cânım. Şimdi hemân cümle sultânlar bu şehirde iken anlardan ve gayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün mena teslîm edüp ve mena dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele paşaya çapar ile huccetleri gönderem ve Tebrîz hânına dahi varak tahrîr edüp Genc Alî Hân'dan kırk bin {koyunu} tahsîl etmişem’ deyü i‘lâm ederim ve eğer murâd edinirseniz Şâh eşiğine giden Alî Ağa karındaşıma dahi ‘Kırk bin koyunu Alî Hân'dan alup teslîm etmişdir ve Pinyaniş kavmiyle mâbeynlerin sulh etmişim’, deyü bir nâme yazarım. Senin çaparın nâmeyi Alî Ağa'ya tapşırır. Alî Ağa da nâmemiz Güzelce Şâh'a gösterüp her tarafdan iş âsân-vech ile hâsıl olur. Hemân saded bâkî kalan yigirmi bin koyundadır, ve's-selâm." dediğimde hemân hân elim öpüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… ayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün mena teslîm edüp ve
mena
dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele paşaya çapar ile hu …
"Menim hânım, cânım. Şimdi hemân cümle sultânlar bu şehirde iken anlardan ve gayrı âdemlerden yigirmi bin koyunu {dahi} tahsîl edüp bugün mena teslîm edüp ve mena dahi ri‘âyet edüp ‘Kırk bin koyun tamâm olduğun ale'l-acele paşaya çapar ile huccetleri gönderem ve Tebrîz hânına dahi varak tahrîr edüp Genc Alî Hân'dan kırk bin {koyunu} tahsîl etmişem’ deyü i‘lâm ederim ve eğer murâd edinirseniz Şâh eşiğine giden Alî Ağa karındaşıma dahi ‘Kırk bin koyunu Alî Hân'dan alup teslîm etmişdir ve Pinyaniş kavmiyle mâbeynlerin sulh etmişim’, deyü bir nâme yazarım. Senin çaparın nâmeyi Alî Ağa'ya tapşırır. Alî Ağa da nâmemiz Güzelce Şâh'a gösterüp her tarafdan iş âsân-vech ile hâsıl olur. Hemân saded bâkî kalan yigirmi bin koyundadır, ve's-selâm." dediğimde hemân hân elim öpüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… -i dilârâ imiş. Gaddâr Osmânlı niçün bî-günâh eyle vezîri niçün katl etdi. Munı
mena
bir hoşça bildiresen." dedikde,
Hân eydür: "Ey cânım Evliyâ akay, lutf eyle, menimle yahşı danışık eyle. Her bâr bu kayser-zemîn şâhları hânların hemîşe kırup köklerin cûyiserlerdir. Pes niçün Vezir Kara Mustafâ Paşa'yı ve Hezârpâre Ahmed Paşa'yı ve fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa'yı ve Sâlih Paşa'yı ve Koca vezîr'i ve niçe vezîrlerin katl eder. Husûsan şimdi İpşir-i beşîr vezîr-i bî-nazîri ve ol mankâle sâhib-serîri niçün katl edüp kellesin galtân ederdi ki eyle bir nâmdâr kahramân-ı zamân u sâhibkırân-ı bî-amân, yahşiye yahşı yamana yaman bir vezîr-i Âl-i Osmân'a kıydı. Anın savlet ü salâbeti havfından İrân-zemîn kavmi değil belî zemîn [ü] âsumân dir dir berg-i hazân gibi ditrerdi. Hayfâ dirîğ kim devlet-i Âl-i Osmân'da nâhak yere kan dökerler. Ne Perverdigâr'dan havf ederler ve ne Peygamber'den hicâb ederler. İpşir Âsaf'a olan zulüm Âsaf-ı Berhıyâ'ya ve şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'ya olmamışdır. Muhibb-i fukarâ ve ebü'l-yetâmîn ve zu‘afâ bir mer[d]-i Hudâ vezîr-i dilârâ imiş. Gaddâr Osmânlı niçün bî-günâh eyle vezîri niçün katl etdi. Munı mena bir hoşça bildiresen." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293a ·
metinde göster ·
… kirin kellesi feryâd ederek galtân olup hamd-i Hudâ men halâs oldum. Belî hânım
mena
min tümen ahça virsen men bir dehi bu Van hânı devrinde Van'a çaşıtlığa gitmene …
Çaşıt eyitdi: "Hânım, Hudâdâd ile meni Van ordusunda çaşıtdır deyü dutup Melek vezîrin serâperdesi önüne meni ve Hudâdâd'ı götürüp adı Melek kendi zâlim bizi söyledüp men garîbim deyü diz çöküp bir aşr-ı Kur'ân okuyup Fâtiha dedim. Hemân ol Fâtiha berekâtıyla felekde Melek beni âzâd etdi. Hudâdâd fakîr meded imdâd-ı dâd derken Van hânı önünde cellâd-ı Mirrîh fakîr Hudâdâd'a Hudâ'dan korhmadan bir hudâyî kılıç ile urdu kim Hudâdâd fakirin kellesi feryâd ederek galtân olup hamd-i Hudâ men halâs oldum. Belî hânım mena min tümen ahça virsen men bir dehi bu Van hânı devrinde Van'a çaşıtlığa gitmenem. Heze mende erlik ve hünerverlik kalmamışdır, Vallah ve Billah" deyü yaka silküp yemîn etdikde cümle hâzırân safâ-yı merdân olanlar ol meydânda handân olmadan usları gidüp bî-dermân kaldılar. 303b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a–303b ·
metinde göster ·
… ânlının çöreğin çekesin vü ana âsî ve âk olup Irâk'a men müştâk iken kapanasın,
mena
haber gönderesin. Men azametimle gelende meni yaldayup savaş-ı pür-hâş idesin. …
Ba‘dehû Şâh, huzûruna Bekir Subaşı'yı kığırup eydür: "Ey adı yaman kişilerin nâmdaşı ve eşi ve yoldaşı ve karındaşı [ve] sırdaşı [ve] hâldaşı. Sen kayser-zemîn şâhı Osmânlının çöreğin çekesin vü ana âsî ve âk olup Irâk'a men müştâk iken kapanasın, mena haber gönderesin. Men azametimle gelende meni yaldayup savaş-ı pür-hâş idesin. Tiz bu gidinin gözlerine milçe çeküp başına kızgın tas koyup ödünü ağzından getirdir, üzin dübürinden ve dübürin nâkasından {göbeğinden} çıkarasuz!" deyü şâh-ı âlîcâh 335b kadağa-i şâh idince üstâd-ı tîğ-zen-i cellâd-ı bî-amân şâh huzûrunda Bekir Ağa'ya ismi Bekir olduğiçün ve Âl-i Osmân'a hıyânet edüp kal‘ayı verdiğiyçün yedi günde yüz yetmiş pâre âlât-ı şikenceyi Bekir Subaşı'nın {başında ve} vücûdunda icrâ edüp sekizinci gün kellesin galtân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a–335b ·
metinde göster ·