… p tîz sûk-ı sultânîye gelüp bir miskâl misk-i Hoten alup bir yük nârı dâneleyüp
misk ile
bir gece nâr yatup ale's-sabâh ki olur Sa‘d[î]zâde sâhib-i hâneye,
Sa‘dîzâde "N'ola?" deyüp tîz sûk-ı sultânîye gelüp bir miskâl misk-i Hoten alup bir yük nârı dâneleyüp misk ile bir gece nâr yatup ale's-sabâh ki olur Sa‘d[î]zâde sâhib-i hâneye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi. Evveli Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm-i Yunaniyân, peygamber derler, ammâ lağv kelâmdır demişler. Hazret-i İsâ âlem-i sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile hem-celîs idi. Habîb-i Neccâr şehâdetinden sonra niçe zamân seyâhat edüp müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) mu‘ammer olup bu Nakura'da şehîd olup bu mahalde kavm-i Nasârâ defn edüp üzerine kayasıralardan bir kral kubbe-i âlî ve bir bâğ-ı İrem zeytûnlı ravza-ı cinân binâ edüp imâr eder. Hâlâ cemî‘i millet-i Nasârâ'nın ziyâretgâhıdır. Ümmet-i Muhammed'in ziyâretgâh [u] ârâmgâhıdır. Niçe yüz dervîşân-ı Dürüzî-mezheb fukarâları vardır. Kubbe-i pür-envârının içi gûnâ-gûn şem‘-i asel ile müzeyyendir. Ve şem‘dân ve halîçe ve çerâğdânlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki kandili ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu işe me’mûrlardır. Zîrâ bu diyâr zeytûn ve zeytûn yağından ibâret olmağın her kurâdan niçe yüz miskete ile zeytûnyağı gelüp kanâdillere yakarlar. Ammâ garâ’ib budur kim diyâr-ı Frengistân'ın İşpaniye ve Ceneviz ve Portugal ve Dış Fransa ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk ve İsfeçe ve Cevle ve Nemse ve İngilis ve gayri bilâd-ı nasârâlardan bu Şem‘ûn-ı Safâ kanâdilleriyçün zeytûnyağı nezerâtların cerre ve tulumlar ile tâ dip Frengistândan deryâya bırağup bi-emrillâhi Te‘âlâ bu Şem‘ûn-ı Safâ'nın yatduğu Nakura dağının kenar-ı deryâsına gelüp elbette her sabâh Şem‘ûn fukarâları sâhil-i bahre varup birer ikişer tulum zeytûnyağı gelüp alırlar, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
Sudan gayri bu şehirde her ne murâd edinsen bulunur, illâ su bulunmaz.
Miskâl ile
su bulunduğu ecilden bu şehirde aslâ çeşme ve sebîlhâne ve hammâm yokdur.
Sudan gayri bu şehirde her ne murâd edinsen bulunur, illâ su bulunmaz. Miskâl ile su bulunduğu ecilden bu şehirde aslâ çeşme ve sebîlhâne ve hammâm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
Ve kâmil üç yüz metîn bâzergân mahzenleridir. Ve kırk kahvehâne ve yetmiş sâbûnhâne ve iki yüz meyhâne ve yigirmi bozahâne ve yigirmi boyahâne ve bir çârsû sarrâchâne ve bir şem‘ahâne ve bir gümrükhâne vardır. Lâkin bezzâzistânı yokdur ammâ benî âdemin eceline dermân cân otu hânlarda mevcûddur. Ve mürde cisme hayât verüp pîri cüvân eden dilber lebi ve kuş südü ve âdem südü bulunur. Bir diyârda âdem südü miskâl ile satıldığın görmedim, illâ İzmir'de gördüm. Ve arslan südü dedikleri şarâb-ı bî-hicâbdır. Hicâbı ve katresi ref‘ olunmasıyçün taraf-ı şehriyârîden hatt-ı şerîfler vârid olup ale'l-ûmum meyhâneler ref‘ olunup bâde-nûş birâderler ale'l-ittifâk bozaya bozulup düzüldüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47a ·
metinde göster ·
Hâssa: Ve başın tuzlayup nısfın er ve nısfın avret
misk ile
götürseler birbirinden aslâ ayrılmayalar, gâyet mücerrebdir. Ammâ yemeyeler, be …
Hâssa: Ve başın tuzlayup nısfın er ve nısfın avret misk ile götürseler birbirinden aslâ ayrılmayalar, gâyet mücerrebdir. Ammâ yemeyeler, belki âdem helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164a ·
metinde göster ·