… fâ Efendi ve Hâfız Ahmed Paşa yalısı Kaya Sultân'ındır. Ve Osmân Usta yalısı ve
Milikî
Kadın ve Çelebi ve Mütevvellî Mustafâ Efendi yalısı. Ve niçe yalılar dahi vardı …
Ve Baba Süleymân Ağa yalısı ve Minkârîzâde yalısı ve Alî Efendi yalısı ve Azmîzâde ve Defterdâr Emîn Paşa yalısı (---)(---) ve Freng Mustafâ Efendi ve Hâfız Ahmed Paşa yalısı Kaya Sultân'ındır. Ve Osmân Usta yalısı ve Milikî Kadın ve Çelebi ve Mütevvellî Mustafâ Efendi yalısı. Ve niçe yalılar dahi vardır ammâ bu yalılarda pâdişâhlar gelüp ziyâfet tenâvül etmişlerdir. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134b ·
metinde göster ·
… âb-ı Muhammedî" derler. Evc-i semâya ser çekmiş bir dollâb-ı kad-keşândır. Orta
milinden
tâ zirve-i a‘lâsına varınca kırk zirâ‘-ı mi‘mârîdir. Kırk zirâ‘ dahi aşağı olup …
Bu eyle bir dollâbdır kim "Yâ Muhammed!" deyü sadâsı cânib-i erba‘asındaki çölistânda nısfu'l-leylde sekizer sâ‘at yerden "Yâ Muhammed!" sadâsı istimâ‘ olunduğundan "Dollâb-ı Muhammedî" derler. Evc-i semâya ser çekmiş bir dollâb-ı kad-keşândır. Orta milinden tâ zirve-i a‘lâsına varınca kırk zirâ‘-ı mi‘mârîdir. Kırk zirâ‘ dahi aşağı olup cümle seksen arşın âlî bir dollâb-ı bâlâdır. Cümle ahşâbâtları Ba‘albek dağlarından gelir çam drahtlarıdır. Bu haşeblerde yüzer yüzellişer vakıyye gelir mismârları vardır ve dollâbın cânib-i edvârında niçe bin su kovaları vardır. Kulle üzre mâ’-i sâfî rîzân olup andan su kemerleri ile şehrin cemî‘i câmi‘ ve tekyelerine ve sarây-ı âlîlere gidüp saky eder bir evkâf-ı azîmdir kim (---) mu‘âf [u] müsellem tüccârları ve kırk elli hüddâmları vardır ammâ yanına varup seyr [u] temâşâ eden kimesnelerin kulağı sadâ-yı dollâbdan asamm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
… ve kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş
mili
sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol mili emüp buhardan hâs …
Ve kehhâllıkda ol kadar mahâreti vardır kim kırk yıldan berü gözüne perde ve kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş mili sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol mili emüp buhardan hâsıl olmuş kara suyu cümle çıkarup herîf-i alîlin gözleri bi-emrillah münevver olur. Ve ak nâzil olan gözlere dehc-i hindî ve şiyâf-ı zekûrî ve gubâr-ı beyza-i leyleği mil ile göze çeküp soğan zarı gibi perde alduğun bu hakîr gördüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… ir eğrice içi boş mili sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol
mili
emüp buhardan hâsıl olmuş kara suyu cümle çıkarup herîf-i alîlin gözleri bi-emr …
Ve kehhâllıkda ol kadar mahâreti vardır kim kırk yıldan berü gözüne perde ve kara su inüp alîl olmuş âdemin gözünün bınarı tarafından bir eğrice içi boş mili sokup gözünün ardına ol mil vardıkda hân beri tarafda ol mili emüp buhardan hâsıl olmuş kara suyu cümle çıkarup herîf-i alîlin gözleri bi-emrillah münevver olur. Ve ak nâzil olan gözlere dehc-i hindî ve şiyâf-ı zekûrî ve gubâr-ı beyza-i leyleği mil ile göze çeküp soğan zarı gibi perde alduğun bu hakîr gördüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… n bir âdem at bırağup meydândaki topa biri bir çevgân urup kendi taraflarındaki
mili
geçirmeğe bu topa çevgânlar ururlar. Biri dahi at ile seğirdüp ol galtân olan t …
{Ta‘rîf-i lu‘bedebâz-ı Çevgân}: Çevgân oynamak oldur kim bu meydânın bir başında bir seng-i hârâ var ve bir başında yine bir sütûn-ı müntehâ dikilmişdir. Bir tarafda bin atlı ve bir tarafda bin atlı cem‘ olup ellerinde birer kızılcık ağacından eğri kûpâl ve çevgân ile âmâde olurlar. Mezkûr meydân-ı muhabbete âdem kellesi kadar bir ağaç-ı müdevver top korlar. Bir tarafda sekizer kat mehterhâneye tarralar urulup âvâz-ı dühl evce peyveste oldukda bir tarafdan bir âdem ve bir cânibden bir âdem at bırağup meydândaki topa biri bir çevgân urup kendi taraflarındaki mili geçirmeğe bu topa çevgânlar ururlar. Biri dahi at ile seğirdüp ol galtân olan topa bir çevgân urup kendü hudûdundaki amûda getirmek ister. Biri dahi yetişüp top hevâda 234b tayerân ederken bir çevgân urup biri dahi urup netice tarafeynin askereyni birbirlerine girüp fakîr topa eyle çevgân-ı kûpâllar ururlar kim niçesi pâre pâre olup elbette bir hâl ile bir taraf halkı gâlib gelüp topu kendü hudûdlarına getirüp karşu tarafdakiler mağlûb, topu alanlar gâlib olup mağlûblar gâliblere ba‘de'l-çevgân azîm ziyâfetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234a–234b ·
metinde göster ·
Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd'ı feth edüp Dârü's-saltanati'l-aliyyelerine avdet etdikde vezîria‘zam Kara Mustafâ Paşa ile Diyârbekir Silahdârı Melek Ahmed Paşa bu Derteng mahalline gelüp Acem şâhıyla bu Derteng boğazında hudûd kesilüp hâlâ bu boğaz ağzında bir amûd-ı müntehâya hudûdnâme yazılmış ve celî hat ile sikke-i mermerde kazılmış bir mil-i mermerdir. Andan içeri cânib-i kıbleye Âl-i Osmân'ın Bağdâd hudûdudur. Ol amûddan taşra taraf-ı şarka Acem şâhı hudûdudur. Hâlâ bu boğaz ağzında Şâh Gediği'nde deve damları kadar tavîl mahzen ve mağaralar vardır. Kaçan Acem Bağdâd'ı muhâsara etmek murâd edindikde bu mağaralara zahîre doldurup andan Bağdâd'a sarılır. Allahümme'l-hafız.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu kal‘a-i Miloşva'ya Hersek banı mâlik olup Hersek vilâyetinin tahtgâhı eder. Bu kal‘aya Miloşva derler ve Milişova dahi derler. Netîce galat-ı meşhûr evlâ olmağile efvâh-ı nâs-ı Poturânda {Miloşova derler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu h …
Bir hudûd mili dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i mili dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hudûdları vaz‘ etdikde cemî‘i kâfiristân kralları bu cümle hudûdlara rızâ verüp Süleymân Hân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
Bir hudûd mili dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd
mili
dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i mili dahi Eğre kal …
Bir hudûd mili dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i mili dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hudûdları vaz‘ etdikde cemî‘i kâfiristân kralları bu cümle hudûdlara rızâ verüp Süleymân Hân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i
mili
dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hudûdlar …
Bir hudûd mili dahi nehr-i Raba kenârında ve bir hudûd mili dahi Bosna serhaddinde Zirinoğlu hudûdundadır. Ve bir hadd-i mili dahi Eğre kal‘asından içeri Hırıştoş dağı eteğindedir. Süleymân Hân bu hudûdları vaz‘ etdikde cemî‘i kâfiristân kralları bu cümle hudûdlara rızâ verüp Süleymân Hân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
Hemân bu mahalde küffârın elçisi âkıbet-endîşlik edüp kendülerinin tarafındaki
milin
dibinden kalkup sallanarak ibtidâ bizim paşanın ayağına doğrulup geldiğin bizim …
Hemân bu mahalde küffârın elçisi âkıbet-endîşlik edüp kendülerinin tarafındaki milin dibinden kalkup sallanarak ibtidâ bizim paşanın ayağına doğrulup geldiğin bizim elçi görünce ol dahi iskemle üstünden kalkup anların elçisine doğru âheste âheste va[ra]k anların elçisi gelerek iki askerin ortasında miller kalup dahi elçiler karıncaya binüp gitmede, ammâ bu mahalde elçiler yanında gâyetü'l-gâye mu‘tedil âkıbet-endîş ma‘kûl-şinâs âdemler lâzımdır, zîrâ hadîs-i sahîhde:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… milde birbirlerinin ellerine yapışup birbirlerine ta‘zîm [ü] tekrîm ederek orta
milin
dibinde birer iskemle üzre oturup niçe bin lecden sonra cümle 45b sa‘âdetlü p …
El-hâsıl bu kâfir elçisi de yüz bin istiğnâ ile karınca basmaz reftâr ile yürüyerek bizimki de vararak orta milde birbirlerinin ellerine yapışup birbirlerine ta‘zîm [ü] tekrîm ederek orta milin dibinde birer iskemle üzre oturup niçe bin lecden sonra cümle 45b sa‘âdetlü pâdişâhın hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnu üzre cemî‘i sulhları ve yigirmi iki yıla tarafeynden yigirmi ikişer mâddeleri kabûl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a–45b ·
metinde göster ·
Meğer her kankı elçi kendi hudûdu milinden düşmanı milinden içeri girirse barışalım, deyü mürâca‘at edüp tenezzül alâmeti ve mağlûbluk nişânesi imiş. Meğer cümle âheste âheste yürüyüp bu kadar lecc-i kesîre mükâlemeleri bu maslahat içü[n] imiş. Ammâ üstâd-ı dûrbîn-fikr-i akl-ı Arasto bu mezkûr milleri bir san‘at ile vaz‘ edüp dizmişler kim ortadaki mil sehel bir mürtefi‘ yokuş başına dikilidir ve iki elçi iki başındaki millerden orta mile ne mikdâr yürüyüp geldüğü nâ-ma‘lûm olsun içün orta mili böyle âlî yere dikmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·
Meğer her kankı elçi kendi hudûdu milinden düşmanı milinden içeri girirse barışalım, deyü mürâca‘at edüp tenezzül alâmeti ve mağlûbluk nişânesi imiş. Meğer cümle âheste âheste yürüyüp bu kadar lecc-i kesîre mükâlemeleri bu maslahat içü[n] imiş. Ammâ üstâd-ı dûrbîn-fikr-i akl-ı Arasto bu mezkûr milleri bir san‘at ile vaz‘ edüp dizmişler kim ortadaki mil sehel bir mürtefi‘ yokuş başına dikilidir ve iki elçi iki başındaki millerden orta mile ne mikdâr yürüyüp geldüğü nâ-ma‘lûm olsun içün orta mili böyle âlî yere dikmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·
… şındaki millerden orta mile ne mikdâr yürüyüp geldüğü nâ-ma‘lûm olsun içün orta
mili
böyle âlî yere dikmişler.
Meğer her kankı elçi kendi hudûdu milinden düşmanı milinden içeri girirse barışalım, deyü mürâca‘at edüp tenezzül alâmeti ve mağlûbluk nişânesi imiş. Meğer cümle âheste âheste yürüyüp bu kadar lecc-i kesîre mükâlemeleri bu maslahat içü[n] imiş. Ammâ üstâd-ı dûrbîn-fikr-i akl-ı Arasto bu mezkûr milleri bir san‘at ile vaz‘ edüp dizmişler kim ortadaki mil sehel bir mürtefi‘ yokuş başına dikilidir ve iki elçi iki başındaki millerden orta mile ne mikdâr yürüyüp geldüğü nâ-ma‘lûm olsun içün orta mili böyle âlî yere dikmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·
… Hâsân ki Bilbeys şehri ve Arîş'dir bâd-ı sabâ andan beri esmez; cümle tiyâb ve
milisî
rûzgârı eser. Ammâ bu Sây kal‘asında vakt-i seherde bâd-ı nesîm ve şebnem te’sî …
Ve bu şehrin âb [u] havâsı ol kadar latîfdir kim sovuğu ve şiddet-i hâr i‘tidâl üzredir. Gece taşrada yatılsa âdem hayât-ı câvidân bulur. Zîrâ bu iklîm-i Mısır'a bâd-ı nesîm gelmez, tâ arz-ı Hâsân ki Bilbeys şehri ve Arîş'dir bâd-ı sabâ andan beri esmez; cümle tiyâb ve milisî rûzgârı eser. Ammâ bu Sây kal‘asında vakt-i seherde bâd-ı nesîm ve şebnem te’sîr etmiş gûnâ-gûn nebâtât giyâhâtın râyiha-i tayyibesinden benî âdem dem-be-dem demâğı mu‘attar olup hayât-ı cân bulur. Ol ecilden gâyet ber-vücûd mahbûb u mahbûbe-i mergûbesi olur kim keklik sekişli gazâl bakışlı perî-rû hasnâ-yı cihâneleri olur kim âdem gördükde vücûduna lerze vâki‘ olur. Ve havâsı hoşluğundan bu şehirde hadîd makûlesi aslâ pas dutmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y393b ·
metinde göster ·