Bu ceng esnâsında Kayser Hırkîl'in kızı evlâdlarından Grando
Mihal
, Frengistân'dan gelmiş idi. Anı kıral etdükleri gün hikmet-i Hudâ imâm Hüseyin …
Bu ceng esnâsında Kayser Hırkîl'in kızı evlâdlarından Grando Mihal, Frengistân'dan gelmiş idi. Anı kıral etdükleri gün hikmet-i Hudâ imâm Hüseyin evlâdlarından Seyyid Baba Ca‘fer Sultân ve Veys el-Karanî hazretlerinin hulefâlarından Şeyh Maksûd hazretleri üç yüz fukarâsıyla ve üç yüz tevâbi‘iyle Baba Ca‘fer Sultân, Hârûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile İslâmbol'a dâhil olup yeni kıral olan Grando Mihal'e buluşup nâmelerin verüp cevâbnâme kıralın mefhûmu olup Baba Ca‘fer Sultân'a ve Şeyh Maksûd Sultân'a hadden efzûn i‘zâz [ü] ikrâm edüp bir sarây-ı âlî tathîr etdirüp anda meks ederler. Şeyh Maksûd görse kim İslâmbol içre niçe bin şühedâ yedi günden berü ter ü tâze pâymâl-i rimâl olup yatırlar. Ahvâl-i cidâlin haber-i sıhhatin alup derhâl kırala gelüp bir hayli kelimât edüp kıral Şeyh Maksûd'un maksûd [u] merâmı zamîrinden anlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… ûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile İslâmbol'a dâhil olup yeni kıral olan Grando
Mihal'e
buluşup nâmelerin verüp cevâbnâme kıralın mefhûmu olup Baba Ca‘fer Sultân'a ve …
Bu ceng esnâsında Kayser Hırkîl'in kızı evlâdlarından Grando Mihal, Frengistân'dan gelmiş idi. Anı kıral etdükleri gün hikmet-i Hudâ imâm Hüseyin evlâdlarından Seyyid Baba Ca‘fer Sultân ve Veys el-Karanî hazretlerinin hulefâlarından Şeyh Maksûd hazretleri üç yüz fukarâsıyla ve üç yüz tevâbi‘iyle Baba Ca‘fer Sultân, Hârûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile İslâmbol'a dâhil olup yeni kıral olan Grando Mihal'e buluşup nâmelerin verüp cevâbnâme kıralın mefhûmu olup Baba Ca‘fer Sultân'a ve Şeyh Maksûd Sultân'a hadden efzûn i‘zâz [ü] ikrâm edüp bir sarây-ı âlî tathîr etdirüp anda meks ederler. Şeyh Maksûd görse kim İslâmbol içre niçe bin şühedâ yedi günden berü ter ü tâze pâymâl-i rimâl olup yatırlar. Ahvâl-i cidâlin haber-i sıhhatin alup derhâl kırala gelüp bir hayli kelimât edüp kıral Şeyh Maksûd'un maksûd [u] merâmı zamîrinden anlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… ik ile gelen Seyyid Baba Ca‘fer Sultân gazûb u dilâzâr er olmağile Kıral Grando
Mihal
ile hüsn-i ülfet etmeyüp mesmûmen şehîd olup Baba Ca‘fer kırala şetm etdüğiyçün …
Netîce-i kelâm, Şeyh Maksûd hazretleri yedi günde İslâmbol içre cemî‘i şühedâyı defn edüp hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile gelen Seyyid Baba Ca‘fer Sultân gazûb u dilâzâr er olmağile Kıral Grando Mihal ile hüsn-i ülfet etmeyüp mesmûmen şehîd olup Baba Ca‘fer kırala şetm etdüğiyçün kıral âzürde-dil olmağile Şeyh Maksûd'a fermân edüp Baba Ca‘fer'i kâfirlerin mahpûshânesi olan yere defn etdirdi kim cemî‘i mücrim, mahpûs, kâtil, medyûn küffârlar Baba Ca‘fer'e şetm edeler. İlâ-hâze'l-ân Zindân kullesi içinde Seyyid Baba Ca‘fer Sultân medfûndur. Ammâ hamd-i Hudâ İslâmbol'un fethi müyesser olup yine zindân-ı medyûn olup ziyâretgâh olmuşdur. Ve bend-i zindândan halâs olanlar tasadduk nezerâtlar verüp kâfirlerin beddu‘âlarına karşılık cümle halâs olanlar hayr du‘â ederler bir ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b ·
metinde göster ·
Bu diyâr dahi sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed-i Râbi‘'in darb-ı şimşîr-i âteş-tâbiyle be-dest-i serdâr-ı mu‘azzam Gâzî sa‘id [u] şehîd efendimiz Seydî Ahmed Paşa feth edüp senevî bin kîse mâl ve bin kîse hedâyâ vermek üzre merhûm u mağfûrun-leh efendimiz Melek Ahmed Paşa re’yiyle Apopi Mihal nâm bî-nâm-ı güm-nâm bed-nâmı kıral nasb olunup Âl-i Osmân'a eyâlet-i Erdel erzel iken tâbi‘ olup rezâletden halâs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… dâhil olup andan kalkup Udvarhel nâm kal‘a altında Betlen Gabor soyundan Apopi
Mihal
nâm fecere kıral nasb edüp re‘âyâ- zemînde bâkî kalan üç sene hazîneden iki bin …
"Kıralımız Kemen Yanoş Kıraldan hoşnûduz, bir gayrı kıral istemeziz" deyü cevâb edüp Zolomioğlun kıral etmeğe vermeyüp Hüseyin Paşa hazretleri yine Tise nehrin yüz bin renc [ü] anâ ile beri cânibe ubûr edüp Serdâr Alî Paşa Tise kenârından avdet edüp İsmâ‘îl Paşa'yı Seykel vilâyetine serdâr edüp Seykel boğazında ceng-i azîm ile tabur feth olup sahrâ-yı Seykel'de cümle küffâr evli evinde âsûde-hâl dururlarken niçe bin kâfir katl olup on yedi bin esîr ve bu kadar mâl-ı ganâyimle Serdâr İsmâ‘îl Paşa ordu-yı İslâma dâhil olup andan kalkup Udvarhel nâm kal‘a altında Betlen Gabor soyundan Apopi Mihal nâm fecere kıral nasb edüp re‘âyâ- zemînde bâkî kalan üç sene hazîneden iki bin kîse tahsîl edüp Sibin kal‘ası nâm Saz Macarı kal‘ası altına meks etdiğimiz sene (---) târîhinin (---) günü idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86a ·
metinde göster ·
Sûzî: Bu dahi Piriznelidir. Mücâhidün fî sebîlillâh olup
Mihaloğlu
Alî Beğ ile hem-ınân şu‘arâ-yı bahâdırân ammâ sâhib-i dîvân değildir. Lâkin pen …
Sûzî: Bu dahi Piriznelidir. Mücâhidün fî sebîlillâh olup Mihaloğlu Alî Beğ ile hem-ınân şu‘arâ-yı bahâdırân ammâ sâhib-i dîvân değildir. Lâkin penc beyt ve müfredâtda lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101b ·
metinde göster ·
… kapuları bildirir: Evvelâ Küçükkaraköykapusu ve Küçükkullekapusu'nun iç yüzünde
Mihalkapusu
ve Meydâncıkkapusu ve Kilisekapusu ve içazebkapusu ve Sâdıkkapusu bu altı aded …
Derûn-ı kal‘ada bölme hisâr dîvârlarındaki kapuları bildirir: Evvelâ Küçükkaraköykapusu ve Küçükkullekapusu'nun iç yüzünde Mihalkapusu ve Meydâncıkkapusu ve Kilisekapusu ve içazebkapusu ve Sâdıkkapusu bu altı aded kapular içhisâr bölmelerinde mahallâtlar içinde vâkı‘ olmuşdur. Üçü şâhrâh-ı azîme vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
… emdûhu beyne'l-harâbâtî Taş Nerdübân meyhânesinde ve Kefeli'de ve Manyalı'da ve
Mihalaki'de
ve Kaşkaval'da ve Sünbüllü'de ve Kostanti'de ve Saranda nâm meyhânecilerde la‘l …
Ve meşrûbâtda bâde-i gûnâ-gûnlarının memdûhu beyne'l-harâbâtî Taş Nerdübân meyhânesinde ve Kefeli'de ve Manyalı'da ve Mihalaki'de ve Kaşkaval'da ve Sünbüllü'de ve Kostanti'de ve Saranda nâm meyhânecilerde la‘l-gûn katresi harâm gûnâ-gûn misket şarâbı ve Ankona ve Sarakuza ve Mudanya ve Erdemid ve Bozcaada şarâb-ı nâbları olur kim ol râh-ı gümrâhdan ubûr etdüğimizde şâhrâh üzre ser-bürehne ve pâ-bürehne niçe yüz humhâne esîri pâymâl-ı rimâl olup yatırlar. Hâl-i perîşânlarından su’âl etdükde bu beyti îrâd eyler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… ler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve
Mihalıç
ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü a …
Bu tâ’ife cümle ekseriyyâ yeniçerilerdir. Cümle pür-silâh olup arabalar ve tahtırevânlar üzre niçe yüz dükkânları akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak güller ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların varak-ı sîm ve varak-ı zeheb-i hâlis ile mutallâ edüp ve niçe yüz koyunları şerha şerha edüp Kassâb Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı pirinc kefeli terâzûlarda vezn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
Ammâ zelehor hammâlları gedikdir ve gâyet zeber-dest tüvânâ âdemlerdir, biri fevt olsa taşra Cânbezdi nâm hammâllardan bir tüvânâsın bu merhûm zelehor gediğine korlar. Bu tâ’ife birer toklu veyâhûd birer kuzucuk ve kırkar badya boza içüp bin okka kâmil yüke girir. Zîrâ Eydincik ve Bandırma 175b ve Erdek ve Mihalıç nâm şehir iskelelerinden seklem ta‘bîr etdikleri yedişer sekizer kantâr-ı Osmânî gelir çuvalları onar âdem kaldırup bir âdemin arkasına koyup ol dahi kantâra koduğu zamân kantârın mîlleri vızır vızır öter ve yine kantârdan arkasına koyup murâd edindikleri yere götürürler ammâ iki tarafından birer zelehor hammâlları dahi ellerine yapışup imdâd ederler. Makdûr-ı beşer değil, akıl ihâta etmez kâr-ı mühlikdir. {Arkalarında çuvallar ile cümle ubûr ederler, aceb dîv kavmdir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a–175b ·
metinde göster ·
… halîfe iken feth etmişdir. Bâ ceng-i azîm, be-dest-i i‘ânet-i Mehemmed Beğ ibn
Mihal-i
Kebîr şehr-i Plevne'de medfûndur. Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîrinde Özi eyâleti v …
Der-sitâyiş-i şehr-i kadîm Bürvadi, ya‘nî kal‘a-i âlî Pirevadi: İbtidâ bânisi Dobruca krallarından Helona kral binâsıdır. Ve dârü'l-mülk-i Dobruca'dır. Cemî‘i Bulkaristân-i millet-i Yunan bunun destinde idi. Bunlar dahi millet-i 109b Mesîhî'den olup İncîlî idiler. Hudûdları Çanga balkanında mezkûr kal‘a ve handakdan tâ Alacahisâr'da despot kral ile müşâ idi. Bir tarafı Tuna kenarında Tolça kal‘asından Tuna kenarıyla ne kadar büleyde kılâ‘lar var ise Semendire kralıyla müşâ olup mâbeynlerinde Sofya sahrâsında cereyân eden nehr-i Iskır hudûd olduğu Yanvan Târîhi'nde acâyib mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve bu Dobruca kralı dâ’imâ Çınkız Hân ve Tohtamış Hân ile Akkirmân'da Kamerü'l-kamer sahrâsında ceng-i azîmler edüp İslâmbol Kostantinlerinin üzerine Tatar'ı geçirmeyüp sedd olduğundan "dobra" ya‘nî iyi kral demek olur. Krallarının karârgâhı bu Pirevadi'dir. Niçe kimesne kitâbetde Pirevâdi, niçeler Perevadi, niçeleri "Bir er var idi" yazar. Hakkâ ki Belh [ü] Buhârâ'da Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri Hâcı Bektâş-ı Velî'yi Rûm'a Sarı Saltık ya‘nî Muhammed Buhârî hazretlerin gönderdikde Saltık-ı Buhârî Sinop'dan Varna'ya, Varna'dan bu Pirevadi'de Dobruca krala gelüp bir ejderhâyı katl edüp bu Perevadi'de neşv [ü] nemâ bulduğundan "Bir er vardı"dan galat Pirevadi derler. Ba‘dehû sene 814 târîhinde bu kal‘ayı Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân Rûm'a halîfe iken feth etmişdir. Bâ ceng-i azîm, be-dest-i i‘ânet-i Mehemmed Beğ ibn Mihal-i Kebîr şehr-i Plevne'de medfûndur. Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîrinde Özi eyâleti vâlîsi hükmünde paşa ve voyvadası zâbitdir. Ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup Der-i devletinde cümle nakîbü'l-eşrâflara arpalık olup nâ’ibi hükm eder. Cümle nevâhî kurâları (---) âbâdân mahsûldâr kurâlardır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Zîrâ a‘yân [u] eşrâfı ve askerî tâ’ifesi çokdur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109a–109b ·
metinde göster ·
Azîz hazretleri, Orhân Gâzî asrından tâ Murâd-ı Sânî ki Ebü'l-feth pederi Koca Murâd Hân'dır kim iki kerre pâdişâh olup anların zamânına dek azîz-i merkûm hayâtda olup anların mu‘tekidlerinden Gâzî Mihaloğullarından Arslan Beğ dâ’imâ azîzin hizmetinde çâker-i hâkister-i efkende-misâl gulâm-ı halka begûşu idi. Azîz-i merhûm hayâtında bir cânibe teveccüh etse mezkûr Arslan Beğ'e süvâr olup dağ u râğ u bâğ u deşt u sahrâ geşt ederek ba‘zı zamân gazâya gidermiş. Arslan Beğ'e ba‘zı fukarâlar su’âl ederlermiş kim "Sultânım azîz hazretleri sizi eğerleyüp süvâr oldukda bizler piyâde cenâb-ı şerîfinize yetişemeziz. Bu ne sırr-ı Hudâdır?" dediklerinde Arslan Beğ buyururlarmış kim "Vallahi ben de ana hayrânım ki Cenâb-ı Bârî bana bir kuvvet-i kâhire verir kim kendimi gayri gûne bulurum ve aslâ yorulmak nedir bilmem" derlermiş. Hâlâ azîzin süvâr olduğu Arslan Beğ'in arkasına urulan âdem eğeri rikâbları ile âsitânede zâhir ü bâhirdir. Niçe bin böyle keşf u kerâmetlerden sonra Akyazılı Sultân, Murâd Hân-ı Sânî asrında dâr-ı bâkîye irtihâl edüp mezkûr at Arslan Beğ azîz-i mûmâileyhi merkûm kestâne şeceri altında defn edüp üzerine ol kubbe-i pür-envârı binâ edüp mukâbelesine bir âsitâne-i Bektâşiyân inşâ eder kim bu atlas-ı gerdûnda lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a ·
metinde göster ·
… âyeri ve serdâr ve muhtesibi ve voyvodası ve bâcdârı vardır kim ocak beği, Gâzî
Mihaloğullarına
mensûbdur. Cümle bâd-ı hevâ mahsûlü beylerindir. Cümle altı yüz aded hânelerdir …
Bu hâslar ile Rûmeli vâlîsinin livâsı altında tablın döğerek üç yüz cebelü yiğit ile sefer eşer ve taraf-ı şerî‘atdan bir hâkimi yüz elli kadıdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarından üç kise hâsıl olur. Kethüdâyeri ve serdâr ve muhtesibi ve voyvodası ve bâcdârı vardır kim ocak beği, Gâzî Mihaloğullarına mensûbdur. Cümle bâd-ı hevâ mahsûlü beylerindir. Cümle altı yüz aded hânelerdir kim kimi tahtânî ve kimi fevkânî müfîd ü muhtasar evlerdir. Câ-be-câ bâğ u bâğçeleri ve âb-ı revânları ve değirmânları vardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. (---)(---) câmi‘i küşâdedir.(---)(---)(---)(---) mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve iki aded tekyesi var (---)(---) ve bir aded hammâmı var (---)(---)(---)(---) Ve yüz mikdârı çalaş binâ dükkânları var. (---)(---) Ve cümle üç aded hânları; cümleden (---)(---) Beğ büyük hânı kapusu dibinde Gürcî Mehemmed Kethüdâ binâ etdüğü çeşme-i cânbahş-ı âb-ı hayâtın târîhidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b ·
metinde göster ·
… üzer edüp Edirne kurbunda Koca Mustafâ Paşa cisrinden geçüp Edirne şehri içinde
Mihal
cisri dırâzı altında nehr-i Tunca ve nehr-i Arda'ya mahlût olup üç nehr-i azîm …
Bu Saruhânbeğli dereleri ve Rila yaylaları ve Destpot yaylaları ve Köstence dereleri ve Kız Derbendi derelerinden cereyân eden uyûn-ı câriyeler demir ma‘âdinlerine uğrayarak bu Saruhânbeğli altına ve Tatarbâzârcığı sahrâsına, andan Filibe şehri içinden güzer edüp Edirne kurbunda Koca Mustafâ Paşa cisrinden geçüp Edirne şehri içinde Mihal cisri dırâzı altında nehr-i Tunca ve nehr-i Arda'ya mahlût olup üç nehr-i azîm bir olup kal‘a-i Enez altında deryâ-misâl bahr-i Rûm'a mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147a ·
metinde göster ·
… sinde Kazıklı ve Değirmanderesi ve Halıdere ve Yalova ve Gemleyik ve Mudanya ve
Mihalıç
ve İdincik ve Bandırma ve Erdek ve Kapudağı ve Boğaz ve Lapseki nâm kasaba-i me …
Bu mahalle bahr-i Rûm ta‘bîr etdiklerinin aslı Bahr-i siyâh ile bahr-i Sefîd'in iki boğazı mâbeyninde bir küçük buhayredir. Ammâ aslı Karadeniz'den gelüp Akdeniz'e munsab olur. Kızıladalar ve Marmara cezîresi bu bahr-i Rûm içindedir. Hattâ Tekirdağı ve Gelibolu bu halic-i Rûm sâhilindedir. İslâmbol'un Sarâyburnu'ndan Akdeniz boğazına varınca tûlu iki yüz mildir. Ammâ arzı yetmiş ve seksener mildir. Ammâ İzmit Körfezi ve Gemleyik Körfezi bu bahr-i Rûm'dan iki kulakdır. Anadolu tarafında Darıca ve İzmit mukâbelesinde Kazıklı ve Değirmanderesi ve Halıdere ve Yalova ve Gemleyik ve Mudanya ve Mihalıç ve İdincik ve Bandırma ve Erdek ve Kapudağı ve Boğaz ve Lapseki nâm kasaba-i mezkûr cümle bu bahr-i Rûm kenarında gâyet ma‘mûr kasabalardır. 147b Ve bu bahr-i Rûm'a Anadolu ve Rûmeli cânibinde yüz beş aded nehirler mahlût olur. Be-kavl-i Papamunta. Amma bu Rûmeli tarafında nehr-i Arda ve Tuna ve nehr-i Meriç üçü bir olup bahr-i Rûm'a mahlût oldukda bu nehirden gayri ulu su yokdur. Hattâ Enez'den Gelibolu ve İzmir firkateleri girüp tâ Edirne'ye gelüp yanaşırlar. Tâ bu mertebe nehr-i Meriç ulu nehr-i azîmdir. Ammâ bu Saruhânbeğli merkûmun altında ibtidâ tulû‘u olmağıla azdır. Giderek amîk u arîz olur. Lâkin memdûh değildir. Zîrâ demir ma‘âdinlerinden gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147a–147b ·
metinde göster ·
… -i cenûba Meriç kenarına mekşûfdur kim nehr-i Meriç'den su alınır. Beşinci kapu
Mihal
kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Bu bâb-ı izdihâmların cümlesi ikişer kat bâb-ı …
Ve devr-i sûrunda cümle altı aded kapulardır. Evvelâ maşrık tarafına Balıkbâzârı kapusu, ikinci yine cânib-i şarka İğneciler kapusu, üçüncü Zindân kapusu, dördüncü Manyas kapusu, bu iki bâblar cânib-i cenûba Meriç kenarına mekşûfdur kim nehr-i Meriç'den su alınır. Beşinci kapu Mihal kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Bu bâb-ı izdihâmların cümlesi ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir. Ammâ dâ’iren-mâdâr kal‘a bir kat hisâr-ı üstüvârdır. Sâ’ir kılâ‘lar gibi ikişer üçer kat değildir. Ammâ bu kapulardan mâ‘adâ ba‘dehû kal‘anın niçe divârın nakb edüp uğrun kapular etmişler. Meselâ biri Alî Paşa çârsûsu içre Uğrun kapudur. Ve kal‘a-i Edirne dâ’iren-mâdâr kâmil altı bin adımdır. Selânik kadar büyük kal‘a değildir. Ve bu cirmde olan kal‘a içinde cümle on dörd mahalledir. Güleşciler tekyesi kurbunda üç aded mahall-i müslimîn vardır. Ve bir mahalle-i muvahhidîn Topkapusu iç yüzündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i …
Andan nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i cenûbîsinde (---)(---)(---)(---) dağlarından gelüp Mihal cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i garbîsinde dörd konak yerde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i erba‘asında olan yetmiş pâre cezîreler içindeki bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i müşebbek bostânları ve bizzât ravza-i cinân olan Hünkârbâğçesi'n nehr-i Tunca reyy edüp nahlistân-ı gülistânı şebboy, benefşe bostânı aynu'l-hayât-ı Tunca cümle eşcârât [u] müsmirrât tâze cân bulup gûyâ her bâğ-ı İrem'i Merâm-ı Konya olur. Tâ bu mertebe nehr-i Tunca âb-ı hayâtdır. Nehr-i Arda kezâlik arı bir âb-ı sâfîdir. Bu gülistân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim Mihal cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niçe yüz bâğ gaytanları seyl olup harâb eder. Bi-kavl-i mu‘allimîn-i selef eyle tahrîr ederler kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü kafesli kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… rde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i
Mihal
altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç' …
Andan nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i cenûbîsinde (---)(---)(---)(---) dağlarından gelüp Mihal cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i garbîsinde dörd konak yerde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i erba‘asında olan yetmiş pâre cezîreler içindeki bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i müşebbek bostânları ve bizzât ravza-i cinân olan Hünkârbâğçesi'n nehr-i Tunca reyy edüp nahlistân-ı gülistânı şebboy, benefşe bostânı aynu'l-hayât-ı Tunca cümle eşcârât [u] müsmirrât tâze cân bulup gûyâ her bâğ-ı İrem'i Merâm-ı Konya olur. Tâ bu mertebe nehr-i Tunca âb-ı hayâtdır. Nehr-i Arda kezâlik arı bir âb-ı sâfîdir. Bu gülistân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim Mihal cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niçe yüz bâğ gaytanları seyl olup harâb eder. Bi-kavl-i mu‘allimîn-i selef eyle tahrîr ederler kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü kafesli kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… listân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim
Mihal
cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niç …
Andan nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i cenûbîsinde (---)(---)(---)(---) dağlarından gelüp Mihal cisrinde nehr-i Tunca'ya mahlût olur. Ve nehr-i Meriç şehr-i Edirne'nin cânib-i garbîsinde dörd konak yerde Samakov dağlarından ve Köstence ve İhtiman dağlarından gelüp bu dahı cisr-i Mihal altında nehr-i Tunca'ya ve nehr-i Arda'ya mahlût olup deryâ olur. Nehr-i Meriç'in şehr-i Edirne'ye fâ’idesi azdır. Ammâ nehr-i Tunca ve nehr-i Arda şehr-i Edirne'nin cânib-i erba‘asında olan yetmiş pâre cezîreler içindeki bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i müşebbek bostânları ve bizzât ravza-i cinân olan Hünkârbâğçesi'n nehr-i Tunca reyy edüp nahlistân-ı gülistânı şebboy, benefşe bostânı aynu'l-hayât-ı Tunca cümle eşcârât [u] müsmirrât tâze cân bulup gûyâ her bâğ-ı İrem'i Merâm-ı Konya olur. Tâ bu mertebe nehr-i Tunca âb-ı hayâtdır. Nehr-i Arda kezâlik arı bir âb-ı sâfîdir. Bu gülistân-ı bostânlara nâfi‘dir. Şehre nâfi‘ değildir. Kaçan kim bu üç nehr-i azim Mihal cisri altında deryâ-misâl olduklarında şehir etrâfında olan cezâyirler içre niçe yüz bâğ gaytanları seyl olup harâb eder. Bi-kavl-i mu‘allimîn-i selef eyle tahrîr ederler kim âhiru'l-emr bu üç nehr-i azîm Edirne şehrinin helâkine bâ’is olalar, deyü kafesli kapu üzre lisân-ı Latin ile tahrir etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a ·
metinde göster ·
… tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp
Mihal
köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kıl …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp
Mihal
Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüler …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… hr-i Edirne'de bundan ulu rûhâniyyetli câmi‘-i kadîm yokdur. Gerçi bundan evvel
Mihal
cisri başında Yıldırım Hân câmi‘i vardır ammâ Timur-i bî-nûr hâdisesinde Yıldır …
Andan taşra tarîk-i âm olmağıla haremi yokdur. Ve çârsû-yı bâzâr içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘at-ı kesîresi subh ve mesâ firâvândır. (---)(---) Bir minâresi Üçşerîfelidir. Ve şehr-i Edirne'de bundan ulu rûhâniyyetli câmi‘-i kadîm yokdur. Gerçi bundan evvel Mihal cisri başında Yıldırım Hân câmi‘i vardır ammâ Timur-i bî-nûr hâdisesinde Yıldırım Hân merhûm olup bu Edirne'deki câmi‘i nâ-tamâm kaldıkda onu da bu Çelebi Sultân Mehemmed itmâm edüp savâbın babası Yıldırım Hân rûhuna hîbe etmişdir. Anınçün bu Ulucâmi‘ mukaddem yazıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
köprüsü başında nehr-i Meriç sâhili kurbunda Filibe şehri şâhrâhı üzre bir düz …
Evvelâ bu câmi‘-i atîk Mihal köprüsü başında nehr-i Meriç sâhili kurbunda Filibe şehri şâhrâhı üzre bir düz vâsi‘ çemenzâr-ı bâğ-ı İremezât içre Küpeli câmi‘ nâmıyla şöhre-i şehr olmuş musallâ-yı Yıldırım Hân'dır. Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim niçe tâk-i Havernâklarının ortalarında üstâd-ı mi‘mâr [u] mühendisîn-i bennâ birer halka-i ra‘nâ âvîzeler asmışdır. Anınçün Küpeli câmi‘ derler. Bu câmi‘ Timur hâdisesinde nâ-tamâm kalup Yıldırım Hânzâde Çelebi Sultân Mehemmed ve binti Yıldırım Hân Küpeli Sultân bir menkûşun fürûht edüp pederi câmi‘in itmâm etdiklerinden Küpeli Câmi‘ derler. Kıble kapusu ve bir burmalı zîh zîh minâre-i mebrûmu vardır. Ol kadar musanna‘ değildir ve cemâ‘atdan garîbdir. Zîrâ bânîsi merhûm olmağıla dürr-i yetîm-âsâ yetîm kalmışdır. Ammâ rasâs-ı hâs ile mestûr olan kıbâbları metânet üzre binâ-yı ra‘nâ olmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152a ·
metinde göster ·
Beğ oğlu Yahyâ Beğ bir tarafına kalenderhâne ve müte‘add[id] çillehâneler ve bâ …
Ba’dehû sene 831 târîhinde Gâzî Mihal Beğ oğlu Yahyâ Beğ bir tarafına kalenderhâne ve müte‘add[id] çillehâneler ve bâğçesi içre gûnâ-gûn maksûreler ile âbâdan edüp gûyâ behişt-i İrem oldu. Lâkin âb [u] havâsı latîf ve cihân-nümâ bir mesîregâhı nazîf olmağıla cemî‘i şehr-i Edirne'nin erbâb-ı ma‘ârifi ve cümle ehl-i sanâyi‘in teferrücü bu tekyede olup anların sebebiyle niçe bin eşirrâ-yı avâm cem‘ olmağıla sene 1051 târîhinde İbrâhîm Hân vezîri Kara Mustafâ Paşa'ya ahâlî-i vilâyet arz-ı mazharlar edüp "Bu tekye-i Bektâşiyân'da niçe fısk [u] fücûr olur, men‘ [ü] def‘ içün emr-i pâdişâhî ricâ ederiz" dediklerinde hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup fi'l-hâl Kara Mustafâ Paşa tarafından bir kapucubaşı Edirne Bostâncıbaşısı Kırkayak Sinân Paşa'ya gelüp ol dahi ulu'l-emre itâ‘aten niçe bin bakkal u çakkal u haşerâtların başına cem‘ edüp baltalarla ve ferhâdî külünkler ile kâmil bir haftada nefîr-i âm ile gücile münhedim etdiler. Zîrâ âsâr-ı azîm ve binâ-yı kadîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
… e Mu‘temedi Mü’eyyed Paşa sarâyı ve Rüstem Paşa sarâyı ve Mahmûd Paşa sarâyı ve
Mihal
Beğ sarâyı ve Defterdâr İsmâ‘îl Efendi sarâyı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa sarâyı …
Andan Makbûl İbrâhîm Paşa sarâyı ve Beğlerbeği sarâyı ve Bülehnikli Hüseyin Paşa sarâyı ve Şakşakî Paşa sarâyı ve Ferrûh Paşa sarâyı ve Selîmiyye Mu‘temedi Mü’eyyed Paşa sarâyı ve Rüstem Paşa sarâyı ve Mahmûd Paşa sarâyı ve Mihal Beğ sarâyı ve Defterdâr İsmâ‘îl Efendi sarâyı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa sarâyı ve Zağanos Paşa sarâyı ve Halîl Paşa sarâyı ve İshâk Paşa sarâyı ve Mezîd Paşa sarâyı ve Kadı‘asker sarâyı ve Bostâncıbaşı Sinân Paşa sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… lîl Paşa hânı ve Pamuk hânı ve Tahtalkal‘a hânı ve Sücâh hânı ve İmâret hânı ve
Mihal
hânı ve Şehâbeddîn Paşa hânı. Ammâ bu merkûm kârbânsarâylardan azîm mihmânhâne- …
Ve Selîmiyye kurbunda Yemişçi Hasan Paşa hânı, gâyet mu‘azzam kal‘a-misâl hân-ı azîmdir. Ve Rüstem Paşa hânı dahi binâ-yı metîndir. Ve Yemiş hânı ve Kapan hânı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa hânı ve Halîl Paşa hânı ve Pamuk hânı ve Tahtalkal‘a hânı ve Sücâh hânı ve İmâret hânı ve Mihal hânı ve Şehâbeddîn Paşa hânı. Ammâ bu merkûm kârbânsarâylardan azîm mihmânhâne-i hasbî Eşe Kadın hânı'dır. Zamân-ı Sultân Ahmed Hânî'de bir küçük hân imiş. Defterdâr Ekmekçioğlu Ahmed Paşa esâsından ol hân-ı sağîri münhedim edüp bir hân-ı mu‘azzam etmişdir kim Edirne şehrinde ve İslâmbol'da misli yokdur. İllâ Tatarbâzârcığı'nda İbrâhîm Paşa-yı Makbûl kârbânsarâyıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… e Kıyık bâzârı ve Taşlık bâzârı ve Bâyezîd Hân bâzârı ve Yıldırım Hân bâzârı ve
Mihalbaşı
bâzârı ve Manyas bâzârı ve Tabahâne Çârsûsu, rub‘-ı meskûnda yokdur. Beş bin Âh …
Evvelâ Küçük bâzâr ve Sarrâchâne bâzârı ve Muradiyye bâzârı ve Kıyık bâzârı ve Taşlık bâzârı ve Bâyezîd Hân bâzârı ve Yıldırım Hân bâzârı ve Mihalbaşı bâzârı ve Manyas bâzârı ve Tabahâne Çârsûsu, rub‘-ı meskûnda yokdur. Beş bin Âh-ı Evrân köçeği fetâ-yı tüvânâ serbâz u şehbâz yiğitleri çıkar, kanlı varsa hâkime vermezler, ammâ kâtil dahi anlardan halâs olamayup köpek necisinde girdimân edüp emân ile debâğat edüp pâk idip her şeyden tâ’ib u tâhir olup üstâd-ı kâmil olur. Nehr-i Meriç'in kenarına vâki‘ 163a olmuş bir kârhâne-i azîm debbâğhânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b–163a ·
metinde göster ·
Evvelâ bu şehr-i Edirne-i taht-ı İdrivne içre ibret-nümâ-yı azîm
Mihal
Beğ köprüsüdür kim nehr-i Arda ve nehr-i Tunca ve nehr-i Meriç bu üç aded deryâ …
Evvelâ bu şehr-i Edirne-i taht-ı İdrivne içre ibret-nümâ-yı azîm Mihal Beğ köprüsüdür kim nehr-i Arda ve nehr-i Tunca ve nehr-i Meriç bu üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler birbirine mahlût olduğu mahalde binâ olunmuş bir sedd-i azîm ve bir tarz-ı tarh-ı kadîm, bir cisr-i arîz [u] vâsi‘ [u] tavîldir kim bu rûy-ı arzda mânendi yokdur. İllâ ki diyâr-ı Alaman'da nehr-i Tuna üzre Gulvar cisri ola yâhûd bu Edirne'ye bir menzil ba‘îd Koca Murâd Hân'ın (---) altmış dört göz Ergene cisri ola, ammâ bu kantara-i Mihal Beğ üç aded dîvâne enhâr üzre binâ olunması mu‘cez mertebesi bir kantara-i ibret-nümâdır. Bir tarafı cânib-i garba ve bir ucu taraf-ı şarka vâki‘ olup tûlu kâmil (---) adımdır. Ve gayet arîzdir kim her bâr üç araba yan yana ubûr eder. Ve fil cüssesi kadar taşlar ile mebnî ve kaldırımlı musanna‘ püll-i azîmdîr. Ve cümle sağîr ü kebîr (---)(---) aded göz tâk-i kisrâdan nişân verir kavs-ı kuzahvâr kemerlerdir ammâ Bosna serhaddinde Mostar köprüsü ve Kürdistân'da Batman köprüsü kadar tâkları âlî değildir, süflî de değildir. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ammâ gûyâ sedd-i İskender'dir. Bu kantara-i ibret-nümânın tâ ortasında şehre girerken sol tarafda çâr sütûn üzre bir ârâmgâh [u] mesîregâh kubbe-i âlî kasr-ı kisrâsı vardır. Anda bu püllün târîhi böyle mastûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… ‘îd Koca Murâd Hân'ın (---) altmış dört göz Ergene cisri ola, ammâ bu kantara-i
Mihal
Beğ üç aded dîvâne enhâr üzre binâ olunması mu‘cez mertebesi bir kantara-i ibre …
Evvelâ bu şehr-i Edirne-i taht-ı İdrivne içre ibret-nümâ-yı azîm Mihal Beğ köprüsüdür kim nehr-i Arda ve nehr-i Tunca ve nehr-i Meriç bu üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler birbirine mahlût olduğu mahalde binâ olunmuş bir sedd-i azîm ve bir tarz-ı tarh-ı kadîm, bir cisr-i arîz [u] vâsi‘ [u] tavîldir kim bu rûy-ı arzda mânendi yokdur. İllâ ki diyâr-ı Alaman'da nehr-i Tuna üzre Gulvar cisri ola yâhûd bu Edirne'ye bir menzil ba‘îd Koca Murâd Hân'ın (---) altmış dört göz Ergene cisri ola, ammâ bu kantara-i Mihal Beğ üç aded dîvâne enhâr üzre binâ olunması mu‘cez mertebesi bir kantara-i ibret-nümâdır. Bir tarafı cânib-i garba ve bir ucu taraf-ı şarka vâki‘ olup tûlu kâmil (---) adımdır. Ve gayet arîzdir kim her bâr üç araba yan yana ubûr eder. Ve fil cüssesi kadar taşlar ile mebnî ve kaldırımlı musanna‘ püll-i azîmdîr. Ve cümle sağîr ü kebîr (---)(---) aded göz tâk-i kisrâdan nişân verir kavs-ı kuzahvâr kemerlerdir ammâ Bosna serhaddinde Mostar köprüsü ve Kürdistân'da Batman köprüsü kadar tâkları âlî değildir, süflî de değildir. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ammâ gûyâ sedd-i İskender'dir. Bu kantara-i ibret-nümânın tâ ortasında şehre girerken sol tarafda çâr sütûn üzre bir ârâmgâh [u] mesîregâh kubbe-i âlî kasr-ı kisrâsı vardır. Anda bu püllün târîhi böyle mastûrdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… u tencere u kazganlar bahâsıyla ve dahi niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı
Mihal'i
muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. B …
deyü merkûmdur. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri tuğyân-ı nehr-i selâseden rahnedâr olup sene (---) târîhinde saltanat-ı İbrâhîm Hân tâbe serâhu ve ce‘ale'l-cennetü masvâhu merhûmun fermân-ı şerîfiyle âsaf-ı Berhıyâsı olan Vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa Hıdırlık tekyesin harâb edüp anın bakır âvânî sahûn u tencere u kazganlar bahâsıyla ve dahi niçe yüz kise kendi mâlıyla bu sırât-ı Mihal'i muhâl iken ta‘mîr ü termîm edüp gûyâ sedd-i Van-ı sed-i imân-ı müstakîm oldu. Bu termîmine târîhi mezkûr teferrücgâh kubbesinde müzehheb celî hat ile mastûr olmuş, târîh-i musanna‘dır, mısra‘-ı âhiri:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
Beğ inşâ etmişdir kim cisrin yanında nehr-i Meriç cezîresi üzre bir câmi‘-i azî …
Ammâ bu kantara-i azîm Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi hilâfet-i evvelinde Gâzî Mihal Beğ inşâ etmişdir kim cisrin yanında nehr-i Meriç cezîresi üzre bir câmi‘-i azîmi var. Ve Hacı Bektâş-ı Velî halîfelerinden Sefer Şâh Sultân'ın merkad-i pür-envârı âsitânesi dahi bu püll-i kavî üzre vâki‘ olmuşdur. Hulâsa-i kelâm âyende vü revendegâna sırât olmuş bir râh-ı râstdır kim bî-bedeldir. Andan sonra binâ olunan Sarrâchâne köprüsü, Şehâbeddîn Paşa'nındır. Ebü'l-feth vüzerâlarından olup 163b bu cisr-i azîme şürû‘ edüp nâ-tamâm iken Ebü'l-feth İslâmbol'da Mâldepe nâm mahalde merhûm olup bu cisr sâhibi Şehâbeddîn Paşa Bâyezîd Hân ile Edirne'ye gelüp bu kantarayı ol asrda itmâm etdi ammâ vâcibü's-seyr bir cisr-i bî-bedeldir. Cümle sekiz gözdür ammâ her tâkı Tâk-i Kisrâ'dır. Ve nehr-i Tunca üzre olmak ile gâyet binâ-yı metîn ü arîzdir. Edirne'den tarafı başında şehre giderken sâğ cânibde çâr-kûşe bir kıt‘a beyâz mermer üzre şeyh hazretlerinin bizzât kendi hatt-ı şerîfiyle "Emmere bi-inşâ’i hâze'l-imâret zamanu's-sultânı Bâyezîd Hân deyü niçe elfâz-ı dürerbâr elfâz ile tahrîr olunan netîce-i kelâm târîhidir "Sene hamse ve hamsîne ve semâne mi’e" [855] hattı merkûmdur. Ammâ şeyh hazretleri ne mertbe hattât-ı kâmil idüğü bu hatt-ı lâ-nazîrinden ma‘lûm ola. Hakkâ ki bu hatt-ı mu‘ciz ile bu kantara-i musanna‘ Sarrâchâne cisri nâmıyla şöhre-i şehr olmuşdur. Hâlâ sırât-ı müstâkim-i selâtîndir. Zîrâ pâdişâhların sarây-ı hâssı râhı üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a–163b ·
metinde göster ·
… e karîb Tunca nehri kenarındadır, ammâ sehel sovucaktır, ammâ pâkdir. 164a Ve
Mihal
Beğ hammâmı, gâyet büyük hammâm olmağıla bir kaç halvetinde debbâğlar âsumânî v …
Andan ve Mezîd Beğ hammâmı, hakkâ ki gâsilânı ziyâdedir. Ve kal‘a içinde Topkapusu hammâmı, memdûh u ma‘rûf değildir. Ve Bâyezîd Hân hammâmı, câmi‘e karîb Tunca nehri kenarındadır, ammâ sehel sovucaktır, ammâ pâkdir. 164a Ve Mihal Beğ hammâmı, gâyet büyük hammâm olmağıla bir kaç halvetinde debbâğlar âsumânî ve kırmızı ve sarı ve gül-reng ve turuncu sahtiyân boyarlar. Ve Ağa hammâmı, Kıyık mahallesinde bir hammâm-ı hûb-hevâdır ve Kâsım Paşa hammâmı, Eşe Kadın kurbundadır. Ve Sultân Mehemmed hammâmı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163b–164a ·
metinde göster ·
Bey ortasındaki Sefer Şâh Sultân âsitânesi tehî değildir. Elbette du‘â müstecâb …
Ve müstecâbü'd-da‘ve cisr-i Mihal Bey ortasındaki Sefer Şâh Sultân âsitânesi tehî değildir. Elbette du‘â müstecâbdır. Zîrâ ol mahal merace'l-bahreyndir, kim üç aded enhâr-ı azîm cemâl-i kibriyâyı görüp cereyân ederek üçü bir yire geldüği mahaldir. Bu dahi bir du‘â hırmenidir kim i‘tikâdı pâk olan tâlib-i Hudâ bilür. Bu tahrîr olunan tokuz aded makâmât-ı aliyyelerde elbette ve elbette du‘â müstecâbdır. Meşhûr-ı âfâk olan bunlardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Ebü'l-feth Gâzî bu Çatalca şehrinde niçe bin yük bâr-ı sakîli
Mihaloğlu
Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü du‘â edüp kendüler İsl …
Ba‘dehû Ebü'l-feth Gâzî bu Çatalca şehrinde niçe bin yük bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü du‘â edüp kendüler İslâmbol'u muhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde feth edüp anların du‘â-i hayrları berekâtıyla bu Çatalca şehri âbâdân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
… î taclar ve Gâzî Porçavî taclar ve Kürs İlyasî taclar ve Behlûlî taclar ve Gâzî
Mihalî
taclar ve Hürumî taclar ve Kâsımî taclar ve Balılı taclar ve Yahyalı yeşil kula …
Andan kâmil bin aded deli askeri, andan bin aded gönüllü ceyşi. Bu iki asker cümle pür-silâh semmûr tacları ve Sâlihli taclar kurunây taclar ve yelketî taclar ve Evrenosî taclar ve Gâzî Porçavî taclar ve Kürs İlyasî taclar ve Behlûlî taclar ve Gâzî Mihalî taclar ve Hürumî taclar ve Kâsımî taclar ve Balılı taclar ve Yahyalı yeşil kulaklı çuka taclar ve Manlifke taclar ve Arabî taclar ve Bektaşî tac-ı âfitâbîler ve tac-ı Kalenderîler giymiş iki bin aded güzîde askerin tacları üzre Sîmurg otağaları ve balıkçıl telleri ve turna telleri ve ablak deve murgu telleri ve şahin ve zağanos telleriyle mezkûr tacların zeyn edüp beş altı yüz mikdârîsi semmûr kapâniçeli ve kimi bebr ve arslan ve kaplan [u] kurd ve ayu postlu ve kimi zülfikârı çekmânlı ve kimi porçavî çekmânlı ve kimi dürhânî çekmânlı ve Dârâyî ve hârâyî ve katîfe ve kemhâ gömlekli ve her birinin arkasında miskî kartal ve karakuş ve devlengeç ve ukâb kuşlarının kanatları bâğlı ve cümle ellerinde altun halliyle münakkaş altun yaldızlı toplu kostaniçse ta‘bîr etdikleri mızrakların her biri kol kalınlığıdır ve niçe yüz Kosdaniçsenin üzerleri kurd ve ayu postu sarılmış uçları alaca harîr filandıra bayraklı asâkirlerdir kim deli bayrakları kırmızı ve yeşildir. Gönüllü bayrakları sarılı ve allıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247a ·
metinde göster ·
… âma verüp anası Alina Budin'e melike olup bu Betlen Gabor evlâdlarında[n] Apopi
Mihal
nâm bî-nâm bir kefere-i pelîdi gelüp iki bin kîse mâl-ı pâdişâhî tahsîl etmeğe …
Sene 1072 Muharrem'inin ikinci Cum‘a gün Betlen Gabor ki Sultân Süleymân bunu Budin'de yakasından geçirüp üç yaşında veled-i ma‘nevî edüp Budin krallığın bu Betlen Gabor gulâma verüp anası Alina Budin'e melike olup bu Betlen Gabor evlâdlarında[n] Apopi Mihal nâm bî-nâm bir kefere-i pelîdi gelüp iki bin kîse mâl-ı pâdişâhî tahsîl etmeğe der-uhde eyleyüp ve Kemen Yanoş'u her kanda bulursa hakkından gelmeğe ahd [ü] mîsâk eyledi, ammâ Serdâr Ali Paşa bu kâfiri beğenmeyüp tabî‘ati Helil Gabor tarafında olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… in öpdürüp kralı bir iskemle üstüne Melek oturdup bir Fâtiha tilâvet edüp Apopi
Mihal
müstakil kral nasb olunup ibtidâ çavuşbaşı ve sâ’ir dîvân çavuşları krala mübâr …
"Vallâhi bu ey kral-ı müstakîm olur, zîrâ Süleymân Hân'ın bunlara nazarı ta‘alluk etmişdir" deyüp hemân dîvân-ı pâdişâhîde muhzır ağanın başından Melek Paşa kuka süpürgesin alup kral olacağın başına kukayı Bism-i İlâh ile geçirüp kralın elinden Melek yapışup zor-a-zor serdârın elin öpdürüp kralı bir iskemle üstüne Melek oturdup bir Fâtiha tilâvet edüp Apopi Mihal müstakil kral nasb olunup ibtidâ çavuşbaşı ve sâ’ir dîvân çavuşları krala mübârek-bâd iltiyâmları edüp andan kral iskemleden kalkup cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânların destlerin bûs edüp ba‘dehu cümle mevcûd olan kapudanlar kraldan el öpüp bî‘at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… ymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi
Mihal
kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i …
Sultân Süleymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi Mihal kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada tamâm oldu. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar kesb edüp belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir verme bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a kapudanı ve nemeşleri ve birovları ve şagları ve dojları hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u] iyâlleri bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân ile çerâğânlar etmişlerdir kim şeb-i zulumâtîleri gûyâ rûz-ı rûşen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… takrîb ile beş bin Nemse askeri girüp Kemen Yanoş'a teba‘iyyen(?) ve hâlâ Apopi
Mihal
krala rağmen cümle küffâr kal‘aya kapanup asâkir-i İslâm'a hayli top endâht etd …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Erdel kralına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır, ammâ Rakofçi asrında derûn-ı hisâra bir takrîb ile beş bin Nemse askeri girüp Kemen Yanoş'a teba‘iyyen(?) ve hâlâ Apopi Mihal krala rağmen cümle küffâr kal‘aya kapanup asâkir-i İslâm'a hayli top endâht etdi. Kal‘ası bir bataklıkda havâleli bir kal‘a-i azîmdir Nagbanya Ejder kal‘asından hayli büyükdür. On bir tabyası ve beş kapusu ve handakı yokdur, zîrâ batak içindedir. Ve gûnâ-gûn sırçalı kiremitler ile mestûr sarâyları ve binâ-yı âlî kenîseleri ve âlî çanlık kulleleri var ve havâlesi olan bayırlar serâpâ bâğdır. Ve aşağı batak cânibi sâfî sadranc nakşı müşebbek mahsûllü bostânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… le kahverengi kürkü ve köse sakalıyla bu vilâyete gelüp harâb edeceğin ve Apopi
Mihal
otuz yıl kral olacağın şekl-i murdâriyle karşu karşuya Ali Paşa ile tasvîr eyle …
Ve Mehemmed Paşa nâmında bir bodur kara vezîr Kemen Yanoş kralı katl edeceğin yazmış. Kemen Yanoş bu kendi katli tasvîrin görüp bozmuş ve bu mahalde bizim Serasker Ali Paşa'yı kır at üzre Mısır sarığı ile kahverengi kürkü ve köse sakalıyla bu vilâyete gelüp harâb edeceğin ve Apopi Mihal otuz yıl kral olacağın şekl-i murdâriyle karşu karşuya Ali Paşa ile tasvîr eylemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
… Gabor binâsıdır, lâkin zemîni Saz Macarı hâkindedir, ammâ hâlâ kral olan Apopi
Mihal'in
karısı May Frav Bânû'nun milk-i mevrûsudur.
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi Sonlok Gabor binâsıdır, lâkin zemîni Saz Macarı hâkindedir, ammâ hâlâ kral olan Apopi Mihal'in karısı May Frav Bânû'nun milk-i mevrûsudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
… p âhir-i kâr sene (---) târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel fethidir. Be-dest-i Gâzî
Mihal
Beğzâde, İkiyürekli Ali Beğ yigirmi bin asker ile bu kal‘a-i Lenadib'i muhâsara …
Hazret-i Îsâ Nebî asrında Sırf krallarından Despot Kral binâsıdır. Niçe yüz mülûk eline girüp âhir-i kâr sene (---) târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel fethidir. Be-dest-i Gâzî Mihal Beğzâde, İkiyürekli Ali Beğ yigirmi bin asker ile bu kal‘a-i Lenadib'i muhâsara edüp bir yılda fethi müyesser olmayup guzât-ı müslimîn muztarib-hâl bî-mecâl olup avdet mahallinde iken Cenâb-ı Bârî yârî kılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37a ·
metinde göster ·
Kal‘ası bir âlî püşte üzre seng binâ çâr-kûşe bir sûr-ı ra‘nâ imiş. Hâlâ harâb u yebâbdır, zîrâ hîn-i fetihde Gâzî Mihal {sene 769 târîhinde zamân-ı Gâzî Hudâvendigâr'da} ziyâde usret çeküp ba‘de'l-feth bu kal‘ayı câ-be-câ harâb etmişdir. İçinde imâret ve dizdâr ve cebehâneden bir şey yokdur, ammâ varoşu gâyet ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·