… tbahü't-ta‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz
merreteyn
bay [u] gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir …
Ve bu ulemâya bir dârü'z-ziyâfe âsitânesi vardır. Ve bir matbahü't-ta‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz merreteyn bay [u] gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir kârbânsarây var. Ve devâbbât-ı müsâfirîn içün bir ıstabl-ı Anterîsi var, üç bin at ve katır ve deve makûlesi hayvânât alur. Böyle bir hayrât-ı azîm ve medâris-i kadîmelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
… ar vardır. Ammâ imâret-i selâtîn-i selef bunlardır kim beher yevm ilâ-hâze'l-ân
merreteyn
fukarâ ve mesâkîne ve pîr [u] cüvâne ve âyende vü revendeye birer nân-pâresiyle …
Bunlardan mâ‘adâ niçe yüz tekyelerde matbah-ı Keykâvûslar vardır. Ammâ imâret-i selâtîn-i selef bunlardır kim beher yevm ilâ-hâze'l-ân merreteyn fukarâ ve mesâkîne ve pîr [u] cüvâne ve âyende vü revendeye birer nân-pâresiyle birer tâs şûrbâsı ale'd-devâm mebzûldür. Bu hakîr elli bir senede on sekiz pâdişâhlığ u kırallık yer seyâhat etdim, bu mertebe manzûrumuz olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederle …
Rûz-merre merreteyn hastalara gûnâ-gûn et‘ıme-i lezîzeler tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti bulunmaz ise bülbül ve serçe ve kebûter pişüp hastalara bezl oluna deyü evkâfnâmelerinde eyle tahrîr olunmuşdur. Ve hastalara ve dîvânelere def‘-i cünûn içün mutrıbân hânendegân ta‘yîn olunmuşdur. Ve avretler ve kefereler içün başka bir köşe tîmârhânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… guduvvi ve'l-âsâl âyende ve revendeye, mihmân-sarâyda sâkin olanlara beher-yevm
merreteyn
birer bakır sini ile herkese birer tâs buğday çobrası ve birer nân ve her şeb b …
Ve cümle imâret-i it‘âmı beyân eder: Evvelâ cümleden, iskele başında Mihrimâh Sultân imâreti mâh ve sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl âyende ve revendeye, mihmân-sarâyda sâkin olanlara beher-yevm merreteyn birer bakır sini ile herkese birer tâs buğday çobrası ve birer nân ve her şeb birer şem‘a ve her at başına bir yem sadakası vardır. Üç günden ziyâde mihmân olana vermezler. Şeb [u] rûz şart-ı vâkıf böyle ta‘yîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
… tevâta ma’kel-i it‘âmı var kim tâlib-i ilme mahsus dârü'z-ziyâfedir. Rûz-merre,
merreteyn
ale's-sabâh ve ba‘de'z-zuhr cümle ulemâya birer tas çobra ve birer nânpâre veri …
Cümle (---) imâretdir. Evvelâ Orta Hisârda İmâret-i Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân: Cemî‘î bây u gedâya mâh u sâl ni‘meti mebzûldur. Ve imâret-i it‘âm: Hâtûniyye Câmi‘ine muttasıl bir dârü'z-ziyâfedir kim Tarabefsûn'da nazîri yokdur ve câmi‘in kıble tarafında matbah ve me’keli var. Âyende vü revendeye ve keştîbânlara ve pîr [ü] civânlara ni‘meti mebzûldür. Ve bir ekmek furunu var ve imâret içün hâs ve beyâz ekmeği tabh edüp cami‘i mürtezikasına (?) bezl ederler. Ve matbah zahîresi hıfz içün bir kilâr-ı azîmi var, cemî‘î ni‘met anda mevcûddur. Ve matbahına muttasıl cemî‘î fukarâ ve suhtevâta ma’kel-i it‘âmı var kim tâlib-i ilme mahsus dârü'z-ziyâfedir. Rûz-merre, merreteyn ale's-sabâh ve ba‘de'z-zuhr cümle ulemâya birer tas çobra ve birer nânpâre verirler. Ve her cum‘a gicesi pilav, zerde ve yahni tevzî‘ ederler. İlâ mâşâallah şart-ı vâkıf böyle ta‘yîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… d dârü'l-it‘âmdır. Cümleden mükellef Sultân Bâyezîd-i Velî imâretinin rûz-merre
merreteyn
cümle fukarâya ni‘met-i bî-kusûru mebzûldur. Ve imâret-i Mevlevîhâne: Dervîşânl …
Evsâf-ı imâret-i dârü'z-ziyâfe: Cümlesi on aded dârü'l-it‘âmdır. Cümleden mükellef Sultân Bâyezîd-i Velî imâretinin rûz-merre merreteyn cümle fukarâya ni‘met-i bî-kusûru mebzûldur. Ve imâret-i Mevlevîhâne: Dervîşânlarından mâ‘adâ fukarâlara ni‘meti mebzûldur. Ve İmâret-i Pîr İlyâs Dede ve İmâret-i Mehemmed Paşa ve Bâyezîd Paşa ve Yorgoç Paşa ve Gök {imâret ve Hâtûniyye İmâreti ve imâret-i Çöplüce}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281b ·
metinde göster ·
bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler …
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
… ân at ve iki katır ve yüz altun ve kırk ekmek ve kendü ta‘âmlarından beher yevm
merreteyn
ta‘âm-ı nefîs etdi. Bir sahiyyü'l-vücûd, sâhib-i hısâli'l-mahmûd kimesne idi.
Evvelâ sahrâ-yı Üsküdar'da hayme ve hargâhımız ve on bir huddâmımızla meks edüp mühimmât [u] levâzımât görürken şeb [u] rûz Murtazâ Paşa efendimizle sohbet-i hâs edüp ekseriyyâ bu hakîr imâmetin ederdik. Zîrâ imâmı Şâm Arabı olmağıla andan hazz etmeyüp taşra otâkda imâmet edüp hakîr iç imâmeti ve iç mü’ezzinliği edüp subh [u] mesâ hakîri cenbinden bir ân münfek etmeyüp bir Gürcî kölesi ve bir raht [u] bahtıyla sîm zeynli küheylân at ve iki katır ve yüz altun ve kırk ekmek ve kendü ta‘âmlarından beher yevm merreteyn ta‘âm-ı nefîs etdi. Bir sahiyyü'l-vücûd, sâhib-i hısâli'l-mahmûd kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b ·
metinde göster ·
… Paşa'nın iki imâreti var, biri Eski imâret, biri Yeni imâretdir. Bây [u] gedâya
merreteyn
çobrası mebzûldur. Ve Orhân Gâzî imâreti, şehr-i Ramazân'da dâ’imdir ve Balaban …
Evsâf-ı imâret-i dârü'l-it‘âm: Cümle yedi imâretdir. Cümleden Hayreddîn Paşa'nın iki imâreti var, biri Eski imâret, biri Yeni imâretdir. Bây [u] gedâya merreteyn çobrası mebzûldur. Ve Orhân Gâzî imâreti, şehr-i Ramazân'da dâ’imdir ve Balabanoğlu imâreti ve Eşrefzâde'nin Tekye imâreti. Bu imâretlerin ni‘meti mâh [u] sâl cüvân u pîre ganî ve fakîre mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5b ·
metinde göster ·
… eb-i sıbyân-ı tıflândır. Ve cümle iki imâretdir kim cem‘i müsâfirîne beher yevm
merreteyn
ta‘âmı mebzûldür.
Ve çârsû içinde Ebü'l-feth câmi‘i, kiremitlidir. Ammâ bu İmâret câmi‘i, imâretiyle ve cümle kıbâbları ile serâpâ rasâs-ı hâs-ı nîl-gûn ile mestûr, huddâmları mesrûr câmi‘-i pür-nûrdur. Bu câmi‘ kurbunda Süleymân Hân'ın Kurşumlu medresesi ma‘mûrdur. Talebeleri ve dersiâmları ve cânib-i vakfdan talebelerine hücre-bahâ lahmiyye ve şem‘iyyeleri ve vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve cümle yigirmi aded mekteb-i sıbyân-ı tıflândır. Ve cümle iki imâretdir kim cem‘i müsâfirîne beher yevm merreteyn ta‘âmı mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106b ·
metinde göster ·
… bir imâreti var, mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ganî vü fakîre, cüvân u pîre
merreteyn
cemî‘i âyende vü revendegâna birer sahan çobra ve birer nân-pâre ve her ocağa b …
Bunlardan mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir. Bir medrese ve bir imâreti var, mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ganî vü fakîre, cüvân u pîre merreteyn cemî‘i âyende vü revendegâna birer sahan çobra ve birer nân-pâre ve her ocağa birer şem‘-i revgan ve her esb-i hüssân başına birer yem verilüp subh u mesâ ni‘meti mebzûldur. Eğer müslim ve eğer gayr-ı müslim ve leyle-i cum‘ada birer sini pilav ve yahni ve zerde ve çobrası dâ’imdir. İnkırâzu'd-devrân dâyim ola, âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… Şattu'l-Arab'a munsabb olur. Medd [ü] cezre bile duhûl u tulû‘ eder. Ve her bâr
merreteyn
rücû‘-ı kahkarî ile mâ rücû‘ eder ve bahr-i Hind'den ve bahr-i Kulzüm'den Hindü …
Nehr-i hâmis nehr-i Übülle: Bu dahi nehr-i Şatt'dan nehr-i Ma‘kal'ın ayrıldığı mahalden dörd fersah aşağı kal‘a-i Basra'yı geçdikden sonra kasaba-i Übülle ağzındadır. Ammâ bu nehr eyle cânib-i garba Mekke çölüne cârî olur, sonra cânib-i şimâle cereyân edüp ba‘dehû bender-i Basra civârında nehr-i Ma‘kal ile bir olup Basra'nın medd [ü] cezir girdâbında yine Şattu'l-Arab'a munsabb olur. Medd [ü] cezre bile duhûl u tulû‘ eder. Ve her bâr merreteyn rücû‘-ı kahkarî ile mâ rücû‘ eder ve bahr-i Hind'den ve bahr-i Kulzüm'den Hindüstân ve Purtukalistân ve Yemen ve Aden ve San‘ân keştîleri bu mahalle gelüp nehr-i Şatt'da ve Abâdân'da yanaşup yatarlar. Ve bu nehr-i Übülle şehr-i Basra'ya su‘ûd eder, andan nehr-i Ma‘kal'a su‘ûd eder. Ba‘dehû nehr-i Ma‘kal dahi nehr-i Şattu'l-Arab'a mahlût olur. Ve bahr-i Basra ve bahr-i Hind ki bahr-i Ummân'dır, ikisi medd [ü] cezr olduğu mahalde mâ-i Şat rücû‘ edüp nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Übülle cereyân etdüği âşikâre olur. Bu nehreyn-i azîmeynler dâ’imâ bu hâlet üzre medd [ü] cezr olmadadırlar. Ammâ nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Übülle arz-ı Irâk'da nısf-ı dâ’ire gibidir. Ve nehr-i Şat (---) gibidir ve nehr-i Ma‘kal kutub-ı dâ’ire-misâldir ve nehr-i Düceyle ve nehr-i Übülle nehr-i Ma‘kal'ı ihâta etmişdir kim otuz menzil arz-ı Irâk'ı deverân u seyerân etdikleri vâdîlere cezâyir-i azîm derler. Vilâyet-i Cizre'ye Cezîre-i Ömer derler, ammâ Cezîre-i Irâk Cezîre-i Ömer'den vâsi‘dir kim cemî‘i arâzîsinde olan kurâ vü büldânlarındaki bâğ u besâtîn ve hadîka-i gaytânların cümle bu nehr-i Übülle ve nehr-i Ma‘kal saky edüp ma‘mûr u âbâdân Cezîre-i Irâk'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… aşbâzları var kim her biri birer pâdişâha lâyıh aşbâz-ı şehbâzlardır. Rûz-merre
merreteyn
âyende vü revendegâna pilav ve çobra ve herse ve nân-ı bî-imtinânları mebzûldur …
Bir âsitâne-i azîm olduğu şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim üç yüz aded pâ-bürehne ve ser-bürehne Zırtıl ve Cavvelâkî ve Kalenderî ve Vâhidî ve Yesevî ve Fahrî ve Bozdoğanî dervîş-i dilrîşânları var kim her biri birer bâğın güli ve hıyâbânın sünbüli hezârfen ve tekmîl-i fünûn etmiş {zû-fünûn} mü’min ü muvahhid cânlardır, ammâ Ehl-i Sünnet değillerdir. Ve içlerinde asla teberrâîleri yokdur. Matbah-ı Keykâvûs'unda seksen fakr-ı pâ-bürehne aşbâzları var kim her biri birer pâdişâha lâyıh aşbâz-ı şehbâzlardır. Rûz-merre merreteyn âyende vü revendegâna pilav ve çobra ve herse ve nân-ı bî-imtinânları mebzûldur. Fakîr hânı bu âsitâneye getirüp ziyâret etdikde "Ahdim olsun bu girdâb-ı berzahdan halâs olursam bir altun kandîl düzdürem." deyü va‘d eyledi. Hakkâ ki ol âsitânede niçe bin aded musanna‘ maslûbât-ı âvîzeler var kim her biri birer şâhın ve birer hânın yâdigârıdır. İmâretinde Tahmas Şâh'ın bir kazganı var. İçine beş ayak nerdübân ile inilir. Ve yevm-i âşûrada içine otuz sığır koyup tabh edüp fukarâya bezl ederler. Hakîr bu âsitâne-i makâm-ı Rızâ'ya kendi hüsn-i rızâmla bu zerd rûyimi sürdükde hâtıra bu ebyât hutûr edüp rûy-ı dîvâra kalem-i sehvimle tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
… -i mu‘ayyeneleri dâyimdir. Ve her hücreye dârü'z-ziyâfesinden birer sofra ta‘âm
merreteyn
ta‘yîndir. Ammâ bu medrese-i azîm cisr-i Kophan yanında olmağile kavm-i Ekrâd b …
deyü kefere kenîselerinden avâid ü fevâid ta‘yîn edüp niçe bâğ u bâğçe ve dekâkîn ü âsiyâb-ı âb bu medreseye muttasıl inşâ edüp vakf 379a etmişdir ve ders-i âmın şehrin şeyhülislâmın etmişdir. Bu imâret evkâf-ı kavî olmağile her hücrenin talebelerine cânib-i vakfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâyimdir. Ve her hücreye dârü'z-ziyâfesinden birer sofra ta‘âm merreteyn ta‘yîndir. Ammâ bu medrese-i azîm cisr-i Kophan yanında olmağile kavm-i Ekrâd bu medreseye medrese-i Kophan derler. Ammâ bânîsi Sultân Hüseyin'dir. Kavm-i Ekrâd'ın niçesi medrese-i Kubâ derler. Hulâsa-i kelâm bu diyâr-ı Kürdistân'da on bir sene seyâhat edüp bu medrese-i Kophan gibi bî-misâl medrese görmedim. Kal‘a-i Mardin'de medrese-i Kâsım Paşa ve kal‘a-i Van'da medrese-i Horhor ve medrese-i Hüsrev Paşa dahi meşhûrlardır ammâ bu İmâdiyye'nin medrese-i Kophan'ı anlardan ma‘mûr u müzeyyendir. Ve bu kal‘a-i İmâdiyye'de mahsûs dârü'l-hadîs ve medrese-i dârü'l-kurrâ yokdur. Ammâ cümle medreselerde ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd görülür. Lâkin ilm-i hıfz-ı Kur’ân-ı Azîm'e ol kadar mukayyed değillerdir. Zîrâ hâfız-ı Kelâmullah olan âlim olmaz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378b–379a ·
metinde göster ·
çobrası ve birer nân-pâresi ahâlî-i belede mebzûldur. Ve leyle-i Cum‘ada yahni …
Bu câmi‘-i pür-envârı İbrâhîm Kethudâ efendimizin ecdâdı binâsıdır ve peder-i azîzi el-Hacı Ömer Ağa bu câmi‘in alt başında kal‘a kayası dâmeninde nehr-i Neretva kenârında bir imâret-i it‘âm-ı dârü'z-ziyâfe edüp cemî‘i âyende vü revendegâna ve pîr [ü] cüvâna rûz-merre merreteyn çobrası ve birer nân-pâresi ahâlî-i belede mebzûldur. Ve leyle-i Cum‘ada yahni ve pilâv zerdesi ilâ mâşâ’allâh dâ’imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… e kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ
merreteyn
sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan …
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
… i iki yüz tıfl-ı ebcedhâna her sene birer kat esvâb ve yüzer para ve beher yevm
merreteyn
çorbaları vardır.
Ve iki hammâmı ve üç hânı var. Çârsû içinde Mataracı hânı ve Dervîş Beşe'nin iki hânları ve Mûsâ Beşe hânı ve iki medrese ve bir dârü'l-hadîs ve üç mekteb-i sıbyânı var. Ammâ Eski câmi‘ kurbunda nev-binâ Mataracı mektebi iki yüz tıfl-ı ebcedhâna her sene birer kat esvâb ve yüzer para ve beher yevm merreteyn çorbaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a ·
metinde göster ·
huccâca ve garîb gurebâya ve sâ’ir mesâkînlere sofra-yı bî-imtinânları ile bire …
Ve bu varoşda dörd imâret-i azîm vardır. Cümleden Süleymân Hân'ın ve Murâd Hân-ı Sâlis'in, hammâm kurbundadır. Ve Hâsekî Sultân'ın üçer kazgan çorbaları şeb [u] rûz tabh olunup merreteyn huccâca ve garîb gurebâya ve sâ’ir mesâkînlere sofra-yı bî-imtinânları ile birer nân ve birer tâs buğday çorbaları mebzûldür kim âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·
… cümle ulemâ-yı Mısır fakîh oldular. Gûyâ hânesi medrese idi. Cümle talebelerine
merreteyn
ni‘met-i nefîsesi bî-imtinân mebzûl bir Hâtem-i Tây [u] Ca‘fer-i Bermekî-meşreb …
"Ne güzel. İşte şimdi ben kendümi hizmet-i fetvâdan azl eyledim" deyüp Köpürlü meclisinden kalkup gitdi. Akîbinde âdemler gönderüp avdet etmedi ve bir dahi fetvâya imzâ etmedi. Andan fetvâyı Esîrî Mehemmed Efendi'ye verdikleri sâ‘at Deli Hüseyin Paşa'nın katline fetvâ verüp Yedikulle'de mahbûsen şehîd olunup Boluvî Efendi’yi Mısır'a da nefy eyleyüp kendüye Q 251aP 248a Cîze kazâsı ber-vech-i arpalık ihsân olunup Mısır'da ilm-i fıkıhı âşikâre eyleyüp cümle ulemâ-yı Mısır fakîh oldular. Gûyâ hânesi medrese idi. Cümle talebelerine merreteyn ni‘met-i nefîsesi bî-imtinân mebzûl bir Hâtem-i Tây [u] Ca‘fer-i Bermekî-meşreb ve bir cömerd sâhib-i vakâr, ve fazl-ı salâhda nâmdar, şehr-i Boluvî-diyâr, ve bir ulemâ-yı kibâr kimesnedir, hafizakallâh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247b ·
metinde göster ·
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya
merreteyn
buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hut …
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
… ahaldir. Evkâf-ı kavî olduğundan imâretinde ni‘meti ulemâ ve fukarâ ve mesâkîne
merreteyn
mebzûldür. Ammerahullâh ila'nkırâzı'd-devrân. Andan yine sâhil-i Nîl'de bir zem …
Bu câmi‘in içinde subh [u] mesâ cemâ‘at-i kesîre ile mâl-â-mâldir. Zîrâ tâlib-i ilm kânıdır. Kırk elli yerde gûnâ-gûn fünûnlar görülür. Hasbî vazîfe-i mu‘ayyeneli ders-i âmları vardır. Ve şeb [ü] rûz yüz iki yüz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Hâfız-ı Kur’ân a‘mâ-yı mâderzâdları vardır. Bu câmi‘ gûyâ Mısır'da câmi‘-i Ezher'dir kim bu şehrin âb-ı rûyidir. Kân-ı ulemâ vü sulehâ olduğu Arab u Acem'de meşhûr ve du‘â müstecâb olacak mahaldir. Evkâf-ı kavî olduğundan imâretinde ni‘meti ulemâ ve fukarâ ve mesâkîne merreteyn mebzûldür. Ammerahullâh ila'nkırâzı'd-devrân. Andan yine sâhil-i Nîl'de bir zemîn-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b ·
metinde göster ·
… mihmân olmasıyçün bir sarây-ı azîm dârışeddi vardır, tahte'l-kahve ve futûru ve
merreteyn
ta‘âmı ve şa‘îriyle müsâfirîne bir hâne-i bî-minneti vardır.
Circe hükmünde sâdâtlar iltizâmında Hazret-i Risâlet-penâh evkâfı maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem başka subaşı hâkimi vardır. Ve yüz elli akçe şîrîn kazâdır. Altmış yedi nâhiye kurâlarından kadıya senevî üç yâhûd dörd kîse hâsıl olur. Yigirmi bin erdeb gılâle maktû‘ beleddir. Kenâr-ı Nîl'de bin hâneli ve üç câmi‘li ve yedi(?) dükkânlı hammâmsız ve bâğ bâğçe ve hânsız bir kasabacıkdır. Ammâ âyende vü revende mihmân olmasıyçün bir sarây-ı azîm dârışeddi vardır, tahte'l-kahve ve futûru ve merreteyn ta‘âmı ve şa‘îriyle müsâfirîne bir hâne-i bî-minneti vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366b ·
metinde göster ·