… re bir perî-çehre hûbân-ı zamâne ve pençe-i âfitâb-ı cihâne timsâlin yine beyâz
mermerden
inşâ edüp yılda bir kerre bir sayha urup rû-yı arzda ne kadar tuyûr var ise ol …
Ve bu amûdun tâ zirve-i a‘lâsında yekpâre beyâz mermer üzre bir maksûrecik üzre bir perî-çehre hûbân-ı zamâne ve pençe-i âfitâb-ı cihâne timsâlin yine beyâz mermerden inşâ edüp yılda bir kerre bir sayha urup rû-yı arzda ne kadar tuyûr var ise ol sûret üzre deverân ederken niçe kerre yüz bin ecnâs-ı tuyûr zemîne düşüp ahâlî-yi Rûm alup tenâvül ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… n üstâdları ana bir tîşe urmağa kâdir [de]ğildir. Ammâ mihrâbı ve minberi beyâz
mermerden
sâde güzelidir. Ammâ gâyet musanna‘dır.
Ve bu câmi‘in iç yüzü rû-yı dîvârında serâpâ beşer altışar zirâ‘ çâr-kûşe mücellâ ebrî hacerâtlar ile kaplı bir câmi‘dir. Her bir taşda bi-emrillâh gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ve şükûfeler yazılmışdır ve kenârlarında elvân ezhârlar kazılmışdır 36a ve her amûdların kürsî-i âlîlerinde ve kemerleri etrâfındaki zıhlar kirişmelerinde ol kadar üstâd-ı mermer-bür san‘at harc etmişdir kim hâlâ cihân üstâdları ana bir tîşe urmağa kâdir [de]ğildir. Ammâ mihrâbı ve minberi beyâz mermerden sâde güzelidir. Ammâ gâyet musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b–36a ·
metinde göster ·
… ine'l-iberdir. Mihrâbı ve minberi ve hünkâr mahfili ve mü’ezzinân mahfili beyâz
mermerden
sâde güzeli kâr-ı kadîmdir. Ve kubbe-i pür-envâr içre iki tabaka kanâdîller ile …
Ve çâr-pâye-i âlî üzre evce münkalib olmuş bir kubbe-i âlîdir ve mihrâb tarafında dahi nîm kubbedir. Ve yemîn ü yesârında iki sommâkî amûdlar var kim ve mine'l-iberdir. Mihrâbı ve minberi ve hünkâr mahfili ve mü’ezzinân mahfili beyâz mermerden sâde güzeli kâr-ı kadîmdir. Ve kubbe-i pür-envâr içre iki tabaka kanâdîller ile zeyn edecek tabakaları vardır. Ve mihrâbın sol tarafında Cübbe Alî hazretlerinin külâh-misâl dilim dilim bir sancağı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40a ·
metinde göster ·
… raf dîvârına muttasıl (---) sütûn-ı mermer üzredir. Ve minberi ve mihrâbı beyâz
mermerden
sâde-kâr mihrâbdır. Üzerinde (---)(---)(---) olunmuşdur.
Bu câmi‘ tûlen ve arzen (---) ayakdır. Mü’ezzin mahfili sağ taraf dîvârına muttasıl (---) sütûn-ı mermer üzredir. Ve minberi ve mihrâbı beyâz mermerden sâde-kâr mihrâbdır. Üzerinde (---)(---)(---) olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… r mü’ezzin mahfili etmiş kim gûyâ mahâfil-i huld-i berîndir. Ve bir serâmed hâm
mermerden
bir minberi ve bir tâc-ı surâhîsi var kim misli meğer Sinop câmi‘i minberi ola. …
Gerçi mihrâbı ve minberi ve mü’ezzin mahfili beyâz mermer-ı hâmdandır. Ammâ üstâd mermer-bür (---) sütûn-ı rakîk üzre bir mü’ezzin mahfili etmiş kim gûyâ mahâfil-i huld-i berîndir. Ve bir serâmed hâm mermerden bir minberi ve bir tâc-ı surâhîsi var kim misli meğer Sinop câmi‘i minberi ola. Ve mihrâbı gûyâ mihrâb-ı Hazret-i Süleymân'dır kim üzre Karahisârî hattıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden oyma mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile mus …
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden oyma mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine
mermerden
zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan b …
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden oyma mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
bir kubbe-i müdevveri âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında gitmişdi …
İslâmbol'da Süleymâniyye câmi‘i kurbünde Ağakapusu köşesinde sebîlhânesi cenbinde yek-pâre mermerden bir kubbe-i müdevveri âşiyân etmişdir. Dâr-ı bekâya yüz yetmiş yaşında gitmişdir. Ser-i sa‘âdetleri önünde olan mermer üzre müzehheb hatt-ı celîler cümle Karahisârî Hasan Çelebisi hattıdır kim sihr-i bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 90b ·
metinde göster ·
… âvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz
mermerden
arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir kü …
Germâb-ı diğer: Şehr-i Lâdik'in cânib-i garbında üç sâ‘at ba‘îd kaza-i Kavza'da hummâ-i Kavza, Arabistân'da hummâ derler, diyâr-ı Acem'de germâb derler, Türkistân'da ılıca derler, Rûm'da kaynarca derler, Bosna'da ve Rûmelinde bânâ derler, bu Lâdik ve Amasiyye'de kavza derler. Tataristân'da ılısı derler, lisân-ı Moğolî'de kerende derler. Amma bu Lâdik kavzası kadar nâfi‘ humma, germâb görmedim. Çifte kubbe-i azîmlerdir. Avretlerin ve erlerin başka kıbâb-ı âliyeleri vardır. Merdânelerin ılıcasında aşren fe‘aşr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Kiraz mevsiminde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâbın mâbeyni bir kulaç yerdir. Sovuk ve ıssı su birbirine karîb acîb sun‘-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
… İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz
mermerden
bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı …
Germâb-ı diğer: Şehr-i Lâdik'in cânib-i garbında üç sâ‘at ba‘îd kaza-i Kavza'da hummâ-i Kavza, Arabistân'da hummâ derler, diyâr-ı Acem'de germâb derler, Türkistân'da ılıca derler, Rûm'da kaynarca derler, Bosna'da ve Rûmelinde bânâ derler, bu Lâdik ve Amasiyye'de kavza derler. Tataristân'da ılısı derler, lisân-ı Moğolî'de kerende derler. Amma bu Lâdik kavzası kadar nâfi‘ humma, germâb görmedim. Çifte kubbe-i azîmlerdir. Avretlerin ve erlerin başka kıbâb-ı âliyeleri vardır. Merdânelerin ılıcasında aşren fe‘aşr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Kiraz mevsiminde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâbın mâbeyni bir kulaç yerdir. Sovuk ve ıssı su birbirine karîb acîb sun‘-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
… gâhlar bunlar gibi kubbe-i âlî serdâblar içre yatmazlar. Cümle zîr-i zemînlerde
mermerden
sandûkalar içre yaturlar.
Ziyâret-i Abdullah ve İzzeddîn Hân ve Sultân Hasan ve Sultân Meymendî ve Sultân Boğa Bay ve Sultân Tohta Bay ve Korkud Hân ve Sultân Alî Hân ve Sultân Kâzım ve Sultân Bendî Cân ve Zor Bay Hân ve İsmâ‘îl Hân ve Bedir Bay Hân ve Cığalı Hân ve Tohtamış Hân ve Selçuk Hân ve İsrâîl Hân ve Ma‘sûm Bay ve Kutlu Bay, andan havâtînleri başka yerde yaturlar. Evvelâ Mama Hâtûn ve Hurme Hâtûn ve Cân Hanım ve Nilfer Hanım ve Zübeyde Hanım ve Selviboy Hanım ve Zîbâ Hanım ve Vasfiye Hurme ve Hûrşîd Hurme ve Döndü Hurme ve Safiyye Hurme ammâ Âl-i Dânişmendiyye'den olan mevtâ-yı ziyâretgâhlar bunlar gibi kubbe-i âlî serdâblar içre yatmazlar. Cümle zîr-i zemînlerde mermerden sandûkalar içre yaturlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241a ·
metinde göster ·
Tılısm-ı âhar: Nihâvend'in bâğları içre bir somakî
mermerden
bir ifrit kellesi vardır. "Kazâ-yı Nihâvend'i def‘ içün vaz‘-ı mutalsam oldu", …
Tılısm-ı âhar: Nihâvend'in bâğları içre bir somakî mermerden bir ifrit kellesi vardır. "Kazâ-yı Nihâvend'i def‘ içün vaz‘-ı mutalsam oldu", derler. Ameli bâtıl olmağile şehr-i Nihâvend Osmânlı'dan ol kadar kazâ vü kader-i mükerrer görmüşdür kim ol ise mukadder-i İlâhîdir, el-mukadderi kâ’indir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… âr-dâde olup tâ vakt-i zuhur oldukda bu sahrânın bir mürtefi‘ yerinde bir beyâz
mermerden
bilâ-teşbîh kırk kademe âlî bir minber-i bâlâ ve taht-misâl bir kürsî-i vâlâ va …
Menzil-i sahrâ-yı Turvin: Bir sahrâ-yı azîmdir kim gûyâ hâmûn-ı Deşt-i Kıpçak'dır. Bu sahrâ-yı lâlezârın etrâfına kol kol asâkir-i nusret-me’ser hayme [vü] hargâhıyla meks edüp bu vâ[di]nin tâ vasatına kral askeri hepini(?) meks edüp etrâfına kral ile me’mûr olan mezkûr paşalar ve Tatar askerleri çet-a-çet konup kral içün azîm otaklar ve çetr-i mülammâ‘ sokaklar kurulup kral-ı dâl bî-şân u bî-nişân muzlım şöhretiyle karâr-dâde olup tâ vakt-i zuhur oldukda bu sahrânın bir mürtefi‘ yerinde bir beyâz mermerden bilâ-teşbîh kırk kademe âlî bir minber-i bâlâ ve taht-misâl bir kürsî-i vâlâ var. Ol kürsî dahi Alman mermerinden inşâ olunmuşdur. Eğer bu minber ü kürsîyi ta‘rîf ü tavsîf etsek me’âl-i kelâm tahrîrinden kalırız. Hemân şundan ma‘lûm ola kim bir nâ-ehil ve bir bî-ma‘rifet sâde-dil ebleh âdem, bu taht ve minberi görse "Yed-i kudret ile yaradılmış" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
… lâhazasında hatâ etmez. Yine Sannâ‘-ı lem-yezelin yed-i kudretiyle halk olunmuş
mermerden
mebnî minber ü kürsîdir, ammâ gören oğuz cânlar böyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret- …
Hakkâ yine mülâhazasında hatâ etmez. Yine Sannâ‘-ı lem-yezelin yed-i kudretiyle halk olunmuş mermerden mebnî minber ü kürsîdir, ammâ gören oğuz cânlar böyle nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn halk olunmuşdur der ve niçe heyûlâları zî-rûhdur der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
bir havz-ı azîm var kim diller ile ta‘bîr olunmaz, zîrâ "Ol kıt‘ada yekpâre sen …
Kâsım Paşa hammâmı: Câmi‘inin mihrâbı önünde yol aşırı sol cânibde bir hammâm-ı latîf ü nazîfdir kim dillerde dâstândır. Âb [u] hevâsı ve binâsı dahi latîfdir. Bu hammâmın câmekânı bir kubbe-i bâlâ-yı azîmdir. Anın tâ vasatında yekpâre beyâz mermerden bir havz-ı azîm var kim diller ile ta‘bîr olunmaz, zîrâ "Ol kıt‘ada yekpâre seng-i sakîli ol mertebe üstâd-ı kûh-ken nice oydu ve ne gûne ilm-i cerr-i eskâl ile bu câmekâne kodular?" deyü âdem görüp ta‘accüb eder, zîrâ bu havz-ı azîm hammâm kapusundan sığmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
bir havz-ı latîf var, anın içinde husrevânî küpler kadar kabuklu sümüklü böcek …
Evvelâ bu Sarây meydânında bir beyâz yekpâre mermerden bir havz-ı latîf var, anın içinde husrevânî küpler kadar kabuklu sümüklü böcek tasvîrlerin üstâd-ı Macar-ı füccâr tuçdan döküp kabuğundan sümüklü böcekler boynuzların çıkarup baş göstermiş. Bir gûne musanna‘ tasvîrler etmiş kim görenler gülmeden vâlih ü hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… Budin'i ve deşt-i sahrâ-yı Peşte'yi seyr [ü] temâşâ etdim. Bu minâre sâfî beyâz
mermerden
kulle-misâl çâr-kûşe bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn minâre-i mevzûn-ı musan …
Bu câmi‘-i kadîmin kıble kapusundan tâ mihrâba varınca tûlu iki yüz ayakdır ve arzı kâmil yüz ayakdır. Ve bir minâresi var, zamân-ı kadîmde nâkûs çanlığı imiş. İki yüz on kademe âlî serâmed minâre-i bâng-ı Muhammedî hânesidir. Hakîr bu minâreye urûc edüp şehr-i Budin'i ve deşt-i sahrâ-yı Peşte'yi seyr [ü] temâşâ etdim. Bu minâre sâfî beyâz mermerden kulle-misâl çâr-kûşe bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn minâre-i mevzûn-ı musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in iki aded kapusu var, cânib-i şarkdaki kapu üzre bir beyâz
mermerden
üstâd-ı kûh-ken mermer-bür bir kanatlı ejdehâ tasvîri eylemiş kim gûyâ zî-rûhdu …
Ve bu câmi‘in iki aded kapusu var, cânib-i şarkdaki kapu üzre bir beyâz mermerden üstâd-ı kûh-ken mermer-bür bir kanatlı ejdehâ tasvîri eylemiş kim gûyâ zî-rûhdur. Ağzın açup dörd ayakların gerüp kuyruğun kıvırup durur. Bu ejdehâ önünde bilâ-teşbîh Hazret-i Hızır bir at üzre süvâr olup elinde mızrağıyla ejdere bir sünü urup ejdehâyı at altına alup çiğner şeklinde bir gûne tasvîr eylemiş kim gûyâ henüz zî-r[û]hdurlar kim ejdehâ ile Hızır Nebî savaş-ı perhâş etmede şekilli tasvîr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
… â etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı
mermerden
bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… kadîmi şehr-i Atina'da ola. Ammâ bu Üstürgon'daki somâkî sandûka etrâfında olan
mermerden
oyulmuş sünbül [ü] reyhân ve gül ü zerîn ve nesrîn ve nesterîn ve şakâyık-ı nu‘ …
Ve bu câmi‘in gün doğusu tarafı mahallinde mâ-tekaddem keferelerin bilâ-teşbîh kıbleleri imiş, hâlâ durur. Anda bir somâkî mermer 95a sandûka var, anda olan san‘at-ı mermer-bür bir diyârda yokdur, illâ Mora vilâyeti kurbunda medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Eflâtûn-ı İlâhî'nin taht-ı kadîmi şehr-i Atina'da ola. Ammâ bu Üstürgon'daki somâkî sandûka etrâfında olan mermerden oyulmuş sünbül [ü] reyhân ve gül ü zerîn ve nesrîn ve nesterîn ve şakâyık-ı nu‘mânîler var kim her biri mertebe-i sihirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b–95a ·
metinde göster ·
bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş ki …
Ve yine mermerden bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… ne kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine
mermerden
oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâ …
Ve yine mermerden bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz
mermerden
Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i hal …
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz mermerden Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu soffa üzre cemâ‘at-i kesîreye kar ve yağmur serpmesin içün çam direklerin yigirmi adedin ale't-tertîb dizüp ilm-i hendese üzre haşebden bir gûne sundurma saçak etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke oyma saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd u Mânî ve Şâhkulı nakşı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
bir arslan sûreti tasvîr olunmuşdur kim bu arslanın demirden bir dili var, üstâ …
Ve bu kapunun üst eşiği üzre beyâz mermerden bir arslan sûreti tasvîr olunmuşdur kim bu arslanın demirden bir dili var, üstâd-ı mermer-bür bu arslana eyle bir tîşe urup gören ol esedi zî-rûh zann eder. Ammâ hukemâ-yı selef arslanı cemî‘i hayvânâtların pâdişâhlarıdır demişler ve benî âdemi de arslan gönüllüdür demişler. Ve bu arslana demir dil etdiklerinin aslı benî âdem demir dilli olup dilini zabt edüp diline her gelen hezeyân sözleri söylemesin rümûzun edüp demir dilli esed tasvîri etmişler. Ve bu Egre kal‘asın bir esede teşbîh edüp içinde olan âdemlere arslanı pek zabt edin işâreti ola, demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
üstâd-ı mermer-bür iki başlı bir Macar kuşu, ya‘nî küffârın zolta nâm guruşları …
Ve yine arslan yanında bu kapu üzre yine beyâz mermerden üstâd-ı mermer-bür iki başlı bir Macar kuşu, ya‘nî küffârın zolta nâm guruşlarında 37b iki başlı ve iki kanatların ve iki pençelerin açmış karakuş tasvîri vardır, hemân bu Egre kapusu üstündeki kuş tasvîri dahi ana benzer karakuş tasvîri, ammâ bunun dahi iki başlarında demir dilleri vardır. Bunu dahi hukemâ-yı kudemâ timsâl-i rumûz etmişler kim bu Egre kal‘ası iki kal‘adır ve iki başlı demir dilli kuşların pâdişâhı karakuş gibidir, elinden kaçırmayasız ve bu kal‘ayı düşmana uçurmayasız ve iki başlı ve iki dilli hâkim olmayasız, işâretin etmişdir, ammâ hakkâ ki üstâd-ı kâmil bu kuş tasvîri kalemin mermerde kazmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a–37b ·
metinde göster ·
… dur kim bu dahi ta‘rîf ü tavsîfden ârî etrâfı kemerli cümle burma burma zıh zıh
mermerden
oyulmuş mukarnas u fürüşler ve meydineler ve sihr-i‘câz tasarruflu bâb-ı âlîdir …
Ammâ bu manastırın üç kapusu var, biri kıble kapusudur kim bu dahi ta‘rîf ü tavsîfden ârî etrâfı kemerli cümle burma burma zıh zıh mermerden oyulmuş mukarnas u fürüşler ve meydineler ve sihr-i‘câz tasarruflu bâb-ı âlîdir. Ve kanatlarında olan sihr-âsâr hurde kâr-ı sadefkârîler bir diyârda yokdur. Ve sol tarafındaki bâb-ı musanna‘ hem-çünân bâb-ı râhibândır. Ve sağ tarafdaki bâb cânib-i cenûba mekşûf olup Kral sarâyı yoluna nâzırdır, ammâ bu kapunun sağ tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… şlerdir. Ve bu yoldan içeri bir küffâr kenîsesi var. Kapusu üzre çâr-kûşe beyâz
mermerden
cesediyle bir at üzre eli mızraklı bir âdem atının ayağı altında bir ejde[r]hây …
Ammâ bu taşra kaya kal‘anın iki aded kapusu var, biri bu çufudların küçük kapusudur kim cânib-i şimâle meftûhdur, yüklü at giremez. Andan taşra cümle dahi tabbağ dükkânlarıdır. Ve bir kapusu dahi taraf-ı şarkda iç kal‘a altında müslimler kapusudur kim yalçın kayaları kesüp yol etmişlerdir. Ve bu yoldan içeri bir küffâr kenîsesi var. Kapusu üzre çâr-kûşe beyâz mermerden cesediyle bir at üzre eli mızraklı bir âdem atının ayağı altında bir ejde[r]hâyı öldürmüş şekilli taşdan oyulmuş bir tasvîrdir kim gûyâ sihr-i i‘câzdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a ·
metinde göster ·
… n vech-i tesmiyesi oldur kim bu kapunun atebe-i ulyâsı kemeri altında bir beyâz
mermerden
bir taş at üzre yine bir taş âdem ata süvâr olmuş. Atının ayağı altında bir ejd …
Evvelâ aşağı çârsû yolunda Dede furunu dibinde Atlı kapusu demenin vech-i tesmiyesi oldur kim bu kapunun atebe-i ulyâsı kemeri altında bir beyâz mermerden bir taş at üzre yine bir taş âdem ata süvâr olmuş. Atının ayağı altında bir ejde[r]hânın yine taşdan sûreti var. Anıniçün bu kapuya Atlı kapusu derler. Hakkâ ki üstâd-ı mermer-bür aceb tuhfe at sûreti kazmış. Gûyâ ki zî-rûh durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140a ·
metinde göster ·
… â kenârında liman kapusu var, ammâ mesdûddur. Ve bu kapunun iki tarafında beyâz
mermerden
birer arslan tasvîr olunmuşdur. Ve bu iç kal‘a üç aded kulle-i azîmlerdir. ammâ …
Der-vasf-ı aşağı iç kal‘a: Başka handaklı ve mağrib cânibine nâzır bir demir kapulu ve içinde üç aded evli kal‘a-i sağîrdir. Kâfir zamânında liman kal‘ası imiş. Hâlâ deryâ kenârında liman kapusu var, ammâ mesdûddur. Ve bu kapunun iki tarafında beyâz mermerden birer arslan tasvîr olunmuşdur. Ve bu iç kal‘a üç aded kulle-i azîmlerdir. ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… ini yazup pehlivân ismi Amlâka'dır demiş. Dahi bu mahalde niçe bin aded yekpâre
mermerden
sandûka mezârlar var ve niçe bin ibret-nümâ-yı âsârlar var. Eğer mâ-vaka‘ı üzre …
İbret-nümâ-yı acîbe: Mezkûr havz-ı azîmin kurbunda bir çâr-kûşe hammâm kubbesi-misâl bir beyâz mermer yekpâre kubbe vardır. Bir pehlivân ol taşı arkasına alup dağdan bu mahalle getirüp Feylekos Hak[î]m kızının {mezârı} üstüne koyup üstâd-ı mermer-bür bu mermeri oyup bir kubbe-i musanna‘ etmiş kim vâcibü's-seyrdir. Hâlâ şimdiki hâlde bu taşı on bin âdem bir yere gelse durduğu yerden hareket etdirmeğe kâdir değildir, ammâ evâ’il-i a‘sârda bir pehlivân kaldırmış. Hâlâ ol mermer kubbe üzre lisân-ı Yûnânca Feylekos Hakîm kızı ismini ve bu taşı getiren pehlivânın ismini yazup pehlivân ismi Amlâka'dır demiş. Dahi bu mahalde niçe bin aded yekpâre mermerden sandûka mezârlar var ve niçe bin ibret-nümâ-yı âsârlar var. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu harâbistânı tahrîr eylesek tazyî‘-i evkât mükerrer olur. Andan yine cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
… e bu Kâsım Paşa câmi‘inin taşra haremi küçükdür, ammâ bunda dahi yek-pâre beyâz
mermerden
bir beyâz şâzrevân havzı var kim içine kırk elli âdem sığar. Bu şâzrevân üzre b …
Ve bu Kâsım Paşa câmi‘inin taşra haremi küçükdür, ammâ bunda dahi yek-pâre beyâz mermerden bir beyâz şâzrevân havzı var kim içine kırk elli âdem sığar. Bu şâzrevân üzre bir kubbe-i serâmedi var. Sekiz aded nâzük ince beyâz mermer sütûnlar üzre bir kubbe-i mînâ-yı ibret-nümûndur. Ve bu câmi‘in dahi kıble kapusunın atebe-i ulyâsı üzre târîh-i musanna‘ı budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226b ·
metinde göster ·
… ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde
mermerden
oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin …
Bu mezkûr altı aded sütûncuklar üzre altı aded hûrde musanna‘ kemerciklerdir. Ve her kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî servi ağacından oyulmuş parmaklıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… lüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz
mermerden
bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir …
Bu mezkûr altı aded sütûncuklar üzre altı aded hûrde musanna‘ kemerciklerdir. Ve her kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî servi ağacından oyulmuş parmaklıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… yâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz
mermerden
bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî ser …
Bu mezkûr altı aded sütûncuklar üzre altı aded hûrde musanna‘ kemerciklerdir. Ve her kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî servi ağacından oyulmuş parmaklıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… pu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş
mermerden
mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘d …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
Ve bu altmış aded sütûnlar serv-misâl câmi‘in haremi etrâfına ilm-i hendese üzre ale't-tertîb çırpı ile dizilüp câmi‘in saçakları altında olan sütûnlar üzre ve dîvâr üzre olan beyâz mermerden cüsseli gûnâ-gûn-ı ibret-nümûn tasvîrât-ı timsâlâtların eşkâl-i evzâ‘-ı etvâr-ı hey’et-i mecmû‘aların bir bir tahrîr eylesek müsevvedâtımız bir mücelled kitâb olup seyâhatimize mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… Âdem ilâ kıyâme ne kadar zî-rûh kısmı halk etdi ise bu câmi‘in haremi etrâfında
mermerden
kâlıb-ı tasvîrât u timsâlâtları vardır.
Hulâsa-i kelâm Cenâb-ı Bârî Hallâk-ı âlem Sâhib-i kevneyn-i mükevvenât bu edîm-i arzı lafz-ı kün ile halk edelden berü min Âdem ilâ kıyâme ne kadar zî-rûh kısmı halk etdi ise bu câmi‘in haremi etrâfında mermerden kâlıb-ı tasvîrât u timsâlâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
… n her köşesinde birer âdem sûreti tasvîr olunmuşdur kim anlar da yek-pâre beyâz
mermerden
düzülmüş, her bir tasvîrin elinde birer rûzgâr alâmeti âletleri var.
Binâ-yı temâşâgâh-ı acâ’ibât: Eski câmi‘ kurbunda cümle hukemâların mecma‘u'l-irfânı var kim ana Eflâtûn çadırı derler. Sekiz rûzgâra karşu sekiz köşe yek-pâre taşdan bir hayme-i ibret-nümâdır. Bu çadırın her köşesinde birer âdem sûreti tasvîr olunmuşdur kim anlar da yek-pâre beyâz mermerden düzülmüş, her bir tasvîrin elinde birer rûzgâr alâmeti âletleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… rın ta‘rîf edüp yazmış. Bir sihr-i mübîn mertebesinde on iki terek bir musanna‘
mermerden
yek-pâre dershâne çadırıdır.
Ve bu ebrâclara müte‘allık seb‘a-i seyyâreleri ve dahi niçe gûne kevâkibâtların te’sîrâtların ta‘rîf edüp yazmış. Bir sihr-i mübîn mertebesinde on iki terek bir musanna‘ mermerden yek-pâre dershâne çadırıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… kenârındaki iskele başındaki hân-ı azîm dibinde iki âdem kaddi kadar bâlâ beyâz
mermerden
götü üzre oturmuş ve ağzın cânib-i cenûbdaki deryâya açmış bir arslan tasvîrin …
Bu limanın kenârındaki iskele başındaki hân-ı azîm dibinde iki âdem kaddi kadar bâlâ beyâz mermerden götü üzre oturmuş ve ağzın cânib-i cenûbdaki deryâya açmış bir arslan tasvîrin üstâd-ı mermer-bür eyle timsâl-i bî-misâl etmişdir kim bu dehr-i denîde ana mu‘âdil cemî‘i dünyâ ressâmları cem‘ olsa bir tîşe ve bir tilsiman ve bir direfş urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… u alâmeti var, ya‘nî bu kal‘ayı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir
mermerden
alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî …
Ve taşra büyük cisir kapusu üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir tuçdan topuzu alâmeti var, ya‘nî bu kal‘ayı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahallinde feth eyledim, demek alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268b–269a ·
metinde göster ·
… ı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir
mermerden
kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahall …
Ve taşra büyük cisir kapusu üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir tuçdan topuzu alâmeti var, ya‘nî bu kal‘ayı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahallinde feth eyledim, demek alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268b–269a ·
metinde göster ·
… alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir
mermerden
karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahallinde feth eyledim, deme …
Ve taşra büyük cisir kapusu üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir tuçdan topuzu alâmeti var, ya‘nî bu kal‘ayı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahallinde feth eyledim, demek alâmetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268b–269a ·
metinde göster ·
… usunun iç yüzünde bir mahall-i vâsi‘de bir somâkî alaca amûd-ı müntehâ üzre bir
mermerden
mebnî tâbût vardır. İçinde bir kral meyti vardır, derler. Niçe âdemler içinde t …
Der-ibret-nümâ-yı mutalsamât-ı acâ’ibât: Çârsû meydânı ile varoş kapusunun iç yüzünde bir mahall-i vâsi‘de bir somâkî alaca amûd-ı müntehâ üzre bir mermerden mebnî tâbût vardır. İçinde bir kral meyti vardır, derler. Niçe âdemler içinde tibr ve iks[î]r-i a‘zam vardır derler. Ammâ Latin keferelerinin târîhlerinde yazduğu üzre bu kal‘ada yılan ve çıyan ve akreb ve sivri sinek olmasın içün tılsımât vardır, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a ·
metinde göster ·
… âk-ı revâkı vaz‘ edüp altında havz-ı pâki âb-ı hayât ile memlû olup bir yekpâre
mermerden
şeşhâne bir havz-ı Hanefîdir kim vasfında lisân âcizdir. 278b
Ve cümle iki aded câmi‘-i müferrihlerdir. Evvelâ çârsû içinde kârgîr kubbeli ve kârgîr minâreli ve kubbesi kireç ile sıvalı ve hareminde bir ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr âbdesthâne hav[z]lı bir câmi‘-i rûşendir kim Mora diyârında böyle bir müferrih dilküşâ câmi‘-i pür-envâr yokdur. Hattâ üstâd-ı bennâ-yı mühendis bu mezkûr havzı tâ haremin ortasına altı aded beyâz ve ince mermer sütûncuklar üzre bir kubbe-i nüh-tâk-ı revâkı vaz‘ edüp altında havz-ı pâki âb-ı hayât ile memlû olup bir yekpâre mermerden şeşhâne bir havz-ı Hanefîdir kim vasfında lisân âcizdir. 278b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a–278b ·
metinde göster ·
… 7a⟧ bir vâcibü's-seyr aynu'l-hayâtdır kim üstâd-ı mermer-bür Freng hakkâk beyâz
mermerden
gûnâ-gûn tasvîrler edüp her gûne timsâllerin ağızlarından ve burunlarından ve z …
Der-temdîh-i çeşme-sâr-ı dil-i cân: Hamusu on aded çeşme-i hayvândır, ammâ cümleden çârsû içindeki meydânda kral çeşmesi 287a bir vâcibü's-seyr aynu'l-hayâtdır kim üstâd-ı mermer-bür Freng hakkâk beyâz mermerden gûnâ-gûn tasvîrler edüp her gûne timsâllerin ağızlarından ve burunlarından ve zekerlerinden birer âb-ı nâb cereyân edüp her gören bu sûretleri vâlih [ü] hayrân olup engüşt ber-dehen eder kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 286b–287a ·
metinde göster ·
… r kürsî-i vâlâ-yı serâmeddir kim gûyâ câmi‘in rûhudur. Ve bir münakkaş şebekeli
mermerden
mü’ezzinân mahfili var kim bu dahi lâ-nazîre leh kabîlinden olup bir vecih ile …
Mihrâbı sünnet üzre sâde güzelidir, ammâ bir beyâz mermer-i hâmdan şebeke-i Fahrî oyması gibi bir mukarnaslı minbere mâlikdir kim cihânın İslâm diyârlarında nazîri olmayup bir yere yapışmamış hemân meydânda câmi‘in sağ tarafında bir kürsî-i vâlâ-yı serâmeddir kim gûyâ câmi‘in rûhudur. Ve bir münakkaş şebekeli mermerden mü’ezzinân mahfili var kim bu dahi lâ-nazîre leh kabîlinden olup bir vecih ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·