Üç yıldan bi-emrillâh fethi müyesser olup ol mezkûr minâre pâyesi üzre Ebü'l-feth eflâke ser çekmiş bir şerîfeli tarz-ı kadîm bir tula şeşhâne minâre-i mevzûn inşâ etdirmişdir kim hâlâ kaddi (---) kademe minâre-i serâmeddir. Ba‘dehu sene 981 târîhinde Bâb-ı hümâyûn köşesinde Sultân Selîm-i Sânî bir kadehli bir beyâz seng-i sengîn ile zıh zıh bir minâre-i mevzûn etmişdir {kim} ibret-nümâdır. Bunda olan mukarnez ve medîne ve zıhlar bir minârede yokdur. Ammâ Ebü'l-feth minâresinden alçakdır. Cümle (---) kademedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli bud …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup
minârede
mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi …
Mukaddem gelen küffâr kalyonunun akîbince bir küçücük potaç kalyoncuk bu kâfir gemisinin ardı sıra kovarak ol dahi orsa bayrakların ve yeşil alemin küşâde kılınca cümle kırmızı fesli guzât-ı müslimîn kalyonun kıçı ve başı ve palavrası üzre sîneçâk {gâzîler} sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup fi'l-hâl dağ pâresi-misâl küffâr gemisine bir kat alabanda top-ı evvel urup küffâr dahi ana urup bir yaylım tüfenk başdan [ve] kıçdan serpüp kâfir gemisine sarılup la‘în küffâr mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup niçe bin hıyel ü şeytanatlar edüp Cezâyirli'den alarka olup derûn-ı keştîden savt-ı hazîn ile bir gûne turompete frenk boruları çalınca şehr içre olan balyoz kâfirleri Murtezâ Paşa'ya ve kadıya ve Sıfet hâkimine mâl bezl etmeğe başladılar. Murtezâ Paşa, "Görelim neye müncer olur" deyü ığmâz-ı ayn edince hemân Cezâyirli derûn-ı dilden yine kâfire sarılmağa hücûm edince küffâr yine bâdbânların küşâde edüp "kal‘a altı budur" deyüp cân havliyle gemilerin karaya düşürüp yatup cümle kâfirleri taşra dökilüp kal‘a altına geldiler. Cezâyirli bu kerre hâ’ib [ü] hâsir tıramola edüp liman içre gelirken anı gördük, liman ağzından iki pâre dağ gibi kalyonlar yelkenlerin döküp haçlı bayrakların açup limana girince ardı sıra yeşil alemli iki galyon al ve ala fesli asker ile kat-ender-kat Cezâyirliler bu iki gemiyi kovarak liman-ı azîme dâhil olunca hemân evvel giren Cezâyirlinin küçük gemisi iki kâfir galyonunun önün alınca iki kâfir gemi yelkenlerin ısdınkaya urup cenge âheng-i teng edüp üç İslâm gemisi mâbeyninde iki kefere gemisi birbirlerine sarılup şehr-i Akka önüne gelüp kâmil üç buçuk sâ‘at-ı nücûmî ceng-i azîm edüp Akka şehri içre cümle halk top güllesinden firâr edüp yetmiş seksen mikdârı âdem şehr içre şehîd ve bilâ-hisâb mecrûh olup minârede mü’ezzin salâ verirken minâre gülle darbından münhedim olup mü’ezzin firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… be-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir
minâreden
ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfe …
Bu câmi‘-i bî-karîn ü ma‘bedgâh-ı behişt-âyîn eyle bir huld-ı berîndir kim bunun çâr-kûşesinde dörd aded minâre-i ibret nümâları çâr rükni azîm gibi vâki‘ olmuşdur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfeleri ve bir kadd [ü] kâmette ve bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağıdaki kapudan üç mü’ezzin girüp her biri birer yola urûc edüp üç mü’ezzin üç tabakaya çıkup aslâ birbirlerin görmezler. Yine böyle iken eyle ince minârelerdir kim her birin ikişer fetâ âdemler derâğûş etseler kucaklamak mümkündür. Tâ bu mertebe rakîk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi sâdece birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a–155b ·
metinde göster ·
inmek sadedinde iken anı gördük: Evc-i âsumâna berâber bir gubâr-ı gird-i siyâh …
Ammâ Alî Çelebi ile ikimiz minâreden inmek sadedinde iken anı gördük: Evc-i âsumâna berâber bir gubâr-ı gird-i siyâh havâya münkalib olup oyulkana oyulkana gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
Hemân hakîr minâreden ezân perdesinde, "Bire ümmet-i Muhammed, size müjde olsun. Deryâ-misâl Akkirmân askeriyle Melek Ahmed Paşa askeri geliyor" deyü haykırarak aşağı inüp cümle guzâta boğazım boğulunca çağıra çağıra muştulayup niçe âdemler dahi minâreye çıkup gördüler kim bir kara dağ gibi âdem deryâsı kara toz içre kuş gibi {uçup} vakt-i zuhurdan bir sâ‘at sonra geliyor. Cümle mahsûr olan bay u gedâ ve pîr [u] cüvân hamd [u] senâ edüp hakîr yine minâreye çıkdım. Gördüm ki kal‘aya karîb cümle Tatar ve Paşalılar atlarından enüp at tartıların tartup çatal atların bırağup yarar koşkol kazaklanmış atlarına binüp çapul çiverdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
haykırup, "İşte çapul çiverdiler. Siz de kal‘a kapuların açup taşra çıkup ceng …
Hemân hakîr yine minâreden haykırup, "İşte çapul çiverdiler. Siz de kal‘a kapuların açup taşra çıkup ceng etmeğe hâzır olup cümle topları hâzır-bâş edin" deyü {nidâ edüp hakîr kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve ne Hanya ve Varna cenginde görmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… r-bâş edin" deyü {nidâ edüp hakîr kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup
minâreden
pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cengi …
Hemân hakîr yine minâreden haykırup, "İşte çapul çiverdiler. Siz de kal‘a kapuların açup taşra çıkup ceng etmeğe hâzır olup cümle topları hâzır-bâş edin" deyü {nidâ edüp hakîr kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve ne Hanya ve Varna cenginde görmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… kal‘a kapuları dahi açılup derûnunda olan fetâlar cenge kaynaşdılar, ammâ hakîr
minârede
fethhân idim.
Anı gördüm. Tarfetü'l-ayn içre Tatar askeri kal‘a ensesine geldi. Yine küffâr gûnâ-gûn hîle vü şeytanat ile ceng etmede. Hemân kal‘adan yedi sekiz yüz orsa sancak ve bayrakları dikilüp beş altı yerden gûnâ-gûn mehterhâneler döğülürken el-azametullâh kal‘a ensesinden bir kerre Akkirmân ile Paşa askeri Allâh Allâh sadâsına rehâ buldurup gelince derûn-ı kal‘adan gülbâng-ı Muhammedî çekilüp taşrada asker-i İslâm dal-sâtûr-ı Muhammedî ile küffâr içine aç kurd koyuna ve aç koyun tuza seğirdir gibi seğirdüp der-ceng-i evvel cümle asker kal‘ayı ihâta edüp kâfire kılıç urmağa başlayınca hemân kal‘a-i Hasan Paşa altından Nigebolı ve Silisre alaybeğleri dahi atlanup kal‘a kapuları dahi açılup derûnunda olan fetâlar cenge kaynaşdılar, ammâ hakîr minârede fethhân idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… tarafı sivri ve bâğlar tarafı kabağın karnı şeklinde bir kal‘a-i serâmeddir. Bu
minâreden
Belgrad sahrâsının zemîninde olan mezâri‘ât ve çayır ve çemenzâr ve lâle‘ızâr b …
Hemân bir surâhî su kabağı gibi boğazı ince ve Began {kal‘ası} tarafı sivri ve bâğlar tarafı kabağın karnı şeklinde bir kal‘a-i serâmeddir. Bu minâreden Belgrad sahrâsının zemîninde olan mezâri‘ât ve çayır ve çemenzâr ve lâle‘ızâr bâğları ve müşebbek bostânları ebrî kâğız gibi nakş-ı bûkalemûn nümâyândır ve Polata ve Çavka ve Val ve Cân Beğ nâmân kal‘alar cümle dağları ve ormanları ile nümâyândır ve aslâ bu kal‘aya hâ’il yokdur, hemân bir sahrâ-yı sebzezâr u buhayre içre vâki‘ olmuş bir acîb ü garîb kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
enerken yüz beş kademe add etdim, ammâ hakkâ ki serâmed minâre-i musanna‘dır, z …
Ve cümle on iki aded taş binâ minâre-i ra‘nâlar nümâyândır, ammâ cümleden âlî ve mükellef ü mükemmel Bahâdır Geray Hân câmi‘idir kim tûlen ve arzan kıble kapusundan tâ mihrâba varınca yüz elli kademedir. Bu câmi‘in sol tarafında hân-ı âlîşânların namâz kılacak bir musanna‘ mahfili vardır. Ve cümle iki serâmed minâresi vardır, ammâ birini zelzele münhedim etmiş, ammâ sağ tarafında minâresine hakîr urûc edüp şehrin cümle amâristân tarz-ı tavr-ı şekl-i muhammesin seyr [ü] temâşâ edüp minâreden enerken yüz beş kademe add etdim, ammâ hakkâ ki serâmed minâre-i musanna‘dır, zîrâ Sultân Süleymân câmi‘ini İslâmbol'da binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân Ağa ibn A[b]dülmennân'ın kârıdır. Hakkâ ki pesendîde bir müferrah ve dilküşâ ma‘bedgâh-ı zîbâdır. Lâkin bu câmi‘e göre haremi küçükdür, zîrâ şehrin izdihâmı yerinde çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olup cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir câmi‘-i selâtîndir. Hattâ bu şehr içre bu câmi‘den gayri rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr câmi‘-i pür-nûr u ma‘mûr yokdur. Bir fersah yerden kıbâblarının kurşumları şa‘şa‘ verir. Ve mihrâbı önünde biyimler ve bükeçler ve sultânlar medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
… düp iki yüz ayakdır. Ammâ her kademesi üç karışdır. Ve leyle-i mübârekelerde bu
minârede
üç bin kanâdîl yanup nûrun alâ-nûr olur.
Ve bu kapu üzre kal‘a kullesi-misâl bir serâmed üç tabaka bir minâre-i mevzûnu var. Hakîr şehr[i] seyr [ü] temâşâ içün urûc edüp iki yüz ayakdır. Ammâ her kademesi üç karışdır. Ve leyle-i mübârekelerde bu minârede üç bin kanâdîl yanup nûrun alâ-nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y186a ·
metinde göster ·
gayri minâre yokdur. Mescid-i Aksâ'nın ve Sahra-i şerîfin dahi minâreleri yokdu …
Ve bu harem etrâfında bu üç minâreden gayri minâre yokdur. Mescid-i Aksâ'nın ve Sahra-i şerîfin dahi minâreleri yokdur. Ezân-ı Muhammedî bu üç minârede tilâvet olunur kim şehre karîbdir. Ammâ Aksâ ve Sahra bir sahrâda vâki‘ olup minâreler inşâ etmemişler kim şehre ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216b ·
metinde göster ·
… id-i Aksâ'nın ve Sahra-i şerîfin dahi minâreleri yokdur. Ezân-ı Muhammedî bu üç
minârede
tilâvet olunur kim şehre karîbdir. Ammâ Aksâ ve Sahra bir sahrâda vâki‘ olup mi …
Ve bu harem etrâfında bu üç minâreden gayri minâre yokdur. Mescid-i Aksâ'nın ve Sahra-i şerîfin dahi minâreleri yokdur. Ezân-ı Muhammedî bu üç minârede tilâvet olunur kim şehre karîbdir. Ammâ Aksâ ve Sahra bir sahrâda vâki‘ olup minâreler inşâ etmemişler kim şehre ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y216b ·
metinde göster ·
… ‘ minâre-i mevzûndur. Kibâr-ı evliyâullâhdan Kuloğlu gündüz sâ’im gece kâ’im bu
minârede
ibâdet eder. Sulehâ-yi ümmetden azîz kimesnedir. Ve Hak celle ve alâ bu azîze b …
Ve bu câmi‘in üç minâresi vardır. Cânib-i garbında bâb üzre (---) minâresi dörd tabaka bir musanna‘ minâre-i mevzûndur. Kibâr-ı evliyâullâhdan Kuloğlu gündüz sâ’im gece kâ’im bu minârede ibâdet eder. Sulehâ-yi ümmetden azîz kimesnedir. Ve Hak celle ve alâ bu azîze bir savt-ı Dâvûdî vermiş kim nısfu'l-leylde yâ Mevlâ dedikde sadâsın istimâ‘ eden hâbdan bîdâr olup ibâdete meşgûl olurlar. Bi-emri lillâh eyle mü’essir savtı vardır. Ve hakîr bu minâreye çıkup dest-bûsleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların aldık. Sinn-i sâlleri kırka bâliğ değiller idi. Aslâ bir merd ile muhtelit değillerdir. Vâlideciği birer fahfara nân-pâre ve bir pâre gendüm çorbası getirüp iftâr eder. Ve her sene elbette birer seng-i hârâ koyup ol hacerler üzre oturur. Müşerref olduğumuz mahalde yigirmi iki taş olmuşdu ki yigirmi iki seneye işâret idi ki bu çille-i merdânı çekerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
… âlîdir. Ve muvakkit sallî sadâsına rehâ buldurdukda ibtidâ Y 244a şâm içre bu
minâreden
ezân-ı Muhammedî şâyi‘ olur. Her evkâtda onar mü’ezzin gülbâng-ı Muhammedîyi kı …
Ve bâb-ı Kellâsiyye üzre bir minâre-i âlî dahi vardır, bu dahi dörd tabakadır. Ve kulle-misâl bir kulle-i âlîdir. Ve muvakkit sallî sadâsına rehâ buldurdukda ibtidâ Y 244a şâm içre bu minâreden ezân-ı Muhammedî şâyi‘ olur. Her evkâtda onar mü’ezzin gülbâng-ı Muhammedîyi kırâ’at ederler. Bu iki minâre haremin etrâfındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b–Y244a ·
metinde göster ·
Kulle-misâl çâr-kûşe eflâke ser çekmiş bir minâre-i âlîdir. şâm-ı şerîf bu
minâreden
ne cirimde olduğu nümâyândır kim bir sahrâ-yı bî-pâyân içinde niçe kerre yüz bi …
Kulle-misâl çâr-kûşe eflâke ser çekmiş bir minâre-i âlîdir. şâm-ı şerîf bu minâreden ne cirimde olduğu nümâyândır kim bir sahrâ-yı bî-pâyân içinde niçe kerre yüz bin hadîka gülistân [u] bostânı ve eşcâr-ı meyveleri var, dırahtistân içre nümâyân bir şehr-i şöhre-i cihândır kim mülûk-i Emeviyyûnun dârü'l-hilâfesidir. Ebbedallâhu ilâ memerri'ş-şuhûr ve'l-a‘vâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
… ke ser çekmiş minâre-i âlîdir. Beş tabaka kanâdîl cerâğân olur. Mısır içinde bu
minâreden
âlî minâre yokdur.
Ve mihrâb dîvârı üzre iki minâre-i âlîsi vardır. Sol tarafındaki Defterdâr İbrâhîm Paşa asrında münhedim olup esâsından bir minâre-i cedîd inşâ etmişler, ammâ iki tabaka alçak minâre olmuşdur. Ammâ sağ tarafdaki eflâke ser çekmiş minâre-i âlîdir. Beş tabaka kanâdîl cerâğân olur. Mısır içinde bu minâreden âlî minâre yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95b ·
metinde göster ·
… minâre-i şîrînkârî ile münakkaşdır. Cemî‘i minârelerden birer şemme ma‘rifet bu
minârede
mevcûd üç tabaka bir serâmed minâre-i ra‘nâdır.
Ammâ nûr-ı mahzdır, cümle der-i dîvârı yeşim harkânî ve sommâkî ve mermer-i ebrîler ile kaplıdır. Mihrâbı ve minberi sihr-i mübîndir. Lâkin kârgîr toloz-binâ değildir, cümle tavandır. Ve hareminde Hanefî lüleleri ve birkaç nahl-i hûrmâsı vardır. Ve kendüleri tarîk-ı âm üzre bir kubbe-i âlîde âsûdedirler. Ve bir minâre-i şîrînkârî ile münakkaşdır. Cemî‘i minârelerden birer şemme ma‘rifet bu minârede mevcûd üç tabaka bir serâmed minâre-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
… ca elli kademe bâlâdır. Ve her kademesinin kaddi birer zirâ‘ bâlâdır. Ammâ öbür
minâreden
çok alçakdır. Ve mezkûr minârelerin ikisinin dahi alemleri yokdur, ancak tâ zir …
Ve sol tarafdaki minâre dahi çâr-gûşe Y 285a kulle-misâl iki tabaka kâr-ı kadîm minâredir. Aşağı soffasına varınca elli kademe bâlâdır. Ve her kademesinin kaddi birer zirâ‘ bâlâdır. Ammâ öbür minâreden çok alçakdır. Ve mezkûr minârelerin ikisinin dahi alemleri yokdur, ancak tâ zirve-i a‘lâlarında Bektaşî külâhı-misâl terk terk binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y284b–Y285a ·
metinde göster ·