… tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp
meterisden
çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mik …
Bu minvâl üzre kırk gün asâkir-i İslâmı eğlendirdi ve bu mahallerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık firkateler ile imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i Tün ile şinâverlik edüp gavvâs-vâr dalarak şeb-i muzlimde niçe bin dîde-bânlar var iken vücûdların nehr-i Tün'e müstağrak edüp ağızlarında birer kamış ile nefes alarak ubûr edüp kal‘a-i Azağ'a niçe bin küffâr bu hîle ile girüp küffâr tâze cân bulup günden güne cengâverlik edüp meterisler basup şebhûnlar edüp kelle ve diller alup ka‘r-ı zemînde gâ’ib olurlardı. Ve ba‘zı âlât [u] silâhları ve mühimmâtların sığır tulumlarına koyup tulumları nehr-i Tün'e gark edüp nehr-i Tün ile tulumlar cereyân ederek kal‘aya bu gûne hîle ile zehâ’ir ve mühimmât [u] levâzımât gönderüp imdâd ederlerdi. Bu muhîl şeytanatların dahi guzât-ı müslimîn duyup nehr-i Tün içre gemi direklerin kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin guruşluk mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu hâl ile küffârın yine imdâdı gelmeyüp küffâr me’yûs oldu. Ammâ la‘în küffâr zir-i zemînde bî-bâk ü bî-pervâ gûnâ-gûn kemîngâhlar kurup ve niçe dâm-ı tezvîrler ve şarampav domuz delikleri idüp ileri varan ümmet-i Muhammed'i şehîd ide ide halkın yüzü döndü. Ve bu üslûb-ı rüsvây üzre ceng mümted olur deyü guzât-ı müslimîn havfe düşdüler. Ve efvâh-ı nâsda Moskov kralı iki kerre yüz bin küffâr ile geliyor deyü bu haber şüyû‘ bulup halkın aklı başından gitdi. Ammâ bu haber düşman sözü idi. Bu hâl üzre cümle vüzerâ ve vükelâlar mâh-ı mezbûrun (---) günü cümle a‘yân, sığâr u kibâr ve kâr-âzmûde iş erleri ale'l-‘umûm bir yire gelip meşveret-i azîm edüp dediler kim "Bu cengimiz günden güne gerü kalup kal‘adan nâm [u] nişân kalmayup yine fethi müyesser olımayıyor ve yeniçeri tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp meterisden çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niçe olur ve nerede kışlar ve yüz bin kadar asker-i İslâm nerede cây-ı emn bulur. 261b Ve bir tarafdan imdâd gelmek ve zahîre gelmek muhâl-ender-muhâl bu kerre asker-i İslâm içre kaht [u] galâ olursa hâl neye müncer olur. Ve cebehâne-i pâdişâhîyi kime bırağırsuz ve ne cânibe gidersüz, bir cânibi deryâ, şimâl cânibi kâfiristân, şark ve kıble cânibi Heyhât Sahrâsı" deyü bu kadar müşâvere halkın her kafasından biner sadâ çıkup gûnâ-gûn müşâvereler etdiler. Âhiru'l-emr Koca Ken‘an Paşa ile Tershâne Kethüdâsı Piyâle Ağa buyurdular kim "Hemân re‘y u tedbîr oldur kim bu gün dellâllar nidâ edüp ale's-sabah yürüyüşdür. Timar ve ze‘âmet ve ibtidâ eyle sipâhîlik ve mâl-ı ganâ’im isteyen gelsin, deyü tenbîh olsun. Yedi koldan yedi bin âdem serdengeçdi ve salıcı yazılsın ve ana göre gayrı guzât-ı müslimînden niçe bin mücâhidîn dahi cem‘ olup cenge terğîb edin. Vermek Allah'ındır. Mısrâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261a–261b ·
metinde göster ·
… erinde kapanup var kuvveti bâzûya getirüp derûn-ı dilden cenge âheng etdiler ve
meterisden
taşra çıkmış bulunanlar gördüler kim cânib-i erba‘aların Osmânlı ve Vanlı asker …
Hemân dem asâkir-i hân-ı hezîmet-me’ser bu hâl-i pür-melâli gördüler kim içlerine Kassâb-ı Cömerd köçekleri girüp murâd idindikleri üzre başdan ve koldan ve butdan kelle paça edüp kırup dökerler. Hemân anlar dahi sa‘b meterislerinde kapanup var kuvveti bâzûya getirüp derûn-ı dilden cenge âheng etdiler ve meterisden taşra çıkmış bulunanlar gördüler kim cânib-i erba‘aların Osmânlı ve Vanlı askeri almış. Hemân anlar dahi bir yire cem‘-i vefîr ile domuz topu olup kudurmuş kelb gibi ve sunar-turaş zağar gibi her tarafa sunup iki asker "Allah Allah" diyerek birbirlerine karıldı ve katıldı. Meterislerinden niçe bin tüfengler hebâya atıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… îr ile hüsn-i ülfetler ile guzâta gûnâ-gûn ta‘ahhüdler ederek her bâr kendüleri
meterisden
çıkmayup askeri cenge terğîb ederdi.
Bu mahalde Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa bir koldan kal‘a döğmeğe ta‘yîn eyleyüp Seydî Paşa "Sem‘an ve tâ‘e" deyüp cümle hayme [vü] hargâhların bozup bir gayrı yere kurup meks-i hıyâm edüp guzât-ı müslimîn içre gelmeyüp "Biz bu tarafları muhâfaza ederiz" deyü serdâra haber gönderdikde, serdâr-ı sâhib-i gayyûr "Olmaya illâ hayr" deyüp var kuvveti bâzûya getirüp cümle guzât-ı müslimîne ihsân [ü] in‘âm ve tîmâr ü ze‘âmetler bezl edüp sağîr ü kebîr ile hüsn-i ülfetler ile guzâta gûnâ-gûn ta‘ahhüdler ederek her bâr kendüleri meterisden çıkmayup askeri cenge terğîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
bu tertîb üzre küffâra şeb [ü] rûz göz açdırmayup döğerlerdi, ammâ kal‘aya zerr …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ayı yedi koldan yetmiş kat meterisden bu tertîb üzre küffâra şeb [ü] rûz göz açdırmayup döğerlerdi, ammâ kal‘aya zerre kadar rahne isâbet etmezdi. Bu hâl üzre on birinci günde handak kenârına varılduğu gün Kıbleli Paşa şehîd olup civâr-ı rahmete vâsıl olup na‘şını (---)(---) defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… bir vallâhu yukaddir dir. Garâ’ib bu kim bir sû-i tedbîr buyurdusu ile yeniçeri
meterisden
çıkması bahâne olup meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ammâ evvel mesâfe meydân-ı …
Ve bu Raba inhizâmı günü rûz-ı mahşer olduğuna aslâ şübhem kalmadı ve Rabbü'l-âlemîn'e i‘tikâd-ı tâmım dahi ziyâde oldu, zîrâ cümle vüzerâ hüsn-i tedbîr etdim zann edüp müşâvereler etdiler, ammâ El-abdü yüdebbir vallâhu yukaddir dir. Garâ’ib bu kim bir sû-i tedbîr buyurdusu ile yeniçeri meterisden çıkması bahâne olup meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ammâ evvel mesâfe meydân-ı şecâ‘at asker-i İslâmda idi. Âyet, sûre-i Naşrah'de Arapça nass-ı şerîfi delîl-i kat‘îdir kim bu âyet-i şerîfeyi bu cengde müşâhede etdim, zîrâ bozmak ve bozulmak Allâh elindedir, ammâ bir ânda Cenâb-ı Bârî niçe yüz bin gûne sun‘ını icrâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… ncak beği askeriyle cümle on üç bin leşker olup cümle yüz seksen beş kol 290b
meterisden
Rûmeli beğlerbeğisi Pehlivân Paşa girmiş idi. Bu kollarda serdâ[r-ı] zafer-şi‘â …
Eyâlet-i Rûmeli kolu: On sekiz aded sancak beği askeriyle cümle on üç bin leşker olup cümle yüz seksen beş kol 290b meterisden Rûmeli beğlerbeğisi Pehlivân Paşa girmiş idi. Bu kollarda serdâ[r-ı] zafer-şi‘âr bu idi, zîrâ Deli Hüseyin Pa[şa] asrında alaybeği iken bu koldan meterise girmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 290a–290b ·
metinde göster ·
çıkup Âsitâne-i sa‘âdetde sekbânbaşı olmağa fermân olunup İbrâhîm Paşa akîbince …
Bu mahalde sekbânbaşı dahi meterisden çıkup Âsitâne-i sa‘âdetde sekbânbaşı olmağa fermân olunup İbrâhîm Paşa akîbince Hanya'ya revâne olduğu mahalde Benli Ahmed Ağa ve başçavuş ve küçük çavuş şehîd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·