Evvelâ Konya'da Celâleddîn kuddise sırruh merkad-i pür-envârı kurbünde iki
minârelü bir
câmi‘-i âlî ve bir medrese-i gâlî ve bir mescid-i latîf ve semâ‘hâne ve bir imâ …
Evvelâ Konya'da Celâleddîn kuddise sırruh merkad-i pür-envârı kurbünde iki minârelü bir câmi‘-i âlî ve bir medrese-i gâlî ve bir mescid-i latîf ve semâ‘hâne ve bir imâret-i ma‘mûre ve bir dârü'z-zîyâfe ve dervîş-i dil-rîşânlar içün müte‘addid hücreler ve Şâm-ı Şerîf'de bir câmi‘-i azîm ve bir medrese. Ba‘dehu medîne-i Kefe'de ve şehr-i İznik'de bir kenîseyi câmi‘ etdiler. Ve her feth olan kal‘alarda ve palankalarda olan kenîseleri câmi‘ ve olmayanlarda müceddeden câmi‘ler binâ olunup levâzım-ı islâmiyye tekmîl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
… i Osmân'ın Zal Paşazâde Ahmed Paşası, Nahçevân hâkimi iken bunda İslâmbol tarzı
minâreli bir
câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de bu kende zâviye-i Ahmed Paşa derler. …
Menzil-i zâviye-i Ahmed Beğ: Nahşıvân hâkinde beş yüz hâneli ve bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kenddir. Üç câmi‘i var. Âl-i Osmân'ın Zal Paşazâde Ahmed Paşası, Nahçevân hâkimi iken bunda İslâmbol tarzı minâreli bir câmi‘-i zîbâ inşâ etmekle elsine-i Acem'de bu kende zâviye-i Ahmed Paşa derler. Hâlâ yine bu kend ol câmi‘-i dilküşânın evkâfıdır. Andan 16 sâ‘at ma‘mûr kendli özler içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr ey …
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… imiş. Kendüleri bir kubbe-i serâmed içre evlâd [u] ensâblarıyla medfûndur. Bir
minâreli bir
câmi‘i ve imâret ve medresesi vardır. Lâkin evkâfı mîrîye muzâf olmağıla imâret …
Ziyâretgâh-ı Mama Hâtûn: Akçakoyunlu pâdişâhlarının hâtûnlarından bir sâhibü'l-hayrâte imiş. Kendüleri bir kubbe-i serâmed içre evlâd [u] ensâblarıyla medfûndur. Bir minâreli bir câmi‘i ve imâret ve medresesi vardır. Lâkin evkâfı mîrîye muzâf olmağıla imâretleri harâba yüz dutmuşdur. Bâlâda, Erzurûm'a giderken mufassalan evsâfı tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba dereli ve depeli yollar ile (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339a ·
metinde göster ·
… unan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki
minâreli bir
câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hay …
Evsâf-ı âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ binâ-yı Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân : Niçe mülûk [u] selâtînler bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm etmişdir, ammâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân Bağdâd fethine giderken iki yüz kîse masraf koyup Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp gelince evvelâ Sultânu'l-ulemâ ve ferzendi Hazret-i Monla Hünkâr'ın sandûkalarını zer-ender-zere müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niçe bin zî-kıymet kanâdîl ü musanna‘ maslûbâtlar ile pîrâste olup Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın sandûkası cümleden âlî ve Monla Hünkâr'ın sandûkası andan alçak (---) alçakdır ve ser-i sa‘âdetlerinde Mevlevî külâhları üzre beyâz destâr-ı Mevlevîler ve gerdenleri olan yer mahallinde Keşmîrî ve Lâhûrî şâllar ve taylesân-ı sünnet-i Muhammedî mehâbet ve salâbetli kabr-i şerîflerdir kim harem-i şerîfden gören âdeme vehm târî olup bir dehşet hâsıl olur. Bu kabr-i şerîfler semâ‘hânenin cânib-i kıblesi kûşesinde cânib-i erba‘aları şebeke ile mebnîdir. Üzerlerinde başka kubbeleri yokdur. Ve semâ‘hâne meydânı bir mücellâ sahrâ-yı musaykaldır. Başka mutrıbhâneleri ve ibâdethâne mihrâbı amûd-ı mevzûnlar ile mebnî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm var. Cümle (---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addid dervîş-i dil-rîşân hücreleri vardır. Revzenleri etrâfında olan hıyâbâna nâzırdır. Haftada (---) âyîn-i Mevlânâ olup üç yüzden mütecâviz kimi molla ve kimi beğ ve paşa ve her biri birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr-ı fahr ile tefâhür eder cânlar vardır. Şeb [u] rûz aşk-ı İlâhî ile sermest [ü] serbâz dervîşânlar vardır. Ve kilâr ve furûn ve bir matbah-ı dârü'l-it‘âmı dahi cümle bu zikr olunan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki minâreli bir câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hayrât [u] hasenâtın cümlesi kârgîr binâ-yı kıbâb-ı âlîler ile mebnî ve serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr olmuş binâ-yı azîmlerdir. Netîce-i merâm Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir âsitâne-i azîm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15a ·
metinde göster ·
… ı kal‘ada cümle bin mikdârı hâk-i amber-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır ve
minâresiz bir
câmi‘-i kadîmi var ve su sarnıcları ve gılâl anbârları bundadır ve dizdârı ve k …
Eşkâl-i kal‘a-i Harput: İç kal‘ası eflâke ser çekmiş bir acîb u garîb yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânîce seng-binâ bir metîn ü hasîn kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i (---) nâzır bir kapusu var. Derûn-ı kal‘ada cümle bin mikdârı hâk-i amber-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır ve minâresiz bir câmi‘-i kadîmi var ve su sarnıcları ve gılâl anbârları bundadır ve dizdârı ve kethüdâsı ve mehterhânesi ve (---) aded kal‘a neferâtları ve müstevfâ cebehâneleri ve a‘lâ şâhî topları vardır. Bir kerre Timur fethinde âciz olup avdetde muhâsara edüp emân ile mâlik olmuşdur. Gâyet metîn sarp kal‘adır. Gerçi havâlesi şekilli kûh-ı bâlâları var, ammâ andan zarar 83a isâbet etmez ve bu iç kal‘a yalçın kaya üzre olmağıla cânib-i edvârında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr bu iç kal‘a kapusu öninde (---) hammâmı gâyet âb [u] hevâsı ve binâsı hûb hammâm-ı mergûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b–83a ·
metinde göster ·
yanı ve sağ taraf cenâhı mecrûh. "Bu neden mecrûhdur" deyü su’âl etdim. "Vallah …
Ve mine'l-acâ’ib-i ibret-nümâ-yı hârık-ı âde: Bir gün bu şehr-i Eski Zağra'da sâkin iken niçe ahibbâ vü dostândan Armağânzâde ve Mismârîzâdeler eyitdiler: "Evliyâ Çelebi! Bizim şehrimizde bir acâ’ib temâşâgâh-ı ibret-nümâ vardır kim görmeğe muhtâcdır. Kalk sana ol vâcibü's-seyri seyr etdirelim" dediklerinde hakîr dahi anlara teba‘iyyet edüp şehri seyerân u deverân ederek Tahtalkal‘a nâm mahalle varup anı gördüm, şâhrâh üzre bir sakka kuşu per ü bâllerin küşâde kılup sâyebân-âsâ edüp yatar. Meğer kanadı altında bir kancık sarı köpek yatarmış. Bu yârânlarımız ile bir berber dükkânında oturup bu sakka kuşuyla kelbin mu‘âmelelerine mukayyed olduk. Anı gördüm, sakka kuşu burnuyla kelbin postunu bitlemeğe başladı. Ammâ sakka kuşunun minkârının bir yanı ve sağ taraf cenâhı mecrûh. "Bu neden mecrûhdur" deyü su’âl etdim. "Vallahi bu sakka kuşunu sayyâdlar kanadın mecrûh edüp bu şehir içre bırakdılar. Bu mürg-ı hayvân-ı hevâ günden güne ifâkat bulup şikeste-per kaldı. Ammâ giderek şehir halkıyla ve kilâb-ı akûr-ı sarîhler ile üns [ü] ülfet edüp bu dişi kelbe mukârin olup böyle bitleyerek çarsû-yı bâzârda bile gezerek bir ân kelbin yanından cüdâ olmazdı. Âhir dişi kelb kızup erkek kelbler dişi kelbin yanına geldikçe bu sakka kuşu anlarla ceng edüp kovarak dişi kelbi himâye ederdi. Ammâ kancık kelbin murâdı erkek kelblerde. Anı gördük, bir gün şehir içre ne kadar yüz kelb var ise cümlesi bir nefesden uluyarak seğirdüp soluyarak bu Tahtalkal‘a meydânına gelüp kelbler sakka kuşuna hücûm etdiler. Hemândem mürg-ı zeyrek kanat kakup minkâr-ı dehânın açup bu kelblere niçe hamle eylediyse ikisin katl eyledi. Ve dörd beş aded kelb mecrûh olup uluyarak firâr etdiler. Hemân bir hayli kelb yine mürga sarılup bir azîm arbede edüp temâşâcı ehl-i beled bunları birbirinden ayırmak mümkün olmayup ol günde minkârın meksûr u cenâhın mecrûh etdiler. Ammâ hâh nâ-hâh dişi kelbi kelb-i akûrlara vermeyüp ol zamândan berü dişi kelbi kabza-i tasarrufa alup yanına bir erkek kelb gelmek ihtimâli yokdur" deyü bu sergüzeşt-i mürg-i sakkayı hikâye ederken anı gördüm sakka kuşu kanadının sâyebânın 133b kaldırup meydânda bir hayli cevelân ü deverân ü seyerân etdi. Kelb dahi sâye-i cenâhdan çıkup bir hayli esnedi ve gerindi ve sündü. Hemân Berber Ali nâmında bir kimesne kelbe fahfara nânpâreleri kelb-i acûz tenâvül ederken sakka kuşu kassâblar içinde üstühânlar bulup fi'l-hâl kelbe getirdi. Kelb üstühânı da yeyüp yatdıkda mürg-i sakka cenâheynin küşâde kılup minkârın kec edüp horos-misâl merdânelik ederek yatan kelbin üstüne çıkup edebde ördek zekeri gibi bir karış var kîr-i mühmele-i kec-kârın çıkarup hâh nâ-hâh be-dürüstî kelbe bir fetîle salup çıkardıkda bir hayli kanat kakup reftâr etdi. Kelb-i fakîre yalanup kaldı, aslâ "haf haf" ve vağ vağ" demeyüp râm oldu. Meğer beher yevm böyle beş altı kerre cimâ‘ ederlermiş. Aceb sırr-ı temâşâgâh idi kim bu hakîrun kendi müşâhede etdüğü meşhûr-ı âfâk temâşâdır kim Hudâ âlimdir böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133a–133b ·
metinde göster ·
… de Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i
minâre-vâr bir
sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bi …
İbret-nümâ âsârların beyân eder : Evvelâ derûn-ı şehirde Sâ‘atdepesi derler, anın zirve-i a‘lâsında evc-i semâya ser çekmiş bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var, anda bir sâ‘ati vardır. Vakt-i zuhurda on iki nevbet urur bir 135b mehîb sadâsı var, Filibe sahrâsının cânib-i şarkî ve garbîsinde sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir temâşâgâh sâ‘at kullesidir. Ve nehr-i Meriç üzre üç yüz adım haşeb cisri üzre bir kasrı var, ibret-nümâ bir cisr-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135a–135b ·
metinde göster ·
Câmi‘-i Eski Siyâvuş Paşa: Süleymân Hân vüzerâsındandır. Mâ tekaddem kenîse imiş. Ammâ bu dahi kurşumlu ve bir minâreli, bir mürtefi‘ zemînde câmi‘-i kebîrdir. Ve Defterdâr câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 139b ·
metinde göster ·
… dur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir
minâre bir
minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi …
Bu câmi‘-i bî-karîn ü ma‘bedgâh-ı behişt-âyîn eyle bir huld-ı berîndir kim bunun çâr-kûşesinde dörd aded minâre-i ibret nümâları çâr rükni azîm gibi vâki‘ olmuşdur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfeleri ve bir kadd [ü] kâmette ve bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağıdaki kapudan üç mü’ezzin girüp her biri birer yola urûc edüp üç mü’ezzin üç tabakaya çıkup aslâ birbirlerin görmezler. Yine böyle iken eyle ince minârelerdir kim her birin ikişer fetâ âdemler derâğûş etseler kucaklamak mümkündür. Tâ bu mertebe rakîk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi sâdece birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a–155b ·
metinde göster ·
… Şehrin tâ vasatında bir mürtefi‘ zemînde dırahtistân-ı hıyâbân içre bir serâmed
minâreli bir
câmi‘-i rûşendir. Gerçi küçükdür ammâ gâyet musanna‘ u müzeyyen ve mükemmel ü m …
Ferhâd Paşa câmi‘i: Süleymân Hân vüzerâlarından Selîm-i Sânî'ye ve Murâd Hân-ı Sâlîs'e irişmiş bir vezîr-i dilîr emiş kim câmi‘inden bellidir. Şehrin tâ vasatında bir mürtefi‘ zemînde dırahtistân-ı hıyâbân içre bir serâmed minâreli bir câmi‘-i rûşendir. Gerçi küçükdür ammâ gâyet musanna‘ u müzeyyen ve mükemmel ü mükellef câmi‘-i müferrâhdır. Cümle hücreleri ve sâ’ir imâretleri serâpâ kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur. Hakkâ ki Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân bu câmi‘de gûnâ-gûn zîhler ve elvân tasarruflar icâd etmişdir. Şeb [u] rûz cemâ‘atden hâlî değildir. Andan (---)(---) câmi‘-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171b ·
metinde göster ·
… gözlerinde hâlâ gâzî kadırgaları vardır. Ve şehrin şimâlinde leb-i deryâda mîl
minâre-vâr bir
kulle-i bâlâda her gece fener yanup cümle gemiler ana bakarlar.
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Kal‘a dibinde bir latîf limanı var, a‘lâ yatakdır. Ve binâ-yı azîm (---) göz kârgîr binâ tershâne gözlerinde hâlâ gâzî kadırgaları vardır. Ve şehrin şimâlinde leb-i deryâda mîl minâre-vâr bir kulle-i bâlâda her gece fener yanup cümle gemiler ana bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95b ·
metinde göster ·
… bret-nümâ-yı âbâdân: Evvelâ Yukarukal‘a önünde Hünkâr câmi‘i kurbunda bir mîl-i
minâre-vâr bir
sâ‘at kullesi var. Sâ‘atin çanı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir mehîb sadâlı …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Evvelâ Yukarukal‘a önünde Hünkâr câmi‘i kurbunda bir mîl-i minâre-vâr bir sâ‘at kullesi var. Sâ‘atin çanı bir konak yerde istimâ‘ olunur bir mehîb sadâlı nâkûsdur. Ve kullesi dahi ibret-nümâ-yı me’nûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171a ·
metinde göster ·
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen
minber-misâl bir
kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak …
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre moran ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesinden gelmiş kehribâr-ı hâlis-i asfar ile bezenilmiş maksûre-i ibret-nümûndur. Ve her şebekesi gûyâ Fahrî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle oyma oymağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… e bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve
minâresinde bir
çan sâ‘ati var.
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Tuna kenârında ve şimâl cânibi nehr-i Vulko sâhilinde bir bayır üzre tula binâ bir Şeddâdî küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde dizdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli aded hurde neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve minâresinde bir çan sâ‘ati var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… d Paşa câmi‘i var. Gerçi küçükdür, ammâ gâyet şîrîn ve musanna‘ ve müzeyyen taş
minâreli bir
câmi‘-i mümtâzdır, ammâ cemâ‘ati azdır.
Ve bu merkûm havzın önünde Murâd Paşa câmi‘i var. Gerçi küçükdür, ammâ gâyet şîrîn ve musanna‘ ve müzeyyen taş minâreli bir câmi‘-i mümtâzdır, ammâ cemâ‘ati azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… r. Allâhu a‘lem bu iki câmi‘ bir üstâd işi olması mübeyyendir, lâkin bu câmi‘in
minâresinde bir
büyük çanlı sâ‘at var kim sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunur. Cümle şehir c …
Fethiyye câmi‘i: (---)(---)(---) dir. Bu câmi‘ dahi kadîm-i evvelde deyr-i musanna‘ imiş. (---)(---)(---) câmi‘ imiş, ammâ bu dahi Süleymâniyye câmi‘ine müşâbih tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l bir câmi‘-i beyz-âsâ ma‘bedgâh-ı münevverdir. Allâhu a‘lem bu iki câmi‘ bir üstâd işi olması mübeyyendir, lâkin bu câmi‘in minâresinde bir büyük çanlı sâ‘at var kim sadâsı bir konak yerden istimâ‘ olunur. Cümle şehir câmi‘leri bu sâ‘ate amel edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur, dakîka fevt etmez bir dürüst sâ‘at-i Alaman'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83a ·
metinde göster ·
Ve bir musanna‘ minberi var kim üstâd-ı mermer-bür bu
minbere bir
tîşe ve matraka urup kazmış kim hakkâ yed-i tûlâsın ayân edüp sikkeyi mermerde …
Ve bir musanna‘ minberi var kim üstâd-ı mermer-bür bu minbere bir tîşe ve matraka urup kazmış kim hakkâ yed-i tûlâsın ayân edüp sikkeyi mermerde kazmış. Ve mihrâbı üzre siyâh katîfeden zer-ender-zer zerdûz işleme bir Kâ‘be tasvîrini üstâd işlemiş kim hakkâ kim nakş-ı Mânî ve nakş-ı Bihzâd işlemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 144a ·
metinde göster ·
Andan câmi‘-i (---). Bu dahi kurşum kubâblı ve serâmed
minâreli bir
câmi‘-i münevverdir. İbâdet edüp ma‘lûmumuz olan câmi‘ler bunlardır. Mâ‘adâsı c …
Andan câmi‘-i (---). Bu dahi kurşum kubâblı ve serâmed minâreli bir câmi‘-i münevverdir. İbâdet edüp ma‘lûmumuz olan câmi‘ler bunlardır. Mâ‘adâsı cümle sekiz aded mahalle zâviyeleridir. Cümle iki kârgîr minâre ve üç aded tahta minâreler var, gayri zâviye ve buk‘a ve eyneler minâresizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
câmi‘i ve sekiz aded yine tahta örtülü neferât evleri var. Ve kal‘anın kıbleye …
Ve kal‘a içre bir tahta örtülü ve tahta minâreli bir câmi‘i ve sekiz aded yine tahta örtülü neferât evleri var. Ve kal‘anın kıbleye nâzır bir ağaç kanatlı kapusu ve kapu önünde yine haşeb cisri ve handak kenârında bir zîbâ mahkemesi var. Ve kal‘anın batı tarafı bir küçük göldür. İçinde gûnâ-gûn mâhîleri sayd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a ·
metinde göster ·
İmdi bu kavm-i Tatar-ı sebükbârın bârhâneleri olmayup seferlere aslâ zahîreden bir şey götürmezler. İllâ talkan ve kurut ve at kaburkası kazısı götürürler. Ol dahi kifâyet etmeyüp hemân yollarda lengpâ olan atları ve sehel hastalığa yüz dutup yorgun ve argın ve du[r]gun atlar kâfire kalmış deyü hemân ol ân ol atı Hak yoluna kurbân edüp derisiyle pâreleyüp paylaşırlar, kimi pişirüp kimi çirki nâm tegeltisi altına koyup üstüne binüp at ile yorta yorta at etinin suyu çekilüp pişdi deyü tegeltisi altındaki at etin yeyüp def‘-i cû‘ edüp kâfiristâna akınlar ve çapullar civerüp cemî‘i düşmanlarına şemşîr-i sitîz-i tîğ-ı sertîzi bî-dirîğ urup bakıyyetü's-süyûf olan kefereleri evlâd [u] ıyâlleriyle keşân ber-keşân sürüyüp diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Min-indillâh bir alay gâziyân-ı ser-bâzân-ı âşıkân-ı Âl-i Cingiziyândır. Hafizakallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
küçük câmi‘dir. Hattâ kapusu üzre çâr-kûşe burcunda celî hat ile târîhi budur:
Ve bu iç kal‘a kapusundan cânib-i şarka yüz adım ba‘îd bir vâsi‘ü'l-(...) meydânda hemân Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i var, tarz-ı kadîm çatma kiremit örtülü minâresiz bir küçük câmi‘dir. Hattâ kapusu üzre çâr-kûşe burcunda celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122a ·
metinde göster ·
… ört aded kulleleri ve garba nâzır bir demir kapusu var, içinde iki aded alçacık
minâreli bir
câmi‘i var, ammâ minâresi küçücük olmak ile âdem sığmaz ve ezân okunmaz.
Sarây-ı kadîm Cuci Geray Hân: Mâ-tekaddem hân-ı süluflar(?) bu hânedânda olurlarmış. Hâlâ çâr-kûşe bir kârgîr binâ bir küçük kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi iki yüz adımdır. Etrâfında dört aded kulleleri ve garba nâzır bir demir kapusu var, içinde iki aded alçacık minâreli bir câmi‘i var, ammâ minâresi küçücük olmak ile âdem sığmaz ve ezân okunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Ve minâresi bir kerre bir zelzele-i azîmden münhedim oldukda cânib-i vakfdan tecdîd etdiklerinde minârenin temelinden bir âdem kaddi bâlâda celî hat ile târîhi budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… r ve cümle bir câmi‘i var, haremi sâfî servi ve kubbesi kiremitli ve bir kârgîr
minâreli bir
latîf câmi‘i ve âb-ı hayât suları var, ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân [u] hammâmı …
Mora sancağı voyvadalığıdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Şehri bir taşlı yerde şark ve garb tarafı sahrâlı bir mürtefi‘ kayalı yerde cümle beş yüz aded hâneli ma‘mûr u âbâdân bir kasabadır kim zemîni sâfî servlik içinde cümle kiremit örtülü hânedânlar ve cümle bir câmi‘i var, haremi sâfî servi ve kubbesi kiremitli ve bir kârgîr minâreli bir latîf câmi‘i ve âb-ı hayât suları var, ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân [u] hammâmı yokdur, ammâ haftada bir azîm bâzârı durup etrâfdan niçe bin âdem cem‘ olur. Andan bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
Kal‘anın cenûbî tarafında Yüksek tabya kurbunda kiremitli ve çanlık
minâreli bir
bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misilli bir hıyâbân [u] gülistân bâğçeli ve bi …
Kal‘anın cenûbî tarafında Yüksek tabya kurbunda kiremitli ve çanlık minâreli bir bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misilli bir hıyâbân [u] gülistân bâğçeli ve bir imâret ve medreseli bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde Ürd-i behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i bî-misâldir. Ve sol tarafındaki medrese içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Etrâfı dâru't-tedrîs-i âlimân-ı müfessirânlar sâkindir kim şeb [ü] rûz ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
… l minber-i musanna‘ mu‘allak durur. Altında birkaç âdem sığınup ibâdet ederler.
Minâresi bir
serâmed şeşhâne bânghâne-i zîbâdır kim aşağı kapusundan tâ yukaru şerîfe tabaka …
Ve cümle mebsût olan hâlîçeler ibrîşim münakkaş olup bir musanna‘ minberi var. Bir kemer üzre üstâd-ı mühendis eyle binâ etmiş kim gûyâ ol minber-i musanna‘ mu‘allak durur. Altında birkaç âdem sığınup ibâdet ederler. Minâresi bir serâmed şeşhâne bânghâne-i zîbâdır kim aşağı kapusundan tâ yukaru şerîfe tabakasına çıkınca seksen beş kademedir. Hakîr bunda urûc edüp şehrin eşkâl-i cirmin hey’eti üzre bir tabak kâğıza resm etdim. Bu minâre-i şerîf[esin]den yukaru külâha varınca on beş kademe dahi vardır. El-hâsıl gâyet musanna‘ minâre ve câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
küçük câmi‘dir. Kal‘anın ba‘zı evlerinde bârân-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıçl …
Eşkâl-i kal‘ası: Bir sivri yalçın sarımtırak püşte-i âlî üzre Yanya Venedik küffârı amâr etmiş bir küçük seng binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı şekl-i muhammes bir kal‘acıkdır ammâ iki katdır. Lâkin handakı yokdur. İçinde mühimmât cebehâneleri çokdur. Ve cümle kırk mikdârı kiremitli evleri vardır. İç hisâr cirmi kâmil bin altmış aded adımdır. Derûn-ı hisârda Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i kiremitli ve kârgîr minâreli bir küçük câmi‘dir. Kal‘anın ba‘zı evlerinde bârân-ı rahmetden cem‘ olma su sarnıçları var, zîrâ suya pek muhtâclardır. Kal‘a içinde câ-be-câ ağaçlar vardır, ammâ hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârlar yokdur. İki katında birer demir kapuları var, şâhrâhdır. Biri şarka ve biri garba nâzır bâb-ı kavîlerdir, ammâ şarka nâzır olan kapu kal‘anın altındaki varoşuna açılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350a ·
metinde göster ·
küçük câmi‘ vardır. Mâ-tekaddem kilise imiş, Süleymân Hân nâmına câmi‘ olmuş. A …
Ve kal‘a kapusunun iç yüzünde yarım minâreli bir küçük câmi‘ vardır. Mâ-tekaddem kilise imiş, Süleymân Hân nâmına câmi‘ olmuş. Ancak yüz âdem alur. Ve on dükkânı var. Suyu ve hammâmı ve mescidi ve hân ve imâret ve medrese ve mektebi ve bâğ u bâğçesi yokdur. Ancak kat-ender-kat daracık evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108b ·
metinde göster ·
Ve iç ağaları ve paşa içün bir hammâm-ı latîfi var kim ve
mine'l-acâyib bir
ferah-fezâ hammâm-ı cânfezâdır. Kapusu önünde şeyh Reyhân hazretleri medfûndur. …
Ve iç ağaları ve paşa içün bir hammâm-ı latîfi var kim ve mine'l-acâyib bir ferah-fezâ hammâm-ı cânfezâdır. Kapusu önünde şeyh Reyhân hazretleri medfûndur. Ammâ mukaddemâ harem odaları olan binâ-yı atîkleri Köpürlüzâde Ahmed Paşa sene (---) târîhinde müceddeden bir tarh-ı nazîf ve bir tarz-ı zarîf kâ‘a ve havz u şâzrevânlar ve müte‘addid kâşî hücreler ve gûnâ-gûn maksûre-i münakkaşlar etmiş kim gûyâ sarây-ı şâm henüz cennet-meşâm olmuş. Ammâ sene 1058 târîhinde hakîrin sâkin olduğu hücreyi kitâbhâne etmiş. Bu hücremizde üç yüz hatm-i şerîf tilâvet etmişdik. Hamd-i Hudâ yine varup der [ü] dîvârda hatlarımız görmek müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a ·
metinde göster ·
Ve bu âsitânenin mukâbelesinde mescid-i Hazret-i Alî
minâresiz bir
küçük buk‘adır. Ve Bâb-ı Bakî‘in hâricinde ammet-i Resûlullâh hazret-i (---) bi …
Ve bu âsitânenin mukâbelesinde mescid-i Hazret-i Alî minâresiz bir küçük buk‘adır. Ve Bâb-ı Bakî‘in hâricinde ammet-i Resûlullâh hazret-i (---) bir küçük kubbede âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y297a ·
metinde göster ·
Mescid-i Hazret-i Âyişe: Bu dahi haremsiz ve minâresiz bir mescid-i sağîredir. Ammâ bâğ-ı İrem içindedir. Bu karyede câmi‘-i Kubâ'dan gayri câmi‘ yokdur. Ve minâre dahi yokdur. Cümle halk salât-ı cum‘ayı bunda edâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300b ·
metinde göster ·
… kri sebkat etmişdir. Hazret-i Risâlet'in üçüncü binâ etdüği mesciddir. Harem ve
minâresiz bir
mesciddir. Bundan yüz elli adım ba‘îd taş nerdübân ile çıkılır,
Andan yüz adım câmi‘-i Kıbleteyn'dir. Bâlâda zikri sebkat etmişdir. Hazret-i Risâlet'in üçüncü binâ etdüği mesciddir. Harem ve minâresiz bir mesciddir. Bundan yüz elli adım ba‘îd taş nerdübân ile çıkılır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y301b ·
metinde göster ·
Minberi ve mihrâbı tarz-ı kadîmdir. Minberi bir musanna‘ hurde münakkaş ağaç minberdir. Mihrâbında Ramazân-ı şerîfin âhir cum‘asında iki rek‘at namâz kılan dünyevî ve uhrevî hayır murâdâtı elbette hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
… mi‘inde yokdur. Meselâ cemî‘i minâreler içinden çıkılır, ammâ üstâd mühendis bu
minâreye bir
san‘at harc edüp mü’ezzinleri taşradan çıkarlar. Üç tabaka ve iki yüz kademe bi …
Ve bir acâyib minâresi câmi‘in şimâlinde yol aşırı câmi‘den ba‘îd çâr-gûşe ve üç tabaka ile bir minâre-i musanna‘ bilâd-ı İslâmiyye'de bir diyârın câmi‘inde yokdur. Meselâ cemî‘i minâreler içinden çıkılır, ammâ üstâd mühendis bu minâreye bir san‘at harc edüp mü’ezzinleri taşradan çıkarlar. Üç tabaka ve iki yüz kademe bir minâredir. Hattâ Emîr-i Hac Rıdvân Beğ'in bir cündîsi atile bu minâreye çıkmışdır. Yine ol kadar kalın minâre değildir. Ancak üstâd-ı kâmil bir san‘at harc etmiş kim mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92a ·
metinde göster ·