İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

meyve

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
75
isabet
67 cümle/beyitte
27,8
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
23 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi7530,6

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 75

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“meyve” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 133b–134a … r ammâ yine her zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Zîrâ 134a bender şehirdir. Gûnâ-gûn meyve fürûht eden bâzârcı dükkânları ile meşhûrdur. Zîrâ bu dükkânlar cümle dıraht-ı …
EÇS I 139b–140a "Yâ Rabbî bu kuru ağaca meyve ver ve meyvesin meşhûr-ı âfâk eyle" deyü du‘â edüp Bâyezîd-i Velî ve Kara Şemşe …
EÇS I 139b–140a … kerâmet-i Bâyezîd mi, Kara Şemseddîn mi, Şehzâde Selîm mi böyle bir kuru çubuk meyve verdiğiyçün hâlâ Çubuklu Bâğçe derler. İlâ mâşâallâh, bunda olan kızılcık bir d …
EÇS I 159a … her şecerin güzîdesinden birer nev-nihâlleri bî-semer dırahtlara aşlayup âbdâr meyve verir. Hattâ bir üzüm asmasında yigirmi elvân üzüm nihâli aşlayup yigirmi gûne …
EÇS I 180a … , bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üz …
EÇS I 180a … zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre …
EÇS I 180a … aklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başl …
EÇS I 180a … ümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri …
EÇS I 180a … bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ub …
EÇS I 180a–180b Hakîkatü'l-hâl bir meyve gemisi gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek …
EÇS I 180a–180b … gemisi gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek meyve alırlar, şerî‘ata varsalar da‘vâları dinlenilmek memnû‘dur. Tâ bu mertebe lecûc …
EÇS I 180b … ik kemer bestesidir. Bunlar dâ’imâ Hazret-i Resûl'e ve Ehl-i beyte sepetler ile meyve ve şükûfe donadup armağan getirirlerdi. Kabri Tâ’if'dedir.
EÇS I 180b … ânekapusu önündedir. Cümle vüzerâ ve ulemâ ve a‘yâna pîşkeşlik içün tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bu …
EÇS I 180b … tabla tabla meyve ve bahâr-ı gûnâ-gûnları bunlar donadup sayf ü şitâda âlü'l-âl meyve ve bahâr bunlarda bulunup niçe yüz tabla ile meyveleri başlarında götürüp güzer …
EÇS I 180b–181a … htesib ağa 181a kethudâsı bir kaç âdemi huzûruna kul oğlanları getirüp "Eksik meyve satmışsın" deyü alayköşkü dibinde falaka deyenek deyüp kimine deyenek kimine ta …
EÇS II 228b Kayağan bâzârında Yemiş bâzârcıları çârsûsu dahi dükkânları gûnâ-gûn meyve dallarıyla zeyn olmuşdur. Ve harîr çarhcıları dahi başka bir sûkdur.
EÇS II 253a … kıyâmet, burda gül-i gülistân ve reyhân ve erğuvan ve limon ve turunç bahâr ve meyve vermededir ve iklîm-i hâmis olmağıla tûl-ı nehârî (---) (---) ve arz-ı beledî ( …
EÇS II 278b göynümiş / olmuş meyve
EÇS II 279b … üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhû …
EÇS II 288b … utabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i se …
EÇS II 304b Ve engûr âbdârı ve sa’ir meyve [vü] müsmirrâtı ve gülnârı ve gûnâ-gûn pembesi ve sebzevâtı meşhûrdur. Ve halkı …
EÇS II 327b … [u] bostânı ol kadar firâvân değildir. Ammâ cânib-i erba‘asından gûnâ-gûn âbdâr meyve gelüp şehr ganîmet eder. Ve dahi vilâyet-i vasî‘i ma‘mûr ve mezâri‘leri vâfir v …
EÇS II 342a … rin cemî‘î meyvesi iki günde seyishâneler üzre Erzurûm'a gidüp şehr-i Erzurûm'u meyve ile ganîmet eder bir şehr-i İreme zâtdır.
EÇS III 122b–123a … ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğu …
EÇS IV 226b hüsn-i hır hır / kemâlin bulmuş meyve
EÇS IV 346a … yu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş ka …
EÇS V 124a … ıhrâk bi'n-nâr etdirüp nahlistân, gülistân, bâğ ve besâtînlerinin kemâle ermiş meyve dırahtistânların tîğ u teber ile kat‘-ı şecer etdirüp şöyle harâb u yebâb ve ha …
EÇS V 131a … şeyler yokdur, ammâ Hersek'de ve Mostar'da ve leb-i deryâlarında hurmadan gayrı meyve var.
EÇS V 168b … kubbeye bir yüksek dîvâr çeküp bir âlî kapu etdi kim atlılar girmeye ve beş yüz meyve dırahtı diküp bir âb-ı hayât kuyu hafr edüp ehl [ü] ıyâliyle bir türbedâr ta‘[y …
EÇS VI 20a … nâ-gûn tahta biçilir. Ve bu dağlarda fısdık lezzetinde üç köşeli bir gûne lezîz meyve biter, böğrülce kadar ancak vardır, evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar …
EÇS VI 155a … u kenârında Hacı Hurrem Ağa sarâyında, bu dahi bir nahl-i hurma-yı âlîdir, ammâ meyve verdiği ma‘lûmum değildir. Ve meşhûr ve ma‘mûr bu mezkûr sarâylardır.
EÇS VII 4b Meyvesi bir turfedir kim cemî‘i meyve şecerelerin dalcuğazlarında biter. Bunun meyvesi üç yüz aded kalın dallarının v …
EÇS VII 11b … ânları var, ammâ bâğları ve bâğçeleri ve müşebbek bostânları bî-hisâbdır. Hatta meyve zamânı olmağile haseki ağaya seksen gûne emrûd getirdiler kim sicilde mastûrdur …
EÇS VII 160a … kârgîr binâlı hânedânlardır. Bu şehir yerinden gayri yurda kalkmamak ile ba‘zı meyve ağaçları bulunur, ammâ kûh-ı Elburz eteği olmak ile bâğları ve bâğçeleri yokdur …
EÇS VII 180a … sû-yı bâzârları var. Me’kûlât [ü] meşrûbâtaları balık ve rakı ve bozadır. Gayri meyve sâ’ir me’kûlâtları nâdirdi, ammâ koyunları ve hınzîrları çokdur.
EÇS VII 185b … erinde elma ağaçları ve vişne ve erik ağaçları var, ammâ sovukdan değme zamânda meyve vermezlermiş, ammâ bostânları latîf olur.
EÇS VIII 321b Girid'in bu kazâsında olan meyve ve şükûfeler ve me’kûlât [u] meşrûbâtların kesreti ve enhâr-ı hayvânların vefre …
EÇS VIII 323a … de yüz mikdârı hurde havlısız dâr-ı menhûsları ve üç aded manastırları ve ba‘zı meyve ağaçları var. Suları cümle bârân-ı rahmetden cem‘ olma sarnıçlardır. Ammâ hayfâ …
EÇS IX Y21a … üs'e mahlût olur. Ve bu şehrin bâğları dağların zeyn etmişdir. Kütâhiyye şehrin meyve ile ganîmet eden bu Gedüs'dür.
EÇS IX Y47b–Y48a … aded kârgîr dekâkînler ile tezyîn olmuş çârsûdur. Ve nihâyetinde iskele başında meyve gümrükhânesi olmak üzre bir sarây-ı âlî ve bir şâhnişîn-i vâlî ile müzeyyen olm …
EÇS IX Y50a … emrillâh hilkatı acı olmak üzredir. Ammâ bu şehrin zeytûnu dahi tâze iken sâ’ir meyve gibi ekmek ile tenâvül olunur. Gûnâ-gûn dânedâr ve iri ve yağlı zeytûnu olur ki …
EÇS IX Y90b … ın sâhib-i sülûk olanları sofralarına nemekdân getirüp ibtidâ tuz yerler, andan meyve yerler, ba‘dehu yine tuz yerler, ba‘dehu ta‘âm tenâvül ederler, zîrâ sünnet-i R …
EÇS IX Y119b … ı acîbe idüği şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim Cenâb-ı Bârî rûy-i arzda ne kadar meyve halk etmiş ise ol kapunun çerçive ve zıhlarında ve tâklarında olan mermer-i hâm …
EÇS IX Y119b Ve böyle şükûfe ve meyve tasvîrâtı ile bâb-ı musanna‘ın cânib-i erba‘ası müzeyyen olduğundan kapu üzere …
EÇS IX Y158a–Y158b … p Arslanlı beline iki sâ‘atde urûc edüp eyle bir çengelistân u hıyâbân gûnâ-gûn meyve ile memlû bir teferrücgâh yayladır. Ammâ her kûçe ve pûçesinde kemîngâh yerler …
EÇS IX Y178b Hikmet-i Hallâk oldur kim ibtidâ hâsıl olup yedi sekiz seneye bâliğ olunca meyve vermez, bâğbânı bir kaç nefer [[(---) (---) (---)]] dıraht üzre çıkup teber ile …
EÇS IX Y178b "Lutfeyle, kesme, meyve versin" dediklerince ol dahi neccâr-vâr baltalar urur. Yine ricâ edüp,
EÇS IX Y178b … zahm-âlûd oldukdan sonra ma‘hûd herîflerin ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup meyve vereceğine her sene mütekeffil olup kasem billâh inşâallâh ile Fâtiha tilâvet e …
EÇS IX Y178b … m ol sene ol kadar berk-bârı hâsıl olur kim salkım saçak ta‘bîri üzre bî-nihâye meyve verir, acîb ü garîb tılsımâtdır.
EÇS IX Y191b … ın yere tükürdüke bi-emrillâh ol kandan der-akab mevz ağacı zâhir olup ol sâ‘at meyve verüp ilhâm-ı Rabbanî ile Veys hazretleri tenâvül edüp def‘-i cû‘ eder. Hakkâ k …