Kal‘a-i Kostantıniyye'nin halîci şimâlinde bir mîlden karîb
mesâfe
leb-i deryâda akçe tahtası eşkâlinde şeddâdî sengîn bünyâd bir kal‘a-i metîn ve …
Kal‘a-i Kostantıniyye'nin halîci şimâlinde bir mîlden karîb mesâfe leb-i deryâda akçe tahtası eşkâlinde şeddâdî sengîn bünyâd bir kal‘a-i metîn ve şîrîn-kâr-ı hısn-ı hasîndir. Ve dâ’iren-mâdâr yalın katdır, İslâmbol gibi üç kat değildir. Ammâ derûn-ı kal‘ada üç kat bölme hisâr dîvârı vardır, her biri birer Ciniviz kıralzâdesi hükmünde idi ve başka kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı germâb-ı Niksar: Şehrin cânib-i kıblesi hâricinde haylice
mesâfe
bâğlar kenarında müfîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet nâfi‘dir …
Evsâf-ı germâb-ı Niksar: Şehrin cânib-i kıblesi hâricinde haylice mesâfe bâğlar kenarında müfîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet nâfi‘dir. Ehl-i beledin sıbyân [u] nisvânı cümle esbâbların anda gasl ederler. Gâyet latîf ve lezîz âb-ı hayâtdır. Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vücûdunda suyu yâğ gibi kayar. Cüzzâma ve berasa ve nikrîse ve cerebe nâfi‘ olduğundan cânib-i erba‘a büleydelerinden her sene mâh-ı temmûzda niçe bin araba erbâb-ı maraz gelüp bir ay ayş ve suyundan nûş edüp sıhhat [u] ifâkatla herkes vatanına giderler. Meşhûr-ı âfâk hamme-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
… anaklı et şeftâlûleri dahi çâşnîdâr [u] hoş-hordır. Bu şehr Erzurûm'a iki konak
mesâfe
olmağıla cemî‘î tüccâr tâ’ifesi bu şehrin meyve-i âbdârların sandûkalar ile yük …
Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı ve imâreti ve medreseleri yokdur. Ammâ her hânesinde bâğ u bâğçesi çokdur. Âb [u] hevâsının letâfetinden gûnâ-gûn fevâkihât [u] müsmirrâtları firâvândır. Engûrü ve emrûdu ve la‘l-gûn al yanaklı şeftâlûsü memdûhdur. Husûsan mahbûbelerinin tebekânî yanaklı et şeftâlûleri dahi çâşnîdâr [u] hoş-hordır. Bu şehr Erzurûm'a iki konak mesâfe olmağıla cemî‘î tüccâr tâ’ifesi bu şehrin meyve-i âbdârların sandûkalar ile yük yük Erzurûm'a taşırlar. Erzincân şehrinden sonra eyâlet-i Erzurûm'da bu şehr-i Tortum, bâğ-ı İreme zât-misâl bi şehr-i müzeyyendir. Ve cümle halkı garîb-dost, halûk ve halîm ü selîm kimesnelerdir. Ve bu şehr içre cereyân eden (---) dir. Karadeniz'e munsab olur. Ve bu şehr-i Tortum'da mîrî güherçile hâsıl olur. Şehri bir dereli yire vâkı‘dır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 328b ·
metinde göster ·
… yoluna giden iki yüz mikdârı Kürd atlılarının alarkadan ardları sıra bir hayli
mesâfe
gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu geride kaldı. Bu taraf hânın yolu tarafl …
Hemân paşa gûyâ keşf edüp bu gazâ niyyetine el-Fâtiha deyüp el yüze sürülüp hemân paşa silâhdâr Süleymân Ağa'nın destinden paşa kendü mızrağın alup on iki boğumundan boğum boğum berk yapışup Oniki İmâm aşkına ser-i sa‘âdeti üzre fır-a-fır deverân etdirüp meydân-ı muhabbete Mahmûdî divne atı çökerdüp bir kaç kerre tırıl u cevelân eyledikde anı gördük, paşanın maralî ve gazâlî çeşm-i siyâhı tas-ı pür-hûna dönüp yine bir hayli tırıl ve cevelân edüp niçe gûne lu‘bedebâzlıklar ve silâhşörlükler ederken paşa orduya girmeyüp bizim ordudan çıkup Rahova yoluna giden iki yüz mikdârı Kürd atlılarının alarkadan ardları sıra bir hayli mesâfe gidildikde Van ağaları "Sultânım, ordu geride kaldı. Bu taraf hânın yolu taraflarıdır. Biz ol cânibde nişleriz?" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
… başı salınırken ikisi başsız ayağa kalkup üçü de paşanın atı önü sıra bir hayli
mesâfe
hân tarafına doğru seğirdüp gitdiklerin niçe bin Van askeri bu hâli görüp bu ka …
Hikmet-i Rabbü'l-İzzet, paşa esb-i sabâ-peymâsına süvâr oldukda Vekîl-harc İbrâhîm Ağa, paşanın atı önünde kırk aded koyunları "Allahu ekber" tekbîriyle kurbân etdikde, hemân üç dane koyunun ayakları bendi şeşilüp boğazlanmış iken birinin başı salınırken ikisi başsız ayağa kalkup üçü de paşanın atı önü sıra bir hayli mesâfe hân tarafına doğru seğirdüp gitdiklerin niçe bin Van askeri bu hâli görüp bu kadar bin asker içinden bir ağızdan bir sadâ-yı "Allah Allah!" kopdu kim zemîn ü âsumân gülbâng-ı Muhammedî sadâsıyla pür olup cümle guzât-ı müslimîn dediler kim "Bu boğazlanmış kurbânların yürümesi hayrdır ve ricâl-i gayb bizimle biledir." deyü cümle ricâlullah şâd [u] handân olup alâylar mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve kavuş kavuş at başı berâber oldular. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a ·
metinde göster ·
… i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye dörder menzil
mesâfe
olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i evsat" ile yâd e …
Diyâr-ı Âzerbaycân'da bu da şehr-i mu‘azzam imiş. Acem destine girmek ile belde-i evsat demişlerdir. Hakkâ ki {cânib-i} garbîsinde şehr-i Şehrezûl ve şimâlinde Salmas ve şehr-i Tesûy ve şarkîsinde şehr-i Tebrîz ve cenûbunda şehr-i Erdebil cümle bu şehirler Rûmiyye'ye dörder menzil mesâfe olduğundan hâlâ müverrihân-ı İrân-zemîn bu Rûmiyye'yi "Belde-i evsat" ile yâd ederler. Hâlâ bir belde-i mutavassıtadır. Ammerallah. 295b Hatta bir fetâ atıyla murâd edüp gitse bu şehirden şehr-i {Van'a} ve Revân'a dahi dörd menzilde irer, ammâ hakîr cihânı temâşâ içün beşer ve altışar sâ‘at giderdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a–295b ·
metinde göster ·
… içeri meterisden çıkması bahâne olup meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ammâ evvel
mesâfe
meydân-ı şecâ‘at asker-i İslâmda idi. Âyet, sûre-i Naşrah'de Arapça nass-ı şe …
Ve bu Raba inhizâmı günü rûz-ı mahşer olduğuna aslâ şübhem kalmadı ve Rabbü'l-âlemîn'e i‘tikâd-ı tâmım dahi ziyâde oldu, zîrâ cümle vüzerâ hüsn-i tedbîr etdim zann edüp müşâvereler etdiler, ammâ El-abdü yüdebbir vallâhu yukaddir dir. Garâ’ib bu kim bir sû-i tedbîr buyurdusu ile yeniçeri meterisden çıkması bahâne olup meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ammâ evvel mesâfe meydân-ı şecâ‘at asker-i İslâmda idi. Âyet, sûre-i Naşrah'de Arapça nass-ı şerîfi delîl-i kat‘îdir kim bu âyet-i şerîfeyi bu cengde müşâhede etdim, zîrâ bozmak ve bozulmak Allâh elindedir, ammâ bir ânda Cenâb-ı Bârî niçe yüz bin gûne sun‘ını icrâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
Bu liman-ı cây-ı emân şarkdan garba tûlânî yüz mîl
mesâfe
olan körfez-i tavîlin garbîsi nihâyetinde bir liman-ı azîmdir kim on bin pâre b …
Bu liman-ı cây-ı emân şarkdan garba tûlânî yüz mîl mesâfe olan körfez-i tavîlin garbîsi nihâyetinde bir liman-ı azîmdir kim on bin pâre barça ve galyon ve karavana ve filipot ve pink ve şitiye ve polaka ve karaka ve burtun ve potaç ve şayka ve karamürsel ve zarbina ve çekeleve ve kadırga ve galyeta ve mavuna ve başdarda nâm gemiler alır bir liman-ı azîmdir. Ammâ lodos rûzgârına ve gündoğusuna 225b ve kıble rûzgârlarına ağzı açık olmak ile lodos komu isâbet eder. Lâkin a‘lâ demir dutar yer olmak ile lenkoreta demirlerin cânkurtaran nâm gomanalara demirleri bağlayup limana lenger endâht edince bî-bâk ü bî-pervâ yatılır a‘lâ liman-ı cây-ı emândır. Cümle mellâhân-ı tüccâr-ı Karadeniz ve Akdeniz ve Bahr-i Ummân gemileri ve Mısır ve Şâm ve Cezâyir ve Süveyş ve Tarabulus ve Frenc ve Portakal ve Donkarkız ve Danimarka ve İngiltere ve Filimenk ve Ciniviz gemileri gelüp bu limanda tonoz bırağup yatırlar, zîrâ kırk elli kulaç umku var liman-ı dâr-ı emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225a–225b ·
metinde göster ·
Evvelâ bu Elbasan kal‘asının cânib-i erba‘asında bayırlar dibine birer sâ‘at
mesâfe
yerlere dek cümle ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen ve bâğ u bâğçe-i besâtîn-i cinân m …
Evvelâ bu Elbasan kal‘asının cânib-i erba‘asında bayırlar dibine birer sâ‘at mesâfe yerlere dek cümle ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen ve bâğ u bâğçe-i besâtîn-i cinân misilli cihân sarâylarıyla ârâste ve gûnâ-gûn kasr-ı Havarnak ve şâhnişînler ile pîrâste olmuş serâpâ la‘l-gûn ve musanna‘ ve hemvâr kiremit örtülü hânedân-ı büyût-ı ra‘nâlardır kim cümle kârgîr binâ ikişer üçer kat şâhâne şâhnişînli ma‘mûr büyût-ı ra‘nâlardır kim elbette her hâne-i ra‘nâlarda birer uyûn-ı câriyeler cereyân edüp havuz [ve] şâzrevân ve selsebîl fevvârelerden pertâb eder hadîka-i ravza-i Rıdvânlı kâşâne-i zîbâlardır. Ammâ aslâ câmi‘lerin minâre külâhlarından gayri kurşum örtülü binâlar yokdur, hemân cümle ahmer-gûn kiremitler ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a ·
metinde göster ·
… akınlardır. Bu şehreyn-i ma‘mûreynler Usturumça'nın kıblesinde birer merhaleden
mesâfe
vâki‘ olmuşlardır.
Bu şehir hâlâ şehr-i Siroz'a iki konakdan sehel nâkısda varılup Serez şehrinin şimâlinde ve Serez anın cenûbunda vâki‘ olmuşdur, ammâ Zihne ve Dırama dahi yakınlardır. Bu şehreyn-i ma‘mûreynler Usturumça'nın kıblesinde birer merhaleden mesâfe vâki‘ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
Ve Medîne mevleviyyeti kânûn-ı kadîm üzre beş yüz akçe mevleviyyet idi. Ammâ
mesâfe
ba‘îde olup bî-hâsıl olduğundan Y 279b bî-i‘tibâr mevleviyyet idi. Ammâ yine …
Ve Medîne mevleviyyeti kânûn-ı kadîm üzre beş yüz akçe mevleviyyet idi. Ammâ mesâfe ba‘îde olup bî-hâsıl olduğundan Y 279b bî-i‘tibâr mevleviyyet idi. Ammâ yine Sultân Mehemmed Hân hazretleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279a–Y279b ·
metinde göster ·
Fîl-pîçenin yanına vardık. Zâlim ukkâb bu fîl yavrusunun gözlerin oyup bir hayli yerinden yemiş. Ol dahi cân havli ile ol fezâda serserî gezüp kaldı. Ve biz yine azm-ı râh etdik. Bir mesâfe alarka olunca hemân ukkâb semâdan süzülüp fîlin yavrusun minkârına alup bî-pâk havâya çıkarup yere bırakdı ve fîl yavrusu pâre pâre olup üzerine meks edüp tenâvül etmeğe başladı. Anı ubûr edüp vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·