… feth-i zafer-meserret Murâd Hân'a arz olunup Bağdâd muhâsarada iken bu haber-i
meserret
vardıkda pâdişâh-ı heft-kişver ve cümle guzât-ı müslimîn şâdumânlıklar etdiler. …
Ve bu feth-i zafer-meserret Murâd Hân'a arz olunup Bağdâd muhâsarada iken bu haber-i meserret vardıkda pâdişâh-ı heft-kişver ve cümle guzât-ı müslimîn şâdumânlıklar etdiler. {Târîh-i kapudan şüden-i Musâhib Silihdâr Mustafâ Paşa:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
haberi(n) kal‘a miftâhlarıyla Süleymân Hân'a irsâl olundu. Niçe kerre dahi bu Ş …
Andan dârü's-saltanatü'l-aliyye olan mahmiyye-i Kostantiniyye'ye gönderüp Pertev Paşa Sarâyında meks eder. Ba‘dehû Süleymân Hân Edirne'den bir alay-ı azîm ile İslâmbol'a Edirnekapusu'ndan dâhil oldukda Elkas Mirza alay-ı hümâyûnu Şehzâde Câmi‘i kurbunda Sultân Süleymân Hân'ı seyr [u] temâşâ edüp "Hey Âl-i Osmân hey! Sen bu şân [u] şöhret u şevket ve dârât [u] azametle niçe İrân [u] Tûrân şâhı olmayup kızılbaş-ı bed-ma‘âşı miyândan kaldırmayasın" deyüp deryâ-misâl asâkir-i Âl-i Osmân'ı görüp hayrân olur. Ba‘dehû Süleymân Hân kal‘a-i Van ve diyâr-ı Azerbaycân seferine gitdikde bu Elkas Mirza'yı bile götürüp şehr-i Tebrîz'den Lala Mustafâ Paşa vilâyet-i Şirvân üzre serdâr-ı mu‘azzam olup Elkas Mirza mukaddemâ Şirvân hâkimi olmağıla Şirvân'a bile gelirken diyâr-ı Nahşivân'ı, Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı harâb ve yebâb ederek gelirken Şâh Tahmas'ın fevti haberi istimâ‘ olunup yedi günde kal‘a-i Şemahı muhâsara olunup kuvvet-i bâzû ile Tahmas Şâh'ın oğlu elinden emân ile Lala Mustafâ Paşa, sene 955 târîhinde bu Şemahı kal‘asın feth edüp içine kemâkân asker ve cebehâne koyup kal‘ayı ta‘mîr u termîm eyleyüp Lala Paşa hâkim-i Şirvân oldukdan sonra Elkas Mirza'ya Şirvân hükûmetinde ülke-i Mahmûd-âbâd hânlığın ihsân edüp Elkas Mirza dahi dâğ-ı derûnundan Acem diyârların tâ Isfahân'a varınca harâb u yebâb etdüğü haberiyle Şemahı fethinin meserret haberi(n) kal‘a miftâhlarıyla Süleymân Hân'a irsâl olundu. Niçe kerre dahi bu Şirvân üzre ceng [ü] cidâller olup âhir sene 991 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bâbü'l-ebvâbı ya‘nî Demirkapu'yu feth edüp Şemakı kal‘asın dahi amân ile kabza-i teshîre alup ta‘mîr [ü] termîm etdi. Ba‘dehû yine kızılbaş Şemahı'ya istîlâ edüp yine sene (---) de Murâd-ı Sâlis asrında Ferhâd Paşa feth etdi. Tâ Sultân Murâd-ı Râbi‘e gelince dest-i Âl-i Osmân'da idi. Ba‘dehû yine kızılbaş-ı bed-ma‘âş Şemahı'ya ve Demirkapu'ya istilâ edüp Demirkapu'dan (---) Paşa ve hândan ağazâdeler amân ile çıkup der-i devlete geldiler. Ol asrdan berü Şemahı kal‘ası dest-i Acem'de kalup hâlâ hânlıkdır. Ve kadısı ve on iki hâkimi var. Kal‘ası sâhil-i Kür nehrinde bir püşte-i âlî üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i üstüvâr sengîn-binâdır. Hâlâ iç kal‘ası gâyet müstahkem ve ma‘mûr kal‘adır. Ammâ aşağı taşra kal‘ası câ-be-câ rahnedârdır. Dizdârı ve dizçöken ağası ve bin aded kal‘a neferâtları vardır. Ve şehr içre tahmînen yedi bin hâne-i ma‘mûr u âbâdân cümle taş dîvârları ve dâm u bâmları hâk-i amber-i pâk ile mestûr hânedânlardır. Ve her büyûtda birer enhâr [u] uyûnlu dârlardır. Ve bâğ u bâğçesine hadd u hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû İpşir fermânlar yazup Varvar'ın münhedim olmuş askerinin ardı sıra İpşir kapucıbaşıları ta‘yîn olunup nefîr-i âm ile Varvar'ın askerin kırmağa başlayup günden güne Çerkeş sahrâsında yüzer ikişer yüzer âdem katl olunup mâl [u] erzâkları İpşir içün kabz olunup tevâbi‘-i İpşir'in en ednâsı bir mîr-i muhterem gibi oldu. Ve İpşir Paşa ol kadar mâl-ı Kârûn'a mâlik olup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ve Kara Sefer Paşa'nın ve Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendioğlu'nun cümle mâlların Varvar zabt etmişdi. Varvar münhedim olunca cümlesinin mâlın İpşir zabt edüp hadd [u] hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür mâl-ı gence mâlik oldu. Ammâ hakîr havfe düşüp Varvar tevâbi‘i hakkına emirler sâdır olunca hakîre telâş el verüp ba‘de'l-asr doğru İpşir Paşa'ya varup eyitdim: "Sultânım! Şimdi ortalıkda cümle asker ayak üzre. Ben aralıkda kaldım. Bana bir dest-i hattınız ihsân eyle" dedikde "İşte Varvar'a mektûblarla geldin. Yine Varvar buyurdu versin" deyü Varvar'ın leşin gösterüp şaka edüp "Tiz şuna bir buyurdu verin. Durmasın gitsin, yohsa şimdi Varvar'ın yanına korum" dedikde "Yâ ben âsî değilim ve pâye kat‘ edüp tûğ ve sancâğ ve bayrak sâhibi değilim, aşk olsun yola" deyüp İpşir Paşa vâfir hazz edüp tebessüm edüp eydür: "Sen Defterdâroğlu yanında nişlersin. Niçin yine bizim Melek Ahmed Paşa yanında olmazsın" dedikde "Vallahi Sultânım! Bir iki vezîrin mâbeyni mahsûlüyüm. Her kankısı menâsıb-ı âlîye nâ’il olursa seyâhat hâtıriyçün anınla mansıba giderim. İnşaallah şimdi Defterdâroğlu ma‘zûldür. Bu feth-i meserret haberleriyle kelleler der-i devlete vardıkda size Şâm-ı cennet-meşâm toprağı müşk-i amber-i hâm ve Şam-ı dârü's-selâm geldikde İnşâallahu Te‘âlâ size intisâb edüp Şâm-ı Şerîfe giderim" dedikde "Yok, götürmem. Hemân yine Melek Ahmed Paşa yanına var. Mehemmed Paşa yanında durma" dedikde "Sultânım! Üçünüzde dahi fark yokdur. Mehemmed Paşa efendimizin vâlidesi sizinle ve Melek Ahmed Paşa efendimizin vâlidesiyle hısm-ı kavm [ü] kabîle değil midir ve benim vâlidem de Melek efendimin vâlidesi kız karındaşı değil midir, arada müfârakat yokdur, deyü Mehemmed Paşa efendim vâlidem tarafından, İpşir Paşa efendim sikadan zevi'l-erhâm akrabâmdır deyü tefâhur kesb eder. Siz anınla ecnebî mu‘âmelesi edersiz" dediğimde "Hây gidi ışık. Üs kes bizi Defterdâroğluyla akrabâ edüp mâbeynimiz ıslâh etdi" dedikde hemân kalkup dest bûs edüp eyitdim: 366b "Habîb-i Hudâ aşkına olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn kalbini dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz ola. Ve mâl-ı ganâ’imden İslâmbol'a gitmeğe atdan ve esvâbdan, ba‘zı sipâhlıkdan şeyler ihsân [u] in‘âm ediniz" dedikde bisâtıyla bir at ve bir çerke çadır ve yetmiş altun verdi. Zira hisseti kemâlinde idi. Abaza kavminin "Hasîs" kabîlesinden idi. Hele mektûb-ı muhabbet-üslûbuyla bir emr alup ahîrecisi Alî Ağa ile Çerkeş'de hizmetkârlarımla ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın geldiğim gün ihsân etdüğü metâ‘lar ve katarlar ve memlûklar ile Çerkeş'den cânib-i garba 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366a–366b ·
metinde göster ·
lafzı gelüp bi-emri Hudâ târîh mukaddem olur. Ol meserret ile Murâd Hân kabr-i münevver-i Abdülvahhâb'dan taşra çıkup Silâhdar Melek Ahmed Ağa'dan bir hışt alup şehre nâzır kaya üzre nigerân ederken bi-emri Hayy [u] Kadîr bir kara kartal murgu ber-hevâ tayerân ederken Murâd Hân "Bağdâd'ı feth edersem şu murg şikârım olsun" deyü "Yâ Şeyh Süheyb! deyü tefe‘ülen bir hışt niçe atarsa bi-emri Hudâ şaşt-ber kabza hışt-ı İpşîri tayr-ı kartala isâbet edüp Hamd-ı Hudâ Bağdâd benimdir, İmâm-ı A‘zam'ı, Kızılbaş-ı evbâş elinden halâs ederim" deyü mesrûr olup hâlâ o ciridin zemîne düşdüğü yerde bir âmûd-ı müntehâ eyle bir nişângâhı vardır kim cemî‘i tîr-endâz ve kemândârânlar ol hışt menzili nişânına pota ve hekî ve âzmâyiş ve pişrev okı ile yetişmeğe âcizlerdir ve hâlâ ol nişângâh haceri üzre celî hatt ile güfte-i Cevrî Çelebi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 78b ·
metinde göster ·
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete
meserret
beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u …
Andan cümle erbâb-ı dîvâna beşâret-i azîmeler ve cümle ehl-i hizmete meserret beşâşet-i amîmeler râygân olup pîr [u] cüvân ve fakîr [u] a‘yân ol kadar şâd [u] handân oldular kim zühre-i felek raksa girüp paşa efendimiz serîr-i sa‘âdetde ve dîvân-ı adâletde revnak ve nev tarâvet bulup Ramazânın 14 erba‘a gün kânûn-ı sadrıa‘zam üzre kola binüp İslâmbol mollası öni sıra dahi talî‘a ayak nâ’ibi dahi muKuddem muhtesib ağası bu tertîb üzre alay-ı azîm ile Unkapanı mahzeni cenbinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân'ın dîvânhânesinde cemî‘i Karadeniz re’îslerin ve cemî‘i habbâzânları ve cümle uncuları ve cemî‘i mühtekir navluncuları cem‘ edüp Karadeniz sâhilinde Varna ve Palçığ ve Kavarna ve Keligra ve Mankalya ve Karahırmen ve Köstence ve Toluca ve Beşdepe ve İsmâ‘îl ve Kili ve Akkirmân nâm kal‘a ve iskelelerde gılâl niçeye alındığın su‘âl edüp ana göre çaşni dutup fi'l-hâl ekmek pişirüp ba'de‘l-harc ve'l-masârıf üç yüz dirhem beyâz nân-pâre bir akçeye el verüp eyle narh verüp lahm-ı semîne yedi akçe narh verüp andan Yemiş İskelesi'nde Ebü'l-feth'in sebzehâne dîvânına gelüp cümle me’kûlât [u] meşrûbat [u] müsmirrâta narh verüp andan Ebü'l-feth'in yeniçeri ve muhtesib dîvânı çârdağına gelüp anda hubûbâtdan pirinç ve bakla ve nohud ve mercimek ve kettân ve hınnâ ve şeker ve kahveye ve gayri eşyâlara narh-ı sultânî vererek gelüp sarâyında karâr edüp gicelerimiz kadar rûzlarımız rûz-ı ıyd olup şeb [ü] rûz umûr-ı mu‘azzamayı seyr [u] temâşâsın ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b ·
metinde göster ·
… ri yanında meks olunup bir gün tekâ‘üd fermân olunup der-i devlet-masîre feth-i
meserret
haberi müjdecileri gitdi. Ammâ atlarımızda ve cümle gâzîlerimizde zerre mikdâr …
Feth’i unudup aklım başımdan gidüp at üzre ne eğer ve ne kılıç ve kaddâre bir şey kalmamış. Gulâm sehel durup merhûm olup atı berk bağlayup gulâmı zemîne bırağup yine alem dibinde Feth-i Şerîf'e başladım. Zannetdim Arapça âyetin tilâvet ederdim. Hemân aklım başıma gelüp "El-hükmü lillâh" dahi neler olacakdır, deyü ileri at depredüp niçe temâşâlar etdik. Hulâsa-i kelâm, yedi kerre onlar bize, biz anlara hamleler edüp kâmil üç sâ‘at-i nücûmî ceng [u] savaş-ı perhâş oldu kim Azak cenginden berü böyle bir dilîrâne irâm(?)-â âver ceng olmamışdır. Ammâ anların dahi atları mukaddemâ bizimle vakt-i Şâfi‘îden berü ceng edeli bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim asker şîrînleyüp üzerlerine hücûm-ı ziyâdece etdiklerinde cümlesi seyrek ağaçlı ormanlara "Ormanus keres", deyüp firâr edince Daşnık Mirza'nın kethüdâsı ve on iki nâmdâr ağası ve on iki iç ağası Çelebi Kethüdâ koluna düşdiler. Ol ân onlara amân vermeyüp hâke düşürdüler. Ve Celâlîler ormandan var kuvveti bâzûya getirüp bir dahi hû etdiler. Yetmiş aded âdemleri dahi ser-nigûn olduğun gördüklerinde karârları firâra mü’eddî olup ardlarında kova kıra kellelerin ârâyiş-i nîze edüp serdârımıza getirüp ihsân [u] in‘âmlar alınup "Herkes kellesin hıfz etsin" deyü fermânlar olup herkes sürûr [u] şâdımânda iken ânî istimâ‘ etdik kim dağlar içre bir sadâ-yı Allah Allah kopup, "Bre nedir o?", deyü ormanlar içre bizim asker girüp meğer Bektâşlı ve Kara Çavuşlu mukaddemâ girü omanlar ardın kollayarak gitmişlerdi. Hanifi Halîfe ve Daşnık Mirza askerinin bakıyyetü's-süyûfuyla firâr ederken anlar râst gelüp cenge âheng edüp Allah Allah demişler. Bizim Melekli anı dahi imdâda yetişüp ânî gördük, Dasnik İmirza kırk altı aded tevâbi‘iyle karşu getirdiler ve cümle kayd-bend etmişler. "Bre Hanifi Halîfe niçe oldu?, işte firâr ediyor", diyince "Yaralıdır, yetişirsiz" deyü akîbince at bırağup nîm sâ‘atde yetişüp on üç âdemiyle Melekliler anı dahi 101a dest ber-kafa kayd-bend edüp serdâr huzûruna getirdiler. Ta vakt-i zuhr olunca kelle ve dil gelmeden hâlî olmadı. Âhir Celâlîlerin haymelerin kurup ve ganîmet olunan esvâbların bir yire yığup şühedâlarımız ve mürde olan Celâlîlerin leşleri yanında meks olunup bir gün tekâ‘üd fermân olunup der-i devlet-masîre feth-i meserret haberi müjdecileri gitdi. Ammâ atlarımızda ve cümle gâzîlerimizde zerre mikdâr tâb u tüvân kalmamış idi. Derhâl fermân-ı serdâr ile Celâlîlerden alınan sekiz yüz aded ganîmet atlarına bizim asker süvâr olup isteyen kendi atıyla küme küme olup bakıyyetü's-seyf olan Celâlîleri akîblerince kovmağa me’mûr oldular. Derhâl serdar-ı nusret-şi‘âr Kara Abdullah Paşa İznik ve Lefke ve Söğüd ve Eskişehir ve Seydî Gâzî kadîlarına hitâben Celâlîleri ele getirüp kayd-bend ile der-i devlete getirmeleriyçün on iki kadılara buyurdular yazılup kapucubaşılar ılgar ile revâne oldular. Hemân cümle re‘âyâ vü berâyâ "Nefîr-i âm emri geldi" deyü fürce bulup dağlarda hayvânât sayd [u] şikâr ederlerken benî Âdem avlamağa başlayup ertesi güne dek eli bağlı ve ciğeri dağlı ümmet-i Muhammedleri uryân [u] büryân edüp başlarında birer keçe külâh ile girîftâr-ı bend ederek serdâr huzûruna getirirlerdi. Ve ol meydân-ı ma‘rekede Ahmed Bey Çeşmesi kurbunda şâhrâhın tarafeynine yüz yetmiş şühedâlarımızı defn etdik. Ve yüz kırk altı âdem mecrûh bulunup cerrâhlar ta‘yîn olunup kimin arabalara ve kimin sallara tahmîl edüp Celâlîlerden kâmil altı yüz âdem "Beynehû beynallah" şehîd olmayup sahrâ-yı çemenistân-ı çerâgâhda olan dırahtistânın tahtında na‘ş-ı ibn-i Âdem şecere-i Vakvak zeyli gibi benî Âdem cesedi ile zeyn olmuşdu kim edîm-i arzda gûyâ yebrûhu's-sanem haşâyişi zeyn olmuşdu. Kimi bir çalışda dü-nîme olmuş kimi sünü yalmanıyla mürd olmuş, kimi kelle paça olmuş, kimi hamâyil bağı çalınup kol ve kelle perrân olmuş, kimi teper ber-kafa sadrına enince dünîme olmuş, kimi sepetleme çalınmış, kimi kurşum ile alınmış, kimi şast ber-kabza tîr-i kemândâra râst gelüp sûzen-i hayyât atlasından güzer eder gibi geçüp merhûm olmuş, hikmet-i Hüdâ, râdet-i ezelî böyle ta‘alluk edüp bu cengde dahi Azak ve Hanya gazâsından ziyâde ibret aldık, aceb sırr-ı Hudâ idi. Bu mevtâlar dahi tarîk-i âm tarafeyninde on beş aded çâhı re‘âyâya kazdırup cümle leb ber-leb edüp kelleleri ârâyiş-i nîze oldu. Ve mâl-ı ganâyimlerinden cümle sekiz yüz at ve bu kadar mâl-ı ganâyim ve hayme vü hargâh ve bâr-ı bengâh ganîmet olunup niçe kimesne yahşi kılıç u gaddâre ve zırh-ı zirîh külâh ve tüfenk ve kalkan ve esbâb [u] eskâl ve mahbûb gılmânlara mâlik oldular ammâ develeri yok idi. Ancak yigirmi katar-ı katır var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100b–101a ·
metinde göster ·
… ş idin, ammâ top çeküp tüfeng atup tabl döğüp varman’ deyü İpşir'den bu haber-i
meserret
Pinyaniş'e geldikde cânlarına minnet bilüp bir alây aklı gözünde kavm-i Ekrâd g …
Âhir gördü kim Acem tarafından sulha muğâyir bir şey yokdur. Âhir-ı kâr bu kerre kendüsi Van hâkimi olduğunda bu koyun sâhibi olan Pinyanişî kavmine Haleb'den haber gönderüp, ‘sizin donluğunuz ve sancağınız ve çöreğiniz ziyâde ideyim, Acem tarafın nehb ü gâret edüp sulha muğâyir iş idin, ammâ top çeküp tüfeng atup tabl döğüp varman’ deyü İpşir'den bu haber-i meserret Pinyaniş'e geldikde cânlarına minnet bilüp bir alây aklı gözünde kavm-i Ekrâd gelüp Rûmiyye'den hırsızlık ile başlar alup ve gûsfendler sürüp gitdi. Sizler İpşir'e arz etdiniz. Arzınıza iğmâz-ı ayn edüp sizler de Pinyaniş askerin ve vilâyetin top u tüfeng ile urup kırk bin koyunların nehb edüp {sürüp} üç yüz âdemlerin esîr edüp kırup bedürüstî sulha muğâyir iş olduğun Kürdler İpşir'e feryâd ile arz etdiler. İpşir Haleb'den arzı pâdişâha gönderüp ‘Pâdişâhım ben Acem üzre giderem ve senden hazîne ve asker istemem. Pâdişâhım cenâbın dahi nevrûz-ı Harzemşâhîde Revân üzre teşrîf buyurun’ deyü telhîsleri pâdişâha gelince kayser-zemîn şâhı bizim Melek Paşa'ya İpşir'in arzın gösterdikde Melek Paşa 'Hâşâ pâdişâhım, Acem sulha muhâlif bir evzâ‘ etmemişdir. Eğer sulha hilâf olduysa Ekrâd tarafından olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 293a ·
metinde göster ·
… ı vekîl-harca teslîm edüp sâ’ir eşyâlarımızın dahi âdemlerimize teslîm olunduğu
meserret
mektûbları geldi.
Menzil-i diğer şehr-i Rûmiyye: Konağımıza dâhil olup yine hân ile zevk u safâya meşgûl olup niçe ziyâfetlerde bî-hisâb ihsânların aldık. Yevm-i mezbûrda Van'a giden âdemlerimiz gelüp paşaya yigirmi bin koyunu ve bizim koyunlarımızı vekîl-harca teslîm edüp sâ’ir eşyâlarımızın dahi âdemlerimize teslîm olunduğu meserret mektûbları geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299a ·
metinde göster ·
… zeyn edüp üç yaylım top ve tüfeng şâdumânları kal‘a miftâhların Süleymân Hân'a
meserret
haberleriyle irsâl eder.
Andan serdâr-ı Mu‘azzam {İbrâhîm Paşa} Bağdâd'a vardıkda Hâkim-i Bağdâd Tekyelü Mehemmed Hân cümle ehl [ü] ıyâliyle keştîlere binüp Basra taraflarına gider ve cümle nökerân-ı Acem-i Becem Diyâle nehrin ubûr edüp Derne ve Derteng câniblerinden diyâr-ı Fars'a ve şehr-i Kum u Kâşân'a yüz tutarlar. Çünki serdâr-ı vezîr-i dilîr bu ahvâli istimâ‘ edüp iki gün ılgar edüp Bismillah ile İmâm-ı A‘zam Bâbı'ndan sene 941 târîhinin şehr-i Cemâziyelevvelî'sinin yigirmi dördüncü günü Bağdâd-ı behişt-âbâda dâhil {olup} şehri bezekistân etdirüp cemî‘i burc u bârûları asker-i İslâm ile pür edüp tuğ ve alem ve sancağ u bayrağ ve filandıralar ile cümle dendân-ı bedenleri ve cümle ebrâcları zeyn edüp üç yaylım top ve tüfeng şâdumânları kal‘a miftâhların Süleymân Hân'a meserret haberleriyle irsâl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
"Bire, bu feth-i meserreti dahi Paşa'ya yazup Evliyâ Çelebi'yle bildirelim, zîrâ hâlâ Paşa efendimiz 'Ayâ nice oldular' deyü ızdırâb çeküp habere muntazırlardır" deyüp tarfetü'l-ayn içre bu meserret dahi yazılup hakîre verüp elli aded çatal atlı refîkler verüp ân-ı vâhidde cânib-i cenûbda nehr-i Perezen'i hâzır u âmâde gemilerle geçüp ılgar ile berk-i hâtif gibi 61b gidüp Böremoyin nâm mahalde yem kesdirüp andan bir gecede menzil-i Otyarık nâm mahalle vakt-i şâfi‘îden evvel gelüp birkaç tüfengler atup olan otları yarık edüp alev ber-alev olup birkaç tüfeng dahi atup hele ân-ı vâhidde üç pâre firkate geldikde süvâr olup tarfetü'l-ayn içre sabâh namâzından sonra Melek Ahmed Paşa'nın destin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a–61b ·
metinde göster ·
… zamânımızda hem Bozcaada ve hem Özü kal‘ası kâfir elinden halâs oldu" deyüp bu
meserret
haberi ol ân sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp hakîri yoldan gelme kıyâfetimle huz …
{Kâ’immakâm eydir}: "Elhamdülillâh zamânımızda hem Bozcaada ve hem Özü kal‘ası kâfir elinden halâs oldu" deyüp bu meserret haberi ol ân sa‘âdetlü pâdişâha telhîs edüp hakîri yoldan gelme kıyâfetimle huzûr-ı pâdişâha bile götürürken eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63b ·
metinde göster ·
gûyâ yeni kral içün oldu, zîrâ rakîbi Kemen Yanoş mürd oldu ve kral bundan sonr …
Bu sefer-i meserret gûyâ yeni kral içün oldu, zîrâ rakîbi Kemen Yanoş mürd oldu ve kral bundan sonra müstakil kral olup bir haftada iki bin kîse, ki üç sene bâkî kalan harâcı tahsîl edüp hazîneye teslîm edüp bâkî kalan bin kîse mâl-ı pâdişâhîyi vermeğe zâmin oldu. Hakkâ ki bu re’y [ü] tedbîr cümle Serdâr-ı Ekrem Ali Paşa'nın âkıbet-endîş dûrbîn-fikrin re’y-i ahseniyle ve Melek Ahmed Paşa'nın du‘â-yı hayr berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26a ·
metinde göster ·
… dar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldukların bu hakîr Erdel gazâsında iken bu feth-i
meserret
haberi Erdel'de Ali Paşa'ya geldiği ma‘lûmumdur.
Cümle küffâr bu şeb-hûnu görüp hâbdan cümle serâsime bîdâr olup kimi nehr-i Tuna'ya kendüyi atup kimi uryânen dağlara düşüp kimi çıplak atlarına binüp firâr edüp bu kadar bârgâh [u] büngâhları ve bu kadar mâl-ı hazâ’inleri Cânkurtaran altında kalup Cânkurtaran altında yedi bini cân kurtarmayup bî-cân olup dendân-ı tîğ-ı âteş-tâb-ı gâziyân-ı Cânkurtaran'dan geçüp bakıyyetü's-süyûflarından iki bin altmış kadar esîrleri alup kavm-i Cânkurtaran cânların ve kal‘aların kurtardıklarından mâ‘adâ bu kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldukların bu hakîr Erdel gazâsında iken bu feth-i meserret haberi Erdel'de Ali Paşa'ya geldiği ma‘lûmumdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
… velâ mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi üçüncü gün yevm-i Pençşembe'de bu feth-i
meserret
haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre gelecek askere istikbâle git …
Evvelâ mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi üçüncü gün yevm-i Pençşembe'de bu feth-i meserret haberi geldik[de] geceden on bin asker dağlar içre gelecek askere istikbâle gitdiler. Ve yine alaydan sonra "Ordu-yı İslâmdan top u tüfengler atılup gülbâng-ı Muhammedî çekilsin" deyü tenbîh ü te’kîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
karîbü'l-ahd olmağile bu menâkıbı ol cengde hâzır olup gören ihtiyârlardan isti …
Bu gazâ-yı meserret karîbü'l-ahd olmağile bu menâkıbı ol cengde hâzır olup gören ihtiyârlardan istimâ‘ edüp tahrîr etdik. Ba‘dehu bu şühedâlara Fâtiha tilâvet {edüp} yine refîklarımız ile cânib-i şarka nîm sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11a ·
metinde göster ·
… varsınlar, eğer 294a anda dahi lağım var ise beni lağım ile âteşe yakın" deyü
meserret
haberler verince Sadrıa‘zam âye[t] sûre-i (---)
"Devletli vezîr, bu asâkir-i İslâmı iki yıldır bu Çufud tabyası ve Taşlı tabya ve Haçlı tabya ve Kanlı tabyaları önlerinde bu ümmet-i Muhammedi ne kırdırırsın. Bu mahaller ve bu sahrâlarda cümle altlarınız onar ve on ikişer kat lağımlardır. Bir yerden on lağım atar cümle lağımlar benim işlerimdir ve benim re’y-i tedbîrimle yapılmışlardır. Eğer benim sözüm dutarsanız bu mahallerden bu kal‘ayı döğmeği ferâğat edin, zîrâ toprağında lağımları çokdur. Ammâ Kızıl tabyadan tâ deryâ kenârına varınca cümle taşlık olup ol tarafda aslâ lağım yokdur. Hemân deryâ kenârına varın, eğer bu kal‘ayı oradan feth etmezseniz beni kebâb edin. Ve Göllük tarafında deryâ kenârında kum içinde meteris edüp tâ kal‘a dibine varsınlar, eğer 294a anda dahi lağım var ise beni lağım ile âteşe yakın" deyü meserret haberler verince Sadrıa‘zam âye[t] sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293b–294a ·
metinde göster ·
… rek bir arşın altı parmak ve iki arşın üç parmak", her ne kadar olduysa her gün
meserret
haberlerin Mısır içine böyle teblîğ ederler. Herkesin isti‘dâdına göre ihsân ed …
"Bi-emrillâh câe'n-Nîlü'l-mübârek bir arşın altı parmak ve iki arşın üç parmak", her ne kadar olduysa her gün meserret haberlerin Mısır içine böyle teblîğ ederler. Herkesin isti‘dâdına göre ihsân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b ·
metinde göster ·
… âmi‘lerinde du‘â olmağa başlayup Kamaniçe fethi mümted olup feth [ü] fütûhât ve
meserret
haberleri gelmedüğinden halk me’yûs olup du‘âya gitmeğe batî oldular. Bir gün İ …
Kethudâ İbrâhîm Paşa vâlî-i Mısır iken Kamaniçse seferi du‘âsıyçün Y 250a Mısır'ın cemî‘i mekteb hocalarına tenbîh olunup haftada iki kerre câmi‘-i Ezher'de du‘âya cem‘ olup du‘â ederlerdi. Ba‘dehu fermân-ı vezîr ile gayrı selâtîn-i selef câmi‘lerinde du‘â olmağa başlayup Kamaniçe fethi mümted olup feth [ü] fütûhât ve meserret haberleri gelmedüğinden halk me’yûs olup du‘âya gitmeğe batî oldular. Bir gün İbrâhîm Paşa bâlâda tahrîr olunan Mısır mollâsı İshâkzâde Efendi'ye esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249b–Y250a ·
metinde göster ·
… met düşüp sâyir emvâl erzâk üsârâ hisâbın Fettâh Allâh bilür. Bu feth-i fütûhun
meserret
haberin Medîne-i münevverede Hazret-i Ömer'e neccâb ile Amr nâmeler gönderüp an …
Âhir hicretin on tokuzuncu sâlinde Kayseriyye'de Hırkîl nâm kral-ı la‘în mürd olduğu deryâdan İskenderiyye'de mahsûr olan küffâr-ı Rûm'a vâveylâ Q 280bP 277b düşüp ol ân kal‘anın mancınıkdan münhedim olan yerlerinden cüyûş-ı muvahhidîn yürüyüş edüp hicretin yigirminci senesinin mâh-ı Muharrem'inde yevm-i cum‘ada kal‘a-i Cennet-âbâd-ı İskenderiyye-i sengîn-bünyâd feth olup guzât-ı müslimîn mâl-ı ganâyimi deve yükiyle alup cümle Sahâbe-i kirâm bay olup her âdeme kırkar bin altun ganîmet düşüp sâyir emvâl erzâk üsârâ hisâbın Fettâh Allâh bilür. Bu feth-i fütûhun meserret haberin Medîne-i münevverede Hazret-i Ömer'e neccâb ile Amr nâmeler gönderüp anlar dahi yigirmi bin asker imdâd gönderüp Eski Mısır'ı muhâsara etdikleri bâlâda mufassalan mastûrdur. Ve İskenderiyye fethi hakkında bu ebyât denilmişdi, beyit:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y316a ·
metinde göster ·