… tılsa ol meyyit gark olup üç günden sonra rûy-ı deryâya çıkarlar. Ammâ bu sipâh
meyyitleri
deryâya düşüp biri dahi batmayup rûy-ı deryâda ellerin açarak her biri bir câni …
Hikmet-i diğer: Bunda bir sırr-ı Hudâ müstetîrdir kim ezelü'l-âzâlde âdetullah bunun üzerine cârîdir kim bir âdem deryâda gark olsa yâhûd bir âdem meyyiti deryâya atılsa ol meyyit gark olup üç günden sonra rûy-ı deryâya çıkarlar. Ammâ bu sipâh meyyitleri deryâya düşüp biri dahi batmayup rûy-ı deryâda ellerin açarak her biri bir cânibe şinâverlik ederek gitdiler. Çoğu Sarâyburnu'ndan sırtları üzre geçdikleri zâhir ü bâhirdir. Niçe ihtiyâr umûr-dîde âdemler ibtidâ-ı cülûsda böyle kıtâl olması alâmet-i azîmdir deyü ta‘accüb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372a ·
metinde göster ·
… ım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve
meyyitleri
önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve …
{Hân eydür}, "Ey güzelce şâhım bu Sünnîler bu şehr içre râygân 296b cemâ‘atle namâz kılmağa başladılar ve meyyitleri önü sıra vahdehû lâ şerîki leh demeğe başladılar. Âhir ben de birkaç nökerin ve Sünnîlerin katl eyleyüp [koca} Koçağalarını dahi âteşe göyündürdüm. Ammâ güzelce şâhım ne te’sîr-i sihirdir kim Koçağa dede mürd olalı sene (---) olmuş derler, gûrunu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim işitmişdir" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a–296b ·
metinde göster ·
… nı ve eğer küffârı dağlar gibi yığup üzerlerine hunka toprak yığup İslâm askeri
meyyitleri
üzre 85a yeşil tahtadan bir sırık üzre bayrak dikerler, küffâr leşleri hunkas …
Ve bu kadar gâziyân-ı mücâhidân, mü’minân-ı ehl-i îmân şehîd oluncaya dek yüz bin iki yüz küffâr dendân-ı tîğ-ı insândan geçüp lâşe-i nâ-pâkleri yedi yerde yığılıdır, zîrâ bu serhadlerde kânûndur kim bir savaş-ı perhâş yerine cümle re‘âyâ cem‘ olup eğer müselmânı ve eğer küffârı dağlar gibi yığup üzerlerine hunka toprak yığup İslâm askeri meyyitleri üzre 85a yeşil tahtadan bir sırık üzre bayrak dikerler, küffâr leşleri hunkası üzre ağaçdan haçlar dikerler. Mü’min ve gayr-i mü’min mezâristânının alâmetleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84b–85a ·
metinde göster ·
… ı savaşda kalan şühedâların cümle atlar ile koşlarına taşıyup Kırım'a götürecek
meyyitleri
başka tuzlayup hıfz etdiler. Niçelerini de hâk-i pâk içre defn etdiler.
Çün a[h]şam olup mahall-i ma‘rekede herkes ac u zâc koşlarına varup küffâr dahi bî-tâb u bî-mecâl bî-bâl ve pür-vebâl tabur-ı menhûshânelerine girüp mütehassın olup ol gece sabâha dek küffâr tabur etrâfların çerâğân ile şâdımânlar edüp beri tarafdan Tatar atlıları meydân-ı savaşda kalan şühedâların cümle atlar ile koşlarına taşıyup Kırım'a götürecek meyyitleri başka tuzlayup hıfz etdiler. Niçelerini de hâk-i pâk içre defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
… gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri beller üzre
meyyitleri
yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve sârbân seyissiz s …
Yollar üzre niçe ümmet-i Muhammed'in pençe-i âfitâb gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri beller üzre meyyitleri yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve sârbân seyissiz serserî dağlarda gezüp niçe yüz yiğitler dahi mecrûhan uryân u giryân ve büryân u nâlân sergerdân olup dağlarda gezer. Hattâ birkaç pençe-i âfitâb gulâmların edebde dübürlerin bıçağ ile oyup dağlarda amân deyüp gezer ve niçe gulâm-ı nev-civânları katl edüp zekerin kesüp edebde dübürlerine sokup yüz[ü] koyu yatırlar. Ve niçe bin harar ve sepet sandûklar bomboş ormanlar içre yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… ler. Rûz-ı rûşende sokağa çıkan avreti ol ân her kim olursa katl ederler, meğer
meyyitleri
ardınca karîb akrabâ avretleri çıkar, destûrdur.
Ve a‘yânı çuka ve atlas semmûr kürk geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar alaca buşt ve mâvî bediyye ve Dimyât alacası geyerler. Her sokağı âdem deryâsıdır. Ve zenânesi sivri altun ve gümüş tâs takye geyüp eyinlerine siyâh ve beyâz izâr bürünüp yüzlerine siyâh nikâb ve ayaklarına âsumânî babuc ve âsumânî iç edik geyüp mü’eddebâne reftâr ederler. Rûz-ı rûşende sokağa çıkan avreti ol ân her kim olursa katl ederler, meğer meyyitleri ardınca karîb akrabâ avretleri çıkar, destûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·