… eşmeleri başdarda-i pâdişâhîde resenbâzlık eden Taslak Kapudan'dır kim da‘vâ-yı
merd ile
Acem'den dörd matrakbâz-ı kâmil gelüp dördü yek hamleden hücûm edüp dördü bide …
Ser-çeşmeleri başdarda-i pâdişâhîde resenbâzlık eden Taslak Kapudan'dır kim da‘vâ-yı merd ile Acem'den dörd matrakbâz-ı kâmil gelüp dördü yek hamleden hücûm edüp dördü bide matrak yetişdirüp firâr etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
Murâd Hân huzûrunda ehrimen bostâncı uskokları dest ber-kafâ ellerin ve ayaklar …
Şâdî Çelebi: Da‘vâ-yı merd ile Murâd Hân huzûrunda ehrimen bostâncı uskokları dest ber-kafâ ellerin ve ayakların bağlayup bir meşinli harar içine koyup hararın dahi ağzın bağlayup Sarâyburnu'nda deryâya ilkâ etdiler. Çok vakit geçmeden rû-yı deryâya çıkup burnu kanamış, Hünkâr önüne gelüp zemîn-bûs etdikde bir kîse altun ihsân olunup çavuş zümresine ilhâk olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in d …
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı evvelinde Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde cemî‘i hazâ’in ü defâ’iniyle ahz u kabz eyleyüp ol genc-i Kârûn'u bu Üçşerîfeli câmi’ine sarf eylemişdir. Ve cemî‘i kıbâblarında olan ibret-nümâ nakş-ı bukalemûnu münakkaş eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş, derler. Hattâ Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in masârıfına hemân zer-ı hâlis kısmından yedi bin kîse mâl-ı İzmir sarf olunmuşdur. {Sâ’ir sîm-i hâlis memsûk-i râyic masârıfın Hudâ bilür demişler} Zîrâ ihsân bâbı meftûh olmağıla ekâlim-i seb‘ada ne kadar fünûn-ı şettâya mâlik üstâd-ı kâmiller var ise kerem kânı Murâd Hân'ın keremin görmeğe gelüp her biri bu câmi‘de birer ibret-nümâ âsâr komuşdur. Anınçün bu câmi‘e niçe kerre girsen bir köşede dahi niçe gûne sanâyi‘ât u ibret-nümâ mersûmât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü kalemler kâsirdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153a ·
metinde göster ·
… oğullarına ocaklu ulûfeleri kalmak üzre hân ile ahd [ü] mîsâklar edüp da‘vâ-yı
merd ile
serdengeçdilik edüp paşayı şehîd etmeğe gelmişler. Hakkâ ki paşanın yoluna şehî …
Meğer mezbûr herîfler Bitlîs Hânı'ndan ihsân [u] in‘âmlar alup eğer ölürler ise oğullarına ocaklu ulûfeleri kalmak üzre hân ile ahd [ü] mîsâklar edüp da‘vâ-yı merd ile serdengeçdilik edüp paşayı şehîd etmeğe gelmişler. Hakkâ ki paşanın yoluna şehîd-i mey oldular. Paşa bu hâli Mehemmed Beğ haymesinde istimâ‘ edüp artık haymeden haymeye gezmez oldu ve şeb [u] rûz eyninden zırhın çıkarmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… madılar. Bir kaçın paşa söyledüp "Vallahi iki yüz yiğit hândan ihsân-ı da‘vâ-yı
merd ile
adû-yı cânım olan Malazgird Beğini katl etmeğe Bitlîs'den iki yüz yiğit birer b …
Hulâsa-i kelâm ân-ı vâhide kalmayup iki yüz Ekrâd'dan cân kurtulup hâna cânlarıyla varamadılar. Bir kaçın paşa söyledüp "Vallahi iki yüz yiğit hândan ihsân-ı da‘vâ-yı merd ile adû-yı cânım olan Malazgird Beğini katl etmeğe Bitlîs'den iki yüz yiğit birer birer çıkup sizin orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös kes Mehemmed Beği iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi geriden gördük. Ammâ seçemezik ve otluğa gelirler derdik. Âhir sizi gâ’ib edüp karavula sataşdık. Ol ma‘rekede siz de bize sataşdınız. Emîr Hudâ'nındır. Hak belâ versin, hân bizi cândan etdi. kûr-be-kûr ola" deyü hâna beddu‘â etdiklerinden paşa ikisin âzâd edüp bir kaçı da piyâde firâr edüp yüz seksen beş kelle ve iki yüz küheylân atları ganîme olup ve cümle kelleleri ârâyiş-i nîze edüp mansûr u muzaffer orduya kable'l-gurûb dâhil olup bizimle bile olan Van ağaları Paşa'nın Fâtiha okuyup "Bu ileride gidenler kimdir?", deyü sorup "Şimdi görürsüz?" deyü niçe gûne rümûz-ı künûzâne kelimât söyleyüp "Hakkâ keşf ü kerâmetdir" deyü yemîn ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
Evvelâ yedi elvân gendümü olur kim gûyâ gılâl-ı Havrân-ı Şâm'dır ve şa‘îri gûyâ Sivas arpasıdır ve baklası ikişer dirhem gelir, danedâr fûli olur kim bir diyârda olmaz. Sâ’ir hubûbâtları dahi ana göre kıyâs oluna. Ve Kelenter kavli üzre yigirmi bin bâğdır, dedi. Cümleden âbdâr engürü Şâm'ın zeynî üzümüne ve Bozcaada'nın misket üzümüne ve İslâmbol kurbünde Bâzârköy kumla üzümünden lezîz ü âbdâr ve hoş-hor üzümü olur. Hatta efvâh-ı nâsda ve gayrı büldânda bir mahbûb-ı zamânı bir nâ-sezâ merd ile görseler "Şeledirende içre Rûmiyye engürü gibi yancılmış cüvândır." derler. Hâlâ elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuş bir mümessek âbdâr u ter engürü olur. Ve sâ’ir envâ‘-ı müsmirrâtından memdûh olan fâkihesi yetmiş gûnedir. Ammâ nebî emrûdu ve meleçe emrûdunun aslâ nazîri yokdur. Eyle âbdâr emrûdlardır kim şırası şır şır akar ve âlusı ve âluvı ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları bâdem gibi lezîzdir. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ammâ ulemâsı meşhûr değildir. Lâkin sulehâsı gâyet çokdur. Hatta nihânîce cemâ‘atle namâz kılar Sünnîleri dahi çokdur. Cümle tarîk-ı Hâcegân fukarâlarıdır kim âsitâne-i Koçağa sultândır. İklîm-i (---) bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve dericedir. Ve tâli‘-i imâreti sünbülede vâki‘ olup beyt-i Utarid-i turâbîdir, dimişler. Anınçün cümle hubûbâtının sünbülesi "Miete habbe." olup ezheriyyâtı Utarid-i ıtriyyât gibi dimâğ-ı insânı mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
"Bire nereye gidersiz? Özü altında işte bizi cümle Türk kırup ancak bizler cânsız cânımız kurtardık. Bire dönün gerü" dediklerinde hemân Andırya Kazağı bu firâr edenleri zor-â-zor dönderüp da‘vâ-yı merd ile Özü üzre gelirken hikmet-i Kadîr-i Kayyûm mukaddemâ firâr edenleri kovmağa giden Akkirmân Tatarı ve Silisre ve Nigebolı ve Paşalı ve Özülü el-hâsıl cümle guzât-ı müslimîn bu sahrâda küffârı tabursuz görüp hemân "Allâh Allâh" deyüp berk-i hâtif gibi gıjgırup içlerine at korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
… k hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı
merd ile
cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûru …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… iri taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı
mer[d] ile
şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan taşa sıçrayup pertâb ederek beriden ötey …
Evvelâ bu Demirkapu nâm yerde cereyân eden nehr-i Tuna'nın içinde sıra sıra hammâm kubbesi kadar iri taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer[d] ile şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan taşa sıçrayup pertâb ederek beriden öteye ve öteden beri cânibe dek geçmek mümkindir. Lâkin her zamân ol büyük taşlar görünmez, meğer Tuna pek tenezzülde ola. Anıniçün bu taşlar sebebiyle niçe gemiler helâk olur. Ammâ kaçan kim Tuna taşup tuğyân üzre gelüp aksa mezkûr taşlar suya gark olup cümle gemiler selâmetle geçmeğe başlar, ammâ yine havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… alup ve birkaç aded hüsn-i hatt kelâm-ı şerîfler alup bir küffâr dahi da‘vâ-yı
merd ile
azîzin ser-i sa‘âdetinde olan sikke-i Muhammedi alırken bir pîr-i fânî Süleymân …
Anı görüp birkaç aded kefere-i fecereler âsitâne-i sa‘âdetin içine cür’et edüp girirler. Birkaç cihâz-ı fakrdan eşyâlar alup ve birkaç aded hüsn-i hatt kelâm-ı şerîfler alup bir küffâr dahi da‘vâ-yı merd ile azîzin ser-i sa‘âdetinde olan sikke-i Muhammedi alırken bir pîr-i fânî Süleymân Dede eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… lup du‘â-yı hayırların aldık. Sinn-i sâlleri kırka bâliğ değiller idi. Aslâ bir
merd ile
muhtelit değillerdir. Vâlideciği birer fahfara nân-pâre ve bir pâre gendüm çorb …
Ve bu câmi‘in üç minâresi vardır. Cânib-i garbında bâb üzre (---) minâresi dörd tabaka bir musanna‘ minâre-i mevzûndur. Kibâr-ı evliyâullâhdan Kuloğlu gündüz sâ’im gece kâ’im bu minârede ibâdet eder. Sulehâ-yi ümmetden azîz kimesnedir. Ve Hak celle ve alâ bu azîze bir savt-ı Dâvûdî vermiş kim nısfu'l-leylde yâ Mevlâ dedikde sadâsın istimâ‘ eden hâbdan bîdâr olup ibâdete meşgûl olurlar. Bi-emri lillâh eyle mü’essir savtı vardır. Ve hakîr bu minâreye çıkup dest-bûsleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların aldık. Sinn-i sâlleri kırka bâliğ değiller idi. Aslâ bir merd ile muhtelit değillerdir. Vâlideciği birer fahfara nân-pâre ve bir pâre gendüm çorbası getirüp iftâr eder. Ve her sene elbette birer seng-i hârâ koyup ol hacerler üzre oturur. Müşerref olduğumuz mahalde yigirmi iki taş olmuşdu ki yigirmi iki seneye işâret idi ki bu çille-i merdânı çekerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
Hikmeti oldur kim kaçan Hazret-i Resûl-i Hudâ Muhâmmedü'l-Mustafâ kable'n-nübüvve Busrâ şehrine ticârete giderken bu mahalde bir münkir fedâyî da‘vâ-yı merd ile Hazreti katl etmeğe hücûm etdükde derhâl Resûl-i Ekrem "Kıf yâ kelb, misle'l-hacer" buyurduklarında bi-emrilillâh taş olup bir kelb-i akûrdur kim âdem görünce vehm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b ·
metinde göster ·
… Hân bu kasır'da bir gece hâb-âlûd iken Çerâkese tarafından bir fidâyî da‘vâ-yı
merd ile
bir cerime süvâr olup Nîl üzre cereyân ederek Mikyâs dibine yanaşup cerimin dir …
Ammâ fâtih-i Mısır Selîm Hân bu kasır'da bir gece hâb-âlûd iken Çerâkese tarafından bir fidâyî da‘vâ-yı merd ile bir cerime süvâr olup Nîl üzre cereyân ederek Mikyâs dibine yanaşup cerimin direğine fidâyî nâm âsî çıkup serenden kasrın kubbesine, kubbeden Selîm Hân'ın câmehâbına nüzûl edüp tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ ile Selîm Hân'ı şehîd edem derken hemân Hazret-i Risâlet Selîm Hân'ı hâbdan bîdâr edince hemân fidâyî cân havli ile kendüyi minâre kaddi kasırdan Nîl'e atup halâs olur. Selîm Hân hâs odalılara itâb edüp cümlesine Mısır beğliği ihsân edüp ve ahd-i emân ile kasd eden fidâyîyi getirdüp İslâmbol'a götürüp i‘zâz [u] ikrâm etdüği bâlâda tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y149b ·
metinde göster ·
Ve bu Çelebi Efendi aslâ hânesinden taşra çıkup avâm-ı nâsdan bir
merd ile
ve gayrı bir derd-i merd ile aslâ ihtilât etmez. Ancak senede bir gece mevlûdü' …
Ve bu Çelebi Efendi aslâ hânesinden taşra çıkup avâm-ı nâsdan bir merd ile ve gayrı bir derd-i merd ile aslâ ihtilât etmez. Ancak senede bir gece mevlûdü'n-nebîye çıkar. Dâ’imâ güft ü gûdan perhîz üzre gece kâ’im, gündüz sâ’imdir. Dâ’imâ tâ‘at u ibâdât edüp tilâvet-i Kur’ân ile mukayyeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221b ·
metinde göster ·
… endi aslâ hânesinden taşra çıkup avâm-ı nâsdan bir merd ile ve gayrı bir derd-i
merd ile
aslâ ihtilât etmez. Ancak senede bir gece mevlûdü'n-nebîye çıkar. Dâ’imâ güft ü …
Ve bu Çelebi Efendi aslâ hânesinden taşra çıkup avâm-ı nâsdan bir merd ile ve gayrı bir derd-i merd ile aslâ ihtilât etmez. Ancak senede bir gece mevlûdü'n-nebîye çıkar. Dâ’imâ güft ü gûdan perhîz üzre gece kâ’im, gündüz sâ’imdir. Dâ’imâ tâ‘at u ibâdât edüp tilâvet-i Kur’ân ile mukayyeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221b ·
metinde göster ·
Ve bu âsitânelerine karîb fâtih-i Mısır Sultân Selîm Hân Âdiliyye sahrâsında Sultân Tumanbay ile ceng-i azîm ederken Kertbay nâm bahâdır Çerâkese askerinden da‘vâ-yı merd ile Selîm Hân'ı asker-i İslâm içinde şehîd etmeğe ahd-i emân edüp deryâ-misâl âl-i Osmân askeri içine esnâ-yı ma‘rekede at bırağup "ha şunda" ve "ha bunda" diyerek vezîr-i a‘zam Tavâşî Sinân Paşa'ya râst gelür. Hikmet-i Hudâ Sinân Paşa'nın mu‘tâd-ı kadîmesi eyle imiş kim Selîm Hân ne elvân esbâb geyse ve ata binse ol dahi ol gün eyle libâs-ı fâhire geyüp eyle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olurmuş. Ve eşkâlde dahi Selîm Hân'a müşâbeheti var imiş. Hemân Kertbay-ı nâmdâr Selîm Hân budur mülâhazasıyla tâ vezîr-i a‘zamın askeri içinde ve livâsı altında vezîr-i a‘zam Sinân Paşa'ya Kertbay bir zen-i Mısrî yetişdirüp sûzen-i hayyât harîrden güzer eder gibi Sinân Paşa'nın zırhından güzer edüp bir yanından bir yanına kargı cıda güzâr edüp Sinân Paşa anda şehîd olup Kertbay bî-pâk ü bî-pervâ rehâ bulup hasmından intikâm alur. Hamd-i Hudâ Selîm Hân'a râst gelmez. Hâlâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273b ·
metinde göster ·