… ü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve
meterislerde ve
meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ …
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece kimsenin haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfirlerden alınan cümle yetmiş altı pâre topları ve cümle cebehâneleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi dizilüp Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış altı pâre şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler üzre kubbeler örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i zincirleri çıkarup cümle esîrlerin boğazlarına tavk-ı selâsil urup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve giriftâr-ı bend-i belâ edüp sahrâ-yı Özü'de yatan leşlerin ve nehr-i Özü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve meterislerde ve meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ olup ve bin iki yüz aded işe güce yaramaz mecrûh olan kâfirleri dahi cümle kılıçdan geçirüp baş etdiler. Ve cümle başları Özü meydânında esîr olanlara kendü kavmi başların bıçaklar ile yüzerlerken ağlaşarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
… ân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle
meterislerde ve
sıçan yollarında mükellef tabyalar ve siperler yapdılar.
Hemân küffâr kubur yolların görünce ve kal‘a altına lağım yolları girince ve sürülen toprağın handak içine dağlar gibi geldiğin görünce hemân küffâr-ı murdâr gûyâ bir kudurmuş mâr olup gece ve gündüz top u tüfeng ve kumbara vü fişeng dûdının muzlimliğinden rûz-ı rûşen leyle-i muzlimden fark olunmazdı. 112b Hattâ bu savaş-ı perhâşda yüz beş aded yiğit câm-ı şehâdetden nûş {edince mest}[ü] medhûş-ı ebed olup meşhed-i gâziyân mahallesinde cümlesin hânelerine götürdüler. Ve sıhhatde kalan gâzîler cümle meterislerde ve sıçan yollarında mükellef tabyalar ve siperler yapdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a–112b ·
metinde göster ·
… asâkir-i İslâm otuz bir bin yedi yüz aded asâkir-i İslâm olup cümle üç yüz aded
meterislerde ve
elli aded sıçan yollarında mâl-â-mâl ıskarça asâkir-i müslimîn idi. Ammâ bu Göl …
Ve bu Göllük tarafında olan cümle-cümle asâkir-i İslâm otuz bir bin yedi yüz aded asâkir-i İslâm olup cümle üç yüz aded meterislerde ve elli aded sıçan yollarında mâl-â-mâl ıskarça asâkir-i müslimîn idi. Ammâ bu Göllük mahalli gâyet teng-i dar olup tâ Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa bu kola gelmeyince meterisler ve sıçan yolları vâsi‘ olmadı. Sağ tarafında nazarete dubasın(?) doldurup sol tarafında küfeke taşlı kayaları kesüp meterisler içre ka‘r-ı zemînde hücreler ve kahvehâneler ve sebîlhâneler ve gasilhâneler inşâ edüp her siperlerin üzerlerine birer âdem kaddi kalın topraklar yığup cümle guzâtı taşdan ve kumbaradan sehel emîn edüp her siperlere ve tabyalar üzerlerine kalın vordinar direkler ve servi dırahtları örtüp üzerlerine çim ü rıhtım toprak döşeyüp bu hâl ile bu Göllük tarafı emîn olup guzât-ı müslimîn huzûr ile ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… âm üzre top ve kumbara ve muşkat ve havân taşların bârân-ı la‘net gibi yağdırup
meterislerde ve
sıçan yollarında ve tabyalar ve siperlerde bir âdem baş göstermeğe aslâ kâdir o …
Hikmet-i Hudâ der-ceng-i azîm-i deryâ: Mukaddemâ Göllük tarafında Fransa küffârının dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçdiği günün (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde rûy-ı deryâda yüz yigirmi pâre kalyon ve kadırga ve ma‘unalar ile Duka ve Malta ve Papa ve Manya gemileri vech-i deryâyı bâdbânlarıyla bezeyüp vakt-i Hanefî oldukda cemî‘i kâfir gemileri Vezîria‘zamın koluna karîb yanaşup sabâhdan tâ vakt-i zuhra dek cümle meteris içre olan asâkir-i İslâm üzre top ve kumbara ve muşkat ve havân taşların bârân-ı la‘net gibi yağdırup meterislerde ve sıçan yollarında ve tabyalar ve siperlerde bir âdem baş göstermeğe aslâ kâdir olamadılar, zîrâ meterislerin deryâ taraflarında ardları açık olup siperleri olmayup cümle asâkir-i İslâm meydânda idiler, ammâ kal‘a tarafları metânet üzre siperli idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a ·
metinde göster ·
lağımlarda mürd olup gayrileri cümle mutî‘ [u] münkâd oldular.
Ve dahi isfakiye dağları üç yüz mîl alarka deryâdan nümâyândır kim bu kûh-ı ser-bülend üzre seksen yedi pâre şehir-misâl kurâlar Mekke ve Medîne'ye tahrîr olunmuşdur. Ve Sultân Mansûr bu cezîre-i Girid'i feth etdikde yetmiş yedi sene kabza-i tasarruflarında iken Arab tâ’ifesi bu isfakiye keferelerinden kızlar alup içlerine Arab karışdıklarından hem Arabî ve hem Rûm-ı Yûnânî lisânı tekellüm edüp silâhları ok yay ve tüfeng ve sapandır. Ve bu isfakiye dağları gâyet sa‘b ve halkı gâyet şecî‘ olmak ile cemî‘‘i zamânda Venedik kralına belî demeyüp ba‘de'l-feth Âl-i Osmân'a harbe ucuyla itâ‘at edüp aslâ meteris hidmetine gelmemişlerken zor-ı bâzû ile meterislere girüp cebbâr küffârları cümle meterislerde ve lağımlarda mürd olup gayrileri cümle mutî‘ [u] münkâd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
… a⟧ talattum ve tenessüm etmeğile iki koldan yürüyüşler ahvâline âğâzeler olunup
meterislerde ve
sâ’ir gediklerde mevcûd ve me’mûr olan asâkir-i zafer-me’serden gayri serdengeç …
den nesîm-i Arapça talattum ve tenessüm etmeğile iki koldan yürüyüşler ahvâline âğâzeler olunup meterislerde ve sâ’ir gediklerde mevcûd ve me’mûr olan asâkir-i zafer-me’serden gayri serdengeçdi nâmıyla Kızıl tabya cânibinden yürümek üzre yigirmi binden ziyâde dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân ve tahsîl-i rızâ-yı Hâlık-ı kevn [ü] mekân ve tekmîl-i hoşnûdî-i Habîb-i Râzık-ı ins [ü] cân merd-i şîrân, şemşîrgîr, hünerverân, dârgîr hâzır u âmâde olup kezâlik Göllük cânibinde dahi bahâdır u dilâver ü şücâ‘ân u nâmdârân yiğitlerden on bin adedden ziyâde gâzîler tîğ-i âteş-te’sîrleriyle küffârların vücûdların sahîfe-i âlemden hakk etmek ârzûsuyla ârzû-yı dîdâr-ı el-Melikü'l-Mennân ve sevdâ-zede-i civâr-ı Habîbü'r-Rahmân ümmîdiyle sâkî-i kevser-i alîden câm-ı şehâdeti nûş etmeğe müterakkıblar iken fermân-ı hazret-i sipehsâlâr-ı celîlü'ş-şân olduklarında derûn-ı kal‘ada mahsûr olan müşrikîn ve küşte-i sergerdân olan düşmen-i dîn ale'l-vechi'l-yakîn habîr ü âğâh olup " Arapça mefhûm-ı şerîfi üzre cünûd-ı Rahmâniyye'nin harekât [ü] cünbüşlerinden düşmen-i bed-kîşinin efkâr-ı şeytâniyyeleri perîşân ve ve hâl-i diyer-gûnları tebâh ve kal‘a-i mezbûre ellerinden gideceğinden gayri sâ’ir vilâyetleri dahi harâb ve meskenleri bûm-ı gurâb olacağın muhakkak bilüp dahi cân u mâllarına emân ve el vilâyetlerine tecâvüz olacak sâhib-kırân-ı kişver-küşâ ve kahramân-ı kîtî-sitâ[n] hazretlerinin âsitâne-i muhalledü'l-erkân âlemü'ş-şânlarından taleb ü afv-ı emân ve ızhâr-ı ubûdiyyet ve inkıyâddan gayri çâre ve dermân bulmayup el-mücâhidü fî-sebîlillâh el-gâzî li-vechillâh el-âlimi'l-âmili'l-vâlîi'l-kâmil vezîria‘zam ve serdâr-ı ekrem vezîr ibn vezîr Fâzıl Ahmed Paşa hazretlerinin pîşân-ı sa‘âdet destgâh-ı nusret-iktirânlarına elçiler irsâl ve ricâ-yı afv [u] emân taleb eylediklerinde edâ-yı kelâm-ı zerrîn ve fikr-i isâbet-i karîn-Âsafları üzre zamîr-i münîr-i hûrşîd nazîrlerinden el-afvu şükrün li'z-zafer mefhûmu cilveger ü leme‘ân edüp buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328b ·
metinde göster ·