… tinden halâs olursun" dedikde derhâl {Kostantîn} emr edüp üç bin aded nâ-resîde
merdüm-i
şîr ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar havuz kenârında ol ân boğazlamak sadedinde i …
"Ey kıralım, eğer sıhhat istersen bu senin derdine bundan gayrı ilâc yokdur. Evvelâ bir büyük sarnıc havz eyle ol havzın içini anası memesin henüz emen ma‘sûmların kanıyla ol havzı leb-ber-leb edüp içine girüp bir sâ‘at dur, andan çıkup hammâma gir, kırk gün bu hâl üzre ma‘sûmların kanıyla her gün havzı pür edüp girirsen bu cüzâm zahmetinden halâs olursun" dedikde derhâl {Kostantîn} emr edüp üç bin aded nâ-resîde merdüm-i şîr ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar havuz kenârında ol ân boğazlamak sadedinde iken üç bin aded ma‘sûmların üç bin aded babaları ve üç bin aded anaları ki herbiri ciğer-pârelerinden ayrılıyor ve on bin aded akrabâ ve ta‘allukâtları ile cümle yigirmi bin ciğeri yanmış benî âdem baş açup derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden lisân-ı Yûnânca :
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
dîdeleri hîrelenir. Her kıt‘a-yı câmda niçe kerre yüz bin pâre gûnâ-gûn hurde c …
Ve mihrâb ü minber üzre olan câm-ı gûnâ-gûn Sarhoş İbrâhîm'in kârıdır kim bunun dahi medhinde za‘îf insân âcizdir. Kaçan kim vakt-i zuhurda bu câmlar âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi urdukda derûn-ı câmi‘ münevver olup cemî‘i cemâ‘atin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Her kıt‘a-yı câmda niçe kerre yüz bin pâre gûnâ-gûn hurde câmlar ile şükûfeler ve Esmâ’ü'l-hüsnâ hatları ile müzeyyen câmlardır kim seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh-ı âlemdir kim felekde misli görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… lis ile mutallâ minâre-i bâlâlardır kim külâhlarının ve alemlerinin şu‘lesinden
merdüm-i
dîdeler hîrelenir. Ve haremin gerüdeki 61a köşelerindeki iki minâreler dahi a …
Ve bu câmi‘in evsâf-ı minârâtı altı aded ayyûka ser çekmiş minâre-i serâmedlerdir. Bu câmi‘-i Ahmed Hân selâtînlerin on altıncısı olmağın ve on altıncı pâdişâh binâ etdiğiyçün ana alâmeten altı minâresi on altı tabakadır. Mihrâb dîvârının yemîn [ü] yesâr köşesinde iki minâre ve harem kapusunun şimâl-cenûbundaki minâreteyn dahi üçer tabakalı minârelerdir kim dördü on iki tabaka eder ve taçları ve yigirmişer zirâ‘ tavîl alemleri cümle zeheb-i hâlis ile mutallâ minâre-i bâlâlardır kim külâhlarının ve alemlerinin şu‘lesinden merdüm-i dîdeler hîrelenir. Ve haremin gerüdeki 61a köşelerindeki iki minâreler dahi alçak ve ikişer tabaka ve taçları rusâs-ı hâs ile mebnî minâreteyndir. Bu hisâb üzre altı minâre on altı şerîfedir. Her leyle-i mübârekelerde on iki bin kanâdîller ile bu minâreler çerâğân oldukda gûyâ her biri birer nûrdan servi gibi pertev-i fer verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b–61a ·
metinde göster ·
Ve bu haremin dahi etrâfında dörd kapudur. Ve iki minâre-i âliyesi var kim eflâke ser-çekmiş serpûşu nuhâs-ı mutallâdır kim şa‘şa‘asından merdüm-i insân hîrelenir üçer tabaka musanna‘ minâreteyn-i serâmedeyndir. Ammerekallâhü Ta‘âlâ ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88a ·
metinde göster ·
… ânlarında olan la‘l [u] yâkût ve zeberced ve elmâs, pîrûze şa‘şa‘asından âdemin
merdüm-i
dîdeleri hîrelenüp âdem hayrân olur. Ve muğ-pîçeleri dahi zer-ender-zere ve cev …
Bu esnâfların dükkânlarında olan la‘l [u] yâkût ve zeberced ve elmâs, pîrûze şa‘şa‘asından âdemin merdüm-i dîdeleri hîrelenüp âdem hayrân olur. Ve muğ-pîçeleri dahi zer-ender-zere ve cevâhire gark olup gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ile mülebbes olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186b ·
metinde göster ·
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
… yle. İşte ol gazâda âlem-i bâtında cenk ederken bir gözceğimiz şehîd oldu" deyü
merdüm-i
dîdesin bir hokkaya koyup mezkûr kâsıd ile çeşm-i şerîfin kal‘a-i Akka altında …
Ba‘dehû Selâhaddîn {merhûm oldukdan sonra} Tâhir Baybars halîfe iken "Nitekim Akka kal‘ası dest-i küffârdadır, yine Kuds'e istîlâları mukarrerdir" deyü yer götürmez asker-i deryâ-misâl ile berren ve yedi yüz pâre gemiyle bahren Akka kal‘asın Tâhir Baybars muhâsara edüp kâmil yedi sene zîr-i kal‘ada bâğ dikdiler. Evlâd [u] ensâb sâhibi oldular. Ammâ yine kal‘anın fethi mümkin olmadı. Zîrâ bu Akka kal‘ası gibi ol asrda böyle bir kal‘a-i Kahkahâ yok idi. Âhır bir gice Hazret-i Melikü't-Tâhir rü’yâsında görür kim bu gazâda Haleb şehrindeki Şeyh Âbidîn Efendi olmayınca bu kal‘a feth olmaz derler. Hemân Tâhir Baybars, Haleb'e bir muhabbetnâme ile âdem ılgarup üç günde Haleb'e varup mektûb-ı muhabbet-uslûbu şeyhe tapşırınca şeyh me’âl-i kelâm-ı anlayup "el-Emru emrüküm!" deyüp na‘leynin üzre âbdest alırken hemân şeyhin bir gözü şehîd olur. "Sübhânallah der. Var âdem elhamdü lillah. İşte bu ân kal‘a feth olur" deyü sağ ayağından na‘leynin çıkarup gazab ile hevâya atup "Var Melik Tâhir'e bizden selâm eyle. Gazâları kutlu olsun, deyü haber eyle. İşte ol gazâda âlem-i bâtında cenk ederken bir gözceğimiz şehîd oldu" deyü merdüm-i dîdesin bir hokkaya koyup mezkûr kâsıd ile çeşm-i şerîfin kal‘a-i Akka altında Tâhir Baybars'a gönderüp kâsıd üç günde Akka kal‘asına geldikde görse kim kal‘a zîr u zeber olup yerde yitüp cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya dâhil olup ibâdetgâh-ı müslimîn olmuş. Kâsıd Melik Tâhir'e gelüp şeyhin selâmıyla çeşm-i şerîfin 41a verüp cümle guzât-ı muvahhidîn âlem-i hayretde kalır. Meğer mezkûr Şeyh Âbidîn hazretleri "Nola da‘vete icâbet gazâda bulunalım" deyüp âbdest alırken gözü şehîd oldukda ayağından na‘linin hevâya endaht etdükde Akka'yı muhâsara eden fetâ-yı müslimîn azharun mine'ş-şems görürler kim bir na‘lîn ber-hevâ tayrân ederek gelüp sîne-i pür-kîne sûra bir kerre niçe darb ederse bi-emrillah taşra handak kenarında olan kal‘a dîvârına bir zelzele-i azîm isâbet edüp cümle burc [u] bârûları ka‘r-ı zemîne geçüp cümle esâsları hevâya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b–41a ·
metinde göster ·
… pîştahta ve iki aded pîştahta-i peşinkârî kim cümle halk bu pîştahtayı gördükde
merdüm-i
dîdeleri hîrelendi. Ve cümle huzzâr-ı meclisin huzûrlarında bu sandûk ve pîştah …
Evvelâ biri levha-i âcdan ve biri levha-i abanosdan ve biri levha-i servden ve biri levha-i Sindiyandan ve biri levha-i yeni dünyâdan ve biri levha-i palasantadan ve biri şîr-i mâhîden ve biri dendân-ı mâhîden ve biri sâfî kehribâdan ve biri kırmızı mercândan ve biri sâfî ödden tertîb olunmuş on bir aded zî-kıymet zarflı musanna‘ çâr-kûşe sandûkalar ve bir mücevher-i sâfî-i Seylânlı pîştahta ve biri sâfîce murassa‘ pîştahta ve biri sadefkârî ibret-nümûn pîştahta ve iki aded pîştahta-i peşinkârî kim cümle halk bu pîştahtayı gördükde merdüm-i dîdeleri hîrelendi. Ve cümle huzzâr-ı meclisin huzûrlarında bu sandûk ve pîştahtaların on dördünün mühürlerin bozup açdıkda her birinin içinde onar kıt‘a kütüb-i nefîse ve mu‘tebereler var kim her biri birer hattât-ı selefin ketebeleriyle mülûk içün tahrîr olunmuş âyetün min-Allah Kelâmullah'lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b ·
metinde göster ·
… pembe alup bir eline şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana hamle edüp
merdüm-i
şîr-hor [u] şîr-keş bahâdır erler var kim her biri kırkar ve ellişer arslan kat …
Ammâ şimdi diyâr-ı Bağdâd'da gâzî şahbâz u fetâ, dilâver ü server-i hünerver yiğitler vardır kim bir eline bir deste pembe alup bir eline şemşîrin alup bî-bâk u bî-pervâ bir iki arslana hamle edüp merdüm-i şîr-hor [u] şîr-keş bahâdır erler var kim her biri kırkar ve ellişer arslan katl etmişlerdir. Ve niçe yiğitler dahi kemîngâhlardan kurşum ile urup katl edüp postun beş altı guruşa fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358a ·
metinde göster ·
… bir mest-i müdâm Gürcîyyü'l-asl bir benâm kimesne idi. Ammâ halûk u hoş-sohbet
merdüm-i
merd idi.
Evsâf-ı Bender (---) âbâd: Şâh-ı İrân-zemîn Âzerbaycân hükmünde başka hânlıkdır. Yedi bin müsellah nökerâtla bu benderi hırâset eder. Zîrâ intihâ-yı serhadd-i Fireng-i bed-reng-i pür-ceng Portukal-ı dâlldır. Sene 925 târîhinde Şâh İsmâ‘îl çağında bu Benderçeye Portukal talâva vuranda bist-hezâr mürdamân-ı Acem esîr-bend-i hicrân hor-dem olanda Şâh İsmâ‘îl mu Benderçede bir hisâr-ı üstüvâr yasayupdır kim heze çâr köşesi Kahkahâ-âsâ hisâr-ı şâhîdir. Derûn-ı kirmânda endek dü-hezâr hâne-i çâr-kâr vardır ve niçe câmi‘ler ve hân u hammâm ve zâviye vü tekye vü mekteb ü medrese ve imâretleri ve çârsû-yı bâzâr-ı şâhîsi vardır ammâ hevâsı gâyet sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve pirinc ü şeker kamışı olur ve limonu ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi dırahtı çokdur. Ammâ mahbûbu memdûh değildir. Halkı ekseriyyâ Urbân-ı Cebrî mezhebinde melâhideden eşedd kavmi vardır ammâ hâkimi olan Hânkulu Hân nâm bir mest-i müdâm Gürcîyyü'l-asl bir benâm kimesne idi. Ammâ halûk u hoş-sohbet merdüm-i merd idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
… orbacıları ve bir oda topçu ve bir oda cebeci ve kal‘a dizdârı ve altı yüz aded
merdüm-i
hisârı ve kethudâyeri ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Bânîsi Süleymân Hân asrında Erdel Kralı Betlen Gabordur. Sene (---) Murâd Hân-ı Sâlis asrında Ulama Paşa feth edüp yine küffâr istîlâ etdikde dest-i küffârda (---) sene kalıp âhir-i kâr sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ fethidir, be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa. Hâlâ Tımışvar eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 300.000 akçedir. Ze‘âmeti 12 ve tîmârı 300'dür. Alaybeği ve çeribaşı vardır. Beği'nin askeriyle cümle bin aded asker olur. Ve yüz elli akçe kazâdır, ammâ dahi nâhiyeleri tahrîr olunmadı, zîrâ yeni feth olmuş bir dâr-ı diyârdır ve üç oda yeniçeri çorbacıları ve bir oda topçu ve bir oda cebeci ve kal‘a dizdârı ve altı yüz aded merdüm-i hisârı ve kethudâyeri ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
dîdelerim eşk-i hûn-feşânımla pür oldu. Hemân ol ân içre nehr-i Vak'ın karşu kâ …
Anı gördüm atımın ayakları yere değdi ve ol ân merdüm-i dîdelerim eşk-i hûn-feşânımla pür oldu. Hemân ol ân içre nehr-i Vak'ın karşu kâfiristân cânibine çıkdığım bilüp bir teveccüh-i tâm edüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… yen nümâyân idi kim dam u bâmlarının ve kubâb [u] şâhnişînlerinin şa‘şa‘asından
merdüm-i
dîdelerimiz hîrelendi, ammâ ne çâre derûn-ı şehre girüp seyr [ü] temâşâ etmek m …
Hattâ kral sarâyı ol kadar müzeyyen nümâyân idi kim dam u bâmlarının ve kubâb [u] şâhnişînlerinin şa‘şa‘asından merdüm-i dîdelerimiz hîrelendi, ammâ ne çâre derûn-ı şehre girüp seyr [ü] temâşâ etmek muhâl ve içinde olan benî Âdem deryâsının vefret [ü] kesretinden ve iki kerre yüz bin aded âteş-feşân tüfeng-endâz-ı Filimenkân keferelerinin fetretinden yanına varmak muhâl-ender-muhâl bir dâr-ı diyâr-ı dâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… ârı 322 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşı ağaları ve üç bin aded müstahfızân-ı
merdüm-i
hisâra yigirmi aded bölük ağaları ve dizdâr ağa ve bir oda yeniçeri ve bir oda …
Ba‘dehu Süleymân Hân sene 948 târîhinde Budin'e def‘a-i sâlisde cümleden milk-i mâlik ibtidâ Süleymân Paşa Budun vezîr[i] nasb olundukda ol sene-i mezbûrede bu kal‘a-i Vaç dahi feth olup Budin eyâletinde sancakbeği tahtı olup beğinin hâssı 340.000 ve erbâb-ı zu‘amâsı 33 ve erbâb-ı tîmârı 322 ve alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşı ağaları ve üç bin aded müstahfızân-ı merdüm-i hisâra yigirmi aded bölük ağaları ve dizdâr ağa ve bir oda yeniçeri ve bir oda topçu ve bir oda cebeci ve üç bin asker dahi muhâfazacısı ile cümle askerî tâ’ifesi on bin aded pür-silâh güzîde asker olup kal‘a-i Vaç dest-i İslâm'da bir nâmdâr kal‘a olur, zîrâ Peşte kal‘asıyla Novigrad kal‘asının mâbeyninde bu kal‘a-i Vaç bir cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 136a ·
metinde göster ·
… mmâ bu mezkûr su yolu kullesi kal‘anın cânıdır. Kal‘a dizdârı ve yüz elli kadar
merdüm-i
hisârı ve şâhî topları ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır.
Ve nehr-i Mileşova, Hersek sancağı hâkinde Direl yaylası dağlarından gelüp bu kal‘a-i Mileşova altından geçüp kasaba-i Pirepol içinde nehr-i Lim'e mahlût olur, ammâ bu mezkûr su yolu kullesi kal‘anın cânıdır. Kal‘a dizdârı ve yüz elli kadar merdüm-i hisârı ve şâhî topları ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b ·
metinde göster ·
… onur. Hâlâ üstâd elinde henüz musaykal olmuş gibi şu‘le verüp zıyâsından âdemin
merdüm-i
dîdeleri hîrelenir. Ve Süleymân Hân zamânından berü bu alemlerin reng-i rûların …
Ve bu câmi‘in yine çâr-kûşesinde dörd aded zînet kubbeleri dahi var ve taşra kıble kapusu sofası üzre dörd aded sütûn-ı mermerler üzre üç aded kubbeler dahi var. Cümle mezkûr sağîr ü kebîr on dörd aded kubbeler üzre on dörd aded alem bir pâdişâh câmi‘inde görülmemişdir. Gerçi câmi‘ küçükdür, ammâ alemler ne alemlerdir kim bu alemlerle bu câmi‘ me[m]leket-i Âl-i Osmân'da alem olmuşdur. Her alemin kadleri âdem kaddi kadardır. Hattâ bu sâhibü'l-hayrât Bulehnikli Hasan Paşa Mısır vezîri iken bu alemleri Mısır'da yapdırup on dörd bin altun ile yaldız urdurup Mısır İskenderiyyesinden bu alemleri Dobra-Venedik gemilerine koyup Dobra-Venedik'e gelüp andan bu Taşlıca'da câmi‘e konur. Hâlâ üstâd elinde henüz musaykal olmuş gibi şu‘le verüp zıyâsından âdemin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Ve Süleymân Hân zamânından berü bu alemlerin reng-i rûlarına bir zerre kadar kesâfet gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144a ·
metinde göster ·
… e bu püll-i iberden ubûr ederler, ammâ gâyet pek sallanır ve âdem aşağı bakmağa
merdüm-i
dîdeleri kararup gönlü bulanır.
Bir Foça kal‘ası dahi Anadolu tarafında İzmir şehrine karîb Melemen kal‘ası nâhiyesinde Akdeniz sâhilinde Kara Foça nâmında bir kal‘a dahi vardır. Ammâ bu Hersek Foçasının cânib-i garbîsinde şehirden nîm sâ‘at ba‘îd karye-i Burut'da nehr-i azîm Drin üzre evc-i âsumâna urûc etmiş bir göz bir haşeb cisir vardır kim bu cihânda misli olmadığından mâ‘adâ gâyet mahûf u muhâtara bir güzergâhdır, zîrâ kârgîr değildir, ammâ üstâd-ı selef bu kantara-i vâcibü's-seyri azîm ve tavîl kalyon direklerin nehrin iki tarafında olan kârgîr binâ pâyeler üzre mezkûr kalyon sütûnların kırlangıç kanatları gibi biri biri üzre biri birinden ileri san‘at ile dize dize iki tarafda dizilen sütûnları yakın eyleyüp bu cisrin ortasına yan yana beş aded kalyon direklerin birbirlerine bend edüp bir haşeb cisr-i azîm olmuşdur kim bir vilâyetde nazîri yokdur. Cümle at ve katır ve sâ’ir hayvânât ve benî Âdem cümle bu püll-i iberden ubûr ederler, ammâ gâyet pek sallanır ve âdem aşağı bakmağa merdüm-i dîdeleri kararup gönlü bulanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… k topu ve cânib-i cenûba bir bâbı ve bir bevvâbı ve bir dizdârı ve yigirmi aded
merdüm-i
hisârı var, ammâ ulûfeleri yokdur. Ehl-i beled kendüleri ulûfe verirler, zîrâ K …
Ancak bir küçük topu ve cânib-i cenûba bir bâbı ve bir bevvâbı ve bir dizdârı ve yigirmi aded merdüm-i hisârı var, ammâ ulûfeleri yokdur. Ehl-i beled kendüleri ulûfe verirler, zîrâ Kotur'a bu kal‘aya gâyet yakın olmağile bu kasaba halkı şeb [ü] rûz aslâ huzûr edemeyüp kılıçları bellerinde ve tüfengleri ellerinde ve sadâ-yı Allâh Allâh dillerinde tâ sabâha dek âmâde olup karavul bekleyüp kâhîce Kotur kâfiri Uskokların esîr eder bir alay garîb ehl-i ırz gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… Sene (---) târîhinde Gâzî Husrev Paşa binâ etmişdir kim dizdârı ve yigirmi aded
merdüm-i
hisârı ve cebehânesi ve şâhî topları ve muşkat tüfengleri ile âmâde bir kulle-i …
Hersek sancağıyla Dobra-Venedik hâkinde bir zîk ve sarp yerde nehr-i Islana kenârında bir kulle-i bâlâdır ve {bu nehr-i Islana, Bileyke dağlarından gelüp batı tarafına akup 12 sâ‘at cereyân edüp Popova nâhiyesinde bir kûh-ı bâlâ dibinde girdâb gibi gâ’ib olur. Ve bu nehir dâ’imâ gemiler ile ubûr olunur, ammâ mezkûr Islana cisrinde bu nehir} üzre bir hısn-ı kavî kulle-i metîndir. Sene (---) târîhinde Gâzî Husrev Paşa binâ etmişdir kim dizdârı ve yigirmi aded merdüm-i hisârı ve cebehânesi ve şâhî topları ve muşkat tüfengleri ile âmâde bir kulle-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… e voyvadalıkdır ve Köylüc kal‘ası kazâsı nâhiyesidir. Dizdârı ve yüz elli kadar
merdüm-i
hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Ba‘dehu küffâr-ı dûzah-firâh istîlâ edüp fâtih-i sânîsi Sultân Bâyezîd-i Velî vezîri Gedik Ahmed Paşa'dır. Bu dahi Hersek sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Köylüc kal‘ası kazâsı nâhiyesidir. Dizdârı ve yüz elli kadar merdüm-i hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159a ·
metinde göster ·
… yesiyle kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded
merdüm-i
hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve mi‘mâr ağas …
Bunun bânîsi Hersek banlarıdır. Fâtihi sene (---) târîhinde Hersekoğlu Ahmed Paşa fethidir ve kanûn-ı Süleymân Hân üzre Hersek paşasının hâssı olup voyvadası hâkimdir ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded merdüm-i hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve mi‘mâr ağası ve olduğu kadar a‘yân [u] eşrâfı vardır, ammâ nakîbi ve müftîsi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159a ·
metinde göster ·
… (---) Efendi'ye ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdur. Kal‘a dizdârı ve elli adem
merdüm-i
hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Bânîsi Hersek banlarıdır. Sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir, zîrâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın babası olan pelîd-i anîd keferenin tahtgâhı idi. Gâyetü'l-gâye dûşvâr ceng-i bî-şümâr ile feth olmuşdur. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Hersek paşasının subaşılığıdır ve yüz elli akçe pâye ile kazâdır, ammâ hâlâ Mostar müftîsi olan (---) Efendi'ye ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdur. Kal‘a dizdârı ve elli adem merdüm-i hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… r kal‘a-i ra‘nâdır kim bu serhadlerde nazîri yokdur, lâkin küçükdür. Dizdârı ve
merdüm-i
hisârı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı olup kadısı kâh bunda ve kâhîce nâhiye …
Lisân-ı Latin'de (---)(---)(---) demekdir. Nehr-i Neretva kenârında Hersek sancağı hâkinde cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan berî mu‘âf u müsellem şekl-i murabba‘ bir kârgîr seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim bu serhadlerde nazîri yokdur, lâkin küçükdür. Dizdârı ve merdüm-i hisârı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı olup kadısı kâh bunda ve kâhîce nâhiye kurâlarında gezüp kâhî Neretva karşusunda Gabele kasabasında sâkin olur, zîrâ bender-i iskele ve hafta bâzârı karşuda durur, ammâ beri tarafda kal‘a semtinde kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve iki kal‘a dizdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve mi‘mârı ve harâc emîni ve gümrük emîni vardır, ammâ müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… var, gâyet metîn kulledir. Cânib-i şimâle bir kapusu ve dizdârı ve seksen aded
merdüm-i
hisârları vardır. (---)(---)(---)(---)(---)163b
Ve nehr-i Neretva'ya nâzır şâhâne topları var, gâyet metîn kulledir. Cânib-i şimâle bir kapusu ve dizdârı ve seksen aded merdüm-i hisârları vardır. (---)(---)(---)(---)(---)163b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a–163b ·
metinde göster ·
… arâc emîni ve mi‘mâr ağası ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtlarından (---) aded
merdüm-i
hisârı vardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Ve bir hâkimi dahi sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve Budin kulu serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc emîni ve mi‘mâr ağası ve kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtlarından (---) aded merdüm-i hisârı vardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… ından gelüp beri şehre kal‘alardan geçüp şehri düşman gâret etmesin içün dâ’imâ
merdüm-i
hisârları âmâde dururlar. Ve her gece kal‘a kapuların sedd edüp beriden öteye v …
Ve karşu karşuya iki kal‘ada dahi müstev[fâ] cebehâneler ve şâhî zarbuzan toplar ve gûnâ-gûn muşkatlar ile ârâste ve üç aded dirsekli ebrâclar ile pîrâste olup cümle dendân-ı bedenleriyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kuğu gibi münevver kal‘acıklar, ammâ sâ’ir kılâ‘lar gibi tabyalı ve handaklı kal‘alar değildir. Ancak cisir başın korutmak içün amâr olunmuş kal‘alardır. Gerçi kal‘a ikidir, ammâ dizdârı birdir, lâkin her birinde seksener aded pür-silâh ve âmâde neferâtları kapu arasındaki soffalarda oturup dîdebânlık ederler, zîrâ intihâ-i serhad yerdir. Belki Loboşka tarafından düşman olan uskuk kâfirleri Tabahâne kasabasından gelüp beri şehre kal‘alardan geçüp şehri düşman gâret etmesin içün dâ’imâ merdüm-i hisârları âmâde dururlar. Ve her gece kal‘a kapuların sedd edüp beriden öteye ve öteden beriye bir kuş ancak uçar. Yohsa âdem âdemî-zâd kuş olsa geçemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… lmağiçün bu kulleyi hasbetenlillâh kendü mâlıyla binâ edüp dizdârı ve elli aded
merdüm-i
hisârı ve derûn-ı kullede bir mescidi ve beş katında cümle elli aded mücerred y …
Menzil-i kulle-i cây-ı amân-ı Lipete: Bu sene-i m[üb]ârekede Köpürlüzâde Kethudâsı İbrâhîm Ağa bu Mostar'da neşv u nemâ bulmak ile Mostar ile Bosna-sarâyı mâbeyni emn [ü] amân olsun içün ve Uskok kâfiri yolları sedd olmağiçün bu kulleyi hasbetenlillâh kendü mâlıyla binâ edüp dizdârı ve elli aded merdüm-i hisârı ve derûn-ı kullede bir mescidi ve beş katında cümle elli aded mücerred yiğitlerin hücreleri ve kifâyet mikdârı cebehânesi ve beş aded şâhî topları ve bir anbârı ve bir çâh-ı mâsı ve bir demir kapusu ve kulle-i müdevverenin zirve-i a‘lâsı üzre şindire tahta örtülü kulle-i azîmdir. Ve bu burc-ı metîn şerefiyyetine etrâf-ı kullede henüz elli aded hâneler amâr olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… i kat demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada bir mahalle kırk kadar dar ve daracık
merdüm-i
hisâr evleri var ve bir Ebü'l-feth câmi‘i ve bir cebehânesi ve hazînesi ve gılâ …
Ve bu iç kal‘anın taraf-ı maşrıka nâzır iki kat demir kapusu var ve derûn-ı kal‘ada bir mahalle kırk kadar dar ve daracık merdüm-i hisâr evleri var ve bir Ebü'l-feth câmi‘i ve bir cebehânesi ve hazînesi ve gılâl anbârı ve su sarnıçları ve gâyet metîn ebrâcları üzre ufak şâhî topları var, gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, zîrâ bu kal‘aya bir kerre çıkan 169a âdem yine aşağı enmeğe bî-tâb u bî-mecâl olduğundan yukaru kal‘a ol kadar amâr değildir, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b–169a ·
metinde göster ·
… ancak nehr-i Sava kenârında bir kullesi kalmış. Anıniçün bu kal‘anın dizdârı ve
merdüm-i
hisârı yokdur.
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Raça: Nehr-i Sava kenârında bir alçak topraklı düz çemenzâr yerde bir köşeye buruna vâkı‘ olmuş şekl-i müselles bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i zîbâ imiş. Bu kal‘a vaz‘ olunduğu burunun mukâbelesinde nehr-i Drin-i azîm zor ile İzvornik'den berü gelüp nehr-i Sava gibi kuvvetli suya Drin urup bu kal‘a-i Raça'yı nehr-i Drin ve nehr-i Sava bir olup ittifâk üzre bu kal‘ayı harâb edüp ancak nehr-i Sava kenârında bir kullesi kalmış. Anıniçün bu kal‘anın dizdârı ve merdüm-i hisârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… nehr-i Vuka ile leb-ber-leb vâsi‘ ve amîk handakdır. Kal‘a dizdârı ve elli aded
merdüm-i
hisârı vardır.
Eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Nehr-i Sava'dan azmış nehr-i Vuka kenârında bir sahrâ-yı çemenzâr düz yerde şekl-i murabba‘ tula binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde bir küçük câmi‘i ve elli aded şindire tahta örtülü ve hâneleri ve anbârı ve cebehânesi ve çâr-kûşesinde çâr tula kulleleri ve on aded şâhî topları ve iki aded demir kapuları var, biri kara tarafına ve bini nehr-i Vuka kenârına açılır. Bu iki kapunun dahi önlerinde handak üzre haşeb cisirleri vardır. Her gece kal‘a neferâtları bu cisirleri makaralar ile kaldırup kal‘a kapusu 170b önlerine siper eder. Handakı nehr-i Vuka ile leb-ber-leb vâsi‘ ve amîk handakdır. Kal‘a dizdârı ve elli aded merdüm-i hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a–170b ·
metinde göster ·
… pâyesiyle niyâbetdir. Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve iki yüz aded
merdüm-i
hisârı vardır.
Ammâ bu kal‘a-i üstüvâr Süleymân Hân tahrîri üzre Pojaga sancağı beğinin voyvadalığıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle niyâbetdir. Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve iki yüz aded merdüm-i hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171a ·
metinde göster ·
… dâyeri ve Budin ve kapukulu serdârı ve muhtesibi ve dizdârı ve yüz yetmiş nefer
merdüm-i
hisârı ve a‘yân-ı kibârı vardır.
Âhir-i kâ[r] dördüncü gün kal‘a amân ile pâdişâh-ı cem-cenâba kal‘a miftâhların verüp Seğitvar kal‘asına giderler. Çünkim sene 950 kal‘a feth olup ibtidâ hükûmetin Mihaç beği Kâsım Beğ'e ihsân olunup hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre bu kal‘a-i Şikloş Budin eyâleti iken ba‘dehu sene 1009 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında kal‘a-i Kanije feth olup hâlâ Kanije paşasının voyvadalığıdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Ve kethudâyeri ve Budin ve kapukulu serdârı ve muhtesibi ve dizdârı ve yüz yetmiş nefer merdüm-i hisârı ve a‘yân-ı kibârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… hâne-i ma‘mûrdur, ammâ Hudâ'ya ayândır hâlâ böyle harâb iken görenin aklı gidüp
merdüm-i
insân hîrelenüp âlem-i hayretde kalır.
Mukaddemâ küffâr zamânında yedi bin papas ve kıssîs ve bıtrîk ve ladika var imiş. Ba‘dehu papasları da katl-i âm etmişlerdir. Sonra bi-emri Hudâ bu deyr içre olan bârûda yıldırım isâbet edüp kilisayı ve mezkûr çanlığ-ı âlîyi cümle evc-i âsumâna bârûd atup berbâd olur. Hâlâ nısfı yine cebehâne-i ma‘mûrdur, ammâ Hudâ'ya ayândır hâlâ böyle harâb iken görenin aklı gidüp merdüm-i insân hîrelenüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
… remitli bir şehirdir kim âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi bu şehre urup şa‘şa‘asından
merdüm-i
dîdeler hîrelenir. El-hâsıl cümle on bin evdir ve iki bin dükkândır ve cümle kı …
Ya‘nî çâsâr şehri demekdir. Bu şehr-i müzeyyen Kinah dağlarının dâmeninde bir düz vâsi‘ mahsûllü sahrâ içre bir sevâd-ı mu‘azzam gibi kiliseleri ve manastırları ve kat-ender-kat kalay tenekeli ve pirinç teneke ve gûnâ-gûn sırça kiremitli bir şehirdir kim âfitâb-ı âlemtâbın şu‘lesi bu şehre urup şa‘şa‘asından merdüm-i dîdeler hîrelenir. El-hâsıl cümle on bin evdir ve iki bin dükkândır ve cümle kırk manastırdır ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu şehrin evsâfın tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Lâkin bunda paşaya azîm hedâyâlar verüp ve ziyâfetler edüp andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… inin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu‘lesinden
merdüm-i
benî âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra d …
Bir mesâfe-i ba‘îdeden bu deyre âdem nazar etse damlarının ve câmlarının billûr u necef u moran revzenlerinin şa‘şa‘asından ve üç yüz yerde âdem kaddi altun haç alemlerinin şu‘lesinden merdüm-i benî âdem hîrelenir. Gûyâ bu deyr-i azîm Kürdistân'da altun ma‘deni olan Akra dağı gibi berk urup nûru 59b âdemin dîdelerin hîrelendirir ve eylece bir münevver dağ gibi durur bir ma‘bedgâh-ı Mesîhiyyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a–59b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir dest-i İslâm'da iken bunda olan gûnâ-gûn musanna‘ câmi‘ler var kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Gûnâ-gûn sırçalar ile murassa‘-var binâ olunmuş serv-i sehî-(gûn-)vâr minâre-i serâmedleri var kim her bir câmi‘in vasfında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Hattâ bu hakîr bir câmi‘in kapusu önünden güzer ederken kapusuna nazar etdim, gûyâ niçe yüz bin ahcârât-ı zî-kıymetler ile mebnî bir derveze-i âlîdir kim im‘ân-ı nazar ile nazar edenin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Gûyâ şehr-i Sivas'da Kılıçarslan Şâh medresesi bâbına müşâbihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… ubbe-i bâlâdır kim âdem ibret nazarıyla nigerân etdikde dembeste vü hayrân olup
merdüm-i
dîdeleri hîrelenüp engüşt ber-dehen eder, zîrâ bu kubbe-i âlînin sekiz aded tâk …
Temâşâhâ-yı câmi‘-i Sultân Hortaç kuddise sırruhu: Bu câmi‘-i pür-envâr bir müdevver dîvâr üzre sekiz aded tâk-i Kisrâ-misâl kemerlerdir kim her biri birer kavs-ı kuzahdan nişân verir gûyâ kudret kemeri üzre kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kâsesi İslâmbol'da olan Ayasofya-i Kebîre'nin kubbesinden beş ayak küçükdür, deyü mi‘mârârân-ı hısârân eyle nakl etdiler. Eyle bir kubbe-i bâlâdır kim âdem ibret nazarıyla nigerân etdikde dembeste vü hayrân olup merdüm-i dîdeleri hîrelenüp engüşt ber-dehen eder, zîrâ bu kubbe-i âlînin sekiz aded tâkleri ve kâse-i nîlgûnu hurde münakkaş zî-kıymet ahcârlar ile nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn olup üstâdân-ı selef var makdûrun sarf edüp bu kubbe-i mînâya eyle tasarruflar etmiş kim bu atlâs-ı felek-gerdûnda eyle bir kârgerliği Şeddâd'ın bâğ-ı İrem'inde bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… timsâlleri var kim görenler vâlih [ü] hayrân akılları hoş ve vücûdu bî-hûş olup
merdüm-i
çeşm-i nergisleri nem-nâk olup hîrelenir. Gûyâ her tasâvîrleri zî-rûh gibi âdem …
Ve beyâz mermer-i hâmdan oyulmuş mukarnas san‘atlar ve niçe kerre yüz bin aded gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkâtın tasâvîr-i garîbe ve acîbeleri Freng-pesend timsâlleri var kim görenler vâlih [ü] hayrân akılları hoş ve vücûdu bî-hûş olup merdüm-i çeşm-i nergisleri nem-nâk olup hîrelenir. Gûyâ her tasâvîrleri zî-rûh gibi âdeme nigerân ederler. Bu timsâlleri temâşâ edenlere hande-künân tebessüm edüp kimisi gazab-âlûd olmuş şeklinde âdeme kec-nigâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251a ·
metinde göster ·
… rinde mutallâ alemleri beş sâ‘atlik yerden nümâyândır. Dikkatle nazâr olundukda
merdüm-i
çeşm hîrelenir. Ve âfitâb-ı âlemtâb edîm-i arza pertev urdukda bu minârelerin a …
Ve iki minâreleri var kim her biri eflâke ser çekmiş şeşhâne minâre-i bâng-hânedir. Kadehleri eyle musanna‘dır kim üstâd-ı mermer-bür buna makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Ve tâ zirve-i âlîlerinde mutallâ alemleri beş sâ‘atlik yerden nümâyândır. Dikkatle nazâr olundukda merdüm-i çeşm hîrelenir. Ve âfitâb-ı âlemtâb edîm-i arza pertev urdukda bu minârelerin abbâsî Y 34b alemlerine aksi urdukda şa‘şa‘a-i alemeyn şehr-i Ma‘nisa'yı ve ma‘ahu deşt-i sahrâyı münevver eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34a–Y34b ·
metinde göster ·
… eylemeğe kâdir değildir. Gâyet sihr-i i‘câz kürsîdir. İm‘ân-ı nazar ile görülse
merdüm-i
dîdeler hîrelenüp âdem vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ mihrâbı ve minberi sâde güze …
Ve câmi‘in sol tarafı dîvârına karîb bir ibret-nümâ sihr-i mübîn yekpâre mermer-i hâmdan surâhî kadeh-misâl bir vâcibü'l-iber bir vâ‘ız u nâsıh kürsîsi var kim misli meğer kürsî-i a‘zam ola. Üstâd-ı mermer-bür bu kürsîde direfş-i mîl-i kalemiyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn tasarruflar etmiş kim kalemkâr-ı zergerî ve Bihzâd-ı Mânî ve Erjeng-i Fahrî bir rûmî islimîsin nakş eylemeğe kâdir değildir. Gâyet sihr-i i‘câz kürsîdir. İm‘ân-ı nazar ile görülse merdüm-i dîdeler hîrelenüp âdem vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ mihrâbı ve minberi sâde güzelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75a ·
metinde göster ·
dîdeleri hîrelendirir. Ve bu kubbe-i mevzûn kurşumludur. Ve bu câmi‘in enderûn …
Ve cümleden âlî kubbenin altun aleminin şa‘şa‘ası merdüm-i dîdeleri hîrelendirir. Ve bu kubbe-i mevzûn kurşumludur. Ve bu câmi‘in enderûn [u] birûnu serâpâ Bihzâd ve Mânî kalemi ile tahrîr olunmuş kâşî-i Çîn'dir. Ve ba‘zı kitâbeler içinde Karahisârî tarzı celî hatt ile âyet-i şerîfler tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155a ·
metinde göster ·
hisârı vardır. Hükm [ü] hükûmet sâhibi ağalıkdır, niçe bin pâre gemilerin herbi …
Dizdârı ve iki yüz merdüm-i hisârı vardır. Hükm [ü] hükûmet sâhibi ağalıkdır, niçe bin pâre gemilerin herbirinden beşer guruş liman hakkı alır. Hattâ hakîr sene (---) târîhinde cülûs-ı Mehemmed Hânî'de Murtazâ Paşa fermânıyla bu Sayda kal‘ası kulların yoklamağa gelüp bin esedî guruş aldım. Âlâ dizdârlıkdır. Dâ’imâ kal‘anın kıbleye nâzır demir kapusu önündeki Lonca köşkünde dizdâr oturup top menzilinden ba‘îd gitse ma‘zûl ederler. gûyâ hapisdir. şeb [u] rûz evkât-ı hamsesin kal‘a kapusu önündeki mescidde edâ-yı salât edüp ol kasrda oturur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y193b ·
metinde göster ·
hisârı ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yânı yokdur. Ammâ Yahûdîsi çokdu …
Kal‘ası harâbdır. Dizdârı ve merdüm-i hisârı ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yânı yokdur. Ammâ Yahûdîsi çokdur. Ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b ·
metinde göster ·
… -i ra‘nâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adım kal‘adır. Dizdârı ve yüz elli
merdüm-i
hisârı vardır. Ve şimâle Y 203b nâzır iki kat demir kapusu vardır. Ve derûn-ı …
Sene (---) târîhinde şâm-ı şerîf ve Kudüs-i şerîf ve Mısır mâbeynlerinde emn-i tarîk olsun içün fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Bir çemenzâr vâsi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir kâ[r]gîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adım kal‘adır. Dizdârı ve yüz elli merdüm-i hisârı vardır. Ve şimâle Y 203b nâzır iki kat demir kapusu vardır. Ve derûn-ı kal‘ada kırk elli neferât hâneleri vardır. Ve Sıfet livâsı hudûdunda subaşılıkdır. Ve (---) nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203a–Y203b ·
metinde göster ·
… a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı gâyet çokdur. Ve kal‘a dizdârı ve iki yüz
merdüm-i
hisârı vardır.
Ve bu Kudüs'ün sipâh kethudâyeri ve dergâh-ı âlî yeniçeri serdârı ve şâm yeniçerisi serdârı vardır. Ve mezâhib-i erba‘anın şeyhülislâmları ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı gâyet çokdur. Ve kal‘a dizdârı ve iki yüz merdüm-i hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209a ·
metinde göster ·